Sunday, May 31, 2009

Deuss Ex Machina # 255 - Ninguém Vem Fantasma Vai

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_255_--_Ninguém Vem Fantasma Vai

25 Mayıs 2009 Pazartesi gecesi "canlı" gerçekleştirilen programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Martyn-Great Lenghts (3024)
>1<-iTAL tEK-Ghost Cloud (Planet µ)
>2<-iTAL tEK-Strange Love (Planet µ)
>>>>>Myspace Keşifleri / Talents From Myspace<<<<<
>3<-Sigha-On The Strip (Hotflush Recordings)
>4<-TKR-Nightwalker (Fake ID)
>5<-Twisted & Redemption-Il Dire (Redvolume)
>6<-Vision-Jass (Bass Punch Records)
>7<-Martyn-Hear Me (3024)
>8<-Martyn-Far Away (3024)
>9<-Von D-So Many Faces (VIP Mix) (Argon)
>10<-Likhan'-Redlight (7even Recordings)

Ninguém Vem Fantasma Vai (255) - Çağrı Belirginleştirir. Açmazları, Açılmaz Kılınanları, Kilt Altında Tutulanları, Söylenecek Söze Taakati Kalmayanları. Hissiyatsızlığın Getirdiği Noktalarda Ruh Bedeni Şimdi, Yarın, Sonunda Terk Edecek! Gündönümü Hayallerin Yıkıntılarından Yükselecek... [imlasız/safsız]

>>>>>Bildirgeç
Zihin, derinlerine işlenmiş görüntüler ve bilgiler ile sürekliliği dengelenmiş bir dönüşüm ve devinim sahasıdır. Girdilerin birbiri peşisıra dizilmesinin ardından oluşturulan zincirleme reaksiyonun merkez noktasıdır. Her halükarda içerik ve biçimlendirmeler ile algılarımız şekil kazansa da, aslolan bireysel tedariklerimizle, kendimizden kattıklarımızla şeklini bulan, hamlığını ve hantallığını atan bir yapıdır. Kurgunun ötesinden, kendi hayatlarımıza ilintilediklerimizin, sorularımızın, bir türlü sonu gelmeyen sorunlarımızın, nefesi kesilmemiş bir biçimde ilerletilmeye çabalanan genellendirmelerin vuku bulup gün gördüğü yaşamlarımızda düşüncelere dalabilmemizin anahtarıdır. Kendi başına rotasına konulan , doğru olarak tanımlandırılan, sorgulanmaması meçhule gitmemek için tavsiye edilen, döngülerin ve gerekçelerin bir şekilde hizalandırılabildiği, arada kaçırılan noktaların fark edilebildiği, doğru anılan yanlışları gözlemleyebilmemize zemin teşkil edendir, zihin. Zaman eşiği görece farklılık barındırıyor olsa da, zihinin hemen herkeslerin birleşebileceği bir genişlikten hayatı kapsayıcılığını da iletebiliriz. Öykündüklerimiz ve yaşadıklarımız, acılarımız ve sevinçlerimiz, memnuniyetimiz ve şikayetlerimiz, birbirlerine bağlı olan hayata dair ne varsa işlenebilirliğini ortaya çıkartan bir mekanizmadır, ha keza zihin. Önemsediğimiz, sorun bellediğimiz konularda, başvurabildiğimiz özümüzden gayrı ve dahası kendimizden ayrı bir başvuru kaynağımız olmadığına göre, zihin hayat akışı içerisinde karşılaşmakta olduklarımıza karşı geliştirmeleri bizahati kendimizden yola çıkarak kotarabileceğimiz bir bütündür. Rastlantısal olanın değil, uygulanabilirliğinin deneyimlenerek gerçekleştirebildiğinin kanıtlanmasına vesile teşkil edendir de aynı zamanda. Sözbirliği etmişçesine bir örnekleştirilen, tektipleştirilen aynı tornalardan hemen hemen seri üretimle tüketime sunulan biz sizin yerinize düşündük klişesini aşmak için gerkesinim duyulandır. Kullanılabilirliği arttıkça, bilince işlenmiş olan hata kodlarının da ayrıca temize çekilebildiğinden de dem vurabilmek mümkündür. Velhasılı kuvvetlendirmeye çaba sarf edip bir arpa boyu da olsa yol almak için teşebbüs edebilmektir, zihnin işlevselliği söz konusu olduğunda. Olası yanlışlıklarda pes etmeden, yeniden yola koyulabilmektir pek çok zaman. Kudretli bilgiçliklere değil sadece, gündelikliğin getirilerine, karşımıza çıkarttıklarına farklı bir bakışın yakalanabilmesidir zihin vesair düşünceler bütünü. Yarıda bırakılmış, yarım kalmış sözlerin, söylenceliklerin ve eylemin hayata dahil edilebilmesidir, bu devinimin karşımıza çıkarttığı, sorgulara sevk ettirdiği. Çıkılmazlığı tescillenmeye çabalanmış geçitlerden ve engelle(meler)rden ırayabilmek, hafsalayı geniş tutabilmek için...

Konumlandırmaya çalıştığımız pek çok konuda bize bahşedilmiş şansların kullanılabilirliğini ortaya çıkartan, imleri sürükleyen, noktaları birbirlerine bağlantılamayı başartan zihin şimdilerin gündemini de irdelemeye vesile teşkil etmekte. Yoğunluğu artan bir şekilde, şekil şemal değiştirerek fakat gerek yorum, gerekse de sunuş olarak hala nerelerde takılı kaldığımız zihniyetini ortaya çıkartan beyanatlar, sözcükler dağarcığımıza dahil olmakta. Peşisıra ekranlarımıza zuhur eyleyen görünenlerin refakatinde, konuşulmaya, atfedilmeye, işaret edilmeye çalışılanların çokluğunda belirginleşen hizaya çekmelerin vuku bulduğu vakıalarla yüzleşiyoruz. Söylenmesi icab edenlere nihayetinde sıra gelecek mi diyerek, yoksa yoksa sahiden (bir mizansen olsa da) nihayet kapımız mı yoklanmakta ? zihinsel jimnastiğinin bambaşka bir uzamda nasıl tersinden algılanıp,vur abalıya dönüştürüldüğünün gerçekliğini karşımıza çıkarmakta. Sözler makul olanın anılmasının, hem de bağlantısı çok da alakadar olmasa da bambaşka bir konudan ilintilenmesinin sorgusunu, nedenini ve nasılını düşündürür iken nasıl olur da kesinlikler ile dolu konumlandırmalar ve zihniyetler bizi bir türlü terk edemediğimiz eşiklerle yeniden yolumuzu kesiştirmekte. Üzerine basıla basıla yapılan vurgulamalarla tarih tekerrür ettirilmekte. Kindarlıktan da hala ümit aşınmasına kul köle olunarak, korunarak bir şekilde medet umulmakta. Ötekileştirilen ve adı kötüye eşdeğer çıkartılan insanların yüzüne yüzüne yeniden buralara ait olamadıkları savı, zihniyeti bir duraksama olmaksızın sergilenmekte. Zihin başa gelenlerin ceremelerinin ne kadar çok çekildiğini bire bir hatırlatmakta iken beşeriye, muğlaklıkla terbiye edilen, sözümona demokrasinin sınırlarını sonuna kadar da açmakla mükellef olduklarının beyanını ispata çalışan vekiller demeç yarışına girişmekte. Hiç de isteksiz görünmeden, oldukları konumlarının gerekliliğiymişçesine duraksamadan, tereddüte düşme endişesi taşımadan, sözcükler tekrarlanmakta. Koşar adım terk edilmiş adına ne denilirse denilsin, kimi ve kimseleri istemese de yurt olarak bellenmiş bu coğrafyada yaşam sürmeyi de en az onlar kadar hak eden yurttaşlarına hizalar gösterilmekte. Uygunluk kisvesi altında, atfedilmişlerin asla olmadığına biat etmelerinin beklentisi sergilenmekte. Suskunlukları makul gösteren yegane sessizlikleri korkutucu bir biçimde zihin labirenti arasında turlamakta, son tahlilde. Beklentiler ve beklenenlere daha vaktimizin çok olduğunu, hiç de umulduğu gibi konuşabilmenin kolaylıkla da olmadığının resmi geçidi, destansı seslendirmeleri uygun adım şekillendirilmekte.

Zihin, gidenlerin arkasından konuşabilmenin ne kadar uzunca bir süredir "tabu" olarak belirginleştirildiğini, keşmekeşe (şeytan kulağına kurşun) yol açabilir endişesinin de sonuna kadar zorlanarak, olguların tam adlarının konulamadığının bilincine ulaştırıyor. Gerçek konular, daim olduğu üzere yanlış söylemceler ile beraberliklerinde kısa bir sürenin ardından yeniden rafların tozunu yutmaya, kendilerine yurt olarak belleyenlerin zihinlerinin saklı köşelerinden gün olunca hatırlanmak üzere saklanmaya devam edilecek evladiyelik etiketine kavuşturuluyor. Bu çoğu zaman tedirgin olarak yaklaşılan konularda yazdıklarıyla sözcüklerimizi ve söyleyebileceklerimizi tamamlayabilecek kalemlerden birisi olmuş L.Doğan Tılıç’ın Birgün Gazetesi’nde yayınlanan Zikzak Sanatsa... başlıklı yazısından bir alıntı gerçekleştirelim:

Başbakan’ın, partisinin Düzce İl Kongresi’nde, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi konusundaki sözleri epey tartışıldı, tartışılacak. Belli ki Erdoğan, sınırın mayınları temizlenirken “İsrail’e peşkeş çekileceği” eleştirilerine pek kızmış.
“Suriye bunu yaptı, biz de yapalım dedik... ‘Siz burayı İsrail’e peşkeş çekeceksiniz!’ On yıllardır ne söylendiyse bu zihniyet hâlâ aynı yerde... Bu ülkenin vatan toprakları üzerinde yatırım yapan küresel sermaye ‘şu dinden geldi, bu dinden geldi’ diye ‘Eyvah Türkiye elden gidiyor’ demek bu kadar kolay mı?... Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Acaba kazandık mı?.. Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi... Paranın dini ırkı olmaz. .. Adam burada yatırım yapacak... Burada Ahmet-Mehmet çalışacak.” Söylenen bu!
Bu sözleri, “Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Acaba kazandık mı?.. Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi...” cümlelerinden hareketle ve bağlamından kopararak eleştirmek benim işim değil.
1915’e, 1923’deki zorunlu Rum mübadelesine gitmeye de gerek yok. 40’larda gayrimüslim erkeklerin amele taburlarına toplanması ve varlık vergisi, 6-7 Eylül olayları, “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyaları, 1964’te Rumlar’ın Yunanistan’a zorunlu göçü... Bunlar o cümleleri fazlasıyla hak eden olaylar. Daha yakın zamanda, “aynı etnik gruptan” olsalar da,Alevi yurttaşların Maraş’tan, Çorum’dan, Sivas’tan sökülüp atılmaya çalışılmasını katın bunlara.
Keşke bizler, bir başbakanı bu ülkenin, bütün bu olayları samimiyetle masaya yatırıp yüzleşebilsek.
Ancak, Başbakan’ın Düzce’de söylediklerine biraz daha geniş bakınca, asıl derdin “Paranın dini ırkı olmaz” cümlesiyle ifade edildiğini görürsünüz. Onu kızdıran, “şu dinden geldi, bu dinden geldi” diye yan bakılması “küresel sermayeye”.
Mayın temizlemesine karşı çıkılan İsrail’i savunmak gibi bir derdi olsa, “One minute” falan demezdi Davos’ta. Çocuk katliamcısı ve neredeyse soykırımcı ilan etmezdi İsrail’i.
Başbakan hemen her önemli konuda sürekli zikzak yapıyor. Öfkeyi hitabet sanatı saydığına göre, belki zikzakı da siyaset sanatı sanıyor. “Küresel sermaye”nin basıncı ile kendi kökenlerinin basıncı arasında gidip geliyor.
O yüzden, bir gün Ermenistan sınırını açma havasını yayarken, bir başka gün Türkiye’de çalışan Ermenistan vatandaşlarını kapı dışarı etmeyi ima ediyor. Önce o meşhur Diyarbakır konuşmasını yapıyor, sonra “Ya sev ya terket” diyor Kürtlere. Bir taraftan DTP’lilerin elini sıkmıyor, öte yandan İmralı’ya 7-8 mahkûm göndermeye hazırlanıyor.
Erdoğan’ın zikzaklarına ana muhalefetin karşı çıkışı daha vahim. Tamam, zikzak iyi değildir ve politikada zikzaka karşı olmak gerekir. Ama adı üstünde zik-zak. Zik yanlışsa, zak doğru olabilir. Zikzaka karşıyız diye, içindeki zaklara saldırmanın ve muhalefeti buraya oturtmanın manası yok.
Erdoğan’ın son sözleri epey “küresel” alkış alır, ama bir o kadar da tepki alacak kendi tabanından. Bu basınçlar sonucu, gelsin yeni zikzaklar!
” (26 Mayıs 2009)

