Wednesday, September 26, 2007

Deuss Ex Machina # 184 - Melodika Teorika, Alternatürk Özel

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_184_--_Melodika Teorika, Alternatürk Özel

24 Eylül 2007 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-tatu fly?-In This Room (Elec-trip Records)
>2<-Selim Demirdelen-Mo Şibi Hat Aito (Elec-trip Records)
>3<-Dar Beida 94 vs Mercan Dede-Zefir (Doublemoon)
>4<-DJ Rupture & DJ N-Ron vs Burhan Öçal & The Trakya All Stars Featuring Smadj-
Çiftetelli (Doublemoon)
>5<-Cypress Hill vs Mogollar-Sureyya In The Brain (DJ Fattish Remix) (CD-R)
>6<-Style-IST vs Replikas-Zift (Doublemoon)
>7<-Umut Gökçen vs Baba Zula-Cecom (Doublemoon)
>8<-Raw-Solid (Grammafoon Recordings)
>9<-Umut Baş-The Hoop (CD-R)
>10<-DJ Tutan-Orhangazi (Sun Mix) (Tutanmusik/CD-R)
>11<-Doğukan İres-What Is Love (Bosphorus Underground)


Melodika Teorika, Alternatürk Özel Bölüm(184) – Düşlenen Gerçeklik, Yadsınan Kimlikler Hararetin Peşinde Koşar Adım Işık Aranıyor.Melodramatik Düşler Çözecek. Bu Kaotizmi (NuaTripæ)

>>>>>Bildirgeç
Kimlik. Atfedilmiş, belleğin daha Dünya’ya “ceee” derken üzerine kaplanmış alaşımı. Aidiyetlerin, geleneksel devamlılığının, kültürel alt yapıların devamlılığını sağlayan unsur. Post modernist gerçekliğin içerisinde, yaşama tutunabilmek için ait olmamız gerekli “komünal” yapıların dahi kodlandığı, yaşayacağımızı iyi /kötü deneyimlerin belleğin “ram”ine nakş edildiği “kimlik”. Var ettiğimiz için değil, hali hazırda üzerimizde ihalesi kaldığı için topyekün zihinsel çatışları yaşamamızı olası kılan çeşitlendirme aracı. Kesin ve net olan ise aidiyetlerimiz, ananelerimiz ve mutlak modernizm bir pota içerisinde eriyik bir hal ile bütüne bir türlü ulaşamıyor. Bir olmak o kadar zorlaşıyor. Hep bir defonun varlığını kanıtlamak istercesine, önerilerimiz ötekinin açıklarını ortaya çıkartma üzerine yoğunlaşıyor.

Toplumsal teamüller derken, kasıtlı bir biçem ile kendi ayaklarımıza sıkılan kurşunlar “çın çın çın” sesleri ile vadilerin derinlerine inmenize gerek kalmadan, havadaki gri tonlamayı yakalamanızı sağlıyor. Bilgi ne kadar çabuk kirletilirse, dezonformasyon ne kadar uygun ölçülerde sunulursa, hazmı da kolay olduğundan hüsn-ü kabulü de kimlik tarafında daha çabukça hatim ediliyor. Yüzeyselliğin sığ sularında dolanan birey, atfetmiş olduğumuz tüketim kültürü potansiyellerinin kendisine de sağlanacağı gayesi ile (zannederek) bu yansıma ve yansıtmalara sessiz kalır. Bireysel gelişim keşke bu kadar kolayca, üstünkörü “üç maymunu” oynayarak elde edilseydi. Alışkanlıkların kolayca terk edilemediği, önyargıların devam devam sonsuza kadar soap-opera kıvamına ulaştığı “modern” yaşamda “birey”de deneyin kobayı olma sıfatını kimseciklere bırakmamasının da altında yatan tek neden görece bu gecekondulaşmış gelişim midir? Tüm bu karmaşanın neticesi olarak skor tablosuna baktığımızda ise kaybeden maalesef “küre, küresel orta oyunun” figüranları olan hükmen mağlup halk tabanları değildir de kimlerdir?

Sebat ettiğimiz ve içselleştirdiğimiz “huzur ve anlayış” giderek yalıtılmış, içerdikleri tanımların bariz bir biçimde nötrlendiği, beynin kavislerinde dolaşan “virüslerin” istilasına uğratıldığı bir fiil “taciz” edildiği birer metafora dönüşmesi de kimliğin öz niteliklerinde çok rahatça gözlemlenebilecek değişimleri gözler önüne seriyor. Süreli veya süresiz, planlı veya plansız her bir durumda yıpratılmış olgularımız kayıp edildikçe kaybedilen, bellek hasarının telafisi ise “şimdiden” sonra nâmümkün. Us’un ulaştığı düşünsel yeterlilik, sömürünün getirisi ile beraber giderek “bulanık”, “öneri ve çözümlere kapalı”, “dediğim dedik; çaldığım düdük”, “bir ben var benden içeride tıpkı neo, o da feysibook” gibi toptan “trash” olmaya doğru seyrelten, öznitelikleri oluşturan kültürel birikimi de birer birer “haşat” ettikçe, sade suya tirit boş bakışlar daha çok karşılaşacağımız “gerçeğimiz” olacak, oluyor, oldu bile.

