Sunday, May 30, 2010

Deuss Ex Machina # 302 - Comharthaí A Tharchur Tríd An Bpoll Dubh Chun Solais A Aimsiú

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_302_--_Comharthaí A Tharchur Tríd An Bpoll Dubh Chun Solais A Aimsiú

24 Mayıs 2010 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Special Case: Sublime Porte Netlabel & Non Static Night w. Nick Jett
>1<-Basic Channel-Radiance II (Basic Channel)
>2<-Vainquer-Elevation (Version 1) (Chain Reaction)
>3<-Decay Product-Untitled (Chain Reaction)
>4<-Dubatech aka Fatih Tüter-Nonagon (Baum Limited Picture Edition)
>5<-Derivate-L3 (Sublime Porte Netlabel)
>6<-Randoman-Undulation (Sublime Porte Netlabel)
>7<-Tim Hecker-Spectral (Mille Plateaux / Alien8 Recordings)
>8<-Tim Hecker-I'm Transmitting Tonight (Mille Plateaux / Alien8 Recordings)

Comharthaí A Tharchur Tríd An Bpoll Dubh Chun Solais A Aimsiú (302) – Yıkıp Döktüğümüz Vicdanlarımız, Altından Kalkamayacağımız Sonuçları Da Beraberinde Getiriyor. Kesinliklerin, Kesikinleştirilmesi İlla Bir Yerlerinde Bit Yeniği Arama Mecburiyetimiz İmdi En Derin Yaralarımızı Kaşımaya Devam Ediyor. Çoktan Kabuk Bağladığını Sandığımız, Üzerine Ölü Toprağı Serpiştirilmiş Sanrısına Tutulu Kaldığımız Hallerimiz Gerçekliklerimiz Olarak Yeniden Gösterime Giriyor. Gösterimde Olan, Hasıl Olan Karanlığın Nasıl Ötesi, Berisiyle, Ayrısı, Gasyrısıyla Olmadan Cümbür Cinnet Her Birimizi Kapsadığını Fark Ettiriyor Üzerinde Düşünmeye Davet Ediyoruz. Kat Etmeye Çabaladığımız Yolun Tali Aralıklarından Yeni Geçitler Açmamız Gerekiyor. Kulaklarını Sağırlığa, Gözlerini Amalığa Alıştıranlara, Belleklerini Hemen Herşey İle Anında Takas Etmeye Dünden Razı Olan Düzenbazların Karşısında Kopartılan Acı Çığlıkları Duyumsuyor Musunuz? Eğer Yanıtınız Olumluysa Artık Gidebileceğimiz Başkaca Bir Evren, Tüketebileceğimiz Başka Kaynaklar, Çanına Ot Tıkayacağımız Başkaca Yaşamlar Olmadığını Da İdrak Etmişsinizdir. Yıkıntıları Altında Kaldığımız Vicdanlarımızı Onarabilmek Sadece Yüreklerimizi Ortaya Koyarak, İşttiğimizi Uygulamaya Geçerek Ama Asla ve Kat'a Tenkitleri Geri Dönüşüm Kutusundan Hayatlarımıza Bir Kere Daha Taşımadan Sağlanabilecektir. O Kıyısında İlerlemeye Gayret Ettiğimiz Yolun Sonundaki Işığa Ulaşıncaya Kadar Devamlılığı Sürecek Bir Döngü. Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz. [Kirlilik Yüreğin Her Birimizi Ele Geçirmeye Yeter Mi? Nah Diyenler Avazlarını Yükseltsin Broşüründen] Dipnotsuz, Teksirsiz Tek Perdelik Hayat Kazanımları

>>>>>Bildirgeç
İdeolojideki Anlamlı-Keyif*
Voix acousmatique'in bir "ideoloji eleştirisi" için en kapsamlı sonuçlar doğuran örneği Terry Gillian'ın Brazil filmidir. "Brazil" film boyunca saplantılı bir biçimde çalınan, 1950'li yıllara ait aptalca bir şarkıdır. Statüsü (ne zaman öyküsel gerçekliğin bir parçası olduğu, ne zaman ses kaydının bir parçası olduğu) hiçbir zaman belli olmayan bu müzik, acı verecek ölçüde gürültülü nakaratı sayesinde, süperegonun budalaca keyif al buyruğunu cisimleştirir. Kısacası "Brazil", filmin kahramanının fantazisinin içeriği, onun keyfinin dayanağı, gönderme noktasıdır ve tam da bu sayede fantazinin temel muğlaklığını sergilememeize izin verir. Film boyunca, "Brazil"in budalaca, mütecaviz ritmi totaliter keyfinin dayanağı işlevini görür gibidir, yani filmin anlattığı "çılgın" totaliter toplum düzeninin fantazi çerçevesini yoğunlaştırır gibidir. Ama en sonunda, maruz kaldığı işkence yüzünden direncinin kırılmış gibi göründüğü anda, kahramanımız işkencecilerinden "Brazil" şakrısını ıslıkla çalarak kaçar! Totaliter düzenin dayanağı işlevi görmesine rağmen, fantazi aynı zamanda toplumsal-simgesel şebekeden "kendimizi çekip çıkarmamızı", onunla aramıza bir mesafe koymamızı sağlayan gerçek kalıntısıdır da. Budalaca keyif takıntımız çılgınlık raddesine ulaştığında, totaliter manipulasyon bile bize ulaşmaz.

Fassbinder'in Lili Marleen filminde de aynı voix acousmatique fenomeniyle karşılaşırız: Film boyunca Alman askerlerinin çok sevdiği aşk şarkısı insanı bezdirinceye kadar tekrar tekrar çalınır ve bu sonsuz tekrar hoş bir melodiyi bizi bir an bile rahat bırakmayan, acı verici ölçüde tiksindirici bir asalağa çevirir. Burada da şarkının statüsü belirsizdir: Goebbels'in kişileştirdiği totaliter iktidar onu manipule etmeye, yorgun askerlerin hayalgücünü ateşlemek amacıyla kullanmaya çalışır, ama şarkı tıpkı şişeden alıverilen bir cin gibi, iktidarın pençesinden kaçar. Kendine özgü bir hayat sürmeye başlar - yarattığı sonuçları kimse denetleyemez. Fassbinder'in filminin can alıcı özelliği, "Lili Marleen"in kesin muğlaklığı üzerindeki bu ısrardır: Bütün propaganda aygıtlarının yaydığı bir Nazi aşk şarkısıdır elbette ama, aynı zamanda, kendi kendini, onu destekleyen ideolojik makineyi patlatabilecek altüst edici bir unsura dönüştürmenin de eşiğindedir, dolayısıyla her zaman yasaklanma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Budalaca keyifle dolu böyle bir gösteren parçası, Lacan'ın öğretisinin son evresinde, le sinthome adını verdiği şeydir. Le sinthome, semptom değildir, yani şifresi yorum tarafından çözülecek şifreli mesaj değildir, dolaysız olarak jouis-sense, yani, yani "anlamlı-keyif" yaratan anlamsız harftir.* İdeolojik yapının inşasında sihthome'un oynadığı rolü ele aldığımızda, "ideoloji eleştirisi"ni yeniden düşünmek zorunda kalırız. İdeoloji çoğunlukla bir söylem olarak kavranır: Anlamları özgül eklenmişleri tarafından, yani bir "düğüm noktası"nın (Lacancı ana-gösterenin) onları homojen bir alan halinde bütünselleştirme biçimi tarafından üstbelirlenen unsurların oluşturduğu bir zincir olarak kavranır. Burada belli ideolojik unsurların "yüzer-gezer gösterenler" -ki bu gösterenlerin anlamı da hegemonyanın işleyişi tarafından geri dönüşlü olarak sabitlenir- işlevini görmeleriyle ilgili çoktandır klasikleşmiş Laclaucu analizlere başvurabiliriz (mesela "komünizm" diğer bütün ideolojik unsurların anlamını özgülleştiren bir ""düğüm noktası" işlevini görür: "Özgürlük", "biçimsel burjuva özgürlüğü"ne karşı "fiili özgürlük" haline, "devlet", "sınıf baskısının aracı" haline gelir, vb.)** Ama sinthome boyutunu hesaba kattığımızda, ideolojik deneyimin "yapay karakterini suçlamak, ideoloji tarafından "doğal" ve "verili" bir şeymiş gibi yaşanan nesnenin aslında söylemsel bir inşa olduğunu göstermek yetmeyecektir artık; ideolojik metni bağlamı içine yerleştirmek, zorunlu olarak ihmal edilen sınırlarını görünür kılmak artı yeterli değildir. Tam tersine, yapmamız gereken (Gillian ya da Fassbinder'in yaptığı) şey, sinthome'un nihai budalalığını teşhir etmek amacıyla, onu, bir büyüleme gücüne sahip olmasını sağlayan bağlamından tecrit etmektir. Başka bir deyişle, değerli armağanı (Lacan'ın XI. Seminer'de söylediği gibi)*** boktan bir armağana dönüştürme işlemini, bu büyüleyici hipnotize edici sesi iğrenç, anlamsız bir gerçek parçası olarak görme işlemini gerçekleştirmemiz gerekir. Bu tür bir "yabancılaştırma" Brecht'in Verfremdung'undan daha radikaldir belki de: Burada fenomeni tarihsel bütünlüğü içine yerleştirerek değiş, söz konusu fenomenin "tarihsel dolayım"dan kaçan dolaysız gerçekliğinin, budalaca, maddi varolşunun nihai hükümsüzlüğünü bize hissettirerek mesafe yaratılır. Burada diyalektik dolayımı, fenomene anlam veren bağlamı eklemeyiz, çıkartırız. Dolayısıyla Brazil ya da Lili Marleen,"totalitarizmin bastırılmış hakikati"ni falan sahneye koymaz; totaliter mantığın karşısına kendi "hakikat"ini çıkartmaz. İçerdiği habis budalaca keyif çekirdeğini tecrit ederek etkili bir toplumsal bağ olarak totalitarizmi çözündürür.

