Friday, July 25, 2008

Deuss Ex Machina # 219 - The Disappearing Act

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_219_--_The Disappearing Act

21 Temmuz 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: 2sleepy-Art Fraud (ЯОК Music)
>1<-Jacaszek-Orszula (Miasmah/Gustaff)
>2<-Jacaszek-Żal (Miasmah/Gustaff)
>3<-Hans-Joachim Roedelius & Tim Story-Riddled (Grönland Records)
>4<-Nordik-Tebeşir Dairesi (Unreleased)
>5<-Nordik-Tatlı Su Kurabiyesi (Unreleased)
>6<-2sleepy-Rainy Day (ЯОК Music)
>7<-2sleepy-The Fog (ЯОК Music)
>8<-Nils Petter Molvær-Perimeters (Emarcy)
>9<-Nils Petter Molvær Feat. Nizamettin Arıc-Leaps & Bounds (Emarcy)
>10<-Radiohead-Nude (Holy Fuck Remix) (Radioheadremix)
>11<-Portishead-The Rip (Island Records)

The Disappearing Act Bölüm (219) – Bir varsın birden yoksun, kaybolup gidenlerin izlerinde aranılansın. Yitirilen umutların kesiciliğinde bir saliselik de olsa ışıyansın..dertli yazıtları...

>>>>>Bildirgeç
Kelimeler, çokça teferruata gerek bıraktırmadan pek çok şeyi açıklamaya muktedir olan söz öbekleri ile yaşamı sorgulamamıza aracı oluyor. Bir zamanların ünlü tabiriyle açık ve seçik olarak. Bir çeşit kapana kıstırıldığımız bu ahir zaman atmosferinin basık havasından sıyrılabilmemizi, belki de gerçekten nefes alabilmemizi sağlıyorlar. İster gönlünüzün en şen şakrak, umutla dolu olduğu anlarda, ister melankolinin dibinde inip de çıkmak hiç mi hiç istemediğiniz sahnelerin pek çoğunda hatıra gelen bu kullanışlı bağlaçlar, sevinçlerimize, sorunlarımıza, içimizde dert olmuş ukdelerimize ve galiba en önemlisi hayallerimize sahip çıkabilmemizi, onlara odaklanabilmemizi sağlıyorlar. Tek tük parçalardan yayılan karlı görüntünün yerine orijinal büyük resmi fark edebilmemiz için vesile teşkil ediyorlar. Düşünme erkinin giderek daha fazla ayrıksılaştırılarak, handiyse homojenize edilerek, hap kadar küçültüldüğü, allame-i ulül arz durur iken (internet) söz ve yazınsallığın mürekkebinin, daha makul bir biçimde hiçbir bağlantıya ihtiyaç duymadan sadece kişiye özel o okuma ve keşfetme hissinin yerini almaya çalıştığı ahir zamanda, bakir alanlarda yetişen organikliği taşıyan bir çözümlemeyi de beraberinde getiriyor. Bir veya daha çok katmanı ile sözlerin ardılında gizli kalmış anlamların, gözlemlerin, fikriyatın tekrar kullanılabilirliğini, kişisel çözümlemelere de sonuna kadar açık bırakılan bir kıymetlinin odağını oluşturuyor. Düzleşip tanımların içini boşaltan bir örnekleşme karşısında kurgulamaların dışındaki sahayı daha rahat irdeleme imkanı sunuyor.

Bu duruma örnek teşkil edebilecek bir alıntı gerçekleştirelim: Yaklaşık 35 yıl öncesinde Orhan Gencebay tarafından kaleme alınıp, neşredilen “Batsın Bu Dünya”gerek başlığı gerekse de şarkıyı tamamlayan sözel bütünlük ile yukarıda değinmeye çalıştığımız zincirleme reaksiyonu harekete geçiren bir önerme bütününü olarak tanımlandırılabilir.
Kulak kabartan hemen hemen her dinleyici için farklı çıkarımlar gerçekleştirebileceği bir eşiğin de taşıyıcıdır aynı zamanda. Gündelik telaşelerin çığ gibi büyüyerek, kişisel sorunları önü alınmaz bir biçimde çetrefilleştirip, posasını çıkarttığı beşeri için de ait ve bağlı oldukları ile ne kadar örtüşebileceğini, karşıt tavır alabilmenin zorluklarını çok aşikar bir biçimde ortaya çıkartan detayları barındırır. Tür ve tarz ayrımı gözetmeksizin alternatif ses alaşımları ile desteklenen sözlere yakından bakıldığında bu durum açık bir biçimde kendini gösterecektir. Modernleşme ve /veya kapitalizmin dişlileri arasında süresi tam kestirilemeyen bir yarışın, müsabıkları haline dönüştüğümüz Dünyamız'da sorunların gerçekliğine vakıf olabilmemizi sağlayandır da “Batsın Bu Dünya”. İkaz mahiyetinde değilse bile alt okumalarında ters giden şeylerin farkına varabilmemiz için çaba sarf edendir ha keza. Bilinçsiz bir biçimde, durmaksızın tavizlere dayalı bir sistematiğin içerisinde pasifize edilmişliği önerenlere, bu size yetendir ötesini sormayın, sorgulamayın tenkidine alenen tehdidine karşın dikkat kesilmemizi salık verendir. Sıklıkla kullanılmasının, dejenere edilmesi için elden gelenin ardına bırakılmamasına karşın muhalifliği hala sapasağlam duran parça olarak da tespitte bulunabiliriz.