Büyük üstât Çetin Altan’ın yazılarında sıkça kullandığı bir deyimi de kullanalım: “Enseyi Karartmayın”. Her şey bu kadar ters köşeye yatmış olmasına karşın sağduyunun kendini ince bir yoldan bizlere kendini gösterdiği evrelerin de varlığını inkar etmememiz lazım gelir. Üstünkörü bilgi topaçlamalarının, varsıllığına gölge düşürecek kadar aşağıları yoklayan temas önderlerinin, kendim pişirdim, hepiniz de yediniz Afiyet olsun sufleli katakullilerin dahilinde bile, ümidimizi korumamızı olanaklı kılan işler ve açılımlar kültürel bazda kendini biz okur / dinleyicilerle buluşturmaya devam etmekte. Yılgınlığın enterese edilmediği bir saha olan sanat bütün bu kaotizmin içerisinde “hala doğruların” tüketilmediğine işaret ediyor olması, en azından sonumuzun gelmediğini kesinleştiriyor. En yalın tanımlamalar ile kurgulanmış bellek dokümanlarından, yıllarca dillerde yer etmiş şarkıların yeniden düzenlenerek paylaşılması neticesinde hatıratların canlandırılma çabası, ferdi kazanımlardan çok ortak bir başarının ortaya konulmasını amaç edinen enstalasyonlar, biçimlendirmeleri ile yöneldiğimiz yanlışları da ortaya sermekten çekinmeyen, sinematografik kurgular, tümceyi toparlarsak da kültürel mecralar ile baskın olan samimiyetsiz “karbeyaz medya”nın göstermediği tüm unsurların paylaştırılması. Enikonu tartışılabilirliğinin sağlanması, alt okumaları ile aslında neredeyiz? in sorgulanması gibi pek çok farklı üniteyi bir arada barındıran bir izlek çıkmakta.

Hatırlayabileceğiniz üzere bundan birkaç hafta evvelinde Elec-trip Records etiketiyle yayınlanmış bir çalışmayı sizlere önermiştik. Toplama albüm geleneğinde alternatifi arayıp dinlemek isteyenler için bulunmaz nimetlerden biri olarak “İstanbul Calling Vol.2”.Bu hafta da canlı olarak gerçekleştirdiğimiz Deuss Ex Machina’nın 184. bölümünde İstanbul’un seslerini ortaya çıkarmaya sebat etmiş müzisyenlerden ve müziklerden bir seçki ile sizlerle beraber olduk. Uzunca değinmeye çalıştığımız ve farkında olabilmenin getirisi ile beraber ters giden şeylere karşı bir duruşu, İstanbul’un güzelliğinin yanı sıra, giderek metropollere hasıl olmuş rahatsızlıklarını duyumsayabileceğiniz, örtünerek değil açık açık irdeleyerek tasavvur eyleyen ses dehlizleri bizleri bu programımızda da yalnız bırakmadı. Lâf’ın güzelliklerinden, unutmaya başladığımız zengin kültürel ayrıntılar, modernizm çıtasını ortaya çıkartırken tekrara düşmeden kotarılan yeni önermeler, dans edilebilir formların da bütünlemeleri Alternatürk serimiz içerisindeki çalışmalarımıza bir örnek daha eklemleyebilmemizi olanaklı kıldı.

Bu minvalde değinmek istediğimiz bir projeyi de bu haftaki önerimiz olarak sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yayınlamış oldukları her bir çalışma ile alternatif ses neşriyatçılığı kimliğini daha da perçinlemiş bulunan, yeni isimlerin ciddi anlamda kendilerini gösterebilmeleri için bir şans olarak atfedebileceğimiz bir çatı olan Doublemoon etiketi son çalışmalarından “Doublemoon Remixed” toplama albümünde yeni önermelerin bizlere ulaşmasında aracılık etmeye devam ediyor. Genelinde İstanbul çıkışlı, derinlerinde ise Edirne’den Kars’a kadar engin coğrafyanın içine sinmiş olan türlü çeşit sesler kendilerine yeni kıyafetlerinin içinde bizlere takdim ediliyor. Eserlerin orjinalliği korunurken, bir diğer yandan katılmış olan her bir öğe ile gerçek bir modernizm yakalanmaya çalışılıyor. Kozmik ses evreninin de enginliğine sığınarak yapılandırılmış olan kompozisyonlar, içte ukte bıraktırmayacak kadar berrak ve net sonuçlar vermesi açısından dahi irdelenmesi gerekli bir çalışma “Doublemoon Remixed”

Doublemoon, katalogu içerisinde yayınlanmış bulunan albümlerden seçilmiş parçalar, özümüzden farkında olmadan ayrıştırıldığımız, giderek yeknesak olan “bütünlüğün” de farklı seslerini yeniden hissetmenizi olanaklı kılıyor. Müzikal yapılandırmaların, kurallara bağlı kalmadığının da ve geliştirilmeye müsait olması neticesinde her bir parça farklı bir mizansenden kulaklarımıza sunuluyor. Söz konusu olan aşinalık sahibi parçalar olunca da bu iki kere daha dikkatli olunmasını gerektiriyor. Ancak, bu çalışma içerisinde hataların minimumda kalmış olması, yeni isimlerini duyacağınız pek çok yorum tüm bu endişeyi geçersiz kılıyor.

Sevgi temasının, diğer bütün şeylerden ayrıştırıldığı, Allah’a olan bağlılığın kademelerinde sınırsızlığı betimlerken sevgi unsurundan beslenmiş zamansızlığın filozoflarından Mevlana’nın öğretilerinin izlerinde şekillenmiş “sufizm”i elektronik müziğin tınıları arasında yıllardır derleyen Mercan Dede’nin “Nefes” albümünde yer edinmiş “Zefir” parçası Dar Beida 04’ün düzenlemesinde evrilerek, içsel yolculuklara çıkmanızı, en önemlisi bazen çok lazım olan huzuru yakalayabilmenizi sağlıyor. Abderrahim Akkaoui ve Pat Jabbar’dan müteşekkil Dar Beida 04 (Casablanca)’ün müziğinde hasıl olmuş olan ambient sentezlemesi bu ortak çalış içerisinde de kendini hissettiriyor.

New York’lu DJ/Rupture ile DJ N-Ron Hubbard’ın Burhan Öçal & The Trakya Allstars Feat. Smadj’ın “Çiftetelli” düzenlemesinde de “grime” kolajı ile oryantalizmi bütüne ulaştıran bir dinlence ortaya çıkartıyor. Alt yapıların “deforme” edilmesi ile şehrin kakafonisinin bir arada yapılandırılması nitelik açısından müziğin farklı biçimlendirmeler içerisinde dahi özü yakalayabilmenin hala olasılıklar dahilinde olduğunu beyan ediyor. Keza aynı durum aksak ritimlerin coşkunluğu ile donatılmış daha kısa söylemi ile Breakbeat buluşmasına olanak sağlayan Replikas’ın “Zift” parçasında Style-IST’in DJ setlerinden kulaklarımıza yerleşmiş olan enerjik tamlamalarını ve parçanın orijin halinde bulunan öfkeyi taşıması bakımından düzenlemeler içerisinde farklı bir konumlandırmayı işaret ediyor. İngiltere’de hemen hemen her hafta yayınlanan Indie-Rock vd. toplulukların Breakbeat düzenlemelerinin plakları ayarında ustaca yerleştirilmiş sekanslar, ümit ediyoruz elektronik müzik dinleyicileri için de iyi bir deneme olarak değerlendirilecektir.