Spielberg'in Güneş İmparatorluğu'ndaki o yüce ama aynı zamanda acı verici sahne işte tam bu sınır çizgisindedir. Şanghay yakınlarındaki bir Japon kampında hapsedilmiş olan küçük Jim, son uçuşlarından önce törenlerini yapmakta olan kamikazeleri seyreder. Onların söylediği şarkıya, kilisede öğrendiği Çince bir ilahiyle eşlik eder. Oradaki hiç kimsenin, İngilizler kadar Japonların da anlayamadığı bu kanto bir fantazi sesidir. Sözleri "pis" olduğu için değil, Jim onun sayesinde en derinlerinde yatan benliğini, varlığının en mahrem alanını teşhir ettiği için müstehcen bir etki yaratır. Jim ilahi sayesinde içindeki nesneyi, agalma'yı, yani kimliğini ayakta tutan gizli hazineyi alenen ortaya serer. Bu nedenle, bu sesi işiten herkes, şarkıyı tanımsız bir saygıyla dinlerken bile bir şekilde mahcup olur -biri kendini bize "fazla" açtığında olduğumuz gibi. En önemlisi, Jim'in sesinin niteliğindeki değişmedir: Belli bir noktada, boğuk, çatlak, kimsesiz sesi uyumlu tınılar çıkaran bir sese dönüşür ve bir orgla bir koro ona eşlik etmeye başlar. Perspektifi, başkalarının onu duyuşundan Jim'in kendi kendisini duyuşuna, gerçeklikten fantazi mekânına kaydırmış olduğumuz açıktır.

Üç filmin de, öznenin ancak onun "gerçekliği bütünüyle kaybetmek"ten kaçmasını sağlayan bir süperego sesine (filmlere adlarını da veren "Brazil" ve "Lili Marleen" şarkıları ve Jim'in ilahisini) tutunarak hayatta kalabildiği totaliter bir evreni anlatması tesadüf değildir. Lacan'ın işaret ettiği gibi "gerçeklik hissi"miz hiçbir zaman sadece bir "gerçeklik testi"nden (Realitatsprufung) destek almaz; gerçeklik, ayakta kalabilmek için, her zaman belli bir süperego buyruğuna, belli bir "Böyle Olsun!"a ihtiyaç duyar. Bu buyruğu veren sesin statüsü ne imgesel ne simgeseldir, gerçektir.

*Slavoj ŽIŽEK - Yamuk Bakmak - Popüler Kültğrden Jacques Lacan'a Giriş Kitabından (Metis Yayınları - Metis Kültür İncelemeleri) İdeolojik Sinthome Bölümünden - İdeolojideki Anlamlı-Keyif Adlı Kısmı Sayfalar 173-176'dan Alıntılanmıştır.

*İdeolojik jous-sense kavramı için bkz. Slavoj Žižek, İdeolojinin Yüce Nesnesi çev. T.Birkan, İstanbul: Metis, 2002
** Bkz. Ernesto Laclau ve Chnatal Mouffe, Hegemony And Socialist Strategy, Londra: Verso Books, 1985; Türkçesi: Hegemonya ve Sosyalist Strateji, çev. A.Kardan, M.Doğanşahiner, İstanbul: Birikim, 1992.
*** "Sana kendimi veriyorum... ama kendimden yaptığım bu armağan... açıklanmaz bir biçimde boka dönüşüyor" (Lacan, The Four Fundamental Concepts Of Psycho-Analysis s,268).

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Sakın Ha, Bozma Ezberini... - Ahmet TONAK - Birgün
"Kılıçdaroğlu Kürt ve Alevi Sorunlarından Kaçamayacak" - Tolga KORKUT - Bianet
Olanlar, Olabilecekler... - Mesut ODMAN - Sol.org.tr
Sirk Anayasasından Manzara - Karin KARAKAŞLI - Kronik Muhalif
Küresel Operasyon ve Kılıçdaroğlu - Dr. Mustafa PEKÖZ - Sendika.org
Manşetler Yaptırdım, Gelip Geçmeye - Umur TALU - Habertürk
Kışanak: Kılıçdaroğlu'nun Turnusol Kağıdı Kürt Sorunu - Bianet
Nasıl Rahat Uyuyorsunuz? - Birgün
İş Kazaları Kader Değildir - Ahmet İNSEL - Radikal 2
Tekel İşçisi Direnmeye ve Öğretmeye Devam Ediyor... - Özgür MÜFTÜOĞLU - Sol.org.tr
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Köpek Soyu Kırımı - Serhan ADA - Radikal
Ahmet İnsel İle Söyleşi: "Milliyetçilik Sorunlu Bir Onur'dur" - İrfan AKTAN - Y.Aktüel / Birikim
Bir Kuşak Değişti, Kayıplar Hala Bulunamadı - Semra PELEK - Bianet
Avrupa Birliği Kurgusu Çatırdıyor - Selçuk ÖZBEK - Hayri KOZANOĞLU - Birgün Pazar
Irkçılığı Kışkırtanların Son Eserleri! - Evrensel / Nor Zartonk
Ajans # 17 - Yiğit A. - 13Melek
Beş Soruda Kişilik Tahlili - Kristensenn - Kristensenn
Uyuyordum - Aglea - Ztopya
Sadece Bu Yeterli Değil - Kıyma Makinesi - Gönenç - Amme Hizmeti

Sublime Porte Official
Sublime Porte At Myspace
Sublime Porte Official Blog
Sublime Porte Presents Non-Static Night Event Page
Kısır Döngünün Dışından Elektronik Sesler: Sublime Porte'den Haber Var - Deuss Ex Machina
Basic Channel / Chain Reaction Homepage
Chain Reaction Discography On Circonium
Underground Resistors By Biba KOPF On The Wire
Dubatech / Cold Form / Fatih TÜTER Official
Dubatech / Cold Form / Fatih TÜTER At Myspace
Dubatech / Cold Form / Fatih TÜTER At Soundcloud
Derivate / Havantepe / İsmail GENÇ At Myspace
Derivate / Havantepe / İsmail GENÇ On GSMH - Yiğit A. - 13Melek
Dubatech / Havantepe - Baum Limited Picture Edition - Clone.nl
Randoman At Myspace
Randoman EON EP - Nick Jett - My Own Kaos
Randoman Green Is The Light On Youtube
Tim Hecker Official
Tim Hecker At Wikipedia
Two And A Half Questions With Tim Hecker - Headphone Commute

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Not Yet Titled Installation, Dimensions Variable, Thorns, Thread, 2009 - Cui Fei

>>>>>Poemé
Hiçbir Pul Hiçbir Zarfa Yakışmıyor - Edip CANSEVER

Hiçbir pul hiçbir zarfa yakışmıyor
Hiçbir zarf üçbeş satıra
Ne zaman yanyanayız işte o zaman
Doyamıyoruz tenlerimizin bitmez tükenmez sorgusuna.

Bırakmak bırakılmak demeyelim
Durmadan yer değiştiriyor anlamlar da
Ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden
Sanki kış aylarında bir uçurumda.

Anlarım sedir ağacının dilinden
Ve usta bir aslan terbiyecisinin ruhundan da
Hiç anlamaz olur muyum öpüşünü de kalbimi
O öpen sensen bir de dalgaları çekiştiren bir kız çocuğuyla.

Hepsini biliyorum, hepsi aklımda
Hepsi de hiç kımıldamayan bir duman gibi havada.

