Thursday, March 26, 2009

Deuss Ex Machina # 248 - Irradiated Non Phuture

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_248_--_Irradiated Non Phuture

23 Mart 2009 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Richard Lautenschläger-Melodie (In Abwesenheit Des Komponisten) (Shitkatapult)
>2<-Peter Grummich-Solarain (Shitkatapult)
>3<-Ma Bell-Don't Say Goodbye (Ft. Sugao) (Exponential Records)
>4<-Makestapes-Shore Break (Exponential Records)
>5<-Anders Ilar-Ghostwaltz On The Third Floor (Self Released)
>6<-Anders Ilar - In Light We Trust (Self Released)
>7<-Moderat-Out Of Sight (Feat. Sascha Ring) (BPitch Control)
>8<-Moderat-Seamonkey (BPitch Control)
>9<-Marching Dynamics-The Spoor Of The Wolf In The Wet Earth (Hymen Records) >10<-Marching Dynamics-Bizango Datura (Hymen Records)
>11<-Tes La Rok-No Need 2 Be Nasty (Red Volume)

Irradiated Non Phuture (248) - Farkına Varmaksızın Harcanmaya Devam Edilen Bir Geleceksizlik Hakimiyet Kuruyor. Dönüşüm ve Birikim Yerlerini Tahakkümlere Bırakıyor. Nicesinde Ne Umduk, Nelerle Karşılaştık ? Çark Yavaşlıyor. Zaman Mola İstiyor.

>>>>>Bildirgeç
K
A
R
A
N >>>SONSUZ
L
I
K

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Seçime Beş Kala Bir Kez Daha Sol – L.Doğan TILIÇ – Birgün
Kültür Başkenti'nin Halleri – Esra ÜNAL – Tiyatro Ekip
Durum Tespiti - LiberterKedi - Serbest Yazarlar
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Greenpeace – Solukal Kampanyası


Shitkatapult Records Official
Shitkatapult At Myspace
Peter Grummich At Myspace
Peter Grummich At Shitkatapult
Ma Bell At Myspace
Ma Bell / Lymbcsystym Official
Makestapes At Myspace
Makestapes At Blogspot
Exponential Records
Texas Compilation Review At Undomondo
Anders Ilar Official
Anders Ilar At Myspace
Moderat Official
Moderat At Myspace
Moderat At Resident Advisor
Marching Dynamics At Myspace
Marching Dynamics At Hymen Records
Mechanismz Official

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Alone In The Darkness – By Sismoon
© Sismoon / Howling At The Moon's Flickr.Page

>>>>>Poemé
Genelleme - Yılmaz ODABAŞI

Arınıyor, deviniyor gökyüzü
Toz
Ve ter karışıyor hayatıma

Uzak git bölünüp dağılan
Eksilip savrulan ne varsa!
...
Merhaba doğrulup dirilten yanım
Ve deli dizelerime biriken çığlık
Merhaba
Uğultusu rüzgarların bahar akşamlarında

Arınıyor, deviniyor gökyüzü
Akıyor zamanSevdalar karışıyor hayatıma

Friday, March 20, 2009

Deuss Ex Machina # 247 - ¿Estamos En Culpable?

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_247_--_¿Estamos En Culpable?

16 Mart 2009 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Point 7-What? (Toytronic)
>1<-Wixel-Aerosan (Slaapwel Records)
>2<-Wixel-Aesthetics Of Clouds (Slaapwel Records)
>3<-Last Days-The City Failed (n5MD)
>4<-Last Days-May Your Days Be Gold (n5MD)
>5<-Whitetree-Other Nature (Ponderosa Music & Art)
>6<-Whitetree-Koepenik (Ponderosa Music & Art)
>7<-aAirial-Anne H. (Self Released)
>8<-aAirial-Untitled (Self Released)
>9<-Stendeck-Happy Little Children Playing On The Cherry Tree (Tympanik Audio)
>10<-Stendeck-I Feat All The Moments You Will Need Me And I Won't Be There (Tympanik Audio)
>11<-Point 7-Remember Now (Toytronic)
>12<-Point 7-One Movie (Toytronic)
>13<-Orbital-Halcyon (Live At The Dance Factory) (05.06.1993) (London Records)

¿Estamos En Culpable? (247) - Namütenahi Dönüşümlerde Dahil Olunan Döngüler, Katıcıl Bir Horgörüyü Şimdinin Gerçeği Yapıyor.Alelade Bir Sunuştan Ziyade, Gerçekliğin Tam Merkezinde Günahkarların Toplamında Birşeyler Yok Ediliyor. İzi Siliniyor.

>>>>>Bildirgeç
Seyreltilmiş aralıklarla, sapsarı kesmiş sayfalara terk edilenler eski'yi çağrıştırır. Kalemin dokunduğu her bir noktada belirli, belirsiz zaman kesidine de göndermeler barındıran bir tümleyiştir, eski. Vakıf olmaya çaba sarf ettiğimiz, kendimize biçtiğimiz gelecek tasvirlerinde kullanmaktan çekinmediğimiz bir gereksinimi hatırlatır, eski. Kullandığımız kelimelerden, içine dahil olmaya çabaladığımız hayatın çetrefilli yollarına dair çıkarımlar yapabildiğimizdir, eski. Mürekkebin yazıya dönüşmesinde ortalığa çıkan, beyanatın öz kendisidir, belki de. Okuyup kendimizce anlamlar, tembihler bellediklerimizi de hatırlatandır, dijital tüketimin doruklarında olduğumuz ahir zamanımızda. Her bir satırın dahilindeki gizli öznedir, kimi zaman. Saklanmaya çabalandığmız bilgisizliğimizi unutmamızın “yaban elleridir” gel zaman git zaman. Akışın kendisinde, hataların nasıl olup ta bu kadar sık tekrar edebildiğinin de kanıtıdır, şimdiki zaman. Geçişkenliği azaltılmış, ötekileştirilmesine ön ayak kılınmış, ortak paydayı , birbirini kanıksamayı unutanların Dünya'sında özlem duyulandır, ulvi zaman. Yaşayışların manidar ayırıntılarını, niçinlerini ve nedenlerini besleyendir, bir eşikte çoğu zaman gözlerden uzakta bırakılan açmazların çözümlerini barındırabilen bir anahtardır, eski. Hayata karşı alınan yenilgilerin ağırlığını, biçare kalınan anların çokluğunu, geniş anlamında kısacık bir süreye sığdırılan bir ömrün hatıratıdır, eski cûzleri arasında kendi yolunu çizebileceğiniz. İlerleyişin, gelişmişliğin hızına karşın hala fikrin sabitliğine sımsıkı iliştirilmeye devam edilen, yanlıştan doğruların kurgularını da gözlemleyebilecek kadar geniş bir sahayı kapsamaktadır, eski. Her halükarda sonucunun bilinmesine karşın, nihayetinde izlemekten kendinizi alıkoyamadığımız filmlerin, makinede karıştırılan karelerinde ortaya çıkan izler , çizgiler, vesair imlerin merkezidir, eski. Us'un belirsiz döngülerinde hat'ra düşen, kendinizi iyice bir derleyip toparlamanızı salık verecek olandır, en muktedirinden, sapsarı sayfaların çağrısını duyuran, eski.

İçi giderek boşaltılmaya başlanan bir nostalji matruşkası değildir, eski'den kastetmeye çabaladığımız. Tüketilebilir porsiyonlar halinde, ihtiyaç anında elinizin altında tutulması salık verilenlerde değildir, yorumlayabilmeye çalıştığımız. Taşın altında eli bulunanları yok saymaya ısrar edildikçe, ulaşmanın da imkansızlığının arttığı bir gelişmişliğin sembolüdür, eski. Çoktan unutmaya yüz tuttuğumuz, düne ait gerçeklikleri usumuzda tekrarlayabilme, diri tutabilme çabasının karşılığıdaki eski bahsini etmeyi uygun bulduğumuz. Kaynakların düzeninin henüz yıpratılmadığı, doğruların da nispeten daha kolay ulaşılabilir kılındığı günlerin özlemi, belki bu yazımızı kaleme aldırtan. Sözün hızlıca tüketildiği, ne denildiğinden çok ne kadar çelişkilerle dolu olmasına önem atfedildiği bir güncenin içerisinde, yolun gerisini idrak edebilmek için gereksinim duyduklarımızı çağrıştırması, 'eski' bahsini açmamıza vesile teşkil eden en önemli etmen olduğunu belirtmeliyiz. Topluca farklılaştırılan, toplumca ötekileştirilen olguların hemen tümünde bu eşiğin yokluğunu idrak edebilmek mümkün. Zamanın akışı daha iyisini vaat ediyor görünse de, yerinde saymaya devam edenler için korkuyu temsil etmesi de bundan dolayı daha yaralayıcı bir hal alıyor. Keskinliğin dozu giderek artan bir biçimde. Sulh'un kendisini arayışta, nasıl oluyorusa oluyor bir şekilde tekrar dönemecin başında sıfır noktasına ulaşıyor oluşumuz da bu ve bunun benzeri olagelmiş kanıksananların bir diğer getirisini oluşturuyor. Kendinden menkul paye, nam biçenlerin düzen(sizliği)nde karşılaştıklarımız ne kadar vaktin heba edildiğinin, nasıl daha fazla heba edileceğinin de kanıtına ulaştırıyor. Olumlu bir geleceğin temellendirilebilmesi de imkansızlığa terk ediliyor. Varsa yoksa günü kurtarabilmenin telaşesi içerisinde iğneleyici lafazanlıklar, sözümüz tam meclisten içeri ortaoyunları sergilenmeye devam ediliyor. Biteviye soluk almaksızın ilertilmeye çalışılan mesaj kaygıları ekranlarımızdan zuhur ediliyor.

Bilinmesi gerekli olanlar değil, görünmesi elzem olarak tanımlanmışlara daha fazla imkan sunuluyor. Kısmetimize veya kısmetsizliğimize durmaksızın tektipleştirilen, eleştirinin kendisini çoktan silmeyi önemli bir açılım olarak görmekte direnen, makul kazanımlar konusunda dahi bir ortak noktayı tesis edemeyenlerin çokluğunda, eskinin duyarlılığını yâd etmek elzem oluyor. Biçilen takipçiliğin sadece onaylamak olmadığının, yeri geldiğinde hataların ortaya çıkarttığı yanlışlıklardan da dem vurulması gerektiğinin, en önemlisi sesini yükseltebilmenin temellerini barındırıyor. Yıllardır süregiden, adına da demokrasi dediğimiz yönetim biçiminin sadece el üstünde tutulanlara bağşedilmediğine vurguyu bütünlüyor. Öteki olarak sınıflandırılmışların da söz hakları olduğunu idrak edebilmemiz için imkan sağlıyor. Hatalar silsilesi olarak geçmişin bilgisizliğini ortaya atanların, bilginin ulaşılabilir kılındığı internet çağında, aynı yollardan geçiyor olması gerçekten düşündürücü bir sonucu ortaya çıkartıyor. Teori olarak ortaya çıkartılmış çalışmaların dahi bir türlü anlaşılabilir kılınmaması da bu zincirleme, sürümcemede bırakmanın, kendini tekrar ettiren deja-vu'larına zemin sağlamakta, ha keza. Gelişimin bilinmezliklerle, karşılıklı köşe kapmacalarla, sümenaltı edilenlerle, rant için adam tutma / ezmelerle olamayacağı, gözdağı vermenin manşet atmaktan kolay olmasının önünün alınabilmesi için de daha nitelikli sözlere ve eylemlere ihtiyacımız olduğu ise aşik'ar. Greenpeace Türkiye ekibinin çabalarıyla ortaya çıkartılan, sanal Büyükşehir Belediye Başkan adayı Seyfi Solukal projesi ve Solukal.org sitesi de bu minvalde değerlendirilebilecek önemli bir alternatif girişim olarak dikkatinize sunuyoruz:
“Kömürden Kurtul, İklimi Kurtar

Kömürlü termik santraller küresel ısınmanın başlıca kaynağıdır. Düşünün ki, tüm dünyadaki enerji kaynaklı karbon salımlarının %41’ine tek başına kömür neden oluyor. Yani kömür santrallerinden kurtulmadıkça iklimi kurtarmamız imkansız.