Genel kanının aksine, akıntı ile savrulup gidenin tersi yönde hareket etmeyi çağrıştırır kimi zaman bu tarz üretimler. Olması gerektiği gibi uslu durmayanlar için bir vesile teşkil eder, sorunları görmezden gelmektense teker teker üzerlerine gidebilmeyi salık verir. Melodik aksamlar ile bütünlenen kelimelerde olduğu gibi, arzu ettiğiniz edebi, kültürel veyahutta natürel (doğal akış) pek çok alanda bu tespitlere ortaklık edebilecek örneklemler unutulmuş olanı da yâd ettirmeyi de başarır. Üstünkörü bir ilerleme sanrısı içerisinde elde ettiklerimizi kaybetmektense yeniden hatırlayıp sahip çıkabilmek için de hiç şüphesiz örnekler bizleri iyi bir başlangıca ulaştıracaktır. Bilinçsiz bir biçimde sürekli ekranlardan plase edilen, kurgulanan, kendini açık etme, şöhrete ulaşma merakının farklı tezahürlerinde yaşanan gerçek dramların su yüzüne çıkabilmesinin sağlamasıdır. Farklı olmanın bilincine varmaktan imtina ede ede, kitlesel ayrıştırmalarla soyutlanmış bölümlenip, ayrışmışlığın kokusunun enikonu zirveye çıkmasıdır. Nispeten ana odağın ilgi alanı dışında sanrısının yaygınlaştığı için haberi dahi yapılmayan hayatların çektiği sorunları mercek altına almaktır. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında yerlerinden edilmek zorunda bırakılan, tarumar edilecek yaşam alanlarında mimari garabetlerle doldurulacak, esas sahiplerine ait izlerin komple tarih olacağı, oldurulacağı Sulukule gerçeğini fark edebilmektir. Çiğdem Öztürk tarafından Roll dergisi Temmuz sayısında yer alan “Sulukule Susmayacak: Mahallede Gogol Bordello Günü” makalesinden alıntı yapalım, söz Eugene Hütz'de: “İstanbul'da tanıştıklarımla Sulukule hakkında konuşuyorum, ama görünen o ki çoğu durumdan pek de haberdar değil, olup biteni önemsemiyorlar. Hatta bütün bunları doğal karşılıyorlar. Eğer bu şehre turistlerin gelmesini gerçekten istiyorsanız, görülmeye değer bir şeyler olması gerekiyor. Sadece otellerin ve otoparkların olduğu bir şehirde görülecek bir şey yoktur. Dolar ekonomisi, para ve rant için tarihin ve kültürün üzerinden buldozer gibi geçiyor. En önemlisi, herkesin bunun farkına varıp sesini yükseltmesi. Uzun vadede hiçbir ülke için iyi bir şey çıkmaz bundan. Burası Roman kültürüne beşiklik etmiş bir yer, yıkılması değil, korunması gerekiyor. Rusya'da bile uluslararası bir olay için yurtdışına müzisyenler gidecek olsa Çingeneler gönderilir. Burada da öyle olduğuna eminim, çünkü bu çok özel bir kültür, hazzı ve duende'yi içine sindirmiş bir kültür.” (Roll Sayı:131 sf.25)


Ezcümle, değişim ve dönüşümler gerçekleştirilirken ‘kelimeler’ bize vakıf olamadığımız bilgi birikimini sağlıyor. Kimilerimize ne kadar garip gelse de modernizm ve teknolojik açılımların temellerinin atılmasını sağlıyor (bütün gelişim 0,0025 mikron tellerle tutturulmuş işlemcilerde değil). Mevcudiyet içerisinde bağımsızlığı ve bağlantısızlığı taçlandırmaya devam ediyor. Kompleks yapılandırmalar ile her şeyin hazırına alışmış nesiller içerisinde hala el değmemiş “isyanları” taşımakta ısrar ediyor. Biçimler ve algı, yaşayış ve türetme değişkenlik gösterse de yeniden kurgulayabilmek için; hayatta hala bir şansımız olduğu konusunda engin tevazusunu eksik olmuyor. Sulukule’de yaşanan dönüştürememeler gibi sakilleşip bir örnekleşmeye sırtını dayayacaksa koskoca şehrimiz, uzakta kalsın 2010 kültür başkentliği, hiç uğramasın gerçek yaşayışların şenliklerin ortasında eskilerin tabiriyle ezrail’in ortalığı tarumar etmesi, düzensizlik yeni açmazlar arasında sesimizi daha da fazla kıstıracaksa eğer; hülasâ “Batsın Bu Dünya”. Geçtiğimiz Pazartesi akşamı canlı olarak gerçekleştirdiğimiz programımız Deuss Ex Machina içerisinde de birbirlerinden farklı coğrafyalarda şekillendirilen melodik aksamlar vasıtasıyla kelimelerin derinlerine inmeye çalıştık. Dümdüz ilerleyen stereotip vurgulamalardan ve taraflı taramalardan kaçınarak. Kelimelerin aracılığıyla buralarda paylaştıklarımızın sağlamasını yapılandırmaya gayret ettik. Müzikal türetimi muhteviyata eklemlendirdikleri klasik enstrümanlar, doğal ses kesitlerinden derlenmiş yansılarla bezeyen projeler arasından, ikinci albümlerini Nisan ayı içerisinde Esthetic Music etiketinden yayınlayan “2sleepy” projesini haftalık önerimiz olarak sizlerle paylaşıyoruz.

Sesin doğada, doğalda bulunduğu halinden fazla uzaklaştırmadan, uzaklaşmadan bir veya daha çok katman ilave edilmesiyle türetilen bir müziğin üreteci “2 Sleepy”. 2005 yılının nihayete erdiği günlerde Andriy 'Paranoid' Prokopenko (programlama, vokal ve drum machine) ile Yura 'Dorialan' Marchenko (gitar, klavye, geri vokal) ikilisi tarafından solo kariyerlerinin yanında, birbirlerinin üretmiş olduğu müziklerin kesişiminden ne gibi sonuçlar ortaya çıkartılabilir gayesi ile seyrüseferine başlamış bir ekip. Üretimleri için referans aldıkları isimlerse, pek çoğumuz için üretimleri ile tanıdıkça gelebilecek Nine Inch Nails ve Björk olduğunu da sitelerinde yer bulan tanıtım yazısından öğreniyoruz. Ancak bu birebir türetim ve örnekleme olarak değil de, daha çok müzikal şekillendirmede bir başlangıç noktası olarak temellendirdiklerini refere eden bir açılım olduğunu da belirtmeliyiz. Kıta Avrupa'sı içerisinde yankılanan deneysel müzikler ile akıllı dans müziği neşriyatının temellerinde kulaklarımıza çalınan seyreltilmiş ses sekansları, endüstriyel yamalardan bolca faydalanan bir müzik “2sleepy”nin üretimini daha doğru bir biçimde yansıtacak tanımlandırmayı oluşturuyor. Grubun isim olarak kullandığı “2sleepy” takısı da bu minvalde durağanlığı ve sessizliği de, keza korkuları ve hayal kırıklıklarını da kapsayan bir anlam çeşitlemesi ile müziklerindeki rotalarını daha rahat irdeleyebilmeyi sağlıyor. 2006 yılında bass gitarist Yurko Kozy'nin de dahil olmasının ardından, uzun süredir üzerinde çalıştıkları parçaların tadımlık örneklerini barındıran debut çalışmaları Fragments Of Sleep” yayınlanır. Avusturya'lı Laridae net etiketinden yayınlanan ve bedelsiz olarak indirilebilen kayıt içerisinde kırık ritmler ile müzik kutusundan yayılan melodinin harmanlandığı, Planet Mu, Rephlex etiketlerinden yayınlanan çalışmaların deneyselliği ile örtüşen “Sleepy”, endüstriyel tonların giderek yükselen gitar partisyonu ile örgülendiği “Urban”, ani gelişmelerle birdenbire nefessiz kalınmasına odaklanan ve o anın halet-i ruhiyesini irdeleyen illbient; “Can't Breathe”, durağan pedal kullanımı ile sağlanan yapısı bozulmuş gitar tonlaması ile şekillenen ve yüklemlenen melodik akışın nihayetinde gitarın saf haline kendisini teslim ettiği, drone pop “Sum #2”, bu eşikten ilerlemeye devam eden vokoder çeşnili vokallerin tınıların arasında bir görünüp kaybolduğu “Sweet Dreams” ve grubun deneysellik potansiyelini savlayan ağırdan ağırdan dinleyeni kendi içine dahil eden “noise” tınısının hacmen şekil bulduğu “0.00” gibi toplamda sindirilerek dinlenmesi gereken, ama bu konuda dinleyiciyi tedirgin etmeden azar azar müzikal ilerleme kaydettiren bir kaydın altına imzalarını atarlar.