Kaynak: Sevda İle Sevgi
(c) Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık

Sunday, May 23, 2010

Deuss Ex Machina # 301 - Clones & False Prophets

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_301_--_Clones & False Prophets

17 Mayıs 2010 Pazartesi gecesi "banttan" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Bop-Enjoy The Moment (Unquote Remix) (Med School)
>2<-Clubroot-Waterways (Lo Dubs)
>3<-Clubroot-Dust Storm (Lo Dubs)
>4<-Scuba-Lights Out (Hotflush Recordings)
>5<-Scuba-Tracers (Hotflush Recordings)
>6<-Ramadanman-Glut (Hemlock Recordings)
>7<-Ramadanman-I Beg You (Hessle Audio)
>8<-Ikonika-Space Ugly (Get Darker)
>9<-Ikonika-Idiot (Hyperdub)
>10<-Dong-Suzuran (LV & Quarta 330 Remix) (Hyperdub)
>11<-Starkey-OK Luv (Planet µ)
>12<-Starkey-Stars (Feat. Anneka) (Planet µ)
>13<-Simian Mobile Disco-Cruel Intentions (Joker Remix) (Wichita)

Download Episode # 301 İndir

Clones & False Prophets (300) – Tek Başına Tek Bir Seçenekten İbaret Tek Bir Çıkışın Olduğu ve Hemen Hemen Herşeyin Tekilleştirildiği Bir Alanda Nümayişler Cereyan Ediyor. Olması Gerekene Ulaşabilmenin Yolunu Kesemeyi Sonuna Kadar Kullananlar Şimdi Huzursuz Eyleniyor. Vaktiyle Âla Olanın Şimdi Nasıl Punduna Getirildiğinde Bir Kapan Haline Dönüştürüldüğü Tekten Ortaya Çıkartılıyor. El Birliğiyle, Kol Gücüyle, Vaktiyle Yüz Vermek Bir Yana Sırtımızı Tam Da Olması Gereken Kıvamda Geriye Bakmamak Üzere Döndüğümüz Şu Asri Zamanımızda Ansızın Çıkagelen Titreşimler Meydanları Dolduruyor. Ya Hep Beraber Umudu Yeniden Kuracağız, Gerçek İşlevselliğine Şahitlik Edeceğiz. Ya Da Akıllara Getirmenin Bile Yeterince Ruhu Daralltığı O Diğer Seçeneğe Karşılıksız Olarak Boyun Eğeceğiz. Neresinden Bakılırsa Orasından Bir Yamanın Olduğu, İşlevsellik Mi O Da Ne Ki Kolaycılığına Sıtmaya Tutulmuş Gibi Tutunan Statükocuların Boyunları Devrilmeden, Güneş Yeniden Işıldamadan Bu Sıkışık Kaldığımız Bok Çukurundan Çıkış Yok! (Kapiş Yeğen/Dayı/Emmi/Abi/Bey) [William Seward Burroughs Fıtratından Esintilerle Kelam Oluşturmak, Sisteme Çomak Sokmak El Kitapçığından]

>>>>>Bildirgeç
Hayatın Boşluğu Öğretisi Üzerine* - Arthur SCHOPENHAUER

Bu boşluk anlatımını genel olarak şeylerin varoluş tarzında, her ikisinde de insanın sınırlı varoluşuyla karşılatırıldığında, Zaman ve Mekânın sınırsız doğasında; yegâne gerçek varoluş tarzı olarak göz açıp kapayıncaya kadar geçip giden şimdide; her şeyin birbirine bağlılığında ve izafiliğinde; sürekli olarak Varlık olmaksızın Oluşta; tatmin edilmeksizin mütemadiyen arzulamada; hayatın tarihini oluşturan uzun savaşta zafer kazanılıncaya kadar çabaların sürekli olarak boşa çıkmasında bulur. Zaman ve onun içinde, onunla var olan bütün şeylerin gelip geçiciliği yaşama iradesine -ki kendinde şey olarak yok edilemez- bu çabanın beyhudeliğinin gösterildiği biçimde ibarettir sadece. Zaman ki onunla her an elimizdeki her şey boş bir hiçliğe dönüşmektedir ve sahip olduğu bütün değeri kaybetmektedir.

***

Var olmuş olan artık var değildir; hiç var olmamış olan kadar vardır ancak. Fakat var olan her şey, bir sonraki anda çoktan var olmuş kabul edilir. Bu yüzdendir ki büyük öneme sahip, ama geçip gitmiş olan bir şey, ne kadar önemsiz olursa olsun, şu anda mevcut olan bir şeyden daha aşağıdadır; çünkü sonuncusu bir gerçekliktir ve bir şeyin hiçbir şey karşısında durumu ne ise onun durumu da ilki karşısında odur.

Bir insan binlerce yıllık yokluktan soınra büyük bir şaşkınlıkla birdenbire var olduğunun farkına varır, kısa bir an için tattığı varlıktan sonra, yine aynı uzunlukta bir yokluk durumuna geri döner. Kalbi buna dayanamaz ve ona bunun doğru olamayacağını fısıldar; en kaba, en eğitimsiz bir kafa bile meseleyi bir müddet düşündükten sonra zamanın idealliği hususunda ister istemez bir tür önseziye sahip olacaktır.**

Mekanla birlikte Zamanın bu idealliği her gerçek metafizik sistem için anahtardır, çünkü doğada bulunacak olandan tamamen farklı şeyler kümesi için alan açar. İşte Kant bunun için bu kadar büyüktür.

Hayatımızdaki her hadise için ancak bir anlığına var diyebiliriz; bu kısacık andan sonra artık onun için ebediyen vardı dememiz gerekir. Her akşam geçen bir gün ile biraz daha yoksullaşırız. Eğer varlığımızın en derin katmanlarında sonsuzluğun kaynağından pay aldığımızın ve onunla her zaman hayatı yenileyebileceğimizin gizlice farkında olmamış olsaydık, bu kısa zaman aralığının parmaklarımızın arasından kayıp gitmesini görmek belki de bizi çılgına çevirirdi.

Hiç kuşkusuz yukarıda sözünü ettiğimiz şeyler üzerine düşünmek bizi anın tadını çıkarmanın ve bunu hayatın amacı yapmanın en büyük bilgelik olduğu inancını benimsemeye götürebilir; çünkü gerçek olan sadece şimdide mevcuttur, geri kalan her şey düşünce oyunundan ibarettir. Fakat böyle bir amaca (hayat tarzına) aynı zamanda en büyük budalalık da denilebilir; çünkü kısa bir an sonra artık var olmayan ve tıpkı bir düş gibi tamamen kaybolmuş olan asla ciddi bir çabaya değmez.

***

Varoluşumuzu biteviye akıp giden, göz açıp kapayıncaya kadar kayboluveren şimdiden başka destekleyecek bir dayanak yoktur. Dolayısıyla esas itibariyle, her daim peşinde koşup durduğumuz dinginliği hiçbir zaman bulma ihtimaline sahip olmaksızın sürekli devinim biçimine bürünmesi gerekir hayatımızın: tıpkı bir tepeden aşağıya koşan adam gibi, eğer durmaya çalışırsa kaçınılmaz olarak düşecektir; ve ancak sürekli koşması halinde ayaklarının üzerinde durabilecektir. Yahut bir parmağın ucunda dengede duran çubuk ya da yörüngesinde hızla ilerlemezse güneşi tarafından yutulacak olan bir gezegen gibi. Devingenlik varoluşun temel ayırt edici özelliğidir.

Hangi türden olursa olsun atalet ya da istikrarın olmadığı, kalıcı olan herhangi bir şey ihtimalinin bulunmadığı, bilakis her şeyin dipsiz bir değişim ve devridaim girdabına bırakıldığı, herkesin pür telaş koşturup durduğu ve dengeyi (ipteki bir cambaz gibi) ancak sürekli ilerleme ve devinmeyle ayakta tuttuğu bunun gibi bir dünyada, mutluluğu tasavvur etmek bile imkansızdır. Platon'un dediği gibi mutluluk "sürekli oluşun ve asla var olmayışın" yegâne varoluş biçimi olduğu bir yerde barınamaz. Her şeyden evvel hiçbir insan mutlu değildir; bütün hayatı boyunca hayali bir mutluluk peşinde koşup durur, onu nadiren ele geçirir ve ele geçirse bile, geçirmesiyle birlikte bir yanılsamadan, bir düş kırıklığından başka bir şey kalmayacaktır geride; ve kural olarak sonunda bütün umutları suya düşecek ve limana bir enkaz halinde girecektir. O halde yalnızca her an değişip duran şimdiden ibaret olan ve şimdi sona eren bir hayatta mutluluk olmuş mutsuzluk olmuş hepsi birdir.

* Parega Und Paralipomena, Bd. II, Kap.XI: Nachtrage zur Lehre von der Nichtigkeit des Daseyns.
** (Yani: Zamanın doğasında ideal bir şeyin bulunduğu önsezisine sahip olmadan bu konuyu düşünemeyecektir.)