Bu tabloya rağmen Türkiye’de 47 adet yeni kömür santrali projesine başlanıyor. Bu soluduğumuz havaya yaklaşık 115 milyon ton fazladan karbondioksitin karışması demek. Çoğunluğu ithal kömürle çalışacak bu santrallerin bazıları lisans almış durumda. Ülkemizin havasını, suyunu ve geleceğini korumak için bedelini çok ağır ödeyeceğimiz bu hataya seyirci kalmak istemiyoruz. Politikacılara, Türkiye’nin temiz enerjiye ve enerji verimliliğine layık olduğunu göstermeliyiz.

Bu nedenle, 29 Mart’taki yerel seçimleri, etrafa zehir saçıp sağlığımızı ve çevremizi tehdit edecek 47 kömür santralinden kurtulmak için bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Türkiye’de oy vermekten daha fazlasını yapmaya gücü olan yurttaşlar olarak, bütün parti adaylarından sorumluluk almalarını ve seçilirlerse temiz enerjiyi tercih edeceklerine dair söz vermelerini istiyoruz. Adaylar suya sabuna dokunmayan sözler vermek yerine bizi kömürün dehşet verici kirliliğinden korumayı taahhüt etmelidir.

Greenpeace’e söz vererek ‘Güneş İçin Belediye Başkanları’ bildirgesini imzalamış adayları ve henüz imzalamayanları internet sitemizden takip edebilirsiniz. Henüz geç değil. Greenpeace’in “Türkiye Soluk Alsın” eylemine katılarak kampanyamızı kazanmamız için bize katılın. Şehrinizde temiz enerjiyi geliştirmek için Belediye Başkanlarına yol gösterecek bir rehberimiz zaten var.

Seçmen olarak sen de gücünü iklim için kullan ve tüm adayları sorumluluk almaya davet et. Senin de baskınla Türkiye soluk alsın.”


Sözcüklere sığınarak iletmeye çalıştıklarımızın, müzikal yansılarına yer vermeye çaba sarf ettiğimiz, Deuss Ex Machina programında, enstrümantalist yaklaşımların özlem duyduğumuz eşiklerine kulak kabartma imkanına sahip olduk. Ortaya çıkartmış olduğumuz seçkimiz dahilinde, elektronik seslerin kullanım biçimlerinde farklılaşan, birbirlerini tamamlamaya imkan sağlayacak kadar detaylara sahip bulunan parçalardan bi'kurgu oluşturmaya çabaladık. Müzikal türlerin tüketim hızlılığının karşısında türetimleriyle alternatifi kotarmaya devam eden sesler kapsamımızı oluşturdu. Cilalanmaya da fazla ihtiyaç duymadan, üretilmiş ham halleriyle de yeterince geniş bir düşünce sahası sağlayan, teorilerin işlendiği kayıtlar, uzunca bir süre sonra Deuss Ex Machina'nın ilk yayın dönemine yakın bir sunumu gerçekleştirebilmemizi sağladı. Disiplinler birbirleri içerisinde evrilmeye, etkileşime devam ederken mümkünatlar dahilinde sınırlarını “eski” olarak addedilenlerle ilintileyen prodüksiyonlar, tam da bu zamanda içerisinde sıkışıp kaldığımız belirsizliğin üzerine daha kararlı gidebilmemiz için bir vesile teşkil edecektir, kanaatini taşımaktayız. Kurmaya çalıştığımız her bir cümlede, esamesi okunmayanı da aklımıza düşürmesi de cabası. Seslerin sağlamlaştırdığı, sıklıkla bahsetmeye çalıştığımız üzere de müziğin sadece dinlenip unutulacak bir bağlaç olmadığını da örneklemeye devam ettik. Müziğin son tahlilde, (kendinize göre biçimlendirilebilecek çıkarımlara vb.)çok daha fazlasına imkan sağladığı ise aşikar. Dört senelik bir molanın ardından, IDM disiplinin odaklarından Toytronic Records'un geriye dönüşünü de müjdeleyen, Point 7'ın What? Uzunçalarını haftalık albüm önerisi olarak paylaşıyoruz.

Techno'nun dinamikleri üzerinden şekillendirilmiş, rotası belirlenmiş bir müzikal eşiği tanımlamakta Intelligent Dance Music (Akılcıl Dans Müziği). 90'lı yılların taviz vermez Rave günlerinde tanımının yapılmasından bu yana, değişkenliği ve deneyselliği birbirleriyle bütünleyen bir müzikal çeşitliliğin, ters köşeye yatırılmış tekno seslerle sunumunun gerçekleştirildiğini söylemeliyiz. Değişkenlerin son derece iyi gözlemlerle prodüksiyonlara dahil edildiği, zamanında yayınlanmış pek çok kaydın, dahası ortaya çıkartılmış pek çok sesin hala güncelliğini koruduğu bir sentezlemenin bütünü, 'IDM' kapsamı alanını oluşturmakta.1992 yılında yayınlanmış olan Warp Records etiketli toplama albüm; Artificial Intelligence kaydını da Wikipedia'yı referans alarak, IDM'in ilk kayıtları arasında gösterebiliriz. Ses yüzeyleri arasında geçişlere açık tutulan, kimi zaman kaotik buluşmalara, kimi zamanda melodilerin zirve noktasını tuttuğu sinematografik ses pasajlarına ulaşan bir müzik dinleyicilere sunulur. Kulüp dinlenceliği olarak nam salan müziklerin yanında, evde de dinlenebilirliği olan seslerin kullanımına da imkan sağlayan, deneysel bütünlük Akılcıl Dans Müziğinin de temel bileşenleri olarak kısa sürede benimsecektir. Bir yanı elektronik seslerin kuvvetli dans figürlerine ev sahipliği yaparken, öte yanda melodinin öncüllüğünde bir ortamın içeriğini doldurabilecek yalınlıktaki ses bağlaçlarına ev sahipliği yapan bir kolaj, burada bahsetmeye çalıştığımız. Point 7 projesinin ardındaki isim Chris Cunningham ve bu bağlamda Toytronic etiketini de bu çıkarım dahilinde, müzikal teoriler ortaya çıkartmakta olan bir yapılandırma olarak değerlendirebiliriz.Chris Cunningham'ın müzikal kronolojisinde de, yukarıda kısaca değinmeye çabaladığımız unsurlar ile oluşturulan bağlantıları irdeleyebilmek mümkün. Martin Haidinger aka Gimmik ile Tony Douglas tarafından temelleri atılan Toytronic etiketine dahil olmasıyla müzikal seyrüseferinin de başlangıcına ulaşırız. Ortaya çıkartılan seslerin sentezlenebilirliği konusunda yetkin bir örneği oluşturan, zamanın İngiltere'sinin elektronik müzik sahnesinin yaratıcılığı konusunda söz sahibi olmuş Num Num projesi Toytronic etiketinden yayınlanan sanatçının ilk çalışması olur. Bir başka müzikal cevher olan Martin Haidinger aka Gimmik'in, Autechre'nin çiğ endüstriyel ses işçiliğine zerk etmiş olduğu meldramatik detaylar üzerinde temellendirdiği solo projesinin ilk kaydının ardından girişilen ortaklığın neticesidir Num Num. Techno estetiğinden yola çıkılarak kotarılan, sert bas kesitlerinin, elektro'nun Kraftwerk gibi öncüller tarafından ortaya çıkartılmış ses kompoziyonuyla birleştirildiği Hi-Num, saha kayıtları ile kurgulanmış Ambient techno’nun zuhur eylediği, kristalize ses kümesi If Q Was H ve iflah olmaz Drexciya takipçilerinin benismeyebilecekleri kadar yetkin bir ses kolajı olan South Quay parçasının yer aldığı “Unknown Sources” EP’si 1999 yılının önemli çıkışlarından birisini oluşturur. Deneysellik ivmesi dengelenmiş, birbiri ardına günyüzü bulan kayıtlar içerisindeki, müziğin ön planda olduğu bir kurgu ortaya çıkartılır ikili tarafından. Bu siftah kaydı ise 2002 yılında yayılanacak olan Links Berge Rechts Seen albümüyle, Abfahrt Hinwil projesi takip edecektir. Farklı odakları keşfedebilme, bunu da dinleyicilerle paylaşma konusunda cömert davranan Toytronic etiketinin, sınırlarını da kulaklara amade bir biçimde işleyen bir bütünlük arz eder, Links Berge Rechts Seen albümü. Dönemin ekipleri ve öncülleri olan Autechre, Cylob, LFO, Sabres Of Paradise, Mike Paradinas, Aphex Twin vs. gibi Akıllı Dans Müziği’nin ticarileşmesinin önünü de almaya çaba sarf edenlerin sunmaya çabaladıkları, deneysel müzik yeterince iyiyse dinlenir prensibini destekleyen, farklılığa işaret edebilen bir müzikal yansıtıcı halinin taşıyıcısı olur, Abfahrt Hinwil.Num Num projesinde duyumsatmış olduklarıyla benzeş bir hattan ilerleyen, giderek keskinleştirilmiş bir endüstriyel tınının ortaya çıktığı yüksek ritm yoğunluklu Bumperstufe 2 ile albüm açılır. Parçanın tam tersi istikametini aralatan, yüzeye taşınmış melodik kurgusu ile Autechre’ın ‘Amber’ albümünün kapanış parçası olan Teartear’la aynı yoğunluğu barındıran Sonic Surface, techno vurgusunu enikonu bütüne vardıran, Aphex Twin’in daha sonraları müziğini tanımlayacak “Braindance” janrının hamisi olarak değerlendirebileceğimiz Planquadrat ile çalışmanın da odağına ulaşırız.

Süreklilik arz eden bir biçimde, dönüşerek ilerleyen geçişleriyle beraber zamanın nostaljisini de ortaya çıkartır, ikili. Albüm içerisindeki minimalist yaklaşımlara da değinmeliyiz. Bir final anını imgeleyen, nihai bir sonu ortaya çıkartan, atmosfer tınısı Triology, Jarre, Vangelis gibi new age üstatları ile ‘Ambient’ müziğinin fikir olarak yapılandırmasını ve temellerini atmış olan Brian Eno gibi prodüktör-dehaların takipçiliğinde, değişken bir sentezin sunulduğunu söyleyebiliriz. Bu tavrı bariz bir biçimde işleyen Tech 8 parçası, çelişkilerle boğuşan bir Dünya atmosferini imgelemeye çalışır. “Endüstriyel tekno”nun net biçimde duyumsanabileceği ama referans edinilmiş çalışmaların bütüne sirayet eden yaratıcılıktan da yol alan , kitsch'e bağlantılanabilecek bir önerme bütünü parçanın içeriğini tamamlar. Düşük yoğunluklarıyla, muğlak zamansızlığın irdelendiği, çalışmaya özenle yerleştirilmiş birer bağlaç halindeki; The Light ve albümün kapanışında yer bulan Untitled parçaları da bu betiği işleyen temalar olarak paylaşılabilir.