Alternatif müziğin ülkemizde yaygınlaşmasında, emekleri yadsınamayacak, alameti farikaları olarak belleğe yer edinmiş halk müziği öğelerinden beslenip “kentli” bir müziğin icracısı olmuş Baba Zula ekibi de “Cecom” parçası ile “Doublemoon Remixed” toplama albümünde yer almakta. Kentli bir ağıt olarak da nitelendirilebilecek, her dinleyişinizde içerdiği hüznü “Brenna McCrimmon”ın vokalleri ile de çarpıcı bir biçimde hissetmenize olanak tanıyan “Cecom”, Kurban grubundan tanıyabileceğiniz Umut Gökçen’in elinde, elektronik tandanslı bir melodrama dönüşmesini deneyimleyebilirsiniz. Elektronik müziğin şimdisinde, ülkemizden çıkan işler arasında adını daha fazla duyurabilmesini temenni ettiğimiz Gökçen’in vokallere neredeyse hiç dokunmadan, bu kadar bariz bir değişimi kotarabilmesi, alternatif kurgulama biçemleri konusunda sıkıntıya düşen üreticilere de yol gösterebileceğinin altını çizelim.

Tasarımlarından,içerdiği sanatçıların ve prodüktörlerin çeşitliliği ile var edilmiş olanı bir seviye yukarıya taşımayı amaç edinmiş bir aracı “Doublemoon Remixed”. Deneme ve geliştirilme aşaması ile her daim çerçevelenmiş ve sınırlandırılmış olan bakış açılarının dışında dinledikçe daha çok sevilecek, merak uyandıracak çalışmalardan. “İstanbul Calling Vol.2” (Elec-trip Records) ile beraber son aylarda yayınlanmış özgün işlerden. Kentsel dönüşümün ve kimliğin yapılandırılmasında unutulmaması gereken bir bağlaç olan müziğin bizlere daha çok yeni açılımlar getirmesi dileğimizle...

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Doublemoon
tatu fly? At Myspace
tatu fly? At Türk Rock Grupları
Selim Demirdelen At Myspace
Selim Demirdelen
Dar Beida 04 At Myspace
Dar Beida 04 At Barraka
Mercan Dede At Myspace
Mercan Dede
DJ Rupture At Myspace
DJ Rupture
DJ Rupture Mudd Up! Show At WFMU
DJ N-Ron At Myspace
DJ N-Ron At Undivided
Cypress Hill
Cypress Hill At Myspace
Moğollar
DJ Fattish At Myspace
Sureyya In The Brain Video At MTV Türkiye
Sureyya in The Brain Artist Spot On Youtube
Style-IST Söyleşisi TurkishTime
Replikas
Umut Gökçen At Myspace
Baba Zula
Baba Zula At Myspace
Baba Zula Cecom (İstanbul Hatırası)
Raw / Havantepe
Grammafoon Recordings At Myspace
Sublime Porte
Umut ((ElectronicWaves))
Umut Baş At Myspace
DJ Tutan At Myspace
Tutanmusik
Doğukan İres At Myspace
Boshporus Underground At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.
Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Timeless by Keep Clubbin
© http://keep-clubbin.deviantart.com/

>>>>>Poemé
İçerik Tudor ARGHEZI

Toprak, tarlalar, hasatlar,
Hepsi benim omuzlarımda,
İnsanlar, sürüler ve hayvanlar,
Saban izleri,
Daracık yollar ve saz damlar.
Sis, yağmur ve rüzgâr
Hıçkırıklar, korku ve acı.

Nasıl sığdı içime ülkem?
Nasıl toplandı her şey üzerinde küreğin?
Ormanlar nasıl toplandı köhne vazoda?
Ve bütün deniz bir su bardağında?

Ben de
Aynı çamurdanım onlarla,
Hepimiz paçasıyız Tanrı' nın.

Muzaffer Uyguner’in çevirisiyle

Sunday, September 23, 2007

Mikro Minimalizm vs Detroit Teknosu + Felsefe = Akufen

Akufen - At Balans Tonique (21.09.2007)

Modern minimal müziğin, bireysel bir çıkarım neticesinde kültürel anlamda ilerlemesini sağlamış bir isim Akufen. Bireysel çünkü; ses örneklemlerinin hazırda olanını kullanmak yerine günün herhangi bir vaktinde elde edilmiş doğal sesleri, radyo frekanslarını, bilimum tını arz eden yapıları sıfırdan imal / kayıt / takip eden bir prodüktör. “Micro-Sampling” üstadı. Homojen bir dengeleme ve gözlem yeteneği ile tınıları birbirleri içerisinde eriyik bir dans müziği üreten, ara kesitler ve çıkışlar ile “ambient” sularına da duhûl olmuş bir müziğin üreteci.

Viran bir şekilde tek bir izlek üzerinde ilerlemek yerine somut olarak algıladığımız pek çok hayati durumu irdeleten, perspektifler Akufen’in müziğinin genel çatısını oluşturuyor. Bu satırların yazarı olarak internet üzerinde yayınlanmış olan ilk makalemizin (x-ist.com) konusunu oluşturmuş Akufen için daha fazlası üretilebilir tüm bu sözlerin. Geçtiğimiz Cuma akşamı Balans Tonique’de gerçekleştirilmiş olan Auf Entertainment’ın gecesinde dj seti ile bizlerle beraber olmuş Akufen’in (Marc Leclair) müziğinden arda kalanları sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Minimal üst başlıklı ve şimdilerde elektronik müzik sahnesi üzerinde belki de en çok ilgi uyandıran ve bir nev-I trend olmuş bir müzikal janr durumunda olan bir müzikal kolaj içerisinde Akufen’in benzeşsizliğini belirtmekte fayda var. Söz konusu tüketim toplumunun getirilerinden birisi olarak hızlıca üret / çabukça tüket kolaycılığına sığınmayışı ve beş sene öncesinde yayınlanmış olan “My Way” debut albümünün köklerinde yer alan seyyahlık ve kaşiflik setinin içerisinde de kendisini, diğerlerinden ayırt ettirmeyi başartan en önemli ayrıntıyı oluşturuyor.