Farkı olanı yorumlayabilmek, farkına varılanların belirginleştirilebilmesini sağlayabilmek için müzik elimizin altında büyük bir cevheri paylaştırmakta. Seviyesi ve tarzı nasıl olursa olsun, dinlediklerimiz kısmen dahi olsa, etkilendiklerimizi, duyumsamak istediklerimizi algılatan bir yapıyı bütünleştirir. Ses varedilmiş sözcüklerin gerek sağlamasını, gerekse de ötesini merak edenlere, yön tayini imkanı sağlar. Durduğumuz noktalardan, edindiğimiz izlenimlerden, sezginlediğimiz ama ifade edemediğimiz epey yüklü bakışımlardan kendimize ait paydalar çıkartabilmemize imkan sağlar. Yediğimiz içtiğimizden de farklı bir biçimde, adına hayat dediğimiz hengamenin içerisinde belki de en kolaycıl biçimde adapte olunabilecek bir sığınağı da çağrıştırır, müzik. İhtiyaç anlarında elzem olandır.Yitirilenlerin ardından kimi zaman ağıtlar yakabilmenin, adlarını anabilmenin, kimi zaman da kıymık kadarlık sevinçlerimizi, ortak mutluluklar ve coşkularımızın sonsuz olmasının temennisine ortak ettiğimiz kuvvetli bi'bağlaçtır. En başından bu yana radyo programı / metinsel içerik bağlamında savunduğumuz üzere müzik sadece hayatın fonu değil, pek çok defa hayatı kapsayan bir özdür. Nefessiz kalıp, çaptan düştüğümüz anların dahilinde çıkabilmek, önyargı kuşaklarına teslim edilmiş yapay bakışların körlüğünden uyanabilmenin , giderek mekanikleşen insanlığımızda nelerden feragat etmeye devam ettiğimizin, odaklarının üzerinde yorumlamalara girişebildiğimiz bir dehliz, müzik. Keskin hatlara bağlı kalmadan, oldukları halleriyle zamanın çizelgesini ortaya çıkartabilen sesler rotamızı belirlemeye devam ediyor. Deuss Ex Machina, geçtiğimiz Pazartesi akşamı canlı olarak gerçekleştirilen 255. bölümünde de yukarıda değindiklerimiz ile bağlantılı olarak konumlandırılabilecek seçkisi ile sizlere sunuldu. Yoğun ses kümeleriyle, şimdinin alternatifini oluşturan elektronik bağlaçları belirginleştirmeye çabaladık. Vurgulamaları parçalarımızın arasına dahil etmeye çabaladığımız sözlerimizin bütünlüğünde. İkrar edilen bilindiklerden ziyade uzak kılınmış olanın denenebilirliği üzerine çıkarsamalarımızda, 2005 yılından bu yana yayınladığı kayıtları ile Drum and Bass’den Dubstep’e uzanan bir müzikal kompozisyonu ortaya çıkartan Martijn Deykers’i “debut” albümü Great Lenghts’in yardımcılığında sizlerle paylaşıyoruz.Zaman eskisinden de çabuk bir biçimde ilerlerken ve elden avuçtan kayıp giderken, müzik olduğundan farklı bir biçimde bu hızlandırılmışlığın dışında kalmayı başarır. Sesler duhul oldukları kayıtların izleri arasında kaydedilmelerinin üzerinden hayli zaman geçmesine karşın, kimi zaman taşıdığı vurgulamalarla beraber, kimi zaman da önermelerin o günün şartlarına göre ilericiliğiyle dinleyicilerle bağını korur. Dinleyici kaydedilene yoğunlaştıkça, hem geçmişin izlerini, hem de o anın müziğini, hem de geleceği bütüncül bi perspektif ile gözlemleyebilir. Süreler ne kadar yakın veyahut uzak olursa olsun, dinlenilen müziğin içeriksel doygunluğu ve tatmin edicilik düzeyi diğerlerinden ayrı bir bakışımı konumlandırır. Salt tüketime odaklanmış genel geçer üretimlerin, hercai popüler müziklerin yanında bu tarz yorumlar, hayatın kazanımlarından da sayılabilir. Teknik yeterlilikleri bir yana içeriğe katılmış olan detyalar ile belirginleştirilen ses alaşımları bu önermelerimizi kuvvetlendiren bir unsur olarak değerlendirilebilir. Elektronik seslerle haşır neşir olmuş pek çok üreticinin, çalışmalarının aracılığıyla da bu çıkarsamaları sağlamlaştırabilecek üretimler haddizatında dinlenceliğimiz dahiline eklemlenleniyor. Eindhoven'li sanatçı Martijn Deykers (bundan sonra Martyn)'in 2005 yılında yayınladığı ilk kırkbeşlikten bu yana, geliştirmeye çabaladığı elektronik müzik güncesinde, sözünü etmeye çaba sarf ettiklerimizi tamamen teferruatlardan arındırılan bir biçimde, ilerisini de gözlemleyen bir müzikal temaslar dizisi karşımıza çıkartmakta. Bilindik seslerin, yeknesak makamların izlerinde ilerletimektense müziği, değişken, daha deneysel yorumlamalara teşne olmuş müziklerin mihmandarı olmaya çabalayan bir prodüktör, Martyn. Kurgusuna dahil ettikleriyle beraber kendine has bir müziğin icracısı olmaya çabalayan bir gözlemci aynı zamanda. 90'lı yılların ortalarından itibaren elektronik dans müziğinin sacayaklarını oluşturmuş olan Chicago House ve Detroit Techno'nun Hollanda'yı etki alanına dahil ettiği dönemlerde ravelerden eksik olmayan, gerek katılımcı, gerekse de dinleyici olarak daha sonra üreteceklerinin temellerine dair çıkarsamalarda bulunan, bir heveskar. Türler arası geçişkenliğin giderek daha homojenleştiği, veyahut dinleyicilerin beklentilerine uygun olarak daha fazla alternatifin türetilebildiği, elektronik dans müziği en parlak dönemlerinde, yolunu drum and bass ile kesiştirmesinin de altında biraz da bu doygunluğun zeminini sağlamca kotarabilen zamandan ırayan üreticilerden olduğundan dem vurmak mümkün. Photek, Doc Scott gibi referans olarak gösterdiği isimlerin izlerinde İngiltere'de gerçekleştirilen kulüp geceleri, konserleri keşfetmek üzere Londra'ya yaptığı seyahatlerinin ardından kendine has vurgusuyla uzunca bir süre devamlılığını getireceği, DJ olarak dahil olduğu eklektik dans müziği gecelerinin başlangıcını verecektir, Martyn. Washington City Paper'a vermiş olduğu röportajda da değindiği üzere, belirginliği artarak ilerleyen müzikal geçişlerin izlerinde kendine has bir birleştiriciliğin temellerini atmaya gayret etmesinin, 'Martyn Sound' olarak anılagelecek müzikal çeşitlendirmenin taslağını ortaya çıkartmayı da başarır.

Daim olduğu üzere kuvvetli bass öğeleriyle şekillendirilmiş 'Techno' ve 'Drum and Bass' gibi türlerin bileşenleriyle şekillendirilmiş, yılların getirdiği bakışımın birleştirildiği ilk kayıt olarak 2005 yılında Manchester'lı prodüktör Marcus Intalex'in Revolve:r etiketinden Get Down / Black Lies kırkbeşliği yayınlanır. Rave günlerinin yadigarı haline dönüşmüş ara ses kesitleriyle beraber, döngüsüne katılmış yoğun bass pasajlarından mürekkep Get Down, technoesk baskınlığı ile sanatçının ilerleyeceği yolun da bir ön izlemesini sağlar. Tekil bir döngünün üzerinde ilerletilen endüstriyle tını yığınıyla, pist fatihi bir kayda dönüşümün betimlendiği Black Lies parçası tanımlandırılmaya çabalanan, geçmiş, şimdi ve gelecek birleşimine önemli bir örneği teşkil eder. Kullanılan alaşımlarla, yüzeysel bir nostaljiden uzak anın müziğine dair önermelerin yer aldığı bir muhteviyat sunumlandırılır. Play:Musik etiketli Nxt 2 U / Deepwood kısaçalarında bu belgeleyici anlayışın devamlılığını barındıran bir çalışma ortaya çıkartılır, Martyn tarafından. Endüstriyel tını hüzmelerinde kotarılan detaycıl bir dans parçasının olması gereken kıvamda şekillendirildiği Nxt 2 U ve plağın arka yüzünü kapsayan; karaltılı mekaniklerin sahne aldığı, techstep Deepwood parçası gibi ilintilenen her bir kayıtta yeni modellemelere girişilmeye devam edilir. Fabio, Grooverider, Calibre gibi drum and bass sahnesinin yetkin DJ / prodüktörlerinin listelerine dahil olması, BBC Radio 1-Xtra gibi öncül radyo kanallarında parçalarının çalınmasıyla beraber, İngiltere'de de tanınılırlığını arttırmış bir üretici olarak sesini de duyurmayı başaracaktır. 2006 yılında Revolve:r'ın 009 katalog numarasıyla yayınladığı I Wonder Why / Share My Wings kısaçaları bu minvalde üretilip paylaşılan, deneyimlemeye odaklanılmış bir kayıt olarak sanatçının diskografisinde yerini alır. Sertliği partisyonlara dahil edilmiş, karaşın yüklemli bass kümelerinden bina edilmiş, kompozisyonla türetilen I Wonder Why, jungle müziğin kökenlerinden ilham alınarak kotarılmış, eski okul rave ses fonetiğinin canlandırıldığı bağlantılarla düzeneğin tamamlandırıldığı döngü kümesi; Share My Wings parçası ile Martyn tek başına seslerden farklılıklara odaklanan detaycıl örneklemler gerçekleştirmeyi başarır. Tüm katmanlarında, elektronik dans müziğinin ritüellerinden, satırbaşlarından edinimlerin sergilendiği kayıt dizisinin ardından çıkagelen Broken / Shadowcasting kısaçalarında dubstep ile techno'nun birleşimine dair önemli açılımların sunulduğu bir metafor / mihenk taşı kayıt olarak 2007 yılında paylaşılır. Tekil bir hat üzerinde, birbirlerine nispeten benzeşen seslerden imal fabrikasyon kayıtların yanında, Martyn'i belirgin bir biçimde diğerlerinden ayrıştıran, DJ'lik kariyeri boyunca sergilediği performanslarında sık sık dahil ettiği techno, house, reggae, dub, funk tür ve disiplinlerinden edinilenlerin bir özeti kabilinde yeniden kotarılmasının, yaratılmasının da yattığını belirtmeliyiz. Güney Londra çevresinde gelişimini (dönem itibariyle) sürdüren bir disiplin olan dubstep'in 2000'lerden bu yana kapsamına dahil ettiği ses eşikleriyle benzeş noktalar barındırmasına karşın, Martyn'in sunumlandırdığı bu yeni kayıtlarda müziği ön planda tutan, deneysel bir dinlencelik kulakların beğenisine servis edilir. Aksak dönüşlerin, Basic Channel'ın mihmandarlığını yaptığı Dub Techno şemasında yeniden diriltildiği, Resident Advisor'da yer bulan eleştiride de değinildiği üzere House vokalleriyle bezenmiş dubstep'in ritmik döngüsünün de biraz daha hızlandırıldığı, techno formunun ise yavaşlatılmış dönemeçlerine haiz olmuş birleşimine ev sahipliği yapan Broken parçası plağın a yüzünü oluşturur. Shadowcasting ise, deyim uygunsa Detroit Techno'sunun ayrışık köşebaşlarını tutmuş Underground Resistance'ın elinin değdiği izlenimi bırakan yapılandırmasıyla elektronik müziğin sınırlarının nerelere kadar genişletilebileceğine dair özel, yetkin bir önermeyi beraberinde paylaştırır, Martyn.Müzikal türlerin aynalanması, farklı odaklarla bütünleştirilmesi ve yorumlanması gailesinde bi'sonraki durak, Redzone gibi kulüp gecelerinden bu yana ortak çalışmalarda bulunduğu tasarımcı Erosie'nin de katkılarıyla beraber 3024 etiketinin temellerinin atılması olur. Müziğin hayatta akisinden, hissettikleri ile bütünleştirip kayıt haline dönüştüren Martyn'in müziğinin yanısıra, görsel öğelerinin de farklılıkları yansıtacağı yapının ilk ürünü Velvet / Twenty Four kısaçaları 2007 yılında yayınlanır. Nefasetli kurgu, endüstriyel sesler derken bir sonraki durağın techno'nun karaltılı öğeleriyle beslenmiş, geri dönüşümü dubstep ile imgelenen kayıtla, Martyn müzikal dönüşümlerinin devamlılığını sağlamlaştırır. Alttan alta yüklenmiş düşük tempo ses eriminin üzerinde kotarılmış olan Detroit Techno sekanslarının, dans edilir bir kurguyu ortaya çıkartılmasının belgesi Velvet ile çalışma açılır. Geçtiğimiz hafta içerisinde sizlerle paylaştığımız Wisp'in parçalarının yegane bileşeni olan Braindance'de olduğu gibi alt disiplinlerin tüm yönlerinden, kuvveti ortaya çıkartan birer tutamın eklenmesiyle, tılsımının tutturulduğu Twenty Four parçasında Akıllı Dans Müziği'nin eklektik kurgusunu duyumsamak mümkün olur. Melankoli bağlamı ile yer yer Burial'ın gerek Debut, gerekse de Untrue albümlerinde düzlüğe çıkartmaya çalıştığı şehrin kakafonisi içerisinde kalmış, duyulmaz kılınmış seslere dair önermelerin vücut bulduğu bir deneyimin, içeriğin kapsamında sunulmuş bir diğer ayrıntıyı oluşturduğunu belirtmeliyiz. Techoesk vurgulamalara sahip, Skull Disco etiketinden tanıyabileceğiniz Appleblim'in kurucusu olduğu Apple Pips etiketinden All I Have Is Memories / Suburbia çalışmasında dans müziğinin parladığı dönemlerin seslerinden izler yeniden yorumlanır. Çıkmazlara çekilmeden, sürekliliği her daim değişken ses kurgularıyla birlikteliği sağlamlaştırılan bir dinlencelik sağlanmaya çalışılır. Geçtiğimiz Nisan ayı içerisinde yayınlanan debut uzunçalar Great Lenghts'de de gerek kısaca değindiğimiz önermeleri, gerekse de alternatif tanımlarıyla beraber dans müziği kolajlarından bütünleştirilen bir yapılandırma çabası olarak dinleyicilere sunulur. Formüllere bağımlı bırakılmış kurgulardan ziyadesiyle uzak, derinlemesine ses metaforlarının içeriğin hemen tüm parçalarına sirayet ettiği deneyimleme vurgusuna haiz harmanın ortaya çıkartıldığı kurgu bütünü olduğunu ilk elden iletebiliriz, Great Lenghts'in. Çağrısına dahil ettiği, ilham edindiği, seslerin birer ikişer iliştirildiği parçalar dahilinde, giderek genişleyen bir müzik evrenine dahil oluruz. Remiks çalışmaları gerçekleştirdiği, Flying Lotus, Shut Up And Dance, Scuba, TRG, Efdemin gibi elektronik müziğin paralelinden, değişken odaklarındaki ses üreteçlerinin sağaltımlarına biçtiği düzenlemelerde olduğu üzere rotasını geçmişten evrilterek kotarılan düzenlemelerden, müziği geleceğe taşıyabilecek bağlar oluşturma gayretini gösterir. Muhteviyatın yapısında hemen her yönden dans müziği figürlerini barındırmasına, parçalı yapısına karşın, ortaya çıkan ana resmi daha da kuvvetlendiren biraz da bu tarz, türle/değişken isimlere gerçekleştirilen çalışmaların sağladığı perspektiften kaynaklandığını iletebiliriz. Albümün açılışında, 3024'ün mekanik marşı olarak belirgileştirilebilecek durağan temposuna eklenmiş vurmalıların sahne aldığı The Only Choice parçası yer almakta. Aksak ritmlerin Detroit Techno'sunun coşkun elektro yansımasında hemhal olduğu, dans ettirir betik Krdl-T-Grv, ritmin giderek yükseltildiği eski zamanların “anthem” parçalarının yapısallığını şimdinin müzik severlerine taşıyan Dubtechnostep kolajı Right? Star!la beraber kaydın derinlerine doğru seyrüsefer devam eder. Theo Parrish, Carl Craig gibi Detroit Techno kuşağının simgesi haline dönüşmüş prodüktörlerinin kayıtlarında kullandıkları caz partisyonlarının izlerinden tertip edilmiş izlenimi uyandıran, mekanik havanın yansımasında akustiklik vurgusunun ön plana çıkartıldığı, Seventy Four gibi farklı tatları keşfedebilmek mümkün. Reggae/Dub çözeltisinin melankolik minimalist bir zaman tasvirine ulaştırıldığı Little Things, kısa süresine karşın akılda yer edinmeyi başarıyor. Albümün tanıtıcısı olarak plak olarak önceden yayınlanmış Vancouver parçası, Martyn'in türetmeye ve boyut katmaya çalıştığı kendine özgü ses formunu yansıtabilecek en kuvvetli örneği teşkil etmekte, parçanın en başından sonuna kadar süren hikayelendirmenin dahilinde dinleyicinin zihninde türlü çeşit karşılıklar bulabilen bir terapi parçası haline dönüştüğünden de bahis açılabilir. Bad Company'den D-Bridge'in elinin değdiği,vokallerde yer aldığı Little Things parçasında da Hyperdub'ın kimi kayıtlarında yer edinmiş Ambient tınılarına yakın duran bir dinlencelik sağlanır. Parçalar birbiri ardına ilerlerken, Martyn varedilmiş seslerin izlerinden kendine has yorumlarını olduğu gibi aktarmaya devam eder. Tıpkı bir çarkın içerisinde devinmekte olan modern zamanların insanlarına biraz daha yavaşlayın der gibi, farklı seslerin arasına dahil ettiği, sürprizler ulaştırır. Belirgin hatlara sahip olmayan bir kesit, Bridge'de olduğu gibi tüm seslerin minimize edildiği bir kurgu bu sözcüklerin daha fazlasını sağlayacaktır. Hamburg'lu Dial etiketinin mümesilliğini yaptığı, Minimal Techno'nun kavisli, puslu eğrilerine, 2step sentezlemesiyle ev sahipliği yapan Elden St. parçası program içerisinde paylaştığımız Far Away parçasının yolunu açar. Vurmalıların baskın bir biçimde parçanın temasını da belirlediği, esnek bir bakışımla breakbeat'in dubstep yorumu olarak tanımlandırılabilecek, kuvvetli bir çalışma, Far Away. Döngünün içerisinde raks ettirilen vokal kesidinin, Burial'ın melodramatik vurgusu ile yakın bir bileşenin paylaşıldığı, albümün de doruk noktalarından Hear Me, zamanın klasiklerinden olmuş Jaydee'nin Plastic Dreams'ini duyumsatan sürpriziyle de uzunca bir süre dinlenebilecek bir kayıt haline dönüşmekte. Hyperdub'ın gediklisi olmuş Space Ape'in vokallerde yer aldığı, etno-vurmalıların parçanın vuruculuğunu daha da pekiştirdiği bir düzlemin sergilendiği Is This Insanity? ile albümün de finaline ulaşırız. 'Martyn Sound' olarak sanatçı tarafından atfedilmiş müzikal izleğin, ilk kayıtlarından birisi olarak paylaşılmış Natural Selection parçası ile albüm tamamlanır. Martijn Deykers, müzikalite konusunda, detaylar üzerine yoğunlaşmış kesitleriyle elektronik müzik dinleyicisinin gereksinimlerini son derece kıvrak bir biçimde Great Lenghts uzunçalarına yansıtmayı başarmakta. Seslerin dünyasında kendine ait bir yol oluşturmakta. Kayıtsız kalınamayacak biçimde gerçeklikten beslenerek kotarılan bir hayat ezgisini ve şehrin ritmini duyurmakta. Keşfedin!