Yaygın bir biçimde hayatı kapsayan karamsarlığın varlığına parçalarında yer vermelerine karşın, çok daha kudretli bir biçimde umudun da varlığını korumamız gerektiğini salık verecek kadar, derinleşen bir tasvir yoğunluğu albüm süresi dahilinde Abfahrt Hinwil tarafından dinleyicilere ulaştırılır. Tekil bir bakışımdan ziyade, gündelikliğin çelişkilerinden, ayrıştırmalarından, mücadelelerinden de izlerin yoğunlukta olduğu, düşündüren, ilgili disiplinin de tanımını kuvvetlendiren bir düşünselliği dinlemek de olası. Elektronik müziğin yaygınlaşmasına paralel olarak bi köşede hazır tutulan, ne kadar gerçek ile örtüşebileceği, makine müziğinin ön yargılardan bağımsız bir biçimde kendi özgün tavrını ortaya çıkartması açısından da müzikoteğinize eklenebilecek nadide bir kayıttır, Links Berge Rechts Seen.
2005 yılında Harmi Palda'nın alternatif müzik türlerini IDM disiplininde harman ettiği Infinite Scale projesinin 'debut' albümü olmuş dinlencelik Sound Sensor'un yayınlanmasının ardından da sessizliğe gömülen Toytronic Records'un yeniden ses vermesini sağlayan “What ?” albümü ile ilgili notlarımızı iletelim. Verilmiş olan dört senelik ara dahilinde, Akılcıl Dans Müziği'nin müzikal değişkenliklerle paralel olarak ilerleyen, yeni önermelere de ev sahipliği yaptığını belirtmeliyiz. Endüstriyel seslerin giderek daha mekanik alaşımlarla hareketlendirilmiş vurgulamalarına sahip olunan akımlardan, sesi merkeze alarak daha fazla ortam müziğine evrilen eşiklere, daima kapısını aralık bırakmış olduğunu her fırsatta duyumsatan techno tabanlı müziklerin yenilikçi kanatlarında esamesi okunan bütünlüğün taşıyıcısı olmaya devam ettiğini ileri sürebiliriz. Elektronik müziğin son dönemlerinde yükselişini de sürdürmeye devam eden Dubstep'de, hararetin, trafiğin yoğun tutulduğu bir ses kolajlaması hallerinin yansıması olan Glitch Techno'da, aynı dönemlerde temellendirilen Chris Clark, Otto Von Schirach, Shitmat gibi prodüktörlerin başı çektikleri, sert metal havasını elektroniklerle buluşturdukları deneyi tanımlayan Breakcore gibi disiplinlerin, IDM'in devamlılığını da sağladıklarını öngörebiliriz. What? albümü içerisinde, Chris Cunningham'ın saptamalarıyla ortaya çıkarttığı ses erimi geçmişin tınılarını tekrar etmeden yenileştirmeye çabalayan bir modernizm çabası barındırdığını belirtmeliyiz. Maps & Diagrams, HP Stonji, Fizzarum, Cultek, Arovane vb üretmiş oldukları çalışmalarla da paralellikleri bulunan ve yer yer 90'ların dinamik çıkarsamalarını da es geçmeyen bir yapılandırma bütünlüğünden de dem vurabiliriz.

Elektronik ses kesidinin üzerine bina edilen, karanlık mekaniklerin tınılarından kotarılmış vurgunun başatlığındaki Remember Now, Akılcıl Dans Müziği'nin geçmişini layıkıyla hatırlatan bir başlangıcı sağlıyor. Detroit Techno'nun metalik yüzeylerinde elektro kesişimleri paydalayan, Toytronic'in kayıt dizininde paylaşılanların devamlılığını sağlayan modernist kurgu; X Insert albümün geri kalan imleri içerisindeki ritmlerin giderek yükseleceğinin haberciliğini gerçekleştiriyor. Dubstep'in elektronika ile kesişimini ortaya çıkartan Burial, Shackleton, Kode9 gibi üreteçlerin paylaşımlarında olduğu üzere, çoklu katmanlardan yapılandırılan bir tını yoğunluğuna sahip olan A Computer yer yer endüstriyellik hattında ilerleyen bir müzikal manifestoyu dinleyicilerle buluşturur. Zamanı belirsiz bir görüntünün yansıtıcılığını sağlayan, ismiyle müsemma bir biçimde sinematografik detaylandırmalar barındıran, Orbital gibi geri dönüşlerini müjdeleyen ekol-elektronika ekiplerinin müziğini anımsatan One Movie Cunningham'ın müziğinde dinleyiciyi tekrar o kayıtların izini süremeye arzu ettiren bir deneyimi de beraberinde sağlamakta. Bu tasvirler bütününün bir adım ötesinde bulunan, daha çok elektro-akustik müzikte karşılaştığımız, sessiz duruluğu melankolik bir biçimde işleyen ve Claro Intelecto'nun 2008 tarihli Metanarrative albümün finalinde yer bulan Beautiful Death parçası gibi, yürek burkan 15th of July parçası, farkındalılığı arttıran bir düşünsel yolculuğu da beraberinde sunuyor. Ne kadar çok hata ve ne kadar fazlaca sessiz kalmanın getirdiği hazin sonuç manalı bir biçimde sunulmakta. Bu kesidin ardından çıkagelen, Hacker IP parçasında da geleceğe yönelik mesajların taşınmaya devam edildiğini söylemek mümkün. Ortaya çıkartılan tüm diğer projelerde olduğu gibi, Point 7'da da şimdinin ötesini , anlaşılabilir kaygıları irderlemeye çalışan bir okumanın varlığını koruduğunun da altını çizmeliyiz. Yükselip alçalan ritm kompozisyonu içerisinde kulaklara çalınan Akılcıl Dans Müziği'nin sade suya tirit bir disiplin olmadığının da kanıtını oluşturmayı başarır. Dönüştürücülüğü ile bu tavrın devamını da sağlayan, albümün kapanış parçası olan Ous, elektronika ritmlerinde dubstep'in keskin technoesk kurgusunu yeniden tanımlamaya girişen bir önermeye kavuşur. Point 7 ile Chris Cunningham, IDM ses eriminde alternatif olanı tanımlandırmaya devam ediyor. Bileşkesine dahil edilmiş her yeni sesle beraber, derinleşen, düşündüren, sorgulatan problemleri elektronik müzik dinleyicilerine ulaştırıyor. 'Eski'nin kadrini kıymetini bilenler için, kuvvetli bir müzikal açılımı sağlıyor.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Hayat Siyaseti İçin Bir Tahlil Denemesi - Melih PAKDEMİR - Birgün
Siyaset İçeri, Siyaset İçeri... - İbrahim ALTINSAY - Radikal
Soba Borusundan Bakmak, İlkeli Olmak - L. Doğan TILIÇ - Birgün
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Greenpeace – Solukal Kampanyası

Point 7 Official
Point 7 At Myspace
Point 7 aka Chris Cunningham At Last.FM
Point 7 Album Review At Igloo Magazine
Point 7 Informative At Joilet Blox
Abfahrt Hinwil At Myspace
Abfahrt Hinwil Album Review At Junkmedia
Wixel Official
Wixel At Myspace
Wixel's 2009, 12 Records In 12 Months Project
Wixel Official Download Site
Whitetree Official At Ponderosa Music & Art
Whitetree At Myspace
Ludovico Einaudi At Myspace
Robert Lippok At Myspace
Whitetree Review At Pulp Magazine
aAirial At Myspace
aAirial At Last.FM
Stendeck Official
Stendeck At Myspace
Orbital Official
How Times Fly?: Orbital Back For Big Chill - Sean Michaels - The Guardian

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Rural Abandon (18) - By Jon Bradley Photography
© Jon Bradley Photography

Point 7 Cover Artworks Courtesy From Discogs.com Database

>>>>>Poemé
Eskiden - Özdemir ASAF

Ne güzel insanlar vardı eskiden.
Çocukluğumuzu kaplamışlardı.
Bize masal anlatırlardı
Cinlerden, perilerden.
Büyük anneler, büyük babalar vardı.
O zaman hepsi uzaktı ölümden.
Hem sevdirir hem korkuturlardı.
Acı hikâyeleri bile tatlı başlardı.
Demek bunun için gittiler hikâyelerden.
Ne güzel insanlar vardı eskiden.

Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Gençliğimizi donatırlardı.
Hep iyi şeyler hatırlatırlardı
Geçip gitmiş devirlerden.
Sevgi ve ümid yaratırlardı.
O zaman her şey uzaktı ölümden.
Yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
İster istemez saadet taşardı
Gamsız günlerimizden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.

Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Hayâl içinde yaşatırlardı.
Güldürür ağlatırlardı
Duymadan biz, düşünmeden.
Her an bir asır kadardı.
O zaman herkes uzaktı ölümden.
Candan sevdiklerimiz vardı.
Hepsi başka güzeldi, bizi tanımazlardı.
Bütün yollarımız geçerdi gül bahçelerinden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.

Friday, March 13, 2009

Deuss Ex Machina # 246 - A Tender History In Ambiguousness

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_246_--_A Tender History In Ambiguousness
09 Mart 2009 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Tim Hecker-An Imaginary Country (Kranky)
>1<-Dead Letters Spell Out Dead Words-This Room Seems Empty Without You (When Skies Are Grey)
>2<-Dead Letters Spell Out Dead Words-What I Wouldn't Give To Feel Alive (When Skies Are Grey)
>3<-Tim Hecker-A Stop At The Chord Cascades (Kranky)
>4<-Tim Hecker-Borderlands (Kranky)
>5<-Eluvium-We Say Goodbye To Ourselves (Temporary Residence Limited)
>6<-Eluvium-Reciting The Airships (Temporary Residence Limited)
>7<-Gökhan Birben-Hey Gidi Karadeniz (Ada Müzik)
>8<-Yuri Ryadchenko-Köyde Cenaze (Ada Müzik)
>9<-Jesper Norda-Let's Go To A Place Infected With Truth And Resist With All Of Our Hearts (April Archives)
>10<-Jesper Norda-Calm (April Archives)
>11<-Arms And Sleepers -Jetty (Self Released)
>12<-Arms And Sleepers-The Motorist (Self Released)

A Tender History In Ambiguousness (246) - Sarmalın En İçinden En Dışına Kadar Olan Yörünge, Titreşimler, Somut Çağrılar, Soyut İdraklarla Beraber Karaşınlığı Görmek İsteyenlere Arz Ediyor. [Biçimsiz Efervesanlar]

>>>>>Bildirgeç
“Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz. Albert CAMUS”

Detaycıl bakışım yerini, katıcıl bir tavizsizlikle oluşturulan genellendirmelere bırakıyor. Biteviye bir çemberin, döngünün, günün tamamlanması gibi süreklilik arz eden bir biçimde, detaylandırmalara da çoktan mesafeli durmaya alışkın olunan bir durum. Karşılaşmaya çalıştığımız, karşılaştırmaya nizam gösterdiğimiz olgularda olduğu gibi, karşıt kutupluluk birbirlerini ters köşeye yatırabilmek için daha çok çaba sarf ediyor. Ortaya çıkagelen belirsizlikten de fayda sağlayarak, olması gerekenin adının da bir türlü konulamamasına neden oluyor. Sonuca bir türlü ulaşamayan bir seyirlik gibi, gündeliğimizi de işgal etmeye devam ediyor. Belirsizliğini korumaya devam ettikçe, açılım sağlayabilmek için bile önümüze sunulmuş olan, içeriğinden bi'haber kaldığımız dehlizlerden bir rota tutturmamız isteniyor. Finale varamadığı için yadırgadığımız, seyretmekten ise kaçınmadığımız sabun köpüğü dizilerinden, hayata ilintilenmiş bir seyirliğin, figürasyon kadrosuna evrilişimizi de kolaylaştırıyor. Bu ve benzeri parantezler arasında saklı tutulan, benzersiz genellendirmeler. Bilincin sağladıklarıyla uygulamaktan çekinilmeyen her yeni düzeltme girişiminde de, varlığını yeniden hatırlattıran, bu türlü bir sahteliğin içinde hayallere yer bırakılmadığını alenen afişe edildiği bir teşebbüs. Tersyüz edildikçe, doğrusunun sadece kendilerine bahşedilmiş işaret ve ayraçlardan ibaret olduğu yanılsamasına da devam edildikçe toplumsal seviye arttırma çabası da belirsiz tarihlere erteleniyor. İçerisinde çelişen, birbirinin hatasını gözetip, kollayan önemli yanıtlarını bu karşılaşmalara saklı tutmaya devam eden bir yaşamsallık öne sürülüyor. Kendinden emin olabilmeyi taraf tutmak olarak algılatan genellendirmelerde olduğu gibi, bir sonraki adımın muhakkak geri geri olmasına çaba sarf ettirilen bir eşiğin çevresinde, çerçevenin de kenar yaldızlığında hayatı idame ettirmeye devam ediyoruz. Ettiğimiz yanılsamasıyla yaşıyoruz.