“Debut” kayıt öz niteliği ile var edilmiş ses elementleri arasında alternatifi arayanların dinlence listeleri içerisinde kendine kısa süre içerisinde sağlam bir yer edinmeyi başarır. 2007 yılı içerisinde grup üyelerinden Yurko Kozy ile Vsevolod Solncev (klavye, vokal)'un bayrak değişimi neticesinde “2sleepy” şimdiki kadrosuna ulaşır. Yeni albüm kayıtlarını da Solncev'in yatak odasından devşirilen stüdyosunda gerçekleştirirler. Bu mekanı üretmiş oldukları “uykucu” müziklerle, son derece uyumlu bir mekan olduğu konusunda ise hemfikirdirler. Elektronika’nın alamet-i farikası olan seslerin yanında daha komplike partisyonlar ile eğlendirici kurguların da temellerini atmayı başarırlar. Nisan ayı ortalarında yerel ‘Esthetic Music’in de desteğini alarak ikinci çalışmaları olan “Art Fraud”u yayınlarlar. Albümün genelinde endüstriyel ritmler, deneysel mikro ses kesitleri, elektro akustik düzlükler, birbirlerinin peşi sıra koşagiden matematiksel döngüler gibi farklı araçlardan feyz aldıklarını belirtebiliriz. Albümün açılışında yer alan durağan bir gitar partisyonunu ile partiküllerine ayrıştırılmış elektronik elementlerin “In Rainbows”dan tanıdık gelebilecek ses sentezlenmesi içerisinde evrildiği, parça ilerledikçe olumlu havanın gün yüzü gördüğü “Trip”, “Happy” eski bir ruhani orgdan seyreltilip parça dahiline enjekte edilmiş izlenimi uyandıran melodik girişin ardında bizleri bekleyen vokal, tam kıvamında bir rehabilitasyon için gerekli olan tüm detayları barındıran açılımı bütünleyen bir gerçek kesit halini alıyor.

Modeselektor’ü dikkatlice dinlediğinizde fark edebileceğiniz alt yapının iyice yavaşlatılıp, bir ölçü drone ile masal atmosferi arasında gelgitlerine şahit olabileceğiniz “Clock Myself”, melodik yapının kendini tekrara düşmeden gelişimini tamamladığı, gitar tınısının çok saydam handiyse görünmez kılındığı elektro-akustik / space-pop kırması, taşıdığı isimiyle örtüşen bir biçimde gecenin pusuna çok yakışan “The Fog”, düz ambient kompozisyonun arasına dahil edilmiş aksak ritimler, bir tilt makinesinin tınısı ve akıllı dans müziğinin bir potada harmanını savlayan “Musicbox”, yükselen temposuna nazaran albümde dengeli pop akordunu tutturan, günlük ilişkilere eleştirilerim var maruzatını dillendiren, her çomakta al sana diyerek sahibine iade edebileceğiniz, indietronica “I Hate You”, düş müziğinin farklı bir tezahürü olarak ayrılık şarkıları kontenjanına dahil edilebilecek, sonbahar melodramı “Cab’s Back Sit”, mikro ses örneklemleri ile drone kapısını çalan öte yandan kullanılan ses efektleri ile ambient disiplini içerisinde de var edilebilecek kadar kartını açık oynayan “Rainy Day” parçası ile finale ulaşıyoruz. Açılmayan telefon hattının ucunda sonsuzluğun bizlerini beklediğini belirtir gibi, ağır ağır ilerleyen bir sunumla beraber. “2sleepy” batıcıl benzeşlerinin izlerini takip eden ama asla bir örnekleşmeyen alternatif bir ses yığının emektarlığını üstleniyor. Kurguya dahil edilen hayat kesitleri ile farkına varamadığımız yaralarımızı görmemizi sağlıyor. Keşfedin!

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
2sleepy Official Site
2sleepy At Myspace
2sleepy At Umka Store
Jacaszek Official
Jacaszek At Myspace
Hans Joachim Roedelius Official
Hans Joachim Roedelius At Myspace
Roedelius & Story (Lunz) Official
Tim Story At Myspace
Grönland Records
Grönland Records At Myspace
Nordik At Myspace
Nordik Review At Proodos
Nils Petter Molvær Official
Nils Petter Molvær At Myspace
NPM Web Radio
NPM Re-Vision Review All About Jazz
Radiohead Official
Radiohead House Of Cards Video At Vimeo
Holy Fuck Official
Portishead Official

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;

Dinamo FM 103.8 - makina[nospam]gmail[dot]com – Makina

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Road Noise- ioja © By Cristian or F_Stop
© Ioja Cristian
2sleepy Photos Courtesy From 2S P

>>>>>Poemé
Yürümek – Nazım HİKMET RAN

Yürümek;
Yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
Havaları boydan boya yarıp ikiye
Karanlığın gözüne bakarak yürümek..
Yürümek;
Dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
Kelleni orta yere
Yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
Yürümek;

Yolunda pusuya yattıklarını,
Arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..
Yürümek;
Yürekten gülerekten yürümek ...

Sunday, July 20, 2008

Elektronmaşina---Serial-6

ELEKTRONMAŞİNA-------------------------------dR.Warp Bildiriyor.

Fark edilebilirlik. Bahsi her açtığımızda bu sayfalarda karşınıza çıkanlar için en önemli seçki nedeni. Melodik aksamlardan, akıllara düşüpte anlatılamayanları icrâ eden, yadsınamaz coşkularla kısa sürelerde tüm sözcükleri sığdırabilenler. Farklılığını tescil edenler. Sözel gelişimlere paralel olarak müzikal doygunluğun zirvelerine çoktan ulaşmış emektarların izlerini sürerek ayrıştırıcı / dönüştürücü / yenileştirici olabilmek. Elektronmaşina kendi halinde seyyahlığı içerisinde sizlere yardımıcı olma gayesi ile selam eder.