*Arthur SCHOPENHAUER - Hayatın Anlamı - Toplu Eserleri 3 (Say Yayınları) Sayfalar 63-66'dan Alıntılanmıştır.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Zonguldak İçin, Karadon İçin Ağıt Vakti: Gerçekler Acıdır - Zahit ATAM - Birgün
Taşeronluk Kanseri - E-Tırmık - Aydın ENGİN - T24
Tayyip "Kader" Deyip Durma, Maden Sözleşmesi'ni İmzala - Tolga KORKUT - Bianet
Alttakiler Altta Ölüdürülür... Ve Bu Kader Değildir! - Umur TALU - Habertürk
21. Yüzyılda Zonguldak Maden İşletmelerinde Çalışma Hayato: Bir Kesit-Tek Gerçek - Yrd. Doç. Dr. Berna GÜLER MÜFTÜOĞLU - Bağdagül TANİŞ - Sendika.org
Alnınız 'Ak' Olsun! - Nuray MERT - Radikal
Sokaklarda Hayalet Var! - Tufan TAŞTAN - Radikal 2
Her Yer Can Pazarı - Osman ELBEK - BiaMag
Toptan Ölür Madenciler - Ümit KIVANÇ - Taraf
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Mutsuz Çalışmak Kalbinize Zararlı Olabilir! - BiaMag
Baykal ve Chp - E. Fuat KEYMEN - Radikal 2
'Tarihsel' Chp ve Kıssadan Hisse - Melih PEKDEMİR - Birgün Pazar
Erdoğan'ın İşi Artık Daha Güç, Çünkü 'Halkçı Kemal' Sahnede! - Hasan CEMAL - Milliyet
Ajans # 16 - Yiğit A. - 13Melek
Kemal Kılıçdaroğlu'na Değini - Cüneyt UZUNLAR - Açık Koyu
7 Deadly Sins - Zoban - Trofolo
Yedi, Sekiz, Dokuz, Bom! - Dolphinished Monkey Business - Alter(ed)native
"Solgun ve Öksüren Nalsız Atlarıyla..." - E.A. ÇAĞLAR - Futuristika!
İskandinav Cazın Güçlü Kadın Vokalisti: Radka TONEFF - Cenk AKYOL - Cazkolik
Sigur Ros'gillerden Jonsi ve Alex Eminönü'ndeydi - Abdullah Tarık ÇAKIR - Keep Talking

Bop Official
Bop At Myspace
Bop - Remix Your Mind EP On Med School Music
Clubroot At Myspace
Clubroot Interview - Oli MARLOW - Sonic Router
Clubroot II - MMX Album Review - Dominic UMILE - Pop Matters
Scuba At Myspace
Scuba At Twitter
Scuba - Before (Directed By Sam GEER) On Hotflush UK Channel
Ramadanman At Myspace
Ramadanman At Resident Advisor
Ramadanman & Appleblim Live From London - Sin City, Plan B On RBMA Radio
Ikonika At Myspace
Ikonika Interview - Martin CLARK - Pitchfork
Ikonika On XLR8R Podcast # 136
LV & Quarta 330 / Dong - Hylo / Suzuran Informative On Boomkat
LV At Myspace
Quarta 330 At Myspace
Starkey On Planet µ
Starkey At Myspace
Starkey At Twitter
Simian Mobile Disco Official
Simian Mobile Disco At Myspace
Joker At Myspace

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Dark Smoke Over Bangkok - Chawee Busayarat
Chawee Busayarat' Flickr Page

>>>>>Poemé
Karanlık Sunu - Maurice MAETERLINCK

Şu kötü yapıtımı sunuyorum size
Ki ölülerin düşüncelerini andırır
Ve pişmanlıklarımın kır tanrısı üstüne
Ay ışığı fırtınayı yola çıkarır

Düşlerin yılanları mor
Keleplenmiş uykumun ortasına
Güneşte boğulmuş aslanlar
Ve kılıçlar isteklerimin başında

Uzak suların dibinde zambaklar
Ve açılmayan eller kapanıp da
Ve kırmızı saplı düşmanlıklar
Aşkın yeşil yas giysileri arasında

N'olur acıyınız söze, Tanrım!
Bırakınız kalsın donuk dualarım
Ve ay otların içine sızmada
Biçmek için geceyi ufuklarda.

Cemal SÜREYA'nın Çevirisiyle
Kaynakça: Şiir.gen.tr

Sunday, May 16, 2010

Deuss Ex Machina # 300 - In & Out & Back Again Till The End

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_300_--_In & Out & Back Again Till The End

10 Mayıs 2010 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Frøy Aagre-Neverending Journey (The ACT Company)
>2<-Josefine Cronholm-Fountain (The ACT Company)
>3<-Josefine Cronholm-Angel (The ACT Company)
>4<-Ara Dinkjian-Even If You Leave (Krikor Music)
>5<-Ara Dinkjian-The Invisible Lover (Krikor Music)
>6<-Tuluğ Tırpan-Diba-Take2 (Pozitif Müzik Yapım)
>7<-Tuluğ Tırpan-Bozlak (Feat. Sertab Erener) (Pozitif Müzik Yapım)
>8<-Espen Eriksen Trio-Not Even In Brazil (Rune Grammofon)
>9<-Espen Eriksen Trio-On The Jar (Rune Grammofon)
>10<-Mulatu Astatke-The Way To Nice (Strut)
>11<-Mulatu Astatke-Mulatu's Mood (Strut)
>12<-Karuan-Reflections Of A Poem

In & Out & Back Again Till The End (300) – Kadirşinaslık Eskilerimizden Kalma Bir Alışkanlık. Ne Etliye Ne Sütlüye Karışılmadan, Kimliklerin Taraflılıklarını Kestirmeden Çok Önce İnsanlığa Verdiğimiz, Adlettiğimiz Hakkaniyetlere, Haklara Karşı İleri Sürebildiğimiz Yegane Hamlemiz. Olurun Ne Olduğunun, Kolaycıl Yaklaşımların Nasıl Da Ortak Zeminlerde İnsanları Bütünleştirebildiğinin Beyanatı Olan O Hallerimiz Şimdi Nicedir. Nerelerde Hangi Taşların Altında, İzbe Köşelerde Bir Başlarına Terk Edilmiştir. Terk-i Diyar Eylenen Masumiyetimiz, İçimizden Geçenleri Rol Yapmadan, Çıkar Beklemeden Kimi Kimseyi Birbirlerine Düşürmeden Bir Yaşamın Olabileceğini Zihinlere Kazımıştır Oysa. İş Bu Gidişat Dahilinde Sözcüklerimize Sığınmanın Vakti Yaklaşıyor. Yaklaşan Tan Yerinde Yeniden Güneşin Doğuşuna Tanıklık Ettiğimiz Anlarda Bu Girift Halden Çıkışı Da Bulabiliriz Belki. Kim Bilebilir? Yanılgılarla, Düşmanlıklarla, Dedikodularla, Birbirimizi Alaşağı Etmek İçin Daha Berbatına Tenezzül Etmediğimiz Günlerde Olacaktır. Elbette Yeni Umutlar Yeni Tan Yerlerinde Filizlenecektir. Evet Bu Döngü Geçici Bir Karaşınlık Sağlamaktadır Ancak Unuttuklarımızı Yeniden Hatırlayabilmemiz İçin Başkaca Bir Yolumuz Maalesef Yoktur. [Bilmek İsterdim Ey Deruni Nasıl Bu Kişiselleştirilmiş Felaketleri Aşabildiniz Broşürü / Fizanlardan Yayıncılık / Kopi Peyst Sayfa 0.2]

>>>>>Bildirgeç
27.*

Bir tedirginlik, huzursuzluk doğacak içinde, onun ile yanyana, yüzyüze olunca - o denli yabancı düşmüş olacaksın ki yaşamın kendi, sahici anlamına, aykırılık duyacaksın ondan - ancak o zaman anlayacaksın, nasıl tam da senin kendi anlamın -ta kendin- olduğunu onun: o yıllar boyunca kendine ne denli aykırılaştığını --- ama o da hemen duyacak, duyumsayacak senin duyduğunu ; suskunlaşacak, kapanacak, uzaklaşacak...

Anlamayacaksın---
Çünkü işte, temiz değilsin ki...
Ne çok yalan barınıyor oranda-buranda --- ne çok sahtelik...
Ne çok sensizlik --- sende...
Ne çok sensizsin sen ---
Ne çok sensiz sen...
Şimdi işte --- olanak : sen ol sen.

***

Duyduğun garip tedirginliği, huzursuzluğu da çözümlemelisin; O senin en önemli şeyin (Herşeyin) --- işte : yaşamının anlamı olduğu halde (olduğunu en içinde duymana, bilmene, yaşamana rağmen), rahatsız, sanki iğne üstünde hissedeceksin kendini --- o da hemen hissedecek bunu, tabii ki : suskunlaşacak, hırçınlaşacak...

***

Bu duyguyu çok iyi kavramalısın : bu, senin tam da sahtelik noktanı sana bildiren duygudur --- kendin olamadığın yerlerde takındığın maskelerin bıyık altına eşlik eden duygu --- bu duyguyu onun ile yanyanayken, yüzyüzeyken de duymanın endişesi, işte, seni tedirgin eden --- çünkü bu duyguyu onun ile birlikteyken duyman, artık tam olarak sahteleşmiş olduğunun göstergesi olurdu --- artık, içi tamamiyle boş bir maske haline gelmiş olduğunu gösteren...

