Sunday, June 30, 2013

Deuss Ex Machina # 455 - threshold apprehension

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_455_--_threshold apprehension

24 Haziran 2013 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>sesli meram muhteviyatı<<<<<
1. Panabrite - Opaque (VCO Recordings)
2. Panabrite - Zenith (VCO Recordings)
3. Tricky - If Only I Knew (Feat. Fifi Rong) (Studio !K7)
4. Tricky - We Don't Die (Feat. Francesca Belmont) (Studio !K7)
5. Vatican Shadow - Snipers As A Breed Tend To Be Superstitious (Hospital Productions)
6. Vatican Shadow - Encryption Nets (Hospital Productions)
7. Aramaki - Reversed Intellect (Mixgalaxy Records)
8. Aramaki - Object (Mixgalaxy Records)
9. Aoki Takamasa - Rhythm Variation 04 (Raster-Noton)
10. Aoki Takamasa - Rhythm Variation 02 (Raster-Noton)

threshold apprehension
(455)
hangi yarıda konulmuş cümlenin, o üç noktanın ardında biriktirilenlerin söylenmek istenenlerden ve iz bırakanlardan, delip geçenlerden sonra yola koyulmak için yeniden çabalanmadık ki? hangi cümlenin her ne, her nasıl ve her hangi koşullar dahilinde not edildiğini artık bildiğimizden kimin neyi önemsediğini, kimin neyde kendine-herkese yandığını gördükten sonra, buna erebildikten sonra yola koyulmadık ki. her eksik cümlenin, her eksik intibanın arkasında şunu da söylemeli diye çabalanmadık didinmedik ki. ne ettiysek ne eyleyebildiysek işte bu üç noktanın devamlılığında sirayet edeceklere dertlendiğimizdendir. oldu bitti, o kahrı çekmekle mükellef bellenişimizedir sözümüz. seslenişlerimiz.

yarıda kalmış cümlelerin, eksik gedik, ya da düşük vecizlerin bahsi hep açılmayanlar olarak biriktirilenlere dair bir tepkime olduğunu aleniliğini duyumsatmaktır çabamız. yolun bir yerinde, yazının tam da başında en sonunda söyleyeceğimizi yinelemeliyiz bir kere daha: -düşündükçe varım diyebiliriz. düşünüp, taşındıkça hatayı nasıl yapa yapa doğruya en iyiye ulaştırma niyetine varıyorsak yarım cümlelerimizle de bu tahayyülü pratiğe dökebilmek hala en büyük meşgalemiz. en büyük didişimiz. sabıklığın, akla zarar tespitlerin, ortalığı gerip yay gibi bırakanların dile sese ve söze tahammülsüzlüklerinin utanç vesikalarında yarıda kalmış olan her ne varsa asıl şimdi idrak edilesidir.

asıl şimdi bir avaz anlamlandırılasıdır. öyle yahut böyledir diye bir kestirip atmanın gereksizliği ile herkesin kendi sözünü pekala savunabildiğini gördüğümüz günlerden geçiyoruz. yaşıyoruz. tanığız. haddizatında duyumsatılmaya çalışılanların birr büyük oyun parodisi diye mizansenleştirilmeye çabalananların biraz değil basbayağı henüz mesajın, halktan aracısız duyurulan mesajın, seslenişin halen anlaşılmadığını gösteren günlerden geçiyoruz. bir yandan ileri demokrasi'nin böylesi de varmış, bu da kısmetmiş dediğimiz basit sözlerle ifade edeceksek eğer nato kafa nato mermerliğinin yekpareliği önümüze serilmektedir. önümüzde dikilmektedir. doluya, boşa her dem aynı tepkimeleri üretmekten imtina etmeyen devlet aklının ne hallerde olduğunu ifşaa eden örneklemleri ufak bir kaç tıklamayla beraber ağ üzerinde görebilmenin mümkündür. buraları da kirletmeyelim şimdilik.

her yer kendi sözünün, anlamını ve bağlamını yaşam ile ilitisini sorgulanabilirliğini, bunca yıldır soru dahi sorulmaksızın eylenenlerin, düşüncesiz geçirtilen günlerin, yarışamaların boşluk doldurtan dolgu dizilerin vesairenin ötesinde bir hayatın varlığını anlatmanın peşinde. epey yanlış anlamlandırmaların, epey hakir görülmelerin, epey değil basbayağı yok saymaların meydanında, halka ait er meydanları, söz sahanlıkları oluşturulmakta. bugün ve şimdi!. elimizden kayıp giden zaman diye bilinenin gerçekliğinde şimdi neler oluyor sorgusu öne çıkmaktadır. bugün ve şimdi!. yarım kalmış cümlelerimizin devamlılığını getirecek olan şeyin umulmadık bir aralıkta, ummadık bir yerde karşılaştıklarımız ile beraber şekillendirilip nihayete erdirilebilecek bir düzenek olduğunu öğreniyoruz bugün ve şimdi!.

her yanımız şüphe, dört yanımız mihrak, onun adamı, bunun piyonu olmadığımızı aklımızın ciddi ciddi çalıştığının en berrak örneklerini sergileyen, sunumlandıran ve seslendiren çağrılar biribirini takip ededururken, evet bu kadar yalın bir biçimde böyleyken nereye gidiyoruz sorusu yavaş yavaş kendini fark ettirmektedir. bir ya da tektip bir düşünce retoriğinden azade, sözcüklerin çeşitliliğinde yeni rotalar keşfedilmektedir. bugün dünden daha fazla sözümüz varsa bu sokakta, isyanı dillendirenler el verenler sayesindedir bunları daha unutmadık, unutturmayacağız. doğrudan demokrasi'nin her neye tekabül ettiğini yavaştan ama emin adımlarla öğreniyoruz, öğrenerek ilerliyoruz ki yarıda kalan cümlelerimizin sonu daha bir anlamlı olabilsin artık anlamlarını tamamlayabilsin, eksik kalmasın.

bir yanımızda, bir yöremizde bir şeyler oldu bittilere denk getirilirken tam da o oldu bitti denilen kısımların önü alınabilsin. yapmaya çalışmak elbette zor ama kısa bir döküman, bir kaç okuma bile bütün bu kelime cümbüşü içerisinde her nerede olursak olalım, her nasıl bir bakışa sahip bulunursak bulunalım kelamı ortaklaştırmanın elzemliliğini bir kere daha kanıtlamaktadır.bir yerinden başlanacaksa bu ülkenin kaderi olarak belletilen kederin ağından kurtulacaksak bu biraz daha fazla çablanmayı gerektirmektedir. yıllar yılıdır süregiden bir hengamenin orta yerinde, ortalıklarda zaptını, gaspını mütemadiyen meşrulaştırırken asgari müştereklerin ne kadar hayata dair olduğu seslendirilesidir.

kaybedecek neyimiz kalmıştır ki, gün aşırı tehditin, hakaretin, alavere dalavere kumpaslarla sıklık denkliği için çabalanılan atfedişlerin giderek kasıtlı bir biçimde hedefe dönüştürmelerin olağan kılındığı bir zamanda neyimiz kalmıştır ki sözümüzden gayrı. hayatı zapturapt altına alıp gerektiğinde hayatı karanlığa teslimini bunca aralıksız sürdüren bir iktidar / devlet mekanizmasına karşın ne yapmalı sorusunun ortasındayız. iki adım ileri bir avaz koşu. iki nefeslik ara bir tam gün maraton. şimdi ve buradayız!. güvencesizliğimize salt sandık dönemlerinde o da kerhen akıllara düşen tebaalardan olmadığımızı öğreneduruyoruz.

iradenin her ne demek olmadığını sürekli hatırlatan onunla bunu buldum, şununla da beriki bir aradaymış kriterlerinde böyle bir benzetme, birleştirelim şunları da daha sivri olsunlar milletin nazarında wtf!, artık ayrışsınlar gayretkeşliğinde maskaralığın daniskasını yazanların karacalar,yiğitler,gökçekler, bağışlar olmadığının sadece onlardan mülhem bir nifak tohumu ekerlerden ibaret olmadığını ikrar ediyoruz. bunu da farkına gün geçtikçe daha fazlaca varıyoruz. tektipleştirilmiş, neye sarsam da bugünü kurtarsam bahsinden az ötede halkın kendi dinamiklerinde, kendi önceliklerinde neleri birleştirmeye, hangi konularda ses çıkartmaya çalıştığına az biraz kulak kabartılsa eminiz şanına toz kondurulmayan ustanın demokrasi'sinin bu ilerisi herhangi bir takıya sahip olmaksızın daha işlevsel bir durumu tanımlandırabilirdi. bir şeye varabilirdi.

anti-demokratik teammülleri bunca kıyameti kendilerine sisteme bir korunaklılık zırhı halinde sahip çıkanlara karşı ertuğrul kürkçü'nün gerzeksiniz alayınız sözünü de sakınmadan iliştirmeliyiz bu aralığa. şu kısacık cümleler dağarcığına!. görmekten imtina etmelerin iktidar, erk ve muktedirin sözcükleriyle onun deneyimletmekten ziyade dayatmaları üzerinden dönüştürülen bir günün ortasında böylesi bir yerde işte bu ülkede konuşulanlar her vakitte eksik kalanı tamamlayabilmek için bir dağarcığı simgeleştirmektedir. duymamıştık ve bilmemiştik ama şimdi hem işitiyoruz hem sesleniyoruz. her gün yeniden tamim ediyoruz. zihin fukaralığına karşın yeni sözcükler ile donanıyoruz.

kardeşliğin, kadirşinaslığın bir zümrenin şarkısında seslendirilenlerden öyle bir basitlikten ibaret olmadığını dahası nice farklı renkle, rengahenk bir arada yeni çabalanımların ortaya döküldüğünü yaşayarak tecrübe ediyoruz. istediklerinin tam da beklentiledikleri ayrışmak yerine, biji biratiya gelan'ın da, gettse joghovurtnerun yeghpayrutyun'unun da aynı yerde arka arkaya yaşasın halkların kardeşliği şiarıyla buluşmasında belliyoruz. konuştukça, yazabildikçe, sokakta tanıştıkça meramımızın aslından en orjinal hallerinden yeni dersler çıkartıyoruz. gezi parkı direnişi bir ihtimal bir şeylere ket vurduysa o da vurdumduymazlık, ucu nasıl olsa bana dokunmuyor kolaylamasının artık toptan lağvedilmesi olduğunun enikonu altı çizilesidir. bir kere daha duyumsatılasıdır.

büyüme ve gelişmenin, muasırlık seviyesi diye bir avaz yutturulanların hiç de kolay lokmalar değil basbayağı acı reçeteler, bir dolu ahlardan mürekkep olan bir zamane tahribatçılığı, rantsal bölüşümü, insani kıyımı ve doğa katliamı toplamından mürekkep olduğunun aynasında, refakatinde artık ucu batmayan bir şey kalmamıştır. her yanımız, dört tarafımız otoritesinin gereğini yerine getiren erkçe daha fazla terörize edilirken artık geçersiz bir türetmedir! budur. dile eklenen, tereddütsüz yinelenen, neredeyse boşluk bırakmaksızın zikredilen, hedef haline dönüştürmekten zerre- miskal kaçınılmayan, hala güdülecek sürü tasvirinden hemen hiç uzaklaşılmayan mesaj alındı buyurulurken yeni fermanların altına imzaların atıldığı meşruiyetin ayaklar altına alındığı, tahrifine çabalanıldığı günlerin arasındayız.