Oluşturulmaya başlanan, yönlendirmelerle şekillendirilmeye, tavizsizlik önerileriyle bütünleştirilme gayretine girilen gündem içerisinde de bu ayrıntıları teyit edebilmek mümkün. Genellendirilen, tüme ulaştırılan her bir açılımsızlıkta, aynı yolun yolcusu olmalarına karşın birbirlerine söylenmedik sözü, işitilmedik hakareti reva, umulmadık tepkimleri ala görmeye devam edenleri yoğunluğunda idrak da mümkün kılınıyor, çabuklaşıyor. Olumlu anlamda hayallerin gerçeğe dönüştürülebilirliğini düşünüp icra edebilme durumundan uzaklaşılıyor. Tevazu gösterilmesi gerekli konularda nasıl çok öncesinden safların belirginleştirildiği ortaya karışık bir biçimde sergileniyor. Deyim yerindeyse kördüğüm hali, gerçekliğin üzerine gerilmiş yanılsamalar bütününün ana temasını oluşturuyor. Tükenmez kinliğimiz, uslanmaz çatışmalarımız, tekniğe, bilgiye gerek duyulmadan yapılan tenkitlerle dolu dolu sözlerimiz ile beraber uyumlu bir biçimde yolunda ilerlemeye devam eden bir süreç. Yaşatılanların kesinliğinin, değişmezliği ilkesinin çoklukla hatim ettirildiği, unutmayın demeye getirildiği bir münazara alanının yaşayanlarıyız. Her birimiz, diğerimiz için önlenemez bir genellendirmenin parçalarına dönüşüyoruz. Ortaya çıkan hilkatlığın bilinçsiz kuşatılanları haline evriliyoruz. Dile getirilenlerin ne kadar bizlerin arasında olduğu safların selametine çalıştığına dikkat ederek seçimlerimizi yapıyoruz. Dokunmayan, ilişmeyen, teğet geçen yılanların ardından derin birer oh! Çekiyoruz. Nasılsa bu seferinde de yırtmış olmanın aymaz avutuculuğuna, kendimizi daha da fazla kaptırarak çekincelerimizden ırağa düşmüş olduğumuzu varsayıyoruz. Oysa herşey o kadar birbirine yakın, birbirlerinin içerisine o kadar geçişe uygun bir biçimde, hayat akışı içerisinde yerleştirilmiş ki, sadece suflörün sahneye çağırmasının birr kısacık vakitlik de olsa yanıltıcı, pas geçildiğimizin yanıtını barındırmakta, tüm hengameyi sağaltan dizilimler. Dizi dizi inciler.

Tüm bu toplumsal değişkenliklerin yorumlayıcılarında da genellendirmelerin kıstırıcı, tavizsizliğinde , kendilerine sunulan sahalarının dışına pek çıkmadıklarını söyleyebilmek mümkün. İçerik gönderini yönsüzleştirirken, gerçekliğin üzerine az biraz örtebilmişken, mümkün olan iktidar erkini korumaya, kollamaya fazlasıyla amade olunmasının okuması olarak da değerlendirilebilir, kanıt olarak gösterile, vurgulanabilir. Ortaya atılan önermelerin, eleştirilip yerin dibine batırıla çıkarıla, manasızlaştırıldığı, anlam yoksunluğuna maruz bırakıldığı söylencelerin derinlerinde saklı bırakılanları görmezden gelip yolun tersine gidenlerin kopardıkları yaygarada bir şekilde alt edilen bizler yani halk oluyor. Anlamı kazandırılmadan, düzenlenmesi gerekli olan yanlışlar da kanıksamaya devam edildikçe, buna benzer hezimetler kaçınılmaz bir biçimde çoğalıyor. Belirsizliğin taşıyıp, sürüklediği odaklarda, 'söz' dönüp dolaşıp yaftalamaların basiretsizliğine terk ediliyor. İtham edilenlerin, söz hakları tanınmadan mutlak hatalı olarak ilan edilmelerini hızlandıran bir yapılandırma ortaya çıkartılıyor. Pusun ardına ötelenen, sözü edilmez, gidişattan duyulan hoşnutsuzluk öznesi de salt muhaliflik olarak değersizleştirilmesine uğraş verilen bir çaba haline indirgeniyor. Elde kalan, özü bozulmamış doğru tespitlerin de yeniden, yılmadan, taraf tutmadan, tanımlama teşebbüsü dahi sisteme müdahale olarak mimleniyor. Tereddüte mahal bırakmayacak bir biçimde menfiliği onaylanıyor. Ne de olsa, farklılaşmaya imkan sağlayacak ayrıntıların üzerine; kafa yoracak zamanı olmayanlar olarak en hayırlısının takdirini elinde tutan bir seçkinler zümresi, Büyük Birader gibi asgari müştereğin yok olduğu bir zemini oluşturmanın gayreti dahilinde yayılamacılığını sürdürüyor. Kesin ve net olan ise sorgulamaya çalışılan her bir problemin, nedenine vakıf olmak istenen zincirleme hata tamlamalarının ve kararların aslında halkın kendilerine bahşedilmiş haklarıyla yönetimi olan Demokrasi'ye zarar verdiği gerçeği olduğunun altını çizmeliyiz. Somut çözüm önerilerine, itinayla kulak kabartmadıkça, daimi bir ağzının payını verme gayretkeşliği zorunluluğundan da uzaklaşmadıkça, kulaktan duyduklarının kesin ve net doğru olarak tanımlanması yanlışını aşamadıkça, genellendirilmelerle şeklini sabitleyen bir belirsizlikler ortamında kalacağımız kesinlik kazanmakta son tahlilde. Ece Temelkuran'ın Milliyet Gazetesinde kaleme aldığı yazısından yapacağımız alıntıyla sözü bağlayalım:

“Tarih önünde vereceği hesap ne Türkiye’nin muhafazakârlaşmasıyla ilgili olacak, ne ekonomik krizle ne de yolsuzluklarla. İnsanları birbirlerine bu denli düşman etmekle ilgili bir hesap vermek zorunda kalacak AKP.

Çünkü başta Başbakan olmak üzere AKP politikaları bu ülkenin içinde uyuyan kötülüğü uyandırdı. Öyle bir kötülük ki bu, bir gazeteciye “Bu belgeler sende ne arıyor?” sorusunun saçmalığı üzerine yazamıyoruz.

Öyle bir kötülük ki bu herkes kendisine benzemeyenin yok olmasını istiyor. Öyle bir kötülük ki, “Demokrasi mevzu bahisse gerisi teferruattır” diyenlerle “Vatan mevzu bahisse gerisi teferruattır” diyenlerin çekiştirdiği siyasi halatlar üzerinde yürümek zorunda kalıyor kafası çalışan herkes. Cambazlık yapıyoruz.”

Deuss Ex Machina'nın geride bıraktığımız 246. bölümü dahilinde de bu okumalara zemin sağlayacak seslerin izini süremeye çalıştık. Olguların sürekli el değiştirdiği, yapılandırmaların temelsiz eğriliğini ortaya çıkartan hata tamlamalarının günyüzü bulduğu bir eşikte, varedilmiş elektronik seslerin dimağ tazeleten, düşündürücü örneklerine kulak kabartmaya çalıştık. Sadece bir eğlendirici unsur olarak da ele alınmaması gerektiği konusunda, Deuss Ex Machina'nın ilk programlarından bu yana savunmaya gayret ettiğimiz, üzerine yeni eklemeler gerçekleştirmeye çalıştığımız elektronik müziğin, 'deneysel' akımlarında, bu disturu göz önünde bulundurarak bir seçki sunmaya çalıştık. Sesin merkezine odaklı yapılar, tıpkı gündelik hayatın dahilinde duyduğumuz seslerle benzeşimlerinden hareketle deneyselin soğuk duvarlar ardında, sınırlı dinleyici kitlesine hitap etmesinden, daha fazlasını hak ettiğini ortaya çıkartmakta. Giderek grileşen bir güncenin içerisinde, fazlasıyla çelişkilere terk-i diyar eylenmişliğin sınırlarında alternatif bir gözlem bütünü sağlanmakta. Herşeyi daha net bir biçimde sorgulayabilmek için, illa bi'tarafa ait olmadan belirsizliklere karşın çekinceleri dillendirebilmek, ayırdına varabilmek, deneysel müziğin şimdisinde, bizlere lazımgelen başlangıçları da sağlamakta. Bu minvalde, türetmiş olduğu düzenekleriyle deneysel elektronik müziğin takip edilesi isimleriden olan Timothy D. Hecker ya da bilinen adıyla Tim Hecker'ı Kranky etiketiyle yayınlanan albümü “An Imaginary Country” nin detaylarıyla beraber sizlerin beğenisine sunuyoruz.Alt tanımlamalarında farklılaşan, detaylarında ayrıştırılabilecek nükteler barındıran, döngünün erkini tazeleme görevini çekincesiz sahiplenen bir müzikal izlek karşımıza çıkar, 'deneysel tını' bütününde. Yorumcunun kendisine bırakılmış olan müzikal sahanın hemen her alanında dönüştürülebilen, yeniyi kotarabilen, sesin değişkenliği üzerine zihni sorgulatan bir bütünlük bu yapının devamında karşımıza çıkar. Yüzeyler arası bağlantıyı sağlama görevini üstlenen, partisyonların da bel kemiğini oluşturan, gerçekliğin sesleri, bütüne baktığınızda, aranıp bulunamayan o sahicilik hissinin altını kalınca çizer. Kanada, Vancouver'lı Tim Hecker'in müziğinde de bu hissiyatın, yüreklice savunulmasını dinlemek mümkün. Müziğin ana akımına teşne olmuş, kolaycıl dörtlükler, biteviye tekrarlanan ritm döngüleri, dinleyiciyi tektipleştiren bakışımları tarumar eden bir yaklaşımın kurgulayıcılarındandır. Dinlendiği süre dahilinde dinleyicinin zihninde oluşabilecek soruların yanıtlarını da barındıran incelikli bir ses işçiliğinden beslendiğini ilk elden belirtmeliyiz. Kurguladığı karaltı yoğunluğu ayarlanmış parçalar, birbirilerini tamamlayan ana yapının temsili haline dönüşen albümler, içşel bir aynalamayı tümüden sağlamayı başarır. Aşina olunan ses koreografisi, ses yelpazesini manipüle ederek ortaya çıkartılmış, sanatsal değer barındıran birer metafor diziliminin takdimcisidir, Hecker. Kendi yolunda ilerlemeye çaba sarf edecek bir rock tandanslı grubun üyesi hayaline fazla yaklaşamayacağına kani olmasından sonra, edindiği samplerla elinin altında varolmayan enstrümanların seslerini oluşturma gayretkeşliği ile beraber kendi müziğinin de temellerini atmaya başlayacaktır. Kurucusu olduğu grubun davulcusu manidar bir biçimde müziği olgunlaştırmaya çaba sarf etmeyince Hecker kendi yolunu çizmeye karar vermesi bu eşiği hızlandıran en önemli etmendir. Demo kayıtlarının ilgi uyandırması üzerine, stüdyo müzisyenliğini yoğunlaştırma yolunu tercih edecektir. Bilgisayar'a aktardığı seslerin izlerinde, teknik anlamda kendini geliştirirken Hecker'ın öte taraftan da elektronik seslere olan ilgisi de artacaktır. Ses yüzeylerinin arasında kendi çizgisini de oluşturabileceği, bakışımı öne sürebileceği bir noktayı keşif eder.