Dub Kult’ın kurucusu olduğu “Living Records” etiketinden 1914 EP’si ile İstanbul’un gizli kalmış elektronik müzik üreteçlerinden birisi olarak kayıtlarını yayınlamaya başlamış olan “Taylan”ın ev sahipliğinde gecenin açılışı gerçekleşti. Türü kombine eden ve “öz niteliklerini” barındıran tını dehlizleri ile kotarmış olduğu set Taylan’ın üretmiş olduğu müziğe de paralel bir bakış atabilmeyi, ana yemek olarak dinlenecek olan Akufen’in seti öncesi leziz bir başlangıcı oluşturdu. Söz konusu “minimal” takısı görece anlamlandırmaları itibariyle agresifliği iyi ayarlanmış bir ses dehlizi ve Taylan bu enginlik içerisinde boğdurmadan, serin serin bir set icrası ortaya çıkarttı.

Akufen At Balans Tonique

Saatlerin gece yarısını çoktan geçtiği sırada, Akufen’in “deck”lerin başında görünmesi ile beklenen buluşmanın gerçekleşmesi heyecanı içerisinde gelen her parça ile zihnimizde tahlillere gark olduk. Alternatif ses kuramcılığı geçmişi ve kayıtlarında yer edinmiş olan çoğulcu kompleksler ile elektronik müziğin “niş” bir hal altında ama dikkatinizi yoğunlaştırdığınızda eğlendirici, yer yer köklerin izlerini de barındıran dj set minimal akıntının “techno” suretlerini birbiri ardına sıralanmasıyla ustaca kotarılmış bir müzik ziyafetine dönüştü.

Dış kaynaklı müzikte, Türkçe kaynak olma konusunda çabaları ile takipçisi olmaktan kıvanç duyduğumuz ve her seferinde sizlerin de dikkatine sunduğumuz “Proodos” güncesinden Sühan Gürer’in önümüzdeki günlerde sitesinde yayınlanacak olan Akufen röportajında da genişçe yer bulacak tahlillerinde de belirtmiş olduğu üzere Müzik salt bir eğlendirici unsur olmanın dışında içinde felsefik damıtımları da barındıran, hayatla mücadelesi hiç kesilmeyen, muhalif yönleri eleştirmekten çekinmeyen bir bütün olduğunun üstünde ısrarla durmasının da yanıtları dj setinin içerisinde birer kimliğe ve somutluğa kavuşuyordu.

Düz hatlar ile örülen, ses tavırları ve kimliği oluşturan alt müzikal açılımlardan beslenen Akufen’in son bir müjdesini de vererek yazımızı bağlayalım: 2008 yılı Ocak ayından itibaren stüdyoya girecek olan sanatçı (arada çıkartmış olduğu belgesel kayıt Marc Leclair-Musique Pour 3 Femmes Enceintes (Mutek_REC)) ikinci uzunçaları ile beş senenin ardından yine çok tartışılacak, özenilecek, örneklenecek önermelerini pardon parçalarını biz dinleyicileri ile paylaşacak. Minimalizm akımının gizli dehlzilerinde ses keşifleri için bu hattan ayrılmayınız.

Thursday, September 20, 2007

Deuss Ex Machina # 183 - I Nemici Pubblici Hanno Distrutto La Nostra Terra

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_183_--_ I Nemici Pubblici Hanno Distrutto La Nostra Terra

17 Eylül 2007 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Guest : Sühan Gürer From Proodos / Kese Kağıdı
>1<-Phuture-Acid Tracks (Trax Records)
>2<-Fast Eddie-Acid Thunder (D.J. International)
>3<-Shlomi Aber-Freakside (Gel Abril Acid Rework) (Ovum)
>4<-Roberto Rodriguez-The Days We Lost (Frisbee Tracks)
>5<-D-Mob-We Call It Acieeed (FFRR)
>6<-Armando-Downfall (Trax Records)
>7<-The Ace Of Clubs-Patriotic Acid (Firstcask Records)
>8<-Josh Wink-Higher State Of Consciousness (Manifesto)

Listelenmiş olan parçaları Rapidshare üzerinden indirebilirsiniz.

I Nemici Pubblici Hanno Distrutto La Nostra Terra Bölüm(183) – Semada Yükselen Ses Tonları Kesik Kesik Bir Örtülemeyi Barındırıyor.(NeuaTrauM)


>>>>>Bildirgeç
Gerçeklik. Bize çarptığı anda ortaya çıkan en somut örnekleri ile en keskin unsur. Viran bir şekilcilikten ziyade, öz duruşu yıkarak ve giderek bir örnek patronajlar ile hatim indirir gibi okuduğumuz “boyalı-ağdalı” koskocaman basınımız, öte yanda hiç durmamacasına hayatın zevk-ü sefasında dolaşan bir ülkede yaşamaktaymışcasına milyon dolarların kelam edildiği hiçte adil olmayan “maket-ev” satışlarından, insanların en vahim durumlarından egzotik bir keşiftmişçesine sömürerek yansıtan “reyting-reyting sonsuza kadar reyting” düellosu ile dopdolu 7/24 televizyonlarımız. Kin ve nefretin her daim biç biçem bularak karşımıza yapıları tetikleyen, kenarda bekleyipte kurulu düzeneklerinin çalışmasını bekleyen “piyon piyon on yüz milyon piyon” adam/personalar için bir vesile teşkil etmesi. Gerçekliğin sınrılarını imleyen, sağaltıcı olmaktan öte bir haz objesine dönüşmesine yol açan kaideler bütünü.