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Zikzak Sanatsa... - L.Doğan TILIÇ - Birgün
Laf İyi De... - Can DÜNDAR - Milliyet
Tarihi Özeleleştiri - Nuray MERT - Radikal
Çingeneler ve Irkçılık - Ali MEZARCIOĞLU - Radikal 2
Gazetecilikte Edebiyat - Bülent USTA - Birgün
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri


Martyn / 3024 Official
Martyn At Myspace
Martyn Interview At DC City Paper
Martyn Interview At Bodytronic
Martyn / Great Lenghts Album Review By P.Sherburne
Martyn / Rob Da Bank Guest Mix (20.04.2009)
Erosie Official
iTAL tEK At Planet µ
iTAL tEK At Myspace
iTAL tEK / Flex Plexico Exclusive Track
Sigha At Myspace
Hotflush Recordings Official
TKR At Myspace
TKR At Soundcloud
TKR / Submodulation
Twisted / Dutty Dubz At Myspace
Redvolume Official
Twisted & Redemption / Il Dire Remixes At Boomkat
Vision At Myspace
Bass Punch Records At Myspace
Bass Punch Records Informative At Resident Advisor
Von D At Myspace
Argon Records Official
Likhan' At Myspace
7even Recordings At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-mal,Textart,Dubtronica,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------


Martyn Images; Courtesy From Listed Sites
1 & 2 Mutek Flickr Page 3 Martyn’s Myspace

>>>>>Poemé
W.H. Auden – Bölünme

Hiç olmazsa o önyargısız, geldi görevinin
başına
Böleceksin dedikleri tanımadığı topraklara.
çıkmış iki halk karşı karşıya,
Farklı mutfakları ve uzlaşmaz tanrılarıyla...
“az,” dediler ona Londra’da, “geç kalındı,
Ne anlaşmak mümkün ne de konuşmak
karşılıklı.” tek çözüm ayrılmak
Diyor Vali, sana yolladığı mektupta bak.
Onunla birlikte ne kadar az görünsen senin
lehine,
Kalacağın yeri ayarladık, başka bir yerde.
Sana dört hakim verebiliriz, iki Müslüman, iki
Hindu, gibi danış ama sensin kararın sorumlusu.
Kapatıldığı ıssız konakta, gece gündüz polis
etrafta,
Bahçeyi kollayıp suikastçıları uzak tutmakta
Çalışmaya koyuldu, görevi kaderini
kararlaştırmak
Milyonların, nuh nebiden kalma haritalara
bakarak..
Nufus sayımı da büyük ihtimalle yanlış.
Zaman yok ki üstünden geçecek, ne de
gidilecek
Tartışmalı bölgelere. Hava dayanılmayacak
kadar sıcak
Amel de oldu. Kaçınılmaz ki işini
koşuşturmada yapacak.
Yedi haftada bitiverdi, sınırlar kararlaştırıldıya
da kötü, koca kıta ayrıştırıldı.
Ertesi gün denize açıldı İngiltere’ye doğru,
orada unutmalı
Her iyi avukat gibi yaptıklarını. Dönmeyecekti
geriye
Korktuğunu söyledi kulubüne, “Dönersem beni
öldürecekler,” diye.

Çeviri. Gündüz Vassaf 2009
Kaynakça: Savaşları Köşe Yazarlarından Okumayın / Gündüz VASSAF /
Radikal

Friday, May 29, 2009

Deuss Ex Machina Podcast Volume 7 - Episode 254

Perversion 05 re-mashed from tohoscope on Vimeo.

Sesler arasında serüvenimizin 254. bölümünü sizlerle paylaşıyoruz. Yazınsal detayları az aşağıdaki bilgi notunda, işitsel tedarik ise şurada yer alan bağlantıda.

-İyi Dinlenceler...


Sunday, May 24, 2009

Deuss Ex Machina # 254 - To Cure A Weakling Humanitarian A.D.

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_254_--_To Cure A Weakling Humanitarian A.D.

18 Mayıs 2009 Pazartesi gecesi "canlı" gerçekleştirilen programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Wisp-The Shimmering Hour (Rephlex)
>1<-Efdemin-Acid Bells (Martyn's Bittersweet Mix) (Métisse)
>2<-Burial & Four Tet-Wolf Cub (Text Records)
>>>>>Myspace Keşifleri / Talents From Myspace<<<<<
>3<-Atomic Skunk-Chinabox (Self Released)
>4<-Atomic Skunk-Flying Spiders Of Babylon (Self Released)
>5<-Jon Hopkins-Wire (Domino Recording Company Ltd.)
>6<-i3i3-Redemption Style (8me)
>7<-Wisp-Picatrix (Rephlex)
>8<-Wisp-Teddy Oggie (Rephlex)
>9<-King Roc-The Beginning (Process Recordings)
>10<-The Field-The More That I Do (Foals XIII Remix) (Kompakt)

To Cure A Weakling Humanitarian A.D. (254) – Dosdoğru Karşılığını Bulabilseydi, İmdat Çığlıkları Ümitsizliğimizi Kapsamazdı. Yıkılmaz Sandığımız İnsanlığımız Temellerinden Sarsılıyor. Vakia Olanın Yadırgatıcılığından Seyirlikler Vizyonteleye Konuk Ediliyor, Şimdi Sansürsüz [Döngü 10|38]

>>>>>Bildirgeç
"Yalanlamak ve reddetmek için okuma! İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma! Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku!" Francis Bacon

İnin inim inleyen yağmurun gürültüsü yeryüzü parçasının iliklerine kadar işleyen acıtıcı bir gerçeklik ve sonu ne zaman geleceği kestirilemez bir hüzün dehlizinin kapısını açmakta idi. Durağanlaştırılmış , kanıksanmış, tüketile tüketile elle tutulur, gözle görülür, ruhta hissedilir yaraların günyüzü bulduğu doğanın, isyanının şekil bulması idi vuku bulan. Hasıl olan yaşadıklarımızı kısıtlı sürelerde, doğanın kendisine ve bizden sonra yaşayacaklara acımadan, tavizsiz bi'biçimde tüketmiş olmamızın, üst sınır limitlerimizi çoktan ezip geçmemizden kaynaklanması en birincil sebebiydi belki kim bilir, bütün bu olanların ? Nicesinde uzlaşımcı yol bulabilmeye çaba sarf edenlere etmediğimizi bırakmadığımızdan, düşüncelerini her daim ağızlarında tıkılı bırakmamızdan da kaynaklanıyor olabilir. Suskun kalmanın, sessizliğe gömülüp sıra savmak iyi bir şeymişçesine. En umulmadık anlarımızda, bizlerin sahipsizliği ve sorumsuzluğu ile üzerini örtmeye, görmemeye çaba sarf ettiklerimizin daha fazlasına müsammaha gösterilmemesinin getirilerinden birisidir kim bilir? Işıltılı bir çiseltinin ardından kopan gümbürtüyü neticeye bağlayabilmek, neticesinden okumalara girişebilmek zor, ama uzak da değildir. Çabalamak, olumsuz addedilenlerin üzerine çöreklenmiş olan umutsuzluğu yenebilmek için belki bir vesile teşkil eder. Yaraların görünür kılınması tükete tükete sıfır noktasına varmayı daha da çabuklaştıran modern beşeriliğimizin hatalarını fark edebilmemizi de sağlar. Kalabalıkların içerisindeki somut yalnızlıkları gözlemleyebilmemize neden teşkil eder. Belki hiç ummadığımız soruları artık sormanın nihayetinde vaktinin geldiğini duyumsatır. Hat'ra düşürür. Feylezofik açıklamalara gereksinim duyulmadan olup biteni anlayabilmek için hakikatli bir bağlantıyı oluşturur. Hüznün betimlemelere sığdırılamayacak kadar genişliğini kapsamını idrak etmeye fayda sağlar. Kapandıkça, grileşen havanın kendisinde, hiç olmadığımız, bir türlü tanımlandıramadığımız pek çok şeyin saklı kalması, açığa çıkması birazcık da bu yüzdendir, değerli okur. Aşılmaz duvarlala çevrelediğimiz, saklandıklarımız ile yüzleşme vaktinin habercisidir, yağmurun yeryüzünde canlandırdığı kakafoni yüklemli seslenişi, serzenişi. Çağrışımlar basiretsizliğin yutarcasına kapıp sindirmeye çalıştığı düşüncelerimiz için de kurtuluşu temsil edebilir kim bilir?