sözümona modernizm kılıfına sığınılarak her durumda ortalığı germekle, her yeri rantsal bölüşüme koşulsuz teslim ederek, bir de bütün bunları ifşaa eden ironi dolu göndermeleri inatla anlamazlıktan gelerek, bile isteye bunu pas geçerek, vandallığı kimselere terk etmeden,  zulmün yaverliğinde hepsini, hepsini en iyi ben yaparım diye buyuranın gözetiminde sınavlardan geçiyoruz. büyük gözaltı!. delik ve deşik kent imgesinde soluk alınacak yer bırakmamak adına her günü baskılayan, bir / tek vesayetçiliğinin attığı hamlelerin tanığıyız. sokakta, bir kez olsun sokağa çıkma teşebbüsünün nasıl alarm zillerini tüm etmenleri ile beraber devreye sokulduğunu, bayatlayan vurgulamaların bütünlüklü resimde ortaya çıkartmış olduğu vesikanın halen neyi gösterdiğinden bi'haber kalındığını deneyimliyoruz hep birlikte. birarada.

halkın söz dağarcığına eklenen şeylerin direnme hallerinin aslen neyi amaçladığından tereddütsüz kaçıldığını ikrar ediyoruz bir kez daha, son kez değil. yalanların aleniyetle sahiplenilmesine, koltuk çıkılmasına her defasında sözü dönüp dolaştırıp, kalkıştığınız işler bir bumerang gibi sizi de vuracaktır aba altından sopa sallanmasına illallah diyoruz. görüyoruz ve gördüğümüzün yıllar yılıdır kendini saklı tutmaktan vazgeçmiş olan faşist devlet tahayyülünün bizahati kendisi olduğunu idrak edip, ikrar ediyoruz. konuşmanın, hasbelkader birbiriyle buluşan kelamı bile müdanasız nasıl da devlet aklınca ötekileştirmeye zemin için yoklandığını bundan bir beklenti içerisine girildiğini fark ediyoruz.

yok lobici, yok çapulcu, yok provokatör, yok ali sami. durmadan aynı seslenişler bir bozuk plak formundayken plağın kendiliğinden isyan edip dönüşmesine rağmen buna bile kulakların tıkandığı, yabanıl kalınmasının utanç vesikalarına tanıklık ediyoruz. söz duyulmuyor, niyet anlaşılmıyor. komiklik olsun diye ortaya salınan, içine dışına serpiştirilen mizansen kolajlarından ibaret videoların hemen pek çoğunda bu kötürümlük devam ediyor. dert bir değil kabulümüzdür. dert çok katmanlı, çok yüzeylidir eyvallah. şu bir aylık dönemde görmeye nail olduklarımız, yaşamlarımıza reva görülenler, kastedişler, hileler, hurdalar ve daha neler neler bütün bu meramın derdini pekiştirecektir. dosdoğru sonuca ulaştıracaktır.

meşruiyet dediğimiz haklarımız ayaklar altına alınmakta, atılan hamleler diye ortalığı terörize etmekten gayrısına eli gitmeyen bir muktedir / iktidar gözetiminde bundan sonrası ne olacaktır? esas sorgulanası kısım buralardadır. düşünselliğin yanyana birlikte şekillendirildiği bir zamanda sus pus kesilmenin hemen hiçbir şeye fayda sağlamayacağı muhakkaktır. bu kadar nettir, berraktır. günler günleri kovalarken gezi parkı direnişinden çıkan önemli, altı çizilesi sonuçlardan biridir. sesini çıkartabilmek susma, susma çünkü konuşabildiğin, derdini anlatabildiğin kadarıyla bu hayatta varım deme şansın söz konusu. susma çünkü iki ağacın (muktedirin aklınca hakir görüp, izole etmeye çalıştığı) peşinde koşmak bir istanbul'dan, bir dersim'e, bir amed'e, bir izmir'e, bir ankara'ya her yerde, her yerde doğanın tahrifatına dur demek için son şansımızdır.

susma çünkü türk, kürt, ermeni, laz, çerkez azeri sayıldı mı sonsuza kadar sürecek en geniş kapsamlı muhalefet icra olunurken yapma! bunu şimdi yapma!. susma çünkü tehdit ve hakaret, şiddet ve kibir erkin dilinden bir an olsun eksik konulmazken, buna tenzzül bile edilmezken bu davanın tükenmeyeceğini ikrar et. haykır bu daha başlangıç mücadeleye devam. susma çünkü vehametin üzerini alelacele örtebilmek için enikonu susun, suskunlaşın diye ortalara salınan kara propaganda yayın vesairenin hala hepimizin dertlerinin değil anlamlandırılması, daha ucundan kıyısından bile geçilmediğini meydana çıkartırken yapma!. susma, katledenler ve buna göz yumanlar maaş artışı, ikramiye, terfi şu veya bu ile taltif edilirken, pışpışlanırken, devlet aklı halkın aklını alaşağı edip kafa yapmayı sürdürmesi, en önemlisi de can sıkmaya devam ederken unutmamak, unutturmamak için fazlası değil sadece susma!.

susma geziye dair türetilen tüm senaryoların uydur kaydırların, komplo teorilerinin ne kadar uç olduğunu esas kimin provokatör olduğunun artık ayan beyan meydanda olduğunun ikrarı için, dün gezi'de destan yazanlar diye atfedilenlerin, öyle belletilenlerin bugün lice'de kalekol yapımını protesto edenlere, daha saatler önce amed'de barış diyenlere reva gördüklerinin her neye tekabül ettiğini, gözünü kan bürüyenlerin en büyük kötülüğü yaptıklarını unutturmamak için yinele, sözü çoğalt ve susma!. şimdi bu zamanda gayrısı yok. beş kişiyi öldürüp, 8000 civarı insan yaralayıp, sayısı belirsiz hayvan'ın, canlı'nın her türlü hakkını gasp eden, zor kullananların yaptıklarının bir zulüm olduğunu paylaş. her gördüğümüz sahnede bunu bu hakir görülmeyi sabitleyen vesikaların toplamına ulaşırken bunu yapma.

dünde kaldığını varsaydığımız hiçbir şey düne ait değil. hala aynı sözcüklerle, hala aynı tahakküm kurma idmanları. hala birbirinden hiç ayrıştırılmayacak "ben" bilirimcilik üzerinden yine yeniden tahakküm mekanizması icra olunuken sözcüklerdir sığınağımız. bugünümüzü şekillendirmeye, hayatımızı kapsamaya tahakkümü derinleştirmeye eskisinden de hızlı teşne olunuyor, bilelim. yaşamakla zorunlu kılındığımız bunca maskaralık en nihayetinde sorgulanasıdır. cevabı bekleyedurduğumuz!. büyüklerimiz her şey düzene girdi, düzeldi diye mesaj vermemizi tembihliyorlar. bunu beklentiliyorlar. halen bu zamanda, halen bu kadar alenen, destanlar efendimize söyleyelim yalanlar ile kolkola bir dolu çirkeflik katara eklenmekteyken, zulüm varken ve bir dolu acı tepemizdeyken, her günümüz bir sınava dönüştürülürken, canımız yakılmaya devam edilirken normali seslendirmemizi istiyorlar! yokmuş, hiçbir şey olmamış gibi tüm meşruiyetimiz içerisindeki seslenişimizi sakız gibi bir kenara fırlatmamızı diliyorlar. utanmadan, arlanmadan, yalana soluk almadan devam ediyorlar. unutursak bunca hazinliği, unutursak bunca meymenetsizliği, unutursak bunca katli, kıyamı işte o zaman kalbimiz kurusun!. işte o zaman söz son bulsun!. şimdi ve burada [30.06.2013 22:30]


>>>>>Bildirgeç
Gezi Miladı: Gidişat Nereye? - Stefo BENLİSOY - Antikapitalist Eylem

AKP iktidarını 12 Eylül darbesi sonrasında iktidara gelen hükümetlerden ayıran en önemli husus, neredeyse tüm “vesayetçi” mekanizmaları kendi kontrolü altına alabilme becerisini göstermesiydi. Başka bir deyişle AKP’nin “başarısı”, 12 Eylül 1980 darbesi sonrası askerin siyasal sistem üzerindeki kontrolünü süreklileştirmek için tasarlanmış kurum ve kuralları (cumhurbaşkanının yarı başkanlık sistemini andıran yetkilerinden seçim sistemine, siyasal partiler yasasından YÖK’e ve yüksek yargının konumuna), büyük ölçüde kendi etrafında bütünleştirebilmiş olmasıydı. Bu anlamıyla AKP, 1990’lardan başlayan ve merkez sağın krizi olarak tezahür eden, düzen güçlerinin kendi arasındaki siyasi önderlik temsil krizini bir çözüme ulaştırmıştı. Üstelik bu krizi çözerken milliyetçi muhafazakârlığın “sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kütle” olarak tahayyül ettiği “milletin” otantik temsilcisi olunduğu iddiasındaki çoğunlukçu “demokrasi” söylemini, çarpıtılmış kimi popüler-demokratik taleplerle biraraya getirebilmiş ve bu şekilde muhafazakâr neoliberal otoriterizmini bir “demokratik devrim” söylemi ve edasıyla buluşturabilmişti. Böylece bir yandan “piyasa reformları” aracılığıyla alt sınıfları siyaseten mülksüzleştirir, diğer yandan da milliyetçi muhafazakârlığın kadim “devlet-millet bütünleşmesini” gerçekleştirdiği iddiasında bulunurken aynı zamanda da uzunca bir süre bir sivilleşme ya da “demokratikleşme” sürecini zorluklara rağmen yürüttüğü savında bulunabilmişti.

Tam da bu nedenlerle AKP iktidarı, özellikle 2007 dönemecinden sonra yönetebilme kapasitesinin genişliğiyle dosta ve düşmana parmak ısırtmaktaydı. 12 Eylül 2010 referandumu ve 12 Haziran 2011 genel seçiminden sonraysa yürütmede güç yoğunlaşmasının zirveye ulaşmasıyla başkanlık sistemine geçişin hararetle tartışılacağı bir döneme girilmişti. Demokratikleşme bir yana siyasal rejim, meşruiyetini hâkim Türk Müslüman Sünni kimliğin otantik temsilcisi olma iddiasından ve bunun adeta tescillendiği plebisiter oylamalardan devşiren bir "şef" sistemine doğru evrilmekteydi.

Öte yandan, geride bıraktığımız üç yılda Türkiye’nin tam göbeğinde bulunduğu Akdeniz çukurunda, bir yanıyla piyasacı-otoriter Arap rejimlerine karşı demokratik ve toplumsal halk ayaklanmaları, diğer yandan da Avrupa’da kriz karşısında sermayenin karşı reform saldırısına karşı, başta Yunanistan ve İspanya’da olmak üzere, solun ve toplumsal muhalefetin mevcut kurumsal çerçeveyi aşan yeni bir direniş ve radikalizasyon dalgası boy verdi. Türkiye’nin tüm bu gelişmelerin tam ortasında, ilelebet bu dinamiklerin yarattığı yeni durumdan azade kalamayacağı çeşitli vesilelerle vurgulanmıştı. Adeta yara almaz, sarsılmaz görünen AKP’nin muhafazakâr, otoriter, neoliberal hegemonyasının bu devasa mücadelelerden ve yeniden dizilişlerden mutlaka etkileneceği, bizzat temsil ettiği dizginsiz sermaye birikim rejiminin yarattığı çatlaklardan yeni direniş odakları belireceği, basit bir temenni olmanın ötesinde, yaşanan anı mutlaklaştırıcı ve Türkiye’nin istisnailiğine ve “nev-i şahsına münhasırlığına” dayalı analizlere karşı tarihsel materyalist analizin olmazsa olmazıydı.