Düşünsel yetinin pek de tatminkar kılınmadığı, anlaşılabilirliği iki cümle arasındaki noktalama sayısının bir kaç kelimeye indirgendiği bu “ultra” sanallığın içerisinde aymazlığın kendini göstermesi, gerçekliği daha çabuk fark etmenizi olanaklı kılıyor. Sözün ağızdan istenilerek çıkılması bir yana bunu onaylamadan konuşabilmek bile epeyce zor iken, şimdilerde ortalığı harlayan, devri daimin düzenini bile yörüngesinden alıkoyan gelişmeler gerçekleşiyor. “Gerçek” hiç bu kadar acıtıcı bir biçem içerisinde karşımızda olmamıştı. Kindarlığın giderek kabul görür bir ölçü biçemi olarak ayırt edilmesi, onanma ve onaylanması şimdinin “1984” lerinde derin derin dezonfarmasyon soslu bilgileri kavramaya çabalayanları etkisi altına alıyor. İstem dışı tek bir kelam edilememesine rağmen, yaradılışa inat “yanlışlıkla kaçtı, ama öyle değil işte böyle” gibi kurtarmacalar da bu siperler arasında gezinen vızıltıların birer yankısını oluşturuyor.

Barış ile savaşın birbilerini itekleyen “gerçekliği” ve “ying-yangı” gibi, doğallığı dışlayan ve irrite edici bir sunumlandırma ile halkın arzusu olarak nakşedilen bu mudur? Savunma mekanizmalarının, homojen dengelerin alt üst edildiği, çıkarın her bir kulun çabası ile oluşturulan ortalamaları darmadağın ettiği, en üzücüsü ise tarumar edilmiş birliktelik / mozaik / yelpazenin tümden zapturapt altına alınması. Kalabalıkların kültürü ile beraber geliştirilmiş afyonlama yöntemi bu “gerçekliğin” en olmazsa olmazı baş aktörlerini karşımıza çıkarıyor. Karabasanların, öcülerin birbirleri arasında zerre fark bulunmayan insanların mezhepleri, etnik unsurları neden eşilip durulur? Sakızların içlerinde çıkan fallar gibi bir gün öylesi bir gün böylesi ama yok bunlar gibi hinlisi diye diye, kim kalacak a dost ?.

Aziz Nesin’in tespitlerinden dolayı tahammuden kasıtların ortaya atıldığı, yargılanıp imha ve göz göz simsiyah torbalara aktarıldığı, basılı yayınlarının bile kara kara kaplamalar ile saklanarak okunduğu günleri geride bıraktık derken, hinliğin merkezinde hep o ötekiler var, onlar varya ah onlar yalancı dolmalar, serenatları artık daha sıklaşır, belrigin bir biçimde bir gün kapımıza kadar dayanacak aymazlığa ulaştı. Söz konusu müzik ile fikriyat açılımı olunca da hicivin yerini karalamalar aldı. Deuss Ex Machina içerisinde bir tavır olarak, halkların (uç uca değil gerçek bir gönül bağı) birlikteliğini ara pasajlar ile, görüşlerin birbirlerine bağıra çağıra değil usulca yorumlanması gerekliliğinin altını defalarca çizdik. Gün gelipte dönüp battığımız bu bataklıkların içerisinde kaybolmamız bir “gerçek” olmaz umarız.

Müziğin özünde var olan protestliği, eleştirel bakışı, potansiyel ayrıştırımları değil bir olma unsurunu en yalın halleri ile paylaşıyoruz. Şimdilerde ise gerçekliğin acı yüzlerini müzik notaları arasında görmek ise gerçekten can yakıcı bir hale dönüştürüyor tüm bu çabayı. Elzem olan ise “sus” işareti yapanlara karşı daha çok anlatabilmek, ötekini anlayabilmekten geçiyor sanırız. Yüzeysel şekilciliğin ötesinde bir bukle de olsa adımlayabilirsek ne ala. Deuss Ex Machina’nın bu hafta gerkeleştirdiğimiz bölümünde de bu minvalde, elektronik müzik tarihçesi içerisinde imzasından, müzikal izleğine verdiği mesajlardan aldığı tepkilere kadar gerek sosyolojik, gerekse de toplumsal bir dönüşümün anahtarı olan “Acid” müziğinin 20. yılını irdelemeye çalıştık.

Yaptığı çalışmalar ile internet üzerinde Türkçe müzikal bilgi arayışı içerisinde olan pek çok dinleyicinin başvurduğu bir kaynak olan Proodos güncesinin ardındaki isim Sühan Gürer’in konukluğunda bir saatlik süre içerisinde, “Acid”in 20 yılını incelerken yukarıdaki değindiğimiz ayrışımlara ve “gerçekliğe” dair notlarımızı da paylaşma imkanına sahip olduk. House müziğinin önemli çıkışının ardından gelen ikinci büyük dalga olan “Acid” kıvılcımının yayıldığı Amerika’daki resmen olmasa da “devrim” sayılabilecek güncesinden, modern elektronik müzik konusunda bir işarete ihtiyaç duyan Avrupa içerisindeki yorumlamalara dair pek çok farklı bağlantı ile müziğin sadece müzik olmadığını tekrardan hatırladık.

Roland’ın meşhur 303 syhthesizer’ının nasıl bir kuşağı etkisi içerisine aldığının somut örnekleri ve müziğin yayılımı ile beraber bir mit olmaktan çıkan uyuşturucu kullanımının yaratmış olduğu toplumsal problemler tüm bu etmenlerin bir kronolojik derlemesini aşağıda yer alan ağ bağlantısından Proodos bağlantısından göz gezdirebilirsiniz. Ritmik akustiğin giderek mekanikleşmesinin ve karşıt duruşluk anlamında yalıtılmışlığın vermiş olduğu o o azınlık hissiyatını irdeleyen formüller, çağrıştırma ve direk mesajları ile Acid aslında bir fenomen olarak değerlendirilebilir. Marshall Jefferson’dan, Frankie Knuckles’a, Lil’ Louis’den, Armando’ya pek çok prodüktörün neşriyatları kültürel bağlantıları ile modernelşemenin getirdiği kaotizmi de yansıtan birer manifestoya dönüştüler.