Bu duyguyu --- gerçekten ortaya çıktığı zaman da; çünkü, çıkacak --- kovmalısın, defetmelisin --- en sahte duygunun aslında bu; ve, şimdiye dek en çok alıştığın --- hatta, içinde rahat ettiğin, 'huzur', 'dinginlik'; işte , 'mutluluk' duyduğun... Senin bu en alışık olduğun duygun, kendine en aykırı olanıdır ---o'nun onu hemen hissetmesi de bundan : senin kendisine ---çünkü kendine--- nasıl aykırı olduğunu hissetmesi ---Bırak ---kov, defet--- bu tedirginliği artık --- tam kendin olabileceğin tam kendi, o, işte---
Ol----
*Oruç ARUOBA - Hani (Metis Yayınları - Felsefe) Sayfalar 51 ve 52'den Alıntılanmıştır.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Barış Yurttaşı - Ahmet TULGAR - Radikal 2
"Medya, Empati ve Barış Çalıştayı"nın Ardından - Cumhur KILIÇÇIOĞLU - BiaMag
Cinayeti Gördüm - Nermin YILDIRIM - Radikal 2
Hayat Ölü Ele Geçirilirken Ne Yapmıştın Usta! - Umur TALU - Habertürk
Kollektif Kötülük - Akın OLGUN - Birgün
Baykal'lı CHP, Baykal'sız CHP, Ne Değişir? - Hasan CEMAL - Milliyet
Gizli Kameranın Öğretileri! - Rıfat OKÇABOL - Sol.org.tr
Yanlarına Kalmasın Diye! - Yıldırım TÜRKER - Radikal
İyi Ki Devrimciymişiz... - Melih PEKDEMİR - Birgün
Behice Boran 100 Yaşında - Erinç YELDAN - Cumhuriyet - Sendika.org
"Bütün Bilmeniz Gereken Budur" - Ümit KIVANÇ - Taraf
Avrupa Çöküyor Mu? - Immanuel WALLERSTEIN - Binghamton.edu / Sendika.org
Partinin Ruhu - Slavoj ŽIŽEK - Birikim
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Dadaruhi Üzerinden Siyaset Yaprak - Liman MEHMETCİHAT - Bozuk Kaset
Kötülüğün Kutsandığı Topraklar Üstüne Bir Kıssa - Cevdet KILIÇ - Açık Koyu
Ehven-i Şer? - Seviyesiz İnsan - Seviyesiz Siyaset
Toplum 2.0? - İsmail Hakkı POLAT - TrScope.com
Yeni Başlayanlar İçin Pisi-Koloji - Kristensenn - Kristensenn
Nor Radyo Bi'Buçuk Yaşında - Nor Zartonk

Frøy Aagre Official
Frøy Aagre At Myspace
Frøy Aagre - Cycle Of Silence Album Review - John KELMAN - All About Jazz
Josefine Cronholm At The ACT Company
Josefine Cronholm At Myspace
Cronholm, Mazur & Jonsson - Like A Lover Video
Ara Dinkjian Official
Ara Dinkjian An Armenian In America On CD Baby
Ara Dinkjian An Armenian In America Informative On A Kind O' Music
Sabri Tuluğ Tırpan Official
Sabri Tuluğ Tırpan My Green Color Albüm Değerlendirmesi - Feridun ERTAŞKAN - Cazkolik
Sabri Tuluğ Tırpan Moskova Konseri - Youtube
Espen Eriksen At Myspace
Espen Eriksen Trio - You Had Me At Goodbye Informative On Rune Grammofon
Espen Eriksen Trio - You Had Me At Goodbye Album Review - John KELMAN - All About Jazz
Mulatu Astatke At Myspace
Mulatu Astatke At Strut
Mulatu Astatke Interview - David DACKS - Exclaim.ca
Karuan Official
Karuan At Myspace
Karuan On Vienna Scientists V Compilation

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Crow That Hesitates - Black_Eyes
Black Eyes' Flickr Page

>>>>>Poemé
Deli Şarkısı - Émile VERHAEREN

Gördüm, onları, gördüm,
Çatlak gözleri vardı
Kenevir sakalları
Geçtiler patikadan.

Çerden çöpten iki kol
Bir sırt kurumuş ottan.
Yaralı, delik-deşik, mafsalları ayrılmış
Savaştan çıkmış gibi
Geldiler uzaklardan.

Kulaklar üstünde yamrı-yumru bir şapka,
Bir de yeşil elbise kuzukulağı gibi;
İkiydi, üç oldular, gördüm on tanesinin
Dönüşünü ormandan.

Canımı alıverdi içlerinden birisi
Ve şimdi benim canım tıpkı bir çan gibidir
Onun cebinde çalan.

Derimi alıverdi derken başka bir adam
-Kimseye duyurmayın-
Farkı yoktur derimin
Pörsümüş bir davuldan.

Bu kaskatı toprağa
İplerle bağladılar beni ayaklarımdan;
Bana bakın, bana bakın
Kelimeyim artık ben.

Bir köylüdür bizleri çıplak toprağa çakan,
Çıktı geldi habersiz.
Onların hepsi ve ben, eski elbiseleriz
Alaya aldıkları küçücük çocukların,
İri kargalarla kuzgunları bekleyen.


Çeviren: Ahmet NECDET
Kaynakça: Şiir.gen.tr

Sunday, May 09, 2010

Deuss Ex Machina # 299 - Th'Souls Of Unnamed Shadows

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_299_--_ Th'Souls Of Unnamed Shadows

03 Mayıs 2010 Pazartesi gecesi "banttan" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Marc Sinan & Julia Hülsmann-Son Taksim (ECM Records)
>2<-Katuner Feat. Arto Tunçboyacıyan-Art Tone (Sharm Holding)
>3<-Katuner-To My Father (Sharm Holding)
>4<-John Zorn-The Book Of Shadows (Tzadik)
>5<-John Zorn-Journey Of The Magicians (Tzadik)
>6<-Balkan-Hodjas Rejse (Sonet)
>7<-Balkan-Turkish Delight (Sonet)
>8<-Mehmet Ozan-Istanbul Express (Kong Pære)
>9<-Mehmet Ozan-Yeni Yedi (Kong Pære)
>10<-Moğollar-Vahşi Çiçek (Yavuz Plak)
>11<-Moğollar-Çığrık (Yavuz Plak)
>12<-3 Hürel-Ağlarsa Anam Ağlar (Diskotür / Guerssen Records)
>13<-3 Hürel-Gönül Sabreyle Sabreyle (Diskotür / Guerssen Records)
>14<-Harout Pamboukjian-Khayripar (Parseghian Records)

Download Episode #299 İndir

Th'Souls Of Unnamed Shadows (299) – Akreple Yelkovanın Koşuşturmacasında Gözden Irak, Bellekten Uzak, Günden Ayrık Bir Terennüm Seslendirilir. Yoksunlaştırılmış Bünye, Arsızlaştırılmış Bellek, Kanıksatılmış Gerçeklikler Arasında Hiç Değilse Bir Kereliğine De Olsa Hatırlamayı Hâk Edenler Sonunda Günyüzü Bulur. Ayan Beyan Ortaya Çıkan Makus Kederin, İstemsiz Tepkimelerin, Adam Hadi Sendeciliğin, İstisnasız Dayatmacı Kural ve Kaidelerin Bozgunlarından Ağızları Hepten Yanmış Garipliğin Temsilciliğini Üstlenir. Bellek Unutmaz Bu Karışıklık Dolu, Nisyan Yüklü, Elem ve Kederle Taltif Edilmiş Halleri, O Kıt Kanaat Buluşmaları. Terennüm Dört Döner Bu Kubbede. Ardına Saklandığımız Yaşların, Biriktirmeye Doyamadığımız Timsah Gözyaşlarının Hakikatlerini Birer Birer Yeniden, Yılmadan Nakleder. İşitmesini Bilen İçin Koşturmacanın Uzağında Bir Ağıt Yükselir Ne Fevri, Ne Çok Naif. Kulak Ver Ki Unutulmayasın! [Belleksiz Kalmış Yolculuklar / Şehir Güncesinde Gümbürtüler, Çıtırtılar – Kurgusal Yalnızlık ve İronik Hareketlenmeler Kitabı Sayfa İkiYüzDoksanYedi)

>>>>>Bildirgeç
İnsan Hatırlar... – Mehmet ÇETİNTAŞ*

İnsan -tuhaftır- her ânı her an hatırlayabilir, güç unutur. “Hafıza-i beşer nisyân ile mâluldür” demişler ya, bu herhalde beşerin bönce nev’i için sarfedilmiş bir kelâm-ı kibir olsa gerek.

Geçende, bir geceyarısından sonra yine tetebbuat ile meşgulken, radyoda Safiye’nin –sadece Safiye diyorum, zirâ bizim evde Safiye Ayla’ya böyle hitap edilir, herkes de Safiye denildi mi kim kasetediliyor anlardı- bir mayası çalmaya başladı. Bilenler bilir, hani şu meşhur mayası, “Yakına gel yakına...” diye başlayan gerdâniye maya! Bir okuyor, bir okuyor ki aman Allah! Maya geldi, geldi sonunda Nevres Paşa’nın “Atım kaçtı, ben vuruldum, düştüm ardına yoruldum; kınamayın arkadaşlar, ben o dilbere vuruldum. Amman şimdi yaman şimdi, dağlar başı duman şimdi; güzel sevmek hoştur amma, ayrılması yamân şimdi...” güfteli dîvanına başladı...

Safiye henüz mayanın meyânına gelmeden makamın seyrinden dolayı bende şafak atmıştı. Seneler evvel bir kandil gecesi radyo önünde Süleyman Çelebi’nin mevlid-i şerîfini güzel bir gırtlaktan, büyük bir ihtimalle notaları adeta viyolonsel gibi basan Kâni Baba’dan dinlerken, -herhalde makam yine gerdâniyede karar kılmış olacak ki- yakında vefat eden babaannemle birbirimize kısa bir bakış fırlatıp beraber Nevres Paşa’nın bestesine girişmiş, hem kendimiz gülmüş hem etrafımızdakileri güldürmüştük...