Yanıtlanmaya, yanıt bulmaya çaremiz de yolumuz da çok olmasına karşın teşebbüs etmediğimiz için hüzün ve acı yaşamımızın ayrışmaz bir parçası haline dönüşüyor, kabullenmekle. Tevekkül etmenin bambaşka anlamları mevcut iken tutup kendini zamanın dişlileri arasına hapsetmenin, giderek fazlası ile tükenmeye odaklanmanın getirisi nedir? Düşüncelerden düşünce beğendiren, çıkılmaz girdaplarla taşınmamıza neden teşkil eden bu yorumlama ve anlayış değil midir? Değiştirebileceklerimiz elbette kısıtlı, yapılabileceklerin pek çoğu çoktan seçmeli şıkları önceden işaretlenmiş, en doğrularla sabitlik kazandırılmış oldurulamazlarla taltif edilmiş, toplumsal bütünleştirmeden uzaklaşılmış olsa da, biraz üzerinde kafa yorulduğunda, düşünce ortaya çıkartıldığında, hüzünden ırayabilmek mümkün. Hemen teslimiyet bayrağına sarılmadan, bir nebze olsun hatalarımızdan dersler çıkartabilmek de ha keza. Bir kesinlikten, keskinlikten kurtulabildikten sonra da, günün getirdiklerini değerlendirebilmek, yağmuru ve ortaya çıkarttığı tılsımlı seslerin manalarının nasıl uyarıları beraberinde getirdiğini fark edebilmek mümkün kılınacaktır. Sadece belirli ayrıştırılmış kesimlerin değil, bu coğrafyada nefes alan, emeğini ortaya koyan, düşündüklerini dillendiren, teşebbüs ettikleriyle üzerimize yapışmış olan karanlıkların ötesine ulaşmaya çaba sarf edenlerin varlıklarıyla beraber, yukarıda sözcüklerin arasına dahil olanlar ile nihayetinde yüzleşebileceğiz. Söylenenler ile yapılabileceklerin birbirlerine kavuşmasına tanıklık edebileceğiz. Dimağ yoran, zorlaştırıcı ayrıntılar ile çetrefilleştirilen, öteki addedilenlerin dünyasında hakkı savunabileceğiz. Sözlerimizin arkasından başımıza gelecekler ile değil, süslenmemiş ifadelerle yapılandırılabilen ümitlerimizin kapısını çalabileceğiz. Yoksun bırakıldıklarımız için hayıflanmaktan ise sadece insan olduğumuzun kazanımlarının kıymetini de idrak edebileceğiz. Gidenlerin bu uğurda nelerden feragat edebildiklerini, irdelemeye, öne çıkartmaya çalıştıklarının bütünlüğünde açılımlarını anlamlandırmaya vakıf olacağız. Sözcükleri dizerken birbiri ardına, muğlaklıkların getirip ulaştırdığı son odak haline dönüştürülen, dar alanın merkezinde nefessiz kalınmasına olanak sağlayan 'habis ur' veya hüzünlerin etkisi eskisinden de az olacaktır.

Yüzleşmeye imkan tanıdıkça, yitirdiklerimizin ardından gırtlak gırtlağa artık gelmedikçe, söylenmişi muhafaza altına alarak korumayı sürdürür iken bi yandan da yeni sözleri bütünleme çabasında uzakta kalmadıkça , acıların karşısında daha sağlam durabileceğimiz afaki bir gerçek. Kendiliğinde düzelme ihtimali bulunmayan bu sistemsizlik ikliminde, kimin kimden daha fazla gürültü kopartıp, ötekisinde uyandırdığı hezeyanların, tepkimelerin de farkındalılığında işlevsel bir orta yol bulabilmek gereğimiz , gerçekliğimiz haline dönüşüyor. Hizalandığımız sıranın orta yerinde bir düşüncedir alıp gidiyor, ya hep ve ilelebet (öğretilerin şartsız kabullenilmesi yüzünden) çobanımızı bekleyeceğiz. Veya bireysel açılımlara çaba sarf edenlerin, önünü gerçekten görmek isteyenlerin, fikir beyan edebilenlerin engin yol göstericiliklerine, sığındıkları sözcüklere itimat edeceğiz. Seçim bizlerin. Kalemiyle ilettiklerinin pek çoğunda baskın olana karşın alternatif bir dili, bir duruşu yakalamayı başarmış, vicdanlı olmanın gereksinimlerini tereddütsüz bir biçimde işlemiş Yıldırım Türker'in geçtiğimiz Pazar günü Radikal 2 ekinde yayınlanan Putkırıcı Geldi Hanııım! Makalesinden iki bölümü son söz kabilinden paylaşalım.

“...Galileo Galiei, bir putkırıcıydı. Bilimi en bükülmez dönemini yaşayan din kurumlarının karşısına dikmiş, bambaşka bir dünya resmiyle insanların karşısına dikilmişti.
Edward Said, Filistinli çocuklarla birlikte taş atarken, büyük ihtimalle büyük bir tartışmaya yol açacağını, üniversite kurumu ve ‘şiddetin her türüne karşıyım’ orta sınıflığını taşa tuttuğunun farkında bir putkırıcıydı.
Ülkemizden de örnekler bulmak mümkün elbet. Ama konumuz bu değil.
Konumuz, cesur, müdanaasız, doğru bildiği konuda hayatını tehlikeye atabilecek aydın pozuna özenenlerin eğretiliği.
Eğretiler, çünkü daha birkaç yıl öncesine kadar varlıkları resmen kabul edilmeyen, adlarının telaffuz edilmesi bile yasak olan, daha yeni yeni köylerinin yüzlerce yıllık adlarının geri verilmesi tartışmaya açılmış, ana dillerini konuşan anaları gözlerinin önünde tekmelenen bir halka, üstelik gerçekçilik adına tükürmeyi putkırıcılık, aydın olma hali zannediyorlar.
Konu hassas olmasa gülüp geçeceğiz elbet.
Özkök diyor ki; “Gerçek acıtıcıdır. Kimse kusura bakmasın. Kürtleri inciteceğim diye, bu sorunun adını koymaktan vazgeçmem”.
Gerçek elbette acıtıcıdır. Kimsenin de sizin kusurunuza bakacağını zannetmeyin. Çünkü zaten şimdiye kadar Kürtleri incitmeyeyim diye bir çabaya girmişliğinize tanık olmadık. Kürtler de incinmek için yıllardır sizin bu cümlenizi beklemiyordu zaten...

Aç, kimsesiz, dilsiz bırakılmış, devletin suç ortağı aşiretler tarafından köle edilerek yaşayagelmiş, onlarca yıldır ölümün kıyısından bu yana bir adım atamamış Kürt halkın törelerle sakatlanmış barbarlar ilan etmek size hangi putkırıcılık ödülünü kazandıracak?
Devletin resmi dilini, utanmadan kullandığınızda açık sözlü ve cesur aydınlar mı oluyorsunuz?
Kürtlere küfretmek ne zamandan beri tabu idi de kolları sıvayıp işbaşı yaptınız?
Siyasi doğruculuk bu memleketin dilini ne zamandır lâl etti de sonunda zincirlerinizi kırıp isyanı başlattınız?
Diyarbakır hapishanesinde tarihin benzersiz cehennemlerinden biri fokur fokur kaynarken neredeydiniz? Bakanlarınız, olağanüstü valileriniz ‘Ermeni dölleri’ diye Kürtlere akılları sıra hakaret yağdırırken sesiniz neden çıkmıyordu?
Ordu mensupları oranın kadınlarına tecavüz ederken, buna karşı çıkanları ihbar etmek, onlara hayatı zehretmek dışında bir eyleminiz oldu mu?
İnsanlar öldürülüp toplu mezarlara gömülürken, ormanlar birer birer yakılıp yörenin direy bitey çeşitliliği tüketilirken neredeydiniz?
Pako’nun sayfasında göremedik Güneydoğu’da nesli asker müdahalesiyle tüketilen kuş, börtü-böcek üstüne tek bir satır.
Gerçekler acıtıcıdır elbet.
Kürtleri birbirine kırdırma politikası Kürtlerin kendi töreleri midir?
Kürtlerin bir ırk olduğu yeni kabul edilmişken ‘Kürtler de üstün bir ırk mı?’ diye efelenmenin delikanlılığına nasıl inandıracaksınız?
Sizden kimsenin putkırıcılık beklediği yok.
Yeter ki o çok korktuğunuz ırkçılık yaftasını hak etmeye böylesine can atmayın.”
(17 Mayıs 2009)


Sözcüklere itimat etmekte olduğumuz gibi bizim de bu günce aracılığıyla sunmaya, paylaşmaya yeri geldiği vakit sizlerle beraber öğrenmeye, keşfetmeye odaklandığımız müzik de aslolanı yansıtmakta, verimli bir sahayı bizlere sunmakta. Dinlediklerimiz ile ilintilemeye çabaladıklarımız birbirlerine de paralel güzergahlar ortaya çıkartmakta. Karaşınlığın esiri haline gelmiş tekdüzeliğin baskınlığına inat bi nebze olsun, farklı olana, meramını duyurmak isteyenlere yarenlik ve yaverlik etmekte. Düzensiz düşüncelerin derlenip toparlanabilmesini sağlamakta. Evelliyatın, ahir zamana ilintilenebilmesine de zemin teşkil etmekte. Onun içindir ki, 2003 Kasım'ından bu yana çarklarını çevirmeye çabaladığımız Deuss Ex Machina birgün nihayete erer ise, ürettiklerimiz ile başka gedikler açabilsin diyerek süresiz notlarımızı sizlerle paylaşıyoruz. Sözcüklerin sunabildikleri fark ettirebildikleri kadar müziğin de saf bir hayata fon olmasından, bizahati çelişkilerle çoğu zaman kendi kendimize sıkıştığımız, sıkıştırılıp kaldığımız dar bakışımlardan ötesini çıkarsayıp imleyebilmek en büyük gayemiz. Kurgu ve gerçeklik birbirleri ile neredeyse bütünleşmiş bir perspektifi ortaya çıkartığı zamanımızda, düşündüklerimiz ile tercihlerimizin de doğrusunu bulabilmekte müziğin konumunu sabitleyebilirsek ne âla. Güncenin izi üzerinden temellendirdiğimiz programımızın, Pazartesi akşamı canlı olarak sunduğumuz bölümünde yukarıda kısaca değindiğimiz çıkarsamaların üzerine müziğin düş sahalarında turlamaya devam ettik. Tınıların paylaşıma sunduğu notaların gölgelerinde, varedilebilir hayallere dair çıkarsamalardan dem vurduk, süremiz yettiğince dilimiz döndüğünce. Bu minvalde 2003 yılından bu yana gerek net etiket, ve platformlardan gerekse de şimdilerde kapanmış olan Sublight Records gibi mecralarda kayıtlarını yayınlamış New York'lu prodüktör Reid W.Dunn'ı sizlerin beğenisine sunuyoruz. Yıllardır süregelen istikrarlı braindance-elektronika projesi Wisp'in Rephlex çatısı altından yayınlanan The Shimmering Hour albümünün refakatinde, detaylarla beraber. İyi Dinlenceler.Türdeşi olduğu müzikal disiplinler arasında kendine haslığını, tanımı kazandığı 1991 yılında bu yana devam ettirmekte olagelmiş bir tür Braindance. Muhteviyatına dahil edilmiş ses kesitlerinin, kurguyu daha en başından tahribe açık hale getirmesi, yüzeysel geçişlerden ise sertleşmiş kasti vurgulamalara ev sahipliği yapan bir kolajlama, meydan okuma karşımıza çıkmakta, braindance janrında. Richard D James ve Grant Wilson-Claridge tarafından temelleri atılmış Rephlex plak şirketinin metinsel içeriği olarak kapsadığı bütün müzikal sesin belgeleyicisi, tanımlamayla öne sürülmüş bir kavram türetmesi. Tıpkı kaleme aldıkları manifestolarının satır aralarında değinildiği gibi, kıymeti harbiyesinin bir türlü anlaşılamadığı “Acid” müziğinin kökenlerinden ferahfeza, yenilikçi bakışlar yakalanmaya, dönemin yer altı House müziğinin alternatifini tanımlandırmaya, Techno'yu kapsayan öncül çalışmalara zemin sağlamaya ve gittikçe artan bi'biçimde hatlarının belirginleştirilmeye başlandığı Elektronik Dinlence Müziğini şekillendirmeye, belirli düzeyi sağlamaya odaklanmış bakışımın ideali olarak ilintilenebilir, braindance. Sadece kulağa aşina gelen seslerin de değil, dinlenildikçe keşfedilebilecek önermelerden hareketle kurgulanmış makine müziğinin hatlarını ortaya çıkartmaya gayret eden bir platform haline dönüşen “Rephlex Records” ile Reid W.Dunn aka Wisp'in müziğinin kesişim noktalarını irdelemeye çalışacağız, iş bu yazının dahilinde. Formüle edilmiş, hazır kurulmuş, önceden tanımlanmış seslerden ırakta, bileşenlerinin sürekli olarak yer değiştiği ses deryalarının mihmandarı olmaya çaba sarf etmiş bir prodüktör, Reid W.Dunn. Ürettiği, atfettiği disiplinin dahilinde sesin ötesini aramakta olan bütün bütün kurgulamaların altına imzasını atmakta olan bir birleştirici. Tam tanımı bu olsa gerek, müziğin dinlenildikten sonra hatr’a düşürdüğü ilk önemli detay olarak Wisp’in parçalarının. Projesinin ismini seçtiği J.R.R. Tolkien’ın Yüzüklerin Efendisi’nde geçmekte olan bir çeşit orman cininde olduğu gibi müziğin saydamlaştığı yüzeylerinde bir görünüp bir kaybolan ses kesitleriyle hem geçmişin müzikal odaklarını duyumsamanızı sağlıyor, hem de deneysel vurgulamalarla benzerini uzunca bir süredir de duyamadığımız önermelere girişmekten çekinmiyor.