Bugün müzik sektöründe olduğu üzere çabuk tüketilmelik değil, anlaşılabilirliğini sınayabilmek için daha çok çaba sarf etmeniz gereken kayıtlar “Acid”in Amerika serüveninde karşılaştığımız önemli bir anketot. Programımızın açılışında da belirttiğimiz üzere, Phuture (Earl "Spanky" Smith Jr. & Damon "Proffessor Traxx" Neloms ve DJ Pierre ilk kadrosu)’un bugün bile yeraltından yükselen dans müziğinde bir başlangıçı oluşturan ve bize gore türe de ismini vermiş parçalardan bir olarak atfedilebilecek “Acid Tracks” parçası 12.30’luk süresi ile dijitalize ozanlığın temellerinin 1987’lerde atılmış olduğunu ayan beyan ispat ediyor. Chicago’da yayılımının ardından kendini New York’un nispeten sosyo-elit kulüplerinde de kabul ettirmeyi başaran Acid akımı, kendine rota olarak o dönemde henüz yeni yeni şekillenen Ibiza’yı hedefleyerek Avrupa’nın da sınırlarına ulaşmış olur. Paul Oakenfold, Danny Rampling gibi bu yeni akımın sınırlarını, bir tatil beldesinde keşfeden İngiliz DJ’ler’in “Acid”I İngiltere’ye taşımalarıyla bugünkü “Clubland”in en önemli sacayaklarından birisi oluşturulmuş olur. Keza bu geri dönüşüm neticede İngiltere gibi müziği enine boyuna tartarak dinleyen, meraklı ve ilgili dinleyicileri için de yeni bir parallel olarak benimsenir. Rave’lerin ve büyük depolarda gerçekleştirilen partilerin de etkisiyle bu akımın sembollerinden birisi olan Mr.Hoffman karakteri de giderek Krallığın içselleştirdiği bir karaktere bürünür. Amerika’ya yanıt olarak da kısa sure içerisinde 808 State, The Shamen, Paul Oakenfold, ve program içerisinde de paylaştığımız belki de “Acid” disiplininin en önemli çıkışlarından biri olarak pop listelerinde kendine yer bulmuş olan D-Mob’un “We Call It Acieeed” parçası gibi çalışmalar, daha deneysel kulvarlı işlerden, eğlendirici unsuru da göz önünde bulunduran yansıtıcı birer devinim gerçekleştiriyordu. Bugün dahi, alternatif bir akım olarak başlamış bu ses eriminin devamlılığı olarak Happy Hardcore, Hard House, Jungle ve nihayetinde de Drum & Bass kültürünün alt öğeleri ve kimlik tamamlayıcısı bir öğe olarak müziğin içerisinde ara ara kendini bizlere göstermeyi ve dinletmeyi başarıyor.

Atlantiğin öte yakasında ise, Techno’nun saf elementler ile elektro formlarını derleyen prodüktörler, „Acid“in bu çıkışını da iyice gözlemleyerek daha sertleşen, yoğun ritim düzenekleri, muhtelif bass kombinasyonları ve ara bağlantılar ile dans literatüründe „Acid Techno“ olarak tanımlanacak türün örneklerini yayınlamaya başladılar. Keza bugünün elektronik müzik sahnesinde, yayınladığı çalışmalar ile kitlesel başarıyı yakalamış olan Kanada’nın medar-I iftiharlarından Richie Hawtin, karakteristik bir biçimde karaltılı bir ses yelpazesini oluşturan Joey Beltram, Pikap kullanımındaki yetkinliği ile onu da enstrüman hanesine dahil etmemizi olanaklı kılacak kadar özne haline dönüştüren; Jeff Mills ve “Acid” 20 Yıl Özel programımızın kapanışında yer verdiğimiz çalışması ile Philadelphia’lı Josh Wink müzikal açılımlarda nerelere ulaşıldığının da keşfedilebilmesi açısında önem arz eden başatlar olarak değerlendirilebilir. İnsanı kendinen geçirircesine içine hapseden, döngülerin birbiri ardına yoğunlaşmaya başladığı ve nihayetinde kirli bir elektro formuna dönüştüğü klasik “Higher State Of Conciousness” Techno’nun millenyum eşiği öncesindeki en önemli çıkışlarından birisi olarak bugün dahi aynı etkiyi üzerinde taşımayı ve dans ettirmeyi başarıyor.

Müzik, yerlatındaki üretiminden daha bilinir kılındıkça içerisinde onlarca farklı yöenlişime yer veren koskocaman bir deniz. Serüvenlerin birbirileri ile paralel olarak başlaması ile ilk dans müziği plağından bugünlere kadar gelinmiş izlek ise gerçekten muazzam. “Acid” kültürel varoluşu ile şimdilerin “obez tüketim” alışkanlıklarından uzak bir biçimde sindirilerek yayınlanmış kayıtlar, efsane kulüp dinletileri ve 20 yıl aranın ardından geri dönüşü ile varlığını kanıtlamaya devam ediyor.

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler;

Acid Devrimi Yazısı At Proodos
Trax Records
Phuture 303
DJ Pierre At Myspace
Fast Eddie (Smith)
Shlomi Aber
Shlomi Aber At Myspace
Gel Abril At Myspace
Roberto Rodriguez At Myspace
D-Mob-We Call It Acieed On Youtube
Lots Of Old Skool Tunes By Jamesjw2006 On Youtube
Armando At Trax Records
Armando At Myspace
The Ace Of Clubs aka Luke Vibert
Josh Wink
Josh Wink At Myspace
Back To The Oldskool
Rave History
Okuma Parçası- (Birgün) Erkan Öztürk-İnadına Hepimiz Ermeniyiz Hâlâ

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[at]dinamo[dot]fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo[dot]fm
http://deuss-makina.blogspot.com/

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Sisin İçinde Dans Yetisi Ayini
© http://www.lookaway.typepad.com/
>>>>>Poemé
Çoklukta Birlik – Charles BAUDELAIRE

Bir tapınaktır doğa, sütunları canlı;
Anlaşılmaz sözler duyulur zaman zaman.
Sembol ormanları içinden geçer insan;
Tanıdık bakışlar süzer gibidir sizi.