Elektronik müziğin bugünkü anlamlandırmalarından farklı bir biçimde yollarını çizmiş, Aphex Twin, Autechre gibi, makinelere hakimiyet kurabilmiş, onlara nefes katmış projelerden beslenen Hecker'ın yönü de yavaş yavaş, bu deneysellik potansiyeli yüksek olan disipline doğru kısa sürede evrilir. Ses, farkılaştırılırken içeriğine dahil edilen, deforme edilip yeniden kodlanan her bir enstrümanın sağlayıp sunduğu enginliği dinleyiciyle buluşturan ilk kaydı Jetone adıyla yayınlanır. Alaşımında techno'nun sentetik bas kesitlerinden envai çeşitlilikte hızda bütünleştirilen bir yapıyı Akıllı Dans Müziği çatısı altında sunan Autumnumonia, Tim Hecker'in diskografisinde karşılaşılacağımız müziklerinin de bir nevi ön taslak çalışması olarak günyüzü bulur. 4/4'lük tını yumaklarının tersyüz edildiği, farklılaşan oynamalarla yeniden kotarıldığı, albüm geneli boyunca ilerleyen bir Ambient havasının da alttan alta iletildiği bir deneyimin odağını oluşturan çalışma, “Glitch Techno”nun ilk örneklerindendir. Ne tam kulübe uygun, ne tam ev dinlenceliğine uygun olan ikisinin de birleşiminden müreffeh bir ara geçidi sağlayan bir kesittir çalışma.Kuzey Amerika'da oluşmaya başlayan Minimal Techno çoğaltımları ile de uzak akrabalığı söz konusu olan kaydın devamında ise 2001 yılında “Haunt Me, Haunt Me, Do It Again” albümü yayınlanır. Francisco López, Daniel Menche, Mitchell Akiyama, Merzbow, Tomas Jirku gibi elektro-akustik / gürültü / deneysel eksenli müzisyenlerin kayıtlarını yayınlayan Kanada'lı Alien8 Recordings'in alt firması Substractif etiketinden yayınlanan, Hecker'in techno kayıtlarıyla da eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği yapılandırmaları barındıran bir ileteçtir çalışma. Deneysel estetiği, resmin tüm hatlarını işitmenizi sağlayacak metodolojisinde harman ederek bütünleştiren bir bakışımı sunar, vakitlice Hecker. Yalnızlığın senfonisidir çoğu zaman, gecenin bir yarısında kaybedilmiş özün seslendiricisi, kuvvetle muhtemel dayanma noktasının tespitini kolaylaştıran bir laboratuvar ortamını dinleyiciye bahşedendir.

Christian Fennesz, Janek Schaefer, Microstoria, Oren Ambarchi gibi dizüstü bilgisayar'a iade-i itibar kazandırmış, onları bir enstrüman haline dönüştürmüş deneysel müzik prodüktörlerinin sürdürükleri, açılımların paralelinde geliştirilen bir müziğin kotarımı Tim Hecker'in müziğinin önemini arttırır. Bu ilgiyi hakeden çalışmasının devamında da, şehirden uzak kalan, yaşadığı banliyöde dinlemiş olduğu, 80'li yılların Hard Rock topluluklarından Van Halen'ın parçalarının yola çıkılmış yeni yorumlardan oluşan 'My Love Is Rotten To The Core' çalışması yayınlanır. Tim Hecker çalışma dahilinde Hard Rock'ın kendine has yapısını değişkenliğe uğratarak, gürültülü kavisler ekleyerek yenilenmiş bir yorumu oluşturma gayretinin yansıtıcısı olur. Örneklenen seslerin tek tek deforme edilmesi, ton ve frekanslarının değiştirilmesi ile 'Drone' ses imi üzerinde ilerleyen bir sentez ortaya çıkartılır, sanatçı tarafından. Bu nereden bakılırsa bakılsın, debut kayıttan daha zorlayıcı, dinleyici için keyfi bir vakit öldürücüden daha çok, dinledikçe aşılabileceğini ortaya çıkartan eşikleri bir müzikal deneyimidir. Bu geçişken müzikal kolaj çalışmasının ardından da “Radio Amor” albümü Mille Plateaux etiketinden sunulur. Başkalaşmaya yüz tutmakta olan Ambient müziğinin işitsel anlamsal ilerleyişini de kulaklara duyumsatan bir başyapıttır, Radio Amor. Kısacık bir hayat öykünmesidir, anlam kazandırabilme gayesinin sunumlandırılmasıdır. Honduras'a yapmış olduğu seyahat sırasında taslakları oluşmaya başlayan bir günce kaydıdır. Denizin sesini duyabilecek kadar net bir biçimde irdeleyen kesitler, atmosferin tavizsiz bir biçimde dinginliğini ortaya çıkartan, somut önermeler bütünüyle tanımlanmış bağlaçlar, kısa dalga radyo seslerinde peydahlanan gürültü eşikleriyle sahici bir yol albümüdür, aynı zamanda. 2003 yılında müzikal eleştiri alanında, yanlarına pek az basılı yayının ulaşabildiği bir kalitenin temsilcisi olmuş The Wire tarafından, senenin önemli kayıtları arasında gösterilmesi de, yeterince iyi olan bir müziğin her ne tür altında icra edilirse edilsin teşvik edilir kılınabileceği gerçeğini ortaya çıkartır.

Sabit bir müzikal izlekten ziyade, dinleyende merak uyandıracak açılımların peşinde olan Hecker'in bir sonraki durağı ilk albümlerini yayınlamış olduğu Alien8 Recordings olur. Montreal ve Ottawa'da kaydedilen “Mirages” albümü, işlenmiş ses öğelerini belirginleştiren, gitarın sunmakta olduğu tınısal bütünlüğü mercek altına alan bir kurgulamayı derinlemesine irdeleyebilme imkanı sağlar. Bir resmin düşündürmüş olduğu kaygıların, endişelerin, düşüncelerin tümüyle, benzeştirilebilecek bir zenginliği semantik tümleyişle beraber sunumlandırır. Kaydın dahilinde bir görünüp bir kaybolan ses türeteçleri kimi zaman bir parçanın sonunda, kimi zaman da bir parçanın yükselen odağında dinleyiciyi karşılar. Melodik akıştan ziyade, elektro-akustik yansımalarla desteklenmiş ağıdımsı hava hep bu beklentisiz, durağan hatları yarmaya, yeniden kulaklarda yer etmeye odaklanır. Christof Migone ve (Le) Fly Pan Am ekibinin konuk oldukları, endüstriyel tını hüzmelerinde ağıdın çağrısını barındıran Aerial Silver bu çıkarımı kuvvetlendiren ilk örnek olarak albümde ön plana çıkar. Keza parçanın hemen bitiminde ortaya çıkan, Christian Fennesz'in Venice albümünde ortaya sürülmüş gitarlı sekansların 'minimalize' edilmiş halet-i ruhiyesini çağrıştıran Celestina parçası da bu açılımı zenginleştiren bir başka önerme olarak kayıtta yerini alır. Bütüne baktığımızda, parçaların birbirlerini tetikleyen, sonrasının zeminini, atmosferini duyumsatma gayesinde olan birer bağlaç vazifesi gösterdiğini söyleyebiliriz. İlk birkaç dinleyişin ardından da notaların kulaklara taşıdığı alt metinlerde kendine yer bulan melankoliyi his-duy-gör-/etmek/mak/mek olası bir ana fikir olarak paylaşılabilir. Fovist ressam Henri-Émile-Benoît Matisse’nin “Harmony In Red” yaptından esinlenerek kotardığı “Harmony In Ultraviolet” albümü de Tim Hecker’in müzikal seyrüseferinde değişkenliği, metafor kullanımın derinleştirildiği, dinleyiciye daha çok soru sordurmayı başartan bir dinlencelik ortaya çıkartır. Geçmişin tınıları üzerine yükselen, tekrara girmekten özellikle imtina edilen bi’deneysel müzik formu ortaya çıkartmaya çalışır, Hecker.
Değişken ruh hallerine göndermeler barındıran birbirlerinin devamlılığını sağlayan bir bütüncül kayıt sistemini denemesini de buna bağlayabiliriz. Gitar’dan yayılan sert ‘distortion’ ların pedallar aracılığı ile manipüle edilmesinin ortaya çıkarttığı çiğ gürültü, partisyonların ortasında aniden kesiliveren, sisi çağrıştıran atmosfer betimlemeleri ve illa ki ilk kayıttan bu yana süregiden bir duygusal mahmurluğu da eklediğimizde ortaya “Harmony In Ultraviolet” albümünün detaylarına vakıf olabilirsiniz. Sözsüz bir ağıdın ileticisi haline dönüşmüş, gözyaşının da vakur bir biçimde akmasına imkan sağlayabilecek kadar ayakları üzerinde duran, elektro-akustik ile ambient’ın kavuşma noktalarından Dungeoneering, yaşam ile ölümün karşılaşmasını notalara dökmüş hali olan; ‘Spring Heeled Jack Flies Tonight’, dört farklı pasajın birbiriyle ilintilenmesinden oluşan somut masal ‘Harmony In Blue’ gibi kayıtlarla Tim Hecker, yaşanmakta olan an ile geçmişin hatıralarını birbirine iliştirmeyi becerir. Çağrıyı iletecek söz barındırmamasına karşın her yeni dönemeçte kendine yer bulan ses elementleriyle beraber dolu dolu, yoğunlaştırmaya imkan da sağlayan bir devinimsel pop müziğinin icrasını ortaya çıkartır. Kuşkusuz ve tereddütsüz bir biçimde insani kaygılara göndermeler barındırır.

İzleri sürekli derinleşen, yeni eşikler ortaya çıkartabilecek detaylar barındırmaya imtina etmekte olan bir devamlılık müziğinin kuramcısı olan Tim Hecker'in son çalışması An Imaginary Country'de tıpkı Harmony In Ultraviolet gibi Kranky Records etiketinden geçtiğimiz günlerde dinleyicilere sunuldu. Üretimi, bilgisayar'ın yaygınlaşmasının ardından görece kolay olduğu yanılgısına kapı aralatan, çoğu tekrara dayalı bir atmosfer yaratımı ile varolan buhranı daha da içinden çıkılmaz kılan, kendilerince çok önemsiz addedilen ayrıntıların neredeyse tek kalemde silinip atıldığı, eleştirilenin karşısında elin iyice ayar tutmaz hallerine dönüştürülmeye çabalanan deneysel müzikte, Kranky'nin paylaşımlarının daima bir ilerisini imlemek olduğunu belirtmeden geçmemeliyiz. Textura sitesinden Simon Hampson ile yapılan röportajda Tim Hecker'in değindiği üzere; İlgilenmediği dönemsel müziklerin sunulduğu içinde çekinceler bıraktıran bir etiketle çalışamayacağının bilincinde olan bir isim. İstisna olarak öne sürdüğü, kendisine ilk şansı sunan Alien8 gibi Kranky Records'u da farklı bir odağa konulandırabilen bir prodüktör. Üretmiş olduğu kayıtlarını paylaşabileceği, açık fikirliliği sonuna kadar desteklemekte olan, müziği yenileştirirken hissiyatı ayaklar altına almayan bir düzeneğin varlığı sanırız, Hecker'ın müziğinin sınır dışılığının altını çizebilecek, Kranky Records'un yapısı hakkında da bir ön tanımlama olarak değerlendirilebilir. Klasik müziğin etkileşimci akımında, başat kompozitörlerden birisi olarak anabileceğimiz Claude Debussy'nin Müziğin İlkeleri konusunda yapmış olduğu yorumlamadan ilham edinerek yola çıktığı bir serüveni simgeliyor, An Imaginary Country albümü herşeyden önce.
Saydamlaştırılan ses sistematiği içerisinde giderek yıpratıcı bir Dünya imgeleminin gerçekliğine inat kimi zaman hayallerle belirginleştirilen, kimi zaman da olması gerekenin altını dolduran önermelerle ortaya çıkartılan bir ütopya'nın seslendirildiğini albüm boyunca belirtmek mümkün. Kaçınılmayacak bir karşılaşmanın varlığına işaret etmeye çaba sarf eden, dikkatleri dağıtmadan müziğe odaklanmayı sağlayan bir önermeler bütünlüğünde ilerleyen, Hacker'ın daha önceki çalışmalarında olduğundan da değişmiş dinginlikte parçaların da kulaklarımıza çalındığı bir seyrüsefer karşımıza çıkmakta. Alameti farikası haline dönüşen 'gürültülü ortam müziğinde' (Noisæmbient) kaideleri yıkarak hareket etmekte olan bir düzenek oluşturmakta. İçinden geldiği gibi, bir iş çıkartmaktan ziyade fazlasıyla dinleyicinin yerine önce kendisini koyabilen, etkilendiği sanatsal disiplinlerden (resim, şiir, edebi metinler) tezler ortaya çıkartmaya çalışan bir profil çizmekte, Hecker. Müziği belirli kalıplara bağımlı bırakmayacak kadar müziği şevkle icra eden, “iş” olarak görmeyen bir prodüktör. Albümün açılışından son parçaya değin süren 48 dakikalık dinlencelik boyunca ikilemlere yer bıraktırmayacak kadar açıkça kartlarını, seslerini ortaya süren, yeni yönergeler ortaya çıkartabilmeye çaba sarf eden bir bütünlük sağlamakta. Ses kesidine uygulanan deformasyonlarla beraber, glitch disiplininde yer yer karşılaştığımız nahifliği yoğunluğu arttırılmış bir Ambient seremonisiyle tümlettiği 100 Years Ago parçasıyla albüm açılıyor. Klasik müzik enstrümanlarıyla, elektronikleri kesiştiren deneyimlemenin üreticileri olagelen Jóhann Jóhannsson, Max Richter, Olafur Arnalds, Hauschka vs. gibilerin parçalarıyla da paralel bir kurguyu oluşturmaka, ilk elden. Dört dakikalık süresi boyunca zamanın belirsiz, gizin yoğun olduğu bir ortam seslendirmesi haline dönüşen, sinematografik, drone kavislerinin temsilcisi The Inner Shore, yüreğe işlenen dertlerin birer birer hafızada belirmesine sebep oluyor. Albümün, 'duygusal iletim' anlamında en kudretli parçalarından birisi olan Borderlands'de kaotizmin tavan yaptığı günümüze dair önemini arttıran bir sessizlik senfonisi haline dönüşüyor. Pitchforkmedia sitesinde yer bulan albüm kritiğinde de belirtildiği üzere, biraz sonrasında ne olacağını kestirebileceğiniz bir hazır lokmalık değil, albüm. Çoğunlukla kendi seçimlerimizle yolumuzu oluşturabileceğimiz bir mecra sağlamakta, çıkarsamanın çeşitlenmesi de cabası. Shoegaze müziğinin köklerine işlenmiş olan, yumuşatılmamış gitar akorlarını matlaştırılmış bir piyano kesidinde tepkimeye bıraktırdığı, Aidan Baker'la beraber kaydetmiş olduğu Fantasama Parastasie albümünün B-Side parçalarından birisi olabilecek Paragon Point seslerin içinde dönüştürlebilirlik açısından daha çok dinleyeceğimiz olduğunu ortaya çıkartıyor. Sadece makinelere sırtını dayayarak, kollektif bir sterillik içerisinde, matematiksel bir bütün oluşturmaktansa, gerçeğin ta kendisine müdahalelerde bulunduğu, Hecker'ın neden bu kadar önem arz ettiğinin delili olabilecek Where Shadows Make Shadows parçasıyla döngü tamamlanır. Tim Hecker, zor beğenilerle, dinleme konusunda (özellikle deneysel müzik konusunda) endişe duyanları ortak noktada buluşturabilen bir müzikal yetkinliğin mümessili. Teker teker anlatılamayacak kadar çok kelimenin seslerde karşılığını, musiki aynalamasını gerçekleştirebilen...Takdimimizdir...