İşin tuhafı o diğer her sıradan gün gibi farzettiğim günü, masada duran çay bardağından, bardağın yanında boylu boyunca yatan siyah 99’luk tespihe; saatin akşam dokuzu yirmi geçiyor olduğundan havanın soğukluğuna kadar hiçbir ayrıntısını unutmamış olduğumu ben; Safiye’nin tatlı nağmeleri refakatinde 1960’larda kaydedilmiş o bandı seyrederken anladım.

Anladım da ne mi oldu? Sanki onun öldüğü gün içimde tuttuğum bütün gözyaşımı akıttım, sabaha kadar ağladım...

*Cogito – Üç Aylık Düşünce Dergisi 50. Sayı – Bahar 2007 “Bellek: Öncesiz, Sonrasız” Başlıklı Sayısı, Sayfa:31’den (YKB Yayınları: 2510) Alıntılanmıştır.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Suskunluk Cürmü – Karin KARAKAŞLI – Kronik Muhalif – Radikal 2
Hrant’da Aramızdaydı – Zeynep TANBAY – Turnusol
Kaçıp Giden Uçurtman – Neşe YAŞIN – Birgün Pazar
Örneklerle Akıl Yitimi – Mesut ODMAN – Sol.org.tr
Komşunun Direnişi ve Biz... – Özgür MÜFTÜOĞLU – Evrensel
“Tembel Yunan İşçisi” Efsanesi – Marxistiki Foni – Gerçeğin Günlüğü
Coming To A City Near You? – The Economist
Yüzümüzdeki Bıçak Yarası: 6 Mayıs 1972 – Ertuğrul KÜRKÇÜ – Günlük Gazetesi – Bianet
Herkesin Bir Deniz Gezmiş’i Var – İçeriden Kumandan – Erkan GOLOĞLU – Radikal
‘Süleyman Hep Başbakan...’ – Birgün
Devlet, Dink Soruşturması'nı Müdahil Avukatlara Yıktı – Bianet
Komplo Komplo – Umur TALU – Habertürk
“Boyner Özel Sektöre de 4/C İstiyor” – Semra PELEK – Bianet
Taksim, 1 Mayıs 1977 ve Yüzleşme – Tanıl BORA – Birikim
Yaşasın Onurlu Direnişimiz“ İncidere Ailesinin Gözünden 1 Mayıs – Fatih PINAR – Anti-Copyright
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Türkiye Haritası – Kristensenn – Kristensenn
Güldürmeyin Lan! Ahahaha – Seviyesiz İnsan – Seviyesiz Siyaset
Lou Rhodes Özel – Okan AYDIN – Fasitdaire
The National [Eskiz] – Yiğit – 13Melek
Dan Berglund: Tonbruket – Sailor Waltz – Urufixx – Son Yudum


Marc Sinan Official
Julia Hülsmann Official
Marc Sinan & Julia Hülsmann – Fasıl Album Informative On ECM Records
Marc Sinan & Julia Hülsmann – Fasıl Album Review – Phil JOHNSON – The Independent
Katuner Facebook Page
Katuner: Yerevan’ın Yeni Cazcıları – Saro USTA – Agos – BGST Müzik
Katuner – For My Father Live At Stop Club Via Youtube
John Zorn / Tzadik Official
John Zorn Informative On Wikipedia
John Zorn – In Search Of The Miraculous Album Review - Joseph SANNICANDRO – The Silent Ballet
Balkan At Wikipedia
Balkan Informative At Prog Not Frog
Sonet Records Informative At Wikipedia
Mehmet Ozan: Elleriyle Konuşan Adam – Zeynep ENEZ – Bizim Anadolu
Mehmet Ozan & Istanbul Express - Istanbul Express (1979) Soundclip At Turkish Psychedelic Music Page On Facebook
Mehmet Ozan – Valse De Menton On Youtube
Moğollar Resmi Sitesi
Moğollar Sayfası Anatoliarock.com
Moğollar Sayfası Wikipedia
3 Hürel Resmi Sayfası
3 Hürel Sayfası Turkish Progressive Music
3 Hürel Page On Radiodiffusion Internasionaal Annexe
Harout Pamboukjian Official
Harout Pamboukjian At Myspace
Harout Pamboukjian Informative At Wikipedia

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
IMG_3372 – Alexander Gerasimov
Alexander Gerasimov’s Flickr Page

>>>>>Poemé
Söz! Dışarı Çıkma Saati – Sait MADEN

Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.

Söz! dışarı çıkma saati. İşte gong.
Uçtu güneş-karga. Ateşte
ve taşta gong. Tutuşmuş çizmelerini
sıyırdı bir gölge ve bulutlara
astı kılıcını. Bu saat
dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.

Söz! öfkeni giy bacağına. Al çividen
kırbacını. İşte hergünkü
biçimleri gizemli bir el
sildi göz önünden parıltısıyla. Artık
dışarı çıkma saati. İşte yollarda
aynı kalıba dökülmüş yüz ayak, aynı
ipe geçirilmiş yüz kol koşmada
günlük sofrasına zırvanın. Artık
dışarı çıkma saati. İşte yollarda
birbirini çiğneyip çığrışır sesler
çekirgeler gibi sıçrayıp... İşte
kızıl bir ipliğe gelişigüzel dizilmiş
gözler sallanıyor havada, amaçsız bir el
evden ev kor gezdirirken
ve yıkıntı ve çığlık ve kül... Alçalan kuyu
ve yükselen baca üstüne şimdi
kapanıyor büyük bir çene
ve çıplak ağacından günlük edimlerin, kimbilir,
kopup savruluyor kimlerin yüzü.

Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.

Söz! giyin üstünü. Koy cebine
çıplak çeliğini hıncının.
Çiğne eski biçimleri bir bir ökçenle.
Resmini duvardan al aşağı tanrının. İndir
çağdaş yalvaçları çivilerinden. At
başını bir yana, gövdesini bir yana
bütün edebiyatın. Saat
dışarı çıkma saati. Fırla öfkenle
ölü yüzlerinden yapılma serin çarşaflar
üzerinde geviş getiren kente.

Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.

Bir sarnıça sonsuz hunilerden akıyor akşam...
Akıyor akşam... Akıyor akşam ve alarm.
Kızıl dilleri dışarda lambalar koşuşuyor
alanlarda. Savuruyor ölü göğün kâğıtlarını
minareler. Ve rıhtımlara
ağır sandıklara boşaltıyor karanlığı
vinçler, ağır çatırtılarla... Alarm!...
Ve süzülüp indi çatılara son peygamberi
felâketin bir büyük karga.

Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.

Sunday, May 02, 2010

Deuss Ex Machina # 298 - Fragments On Speed, Slowless And Commemoration For Our Past

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_298_--_Fragments On Speed, Slowless And Commemoration For Our Past

26 Nisan 2010 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Kabus Kerim-Ney’im Var (Feat. Masut) (Ruffmix) (MP3 / Bağımsız Yayın)
>2<-Sadece Bu Yeterli Değil-Kıyma Makinesi (Türkçe) (Music For Non Musicians)
>3<-Sadece Bu Yeterli Değil-Plasenta (Music For Non-Musicians)
>4<-Shackleton-Something Has Got To Give (Perlon)
>5<-Shackleton-Let Go (Perlon)
>6<-Muslimgauze-Jar Of Salahuddin (Staalplaat)
>7<-Muslimgauze-Turn Onto Hezbollah Digital Radio (Staalplaat)
>8<-Fedayi Pacha-Baghdad Bahnhof (Hammerbass)
>9<-Fedayi Pacha-Space Bedouin (Hammerbass)
>10<-Omar Souleyman-Kaset Hanzal (Sublime Frequencies)
>11<-Mos Def-Supermagic (Downtown Music)
>12<-Selda Bağcan-İnce İnce (Türküola / Finders Keepers Records)
>13<-Selda Bağcan ve Kardaşlar-Nem Kaldı (Türküola / Finders Keepers Records)
>14<-Bandista-Birinci Rollama (Opzzz! Oppa Tzupa Zound Zystem)

Download Episode # 298 İndir

Fragments On Speed, Slowless And Commemoration For Our Past (298) – Kendinden Sakındığını Sandığın Kesitler, Belirsiz Bir Fragmanın Detaylarını Örseleyen, Unuttuğunu Varsaydığın Nice Değerlerini Yâd Ettiren, Unuttuğun Direnişi Tekrardan Tesis Ettiren Bir Aracılık Gösterir. Sonuna Kadar Gidememiş Olsak Da Fragmanın Canlandırdığı Her Bir Karede Şimdinin Tezatlıklarını, Hatalarını Görebilmek Mümkündür. Öyleyse Neden Yarın Başka Bir Dünya Olmasın! Neden Her Durumda Hezeyan Bekleyenlerin, Ellerini Avuçlarını Ovuşturanların Ütopya Onlar Dedikleri Gerçek Olmasın! Neden Ütopyalarımız Bu Kubbede Baki Kalacak En Sahici Hikayemize Dönüşmesin! (İçimizdeki Kıvılcımlar, Ümitler Pare Pare Fasikül 3. Sayfa 1)

>>>>>Bildirgeç
Kontrol Toplumları Üzerine Dipnotlar – Gilles DELEUZE *

Foucault “disiplin toplumları”nın on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda görüldüğünü ve yirminci yüzyılın başında en yüksek noktalarına ulaştığını söylemektedir. Bu toplumlar, sonu gelmeyen kuşatılmış alanların organizasyonunu öngörürler. Birey, hiçbir zaman, her birinin kendine özgü kuralları olan bir kapalı alandan bir diğer kapalı alana geçmekten kurtulamaz; ilk önce aile; daha sonra okul (“artık ailenizde değilsiniz”); sonra kışla (“artık okulda değilsiniz”); sonra fabrika; zaman zaman hastane; muhtemelen hapishane; kuşatılmış çevrenin egemen örneği.