Tüm bu süreçte alttan alta biriken AKP ve Erdoğan karşıtı gerilimin Gezi Parkı üzerinden gelişen halk hareketiyle boşalmasıysa bir ölçüde anlaşılır olabilir. Kestirmeden söylemek gerekirse, kentin ve doğanın, başka bir deyişle müştereklerin sermayenin acımasız “çitleme” ya da “mülksüzleştirme yoluyla birikim” saldırısına karşı savunulması ve ekoloji mücadeleleri, son yıllarda AKP’nin uyguladığı vahşi politikalar karşısında giderek toplumsal muhalefetin asli alanlarından biri haline gelmiş bulunmakta. Bu anlamıyla ekoloji ve kent muhalefeti mücadelelerinin yaygınlığı, aldığı biçimlerin çeşitliliği, kitleselliği ve direniş kapasitesiyle AKP iktidarının yarattığı hegemonyanın potansiyel çatlaklarından birisini oluşturmaktaydı. Dolayısıyla son yıllarda nükleer, HES ve Termik santral karşıtı mücadeleden kentsel dönüşüme karşı verilen mücadelelere kadar bir dizi direniş deneyimi, Gezi direnişinin arka planını oluşturmakta olduğunu, direniş dalgasını salt orta sınıfın hayat tarzına yönelik tehditlere karşı kimlik temelli bir tepkisi olarak adlandıran kolaycı analizler karşısında akıldan çıkarmamak gerekiyor.

AKP hükümeti kitlesel kalkışmanın yarattığı sarsıntıdan silkindikçe tanıdık ve kendisi açısından hiç olmazsa şimdiye kadar “garantili” bir stratejiyi devreye soktu. Direnişi “demokrasiye” (yani kendine) karşı bir müdahale teşebbüsü olarak itibarsızlaştırmak yolunda akla zarar konspirasyon teorilerini piyasaya sürdü. İlk adımda kendi çekirdek tabanını Soğuk Savaş antikomünizmi kalıntısı argümanlar ve bol miktarda antisemitist göndermeyle konsolide etmeyi seçti. Türk sağının zihin dünyasının merkezinde yer alan, muhalif olanın milli bünyeye her yönüyle yabancı bir özne oluşturduğuna ilişkin türlü naftalinli argümanlar büyük bir hızla, adeta aslına rücu etmenin getirdiği iştiyakle tedavüle sokuldu. Ancak bu tezvirat kampanyasının sakilliğinin bu zihin dünyasına aşina olmayanlarda acı bir tebessüme yol açacak denli ikna edicilikten yoksun olması kimseyi yanıltmamalı. Hâkim fikirleri üretme ve yayma araçlarına sahip olanlar açısından kritik olan,belirli bir fikrin ne kadar rasyonel ve ikna edici olduğu değil, ne kadar yoğun ve etkin bir biçimde yaygınlaştırıldığıdır. Erdoğan vesayet karşıtı popülizminin geçmişte geniş kitleleri seferber edici bir söylem olarak ne kadar başarılı olduğunun farkında. Bundan dolayı bir kez daha kendisi ve partisini “milletin” otantik temsilcisi olarak konumlandırmaya ve dolayısıyla da kendisine yönelik muhalefeti de dış mihraklarca desteklenen gayrimilli bir elit ve azınlığın konspirasyonu, demokrasiye “darbesi” olarak kodlamakta bir beis görmüyor.

Kitlesel protestolar karşısında ilk günlerde afallayan iktidarın çeşitli unsurlarının sonraki günlerde Erdoğan etrafında kenetlenmesi, Erdoğan ve yakın çevresi patentli komplo teorilerinin ikna gücünden çok, AKP iktidarı döneminde edinilen ayrıcalık ve imtiyazların kaybedilmesi tehlikesine karşı verilmiş bir tepki olarak değerlendirilmeli. Erdoğan özellikle partisinin çekirdek tabanının bu korkusuna yatırım yaparak tabanı ve partisinin yönetici kadrosu üzerinde kendi tartışmasız liderliğini pekiştirmeyi büyük ölçüde başarmış görünüyor. Kelimenin gerçek anlamıyla “şefçi” bir rejimin temel tanımlayıcı özelliğine uygun olarak, bizzat kendisini “milli irade” ile özdeşleştiren ve ona karşı her eleştiriyi gayrı milli ilan eden bu tavrın gidebileceği noktayı öngörebilmek ise hayli ürkütücü. Salt son günlerde iktidar partisinin kendisiyle özdeşleşmiş olanlar dışında neredeyse tüm toplumu ötekileştiren, dışlayan, kriminalize eden ve adeta “dış mihrakların” bir uzantısına indirgeyen söyleminin, hele iktidarın içine sürüklenmekte olduğu yıpranma sürecinin kaçınılmaz derinleşmesi sürecinde nasıl bir manzara yaratabileceğini öngörebilmek mümkün değil. Öte yandan seçimlere kadar bu pozisyonda ısrar, AKP’nin kendi tabanını konsolide etmesi aracılığıyla pekâlâ “sonuç alıcı” da olabilir. Yine de AKP’nin işinin hiç de kolay olmadığını teslim etmek gerek. Özellikle uluslararası alanda AKP iktidarının giderek yaldızlarının döküldüğü, başta Suriye politikası olmak üzere çeşitli vesileler nedeniyle yalnızlaşma ve içe kapanma eğiliminin pekiştiği ve sonbahardan itibaren iktisadi “başarı” öyküsünün ikna ediciliğini giderek yitireceği bir ortamda AKP’nin çekirdek tabanı olarak algıladığı kesimlerde dahi bir “kaçış” eğilimini tetikleyebilir.

AKP iktidarı rıza üretme kapasitesinin sınırlarında bulunuyor. Kendi sesi ve suretine aşık bir görünüm sergileyen AKP açısından aynı anda hem en milliyetçi hem en barışçı, hem en demokrat hem en muhafazakâr, hem en çevreci hem en inşaatçı, hem en adaletçi hem en sermaye dostu, hem en “Atlantikçi” hem en Şangaycı, hem en liberal hem en paternalist, hem en 12 Eylül karşıtı hem en YÖK’çü, özcesi hem mağdur hem muktedir olabilmek artık mümkün değil. Hegemonyasının kapsamayı hedeflediği alan bu kadar geniş ve birbiriyle çelişik unsurdan meydana gelince ister istemez bir süre sonra bunun dikişlerinin patlaması, unsurlar arasında çelişkilerin açığa çıkması kaçınılmaz oluyor ve olacak.

AKP’nin bu stratejisinin önünü kesmenin yoluysa, hareketin oyunu AKP’nin sahasında oynamaktan vazgeçmesi olabilir. Eğer hareket, tıpkı Erdoğan’ın arzu ettiği şekilde, yüzde 50’ye karşı yüzde 50 söyleminde ısrar eder, toplumsal muhalefeti bir laiklik-İslam, padişahlık-cumhuriyet eksenine sıkıştırırsa,yai AKP’nin “kültür savaşları” çerçevesinde dahilinde kalırsa, AKP’nin ekmeğine yağ sürülmüş olacak. AKP ve Erdoğan tam da bunu istiyor; yani direnişi çağdaş-Batılı “orta sınıflar”-merkez ile “Anadolulu” çevre arasındaki o pek tanıdık cendereye sıkıştırmak, siyasal-sosyal meseleleri kültürelleştirerek gayrı siyasallaştırmak. Dolayısıyla sosyal muhtevası belirsiz bir AKP-Erdoğan karşıtlığı ilk etapta bir avantaj gibi görünürken pekâlâ bir dezavantaja dönüşebilir. Öte yandan hareketin yaratıcı kendiliğinden inisiyatifinin şu ana kadar ağırlıkla bu tuzağa düşmekten özenle kaçındığını, kimi söyle ve pratiklerle bizzat Erdoğan’ın bu söylemini boşa çıkardığını da teslim etmek gerekiyor.

Dolayısıyla muhtemel bir “ne yapmalı” sorusunun cevabı açık olmalı: Önce Gezi direnişiyle açığa çıkan, şimdi forumlarla devam eden kitlesel mobilizasyonun yerelleşmesini, yaygınlaşmasını, toplumsal tabanını genişletmesini sağlayacak şekilde toplumsal direniş, mücadele ve dayanışma pratikleri içerisinde yoğunlaştırmak. Neoliberal otoriterizm karşıtı bir stratejinin temel dayanağı yaygın ve kitlesel toplumsal hareketlerin varlığı. Şimdi böylesi hareketleri inşa etmek için bir “Gezi” öncesiyle kıyaslanmayacak rezerv güçler bulunmakta. Dolayısıyla vakit kaybetmeden Gezi’yle ortaya çıkmış olan toplumsal enerjiyi toplumsal mücadeleler içerisinde seferber etmenin koşul ve mecralarını, sokağa çıkan insanların kolektif özgüvenini perçinleyecek dayanışma pratiklerini inşa etmeliyiz.

İçine girilen yeni dönemde AKP iktidarı bir taraftan yaşanacak ardışık (ya da eşzamanlı) seçimler vasıtasıyla kendi toplumsal/seçimsel desteğini/onayını ne pahasına olursa olsun korumak için tüm gücünü kullanacak, öte yandan “Gezi”nin açığa çıkardığı toplumsal enerjinin, toplumsal özgüven ve yaratıcılığın kökleşmemesi, süreklileşmemesi, hiç olmazsa siyasetin bilindik ve kendisinin ziyadesiyle antremanlı olduğu bilindik ikili karşıtlıklar ve kalıplar içine sıkışması için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Yanıtlanması gereken asıl soruysa milyonların beklenmedik biçimde kendi hayatlarına dair söz söyleme iradesiyle sokağa çıkışının yeni biçimlere kavuşup süreklileşmeyi başarıp başaramayacağı. Bu soruya ne yönde yanıt verileceği hiç olmazsa yakın gelecekte nasıl bir ülkede yaşayacağımızı tayin edecektir.


* Akla düşenler, yola çıkıldıkça derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. Akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. Derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. Bahis açtıklarımız anaakımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. Etmekten bir özenle, koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla.. Sözün sınırlarında, yazabildiklerimizin devamlılığında okunması elzem, öncelikli metinler ağ içinde dolaşıma çıkıyor. Antikapitalist Eylem sitesinde Stefo BENLİSOY'un kaleme aldığı Gezi Miladı: Gidişat Nereye? başlıklı makale meramın tamamlayıcısı bir okuma metni olmayı başarıyor. Her cümle bir başkasına vesile teşkil ederken sözün, sesin önemliliği neler yapılması konusunda yeni rotaları akla düşürüyor. Stefo BENLİSOY'un ve Antikapitalist Eylem sitesinin anlayışlarına binaen metni sayfalarımıza alıntılıyoruz. İyi okumalar...


..Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Belgesel: Ağlama Anne, Güzel Yerdeyim - Ümit KIVANÇ
Yakın Tarih / Taçlanmış Gazetecilik: Metin GÖKTEPE - Biyografim.net
23buçuk - Aris NALCI - Serdar KORUCU - Youtube
Red! Filmi - Bağımsız Sinema Merkezi
Diren Karadeniz..! - Apolas LERMİ - Murat ÇORAK - Youtube
Hemzemin Forum Postası
Gezi Gerçekler - Tumblr
Polis'i Tanı - Emir Eri!
DirenFail - Tumblr
Gezi Postası - Neşriyat #occupygezi
A Digital Collection Of Gezi Park Articles via Readlists.com
Everywhere Is Taksim - Amy Austin HOLMES - Counterpunch
Basına ve Kamuoyuna 29 Haziran 2013 - Taksim Dayanışması
Buradayız! - Taksim Dayanışması
Gezi Miladı: Gidişat Nereye? - Stefo BENLİSOY - Antikapitalist Eylem
300 Ankara Bebesi: "Gardaş Direnmeyek Mi La" - Yasin DURAK - Birikim
Occupy Gezi: İktidarla Aramıza Kalın Bir Çizgi Çekerken - Oğuzcan ÖNVER - Sol Defter
Direniş Notları - 7 - Büyük Yarılma - Gün ZİLELİ - GZ.com
Seeking Democracy - Mark PURCELL - Society And Space
#direnbarışgeziseninle - Harun TEKİN - Radikal.com.tr
Gezi Direnişinin İlhamını Yerelde Aramak II - Gezi Parkı Neden Ağaçlandırılıyor? - Sinan ERENSÜ - Ekolojistler
Yüksekova'da Lice Gerginliği - Yüksekova Haber
AKP'li Yöneticiler Hakkari'deki Karakol İhalelelerini Aldı - Mehmet DEMİRKAYA - Yurt / Internet Havadis
Gezi Aktivistlerinden Mesaj: Lice Yalnız Değil! - Marksist.org
Sarısülük Cinayetinin Bilirkişi Raporu: Ahmet Ş'nin Bileğine Gelen Taşa Rastlanmadı - T24
Ethem Sarısülük'ün Ölümüne Tanık Olan Kişi Tutuklandı - Radikal.com.tr
“Mahkeme Kanıtları Yok Saydı!” - Ayça SÖYLEMEZ - Bianet
Rober Koptaş: Çiş Koktuğunu Bilenler Parkın Mesajını Alamadı Mı! - Radikal.com.tr
“Gavurun Peşine Takılan” Gezi Direnişi - Foti BENLİSOY - FB' Tumblr
25 Haziran 2013 Taksim Eylemi - Hakan AKÇURA - OpFi
Taksim Intercontinental Ceylan Otel İşçilerinin Yanındayız - Gezi Postası
Biz Özgürlük İstemiyoruz Kimseden, Özgürlük Oluyoruz. Adalet İstemiyoruz, Adalet Oluyoruz! - Ankara Direniş ve Dayanışma Forumu - Fraksiyon
Yeni Bir Konjonktürü İnşa Etmek - Ahmet BEKMEN - Antikapitalist Eylem
Gezi’den Golacetu’ya Uzanan Direnme Hattı - Ferhat TUNÇ - BiaMag
Noam Chomsky’s Keynote Address via Hummus For Thought
Leader Of Turkey's New Science Academy Speaks Out - John BOHANNON - ScienceMag
Gözaltı Yolunda Taciz - Filiz YAVUZ - Filizof
Gözaltında 7 Kadına Çıplak Arama - Banu Güven - BG.com
Turkiet: ”Polisen Tycker De Har Rätt Att Skada Oss” - Sarah OLSSON - Fria
Trouble In Paradise - Slavoj ŽIŽEK - LRB - Oda TV
Գեզի այգին՝ Թուրքիայի ժողովրդավարության թեսթ - Civilnet - Nor Zartonk
The Armenian Past Of Taksim Square - Emily GREENHOUSE - New Yorker
Diaspora İstanbul’u Keşfediyor - Vahakn KEŞİŞYAN - Agos - Nor Zartonk
İnşaata Feda Olan Mezar Taşları - Aris NALCI - Demokrat Haber
“I’ve Gone To Resist, I’ll Be Right Back.” - Ali BEKTAŞ - Salon.com
“Gezi Olayı”nın Yarattığı Yeni “Zaman” Üzerine Düşünürken - Ergin YILDIZOĞLU - Sendika.org
Gezi Bir Kutuplaşma Değil Barışma Hareketidir - İpek İZCİ - Radikal.com.tr
Gezi Eyleminin Bize Öğrettiği - Çolakoğlu Demir Çelik Fabrıkası Çalışanları - Evrensel
‘Gezi Parkı’nın Bir Bölümü Şimdiden Yok Edildi’ - BBC Türkçe
Gezi Direnişi, Forumlar ve Halk Meclisleri - Ender İMREK - Evrensel
Gezi Parkı Ruhu ve Yaklaşan Seçimler - Zülâl KALKANDELEN - ZK' Blog
Park Forumlarından Kentsel Hayatın İçine - Ali BEKTAŞ - Cevat ERTEKİN - Bianet
"Bambaşka Kentler İçin Bir İmkan ve Bir Umut" - ÇAVUŞOĞLU - ADANALI - YALÇINTAN - Yapı.com.tr
Gültan Kışanak: Bdp Grup Toplantısı - 25 Haziran 2013
Could The Turkish Uprising Be A Breakthrough For The Country's Kurds? - Jonathan WILTSHIRE - Vice
Roboskili Aileler: Gelin Biz De Sınırları Kaldıralım - DİHA - Van Bülten
Uludere: Her Karanfile 3 Bin Lira Ceza - Çağıl KASAPOĞLU - BBC Türkçe
'Çözüm Sürecinde İşkence Olayları Artmıştır' - Basın Açıklaması - İHD Diyarbakır Şubesi
İHD-TİHV: İşkence Sistematik Bir Şekilde Kullanılıyor - Doğu News
Amed'de Tecavüz Protestosuna Polis Barikatı - Yeni Demokrat Kadın
Samatya’da Çok Başka İşler Var - Aysun YAZICI - Taraf
Şiirsel Enerji - Bülent USTA - Birgün
Bizimkisi Bir T2 Hikayesi... - Özgür AMED - Özgür Gündem
23 Haziran 2013 - 3. Köprü İçin Poyrazköy Tarafında Yok Edilen Ormanlar - 3.BK İnşaat Fotoğrafları
3. Köprü ve Proje Adları Üzerine - Hüseyin ŞENGÜL - Bianet
Covering Gezi: Reflecting On Photographing Daily Life During Extraordinary Events - Zeynep Devrim GÜRSEL - Jadaliyya
Turkish Government Combing Twitter In Search Of Protest Organizers To Arrest - RT.com
Teyitli Tweet’in Hikayesi: @140journos’la Soru-Cevap - Nigar HACIZADE - 5 Harfliler
TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz: Otelin Kapısına Gelen Yaralıyı Almamak Olmazdı - Eylem TÜRK - Sendika.org
Doğru Ne, Yanlış Ne?: Selin GİRİT - TEDxReset 2013
BBC Türkçe Editörü'nden Okurlara: Selin Girit'in Twitter Mesajları Hakkında - BBC Türkçe
Turkish PM Claims BBC Reporter Committed Treason by Reporting Protests - Constanze LETSCH - Popular Resistance
Doğuş Medya Gezi İstifalarıyla Sarsılıyor! - Gazeteciler.com
Weitere Verhandlungen Mit Der Türkei - Aber Später - FAZ
Bir Çuval İncir… - M. Serdar KUZULOĞLU - Mserdark.com
Sosyal Medya İletişim Özgürlüğünün Bir Parçasıdır - Zete.com
‘Animal Farm’: What Orwell Really Meant - George ORWELL - The New York Review Of Books
MonoKL'dan 5 Yeni Kitap - MonoKL
In Pictures: The Taksim Square Book Club - George HENTON - Al Jazeera


Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
DinamoPromo InquiriesMakina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
medeni yıldırım.. via occupy gezi pictures

>>>>>Poemé
Kalbimin En Doğusunda - Didem MADAK

Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
İçimde yağmur duasına çıkmış birkaç köy
Birkaç köy sular altında.
Kalbimin doğusu,
Her resme güneş çizen bir çocuktu.
Gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda
Kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları.
Ölümün ötesinde bir köy vardı
Orda, uzakta, kalbimin en doğusunda
Şimdi bana yalnızca
Dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı.

Güzel beyaz bir tay doğururdu her sene hafızam
Yorgundu oysa
Durmadan, durmadan hatırlamaya koşmaktan.

Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
Okyanusları mavi olmayan.
Benim için hayat,
Kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı.
Geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil
Benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela.
Bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda.
Bilirdim çiçek satan çingene kızlarını
Onlar bütün şimdileri, bütün zamanlara
Bir gül parasına satardı.
Oğlan kıza bir gül alsa
Bilirdim odur en kırmızı zaman.
Adına aşk diyorlardı
Kalbimin en doğusunda bir yalan dünya vardı.

Kim bir şairi kırsa
Şair gider uzun bir dizeyi kırar mesela
Bilirim kim dokunsa şiire
Eline bir kıymık saplanacak.
Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman
Yorgunum oysa
Durmadan kendime bir tunç uyak aramaktan.

Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
Boş salıncaklar gibi gıcırdayarak konuştum karanlıkla
Kediler gibi mırıldanarak.
Alkolden bir denize bıraktım kalbimi
Kırmızı bir sandal gibi,
Arka sokaklarda sarhoş konuştum karanlıkla.
Avuçlarımla konuştum,
Allah büyüktür diyen insanlar gibi.
Kedi dili bisküvilerinin bir pastayla konuşması gibi
Yumuşak ve kremalı konuştum onunla.
Baharda leylaklar açardı boynumda
Mor ve pembe konuştum karanlıkla
Gece açılıp gündüz kapanan bir parantezdim,
Sözler vardı içimde işe yaramayan
Sözlerle konuştum karanlıkla...
Önce söz yoktu kalbimin en doğusunda
Sözler...
Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan.

kaynakça: antoloji.com

Sunday, June 23, 2013

Deuss Ex Machina # 454 - lána þér hendi án hika

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_454_--_lána þér hendi án hika

17 Haziran 2013 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>sesli meram muhteviyatı<<<<<
1. Kolsuz Kahraman Wang Yu - İste! Eldet! Hakkını Ara! (Wang Yu Edit) (Self Released)
2. Kolsuz Kahraman Wang Yu - Devlet Bir Sembol Aslında Söz Sahibi Benim (Wang Yu Mix) (Self Released)
3. Replikas - Untitled 2 aka Gomez - 2002 (Self Released)
4. Replikas - Bozuk Düzen (Peyote Müzik)
5. Hayvanlar Alemi - Direnç (Stamina) (Sublime Frequencies)
6. Hayvanlar Alemi - Kaptan Hayvanlar Alemi 2011 (CD-R/Kompile Karga)
7. Timur Mamatov - The Hardest Path (Self Released)
8. Timur Mamatov - Lend You A Hand (Self Released)
9. Post - Coming Back (Noiseist)
10. Post - Wrong Time Wrong Place (Noiseist)
11. And So I Watch You From Afar - Mend And Make Safe (Sargent House)
12. And So I Watch You From Afar - Young Brave Minds (Sargent House)

*deuss ex machina #453.. kayıpdata.. errorkafa...

lána þér hendi án hika
(454)

bir hakikat varsa o da erk / muktedir sayesinde gerisin geriye gittiğimizdir. vurgulamalar, had bildirmeler ve hizaya çekmeler çekilecek yeni hudutlar kalmayınca yine yeniden harekete geçirilen hassasiyet gözetimleri, tortulardan yeni doğrular üretme sancılarının yanında boyuna aralıksız yenileştirilen sınırlar ve sınırlandırmalar. tüm ileri hamlelerin, birden peydah edilen veçhelerin kaçırılmayan muasırlık trenlerinin bizim yurdumuzdaki yansıması hep daha fenası, hep daha ezası çok olan olduğu anlamlandırılabilir. yinelenebilir. gerileme sarmalında koşar adım ilerletilirken, ataleti derinlerine nüfuz ettirecek uyaranlarla dopdolu, hakkaniyetsizliğin el üstünde bile isteye tutulduğu bir yer imal olunur.

mütemadiyen gün be gün oradan, o sığ aralıktan denkleştirilenler sessizlik, tahakküm ve baskılamanın sıradanlaştırılması olarak süreçteki yerleri alır. aldırılır. belirli bir tavır almaktan daha fazlası tüm toplumsal teammüllerin alt üst edilmesine hiçleştirilmesine didişilir. bunun neticeleri açtığı yaraları ise yaşadığımız günün getirdiklerinin tanıklığında kah sayfalar boyunca kah yüz kırk karakter ile tanımlandırılabilir. fark edilebilir. hayatı sınırlandırma gayretinin her ne seviyede bulunduğu bütün bunların, hamlelerin birer mizansenden ibaret olmadığı anlaşılabilir. her bir teşebbüsün hangi ara, hangi derede apar topar kervana düzüldüğü, dahası halka sormak bir yana nasıl umarsızca had bildirmelerin gerçekleştirilmesinden ibaret hamlelerden mürekkep olduğu yinelenebilir.