Var edilebilir her formda ve disiplinde olduğu gibi “müzik” içinde de ayrıntıların önemi, yeni yayınlanan çalışmalar içerisinde de geçerliliğini koruyor. Düz hatlarla örülmüş olan ve maalesef özellikle yurdumuzda esnetilip üzerinde bir de halay’a durulmuş olan elektronik aksamlı müzikler, kendi alt kültürü içerisine geri dönerek, tazelenmeye çabalıyor. Alternatif örgüler ile panoramik ses dizilimlerinden, kurgusu içerisinde farklı alaşımları barındıran epik çalışmalara bir süre daha umudumuzu korumamızı olanaklı kılan üretimler. Sözel inceleme kısımlarının yanı sıra, listeleme metodu ile de merak uyandırabilecek parçalar için küçük bir takip listesi sizlerle olacak. Elektronmaşina, müziği var edilir, yaşanılır bir forma kavuşturmaya devam edecek. Her daim desturumuz olan söz öbeği ile sizleri yazıların içeriğine bırakalım. İyi Okumalar

“Elektronik müziğin asallığında, aslında her daim bizlerle olmuş müzikal disiplinlerden seçkiler, derleme listeler, farklılığın sadece albüm kapaklarının renklerinde olmadığına biat etmiş müziğin gerçek emektarlarından bir kaç örnek, isabet ettirebildiğimiz gerçekliğimizin yansımaları... sözü fazla uzatmadan...notalar sizlerle olsun. Müzik sadece Play, Pause, Stop değildir....Müziğinize sahip çıkın...”

Maşina Ayın Albümü
Deadbeat – Journeyman’s Annual (~scape)

Kanada, alternatif elektronik müziğin geniş dinleyici kitlelerine ulaşmasında, gelişim ve üretim potansiyeli bakımından bir adım önde olan bir ülke. Kıta Avrupa’sı ile Amerika’nın birbilerini kollayıp kozlarını paylaşan prodüktörlerine nazire yaparcasına, fersah fersah ileriyi düşünen, kurgulayan ve üreten emektarların ses verdiği Kanada’nın ismini duyurmasında önemli katkıları olmuş isimlerden Scott Monteith’in Deadbeat projesi Maşina’da ayın albümü olarak sizlerin ilgisine sunuluyor.

1998 yılından bu yana sesler ile haşır neşir olmuş bir isim Deadbeat. Ses yelpazesini oluşturan ve minimal techno ile harman edilmiş “dub” tınılar müziğini kısaca tarif edilmesi istenildiğinde en kolay açılım olarak betimlenebilir.2001 yılında yayınladığı ile uzun çaları olan Primordia’dan bu yana vuruculuğu kademe kademe arttırıldığı işlerin altında imzasını görüyoruz. 2002 tarihli “Wild Life Documentarties”, estetize etmiş olduğu tür harmanı ile dub-techno’nun öncüllerinden Basic Channel’ın izlerini takip eden, Akufen, Stephen Beaupreé gibi benzeş disiplin üyelerinin katkıları ile şekillenmiş “future-dub” kaydı olarak tescillenmişti. Keza albümlerinin içerisinde politik duruşunu da sergilemekten geri kalmayan bir isim olan Deadbeat’in çalışmalarında kimi zaman Filistin’i, İsrail’i, kimi zaman yoksulluğun eziciliğine müzikle yanıt veren emekçileri (Jamaika’yı), kimi zaman da sosyalleşemenin genlerimizde yarattığı değişimlerin yaralayıcılığını ustace sözler ile müziğinde duyurmayı başarır. 2004 yılında yayınlanmış olan “Something Borrowed, Something Blue” ve 2005 tarihli ana akım medyanın yer vermediği kayıp ruhlara ithaf edilmiş bir ağıt olarak da değerlendirilebilecek “New World Observer” kayıtları modern elektronik müziğin aslında hiçte sanıldığı gibi etliye sütlüye karışmayan bir yapıda olmadığının, gerektiğinide sesini çokça yükseltebildiğinin önemli kanıtlarından.

Bütün bu albüm çalışmalarının yanısıra Deadbeat’i, Stephen Beaupreé ile Crackhause projesinde house dozu çok iyi ayarlanmış dans müzikleri icra ederken, ağ yapılandırması ile birbirlerinden farklı noktalarda ortak ses performanslarını gerçekleştirmelerine olanak sağlayan Atlantic Waves projesinde Monolake (Robert Henke) ile elektronika’nın sınırlarında dolanırken keşfedebilirsiniz.

Bu kadar verimli ve düzenli aralıklar ile birbirlerini tamamlayan işleri ortaya çıkartmayı başarmış olan Deadbeat’in merakla beklenen dördüncü stüdyo kaydı “Journeyman’s Annual” ~scape etiketi ile 26 Haziran tarihinde piyasaya sürüldü. Gelişme ve geliştirilme konusunda nelere kâdir olunabileceğini betimleyen sanatçı, seyyahlığı süresince derlediği sesleri paralel bağlaçlar ile birbirlerine eklemleyerek alternatif hikayelendirmelerine olanca hızıyla devam etmekte.

Albümün açılışında karşımıza çıkan A Silver Mt.Zion’dan Sophie Trudeau destekli “Lost Luggage” akıllı dans müziğinin karaltılı sularını, dingileşmiş bir ağıt haline dönüşümünü belgeliyor. Bristol’lü Bubbz, Montreal’li Jah Cutta gibi yer altı müziğinin saygın neferlerinden vokal destekleri ile dönüştürülen şarkılar anlaşılabilirliği daha da arttırmayı başarıyor. Eksikliği giderilmiş tek unsur olarak değelendirilen bu ayrıntı popüler olunmadan da kaliteli işler gerçekleştirlebileceğini ispat ediyor. Saul Williams’ın “Black Stacey” parçasının eklektik dub & bass düzenlemesi özel olduğu kadar sözlerinin keskinliği ile Deadbeat’in politik duraklarından bir diğerini dinleyicilerle paylaşıyor. Dub ses örgüsünün 2000’li yıllardaki dönüşümlerine (grime, dubstep, tech-dub) aşinalığınız varsa eğer “Journeyman’s Annual” kesinlikle sizler için yeni sınırları keşfettirebilecek bir çalışma. “Jah Bless Deadbeat”...
Maşina Ayın Kırkbeşliği
Social System – Besides I Rest Now (Archipel)

Sesler arasında benzeşsiz kurguları derleyen ustaların, henüz yeni başlamış olan pek çok prodüktör yamaklarının merkezi konumundaki Archipel etiketi ile Kanada’nın müzikal sahnesinde gezinmeye devam ediyoruz. Alternatif açılımları ile minimal ses örgüsünde, deneysel, yaralayıcı, kaotik, dans edilebilir açılımların irdelendiği bir platform; Archipel.

Internet üzerinden dağıtımı gerçekleştirilen ve tamamıyle bedava olarak sunumlandırılan çalışma dizini ile bugüne kadar, Jesse Somfay, Ryan Crosson, Kabale & Liebe, Tom Ellis, Marc Neyen ve birazdan değineceğimiz Social System projesinin arkasında yer alan ikili Offthesky aka Jason Coroder ve etiketin kurucusu olan Jean-Patrice Remillard aka Pheek’i dinleme imkanına ulaştık. Archipel’in sunduğu çalışmalar türlerin birbirleri arasında harman edilerek kotarılması neticesinde artık iyice “flu” bir görünüm arz eden müzikal disiplinler arası ayrıştırmanın olanaksız kılındığı bir müzikal izleği ortaya koyuyor.