Foucault, özellikle, fabrika örneğinde çok belirgin olan bir ideal kuşatılmıi alanlar projesinin parlak bir analizini yapmıştır: toplamak, alana dağıtmak, zamanında emretmek; alan-zaman boyutlarında bileşenlerinin gücünün toplamından daha büyük bir üretim gücü oluşturmak. Ancak Foucault bu modelin geçiciliğini de fark etmişti: hedef ve fonksiyonları oldukça farklı (üretimi organize etmektense vergi toplamak, yaşamı yönetmektense karar vermek) olan hükümdarlık toplumlarının devamıdır ve geçiş zaman içinde gerçekleşmiştir; Napoleon da bu bir toplumdan diğer topluma geniş çapta geçişi etkilemiş gözükmektedir. Buna karşılık, disiplinler de, zamanla yavaş yavaş kurumlaşan ve II. Dünya Savaşı sonunda yükselen yeni güçlerden avantaj sağlamak adına krize girmişlerdir: disiplin toplumları artık olmadığımız, gereide bıraktığımız bir olgudur.

Bütün kuşatılmış çevrelerle (hapishane, hastane, fabrika, eğitim, mesleki, aile) ilgili genel bir kriz içindeyiz. Aile “iç alan”dır. ve diğer tüm iç alanlar gibi eğitim, mesleki vb., kriz içindedir. Yönetimler sürekli olarak sözüm ona gerekli yeni iyileştirme programlarını işlerliğe koymaktadırlar: okulları iyileştirmek, endüstriyi iyileştirmek, hastaneleri, askeri güçleri, hapishaneleri. Ancak, herkes bu kurumların artık bittiğini bilmektedir, sona etme tarihleri ne kadar uzakta olursa olsun. Artık bütün mesele son ayinlerini yönetmek ve kapıyı çalan yeni güçler devralana kadar çalışanların işlerini devam ettirmektedir.

Disiplin toplumların yerini alacak olan bu yeni oluşumlar “kontrol toplumları”dır. Burroughs, Foucault’nun yakın geleceğimiz olarak tanımladığı bu yeni canavarın ismi için “Kontrol”u önermişti. Paul Virilio da, sürekli olarak, kapalı sistemlerin zaman dilimleri içinde işlev gören eski disiplinlerin yerini alan yüzer-gezer kontrolün aşırı hızla değişen formatlarının analizini yapmaktadır. Bu noktada, yeni sisteme girmek üzere düzenlenmiş olmalarına rağmen, olağanüstü farmasötik üretimlere, moleküler mühendisliğe, genetik uyarlamalara başvurmaya gerek yoktur. Hangisinin en sıkı rejim olduğunu sorgulmaya da gerek yoktur çünkü her biri içlerinde bir diğerine karşı koyan özgürleştirici ve esir alıcı güçler barındırmaktadır. Mesela, kuşatılmış çevre olan hastane krizinde semt klinikleri, düşkünler yurtları ve kreşler yeni özgürlüğü temsil ediyor olabilirler; öte yandan en acımasız hapishanelere eş değerde kontrol mekanizmalarının parçası da olabilirler. Korkmak ve umut etmek için bir sebep yok; yalnızca yeni silahlar bulmamız gerekiyor.

Bireyin içinden geçtiği çeşitli gözaltı alanları birbirinden bağımsız değişkenlerdir; her seferinde sıfırdan başlamak zorundayız ve her ne kadar varolan tüm bu alanların ortak bir dili olsa da, bu benzeşmedir. Öte yandan, çeşitli kontrol mekanizmaları ayrılmaz değişkenlerdir ve nümerik (ikili olması gerekmiyor) dile sahip, değişken geometrik bir sistem oluştururlar. Kuşatılmış alanlar kalıplardır, kesin dökümlerdir; öte yandan kontrol sistemleri modülasyondur; bir andan diğerine sürekli değişen, kendi kendini deforme eden kalıplar veya delikleri bir noktadan diğer noktaya değişen bir elek gibi.

Bu nokta maaşlar konusunda çok belirgindir: fabrika, en yükseği üretimde, en düşüğü maaşlarda olmak üzere iç güçlerini dengede tutan bir kurumdu. Kontrol toplumunda ise, fabrikanın yerini bir ruh, hava olan şirketler aldı. Fabrika zaten prim sistemi ile tanışmıştı ancak şirket her maaşın değişken koşullara göre ayarlanması yönünde bir sistemi oturtmaya çalışmaktadır. Bu, yarışmalarla, kendini ispat gerektiren konularla ve son derece komik grup seansları ile sağlanan kesintiyle uğramaksızın yayılan durumlardır. Dünyanın en aptal televizyon programları bu kadar başarılı ise, şirket durumlarını büyük bir doğrulukla yansıttıkları içindir.

Fabrika bireyleri patronun çifte avanatajına olacak şekilde tek vücut olarak oluşturmuşlardır; patron da hem kitle içindeki her bir elemanı, hem de kitle direnişini harekete geçiren sendikaları gözlem altında tutmaktadır. Öte yandan şirket en küstah düşmanlığı, rekabetin sağlıklı bir formu, bireyleri birbirine karşıt hale getiren, her birinin içine işleyen ve her birini içten bölen harika bir motivasyon gücü olarak sunmaktadır. Değişken “liyakat karşılığı maaş” sistemi ulusal eğitim de kanına girmekte gecikmedi. Nasıl ki şirket, fabrikanın yerini aldıysa; “yaşam boyu eğitim” de okulun yerini almıştır ki bu da, okulu şirketleştirmenin en kesin yoludur.

Disiplin toplumlarında, birey her zaman sıfırdan (okuldan kışlaya, kışladan fabrikaya) başlamak durumundaydı; öte yandan kontrol toplumlarında birey hiçbir şey ile bağlarını kopartamaz; şirket, eğitim sistemi, askeri güçler; hepsi birbirinin içinde varolan yayılarak durumlardır; tek ve aynı modülasyonun parçalarıdır, evrensel bir deformasyon sistemi gibi. “Dava” romanında Kafka, kendisini iki ayrı sosyal sistemin eksenine oturtarak en korkutucu sistemi anlatmaya çalışmıştı. Disiplin toplumlarının görünür aklanması (iki hapis dönemi arasında) ve kontrol toplumlarının limitsiz ertelenmeleri (sürekli değişim içinde) adli sistemin iki çok değişik görüntüsüdür ve adli sistemimiz duraksama ve ertelemeler içindeyse, kendisi de kriz içinde olduğundan, bizim bir sistemi bırakıp, diğerine girmek üzere olduğumuzdandır.

Disiplin toplumları iki kutupludur; bireyi tanımlayan “imza” ve kitle içindeki pozisyonunu gösteren numaralama sistemi veya numara. Bu durum, disiplin toplumlarının ikisi arasında bir çelişki görmemiş olmasından ileri gelmektedir. Ayrıca güç hem bireyselleştirir, hem de kitleselleştirir; yani üzerinde güç kullandığı bireyleri kitle oluşturmaya zorlarken, o kitlenin içindeki bireyselliği de şekillendirir. (Foucault bu çifte saldırının başlangıcını papazların pastoral gücünde görmüştür, sürü ve sürünün her bir hayvanı. Ancak sivil güç, dönüşümlü olarak hareket eder, başka bir deyişle kendini “papaz” yerine koyar.

Buna karşın kontrol toplumlarında önemli olan imza veya numara değildir; önemli olan artık “kod”dur: disiplin toplumları parolalarla regüle edilirken (entegrasyonda olduğu kadar direnişte de), kontrol toplumlarında kod bir şifredir. Kontrolün nümerik dili bilgiye ulaşıma izin veren veya reddeden kodlardan oluşur. Biz artık kitleler veya bireylerle uğraşmak durumunda değiliz. Bireyler bölünebilir hale gelmiş, kitleler ise örneklere, veriye, pazarlara ve bankalara dönüşmüştür. Belki de bu iki toplum arasındaki farklılıkları en iyi tarif eden para kavramıdır; disiplin toplumları her zaman için altını nümerik standart olarak sabitleyen basılı parayı referans alırken kontrol toplumları bir takım standart kurlarla ayarlanan yüzer dolar kurları ile kendilerini ilişkilendirmektedirler.

Eski finansal köstebek, kuşatılmış alanların hayvanı iken kontrol toplumlarının hayvanı yılandır. Yaşadığımız sistem içinde bir hayvandan diğerine, köstebekten ytılana geçerken aynı şeyi yaşam tarzımızda ve diğerleri ile olan ilişkilerimizde de yaşıyoruz. Disiplin toplumunun insanı, enerjinin kesintili üreticisiyken kontrol adamı dalga halindedir, sürekli yörünge ve network içindedir. Eski sporlar’ın yerini artık her yerde ‘surf’ almış durumda.