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Demokratik Sıkıyönetim – Ece TEMELKURAN - Milliyet
Ilımlı Bilim! – Türker ALKAN - Radikal
İçimizdeki Kuyular – Bülent USTA – Birgün
Grev Güncesi – Sabah / ATV Emekçileri

Tim Hecker Official
Tim Hecker At Myspace
Tim Hecker Interview At Cokemachineglow
Tim Hecker At Pitchforkmedia Guestlists
Tim Hecker Album Review At Pitchforkmedia
Tim Hecker vs. ISIS Video At Myspace
Claude Debussy At Vikipedi
Kranky Records Official
Dead Letters Spell Out Dead Words Official
Dead Letters Spell Out Dead Words At Last.FM
Eluvium Official
Eluvium Unofficially Official Page At Myspace
Eluvium Review at 13Melek
Sonbahar Filmi Resmi Sitesi
Sonbahar Filmi Hakkında Ya Da Acılar Yarıştırılamaz Makalesi Adil Okay - Sendika.org
Gökhan Birben At Last.FM
Yuri Ryadchenko Official At Saf Prodüksiyon
Yuri Ryadchenko At Myspace
Jesper Norda Official
Jesper Norda At Myspace
April Archives Official
Arms And Sleepers At Myspace
Arms And Sleepers Review At Limbo Pillow

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Something Wicked This Way Comes – By Jan’s Cat © Jan’s Cat

Appleblim Photos Courtesy:
1-2 From Propheci’s Flick:r Page
3 From Discogs.com Database

>>>>>Poemé
Unutuş – Octavio PAZ

Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta
gözkapaklarının kırmızı yaprakları altında.

Gömül vızıldayan sesin
düşen sesin halkalarına
ve uzaklarda yankılan
dilsiz bir çağlayan gibi,
davulların çalındığı yerde.

Bırak kendini karanlığa,
kendi etine gömül,
kendi yüreğine;
kemik, o mor şimşek,
kamaştırsın gözlerini, kör etsin,
mavi göğsünü göstersin akşam ışığı
körfezler ve gölgeli koyaklar arasında.

O sıvı karanlığında uykunun
ıslat çıplaklığını;
kıyıya kimbilir kimin bıraktığı
gövdeni, o köpük danteli unut.
Sonsuz kadın, yitir kendini
kendi benliğinin sonsuzluğunda,
bir başka denizle buluşan bir deniz gibi
unut kendini, beni unut.

Dudaklar, öpüşler, aşk, her şey yeniden doğar
o ölümsüz, o yalın unutuşta:
gecenin kızlarıdır yıldızlar.

Ülkü Tamer’in Çevirisiyle

Friday, March 06, 2009

Deuss Ex Machina # 245 - Gente Disperata Che Bisbiglia Sopra La Fauna Nebbiosa

Deuss_Ex_Machina_245_--_Gente Disperata Che Bisbiglia Sopra La Fauna Nebbiosa
02 Mart 2009 Pazartesi gecesi yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Appleblim – Various Artists Soundboy’s Gravestone Gets Desecrated By Vandals (Skull Disco)
>1<-Appleblim-Vansan (T++ Remix) (Skull Disco)
>2<-RSD-Over It (Tectonic)
>3<-Hektagon-Strange Voices (Audio Freaks)
>4<-Secret Agent Gel-Wednesday (Low Motion Records)
>5<-Cluekid-Weed Smokers (Bullfrog Beats)
>6<-Hatcha vs. Kromestar-Great Escape (Eight.FX)
>7<-Nero-Bad Trip (Audio Freaks)
>8<-Pinch-Joyride (Tectonic)
>9<-Threnody-No Sound Of Any Kind (Urban Graffiti)
>10<-TC-Where's My Money (Caspa Remix) (D-Style Recordings)
>11<-Kromestar-The Flu (Marxmen Dubs)
>12<-Killer Mike-2 Sides (MRK1 Remix) (Self Released)

Gente Disperata Che Bisbiglia Sopra La Fauna Nebbiosa (245) – Aynı şeydir yaşayan ve ölen, uyanık ve uyuyan, genç ve yaşlı. Çnükü sonrakiler öncekilerle, öncekiler sonrakilerle yer değiştirir. (Plutharkos, Consolation Ad Apollonium, 106 E) Fragmanlar – Herakletios (Kabalcı Yayınları) (Sf.211)

>>>>>Bildirgeç
Mütemadiyen devinimine devam eden, yapılandırmalar bütününün takipçileriyiz. İçeriğinde eklenip, durmaksızın değişkenliğe maruz bırakılan, farklılaştırılan bir tevatür zincirlemesinin bütüncüllüğünü fark etmekten imtina edenleriz. Dur durak bilemeden, kendi içimizde yeni ötekileştirmelere imkanlar sağlayanlarız. Bu dizin dahilinde sıklıkla bahsettiğimiz gibi konuşmuyoruz, konuşmak için çaba sarf edene de gereken hizalamayı sağlamayı kendimize görev biçiyoruz. Lafazanlığın ötesinde gerçekten de dişe dokunur çıkarımlar ortaya çıktığında da değerlerini bilmiyoruz. Nicesinden farkılaşmaya yüz tutmuş, değişkenlik arz etmiş, hiç olmaz ise niyaz etmiş teşebbüslerin heba olmasının sahiciliği şimdi altını çizmek istediğimiz. İki satır dahilinde ifadelendirmeye çabaladığımız. Gölgemizin boyutundan tutun da, ilerlemek zorunda olduğumuz kendi güvenli sınırlarımızın dışını kapsayan alanların bütünü vesair öğeleriyle beraber, korkmaktan ötesini simgeleyen bir bakışımı paydalayan susmayı mecranın tam ortasına taşımak istiyoruz. Kenardan kıyısından değil bizahati hataların çoğalmasına karşı, kendi doğrularımız olarak tutunmaya çabaladıklarımızın üzerine gidebilmemizin gereksinimini oluşturan, susmanın sağlayabileceği tek ferahlığın anlık bir bana dokunmayan yılan bir yaşasıncılık dışında da herhangi bir faydası olmadığı gerçeğinden yola çıkarak, ortalamak. Ortalamanın dışarısında kalanları her halükarda kendi beğenilerinin içerisine, kendi düşüncelerinin doğruluğuna kani etmeye çaba sarf edenlerin gün geçmez, vakit bilmez, akıl topaçlamalarının, en doğrusu bizde kampanyalarının, kimse dememiş miydi? Kraldan çok kralın kulu kölesiyizciliğin ikrarını ortaya çıkartan bir susmak. Susup, derinden bir görmezlikten, anlamamazlıktan gelmelerden alınan faydalarla iyice doruğa ulaştırılmış bir tasvir bütünlüğü, bir güncel zaman hüzünbazlığı.

Düşüncenin kendisini temellendirebilmek, başa gelenlerden farklı manalar çıkartabilmek konusunda gereksinim duyulan en birinci özne oysa; konuşmak. Bahsi açılageldiğinde, ifade etmeye çaba sarf ettiklerinizle de bir şeylere dikkatleri çekebilmek için, yadsınamayacak bir tamamlayıcılık arz eden, insani kaygıların dile getirilmesini olası kılan bir olgu, konuşmak. Sözcüklerden edinilmiş birikimin de yansıtılabilmesini sağlayan bir bağlaç. Mutlak doğruların olmadığı bir dünyada, alternatifi dillere düşürebilmenin yollarından birisi, görsel ve işitselliğin dışında. Hatlarla belirginleştirilmeye çalışılan önermelerin detaylandırılmasında vazgeçilmez br unsur haline dönüştürülebilen. Rotasını şaşırdıkça, yönünü kaybedip, geleceğini ipotek altına aldıran, susmasının bu korkutucu yönelişimde kendisini ve çevresindekileri kurtarabileceği betiğine takılı kalanların çokluğundayız. Çoğaltımlarında ötekisinin, söylemeye çalıştıklarına karşı çoktan gemileri yakmış, kulaklarını tıkalı tutmaya devam eden, hemen bir farklılık tespit edildiğinde, özgürleşmeden dem vurup en olmadık tepkimeleri makul karşılayanlar bizahati doğrusunu ortaya attığınızda suskunluğun perdelemesine saklanmayı tercih ediyorlar şimdi, tam bu noktada. Sözleşilmiş bir suskunluk, esefle karşılananın, karşısında durulması gerekli olanların dahi bir şekilde oluruna getirildiğinin, kanıksandığının cevabını barındıran bir çözümleme imkanının başyapıtı haline dönüştürülen susmak. Sözcüklerin sağlamaya çalıştığı açılımları bir kalemde silmeyi , ne derseniz, ne kadar iyi niyetli olursanız olun, bizlerden olmadığınız için konuşmalarınızın hiçbir kıymeti harbiyesi yoka ilinitilenmesi bile günümüzün şartlarını daha farklı gözlemlerle incelemeyi de gerekli kılıyor. Şartlandırmalar, ön koşullar ile beraber var edilmiş düzensizliğin, giderek ucunu da kaçırmaya başladığımız ipleri de yakalayabilmemiz için, suskunluğun yerini daha da fazla konuşarak çözümleme yolunu tercih edebiliriz. Kabaca bir güncel gazete taramasının ardından dahi sürekli bir diğerini yerden yere vurma, yıpratma, ezebilme konusuna takılı kalınan gündemin boyunduruğundan da çıkabilmenin yegane yöntemlerinden birisini sağlayabilecek olan, konuşma, olumlandırma çabası olarak da değerlendirenbiliriz.