Social System’in “Besides I Rest Now” kırkbeşliği de bu minvalde değerlendirilebilecek bir alameti farika ürünü. Jason Coroder’in ağırlıklı olarak ezcümle Ambient tonlu müziklerin icrasını gerçekleştiren bir prodüktör olarak katıldığı Epsilonlab’ın Amerika turnesi içerisinde Jean-Patrice ile tanışması neticesinde Social System’in temelleri atılır. Kolajları üzerinde daha hareketli “layer” lar kurgulamak arzusunda olan Coroder için Pheek çalışma ortağı olarak önemli bir çözüm ortağı olur. Birbirini takip eden süreç içerisinde farklı noktalardan, sadece internet üzerinde haberleşerek kotardıkları Autumn>Spring albümü ile geniş bir ses yelpazesini dinleyiciler ile paylaşırlar. Seslerin örgülendiği yapılar içerisinde ani dönüşümler varsayımsal hikayeler barındıran es’ler, kimi zaman hızlı hızlı akan melodik yığılımlar elektronik müziğin şekillendirilmesindeki sınırsızlığı da ortaya koymayı başarır.

Besides I Rest Now’da bu beraberliğin bir devamı olarak algılanması gereken tamamlayıcı çalışmalardan. Archipel’in müzikal seyyahlığı ile de örtüşen çalışma, micro-house alaşımlı “Tried And True” ile açılıyor. Ambient ses altyapısı ile Coroder’in müzikal geçmişine geri dönüşün ardılında Pheek’in egzantrik dans melodilerinin bütünlendiği “Oh Slow Crickets”, Hawtin’in mekanik ama düşünsel, yalıtılmış ama organik ses çizgisini kurcalayan Detroit tekno “Therefore I Say I Rest” melodik yansıtmaları ile başarılı bir geri dönüşümü gerçekeleştiriyor. Elektronik müziğin ayrıntılama merkezi Archipel turnayı 12’den vurmayı başarıyor.

Maşina Ayın Günce Sitesi

Ana akım medya’nın gözden ırak tutmasına karşın alternatif stieler, günceler ve müziği irdeleme çabası içerisindeki oluşumlar her geçen gün artarak, sevindirici bir biçimde bizleri ağ içerisinde yeni rotalar keşfetmemize olanak sağlıyor. Müzikal disiplinleri “Türkçe” kaynaklardan destekli tanıtımlar, ilginç anektodlar ile beraber bir bütün halinde, grup / sanatçı / prodüktör cephesinden son gelişmeleri takip için de önümüzdeki günlerde artması bu sütunun devamlılığı için de en büyük temennimiz.

Şubat ayından bu yana “online” olan bir çalışma olan “Deniz’in Kulağı” Elektronmaşina’da ayın güncesi olarak sizlerin beğenisine sunuluyor. Sözü bu noktada güncenin sahibi Deniz Ural’a bırakalım: “Deniz'in Kulağı, sadece Deniz'in zaten/şu ara/yepyeni kulak faaliyetlerini anlatır. Aynı kulak türüne malik diğer insanları da bilgilendirmeye gayret eder. Anlatırken hiçbir şeyi kafadan sallamaz ama yorumunu katar. Kendisi komiklik yapmayı sever. Bazen baysa da elinde değildir, mazur görülmelidir. Sadece kullandığı kaynakları değil, bu gruba nereden ulaştığını da bağlantılarla vermeye özen gösterir. Bilgileri henüz Türkçe'ye çevrilmemiş grupların bilgilerini bizzat anadiline çevirir. Bu kulağın sahibi Deniz, de'leri da'ları ki'leri ayrı yazar, yazım kurallarının efendisidir. Siteye girip, bir süre kaldığı halde yorumlarını esirgeyenlerin adreslerini alır, gider döver. Yeni grup/şarkıcı keşiflerini paylaşanları hiç affetmez, alnının ortasından öper.”

Bu şekilde tanıtımı gerçekleştirilen günce içerisinde hali hazırda türler arası füzyon grubu “Afro Celt Soundsytem”, Türkçe sözlü alternatif müziğe yayınlamış oldukları “Ev” albümleri ile Gevende topluluğu, Portecho, Halou ve uzunca bir derleme/makale ile Trent Reznor’un Nine Inch Nails’i, geri dönüşlerine sevindiğimiz Nekropsi ve geçtiğimiz günlerde Radar Live’da çalmış bulunan Beirut gibi türler arasında açık bir seyyahlık sizlere vaat ediliyor. Okuması keyifli çabuk çözümlemeleri ile kendinizi kaptırabileceğiniz bilgileri barındıran bir günce. Deniz Ural’ın aynı zamanda Papara Dergi başta olmak üzere pek çok güncede de katkısı olduğunu belirtelim. İyi Keşifler...

Maşina TamPUAN
Aylık olarak Elektron Maşina’nın gözde isimleri, takipçisi olunan dj’lerden seçkiler.. en çok dinlediklerimizden örnekler

Radio Slave aka Matt Edwards (Rekids) Chart For Earplug

1.) Radio Slave-Bell Clap Dance (CD-R)
2.) UNKLE-Burn My Shadow (Radio Slave Remix) (Surrender)
3.) Rune & Michael-Unknown (Arti Farti)
4.) Canvas-The Cat (Rebel One)
5.) Azzido Da Bass-Doom’s Night (Radio Slave Remix) (CD-R)
6.) Dennis Ferrer-Son Of A Raw (Loco Dice Remix) (Objektivity)
7.) Radio Slave-Screaming Hands (Josh Wink Remix) (Rekids)
8.) Sebo K & Metro-Transit (Get Physical Music)
9.) Mr.G-U Asking ? (Marcel Dettmann Remix) (Rekids)
10.) Tiefschwarz-Ghost Track (Radio Slave Remix) (Souvenir)

Elektron Maşina TamPuan

1.) Deadbeat-Melbourne Round Midnight (~scape)
2.) Matthew Dear-Deserter (Ghostly International)
3.) Apparat-Holdon (Chris De Luca vs Phon.o Remix) (Shitkatapult)
4.) Social System-Oh Slow Crickets (Archipel)
5.) Battles-Atlas (DJ Koze Remix) (Warp Records)
6.) SCSI:9-Vega (Dirty Noise Records)
7.) Move D-Flop (Workshop)
8.) Björk-Earth Intruders (Lexx Remix) (One Little Indian)
9.) UNKLE-Chemistry (Surrender)
10.) DJ Kentaro-One Hand Blizzard (Ninja Tune)

Elektronmaşina daha önce Trendsetter Dergisi Temmuz 2007 tarihli nüshasında yayınlanmıştır. Yayınlanmış makale dizisi içerisinde okuyamamış takipçilerimiz için şimdi Deuss Makina'da...