Bu teknolojik evrim kesinlikle, çok daha derin ve etkileyici bir biçimde, kapitalizmin dönüşüme uğramış şeklidir. Bu hali hazırda çok iyi bilinen veya en azından tanıdık olan dönüşüm şu şekilde özetlenebilir: on dokuzuncu yüzyıl kapitalizmi üretim ve mülkiyet açılarında toplama kapitalizmidir. Dolayısıyla, kapitalist üretim güçlerinin ve aşamalı bir şekilde, benzer yoldan diğer alanların da (işçinin evi, okul) sahibi olarak, kuşatılmış alanlar olan fabrikalar kurar. Pazarlar ise zaman zaman uzmanlaşma, zaman zaman kolonileşme, bazen de üretim maliyetleri düşürülerek fethedilir.

Günümüzde ise, kapitalizm artık üretim ile ilgili değildir; tekstil, metalürji, ve petrol gibi kompleks üretimler bile üçüncü dünya ülkelerine havale edilmiştir. Günümüz kapitalist sistemi artık yüksek düzen üretimlerin kapitalizmidir. Artık ham madde almamakta ve bitmiş mamul satılmamaktadır: bitmiş mamul veya birleştirilmiş parçaları satın almaktadır. Satmak istediği şey servisler, almak istediği ise hisse senetleridir. Üretimin değil, mamülün kapitalizmidir; başka bir deyişle, satılan veya pazarlanan için vardır. Esas olarak dağıtıcıdır ve fabrika yerini şirkete bırakmıştır.

Aile, okul, askeriye, fabrika artık mal sahibinde birleşen, benzer bağımsız alanlar devlet veya özel –değildir; sahip oldukları şey sadece hisse senedi olan tek şirketin deforme edilebilen ve iletilebilen kodlu figürleridir. Sanat bile bankaların açık devrelerine girebilmek için kuşatılmış alanları terk etmiştir. Günümüzde pazarın zaptedilmesi ise artık disiplin eğitimlerindense kontrolü ele geçirmekle, maliyetleri düşürmektense döviz kurlarını sabitlemekle, üretimde ihtisaslaşmaktansa mamülü dönüştürmekle gerçekleşiyor. Dolayısıyla, yozlaşma yeni bir güç elde ediyor.

Pazarlama, şirketlerin ruhu haline geldi. Şirketlerin ruhu olduğu öğretildi bize ki bu, dünyadaki en ürkütücü haberdi. Artık pazarların yönetimi, hem sosyal kontrol enstrümanı haline geldi, hem de yeni sahiplerimizin arsız soylarını şekillendiriyor.

Kontrol mekanizması görüşü, açık bir çevrede her hangi bir elemanın yerinin bulunması (barınaktaki hayvan veya şirketteki insan olsun, elektrikli tasma takmışcasına) bilim kurgu kavramı olmak zorunda değil artık. Artık yeni bir toplumsal dönemin başındayız ve terk etmeye yüz tuttuğumuz disiplin toplumlarındaki bir çok şey yerini kontrol toplumlarının elemanlarına bırakıyor. Hapishane sisteminde, en azından ufak çaplı suçlar için ikame cezalar bulmaya çalışıyoruz ve hükümlüyü günün belli saatlerinde yakasındaki elektronik tasması ile evde bulunmaya zorluyoruz. Okul sistemi için: sürekli kontrol formları uyguluyor ve yaşam boyu eğitimin, tüm üniversite araştırmalarını terk edilerek şirketleşme kavramının okulların her kademesinde uygulamaya konuluyor.

Hastane sistemi için “doktorsuz ve hastasız” sloganı ile potansiyel hastaları ve risk grubunda olanları ayıran yeni ilaç bireyin varlığına tanıklık etmektense kontrol edilecek olan bireyi veya nümerik bedeni yedekliyor. Bunlar çok ufak örnekler ancak kurumların krizlerini gelişerek yaygın bir şekilde uygulanmaya konulan yeni egemen sistemi daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

En önemli sorulardan biri de bu sistem içinde sendikaların yetersizliği, uygunsuzluğu ile ilgili olacak: disiplinlere karşı veya kuşatılmış alanlar içinde verdikleri bütün mücadelelerinin geçmişine bağlı kalarak kendilerini yeni koşullara adapte mi edecekler yoksa kontrol toplumlarına karşı oluşan yeni direnişe şekillerine yol mu verecekler mi? Birçok genç insan garip bir şekilde “motive olduklarından” gurur duyuyorlar ve sürekli olarak stajyerlik ile yaşam boyu eğitim talep ediyorlar. Kendilerinden önceki kuşakların, çeşitli güçlüklerle, disiplinlerin nihai noktasını keşfettikleri gibi, onların da neye hizmet ettirildiklerini bulmaları onlara kalmış. Yılanın kıvrımları köstebek yuvasının deliklerinden çok daha karmaşık.

L’Autre Journal Dergisinin Mayıs’90 tarihli 1. Sayısında yayınlanmış olan "Post-scriptum sur les sociétés de contrôle" makalesinin Figen KAYRALCI tarafından Trendsetter Dergisi Akıl Fikir bölümünde yayınlanmış olan çevrisinden aktarılmıştır. İlgili kurum ve çevirmenin hoşgörülerine sığınarak...

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
1 Mayıs’ın Kökenleri Nelerdir? – Rosa LUXEMBURG – Marxists.org / Sendika.org
“İşçi Kalkarsa...” Bugün 1 Mayıs – Ahmet TONAK – Birgün
Yasaklı Meydan Açılırken – Derviş Aydın AKKOÇ – Birikim
Bunca Yıl Korkan ve Korkutanlar Utandı Mı? – İsmet BERKAN – Radikal
Daha Umutlu 1 Mayıslara – Nabi YAĞCI – Taraf
Taksim: Emeğin Bayram Yeri – Yaşar SEYMEN – Birgün
Chicago Anarşistlerinden Artık Taksim’deye – Süreyyya EVREN – Birgün
1 Mayıs Alanından Sesler: Hakkımızı Almak İçin Buradayız – Semra PELEK – Burçin BELGE – Bianet
Asıl Sen Niye Geldin Buraya? – Sendika.org
1 Mayıs 2010 – Anarşist ve Anti-Otoriterler – Karaumut – Internationala.org
Taksim’de Devrimci, Kitlesel 1 Mayıs – Alınteri.org
Taksim'siz 1 Mayıs, 'Çarşı'sız Bayram Olmaz – CNN Türk
Taksim’de 1 Mayıs – Seviyesiz İnsan – Seviyesiz Siyaset
1 Mayıs Alegorisi – Cüneyt UZUNLAR – Açık Koyu
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Dink Cinayeti Basın Açıklaması – Gündüz VASSAF – Radikal
Bianet 10 Yaşında – Tüm Girişler – Bianet.org
Kedi - Kaçakkova - Mutlak Töz


Kabus Kerim Myspace Sayfası
Kabus Kerim Soundcloud Sayfası
Kabus Kerim Twitter Sayfası
Kabus Kerim’den Taze Miksim Var! – Sezyum.com
Music For Non-Musicians Official Page
Music For-Non Musicians Myspace Sayfası
Music For-Non Musicians Röportajı – Eylül AKINCI – Gönenç GÖÇMENGİL – Reset!
GSMH: Music For Non Musicians – Yiğit – 13Melek
Sirayet Myspace Sayfası
Armonycoma Myspace Sayfası
Ağaçkakan Myspace Sayfası
Shackleton On Skull Disco
Shackleton At Resident Advisor
Shackleton - Three Eps Review – Jordan ROTHLEIN – Little White Earbuds
Muslimgauze The Authorized Site
Muslimgauze Fansite Arabbox
Muslimgauze At Myspace
Muslimgauze Mort Aux Vaches Live At VPRO On Youtube
Muslimgauze: Elektronik Müziğin İslami Yüzü – Sühan GÜRER – Proodos
Fedayi Pacha Official
Fedayi Pacha At Myspace
Fedayi Pacha Değerlendirmesi / Deuss Ex Machina
Omar Souleyman On Sublime Frequencies
Omar Souleyman Myspace Tribute Page
You Must Hear This: Omar Souleyman – Björk – NPR Music
Mos Def At Myspace
Mos Def At Downtown Music
Mos Def - Supermagic Video On Youtube
Selda Bağcan Resmi Sitesi
Selda Bağcan At Turkish Progressive Music
Selda Bağcan At Finders Keepers Records
Bandista Resmi Sayfası
Bandista Myspace Sayfası
Bandista – Yan Babilon (Çadır Sahnesi)

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Protection – SalaBoli
SalaBoli / David Martín’ Flickr Page

>>>>>Poemé
İstanbul – Vedat TÜRKALİ

"Sis" şairine ithaf edilmiştir.

Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul

Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok

Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
İpek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir

Haktan bahseden namuslu insanları
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
Karanlık mahzenlerinde şehrin
Cellatlara gün doğdu
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
Bir kalem yazın vardır
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
Söylenmez

Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı

Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın

Kaynakça: Siir.gen.tr