gün korkuttukça, korkunun nasıl ve ne menem bir şey olduğuna dair pervasızca atıp tutmaların, dokunma, ilişme başlıklı işaret ve işaretleyicilerinin refakatlerinde düzenlenen söylem birliğinden ibaret dediğildir haddizatında. düşünceyi mesnetsiz haller ile sınırlandırılmış, sıkış tıkış bir şeye indirgeyebilmek adına hamlelerin ve taktiklerin muktedir olanın vicdanına göre sürekli şeklinin dönüştürüldüğü, biteviye malzemesi değiştikçe tadı tuzu kaçan bir harmanın illa billa hazırlanageldiği, trajik olanın sıradanlaştırılması gayretinin yekünüdür ortalığın vesikası. ortaya çıkan bunca günden sonraki özetin özeti!. gerilemenin salt düşünsel bağlantı ile de değil sokakların bizzat içinde sürmeye, sürdürülmeye gayret edilen yaşam rutinlerine kastedildiğini, ona hamle edildiğinden de dem vurabilmek söz konusudur. böyledir.

ne hallere konulduğumuzun acıklı melodramı değildir, romantize edilesi bir şekli değildir. tamamen düşünülüp, taşınılıp hesaplı kitaplı çoğunlukla ortantısızlığın çıtasını yükselterek saldırganlaşan, saldırılarını süreğenleştiren bir iklimin neresinde olduğumuzu anlatabilmek için görülesidir sözü tekrar edilesidir. erk eliyle çıkagelen bu toplumsal müdahaleler silsilesi. bütünde ortaya çıkan erk-muktedir-iktidarın hayatın tamamını zapturapt altına alma gayretinin bir vesikasıdır. bütünlüklü. dikkatli bir gözlemle bunu anlamlandırabilmek, sadece anlatılanlardan ibaret şeyler değil bilakis görünmeyen alanlarda anlarda nelerin başa getirildiğinden dem vurabilmek illa ki sözün devamlılığında kendisini gösterecektir.

üzeri örtülmeye çalışılan zamanın tozuna terk edilen, unutturulmaya teşne olunan, bunlar nasıl olsa unuturlar, unutacaklar kadüklüğünden derlenen, toparlanan, denk getirilen birazcık değil, az bir şey değil bayağı basbayağı hegemonyanın resmi geçididir. resmiyete rücu etmesidir. başınızdayız elimizde maşalarımızla, coplarımızla, müdahale araçlarımızla, hiç olmadı hepinizin, (hepimizin) ne olduğundan dem vurabilmek için o el altında tutttuğumuz doksan yıllık yalanlarımızla ve yaftalarımızla diye sürdürülebilecek bir telaşe. teferruat olarak görülen, bilinen ve algılanan şeylerin nasıl devletlu nezdinde yeniden kodlandığını, durumun ve gidişatın yönüne göre dönüştürüldüğünü, hep tanımların içlerinin boşaltığından da dem vurmalıyız bu aralıkta. bu arada!.

tarih tekerrürden ibarettir diye dem vurulur. mükerrer olanın yerine konumlandırılanlar bir yerden, bir anlığına değil daimi bir biçimde hayata kast etmek üzerinden tanımlandırılan ve susacaksınız öyle ama böyle, biat edeceksiniz sözle yahut şiddetimizin artan dozuyla, hiddetin tükenmezliğiyle, bahsi ile kotarılan bir yeni'dir. tarih dönüştürülürken yazılanlar sadece erkin tahayyülleri değil aklımıza mıhlatılanlardır artık. zamanımızda bu böyledir. şimdi'nin vurgusunda, yediğimiz her vurgunda yıllar yılıdır süregidenin hiç de ahım şahım bir demokrasi olmadığını, tüm foyasının altında bildiğimiz, ikrar etmekten kaçınmayacağımız bir ötekileştirme, had bildirme vurgusunun daimiliğinden dem vurulmalıdır.

yirmi dört gün sonra. bir yerinden başlanacaksa hayata dair kelam eklemeye, meram dediğimizin her ne olduğundan dem vuracaksak, böyle bir şeye girişebileceksek bunun bir darbe girişimi gibi salak saçma bir mesnetsizlik değil açık, seçik olarak yeter artık kalkışması olduğundan bahis açılmalıdır. sokak anlatmaya devam ederken tarih tek başına tekerrürden ibaret değildir!. artık biliyoruz. düşünen, taşınan, tasalanan endişe eden eyyamcılık değil çözümlelerin rotasında ilermeye çabalanan, başka bir dünya tahayyülüne erinen, düşleyen ve çabalayanlar için onların karşısında yükseltilen bir duvara benzetilebilir bu kıt algılar bahsini oluşturan, muktedir müseccel markası tahakkümün sınırları her bir gayreti.

kekremsi, tadsız bir tekrardan uzak, mütemadiyen şiddeti övüp ha'bire yücelten, sıradanlaştıran bunun layığımız olduğuna inamamızı beklentileyen baskılar ile donatılmış bir tahakküm yapıtı / kalıtı / duvarı karşımıza çıkmaktadır. yekvücud! dosdoğru kestirmeden görünen budur. gördüğümüz, yaşadığımız, yaşatıldığımız ne eksik ne fazla gerisin geriye gidişte artık bir limitin kalmadığı, hıncın ve nefretin ne hallere ulaştığının idrakına erdirecek bir yansımalar toparlamasıdır. tüm yanılsamalardan, acaba ve fakatlardan açık ara uzak. basitçe cümleler kurabilmenin neredeyse artık mümkünatsız kılındığı bu yerde, bu meskende, bunca fecaatin her kimden kopuyor olduğunu düşünmek için bir meseldir, bir çırpınıştır bu iliştirmeye çalıştıklarımız. yekün ve tüm.

yekpareleştirilmiş, benzeşmeyip tektipleşmeyeceğim dedikçe bizahati, kaçınıp durduğundan dem vurulan ceberrut devlet aklının mirasçısı oluveren, bu uğurda yapmadığını ertesi güne koymayıp, hemen her farklı sesi, imi linç etmeye ant içen bu devletin ta kendisi olan görünmektedir. kral çıplak!. gezi parkı'nın ortasında önünde, berisinde yanında, kıyısında yaşatılanlar haftaları aşan bir ölçekte taksim'den kızılay'a, dersim'den adana'ya ve eskişehir'e ve dahasında uygulanan şiddet sarmalının esas kimin elinden geldiğini kimin elinden çıktığını meydana sermektedir. göstermektedir. tüm unutuşlara nazire edercesine aralıksız seslendirilmektedir.

bunca tahakkümün karşısında sivil ve pasif direnişin, birbirini kollayan buna karşı geliştirilen şiddet unsuru şüpheye kaçmadan fark edilesidir. bilinesidir. bilinesidir ki birbirimizi anlaşılır kılmak bunca hiddet gösterisinden sonra daha elzemdir. lazımdır. gereksinimimiz olan yaftalamaların ithamların bağında elinde bir değnek aralıksız yok onu yapma, bunu söyleme, şöyle yaşama, şunu düşünme, aman ilişme ve sus karışmaları güne dahil ettiren muktedirin karşısında elimizdeki en önemli şey sözdür. iki arada bir derede sıkıştırılan yol ver gidelim taksim'i ezelim'in bir şaka olmadığı, tehditin ve muhteviyatının rize'de sayılı gün önce emir telakki edilerek bir şekilde uygulandığını, dahası geçtiğimiz pazar ve daha dün gece taksim sokaklarını kapsayan linç mangalarına karşı elimizde kalan yegane şeyin söz olduğunu yinelemeli bir kere daha.

kıyama çıkanların karşısında vicdan, bir dur artık aracı olduğunu hemen hiç akıldan çıkartmadan yinelenesidir. tüm kameralar açıktayken cereyan edenlerin kimin elinde neyin şekillendirildiği olmadık yakıştırmalardan yakıştırmalar beğenilirken, yandaş medya tarafından atılan manşetlerden, sözümona tutarlı görünmeye gayret eden seçilmiş görüşmecilerin gak gukları ile bu yaşatılanların, mesajların hala o nato kafa nato mermer düzeyindeki sabıklığı aşamadığı, anlamlandırılabilir. böyleyken söz lazım olandır. tüm aşılmazlıklara karşı elimizde kalan yegane şey. hiçbir şeyin peşinde olmayıp bir ülkenin tüm anti-demokratikliği tescillenmiş yapısına karşı ses edemeyeceksek söz eklemeyeceksek yarınlarımız bugünlerden de zor olacaktır. burası muhakkaktır. muhakkaktır ve görünen köy kılavuza ne hacet ortalıklardadır.
ortadadır.

kah çapulcu, kah alkolik ve ayyaş kah marjinal kah vandal, kah ermeni kah afedersiniz rum artığı vs. atfedişlerin yaraları kanırtıcı özelliği sonuna kadar zorlanarak, ucu bucağı olmayan bir fişleme gayretinde sivilleştikçe, bağlarından azade kaldıkça, kurtuldukça ve görmeye tüm olan bitene rağmen çabalandıkça söz kendi çatlağını bulacaktır. yoluna devam edecektir. kılavuz kimileri için bir ağaç, kimileri için bir yapı, kimileri için bir meydandır. kimileri için yaşadığı sokaklar nefes aldığı parklardır. kimileri için atalarının mezarlarıdır, kimileri için hayatın en kara noktalarını görüp geçiren, yaşamış belleklerdir. kılavuz kimimiz için bir sestir, ortaklaştıkça asgari müşterek denilegelenin bellenmesidir bir ihtimal.

bunca gün sonra, yerlere kapaklansak da, olmadık yaftalarla boğuntuya götürülmeye çalışılsak da, hınç ekilmesi için en olmadık tahayyülere başvurulsa da bir arada yan yana durduğumuz, düşsek de yeniden yola koyulacak dermanı birbirimizde bulduğumuzdur. bir kere daha tahakkümün böylesine boyun eğmeyecek, yoldan çıkmayacak olduğumuz ikrar edilesidir. haftalardır deneyimlediğimiz şey insani olan şeyin karşılığının artık saymasını unuttuğumuz teyitlerinden bir başkasıdır. onca tehdit ve hakaretamizliğe, bunca sindirme gayretine karşı; -biat edeceksiniz aksi başınıza azrail olurum diyebilen muktedire rağmen halen hayata sahip çıkma gayretkeşliğidir.

kasıtla, alenen hedef göstermelerin, öldürmeyeceksin buyruğunu gözardı edenlerin, çiğneyenlerin işledikleri bunca utanç vesikasının refakatinde hayatın neresindeyiz bir şekilde sorgulanasıdır! bir yanımız gülerken, kendini hakir gören, hakaret edene mizahla yanıt verirken öte yanımız sesini ve sözünü sakince ifşaa etmeye devam ederken sorgulanasıdır. bir yanımız, yöremiz tüm alışkanlıklarıi yerleşik değerlendirmeleri yeniden alaşağı ederken öte yanda her şey olağan her şey aynı diyenlere karşı kelam ne yandadır, ne yana konumlandırılmalıdır bu aralıktayız. o arafın tam ortasındayız v taksim meydanı'ndayız, gezi parkı'ndayız, kızılay'da, çamlık parkı'nda, gola çelu'dayız.

unutmadan hatırlamak, yoldan sapmadan başladığın rotayı kaybetmeden sözün ve kararlılığın neye kadir olduğunu hemen hiç akıldan çıkartmamak. hesaplanmış olanın değil rastlantısal bir biçimde denk gelenlerle birlikte hareket etmenin idrakına varabilmek. direnmenin kavga dövüşle, salt ondan ibaret bir şey olmadığını aksine bu hayatı kazanmak için bir vesile teşkil etmesine tanık yazılmak. yazdıkça bu satırların bir faninin külliyatından daha elzem, daha gerekli bulduğu sokağın kelamına, hakkına sahip çıkışına misafir olmak. yaşam tüm o rutinlerin dayatımında giderek sessizleştirilip, tektipleştirilirken bir şeylerde inatla geriletilirken yok o kadar da uzun boylu değil diye ses çıkartmak. nihayetinde konuşmak!.