Friday, July 18, 2008

Deuss Ex Machina # 218 - Ay Tutulması: Titreşimler Ağıdı Çağırıyor

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_218_--_Ay Tutulması: Titreşimler Ağıdı Çağırıyor, Son Bir Kere

14 Temmuz 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.
>>>>>Musique
Guest: Sühan Gürer (http://proodos.blogspot.com/)
Album Of The Week: Renfro-Mathematics (Meltwater Records)
>1<-Massive Attack-Risingson (Wild Bunch/Virgin Records)
>2<-Tindersticks-Yesterday Tomorrows (Beggars Banquet)
>3<-Avishai Cohen Trio-Eleven Wives (Sunny Side)
>4<-Avishai Cohen Trio-Lo Baiom Velo Balyla (Sunny Side)
>5<-Philip Glass-Swans Take Flight (Orange Mountain Records)
>6<-Renfro-Broken Little Pieces (Meltwater Records)
>7<-The Herbaliser-Just Won’t Stop (Studio !K7)
>8<-The Raconteurs-Consoler Of The Lonely (Warner)
>9<-Sigur Rós-Festival (XL Recordings)

Ay Tutulması: Titreşimler Ağıdı Çağırıyor, Son Bir Kere Bölüm (218) – Tepkime süresi sürekli geciken persona acelesi olmamasına karşın dilekleri birbir elinden alınınca dımdızlak ıssızlığın içinde sessiz daireler çizer. Bir ileri sonsuz geri…t’a ki yorgun düşene kadar…

>>>>>Bildirgeç

Dijitalize edilmiş yaşamın deyim yerindeyse hükümranlığını sürdüğü şimdinin modern yaşantısı içerisinde, bu envayi çeşit yenilikle beraber daha sıkı bir biçimde baskı, el, göz altında tutuluyoruz. Modern yaşam tiradında en önemli sahneyi kapsayan sabah dokuz – akşam yedi mesaileri içerisinde tüketilen düşünselliğin, hareket edebilmenin, fikir teatrisine girebilmenin, kuvvetle muhtemel zinde zihinlerin de çabuk bir biçimde elden ayaktan düşürüldüğüne şahit oluyoruz. Yönlendirme ve bu çaptan düşmenin sağlayıcısı olarak standartlara bağlı ve maalesef bağımlısı kuralların desteklediği bu paradoksun tamamlayıcısı olarak da lanse edilen görüntü kaydediciler, tüm bu akışı saydam bir şerit hainde kayıt altına alıyor, belleklerin en geniş birimlerinin içerisinde, ufak tefek sayısal parçacıklara bölümleyip, ayrıştırarak. Dahil olduğumuz çevre ve çerçevenin, çok da uzağında olmadığımız güncenin sınırında, bambaşka yaşam formları olarak her biri çok çok önceden numaralandırılmış kartların sahipleri olarak anılan bireyler haline dönüşüyoruz yavaş yavaş. Bir veya daha çok eklenti ile giderek evlere kadar uzanan bir ağın içerisinde zabt-u rabt altına alınıyoruz. Kişiselliğin sınırlarını oluşturan mabetlerimizden çıktığımız andan itibaren bir sürek avının içerisindeymişçesine devamlılığı sağlayan gözlerin önünden ilerliyor, kurguya dahil oluyoruz. Kale C#4 hanesinden K#7 istikametine doğru ilerledi.

Bütün bu karaşınlık dahilinde kısıtlanan sadece George Orwell’in « 1984 » romanında karşımıza çıkmış olan gözetlenme değil aynı zamanda özgürlüğün de sınırlandırılması olduğu gerçeği bir kere daha karşımıza çıkıyor. Tüm olağan dışılığına karşın teknolojik yaşamın kdv’si olarak da tasavvur edebileceğimiz bu durumu vahimleştiren ise daha geniş kitlelerce kabuk görürlüğünün artması. Tepkilerin artık ölçülemeyecek düzeylere inmiş olması. Sessizliğin çoğala çoğala yükselmesi. Enikonu düşüncelere vurulan kilidi takiben, zihinlerde bir eylemi gerçekleştirirken en az üç kez düşünmemiz gerekliliğini de hatırlatan bir uyarı levhasına ihtiyacımız bu kadar çok muydu ? sorusu ise şimdi daha belirgin bir biçimde hafızamızda kendine önemli bir yer teşkil ediyor. İnsan zekası ile şekillendirilen, gelişip üzerine yeni yapılandırmalar eklenen bu dönüşümler gördüklerimizi de daha farklı algılamamıza yol açıyor. Artık gerçek dediğimiz olgunun, durumun bir kurmaca olmadığını ve veya doğruluğundan şüphe götürmemesi gerekir iken türlü çeşit huylanmalara yol açtığını gözlemleyebilmek son derece mümkün. Gözetlenen ile gözcünün arasında bir paraleli de bizler oluşturuyoruz Sahneye hem dahil olup, hem de uzaktan seyrüseferi takip ederek, ortaya çıkan bir tamamlayıcılık. Taviz ve kabulgörürlüğün tavan yaptığı günümüz medyası içerisinde servis edilen görüntüler arasındaki çelişik, parçacıklı ve en önemlisi hatalı pek çok detayı keşfetmek de çabası. Bütünleyicilik ile beraber minimum anlaşı kavramının da göz ardı edilmesinin de neticede bu karmaşıklığa dönüşmesi ise son raddede üzerine kafa yorulması gerekli olan bu müdahaleleri daha yüksek tondan tartışmamızı elzem kılıyor.