Yeniyetmeliğinde konsol oyunlarının müziklerini ilgiyle takip etmeye başlar, Dunn. Skinny Puppy, Aphex Twin ve Meat Beat Manifesto gibi dinleyiciye daha aşina gelen seslerden beslenen prodüktör ve ekiplerin türetimleri ise, kendi sözleriyle üretmek istedikleriyle zihninde tasarladıklarının bileşimi olarak çizmek istediği müzikal kariyerinin de temellerini atmasına vesile teşkil eder. Aşinalığı olması ve dinlediklerinden çıkarımları gerçekleştirmesinin yanında, herhangi bir enstrümanı çalamamasının ve müzik eğitimi olmamasının zorluğunu çeşitli yazılımlar üzerinde kendini geliştirerek aşma yoluna gider, Dunn. 2000'in başından itibaren de denemelerinin neticesinde, kendisinden emin olarak bu hat üzerinde elektronik kurgulamalarının başlangıcını verecektir. Kullanmakta olduğu Fruity Loops gibi programların yapılarını ve işleyişini çözmesinin ardından da ilk kayıtlarını yayınlayabileceği bir eşiği yakalar. California'lı deneysellik üzerine elektronik çeşitlendirmeler etiketi 'TavCOM' etiketinden de 2003 yılında debut albüm çalışması olan About Things That Never Were yayınlanır. Vurgulamaların parçalar arasında belirginleştirilmeden ilerletildiği bir dinlencelik kotarılmaya çalışılır. Eski Kıta'dan uzanıp gelmiş olan alternatif aksamlı kudretli elektronik müziğinin yenilikçi disiplinleri dahilinde de farklı önermeler ihtiva eden, Amerika'nın techno ile yakaladığı öncüllüğün Braindance, Akıllı Dans Müziği vesair adlarla anılan alt disiplinlerde de anılmasına imkan sağlayacak bir dinlencelik gayreti, kayıt boyunca dinleyiciye ulaştırılır. Kah dingin bir melodika üzerinde şekillendirilmiş aksak öğeler, kah özgün hip-hop kayıtlarında duyumsadığımız isli ses döngülerinin modellemeleri, kah da enerjisi hiç kesilmeyen dans edilebilir pasajlarıyla, ilk elden yabancılık çekilmeyecek, her zevke uygun birer biçem barındıran bir yapılandırma 21 şarkılık siftah kaydın bileşenlerini oluşturur. Çalışmalarının da temel çıkış noktasını ve zeminini oluşturan Bilgisayar + Yazılım birlikteliğinde gerçeğe yakın sesleri duyumsatan, mercek altına aldığı ve detaylandırdığı formlar ile kendine yakıştırdığı lakabına da uyan bir biçimde geçmişin seslerinin üzerine yeni eklemeler gerçekleştirmeye gayret sarf eden bir türetme anlayışının müzikal yolunu da çizmeye başlar. Albümün ardından yine aynı etiketten sunulan Frozen Days kısaçaları da ifadelendirmeye çalıştıklarımızı somutlaştıran bir yapıdan mürekkeptir. Klavyenin tuşları arasından yükselen nağmelerin buğulu bir atmosferi duyumsattığı White Out, çiğ bir deneysel döngünün basite indirgenmiş partisyon dahilinde geçirdiği değişimleri ortaya çıkartan miko-ambient Reminder, ses kesidi olarak dahil edilmiş piyano tınısı üzerine bina edilen aksak aynalamalar, açıkça Rephlex ve Warp Records gibi İngiltere'nin modern elektronik müziğin gidebileceği noktaları serme konusunda gayretkeş odaklarının izlerini takip eden, öykünen ama tekrara düşmeyen önermelerin de söz sahipleri arasında olur, Wisp.Müziğini şekillendirir iken bağlantılandığı enstrümanı olarak savladığı Bilgisayar aynı zamanda, ağ üzerinde de müziğini iletebileceği, çıkar gözetmeksizin müziğini ücretsiz paylaşabileceği bir devam, sürdürülebilir bir zincirleme üretimin de tetikleyicisi bir bağlaç haline dönüştürülür, zamanla sanatçı tarafından. Binkcrsh ağ etiketi üzerinden yayınlanan Plepper kısaçaları zamansız kolajlardan mülhem bir sunuş olarak bu dizinde değerlendirilebilecek ilk kayıt olur. Alan/saha kayıtlarından tedarik edilip düzenlenmiş seslerin karşıladığı, kimi zaman elektronik ile akustiğin karşılaşmalarını düşündürecek kadar derinleşerek ilerleyen Flax Flew Far, keskin endüstriyel partisyonların drum and bass formuna zemin sağladığı Glowing Fungus, ortam müziğinin vasıflarını hakkıyla taşıyan bir ses dehlizi Plepper gibi çalışmalarla beraberinde, makine müziğinin de hissiyatı sonuna kadar elinde tutabileceğini kanıt ve ispata yeterliliği olan bir bütünlükte nakış edilir. 20 Şubat 2004'de Electrotards Records etiketiyle sunulan humpelndenBEATS albümü Wisp'in müziğinin dönemeç noktalarından birisini sağlar. Form ve yapıların tamamen oturduğu, sayısallaştırılmış hayatlar, yaşam sürülen platolar, akışın değişkenlik gösterdiği endüstriyel makamların birbirlerine lehimlendiği bir modern zaman tasviri kayıt dahilinde sunulur. Benzeş noktalar bulunmasına karşın Rephlex'in dönem içerisinde giderek saydamlaştırdığı, aksak ritmlerin sertlikle tecrübe edildiği breakcore, illbient gibi tanımlamalar ile anıldığı bir dönemin içerisinde, çizmeye çalıştığı kompozisyolar ile rahat uyum sağlanılabilir bir ses bütünlüğünü iletmeyi başarır. Müzikal kurgu giderek keskinleşirken, bir yanı dans edilebilir kılınan öte yanı deneysel akış ve alaşımlarla düşüncelere dalmaya imkan sağlayan bir manifesto haline dönüşür, kayıt. Biçimselliği müziğin belirlediği rotalarda farklı okumalara girişilebilir. Sıklıkla kullanımına karşın tekdüzeliği de boynunda bir pranga haline dönüştürüldüğü, aynı nokta ve imlere sabit kalınmışlığı sentezleyen birer form haline dönüşen Akıllı Dans Müziği türevleriyle Braindance'in birbirlerinden ayrıştırıldığı nokta ve sesleri duyumsamayı imkanlar dahilinde gerçekleştirir. Kendisine ilham edindiği Mike Paradinas ve Richard D. James gibi deli dahilerin müziklerinin tortularından hareketle oluşturulan bir bakışımı sabitleye çalıştığını belirtmek de bu noktada, pek de yanlış olmayacaktır. 2004 sonunda sınırlı sayıda yayınlanmış olan Aphex Twin'in Selected Ambient Works #2 Remixed yapılandırmasında önerilerin diri tutulduğu bir kolajlama tekniği geliştirilir, Wisp tarafından. Belirli bir noktanın ötesinde dinletiyi genişelten, boyut katan, sorular sorduran bir yapıya evrilmesinin ana fikriyle kotarılan bir deneysel-teoriler diziliminin de üyesi olarak sanatçının diskografisinde yerini alır.

Soğuk endüstriyel formlardan hareketle kotardığı, karanlık ve mekanik olduğu kadar da hissiyatların çarpıcı biçimlerde öne sürüldüğü benzeşsiz temas noktalarının, müziğine dahil ettiği, caz, funk, punk harmanıyla terbiye etmiş Aaron Funk ya da bilinen ismiyle Venetian Snares'in önerisiyle de Wisp'in bir sonraki durağı olan Kanada'lı Sublight Records çatısı altına dahil olduğu döneme ulaşırız. Zemin ve mecra değişmesine karşın, Wisp'in müziğinin değişkenliğinde bir durulmanın olmadığını ortalığa kuvvetli ses dalgalarıyla bütünleştiren Honor Beats ve NRTHNDR kayıtları birbiri peşisıra Sublight Records'dan yayınlanır. Braindance / Rephlex manifestosunda da değinilmiş olan ideleri savunmakta , yeni önermeler getirmeye gayret eden bir bütünleştirme projesi olarak değerlendirilebilecek çalışma dizini boyunca, Wisp seslerle yeni hikayeler ortaya çıkartmaya devam edecektir. NRTHNDR yaşam sürdüğü Niagara Şelalesi ve çevresinden derlenmiş ses kayıtlarından, yarıda bırakılmış hikayelerden, şehir imgesinden beslenen yorumlamalarla düzenlenmiş bir sinematografik kurgulama odağıdır. Bir yanıyla metropol insanının temassızlıklarından, eleştiriye tahammülsüzlüklerinden dem vuran dahası bunları dert edinmeyenlerin şarkıların içerisine serpiştirilmiş ses kesitleriyle beraberinde ironik dille eleştirildiği bir kayıt timsali ortaya çıkartır. Kayıt boyunca birbirinden ayrıştırılamayacak bir biçimde detaylar dinleyiciye iletilir. Zaman ve mekanlar farklılık taşısa da iletilenler ile dinleyicinin de olayın ve kurgunun bir parçası olmasına çaba sarf etmesi teşvik edilir. Giderek grileşen, mekanikleşen sesle unutulmaya yüz tutanları, derinlerde saklı bırakılmışları çözümlemeye girişen bir modern ağıt temsil edilir.2006 çıkışlı Honor Beats albümünde de bu yaklaşımın öne sürdüğü paslaşmalardan, fikirlerden türetilmiş bir devamlılık kaydı gerçekleştirilir, Wisp tarafından. Sürükleyici aksak melodilerle, çiğlik dozu kararında ayarlanmış öte-Akıllı Dans Müziği bileşenlerinin birleştirildiği, koyu vurgulamalarla zor beğenenleri bile kendisine hayran bıraktıracak, elektronik müziğin iyi kotarıldığında nasıl cazip, nasıl önemli kılınabileceği de (diğer tüm müzik dallarının iyi örneklerinde olduğu üzere) ispatlanır. Gayda'dan alıntılanan ses kesidinin, drill and bass kümeleriyle, doygun ritmik dans formuna evrildiği Beadumægen, elektronik döngünün etrafında yamanmış olan aksak ritmlerin coşkunluğuna kapısının sonuna kadar açıldığı bir düş imgelemi Lyftgeswenced, mikroskobik ambient temaşası halinde zuhur eyleyen kapanış çalışması Ealdgewyrht gibi parçalar burada sözcüklere sığınarak ilettiklerimizin de fazlasını takdim edecek, albümden öne çıkmayı başaran kayıtlar olarak not düşülebilir.Reid W.Dunn'ın müziğinde şimdilik son durak Rephlex etiketiyle yayınlanan The Shimmering Hour albümü olur. Deneyselliğin her daim ön planda tutulduğu, bağlantılandığı tüm müzikal izleklerin en olgunlaşmış yönlerinden beslenerek evrilen Braindance janrı dahilinde yeni önermelere girişilen bir kayıttır, The Shimmering Hour. Teknolojik gelişmişliğe paralel olarak, birbirinin tekrarından ibaret döngülerle adına elektronik müzik tanımının uygun bulunduğu kayıtların yanında bu çalışma, gerek kapsadığı ses dehlizleriyle gerekse de önermelerdeki yetkinliğiyle beraber müzikal bir mihenk taşını temsil etmekte. Olduğundan farklı rotasyonlarda ilerletilen döngülerin karşısına çıkartılan, detaylara eklemlenen müzikal farklılıklar ile dinlediklerimizin de değerinin daha iyi bir biçimde takdir edilesi olduğu gerçeğini karşımıza çıkartan bir bütündür çalışma, parça parça, saniye saniye. Elektronik ses nihayetinde hayat ile ilintilenebilen, gerçekliği teyit edilebilen bir müzikal tür. Hissiyat vurgusundan zerre değerini yitirmeden yıllarca örneklerini dinlediğimiz kayıtların izlerini takip ederek, kendisine has bir ses iklimi yaratmayı başaran bir prodüktör, Wisp. Albümün açılışında karşılaşılan 80'li yıllara dair elektro hüzmelerinin, drill and bass'le yeniden biçimlendirildiği Teddy Oggie parçasıyla beraber dinlencelik başlar. Temize çekilmiş bir elektronika nümayişinin sergilendiği, tılsımlı ambient kavisi ardından süregiden tınıların Tangerine Dream parçalarıyla paralel bir evreni sunduğu Picatrix parçası albüm boyunca içeriğe dahil edilmiş muhtelif sürprizlerden ilkini oluşturur. Karaltılı döngüsü ve pus yüklemli havasıyla, Güney Londra menşeili dubstep ses eriminin elementleriyle, techno ritmlerinin birlikteliğine fon olmuş Flat Rock, sinyallerin giderek sertleştiği drum and bass Seaway Trial parçası gibi detaylarda ayrıştırılabilecek, ama tüm albüm boyunca ortaya çıkan seslerin daha iyi bir biçimde anlamlandırılabilmesine imkan sağlayacak bir deneysel kurgulama metodu ele alınır. 8Bitlik oyunlar için yapılandırılan prodüksiyonlarla örtüşen, dimağda çağrışımlar bırakan Cultus Klatawa parçası da albümde ön plana çıkmayı başaran üst noktalarından bir diğeri olduğu belirtilebilir. Ezgisel geçişleri ile beraber, tıpkı oyunlarda atlanan seviyelerde olduğu gibi parça boyunca ilerleyen bir gerçek zaman değişkenliği kulakların beğenisine sunulur. Endüstriyel kavislerin,bütüncül bass öğeleriyle birleştiği ismiyle müsemma bir biçimde de, ardılına saklı kaldıklarımızın sesle izhatına girişilmiş Hidebehind dokusuna dahil edilenler ile beraber rahatlıkla pist fatihi olabilecek bir potansiyeli barındırır. Wisp'in geri dönüş kaydının finalinde ise seslerin minimalist bir kompozisyonda resmedildiği, kanıksananın, yadsınanın, insafsızca yargılananın duyumsatıldığı bir ambient güzellemesi ile kayıt nihayetlendirilir. Wisp ya da Reid W.Dunn formüllere sıkı sıkıya bağlı kalmaktan imtina eden, özenli seslerle kendine yeni müzikal doruklar keşfetmeye çalışan, prodüksiyonlarında kapsamını geniş tutan bir üretici. The Shimmering Hour albümü de bu minvalde elektronik müzik dinleyicisi için, tutarlılıkla kotarılmış bir tüm zamanların hızlandırılmış ön dinlenceliği vazifesini gösteriyor. Kesin ve net bir biçimde.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Putkırıcı Geldi Hanııım! - Yıldırım TÜRKER - Radikal 2
Gözbağı Büyüsü - Özgür Mumcu - Birgün
Hukuka Saygılıyız - Necmiye Alpay - Radikal
Gezegeni Kurtarmak İçin Zaman Azalıyor - Insurgente - Sendika.org
Türkçe Çevirisi: Atiye PARILYILDIZ

Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri


Wisp Official
Wisp At Myspace
Wisp Archive / A Place For All Things Wisp
Wisp Interview At Cuemix Magazine
Wisp The Shimmering Hour Review At Dusted
Rephlex Manifesto Declarated On Alt.Rave
Efdemin At Myspace
Efdemin At Resident Advisor
Martyn Official
Martyn At Myspace
Martyn Interview At Bodytronic
Burial At Myspace
Four Tet Official
Four Tet At Myspace
Burial & Four Tet Review By Philip Sherburne At Pitchfork
Atomic Skunk Official
Atomic Skunk At Myspace
Atomic Skunk At Bandcamp
Jon Hopkins Official
Jon Hopkins At Myspace
Jon Hopkins At RCRDLBL
i3i3 At Myspace
i3i3 At Dubstepforum
King Roc Official
King Roc At Myspace
The Field Official
The Field At Myspace
The Field Review At 13Melek

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-mal,Textart,Dubtronica,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Glitch 221 – By Mikrosopht
© Mikrosopht Flickr Page
Wisp Images;
Courtesy From Wisp’s Official Myspace Site

>>>>>Poemé
Tarafsız Aydınlar – Otto René CASTILLO
I
Tarafsız aydınları
yurdumun
sorguya çekilecek
günün birinde
en basit insanları
tarafından
halkımızın.

Soracaklar onlara
ne yaptılar diye
ağır ağır ölürken
ulusları,
tatlı bir ateş gibi
ufacık, bir başına.

Kimse sormayacak onlara
giysilerini,
uzun öğle uykularını
yemek sonrasında,
bilmek istemeyecek kimse
anlamsız uğraşlarını,
hiçlik konusunda görüşlerini,
nasıl para kazandıklarını
felsefe yaparak.
Sorguya çekilmeyecekler
yunan mitolojisi konusunda,
nasıl iğrendikleri konusunda
kendi kendilerinden,
korkuyla ölürken içlerinde bir şeyler.

Sormayacaklar
nasıl vardıklarını
doğrulara
yalanın gölgesinde.

II
O gün
basit insanlar,
tarafsız aydınların
kitaplarında, şiirlerinde
yer almayanlar,
her gün ekmek getirenler onlara,
süt getirenler,
çörek ve yumurta getirenler,
giysilerini dikenler,
arabalarını sürenler,
köpeklerine, bahçelerine bakanlar,
onlar için çalışanlar,
gelip soracaklar:
"Ne yaptınız
acı çekerken yoksullar
içlerindeki sevgi
ve yaşam sönüp giderken?"

III
Tarafsız aydınları
güzel yurdumun,
cevap veremeyeceksiniz.

Yiyip bitirecek sizi
bir sessizlik kuzgunu.
Yüreğinizi kemirecek
zavallılığınız.
Susup kalacaksınız
kendi utancınızla.

Çeviri: Ülkü TAMER
Kaynakça: Şiir.gen.tr

Friday, May 22, 2009

Deuss Ex Machina Podcast Volume 6 - Ay Tutulması

WEAK - Asaf Avidan & the Mojos from sheevie on Vimeo.

Deuss Ex Machina'nın seyyahlığından 253. bölümü sizlerle paylaşıyoruz. Yazınsal bilgiler az aşağıda, işitsel ifadeler ise şurada. - İyi Dinlenceler...

Saturday, May 16, 2009

Deuss Ex Machina # 253 - Ay Tutulması: Every Day A Story

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_253_--_Ay Tutulması: Every Day A Story

11 Mayıs 2009 Pazartesi gecesi "canlı" gerçekleştirilen programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Guest: Sühan Gürer / Dinleme Parkı
Album Of The Week: Asaf Avidan & The Mojos-The Reckoning (Telmavar)
>1<-Mr. Oizo-Cut Dick (Ed Banger Records)
>2<-Radiohead vs. Eric B & Rakim-National Anthem vs. I Got Soul (Dave Wrangler Remix) (Bootleg)
>3<-Mimosa-Kinetic (Muti Music)
>4<-Burnt Friedmann & Jaki Liebezeit-Trittbrettfahrer (Nonplace)
>5<-Calexico-Victor Jara's Hands (Quarterstick)
>6<-Peter, Björn & John-Inland Empire (Almost Gold)
>7<-Max Richter-A Sudden Manhattan Of The Mind (130701)
>8<-Asaf Avidan & The Mojos-Weak (Telmavar)
>9<-Asaf Avidan & The Mojos-Her Lies (Telmavar)
>10<-Starsailor-Neon Sky (Virgin Records)

Every Day A Story (253) - Gün Doğduğu Andan İtibaren Kotarılan Bir Serüvendir. Akışın Yaşanılanlarla Beraber Şeklini Aldığı, Hüsranlara Gebe Kaldığı, Sevinçleri Kısık Kısık Tüketmeye Vakıf Ettiği, Bir Döngüdür, İçinde Kalındıkça, Alışıldıkça Zamanın Tükenişini Çaktırmayan...
[Aktiv#]

>>>>>Bildirgeç
Birbirlerinin tekrarlarıyla bağlantılanmış sabit görüntülerin, sabit görünümlerin ve sabit görünenlerin bütünlüğünde ortaya çıkan bir yapıya değinmek istiyoruz. Değişikliklerin sürekli devinimi işaretleyip yeniden yorumlayabilmemize de kapısını aralık tutmasına karşın, gündeliklik içerisinde artık eskiden de çok daha fazla karşılaştığımız, ayrıştırmaları derinleştiren bir kelimenin ardılına sığınıyoruz. Gün, tanımlandırmaları olabildiğince basite indirgenmiş halleriyle idrak edebilmenin, düzlüğe çıkabilmek için gösterilmesi gereken çabayı işaret etmekte iken, suskunluğun ve bir örnekliğin yansıtıcısı haline dönüştürülen bir durum karşımıza çıkmakta. Çıkartılmakta. Farazi kurgulamalar, dolaylı anlatımlarla , belli belirsiz imalarla da değil üstelik, olduğu gibi ham halleriyle göstere göstere gerçekleştirilen bir durum tespitinin kilit noktasını oluşturan bir kelime. Aklın sunduklarıyla bütünleştirilebilen, sınırları genişletilebilen, mantık yürütülenlerin anlamıyla da bağdaşıklığına karşın şimdilerde tevazusuzluğu, horgörüyü nakşeden bir imgeleme ulaştırılan mâkul; iş bu güncenin konusu. Topyekün farkındalılığa ulaşabilmek, birazcık da olsa ilerleyebilmek için ihtiyaç duyulduğunda başvurulan mâkul, imdimizde görüşlerin ayrıştırılmaz bir katıcıllık ile sabitlendiği düzlemin tutturucusu haline dönüşen bir kavramı ortaya çıkartmakta. Bileşenlerin yerlerinin sürekli değiştirildiği, onaylanması gerekli olanların, kulak kabartılması elzem olanların velhasıl kelam idrak edilenlerin, gidilen yolların yanlışlığını sermeye de gayret gösteren çıkarımların hemen tümünde kurguya dahil edilen bir 'dur' işaretini belirginleştiriyor, mâkul. Sınırlandırılmışlığın ötesinde ortaya cidden işlevsellik barındıran önermeler çıkartabilmeyi de yokuşa sürenlerin elindeki kozlardan birisi haline dönüştürülüyor. Denilegelenlerin tek tondan, vurgu ve anlamdan yoksun bırakılarak, en doğrusu bizim dediğimizciliğin, ötesini berisini karşıtırmayınızın okunabilmesini sağlayan bir ayrıştırma, mâkulun temeline ilintileniyor, iliştiriliyor. Sınırının çoktan belirlenmiş olduğu ifade özgürlüğünün kapsamı dahilinde alttan alta, yepyeni çuvaldızların özenerek kullanıcılar olacak bizlere takdimine aracılık tahsis ediliyor. İğneler tükenmiyor...

Hüsnükabul hayat sahnesini çoktan mâkul olarak addedilenlere terk ettikçe de bunu duyumsayabilme ve örneklerle fark edebilme kolaylaşıyor. Yıllar yılı üzerimizde ağır bir yük olarak yer almış, acısının henüz dahi çekildiği, çektirildiği, pek çok konuda adım atabilmenin önündeki engellemelerin nedeni olarak imgeleyebileceğimiz 80'darbesinin, sözümona kutsallığına biat edenlerin lügatında genişçe bir alanı kaplayan mâkullerin nasıl etkinliğini koruduğundan dem vurabiliriz. Tükenmek nedir bilmeyen nadideliği korumaya resmen ant içmişçesine üzerine yeni korunaklıkların bina edildiği, gündelikliğin içerisinden de alıntı yapabilmek mümkün. Ne olduğunuzun, nereye ne kadar faydalı olduğunuzun, ne kadar bütünden ayrıştırılamaz olmaya çaba sarf ettiğinizin, neresinden bakılırsa bakılsın asîl, mutlak doğruların esamesinin okunmayıp, doğru bilinen yanlışlara sırtını dayamaya devam etmenin, bizleri medeni kılamayacağından bahsetme gereksinimi duyulması da mâkulun sınırlarını anlayabilmemize imkan sağlıyor. Müdahil olunan her bir durumda, sözü söylemeden önce ellibir kere düşünme kuralı ve gerçekliğini de buna ilave edebiliriz. Sakıncalılık görece kısıtlanmış olsa da, yurttaşlık haklarında en öncül haklardan feragat etmenin hala geçerlilik taşıması, mâkul olarak tanımlanan alanın dışından daha çok fazla yol almamız gerektiğini ortaya çıkartıyor. Bağlı ve bağlantılı bir biçimde reva görülen uygulamaların yaşattıkları da bu sözleri her halükarda doğrulayacaktır. Fikriyata yabancılığın getirip ulaştırdığı ahir zamanımızda köşeye sıkıştırılmaya da, hakkı temin edebilmenin de hala uzaklarda bir nokta olduğu yanılsamasından bizi alıkoyacaktır. İster katılalım, ister katılmayalım beyanatların hepi topu ortaya çıkarttığı düşünsellik, mâkul olarak tanımlanmış dar alanı, kapsamı aşabilmemiz için çok daha fazla çaba gösterilmesini gerekli kılmakta. Özgün çabalar ile ‘toplumsal kapsayıcılığın’ adını da anabilmek için maruz kaldığımız ayrıştırmalardan, önyargılardan uzaklaşabilmek için, tüm ötekilerin de bu topraklarda halkların kardeşliğini dillendirebildikleri bir düş için, gösteri hakkının sınırlı sayılı, önceden önleri kestirilmiş, sesleri yeterince gazla terbiye edilmiş insanlara ait olmadığının kanıtlanıp dileyen herkesin katılımına olanak sağlandığı, neden olmasın birgün de ayakların baş olarak hizmetin karşılığını alabilmelerinin vd. hayata geçirebilmek için...

Mâkul olan sınırlanmış, önü alınmışlığı simgelemekte demiştik şimdiki zamanda. Engelin kendisinin bizahati yöneticilerimizin olurundan geçtiğinin farkına varmak da, bu mâkulluğun nelere kadir olup, kimleri yücelttiğinin de artık enikonu aşinasıyız. Nefes almaksızın kenarından kıyısından insanların, yaşamların, hakların üzerine çarpılar atabilmenin, engeller icat etmenin, yaşamı zapt etmenin kimlere ne gibi fayda sağlayacağı ise tartışmaya açıktır. Belirli olan ise yönetenlerin yanında bu bakışımı ve fikirleri destekleyenlerin başka kesimlerden de hasıl olması, vuku bulması, zemin kazanmasıdır. Bir türlü olumlandırılamayan, olumlu bir bakışım kazandırılamayacak kadar düşman belletilenlerin, anın dışına itilmeye çalışılması, ötekileştirilmesinin net bir biçimde harekete geçmesidir. Geçtiğimiz hafta içerisinde Radikal gazetesinin sözünü asla sakınmayan, yazı dilinde lafını dolandırmayan usta yazarı Erkan Goloğlu’nun yazısından alıntıyla, mâkulümüzün sınırılarında nerelerde zülf-üyare dokunmaya devam edildiğini örneklemi ile yazımızı bitirelim:

‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyenler kulak versin/Kıbleye karşı yaptı alayınız çişini/Sizin gibi aydının 7’den 70’ini” küfür ve hakaretini nereye koymalı?