Yoğunluğu ve harareti artan gündemin içeriği ile de uyuşan, son demlerini yaşıyoruz derken olmadık her an karşımıza çıkmaya devam eden, kendim söyledim, kendim uyguladım kolaycılığını barındıran , kararında bir müsamahanın yerini olduğu gibi farklılığı hazmetmeyen bir bakışıma terk edilmesinin yansıması olagelecek bir tanım, magandalık.Olumlandırmalar için ne kadar yol kat edebildiğimizi de etmeye gayretlik gösterdiğimizin yanıtını da barındırıyor. Punduna getirildiğinde, kulbunun takılması eylemselliğini de takip ederek, hezeyanların üzerini örtebilmek için zemin sağlamaya çabaladığımız yollardan birisini temsil etmekte son tahlilde, magandalık ve beraberinde getirdiği üslup tartışmaları. Yaptıkları sözde çözümlemelerle çelişen, çeliştikçe daha da yerin dibine batmakta aceleci davranan bir politik elitimiz olmamıştı, bu zamanın sözel saçmalarına imza atanlar kadar, kendilerinden çokça eminlikleriyle beraber. Telaffuz etmeye çaba sarf edilmesi gerekli olan açılımların bile, başlı başına birbirleri arasında bir koz olarak değerlendirilmeye alındığı, herkesin bir ötekisinden kendince önem arz eden konularına tacizinin, sahiplenmesinin, en öz kendisine ait olduğunun ispatına uğraşmasının da getirdiği bir noktayı teşkil ediyor, magandalık. Konuşabilmenin şartlarından birisi olan, avam olan bizlerin de anlayabileceği bir dilin yakalanması, anlatılanların sahiciliğinde kendimize ait belirli başlı çıkarımlar yapabilmemizi sağlayacak samimiyeti görmek isterken, git gide zigzaglar çizen bir eğrelti, yanıtsız bir hamlık ile baş başa bırakılıyoruz. Terk edilmeye müsait bir biçimde, karşılıklı tehditkarlık dozunun da sürekli arttığı, orta yol ve/veya alternatif türetimine odaklanmışların da bırakın simalarını söz ve seslerini duyurabilmelerinin imkansız bırakıldığı bir zamanda ilerliyoruz. Ötekinin mağrurluk, berikinin muktedirlik heveskarlıklarının tavan yapmasına da neden olan bir karaşınlık. Suskunluğu da kanıksatabilmenin gereklerinden birisi olarak, herşeyin en doğrusunu biz yaparız, bütün bütün açılımı , bütün bütün hak tanımlamaları, bütün bütün seçim yatırımlarını, bütün bütün laf salatalarını diyerek, halkın gerçek önceliklerini sürekli bir görmezden, duymazdan, bilmezden gelmeye çalışıldığı hakikat bahsi açmak yerine, çekişmelerin tadından yenmediği ısıtılıp ısıtılıp servis edildiği bir oyunun seyirci tarafındayız. Susup kabullendikçe, daha şevklendirdiğimiz, başkasına ne gerek var en büyük sizsinize dair mesajlarının aldatıcılığına da iyice kendimizi kaptırmamızın, en hayırlısı olduğu işaretlendiği bir eşik. Ayrıntıya odaklanabilmenin getirilerinden birisi olarak, gerçek anlamında da muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmenin yollarını arşınlayabilecek, kendi kısırlıkları ile bir filmin karakterinden dem vurup sürekli sensin hayır sensin o çekişmelerini de bir kenara bırakıp, gerçeklerin konuşulabileceği bir gündeme vakıf olmayı istemek, çok mu hainlik olarak yansıyor, yansıtılıyor. Neresinden tutulursa tutulsun elimizde kalan sessiz çığlıklar oluyor. Zamanı belirsiz, apansız hayatımıza giriveren bir türlü çıkmak bilmeyen...

Son söz kabilinden bir paylaşım yapalım: “Akıllı olan, sohbet sırasında ne hakkında konuştuğundan ziyade kiminle konuştuğunu düşünerek hareket edecektir. Bunu yaptığı takdirde sonradan pişman olacağı hiçbir şey söylemeyeceğinden emindir.” - Arthur Schopenhauer

Pazartesi akşamı sizlere sunduğumuz Deuss Ex Machina seçkisi içerisinde de, belirsizliğin yüzeyleri arasındaki değişimlerden ilham edinerek kotardığımız bir kurguyu sizlerle paylaştık. Kendiliğinde de olumlandırılamayacak bir eşik yoğunluğunda, salt bir eğlendirici işlevselliğinin dışında, türetimlerini alabildiğince geniş bir detaylandırma üzerinden şekillendiren, elektronik seslerin değişkenliğinde yol bulabilmemize imkan sağlayan seslere kulak kabarttık. Olduğumuz noktadan farklı olan bir konumun da varlığını idrak edebilmek, tıpkı hayat akışının kendisinde olduğu üzere âni değişkenliklerinden de feyz alarak kotarılan bir nüveyi ortaya çıkartmaya çalıştık. Modern elektronik müziğin alışılageldik, kanıksanmış örneklerine bağımlı kalmaktansa, ses yüzeyleri arasında farkılaşmaları da daha rahat bir biçimde duyumsayıp, özümseyebileceğimiz alaşım bu haftaki yapılandırmamızın temelini oluşturdu. Müzikal çıkarımlarda da alternatifi tanımlandırabilmenin yegane gereksinimlerinden birisi olarak da değerlendirilebilecek, gündelik seslerden beslenerek kotarılan bir deneyselliği kulaklara ulaştırabilme Deuss Ex Machina’nın 245. bölümünü tanımlandırabilir. Bu minvalde, haftanın albüm önerisi olarak da, milenyum sonrasında elektronik müziğin geçmişi ile geleceğini birbirine paydalayan, deneyselliği dinlenebilir bir kıvamda kurgulanan parçalarda işlemeyi ön planda tutan, kendi üretimleriyle varlığını sürdürmeye gayret eden bir prodüktör olan Laurie Osborne aka Appleblim’i kısa notlarımızla beraber sizlerin beğenilerine sunuyoruz. “2005 yılında Sam Shackleton ve Laurie „Appleblim” Osborne tarafında Kuzey Doğu Londra’da hayata geçirilmiş bir proje „Skull Disco“. Dub alaşımlı müzikal yansımaların jungle, drum & bass ve grime’den sonraki durağı olan dub step ses erimi etiketin müziğindeki ana ekseni oluşturuyor. Basite indirgenmiş çalışlar yerine, daha farklı metodlar ve çoğulcu perküsifler ile keskinleşen „Shackleton“ ve post hardcore dans müziğinin kıyısından esintiler barındıran „Appleblim“ gibi isimler ile Skream, Benga, Burial vd. gibi „Croydon“ çıkışlı; karaltılı ve daha eklektik dubstep üreticilerinden ayrışan bir müzik „Skull Disco“ etiketinden yayınlanmakta. Bu minvalde plak şirketinin bir farklılığına da değinmekte fayda var. Düz bir plak kapağı yerine etiketin karakteri ve kimliğini oluşturan „Kuru Kafalar“ da öznesinde hala Punk kültüründen izleri taşıyan „Kendin Pişir“ (D.I.Y.) tekniğine başvurularak tasarlanıyor. Sam Shackleton’ın Wire dergisine vermiş olduğu mülakatta belirttiği üzere : „Küçükken pek çok plağı sadece kapak tasarımlarını inceleyebilmek için satın alırdım. Bunu aynı zamanda müzik ile beraber kaşifliğin de bi parçası olarak görmekteydim. Plak şirketini oluştururken de bu fikri devam ettirebileceğimizi ve etiketi tam manasıyla tamamlayacak bir ayrıntı olarak kullanabileceğimizi düşündüm. Görsellik unsuruna esin kaynağı olan çalışmada bu fikri gerçekleştirmemizi olanaklı kıldı. Kamerun’da gerçekleştirilen ve geçmişte yitirdikleri atalarının kafa taslarını çember şeklinde dizdikten sonra ruhları için eğlenen „yerli halk“ temasının disko ilede uyumlu olabileceğini farklı bir tasvir olarak ele aldım. Aslında bir parça da School Disco’ya karşı bir kelime oyunu olarak da değerlendirebiliriz. Bu yapılandırmayı.

“Sadece 500 adet basılan ve kolleksiyon değeri taşıyan plakların takipçileri arasında Digital Mystikz ve Ricardo Villalobos gibi önemli prodüktörlerin de desteği Skull Disco’yu kült seviyesine taşımaya henüz yedinci plakta yetmiş oldu. „Aslında böyle bir beklenti içerisinde değildik. Villalobos’un bizim parçalarımızı setleri içerisinde yer vermesi bizi onurlandırmıştı. Ama dürüst olmak gerekirse hepsi buydu. Minimal Techno hakkında en ufak bir ilgim yoktu. Skull Disco formalarımız ile katılımcısı olduğumuz Bestival @ Isle Of Wright festivalinde Villalobos’u dinlemeye gittiğimizde bizi fark etmesi üzerine tanışma imkanımız oldu. O anda yanımda da „Blood On My Hands“ parçasının taslaklarının yer aldığı bir cd vardı. Sadece bir ay sonra ise remiks tarafımıza iletilmişti.“ diye açıklıyor Laurie Osborne tüm bu kesişimlerin ne kadar “sürpriz” bir biçimde gerçeleşebileceğine dair önemli bir anektot olarak Dave Stelfox’a.

Böylesine iletken bir çalışma izleğine sahip bir ekip olan ikili, Skull Disco’nun her yeni yayınında alternatif bir öğeyi daha işleyip, dinleyicilere etraflıca bir müzikal keşif imkanı tanımalarının da üzerlerindeki bu ilginin boşa olmadığının kanıtı. Shackleton’ın “Majestic Visions” parçasında Türk makamlarından ses örneklemlerine, "Soundboys Nuts Get Ground Up Proper" r&b’nin modifiye edilmiş hali pür mealine, Muslimgauze’a bir saygı duruşu olarak tanımlandırılmış “Hamas Rule”, Appleblim’in sis perdesinin ardına serpiştirilmiş bulunan old skool dub tandanslı “Fear” parçası ve nihayetinde programımız içerisinde yer vermeye çabaladığımız Shackleton’un son çalışmalarından (Clandestine Cultivations firmasından yayınlanmış) aksak döngülü başlangıçın ardında saklı, def ve zil sesine benzer enstrümanlar ile “korku” temasını taşlayan “In The Next World” dinlence listesine farklı bir şeyler eklemek isteyenler için denenebilir bir yetkinliği barındırmakta.”



Deuss Ex Machina’nın 177. bölümünde değinmeye çabaladığımız gibi, deneyselliği farklı alaşımlarla dinleyicilerle buluşturmaya gayret eden Skull Disco etiketinin içerik sorumlularından, tasvir edilenler ile beraber kapsayıcı alanını genişçe tutan müzik mihmandarı bir üretici, “Appleblim”. Birbirleriyle paralel bir akış içerisinde deneyimleme imkanı sunan, dubstep’in endüstriyel tını öbekleriyle harman edilebilirliğini de göz ardı etmeden, ürettiği kayıtların bir parçası haline dönüştürebilen bir üreticinin izleri “Appleblim” projesinin karakteristik yapısını oluşturur. York doğumlu sanatçının 1994 yılında, The Monsoon Bassoon grubunun bass çalan üyesi olarak Londra’ya taşınmasıyla müzikal kariyerinin başlangıcını oluşturur. Bütüncül ses tasarımlarıyla, deneyselliği mercek altına almaya çabalayan bir indie rock projesi olarak sanatçı tarafından tanımlanan, zamanının önemli müzik mecralarından birisi olagelmiş NME dergisinden, Simon Williams’ın yeni keşifler dizisinde haftanın kırkbeşlikleri olarak üç kez sunumu yapılmış bir projenin üyesidir. İngilitere’nin popüler müziğinde değişkenlikleri, yeni sıfatlarla tanımlanabilecek önermeleri simgeleyen, zamanımızın tüketmeye odaklı kayıtlarından farklı bir düzlemde, indie’nin deneysellikten ilham alan bir pop kolajına ev sahipliğini gerçekleştirirler. Bu başlarında çok hızlı ilerleyen, eleştirmenlerce olumlandırılan, beğeniyle karşılanan projenin sekiz yıl sonra nihayete ermesiyle, Appleblim (Laurie Osborne) kendi yolunu çizme kararını alır. Bu minvalde müzik teknolojileri üzerinde eğitim almak üzere üniversiteye kaydını gerçekleştirir. Resident Advisor sitesine verdiği röportajda da belirttiği üzere, hızlıca şekillenen bir dönemdir, müziğin de yazılımlarla entegrasyonunun başlangıcına tekabül eden günler. Dubstep ekseninde ilerleyen, ama asla tekil form olarak ilerlemeyen müziğini de üreteceği Fruity Loops programını da keşfetmesi sürecin devamını da şekillendirir.