Fark edemediğimiz, göz ardı etmeye başladığımız, balık hafızasına kavuştuğumuz ilk andan itibaren bu devinim, kendi döngüsü içerisinde yeni ayrıştırıcılar eklemleyerek, ara bağlantılar ve sorunlar ortaya çıkartarak içinden çıkmamamızın büyük büyük biradere tembih edildiği labirent yapılandırmasını da beraberinde gözlerimizin önüne seriyor. Uzakta kalmış intibası uyansa da aslında çok daha yakınımızda işleyen, İşgal içerisindeki Irak’ta vuku bulan “demokrasi çalışmaları”, bir devletin başka bir devletle olan bitmek tükenmez mücadelesine tanıklık eden “kutsal topraklar” ve sürümcemede bırakılan ortak yaşamlar, hayaller. Birbirleri ile zincirleme bir tepkime sürecine dahil olmuşcasına birbiri ardında yaşadığımız coğrafyada ortaya çıkan “timler”, “çeteler” vs. Hûlasa, giderek daha da karmaşıklaşan olaylar ve bunları algılayabilmenin sınırlarına ulaştığınızda (ki bu da büyük bir çabayı gerektiriyor.) karşınıza çıkan büyük duvarlar, gözetleyiciler, sansüre uğramış görüntüler, demeçler. Olabildiğince makul bir idrak anlayışı içerisinde olan persona’yı dahi dehşete düşürecek gelişmeler çok çabuk bir biçimde sindirilerek, kendi oyun alanımız dahilinde bizleri bekleyen “yeni” tanımlı sürprizlerle oyalanmamız için yönlendirildiğimiz bir kurguya dönüşüyor. Hemen tüm alanlarda olduğu gibi “özgürlük” kavramı da çekiştirilip daraltılabilen, en önemsiz konularda dahi hemen adı anılan, genişletilmeye çalışılan bir olgu halini alıyor. Sayısal ekranlarda birbiri ardına numaralar akıp gidiyor, başı boş ve fütursuzca. Geçtiğimiz Pazar akşamı Echoes Productions tarafından düzenlenmiş, dinlemeye doyamadığımız başucu müzisyenler / topluluklar arasında yer alan “Massive Attack” konseri sırasında led ekranlardan yansıyanlar da tam da bu “özgürlük” noktasına hitap eden, görülmesi gerekenleri tam onikiden vuran saptamaları dinleyici / izleyicilerin zihinlerine bir kere daha mıhlayan sözlerin akıntısına sahne olmuştu. Sadece işitsel bir deneyimden ibaret olmaktansa, görsel öğeler ve verilen mesajların netliği ile yukarıda çözümlemeye çalıştığımız açılımlara sevk eden bir tanıklıklığın tamamlayıcı olan ekibi de bir kere daha yâd edelim, bu vesileyle tek cümleyle de olsa en azından hatırlattıklarını unutmamak için... “Bu erdemin son cümlesi: Gün be gün özgürlügünü ve hayatını ele geçirmelisin.- Johann Wolfgang von Goethe, 1832”

Böylesine başarılı bir biçimde hafızanın derinliklerinde saklı kalanları ortaya çıkartan bu konserin ardından Pazartesi akşamı canlı olarak sizlerle buluşan Deuss Ex Machina içerisinde de, ötekileşen ses köprülemeleri ile bir saatliğine de olsa rutin çemberin dışına çıkabilmeye çalıştık, Proodos güncesinden Sühan Gürer'in katılımıyla beraber. Hayat – müzik akışını son derece yararlı gözlemlerle aktaran Gürer'in sitesinde mercek altına aldığı, yorumlarını paylaştığı çalışmalardan derlenen parçalarla oluşturulan “Ay Tutulması” serisini gerçekleştirdik. Alelade tanımlandırmalardan olabildiğince kaçınıp, daha farklı melodi, yapı ve müzikleri üreten prodüktörlere değinme çabamızda önemli bir ayrıntıyı tümleten dizin içerisinde, alternatif tınıların kesişimlerinden bir derleme ortaya çıkarttık. Elektronik müziğin giderek daha kişiselleştirilebilir, muktedir olduğu dans pistlerinin yanında daha ev dinlenceliğine yönelik, ince işçiliklerle örülmüş örnekleri dinlenceliğe dahil oluyor. Enikonu akıllı dans müziği'nin keşfinden bu yanan pek çok farklı tür ve tarz etiketiyle beraber dinlence listemize dahil oldu, oluyor. Belki sadece nüanslar ile fark edilebilecek ayrıntılarda ayrışan müziklerden, özellikle son iki senedir ağırlığını iyiden iyiye hissettirmeyi başarmış olan elektro-akustik, space-pop, electronica çoğaltımlarından beslenerek gelişmiş “Renfro” ekibini “debut” albümleri Mathematics'e dair notlarımız ile haftalık önerimiz olarak sizlerle paylaşıyoruz.


Durağan ritm döngüsü dahilinde, kendi yolunu çizmekte ısrarcı olan bu vesileyle ara müzikal bağlantılarla arasında sürekli bir fikir teatrisi hali bulunan bir imgelem Renfro nun müziğinde ilk olarak karşımıza çıkan detayı oluşturuyor. Desteği alınan her sesin peşinde takipçisi olan melodik aksamlar, sözel biriktirmeler ile melankoliyi ön planda tutan bir yapıyı da beraberinde getiriyor. Organik ses kayıtları ile makineden türetilen mekanik alaşımın sözlerle kuvvetlendirildiğinde alternatif elektronik müzik için henüz her şeyin tükenmediğini duyumsatması açısında dahi dikkatleri üzerine çekebilecek bir ekip Renfro. 2005 yılında Kuzey Devon ve Doğu Londra yerleşkeli vokalist Tim Branney ile ses tasarımcısı Atom James Dipper ikilisi tarafından temelleri atılan, film müziği kesitlerinden, saha kayıtları ve elektro akustik yapı bozumlarla şekillenen bir pop müziğinin icrası nasıl üretilebilir sorusundan hareketle seyrüseferine başlamış bir proje. Sesin türetilebilir olduğu tüm üreteçlerden destek alan, akademik elektronik müziğin gizil cevherlerinden Tod Dockstader, John Milton Cage Jr. gibi üstatlardan, Matmos gibi günümüz elektronik müziğinde ferahfeza noktaları tespit etmeye gayret eden gruplardan ilham alan, basın duyurusunda yer verilenlere göre; NASA'dan temin edilmiş dipsiz uzay boşluğu tınısından, plastik kredi kartının yanması sırasında ortaya çıkan hararetli sese, durağanlığı bozan sinyallerin kayıtlı olduğu materyallerdeki bozukluklara kısaca “distrotion” gibi gündelik yaşamda var olup tek başına pek bir şey ifade etmediğine kâni olunan seslerin müziğe dönüşme aşamasında faydalanıldığı, üretimlerle anlam kazandırıldığı, esas yapıyı tamamlayan birer bağlaç haline dönüştürüldüğü deneysellikten beslenen bir müzikal izlek kulağa çalınmakta debut uzun çalarları olan “Mathematics”de.