‘Hepimiz Ermeniyiz’ lafını duyar duymaz yedi kat sülalemizi hatırlayan bir maskotun hezeyanı mı bu?

Biz, bu adam küfür etsin ve biz de gülelim diye mi ‘Hepimiz Ermeniyiz’ dedik? Bu kadar acımasız olamayız. Bu adam bu kadar çaresiz bile olsa, biz bu kadar acımaz olamayız.

O da, ‘Türküm ve Müslümanım’ demiş bir yerde. Her kapıyı bu lafla açacağını biliyor. Çaresiz değil, fazlasıyla şımarık!

‘Münevver’e hürmette kusur etmeyen Müslüman ahbaplarım var. Hiç akıllarına gelmiyor mu ‘aydın’ lafını duyunca şirazeden çıkan bu Müslüman’a iki çift laf etmek? Müslümanlığını ciddiye almıyorlar belki.

Bu kadar acımasız olmamalılar.

Benim gibi Türk olan ama Türklüğünü hayatının önemli bir yerine koyan arkadaşlarım var. Kendileri kadar Türk görmüyorlar beni. Konuşabiliyoruz ama. Sorum onlara.

“Meşhur bir atasözüdür, domuz gönü post olmaz/Ermeni’den dost olur ama sizden dost olmaz/Bir ülkede ihanet bu kadar serbest olmaz/Ah dostum bulmak zor Türkiye’nin eşini” diye bir şarkı sözünü hangi posterin altına yazarsınız?

Siz de mi bu kadar çaresizsiniz? Yoksa acımasız? Hangi sevgi sizin aklınızı aldı da kendinizden geçtiniz?

Kimse bana Türklük ve Müslümanlık hassasiyeti had safhada biriyle karşı karşıya olduğumuzu söylemesin. Kesilip biçilerek bu topluma giydirilen şiddet elbisesinden arta kalan kumaş parçasından söz ediyorum.

Merak etmeyin! Parça olmayıp takım elbise olarak ‘sözde’ ve ‘satılmış’ aydınlara hakaret eden de var. Hem de bu gazetenin bir başka sayfasında. Takım elbise de benim ona iltifatım olsun.

Merak etmeyin, bu ülke, bu ‘parça’nın Hrant’ın katil sanıklarını öven parçasını ‘düşünce özgürlüğü’ kapsamında gören hukukçular da görmüştü.

‘Özür diliyoruz’a dava açılsın diye yırtınan çok ‘ağır’ ceza reislerini de.

Şimdi kimse kalkıp da bana “Bir meczubu ciddiye alıp bir yazını ayırdın” demesin. Hepimiz aynı toplumun bir parçasıyız da, meczup deyip küçümsemek mi işimize geliyor?

Mardin’in Bilge köyündeki bu ‘erkete’yi mi de görmediniz?
” (09 Mayıs 2009)

Makine çarklarını çevirmeye devam ederken, yukarıda kısaca değinmeye çalıştıklarımızla da bağları oluşturabilecek, derdimizi ifadelendirebilecek müziklerden yolunu ve rotasını belirginleştirmeye de devam etti, mümkün mertebe. İmkansız kılınan, yoksun bırakılan, çözümsüzlüğe teslim edilen anları müziğin yol göstericiliği ile beraber şekillendirebilmek en büyük meşakkatimiz. Aşabilmek için tüm o katıcıl beklentisizlikleri ve mâkul diye sunulagelenleri, destek olarak en aşina bildiğimiz seslerden izler sürmeye devam ettik. Kuşaklar boyunca konuşmadan derdini tam da ifade etmeden ilelebet sus pus kalmaktansa, farklı olana dair ne kadar sözcük sığdırabilirsek, şu ağ içerisinde olumlu bir vurgu, ortaya çıkartabileceğiz. Sıfırı tüketmeden, sona gelmeden az evvel. Bu minvalde geçen Ekim ayında Proodos güncesini nadasa bırakmış olan, sizlere sunmaya bu günce ile gayret ettiklerimizle benzeşen izlekleri öznel, kararında yazılarla kaleme alan Sühan Gürer'in yeni adresi olan “Dinleme Parkı”nı ve Deuss Ex Machina'nın da daimi bölümlerinden birisini oluşturan “Ay Tutulması”nı Pazartesi akşamı konuk edip yeni kelamlar etmeye çabaladık.Müziklerde tanıştığımız kavramların, güncelliğimizin iç yüzeylerinde karşılaştıklarımızla tepkimesine yorum getirebilmek, idrak edilenlerin sadece “seslerin” rastgele bütünlüğünden değil aynı zamanda, çeşitli yanıtlar barındıran bütüncül metaforlara evrilmesi gibi alt okumalara imkan sağlayan bir bileşkeden seyrüseferimiz devam etti. Yönlendirilen, önceden tanımlanmış, bilindik sözlerin yerine yenilerini eklemleyebilme çabamızda, Sühan Gürer'in keşifleri arasında rahatlıkla anabileceğimiz, İsrail'li sanatçı Asaf Avidan'ı ilk uzunçaları olan 'The Reckoning' in rehberliğinde sizlerle paylaşıyoruz.İki kelam üç tümce ile beraber.Geçmişin izlerinin üzerinden, günü ve geleceği okuyabilmek, manalar katabilmek, olası çıkarsamalar gerçekleştirebilmek mümkün. Durup da düşündüğümüzde, zaman denilegelen elimizden kayıp giden nesnelliğin ortasında sürüp durduğumuz hayatta bazı anlar gelir, durağanlık yanılsamasıyla beraberi, şapkamızı önümüze alıp düşünmeye koyuluruz. Geçirmiş olduğumuz günlerde, yaptıklarımızın birer seceresini çıkartabilmek için, kimbilir yanıldığımız onlarca noktadan sonra bir daha aynı hatalara yol düşürmemek için göstermemiz gereken gayretleri idrak ederiz. Birkaç dakikanın içerisinde de ya da birkaç günün dahilinde gerçekleştirilen bir soyutlanmadır bu hasıl olan. Parça parça bekleşen birikim / sözcükler / düşüncelerin birbirilerine ilintilenebildiği bir mola anıdır, çoğumuza nasip olduğu üzere. Bir yüzleşmedir, hep aynı koşturmacanın rutininde dışladıklarımızın, sözleşmişçesine aynı vakitlerde kapımızı çalmasıdır. Direncimizin tükenmeye yüz tutttuğu, alıştırmaya çabalarken giderek daha fazla içine çekili verdiğimiz o kahirliğin ötesini, mâkulün ötesinde denemediklerimize bir şans verebilmek için gereksinim duyduğumuz kuvveti sağlayabilecek bir bağlantının temsilcisi, anlar. Anlamlandırma kapsamında daha da fazla detaya kavuşturulabilecek bu ara noktalarda yaşanılanlardan beslenip, izler , imler ortaya çıkartan, sözcükler bütünleştren bir üretici, Asaf Avidan. Geçişleriyle 'rock' müziğinin tüm o deneyselliğe açılımış odaklarını kendine referans edinmiş, yıllandıkça değerleri daha da artmış olan folk rock'dan, garage'a oradan da blues'a ve bir şair/şarkı yazarı kimliği edinimiyle yaşananların üzerinden ustaca yorumlar getirebilmeyi başaran bir dinlenceliği kotarmayı başarır. Söylenecek nice sözün bahsinin edildiği bir alandan kendine ait bir dünya imgelemini ortaya çıkartır. İnişleriyle ve de çıkışlarıyla, Dylan'ın dediği gibi “herşeyinizi tükettiğinizi sandığınız bir zamanda, anlarsınız ki çok daha fazlasını zamanla kaybedersiniz.” şiarından da yola çıkılarak bağlantılanabilecek lirik detaylarla bezeli bir biçimde, müzikal seyyahlığın sınırlarına buyur edilirsiniz.

1980 yılında Kudüs’te doğmuş sanatçının geçmişinde de değinmeye çabaladığımız, rastlantıların da hayatının her bir evresinde (olumlu/olumsuz) olarak karşılaştığının gerçeği karşımıza çıkmakta. Biri diğerinden ayrıştırılamayacak detaylarla şeklini kazanmış, içte biriktirilenlerin son halini tanımladığı şarkılarının temellerini de oluşturan, yaşanmışlık hemen tüm kayıtlarında ortaya çıkan önemli yönler, vurgulamalar ile kendisini anlatmakta. İsrail Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan bir anne / babanın evladı olarak Jamaika’da geçirilen günler, 11 yaşında ana vatana geri dönüşü ve alışmaya başladığı düzenin tamamen yeniden yapılandırılmasının getirdiği sorunlar ve giderek artan sorumluluklar gibi ayrıntılar ile ilk gençliğine dair detaylar arasından sıyrılan bir kaç küçük detay olarak paylaşılabilir. 14 yaşında da ilk kez gitar ile tanışır, ama müziğe sıra gelmesine biraz daha vakit vardır. Bezalel Tasarım Okulu altında aldığı eğitimin ardından video-animasyon alanında üretimler gerçekleştirir. Belirli bir kuruma bağlı kalmaktansa serbest çalışma seçeneğiyle, hem özgünlüğünü koruyan, hem de içine sinen filmler , videoların altına imzasını atar. Bu dönemin kısa süre ardında ise, önce işinden, sonra kız arkadaşı ve yaşadığı Tel-Aviv’den ayrılır, Kudüs’e geri dönecektir, Avidan. Hoşnutsuzluğunun getirilerinden biri olarak tüm bu kararların, ayrılıklarının sonrasında mecburi askerlik görevi için ordu’ya kaydolacaktır. Askerliği dahilinde de üzerine daha önce fazla düşmediği gitarı ile kavuşur, hem de ayrılmamacasına. Ağırlıklı olarak söylencelik şarkılardan ziyade şiirle benzeşen bir yapının temelleri üzerine kafa yorar Avidan. İsrail Şiirinin önemli isimleri Nathan Alterman ve Yehuda Amichai gibi şairlerin kitaplarının içerisinde keşfettikleriyle, bunları gitarıyla seslendirebilmesi için kendisine vesile teşkil ettiğini belirt –ir, Jerusalem Post’dan David Brinn’e verdiği röportajda. “Ortaya çıkan sesler modası geçkin tınılar olarak değerlendirilebilir, ama daha öncesinde tanımlandıramadığım bir armağanın varlığını keşfetme benim için önemli bir kazanımdı. Şifa verici bir dönemeç. Neden insanların çekindiklerini de anlıyor, anlamlandırabiliyorum. Siz bir yandan düşüncelerinizi açıklarken, sözünüz ve müziğinizle daha fazla sorunları açılabilmeyi başarıyorsunuz.”diye ekler, Asaf Avidan. Bu pek çok yönden düşünceleri dile getirebilmenin, sözlere ve müziğe dökebilmenin belirgin kalıplara bağlantılandığı müzik dünyasını da eleştiren, tektiplilikten ise farklı konulara sesini duyurabilmeye çaba sarf eden bir sanatçının görüşleri olarak imlemek mümkün.2006 yılında Askerliğinin ardından Kudüs'de kaydettiği çalışmalardan derlenen 'debut' kısaçalar Now That You're Leaving yayınlanır.Akustik öğelere sırtını dayayan, dinlendikçe insansı sorunların kendi cephemizde yankılarını duyumsayabileceğimiz, kimi kişisel yaklaşımlarıyla beraber de alabildiğince, yalın bir biçimde günce seslendirmesine evrilen bütünlük kaydını dinleyicilerle paylaşacaktır Avidan Folk müziği ile paralellikler barındıran seyyahlığının manzumeleridir, kayıt boyunca iletilen seslerin, sözlerin bileşkesi. Çalışmanın açılışında yer bulan Slowing Down'da Americana'nın yerleşik vurgular , tını kesişimleriyle aynı paydaları bütünleyen bir dinleti ortaya çıkartır. Gitar partisyonunun sonuna doğru rock'n roll'a evrildiği, müzikal geçişkenliklerin uygulanabilirliği üzerine, öznel bir örneği teşkil eden This Cool, çello'nun kullanımıyla beraber kısaçaların üst noktalarından birisini oluşturan Every Body gibi incelikli kayıtlar, Asaf Avidan'ın görece iddiasız kendi halinde sözcüklerinin ve müziğinin aslında yıllardır dinlenilen mihenk taşı kayıtlar ile beraber rahatlıkla tüketilebilecek bir örneği teşkil eder. Kısaçaların yayınlanmasının ardından, üzerinde düşünüp tasarladığı ve müziğini sahneye hakim kılabilmek için çabalandığı The Mojos grubunun da temellerini atacaktır. Bir yanı sakinliğin yansıma ve sunumuna imkan sağlayacak akustik enstrümanlar ile bezeli bir proje, diğer yanı ise Rock'n Roll'u kapsayabilecek, ve döngüyü tamamlayacak bir ekibi kurabilmesinin zorluğunu nedeniyle siftah canlı konserlerini solo akustik performanslarla gerçekleştirebilen Avidan'ın, şansı bir konserinde basçı Ran Nir'le tanışmasından sonra ise değişecektir. Gitarda Roi Peled, davulda Joni Snow ve çello'da Hadas Kleinman'ın katılımlarıyla beraber debut uzunçalar olan The Reckoning'in de altına imzasını atacak, The Mojos grubu toparlanır.Geçtiğimiz sene içerisinde yayınlanan The Reckoning albümü, Asaf Avidan'ı deneyselliğinin sınırları boyunca detaylar barındıran vokal denemeleriyle beraber, genişçe bir müzikal yelpazeden damıtımlar barındıran bir dinlencelik halini içerir. Sesinin Bob Dylan, Janis Joplin gibi mihenk taşlarına benzeş olarak sınıflandırılmasından mahcubiyet duyan bir duruşu sıklıkla dile getirir. Hissiyatı sonuna kadar dinleyiciye aktarabilecek bir vokal yeteneğinin, yeni yetmeliğin heyecanlarını da çoktan egale ettiiği gerçeği karşımıza çıkar. Asaf Avidan ve şürekası olan The Mojos ekibiyle tanımlandırmaya çalıştığı, üretilen işin mecrası veya disiplini ne olarak sınıflandırılırsa sınıflandırılsın, ortaya çıkartılan sanatsal çıkarımların düzeyini arttırabilmekten geçtiğini söylemek doğru olacaktır. Albümün açılışındaki, çiğ gitarın akustik hüzmelerinden ilerleyen folk tandanslı Maybe You Are ile beraber seyyahlığımızın da başlangıcı verilir. Dingin melodinin içeriğine eklemlenmiş olan, askerliği döneminde yakandığı Lenf kanseri günlerinin dizelere döküldüğü bir gerçek kesit ortaya çıkartılır. İkircikli bir sevdayı, ironilerle bezeli bir karşılaşmayı, modern ilişkilerin kapsamına dair gözlemlerle beraberce harman eden, klasik rock'n roll hattından ilerlyen taşlama Hangwoman parçasıyla eksik parçaların yerine oturduğu büyük bir resim yavaş yavaş bütünlenir. Devamında gelen Her Lies parçasında da diyalogların enikonu düz kalıplaşmalara inat bir biçimde, zevkle dinlenen bir rock güzellemesine dönüştürüldüğü çalışmada da yakalanan kıvamı kademe kademe arttıran bir müzikalite yansıtılır. Blues'a bağlantı kurulmuş sesleri ihtiva eden, baskın seslerden arındırılmış akustik kompozisyon Weak, gidenin ardından düzülen ağıt havasında kendi günahlarını ve cevaplarını da sıralamış bir aşığın / usanmışın feryadından mürekkep Reckoning Song çalışmanın doruk noktalarından, aynı zamanda albümden yayınlanan ilk kırkbeşlik olduğunu da iletebiliriz. Bir dakikalık süresinde yeterince bariz biçimde kartlarını sakınmadan, vokal denemelerine girişen Asaf Avidan'ı dinleriz, A Phoenix Is Born çalışmasında. Albümü bir başka yüzü olan Over You Blues'da ismiyle müsemma bir içimde, akustik vurgulamalarla donatılmış, kalın kalın duvarların çevrelediği metropollerde yaşanılan aşka, aşık olunana ithaf edilen bir güney havası takdis edilir, parçanın ortalık yerinde inişli çıkışlı melodika nağmeleriyle beraber. Tzadik'in Yahudi ezgileri üzerine deneysel çıkarımları paylaştığı Book Of Angels serilerinden paralel bağlantılar barındıran bir ezginin, 'rock'n roll' aranjamnına eklemlendiği, yetişkinlik parçası Growing Tall ile finale yollanırız. Hüznü, ağlak bir melodramdan ayrıştırarak, vakur bir biçimde vedaya satır satır dönüştürdüğü sözler yardımıyla ulaşan Of Scoripons & Bells ile kayıt tamamlanır. Asaf Avidan & The Mojos, uzaklardan çok uzaklardan yıllanmış seslerin izleriyle kendine yeni yollar açmaya çaba sarf eden bir müzikalite barındırmakta. Avidan'ın hiçbir düzeltmeye başvurulmamış izlenimi uyandıran vokalleriyle dört başı mahmur bir dinlencelik sağlanmakta. Folk müziğin çıktığı odaklardan kilometrelerce öteden bir isyan çığlığı kopartılmakta, hayata dair, mâkul olmayanlara dair, özde tüketilmiş aş(ı)klara dair....