Bir derin, bir karanlık birlik içinde,
Aydınlık kadar sonsuz, gece kadar geniş,
Uzaktan söyleşen uzun yankılar gibi,
Renkler, sesler, kokular karışır birbirine.

Kokular vardır çocuk tenlerinden taze;
Obua sesinden tatlı, çayır gibi yeşil;
Kokular da vardır azgın, zengin, gürül gürül.

İnsana sonsuz şeylerin tadını veren,
Misk, amber, aselbent, buhur gibi kokular,
Duyuları, düşünceyi alıp götüren.

Selahattin EYÜBOĞLU Çevirisiyle...

Wednesday, September 19, 2007

Deuss Ex Machina Podcast Volume 3


Deuss Ex Machina'nın seyyahlığından seçkileri "podcast" olarak sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Bu bağlamda geçtiğimiz hafta Jamsession'ın konukluğu ile gerçekleştirmiş olduğumuz Deuss Ex Machina'nın 182. bölümünü aşağıdaki linkten indirebilir, keyifle tüketebilirsiniz.


Deuss Ex Machina 182
ReverseReverbRewindRecollect
Guest: Jamsession From Sourberry.Org

10 Eylül 2007 Pazartesi @ Dinamo FM 103.8
>>>>Musique
>1<-Jose Amnesia Feat. Jennifer Rene-Louder (Blake Jarrell's 190dB Remix) (Armind)
>2<-Andy Moor-Halcyon (Original Mix) (Armind)
>3<-Tilt-The World Doesn’t Know (Lost Language)
>4<-KJ Sawka-Cosmos (Craze Mix) (Wax Orchard)
>5<-Omni Trio-Higher Ground (Moving Shadow)
>6<-Aphrodite aka Aladdin-We Enter (Deep Forest Dub VIP Mix) (Wagram)
>7<-Zucchero-Everybody’s Gotta Learn Sometimes (Jamsession Mix) (CD-R)
>8<-Liquidize-Attack Pad (Liquidize.net)
>9<-KJ Sawka-Montreal (Wax Orchard)


Photo Courtesy From : www.fotocommunity.de

Thursday, September 13, 2007

Deuss Ex Machina # 182 - ReverseReverbRewindRecollect

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_182_--_ReverseReverbRewindRecollect

10 Eylül 2007 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Guest : Jamsession From Sourberry.Org
>1<-Jose Amnesia Feat. Jennifer Rene-Louder (Blake Jarrell's 190dB Remix) (Armind)
>2<-Andy Moor-Halcyon (Original Mix) (Armind)
>3<-Tilt-The World Doesn’t Know (Lost Language)
>4<-KJ Sawka-Cosmos (Craze Mix) (Wax Orchard)
>5<-Omni Trio-Higher Ground (Moving Shadow)
>6<-Aphrodite aka Aladdin-We Enter (Deep Forest Dub VIP Mix) (Wagram)
>7<-Zucchero-Everybody’s Gotta Learn Sometimes (Jamsession Mix) (CD-R)
>8<-Liquidize-Attack Pad (Liquidize.net)
>9<-KJ Sawka-Montreal (Wax Orchard)

ReverseReverbRewindRecollect Bölüm(182) – Direnç, devşirme ile değil enginliğine sığınılan bilginin çokluğu ile sağlama alınıyor. Sesler titreşimler asimetrik yayılışlar.(NavaTM)

>>>>>Bildirgeç
Günce. Var etmeye çabaladığımız veyahutta kişiselleştirilmesi ile daha anlaşılır kılınabilecek durum / olgu / deneyimleri paylaşma biçemlerinin en kolay şekilde uygulanabiliri. Düşünce ve izahat kültürümüzde sözel bir ilerlemenin hasıl olduğu baskınlığa karşın yazı her daim bizlerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Sözel gelişmiliğimiz, kültürel yapısalımızın ana taşlarından olan anonim söylemlerin bir içerik ile harman edilmesi neticesinde yazılı külliyat da şekillenmeye günceler vasıtası ile çabuklaşıp birer adres satırı ile ulaşılabilir kılınıyor.

Sözel diyoruz, bu kişisel aktarımlar da olabileceği gibi, kimi zaman esirgemiş olduğumuz özümüzü başkalarının beğenisine de sunmayı becerebildiğimiz bir araç olarak savlamamız da olası güncenin kapsamını. Baskın olmaya çabalanan kültürel unsurların dışında kalmış mamafih bir deneme de olabiliyor bu kimi zaman ya da bir vasıta ile üye olduğumuz portal içerisinde kişiselleştirmemiz ile bize de ait olanı imleyen, paylaştıran ve paslaşan. Birikimler ve biriktirmelerin sessiz ve derinden ilerleyişine de çoğu zaman bu günceleri takip etmeye alıştıkça fark ettiğimiz eksiklerimizi de tamamlıyoruz.

Bu günce formatını bugüne kadar alabildiğince geniş bir perspektif ile taraflı / tarafsız yansız ve en doğru / en kestirme biçemleri ile oluşturmuş bir kaynak olan Ekşi Sözlük’te portal özelliğinin yanı sıra iş bu satırlar içerisinde de belirtmeye çalıştığımız üzere bir günce tanımının içini dolduruyor. Her durumda kendi beklentinize uygun bir deyimden, merak ettiğiniz bir tınının üreticisi hakkında bilgilere bu kaynaktan kısa notlara veya uzun makalelere ulaşmanız olası. Saydam bir biçemlendirme ile giderek kaotikleşen bir metropol yaşantısı içerisinde kendi içimizde dertleştiğimiz ve sosyalleşmenin de getirisi olarak düşüncelerin çarpıştırıldığı bir ortam ilk temasınızdan itibaren sizi kendi içerisine davet etmeyi başarıyor.