Dipten ağır ağır yükselen kaynaştırmalı ses kesiti ile ilerleyen, kimliksiz vokallerden destek alarak kaotik bir ağıt halini alan, metal yüzeyler arasına iliştirilmiş melankoliyi son derece iyi bir biçimde irdeleyen “Half-Life Of Happiness”, enikonu sterilize edilmiş clickler ve ambient tasavvurlarına doğru ilerlememizi sağlayan, neredeyse fısıldayan vokallerin devreye girmesiyle beraber güncelliğin daraltımlı yollarında nefessiz kalan bireylerin içinde kopan fırtınaları, kırılganlıkları olduğu ham halleriyle dinleyicinin kulaklarına yansıtan “Broken Little Pieces”, Christian Fennesz, Jacaszek, Deaf Center hatta Machinefabriek gibi elektronika'nın ambient ile harmanında mihmandarlığını yapan proje / isimlerin kayıtlarından mürekkip yansılara haiz olmuş, parçanın derinine inildikçe yavaşlatılmış perküsyon döngüsü ile “space-pop”a ulaşan “Terrain”, içinde bulunduğunuz zamandan soyutlanabilmenizi sağlayacak kadar iddialı, ksilofon ile kotarılmış “dream-pop”altyapı üzerine ismi ile müsemma bir biçimde aydınlanmaya doğru meyil ettiren “Illuminations”, bir süreklilik hali içerisinde durmadan değişimlere gebe bir yaşayış içerisinde olan modern beşerilere değinen, ters-yüz edilmiş vokaller arasına sığdırılmış akustik kesitlerle ilerleyen “Add/Subtrakt”, yayınlamış olduğu Pop Ambient dizisi ile dinlence listemizde yer almış Kompakt etiketinin leftfield toplama albüm dizisinin bir uzantısı olarak değerlendirilebilecek, bilinmez, duyulmazlığı hiciv eden güzelleme “Planting Flags”, müzikal-sözel uyum çizgisini çarpıcı bir biçimde işleyen tasvirlerle buyur edildiğimiz, “Mathematics” albümün de doruk noktası olarak mimleyebileceğimiz; “Invite The Bullets In” ile finale ulaşıyoruz. Renfro ikilisi son tahlilde deneyimlenmesi gereken, dinleyicinin kendi rotasını belirleyebileceği çizgileri keşfetmesine yardımcı olan bir dinletiyi paylaşıyorlar. Hayatın getirdiği gündelik soru ve sorunların yanında hesapta olmayan çıkışlar karşısında da sağlam durulabilmesi için de vesile teşkil eden ilhamın aracılık görevini üstleniyorlar.

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Renfro At Myspace
Renfro Review At Cyclic Defrost
Meltwater Records Official
Meltwater Records At Myspace
Massive Attack Official
Massive Attack Live At Glastonbury 2008
Tindersticks Official
Tindersticks At Myspace
Avishai Cohen Official
Avishai Cohen At Myspace
Philip Glass Official
Philip Glass At Wikipedia
The Herbaliser Official
The Herbaliser At Myspace
The Raconteurs Official
The Raconteurs At Myspace
Sigur Rós Official
Sigur Rós At Myspace
Sigur Rós Videos At Myspace

Not. Parça dizininde yer alan bağlantılardan Proodos'da yayınlanmış olan incelemelere ulaşabilirsiniz.

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
http://www.dinamo.fm/ -makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Endalaust By Soleyja © Soleyja
Renfro Photo Courtesy From

>>>>>Poemé
Dünyada Olmak Acıdır, Öğrendim – Bejan MATUR
Yeryüzündeki tüm kızıl taşlara
Tanrının kanı sürülmüştür.
Bu yüzden kızıl taşlar
Çocukluğumuzu öğretir.
Tanrı, biz çocukken,
Yanımızda dolaşır.
Küpemize dokunur
Ve kolyemize.
Pabuçlarımıza ve kurdelamızın
Kızçocuk olmak kıvrımına girer
Saklanır.

Kızıl bir elbise ve yatak almalıyım,
Kızıl bir yüzük,
Ve lamba.
O zaman olmalı ki,
Annenin zamanı başlar ve tükenir.

Beklemeyi bilen kan,
Taş olmayı da bilir.
Dünyada olmak acıdır. Öğrendim.

Kızıl karanlık
Mavi karanlık
Ve başlangıç
Bir anlamı olmalı ki bunların,
Bırakmaz bizi annemiz ve tanrımız.

Tuesday, July 01, 2008

Deuss Ex Machina # 217 - Time Has Changed, Counter Shows XXVIII

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_217_--_Time Has Changed, Counter Shows XXVIII


30 Haziran 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Claro Intelecto-Beautiful Death (Modern Love)
>2<-Ceephax-Trabzonspor (Planet µ)
>3<-Grouper-Stuck (Type Records)
>4<-Sunken Foal-Dutch Elm (Planet µ)
>5<-Change Of Plans-How To Be A Saint? (Self Released)
>6<-Change Of Plans-Mighty Pine Tree (Self Released)
>7<-Shuta Hasunuma-Sunny Day In Saginomiya (Western Vinyl)
>8<-Shuta Hasunuma-Discover Tokyo (Western Vinyl)
>9<-Akira Kosemura-Garden (Schole)
>10<-Akira Kosemura-Drizzle (Schole)
>11<-iTAL tEK-Red Sky (Planet µ)
>12<-Matoa-Alka (DubKraft)

Deuss Ex Machina # 217 İndir/Download

Time Has Changed, Counter Shows XXVIII Bölüm (217) – Tükenmek Nedir Bilmeyen Hayat Akışı, Ümitsizliği De Beraberinde Götürecek Mi?

>>>>>Bildirgeç

Bir Sezon Finali, ya da bir programlık da olsa Kışa duyulan özleme methiye çalışması. Günlerin hızı alınmaz bir şekilde ve seri bir biçimde paydalandığı, dönüşümlerin ve düşünselliğe olan sebatın giderek ırak bir noktaya tekabül ettiği zamanımızda, bir ümit manifestosu...14 Temmuz'da görüşebilmek üzere...Şimdilik...

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Claro Intellecto At Myspace

Claro Intelecto Review At Makina
Ceephax Official
Ceephax At Planet µ

Ceephax At Myspace
Grouper At Myspace

Grouper At Last.FM

Grouper At Type Records

Grouper Review At The Yellow Stereo

Sunken Foal Official

Sunken Foal At Myspace

Change Of Plans Official

Change Of Plans At Myspace

Shuta Hasunuma Official

Shuta Hasunuma At Myspace

Western Vinyl
Akira Kosemura Official

Akira Kosemura At Myspace

Akira Kosemura Review At Cyclic Defrost

iTAL tEK At Myspace

iTAL tEK Review At Makina

Matoa At Myspace

DubKraft At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[nospam]dinamo[dot]fm -
www.dinamo.fm - misak[nospam]dinamo[dot]fm deuss-makina.blogspot.com

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8

---------------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Graf 3 By Greatgetfilte
© Greatgetflite

>>>>>Poemé
Ruhumun Dalgaları – Sabahattin ALİ

Ruhumun dalgaları, koşup kabarmayınız
Her damlanız tutuşan göğsüme birer bıçak.
Kalbim bir kayadır ki, neredeyse yıkılacak,
Hayalden köpüklerle kalbimi sarmayınız.

Dümdüz olsam diyorum, ve kumlu bir sahili
Yalayan sular gibi siz de yavaşlasanız.
Bilmediğim yeni bir masala başlasanız,
Çekilse kulağımdan hatıraların dili.

Ey eski gunler artık bana yaklaşmayınız,
Ey hayaller, vurmayın kalbimin sert taşina.
Bütün bir hayat bile değmez bir göz yaşına,
Ruhumun dalgaları, köpürüp taşmayınız.