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Çaresizler ve Acımasızlar - İçeriden Kumandan - Erkan GOLOĞLU - Radikal
Makul ve Makbul ! - Gün ZİLELİ - Gunzileli.com
1 Mayıs ‘Gayri Makul’ Olma Günüdür! – Seyfi ÖNGİDER – Radikal 2
Görme Biçimleri - Mustafa Ö. Soylu - Sendika.org
Bir Çarşamba Yürüyüşü - Bülent USTA - Birgün
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri

Asaf Avidan & The Mojos Official
Asaf Avidan & The Mojos At Myspace
Asaf Avidan & The Mojos At Facebook
Asaf Avidan Interview At Jerusalem Post
Mr. Oizo At Myspace
Mr. Oizo Review At RFI Musique
Mr. Oizo Making Lambs Anger Official Video At Vimeo
Radiohead Official
Eric B. & Rakim Official
Dave Wrangler Official
Dave Wrangler At Myspace
Mimosa At Muti Music
Mimosa At Myspace
Burnt Friedmann Official
Jaki Liebezeit Official At CAN
Friedmann & Liebezeit At Myspace
Friedmann & Liebezeit Review At Makina
Calexico Official
Calexico At Myspace
Peter, Björn & John Official
Peter, Björn & John At Myspace
Peter, Björn & John In Concert XPN Friday Show On NPR Music
Max Richter Official
Max Richter At Myspace
Max Richter Review At 13Melek
Starsailor Official
Starsailor At Myspace

Not. Parça dizininde yer alan bağlantılardan Dinleme Parkı sitesinde yayınlanmış olan incelemelere ulaşabilirsiniz.

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-mal,Textart,Dubtronica,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------

>>>>>Poemé
En Mutlu Gün – Edgar Allen POE

En mutlu gün en mutlu saat
Kurumuş körelmiş yüreğimin bildiği,
en büyük umutları gücün ve gururun
Hissettiğim, geçip gitti.

Güç mü dedim? Evet öyle düşünmüştüm
Ama yazık! Çoktan yitip gitti hepsi
Gençliğimin hayalleri-
Ama boşver şimdi.

Ya gurur, ne yapacağım senle şimdi
sakin ol ruhum!
Belki bir diğer baş devralır
Üzerime döktüğün zehri.

En mutlu gün-en mutlu saat
gözlerimin gördüğü göreceği,
En paralk ışıltısı gücün ve gururun
Hissettiğim:
Ama o zaman çektiğim acıyla
Gücün ve gururun umudunu verselerdi,
Yaşamazdım o parlak saati tekrar

Çünkü onun kanatlarındaydı kara alaşım
Ve çırptıkça-bir öz dökülüyordu
Öldürmeye yeterli
Onu bilen bir ruhu.

Kaynakça: Şiir Perisi

Friday, May 08, 2009

Yırtık Cd Kabı# 11 - Foma - Albüm

Foma - Albüm (Elec-Trip Records)

Hayatın olurunda gitmeyen yönlerine karşı muhalif kimliği ile açılımlar getiren, eleştirel akımları besleyen müzikal türlerden birisi olan Rock müziğinde ülkemiz sınırlarından da yetkin sesler / ekipler dinlence listemize dahil oluyor. Yıllar yılı olur idi, olmaz idi tartışmaları arasında özgün sözlerle kendi yollarını oluşturabilen, emekleme günlerinden bu yana sıkı sıkıya tutkun oldukları müzik üretme sevdasına sahip çıkan, görece teknolojik yeniliklere kolay ulaşılabilir olduğu günümüzden uzun bir süre evvel yola çıkmış, “Çektir Git”, “Şaşkın” “İki Yol” gibi parçaların altında imzaları bulunmuş Mavi Sakal topluluğunun üyelerinden Murat Tümer (davul), Batur Yurtsever (bas gitar) ile 20 yıllık kariyerinin ardınan virtüöziteliği ile pek çok grubu temellendirmiş “eski tüfek” Tanju Eren (gitar)’in vokallerde hakkaniyetli vurguları ile adını çokça duyacağımız Evren Uysal’ı da aralarına dahil ederek oluşturdukları “Foma” grubu katışıksız bir “rock” güzellemesi ile dinleyicilerle “yeniden” buluşuyorlar.

Kurt Vonnegut’un 1963 tarihli Kedi Beşiği romanında geçen bir tanıma atfen, adını alan “Foma” tıpkı yazarın romanlarında betimlediği ironik eleştirileri ve yapılandırmaları gibi, fark edilmesi gereken sorunların, akla takılan soruların yanıtlarını arayan bir örgüyü oluşturma gayretkeşliği içerisinde olduklarını belirtelim. Kısa çaların da açılışında yer alan, kaybetmişliğin tahayyül edilemeyen yıpratıcılığına kendine kaptırmış bireylere, hayatı imgeleyen “İnsafsız” ile seri punk damarının tam üzerinden bir giriş gerçekleştiriyoruz. Endüstriyel bir tını örneklemi ile başlayan, ardılı sıra gelen gitar partisyonu ile bellekte yer etmiş “rock” öğesini tümleten, bir önceki şarkı içerisinde beliren tavrı bütünleştirip, yolunda gitmeyen şeylerde dahi bir çıkış bulunabileceğini idrak ettiren “Her Şey Ortada”, Hiçbir şey için geç kalınmadığını, en ümitsiz anlarımızda dahi tekrardan harekete geçmemizi salık veren, partisyonlar arası geçişler ile vokalin sıkı sıkıya bütünlediği “Ağlamak Yeniden Başlamak Demektir” kısa çalar içerisinde yer alan üçlemenin tamamlanmasını sağlıyor. Alışık olduğumuz rutin’in dışına çıkabilmek için “Foma”yı takipte kalınız.

2008 Haziran’ında bu sözlerle sizlerle paylaşmıştık, “Foma” grubunu ve üretimlerinin öncül kayıtları olan tadımlık kısa çalarlarını. Müzikal anlamda birbirlerini kusursuz bir biçimde tamamlayan, deneyselliği bir süs unsuru olmaktan öte nefes alan bir paylaşım aracı haline dönüştürmeyi başaran dört ahbabın Albüm’ü de geçtiğimiz Mart ayı içerisinde dinleyicilere sunuldu. Seslerin sentetik biçimlerde kullanımıyla mekanik yoğunluğu azami, hissiyat vurgusu vasati, sözleriyle ne etliye ne de sütlüye bulaşmadan terennüm eyleyen kendilerini kaya gibi sert göstermeye çaba sarf edenlerin yanında Foma’nın “Albüm”ü bir vahanın temsili olarak kulaklarımızda yer etmekte. Hayatın bizahati kendisinde varedilmeye devam edilen “gri alanların” yoğunluğuna, gün göstermezliğine karşın olabildiğince dirayetli olabilmenin, ipleri elden düşürmemenin, son bir şans için elimizdeki fırsatı iyi değerlendirmemiz gerekliliğine işaret eden bir alt okuma çalışmanın bütününde karşımıza çıkmakta. Müziklerinin kuvvetini daha da arttıran sözlerin bütünlüğünde tasvirlerden yola çıkılarak bir zamane günce yakalanmakta, haddizatında. Çelişen, çeliştikçe de dip noktasının nerede olduğu konusunda tereddütlerini hemen bir kenara bırakıp, o vurdumduymazlığın içerisinde takılı kalmaya devamlılıklarını sürdürenleri, yalanlarına kısa zamanda kendilerinin de inanmalarını işleyen, Apocalyptica üyelerinin katkılarıyla şekillendirilmiş olan “Opus 8” parçası ile albüm açılır. Umudun tarumar edilmesini, sıklıkla karşımıza çıkan melodramatiğin ana haber bültenlerinde bile haberin “bel kemiğini” oluşturduğu şimdilerde tüm o yaşananların üzerindeki gözyaşlarının iğrenç bir reyting mücadelesine bile isteye kurban edilmesinin tasvir edildiğini düşündüğümüz “Üzgün” gibi parçalar ile “Albüm” kıvamını yakalamakta. Sözün yeri geldiğinde sakınılmaması gerekliliğini işaret etmekte, sürüden gerçekten ayrılmak isteyenlere.

Zamansız tasvirler bileşkesi yanında, insani ilişkilere kapısını aralık tutan gözlemlere sıklıkla yer verilen bir çalışma “Albüm”. Enikonu sertleşen melodilerle beraber hayatın iç burkan detaylarını ortaya seren örnekleri bir arada duyumsamak mümkün. Endüstriyel tını hüzmelerinde Evren Uysal'ın vokalleriyle azami gerçekliği betimlediği, yalanların ilişkiyi nasıl da içten içe kemirdiğini ortaya çıkartan “X”, kaotik bir zamane sıkıntısı, gidişlerin ardından yeniden yola koyulabilmenin zorluklarına karşı alınan tavrın, önceliğin istisnalar dışında daima bireyin kendisinden menkul olmasının parçanın merkezine konumlandırıldığı “Bazen” parçalarını bu önermenin bütününde değerlendirebilmek mümkün. Enerjinin yükseğe çekildiği bir diğer odak olan 3.Köprü sözde taltif edildiklerimizle, gerçeğin ayırdına vardığımız o anlardaki hayal kırıklıklarını ortaya çıkartan bir bütünlük sunmakta. Bahsi açılması elzem olanlara sıranın ne zamana kadar savsaklanacağını, edinilen maskelerin de ardında sıkı sıkıya yapışmanın sorunları sadece bir sürelüğine görünmez kıldığını afişe eden bir güzelleme. Foma, bilindik sınırlandırmaların, tektipleşen gündelikliğin getirdiklerinden ötesini merak edenlere gerçek bir rehberlik sağlamakta, “Albüm” ile beraber. Taviz vermeden, sözünü sakınmadan, sesini kısmadan, yüksek perdeden daha gür sesleri birleştirerek...


Foma At Myspace
Foma At Facebook