Bu farklı mekanizmanın içerisinde de biz okurların pek de fark edemedikleri, ama biraz araştırınca karşımıza çıkan yan ürünleri ile günce konsepti giderek somut bir kavram haline dönüştürüyor sözlük. Bir tesadüf neticesinde keşfetmiş olduğumuz „Sourberry“ de bu toplu paketin en kolay ulaşılabilecek yan çalışmalarından birisi. Radyo kültürümüzün 90’lı yılların başında şekillenmeye başlamasının ardından „disiplinlerarası“ bir dinlence formatını kurgulamaya ve dinleyiciler ile buluşturma gayreti içerisinde olan pek çok frekans hayatımıza girdi. Şimdi de sıra internetin verimliliği ile daha kolay ulaşılabilir özel çalışmalarda olduğu günümüzde „Sourberry“ bu açığı tamamlamaya çabalayan bir dinlence listesi karşınıza çıkartmakta.

Deuss Ex Machina’nın 182. bölümünde de bu yapısalın içerisinde programları ile elektronik müzikten sanat musikisine kadar uzanan envai çeşitliliği irdeleyen bir programcı „Jamsession“ bizlerle beraber oldu. Bir saatlik kurgu içerisinde „kendisini yakalama şansına kavuştuğumuz“ gece seansından da örnekleri bizlerle paylaştığı bir dinlenceyi sizlerle paylaşmaya çalıştık. Çoklu formatlar ile olurabilitesi arttırılan, dinlemeye birazcık özenle bakıldığında anlamaya nail olunabilecek pek çok müzikal keşfin dinleyici ile paylaşma isteğini ve arzusunu „Jamsession“ dan duyumsadık. Formatlar ve şekillendirmeler bir yana tutku ile bağlı kalmış olduğu Drum & Bass sahnesinden örnekleri ince bağlaçlar ile dinleyicileri ile paylaşmasından, modern pop kültürün giderek mihenk taşı görünümüne meyil eden müzikal yönelişimlerin aksine bir kurguyu oluşturma çabasındaki katettiği mesafeyi tarama imkanı bulduk. Düz hatlar ile ilerlemek yerine çeşniyi beğeniler ve özellikle kurgulamaya çabaladığı (örn. Stephen King Romanlarında geçen parçalardan özel bir seçki) Sourberry Jam programının temellerini attığı günlere uzandık.Sözlerin vesilesi neticesinde umarız dinleyicilerin de beğendiği bir programı sunabilmişizdir. Başta „Jamsession“ olmak üzere Sourberry radyosunda, beklenti ile değil, müzikal doygunluğu paylaşmak isteyen, dinamik ses aralıklarından en tanıdık tınıları paylaşan „emekçi“ programcılara selam ederek. Müziğin, sadece bir vesile olarak değil hayatınızda gerçek bir vesile olması yeni tınıları keşfedebilmeniz ümidiyle...

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Sourberry
Jamsession At Sourberry
Jamsession-Leloops At Deviantart
Jose Amnesia
Jose Amnesia At Myspace
Andy Moor
Andy Moor At Armada Music
Tilt
Lost Language
KJ Sawka
KJ Sawka At Myspace
Wax Orchard
KJ Sawka Live On C89.5 At Youtube
KJ Sawka-Montreal Video At Youtube
Aphrodite At Music Emissions
Zucchero
Liquidize

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm
http://deuss-makina.blogspot.com/
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Katmerlenen Gözyaşları Giderek Büyüyüp Yutacak Dünyayı
© Jamsession http://leloops.deviantart.com/

>>>>>Poemé
Yine De Gülümseyerek – Nihat BEHRAM

Ne sağnaklar görmüşüz, yarılan gökyüzünden alnımız
yıldırımlarla ağmış,
ne rüzgarlar çınlamış bağrımızda, coşkusundan kırılmış
kaburgamız,
dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız, aşmışız ne zifir
uçurumlar,
yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin
yaşından
incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği;
şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş,
sesimizde sendeleyen bir keder,
uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin.

Ne azgın canavarlar üstüne yürümüşüz bir demet
çiçek için,
neyimiz var neyimiz yok vermişiz bir narin dilek için,
yıllarını taş duvara örmüşüz ömrümüzün bir hırçın
yürek için;
şimdi çevremizde yosunlaşmış sessizlik,
yabanıyız gittiğimiz her şehrin, çiğdemsiz, kükremesiz,
kimsecikler sezmiyor boynumuzdan didişen örümceğin
zehrini;
ziyanı yok, nasıl olsa nabzımızda durulanır yaşamanın
iksiri.
Ne güzel sevmişiz, ağzımızda mavi bir tat kekremiş,
ne sızılar sarmışız yumuşacık öpüşlerin çığlığını kuşanıp,
şafaklar tutuşkunu şarkılar yuvalanıp ne mintanlar yırtmışız,
şimdi usulcacık ürpersek kara gece uykumuz kaçacak
kadar delik
üstümüz çimensiz tepeler gibi bereketsiz, örtüsüz, serin;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün çayırları ipekten,
bakışımız lekesiz.

Ne masalar düzmüşüz kıvrımları gümüş, kakmaları sedeften,
ne milyonlar yanından başeğmeden geçmişiz, huyumuz
değişmemiş,
hayatımız günbegün çarpışarak yaşanılan sırların ürünüdür;
şimdi kar altında avcumuz, avurdumuz ilaçsız,
ıssızlaşmış sabahlar, yoksunluk arsızlaşmış,
kaçışır yolumuzdan gölgesini de alıp o şaklabanlar
inildesek açlıktan;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün dağı taşı altından.

Ne devlerle dalaşmış kanımızı göstermeden silmişiz.
ne kudurgan günlerde elimizi dost eline titremeden vermişiz,
bir ömür seğirtmişiz bir nefes beklemeden;
şimdi nice anışların dudağı üşüyen bir çocuk kadar uçuk,
nicesi elsıkışların sahtekar çıkmış.

- Bizi eşkiyalar soymamış abi
muhabbet yıkmış!