konuşmanın pek de atfedildiği gibi ya da bilinmesine uğraşılıverildiği gibi zor olmadığını kanıtlamak. bir arada, yanyana bunca günden sonra dimağda yer edinen hakkın ve hukukun dosdoğru afrasız tafrasız, sanki bahşedilen bir ayrıcalık değil de herkesin olduğunun altını kalınca çizmek. iki ağacın bazen bütün saklananları görebilmek için bir vesile teşkil edebileceğine ortak olmak. muktedir ve avanesinin her mesaj alındı duyurusuna rağmen gün aşırı kör şiddetin, en nadide provokasyonun her kimin elinden çıktığının idrakına ulaşmak. şiddetin hemen hiç aralıksız bir biçimde deviniminde muktedirin çabalarına mazhar olmak.

devletlu elinden can yakılmasının tam karşılığının nasıl bir şey olduğunu enikonu bellemek hiç unutmamacasına. direnişin orta yerinde bir akşam durup dururken bir akşam üzeri saldırıya geçip ortalığı gaza boğmanın her türlü canlıyı öldürme gayretinin her ne olduğunun farkındalılığına, yaşayarak ulaşmak. denek bellendiğimizden bir onun bir bunun maşası olarak ilan ediledurulurken muktedir ve avanesince yetmez bir de paramiliter faşistlerin organize saldırılarına denk gelmek. havası civası ve her bir janjanlı ambalajlama çabasına karşın demokrasi'nin bu ileri versiyonunun da önceki sürümlerden pek de farklı olmadığına uyanmak için yeterince tecrübemiz var artık.

sivil giyimlilerin hem tenkit hem de tehditlerine maruz kalmak, orantısız olan hiddet, şiddet ve tahakküme karşı düşgücü ve mizah cephanesi olanların başlarına getirilenlere birebir tanık yazılmak. nefes alma hakkının bile üç beş dakika arasında bir sınırlandırma ile daraltıldığı bir yerde yaşam hakkı ne olacak şimdi diye avaza tutunmak. gördük, yaşıyoruz ve buradayız işte. duyduk, sezdik ve kani olduk sonunda işte. barışçıl bir direnişe yakıştırılanların nasıl menem ve ölçüsüz dayatmalardan mürekkep olduğunun idrakına vardık. susmanın değil bilakis konuşmanın tam zamanı olduğunu teyitledik hep birlikte bir arada. görülmediğimizi, bilinmediğimizi, sayılmadığımızı varsayılan, nicesinde sokakta geçip giderken konuşmaktan son anda vazgeçtiğimiz insanların birbirlerinin özgürlüklerine müdahil olmasını deneyimledik. halen ediyoruz da.

nazar değdi, yan yattı çamura battı, içtiler bunlar bir de kimsenin askeri olmadığını bildiriyor bunlar. ha'bire bunlar sonsuz bunlar. biri bitmeden başka bir abuklamanın savunuş olarak zikredilmesi sürdürülürken direnişin kendi sözünü, çıktığımız, çıkartıldığımız gezi parkı'ndan yaşadığımız mahallere, parklara kadar ulaştığını görebilmek hala çok mühim ve önemlidir. her ne kadar idrak edilmemesine diretilse de muktedirce anlamını kendiliğinden kotarmaya devam edendir. söz kıyamın ortasında tüm bu sınamaların mevhumunda, meydanında, yanında ve yöresinde dilden ve akıldan ve vicdandan mürekkep olanın savunageldiği yegane barikattır.

ümidin çarçur edilmesinin önünün alınabilmesi için çevrilen kumpasların parmakla işaretlemelerin, nefes almadan ezber okumaların ve nefretin savunulduğu, onun erkçe bizahati önemsendiğini hatırlatan denk gelenlerin arasında tek savunma sahasıdır. sözler. bugünün tahakkümünün dünden feyiz alınan, tu kaka denildiği varsayılsa da içten içe sindirilen vesayetçiliğin bir başka türü olduğunu bildirecek göstergeçtir söz. devlet şiddetinin ayar tutmazlığı bir yana erkin başı olanın her defasında yekten yalan olduğu meydana çıkan şeylere körü körüne biat edip seslendirmesinin karşısında haklılığı duyumsatacak olandır söz. görmek için taraftar olmanın mühim olmadığını yineleyecek olandır söz.

düşünebildikçe yeni rotaların denk getirilebileceğine dair tahayyüller ve tasvirler birbirlerine denk getirildilkçe yeni kavramların ortaya çıkması söz konusu olacaktır. vakıf olduğumuz bunca günden sonra, arta kalan bir tepkimenin değil bunca had bildiriminin, sözünüzü kendinize saklayın uyaranlarının kıyametinin geldiğidir. söz göz önünden kaçırılıp durulan, her dem halının altına süpürülen, bile isteye manipüle edilen şeyler ve artık önemsiz bir teferruat olmadığının hesabının ve akibetinin de tam ve vaktinde sorulmasının gerektiğini ifşaa edecek yardımcımızdır. düşüyoruz, kalkıyoruz. kah ağlıyoruz kah gülüyoruz. kah koştururken buluyoruz kendimizi kah sakinliğe davet ederken. yeniyi ve yeniliği birbirimizin meramında aramaya, sorgulamaya ve yemezler demeye devam edeceğiz. bu daha başlangıç mücadeleye, hayatlarımızı savunmaya devam.. bugün, yarın ve sonrasında.. birlikte! duyanlarla.. görenlerle.. birlikte!..


* Akla düşenler, yola çıkıldıkça derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. Akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. Derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. Bahis açtıklarımız anaakımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. Etmekten bir özenle, koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Belgesel: Ağlama Anne, Güzel Yerdeyim - Ümit KIVANÇ
Yakın Tarih / Taçlanmış Gazetecilik: Metin GÖKTEPE - Biyografim.net
23buçuk - Aris NALCI - Serdar KORUCU - Youtube
Red! Filmi - Bağımsız Sinema Merkezi
Diren Karadeniz..! - Apolas LERMİ - Murat ÇORAK - Youtube
Hemzemin Forum Postası
Basın Açıklaması - Taksim Dayanışması
Ethem Sarısülük’ün Annesi Sayfı Ana: "Oğlumun Katili Başbakan’dır" - soL
Sarısülük Ailesi: Ethem'i Vuran Polis Kaçabilir, Tutuklayın - Kemal GÖKTAŞ - KG' Blog
Gezi Parkı.. Sevk.. İsyan.. - Deniz SAL - Solukbeniz
Demokratik Polis Devletinin İdeolojik Kökenleri - Cihan TUĞAL - T24
Aldım Verdim Ben Seni Yendim - Alper ÇEVİK - Sol Defter
Direnişin İçinde Bulunduğu Aşama, Kazanımlar ve Erdoğan’ın Kutuplaştırma Siyaseti - Taylan DOĞAN - Fraksiyon.org
Kral Çıplak - Orhan Kemal CENGİZ - Radikal.com.tr
Erdoğan's Fall From Grace In Turkey Is Pure Shakespearean Tragedy - Fiachra GIBBONS - Guardian
Tariq ALI: Message For Turkish Youth via We Are Many
From Turkey With Love - Belén FERNANDEZ - Jacobin
Post-Modern Politizasyon Süreci, Kent Hakkı ve Asi Kentler - Ahmet Erdi ÖZTÜRK - Nüve
Alain Badiou And Belén Fernández On Turkish Resistance - Jisu KIM & Cengiz ERDEM - Versobooks.com
Turkey: A De Facto End To The Hegemony Of The Coup Of September 12, 1980 - Özlem İlyas TOLUNAY - NewPolitics
“Olgunlaşmış Bir Sınıfsal Başkaldırı…” - Korkut BORATAV - Sendika.org
Park-Forum: İçi Dolu Mekân - Kürşad KIZILTUĞ - Ortaklık Alanı
Direniş Notları (2) Saldırılar… Provokasyonlar… - Gün ZİLELİ - GZ.com
Yeniköy Forum'una Yapılan Saldırılara Dair.. Kaynakça
Biraz Kazıyınca Alttan ‘Ulusalcılık’ Çıktı - Yetvart DANZİKYAN - Agos
Erdoğan Tam Faşizme Geçiyor... “Hitler” Yasası Teklifi - Gazeteciler.com
Doğanın Hakları İade Edilsin - Doğaya Saygılı Politikalar İstiyoruz - Slow Food Türkiye
Vicdanlar Yarışıyor: İnanılır Taciz, İnanılmaz Tacize Karşı  - Çağla ÖZBEK - 5 Harfliler
Baskın Oran: Hükümet Gerekeni Yapmazsa Akil İnsanlar Toplantısına Katılmayacağım - T24
Gezi Parkı Günlüğü - Dosya - Açık Radyo
Taksim Meydanı’ndan Öğrenmek - Neil FAULKNER - Counterfire.org / Gerçeğin Günlüğü
Demokrasi, Genel İrade vs... - Ahmet Efendi - Retroscale
Why Erdogan Doesn’t Get It - Ben JUDAH - Reuters
Bu Daha Başlangıç, İşte Yapacaklarımız - Bildirge - ODTÜ Öğrencileri
Polisin Gezi Direnişi’ndeki Görevi Nedir? - İstanbul'da Ne Oluyor?
Ayaklanma, Olay, Hakikat - Alain BADIOU - Proscenium Arch
Gökhan Biçici Yaşadığı Polis Şiddetini Anlattı - Emek Dünyası
Dr. Burak Ünveren ve Umur Can Erşahin Polis Şiddeti - Banu GÜVEN'le Hafta Başı - +1
El-Cezire Kameramanlarına Taksim'de Polis Dayağı - Radikal.com.tr
İzmir'de Ev Baskınları - ETHA
Psikoloji Değil, Zihniyet Meselesi - Nuray MERT - Birgün
Türkiye-Brezilya-Bulgaristan: Küresel Gençlik İsyanlarının Ortak Simgeleri - Paul MASON - BBC Türkçe
The Standing Man Of Taksim Square: A Latterday Bartleby - Kaya GENÇ - Guardian
Turkish Protesters Accused Of Terror Links - Al Jazeera
Majoritarianism: Zombie Democracy - The Economist
Terror In The Air In Istanbul - Marijn NIEUWENHUIS - Society And Scape
Tayyip İç Savaş Dilini Tam Gaz Sürdürüyor: Hakaret, Yalan, Tehdit… - Sendika.org
"Überall Ist Taksim": Zehntausende Demonstrieren in Köln Gegen Erdoğan - Der Spiegel
Forumlarda Üçüncü Gün ve Forumlara Dair Hatalarımız - Sarphan UZUNOĞLU - Sol Defter
Ankara Direniş ve Dayanışma Forumu; “Biz De Oradaydık Bizi De Al” - Fraksiyon.org
gezi parkı - Kofiakofo - K' Tumblr
Gururumuz İncindi - Ayşe BÖHÜRLER - Yenişafak.com.tr
"Entelektüellerden" Açıklama: Dehşet Verici Şiddet Sona Ermeli - Sabit Fikir
Kayıplarımızı İstiyoruz! - Dayikên Şemiyê - Facebook
52 Bin TL Maaş Alan Sümeyye Erdoğan Kimdir? - Yorgo ANGELOPOULOS - YA' Blog
Erdoğan İç Savaş Mı İstiyor? - Taner AKÇAM - Düzce Yerel Haber
Erdoğan “Camide İçtiler” Demekten Neden Vazgeçemez? - Timur F. OĞUZ - BiaMag
Kartal'da Cemevi Başkanına Saldırı! - Çağdaş ULUS - Gazetevatan.com
Bingöl E.A. İçin Ayakta: Tecavüzcüler Aklanmayacak - ANF
Sporcunun Irkçı ve Terbiyesiz Olanı - Mehmet Y. YILMAZ - Yazaroku.com
Hepimiz Ermeniyiz Peki Siz Kimsiniz - Odatv
'Halk Şah Çekti ve Mat Oldular' - ETHA
Diren Barok! - Walking Istanbul.com
Gezi Eylemlerine Soğukkanlı Bir Bakış - Ege KAYACAN - EK' Blog
Atatürk Arboretum'u 3 Firmaya Satıldı, Yerine 5 Yıldızlı Otel Yapılacak - Turizm Güncel
“Twitter’da Yazdığını İnkar Etmek Yeterli Bir Savunma Değil” - Alif AKGÜL - Dağ Medya
Önerilerim - Şebnem SÖNMEZ - Savasava
Taksim Komünü - Yeni Türkiye Aydınlanmacılığının Sosyolojik Okuması - Evrim ÜNAL - Deli Kasap
Her Şey Olur # 561 - Cem DİNLENMİŞ - CD' Tumblr
#duranadam - ysrdnl - #direngeziparkı
Unutursam Sizi Kalbim Kurusun! - Ali Murat İRAT - Birgün
Postcards From Ther Turkish Uprising - 13Melek / b. traven - Crimeth Inc.
The 35 Locations Across Istanbul Where Assemblies Are Being Organised - Novara Media
Bayrağı O Taşıyınca... - Gazetevatan.com
"The Constitution For Dummies" By Judge Andrew NAPOLITANO via Reason.tv
A Fascinating Map of the Worst Countries For Modern Slavery - Olga KHAZAN - The Atlantic
Merkel: G8'de Türkiye Gündeme Gelebilir - Murat TOSUN - Hürriyet Planet
Noam Chomsky Interview: Sykes-Picot Is Failing - Maha ZARAKET - Al Akhbar
The Signs Of The Brazilian Protests via The NY Times
Brazil Explodes In A Furious Feast Of Democracy - Jerome ROOS - RoarMag
Çapulcular İçin 10 Kitap Önerisi - Ahmet Efendi - Retroscale
Halk Çıplak - Hakan İŞCEN - Hİ' Blog
Songs Of Resistance - Clément GIRARDOT - Mashallah News
Gezi Gerçekler - Tumblr