90’lı yılların ortasında hızlıca yaygınlaşma ivmesi yakalayan Jungle, Drum’N Bass gibi rave kültürün devamlılığını oluşturan müzikal sentezlerin sıkı bir takipçisi olur. Kulüp gecelerinde dinletilen sesleri bir yandan da korsan radyoların yaygınlaşmasıyla dinleyiciyle buluşturulan ana akım müziklerden de beslenip, evrilerek değişebilen bir müzikal sentez silsilesinin açılımlarını da irdeleme imkanı yakalar. Müziğin belirli türlerine kulak kabartmaktan özellikle imtina ederek, alternatif elektonik çıkarımların tümünden edinilmiş özlerin Appleblim projesinin de kökünde yer bulduğunu belirtmeliyiz. Dubstep’i tanımlandırılmasını kolaylaştıran gecelerin icra edildiği FWD>> kulübünü 2003 yılında yakın dostu olan Necta Selecta ile keşfetmesiyle de, kendi deyimiyle şifayı kapması bir olur. Aklında tasarlayıp durduğu müzikal sentezler bütünüyle akrabalıklar barındıran, ilginç formülleri ve ritüelleriyle beraber jungle günlerinin, dinleyicinin sıtkının sıyrılmasına imkan sağladığı “grime” formunun sertleştirilmiş baslar ile harman edildiği yenileştirilmiş örneklerine ev sahipliği yapan gecelerde DJ’lik yeteneğiyle adından söz ettirmeyi başarır. Croydon çetesi olarak yukarıda kısaca değindiğimiz Digital Mystikz, Loefah, Oris Jay, Youngsta hatta Skream gibi isimlerin yükselen ritmik yoğunlukla kotardıkları seçki yanında Appleblim, House’un köklerinden Techno’nun çiğ formlarına uzanan, aksak değişkenliklerle kurgulanabilirliğini keşfettiği endüstriyel alaşımlardan, caz standartlarına kadar uzanan harmanlama yöntemiyle kısa sürede adını duyurmayı başarır. Necta Selecta ile karaşınlık dozunun çok iyi ayarlı tutulduğu bir dizi radyo programı ve kulüp performansı gerçekleştirir. Nothing Hill’de yer alan Soul & Dance Exchange plak dükkanında Sam Shackleton ile tanışmasının ardından da, prodüksiyonlarını yayınlayabileceği Skull Disco günlerine ulaşılır.

Konumlandırmasıyla techno’nun tavizsiz melodikliğini, hissiyat vurgusunu da yapmakta olan yoğun ses kompozisyonlarının arasına gizlenmiş kesitleriyle beraber değişken bir müzikal türetim noktasına tekabül eder, Sam Shackleton ile beraber yapılandırdıkları Skull Disco etiketi. Müziğin yaygın üretim şekillerinin dışında, tamamıyla sanatçıların kendi insiyatifleri ve imkanlarıyla günyüzü bulduğu, kara plakların tekrar revaç bir hale dönüşmesine de imkan sağlayan kendin türet, kendin paylaş ilkesinden hareketle açılımlar barındıran dubstep’in yönelişimleri hakkında da pek çok detayı barındıran bütünü daha rahat çözümleyebilmemize imkan sağlayan bir bakışım ortaya çıkartılır, ikili tarafından. Bu çatı altında yayınlanan ilk kayıt olan I Am Animal / Mystikal Warrior’da bu deneyselliği ilke edinen, yeni formüller ortaya çıkartma gayretinde olan bir estetikliği barındıran, siftah kayıt olarak yayınlanır. Çiğ vurmalıların, matlaştırılmış bir tekno melodikasıyla bütünlendiği dubstep’in bir adım ilerisine vurgu yapan Shackleton’ın I Am Animal’ının ters köşesini ise Appleblim oluşturur. Digital Mystikz, Vex’d gibi ikililerin, Toasty ve Skream gibi birbiri ardına üretim gerçekleştiren prodüksiyon canavarlarının çalışmalarından ilham edinerek kotarılmış bir bakışım dinleyiciye ulaştırılır. Sert endüstriyel tınılarla beraber derinlerine ilintilenmiş, ötelenmiş ses kesitinin yankılanmasıyla vuku bulan kuvvetli basların merkeze konumlandırıldığı, deneysel Mystikal Warrior parçasıyla sanatçının damıttığı müzikal izleri de duyumsayabilmek mümkün kılınır.
2006 yılının Ocak ayında yayınlanmış olan Skull Disco 002’de de Appleblim, dub müziğin egzantrik yapısını göz önünde bulundurarak, yenileştirdiği bakışımını dinleyicilere ulaştırır. Kısa kesitlerin izle bıraktırdığı vurmalıların çevresinde gelişim gösteren Detroit Techno öğeleriyle hemhal edildiği Cheat I, Londra günlerinin ardından yerleştiği Bristol’un deyim uygunsa ruhani patlayışlara imkan sağlayan havasını duyumsatan, aynen trip-hop da duyduklarınız gibi kendini hemen ele vermeyen, derinliğinde somutlaştırılmış bir dubstep dans kurgumasalı Girder ile müziğine şekil vermeye devam eder. Martyn , 2562, Pinch gibi techno’nun ruhunu dubstep ile bütünleme yolunu tercih eden prodüktörler ile aynı kulvarda yer almasını sağlayan Soundboy's Ashes Get Chopped Out And Snorted çalışması detayları dikkatle tertiplenmiş, minimalizmi kararında kullanan, Köln Ses eriminden odaklarla da benzeşen, bir prodüksiyon ile çıka gelir. Altı dakikalık süresi dahilinde, egzantrik yapılandırmasıyla bir yanı naif, öte yanı hararete her dakika açık olan bir kıvılcım hüzmesine sahip Vansan parçası kısaca değinmeye çalıştıklarımızdan çok daha fazlasını sizlere ulaştıracak bir yetkinliğe sahip olduğunu da belirtmeliyiz Dubstep’in resmi neşriyatçılarının başında gelen Mary Anne Hobbs’un BBC Radio 1’da hazırladığı Experimental programı dahilindeki Bristol Rise Up! bölümünde sunup, tanıttığı isimlerden birisi olan Tom Ford aka Peverelist ile Appleblim’in ortak çalışması olan Soundboy's Ashes Get Hacked Up & Spat Out In Disgust EP bu dönüşümü daha da hızlandıracak kayıt olarak 2008 Şubat’ında yayınlanır. Ambient seslerin aynalamalarına imkan sağlanan, technoesk vurgulamaların detaycıl bir toparlanma olarak kurguya dahil edildiği, eklektik bakışımı ile beraber dans müziğinin ruhunu da Peverlist’den edinen bir bileşke Circling ile kayıt açılır. Plağın B yüzünde yer alan Over Here çalışması da, yetkin bir ses kompozisyonu ile ağıdı çağrıştıran bir dramatikliği paydalar. Enstrümantal müziklerin sınırları dahilinde, yetkinliğini elden bırakmayan, dub-techno’ya da sınırlarını aralık bırakan bir deneyimleme ihtiva ettiğini ekleyelim. Deepchord, Echospace, Intrusion, cv313 vesair isimlerin yayınlamış olduğu dub X techno bileşkesine benzeş bir biçimde.Soundboy Punishments toplama albümün devamı olan, Skull Disco etiketiyle yayınlanan 10 plaklık serinin de sonuncu halkasını oluşturan Soundboy's Gravestone Gets Desecrated By Vandals toplama albümü de Appleblim’in muhteviyatını kararında ayarladığı, sadece plak formunda yayınlanmış kayıt dizininden derlenmiş parçaların CD formatında ulaşılabilir kılındığı bir çalışma. Shackleton’ın teknik öğelerle derleyip toparladığı, aksak ritmler dünyasına zerk ettiği sinematografik unsurlardan beslenip oluşturduğu parçalarının yanı sıra, etiketin diğer yüzünü oluşturan deneysel kıvrımlı temsili technoyu özünde elektronika’yı birbirine geçiştiren Appleblim’in gerek solo, gerekse de Peverlist ortaklığıyla sunduğu kayıtlar yer almakta. Bu çalışmanın önemini arttıran, ikinci disk içeriğini oluşturan, üç yılın üzerine eklenen birbiriyle bağlantılar kurulan elektornik müzik disiplinlerindeki yansımaları ve yeni düzenlemeler. Minimal Techno’nun tanımını kazanmasında kayıtlarıyla bütünleştiricilik vazifesinin altına imzalarını atan, Monolake ekibinde Robert Henke ile yer alan Torsten Pröfrock’un T++ nam-ı ile derinleştirdiği, programımızın açılışında paylaştığımız Vansan (Remix)’i deneyselliği ön planda tutmaya devam eden yapılandırmalardan ilki olarak çalışmada yer alır. Eklediği öğeleriyle beraber, Deep House cephesinde alternatif türetimlerin altına imzasını atan, Brendon Møller’in elinden çıkan Over Here parçasına biçilen yeni biçimlendirme yükselen ritm döngüsünde de dubstep’in birbirlerine eklemlenebileceğini ortaya çıkartan önerme olarak kayıdın ses kütüğüne eklenir. Ambient tonlaması ile detaylandırmaya çalıştığımız Circling parçasının Bass Clef’in elinden çıkan Radius düzenlemesi de, seslere ters köşe yaptırıldığı bir dinlenceliği sağlar. Sam Shackleton ile beraber Appleblim’in dub müziğinin rotasını, 90’lı yılların başlarında techno’ya adapte ederek Basic Channel, Wolfgang Voigt, Thomas Brinkmann, Stefan Betke, Robert Henke, Torsten Pröfrock gibi prodüktörlerin başardıklarını feyz alarak derinleştirdiklerini söylemek mümkün. Kısa sürede tüketilebilir etiketine haiz ‘elektronik’ etiketli çalışmalardan fersah fersah uzak bir uzun zaman dinlenceliği sağlıyorlar. Appleblim özellikle, 2008 yılında kurduğu Apple Pips etiketiyle de önermelerine, yenilikçi isimlerin çalışmalarına imkan sağlayarak olanca hızıyla devam ediyor. Dubstep’in başatlığında, elektronik müziğin geleceğine dair çıkarsamalar için bu hattan ayrılmayın!

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Ne Padişah Ne Halife Demokratik Türkiye – Altan ÖYMEN – Radikal
Bir De Başarıyla Sonuçlandırılırsa... – Yalçın ERGÜNDOĞAN – Sesonline
Grev Güncesi – Sabah / ATV Emekçileri

Appleblim At Myspace
Appleblim At Last.FM
Appleblim Interview At Fact Magazine
Appleblim At RBMA 

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
----------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Se Avesse Ragione Lui – By Icmar
© Icmar

Appleblim Photos Courtesy
1-2 From Discogs.com Database
3 Brownswood Recordings Flick:r Page

>>>>>Poemé
Anısına Saygıyla...
Nerden Bileceksiniz – Yusuf HAYALOĞLU

Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz.

Bir fidandım deriildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum çok yoruldum
Siz benim neler cektiğimi
Nerden bileceksiniz.

Taş duvarlar yıkıp geldim
Demirleri söküp geldim
Hayatımı yıkıp geldim
Siz benim neden kaçtığımı
Nerden bileceksiniz.

Gökte yıldız kayar şimdi
Annem beni anar simdi
Sevdiğim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz.

Bir pınardım kan oldum
Yol kenarı han oldum
Yanıldım ah ziyan oldum
Siz benim neden sustuğumu
Nerden bileceksiniz.

Ben ardımda yas bıraktım
Ağlayan bir eş bıraktım
Sol yanımı boş bıraktım
Siz benim kime küstüğümü
Nerden bileceksiniz.

(Almanya 13.02.2001)