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
DinamoPromo InquiriesMakina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
revolução cravos via art odyssey

>>>>>Poemé
Yerçekimli Karanfil - Edip CANSEVER

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına  veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

kaynakça: şiir.gen.tr

Monday, June 10, 2013

Deuss Ex Machina # 452 - #direngeziparkı

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_452_--_#direngeziparkı

03 Haziran 2013 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>sesli meram muhteviyatı<<<<<
01.Cem Karaca-Ceviz Ağacı (5:52)
02.Cem Karaca-Durduramayacaklar Halkın Coskun Akan Selini (2:48)
03.Duman-Eyvallah (4:48)
04.Anonymous-#OccupyGezi Revolution Song (3:28)
05.Bunalimlar-Tas Var Köpek Yok (3:59)
06.Bandista-Yan Babilon (4:42)
07.Sevinç Eratalay - Bandista - Eren Ali Gül-İleri Demokrasi (4:52)
08.Ceyl'an Ertem-Birinci Ses Biber Gazı Kimyevi Bir Saldırıdır! (1:38)
09.Sebnem Sönmez-Gezi Parkı: Sanatçıların Açıklaması (3:49)
10.Bandista - Haydi Barikata (3:06)

#direngeziparkı
(452)
beş benzemezler birbirlerini nihayet bulmuşlar. beş benzemezlerden en bilinmedik hikayeler, çağrılar ve duyurular bir yandan, dört koldan sağda soda barikatların kolladığı bir alanda insanların arasına karışıyor! avaza dönüşüyor. kah diren gezi parkı, kah diren kızılay, gündoğdu, gazi mahallesi, dersim, erciş. kah biliyorduk sizleri ama kısmet bugüneymiş tanışmalarından sonra atılıverilen hepimiz çapulcuyuz sloganları bir yerde kesilmesini beklerken, bir yerde durulmasını bekleyedurduğumuz devlet şiddetinin utanç vesikaları başka yerleri zapturapt altına almaya ha gayret iteklenirken anlama ve manaya dönüşüyor.

dayanışmanın sadece belirli kıstaslar, normlar çerçevesinde illa ki bir çıkar peşinde olduğu zamanlardan çoktandır uzakta paranın geçersizliğinin, kazanımın her ne demek olduğunun üzerine basa basa tekrar edildiği özgün bir ütopya yaşanıyor. sevinci paylaşmak adına basit, yalın ve dolambaçsız herkesin kendisi olmayı başardığı bir komün hayata geçiriliyor bu on üç gündür. gezi parkı'nın dört yanını kapsayan orantısız mizah olurken hemen arkasından bir müddet sonra bir itidal, bir sukut da gerçeğe dönüşebiliyor.

abdullah cömert'de, ethem sarısülük'de oralarda gezi park'ının arasında ruhlarıyla, inançlarıyla dolaşıyor. anılıyor. anlamların bir olmanın ne demek, direnişin nasıl bir şey olduğu zikrediliyor!. unutursak kalbimiz kurusun! bu kadar günde insanların anlatmaya çalıştıklarının düzayak bir kalkışmadan keyfimiz kaçmıştı bir de direnelim bakalım kolaylaması, eylemcesi ve nereden çıktılar bu gençler muhabbetinden daha özgün neticeler duyumsatılıyor. bizahati seslerine sahip çıkanlarca hala görmek isteyenlere, görmeyenlere ithaf olunur.

bu günlerin çok daha fazlası olduğu, her seferinde de bu sizi anladık mesajı atıp duran iktidarın hala bildiğini okumaya devam eden, sürekli mızıkdayan bir yapı olduğunu anlamamıza vesile teşkil ediyor. karşılaştıklarımız. alkolik ve ayyaş ve çapulcu ve adi ve alçak ve vandal velerin bile iflahı kesilirken iliştirilecek yaftayı bir türlü tüketmeyen; muktedir yaverlerinden bütün bu olan biteni anlamadığını bir kere daha kanıtlayan köpek! çıkışı doğa ve ötesini anlamayanlardan, çevrecinin daniskası olmayı yakıp, yıkmak, kesmek olan anlayan zihnin tahayyülünün nerede düze çıktığı takdirinizedir. ha bu arada egemenbey kurban olun siz köpeklere!.

hem o hem bu hem şu hem öteki derken komple ülkenin partisi olmaktan dem vuran bir liderin kalkıp yol ver çıkalım taksim'i ezelim diyen dolmuşa gelmiş kitlesinin tahayyülüne tebessümü ise apayrı bir münazaranın ta kendisidir. haddizatında dönüşmekte, konuştukça başka bir şeye evrilen ve zaman mevhumu içerisinde ilk defa değil belki ama sivilleştikçe kalıplarını yıkmaya çalışan bu muhalefet hareketini anlamaya henüz kaç vardır diye sormak lazım gelendir?

bir tehditin, bir hıncın, bir şiddet sevdalılığın, akıl tutulmasından kaçınılmayan bir mevhumda durmadan sahnelendiği bir yerde yaşam beş yıldız ekonomi on yıldız olsa neye yarayacaktır? sorgulama zamanı!. kameraların olmadığı yerlerde insanların sürek avlarına, atmış oldukları tweetlerin bile gerektiğinde göz altına alınmalarına sebebi olarak değerlendirildiği bir yerde sözün, basit, yalın olan duruşun değerine ulaşmak için muktedir kaç fırın ekmeğe ihtiyaç duymaktadır!.

gözaltına alınanların beyanatlarından da işittiğimiz gibi 'kimsenin askeri olmayacağı'ndan bahis açanlara tıpkı hesaplaşma sürecindeyiz, şundayız bundayız diye hareket ettikleri on iki eylül tahakkümünden zerre uzakta durmayan başkalaşmamış fosilliğin bir devamı olanı kanıtlayan 'r.tayyip erdoğan'ı seviyorum diyeceksinlerin katara dahlini gördüğümüz bir zaman aralığında farkındalılığa kaç vardır! ne kadar zaman!. yaşamın orta yerinde sözüne, sesine sahip çıkmanın her kim olursa olsun onun elinden çıkagelen zorbalığa karşı durmanın adı hangi ara hukuksuz bir mücadele oldu. böyle bildirildi.

avaz avaz çağrılan anayasa yazımı sürecinde değerlendirilenlerin birer pratiğini yaşama katmaya çalışan ve evet iki ağaç diye aşağılamaya çalışılan bir yerin korunabilirliği üzerinden bugüne kadar ilişilmedik köşesi, deşilmedik bağrı bırakılmayan bir kenti, kentten ileri yurdun artık baskılanacak, zorla yerlebir edilecek bir metre karesi kalmadığını anlamak hala mı zor! işe gelmeyendir sorgulama zamanı!. hükümet istifa tavrının sadece bu yapılan rantsal yağmaya karşı olmadığını artık sağır sultan bile duymuşken inadım inat arkadaş yapacağım, edeceğim, yok onu değil bunu aa bunu diye şaşkın şaşkın demeçlerin, her günü ayrı gerelim gere gere yay gibi yapalım bu milleti diye tahayyül ettikçe tersini, bir arada durmaya daha fazla özen gösteren insanların anlattıklarını anlamlandırmak bir uzak menzilde midir? nerededir!

an itibariyle gün dahilinde gezilen, açılış, etkinlik şu veya bu bahisle yolda durulan her noktada recep tayyip erdoğan'ın diline doladıklarından dem vurabilirsek bu menzile, anlayış haline daha kaç vardır onu en azından anlamlandırabilmek söz konusu olacaktır? ümük sıkmak deyimini gündelik siyasetin içine dahil etmekten çekinmeyen bizahati hitap ettiği kitleyi provoke etmekten artık hiç geri kalmayacağını duyuran bu başbakan mıdır bizleri balkon konuşmasında hepimizin lideri olduğuna inandırmaya çalışan.

ermenileri, ezidileri, süryanileri bilimum gayri müslümü toprağından çekip çıkartmaktan fenalarının sahne bulduğu, kızılbaşlara edilmedik hakaretin olmadık tahakkümün, boyunduruk altına almanın eksik konulmadığı, kürdün hakkının son otuz küsür yılda ne hallerde olduğunu iyi bildiğimiz bir gerçek perspektifinde kendisi gibi olmayan bir dolu türk'e yapılanların yekününü bulduğumuzda, aklımıza getirdiğimizde bu nasıl bir kapsayıcılıktır diye sorma zamanındayız? sormalıyız.

had bildirme, meşru olana karşı ne dersek acaba boşa çıkartırız mevhumunda dolaşmaktan hiç çekinilmeden şimdi de bunun bedelini ağır ödeyecekler basit bir savsaklama değil, zaman kurtarma değil basbayağı linci teşvik ve onama değilse her ne olarak adlandırılmalıdır. orantısız şiddetin orantısız kelamla bütünleşmesinin ardından sonraki hamle sonu gelmeyecek kıyam mıdır? bir daha asla dediğimiz bu noktada, isyanımız, taleplerimiz yaşam hakkı üzerine ve üzerinden bunca söz iken halen yaşatmaktan sizi men ederim, şunu yaparım bunu yaparım yollu göndermelerin karşısına çıkacak, o kadar da uzun boylu değil diyecek bir tane ak parti üyesi 'insan' da mı yoktur?.

her dakika başka bir hakaretin seslendirildiği, iftiranın yakıştırıldığı, şiddetin at başı gittiği zaman zikredilen küfüre tepkime diye hedef göstermenin bir başka tezahürünün canlandırıldığı, dinin yeniden siyasete alet edildiği, durmaksızın azrailiniz olacağım şiarına sığınan bir başbakan'a dur diyecek kimseler olmayacak mıdır? denilmeyenler söylenmiş, yapılmayanlar yapılmış, olmayan vakıalar bir tabii ki olmuşlar arasında anılırken hesap vermek, şeffaflaşmak yerine nereye kadar gidilecektir.

ve bu ülke demokrasi meseliyle, bir barış süreci içerisindeyken sözümona yakınlaşırken falan fişmekan gel gelelim ortalığı germek, bu kadar ayarsızca hakaret ve tehdit bizi o götüreceklerini sandıkları güzel ülkeye ulaştıracak mıdır? bunca köhnelik bunca patavatsızlık ve aralıksız on üç gündür gösterilen muhalefetin sözünü duymak n'zaman? yok duymuyorum, size daha laflarım atacak gaz bombalarım, üzerinize sürecek mangalarım, eli sopalı yandaşlarım var diyorsanız bu ülkenin demokratik olduğundan, özgürlüğün bulunduğu bir yer olarak tanımını yeniden gözden geçirmenizi salık verelim sayın recep tayyip erdoğan bey'e.. ha bir de neyinize mani olduk da bu yaygarayı kopardınız diye söyleniyorsunuz.. az biraz sokağın sesini işittiğinizde, titrinizi bir kenara koyup sıradan bir vatandaş olduğunuzda ne demek istediğimizi daha kolay anlayacaksınız... eşit adil sömürüsüz, doğasından, yaşam alanına kasıtsız, yalın ve net konuşulabilir bir ülke özlemindeyiz... biz nesil olarak bolunmeyi degil birlesmeyi biliriz. biz nesil olarak kavga etmeyi degil sevmeyi, saymayi biliriz. biz nesil olarak ona, buna, suna degil herkese demokrasiyi biliriz. bizi kimseyle karistirmayin...

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Belgesel: Ağlama Anne, Güzel Yerdeyim - Ümit KIVANÇ
Yakın Tarih / Taçlanmış Gazetecilik: Metin GÖKTEPE - Biyografim.net
23buçuk - Aris NALCI - Serdar KORUCU - Youtube
Red! Filmi - Bağımsız Sinema Merkezi
Istanbul Rising - Hosted By Milene LARSSON via Vice
#Acil Çağrı! - Ethem Sarısülük'ün Katledilmesine İlişkin - Alınteri.net
Redhack Şirinbaba Halk Tv Konuşması - Ustream
İstanbul Emniyet'i Müdür ve Yardımcılarının Cep Telefonu Numaraları - RedHack
#direngeziparkı #taleplerimiz bas yapıştır çek paylaş - Yaşar ADANALI - Mutlu Kent
Monolog Hali...Yasaklar.. Görev İcratı.... - Deniz SAL - Solukbeniz
Söz Konusu Özgürlükse Gerisi Teferruattır - Ali Murat İRAT - Birgün
seyir defterini artık biz yazıyoruz - Burak ŞAHİN - Bize Böyle Bi'Bilgi Gelmedi
Apolitizm, Politizmin Avlanma Alanıdır. - Gün Zileli - GZ.com
Biyoiktidar Öyle Kolay Kurulmaz! - Orhan TEKELİOĞLU - BiaMag
“Bu Bir Kendiliğinden Ayaklanma!” - Osman AKINHAY - Radikal Kitap / Agora Kitaplığı
Bir Restorasyon Girişimi Olarak Gezi - Gökhan ERDOĞAN - GE' Blog
Gezi Parkı Faşizme Mezar Olacak! - Basın Açıklaması - Nor Zartonk
Eyvallah Gezim - Barış İNCE - Birgün Direniş Eki
"Mustafa Keser'in Askerleri" "Mermer Sıçanlara" Karşı... - Kıvanç KOÇAK - Birikim
İzmir’den Görünen Direniş - Serdar UĞURLU - Fraksiyon
‘Gençlerde 68’lilerin Birikimi Var’ - Damla YUR - Milliyet.com.tr
Bir Çapulcu'nun Günlüğü - Mütecessis Seyyah - Radikal_Blog
Meşkler: Gezi Eylemlerinin Mistifikasyonuna Hayır! - Ali TOPUZ - Utay
Direnişin Getirdikleri - Yetvart DANZİKYAN - Agos.com.tr
SSK-Sokak Savunma Komiteleri - Metin YEĞİN - Özgür Gündem
Ak Parti'li Gezi Parkı Direnişçisinden Başbakan'a Mektup - Bülent PEKER - BP' Blog
Halkımız "Denek" Değildir - TMMOB Kimya Mühendisleri Odası
Büyük Direnişten 10 Altın Ders… - Mustafa SÖNMEZ - MS' Blog
Gezi İsyanı’ndan Sonra - Ferda KOÇ - Sendika.org
Chomsky Gezi Direnişini Selamlıyor! - Youtube
Twitter Gözaltılarıyla İlgili Leeds Ünv. Hukuk Bölümü Öğretim Üyesi Yaman Akdeniz'den Açıklama! - Kaynakça Okur Yazarlar
#Gezi Notları…(III) İktidar Hata Yapmaz… - Gün ZİLELİ - GZ.com
#DirenGeziParkı on Amanpour via CNNi
El Cezire Spikeriyle İbrahim Kalın (RTE'nin Danışmanı) Arasındaki Tartışma - Youtube
Gözaltında Mühendislik Öğrencisinin Ağzından Yaşadıkları - Erkan YOLALAN - İhtiyarus
Turkish Family Mourns Slain Protester - Ben WEDERMAN - CNNi
For Turkish Media, Taksim Story Reveals Flaws, Threats - Jean-Paul MARTHOZ & Özgür ÖĞRET - Committee To Protect Journalists
Val di Susa Direnişi - Müştereklerimiz
Press Briefing Notes on Turkey - United Nations Human Rights
Let Us Dot The ‘I’ And Cross The ‘T’: Insurgence And The End Of ‘Tough Love’ Politics In Turkey - Emrah GÖKER - Jadalliya
The Diverse Revolt Of Turkish Youth And The Production Of The Political - Burce ÇELİK - Open Democracy
The Protests In Turkey, Explained - Josh HARKINSON - Mother Jones
This Revolutionary Moment Has Brought Together Kurds, Turks, Armenians and Workers Of Every Sector - Sarphan UZUNOĞLU - The Third State
Last Metro To Taksim, Part 3: Enter Night - Yuval Ben-AMI - +972 Magazine
Recommended Articles On #Turkish Protest  via Sociology Of Turkey Blog
In Istanbul’s Heart, Leader’s Obsession, Perhaps Achilles’ Heel - Michael KIMMELMAN - NY Times
Turkish Protesters Have Invented A New Verb: 'Chapul' - Neha PALIWAL - Foreign Policy
At Their Wit's End - Sunita SOHONI via The Maddow Blog
Turkish Citizens Crowdfund Full-Page Ad In NY Times To Fuel Protests - Rebecca GRANT - Venture Beat
Social Media & Opposition To Blame For Protests, Says Turkish PM - Constanze LETSCH - The Guardian
Polis Gaz Attığı Esnada Ne Hissediyor? - İpek İZCİ - Radikal.com.tr
Bir Komiser Abimiz ve Pek Çok Kardeşimiz İçin… - Yadigar Ejderha
Hava Döndü - Can DÜNDAR - Milliyet.com.tr
Derdimiz Bunlar - Melis ALPHAN - Yazaroku.com
Dersim'in Talepleri - Dersim News
Gezi Eylemleri, Gazi Mahallesini Nasıl Etkiledi? - Çağıl KASAPOĞLU - BBC Türkçe
Çapulculara Bir Destek De Arjantinli Plaza De Mayo Anneleri'nden - Emek Dünyası
Gezi Eylemlerine Sürpriz Destek - Kemal GÖKTAŞ - KG' Blog
AKP Faşizmine Karşı İşyerlerinde ve Alanlarda Mücadeleyi Yükseltmeye Çağırıyoruz! - Basın Açıklaması - KESK
Türkiye Psikiyatri Derneği Hükümete Uyarı Basın Açıklaması - Basın Açıklaması - Psikiyatri.org
#DirenGeziParkı Eylemlerinden Çıkan En Yaratıcı 59 Çalışma - Listelist.com
İstanbul'da Polis Şiddetine Karşı - MonoKL
Gezi Parkı Doğurdu! - Elif İNCE - Radikal.com.tr
Taksim Dayanışması 8 Haziran Tarihli Basın Açıklaması - Açık Radyo
Alibeyköy'de Eyleme Destek Veren Eve Ateş Açıldı - Hayat Televizyonu
Stefan Füle’den İstanbul'da Demokrasi Vurgusu - AB Haber
Zaman Yazarından Tayyip Erdoğan’a Açık Mektup: Senin İçin Sokağa Çıkmayacağım! - Sendika.org
Dünyada ‘Gezi’ye Destek’ Eylemleri - BBC Türkçe
Tahrir'den Taksim'e Selam Var! - Muhalefet
'Uyuyorlardı, Uyandılar' - Elif KEY - Annemlerde Uyumuşum (De Bitişik)
Avrupa Yeşil ve Sol’dan Destek Var! - Yeşil Gazete
Erdoğan Kuzey Afrika Ülkelerinde Nasıl Karşılandı? - Algérie Focus (04.06.2013) - Demokrasi Yanıkları
Dünyanın En Fotojenik Eylemi - Hıdır GEVİŞ - Taraf.com.tr
Gezi, Park, Çark, Her Şey - Fatih ÖZGÜVEN - Radikal.com.tr
Mustafa Keser'in Askerleriyiz! - Murat MENTEŞ - Yeni Şafak
Occupy Gezi: History, Politics, Practice via Ottoman History Podcast
Turkey's Rulers Show They're No Good With A Crisis - Jen ALIC via CNBC.com
Gezi Parkı'nı Nasıl Saklamalı? - Ahmet Turan KÖKSAL - Radikal.com.tr
Mehmet Karlı'dan Canlı Yayında Protesto - Youtube
Fişlemeye Yepyeni Bir Boyut Geliyor: Phorm - Fatih GÜNER - Sosyalmedya.co
American Gets Targeted by Digital Spy Tool Sold to Foreign Government - Kim ZETTER - Wired.com
Dolmabahçe Camii 03.06.2013 00:20 - Ahmet HASAN - Youtube
O Camide İçki İçilmedi - Muhalif Baskı
Bir De Bunlar Var - Malum Site!

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
DinamoPromo InquiriesMakina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
resim için kaynakça twitter: @bariskent

>>>>>Poemé
Anısı Biz Olalım Bu Sokakların - Ahmet TELLİ

Anısı biz olalım bu sokakların
öpüşmediğimiz tek saçak altı
hiç bir otobüs durağı kalmasın
Biz yürüyelim kent güzelleşsin
gürültüsüz sözcükler bulalım
yeni sevinçlere benzeyen

Biz gelince bir yağmur başlar
yüzün çizilir buğulanan camlara
bir uzun karartma biter
akasyalar köpürür birdenbire
ve her avluda adınla anılan
çiçekler sulanır akşamüstleri

Bir arkadaş evine uğrarız yolüstü
bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi
başını sessizce omzuma koyarsın
gülüreyhan olur soluğun
Biz kalırız kuşlar dönüp gelir
her balkonda bir menekşe sesi

Belki yeniden güzelleştiririz
adları değiştirilen parkları
perdeleri hiç açılmayan evlerde
ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur
tanıdık sevinçlerle dolar yeniden
kendi sesini kemiren alanlar

Anısı biz olalım bu sokakların
ve hiç durmadan yağmur yağsın
Biz gürültüsüz sözcükler bulalım
sarmaşıklar fısıldaşsın yine

Gidersek birlikte gideriz
yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen

kaynakça: antoloji