sesli meram 561 -- հսկողություն

kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_561_/////հսկողություն

18 mayıs 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.

/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Artorias - Dichotomy (Dialect Audio)
02. Artorias - Herculean (Dialect Audio)
03. BMA & Robbyt - Lockbox (Onset Audio)
04. BMA & Robbyt - Arbitrary Arbitrage (Onset Audio)
05. Kalane - Phoenix (R3idy Remix) (Skankandbass)
06. R3idy - Bad Juju (Kalane Remix) (Skankandbass)
07. Karabin - Delusional (feat. Rider Shafique) (Yamatai Records)
08. Karabin - Sub Dub (Yamatai Records)

/////arz-i-hal
"Sınırları çoktan yitirilmiş, her anı müşterek tahayyülü için zorlu bir sınamaya dönüşmüş bir hayat imgesini yaşıyoruz. Yaşadığımızı var sayıyoruz. Suskunluk en büyük müşterek olarak bina ediliyor. Herkes bir ötekisinden bir şeyler saklıyor, buna mecbur kılınıyor bir biçimde. Dur durak bilmeyen bir göz ardı etme hali en büyük mutabakat haline indirenir kılınıyor. Evde saklanalar, işte gizlenen, sokakta mutlak sessizlikte biat edilenler, ortaklık imgesi diye pazarlanan yeni, güçlü ülke şiarında soluksuz bir biçimde hızarın nasıl da etki ve gücünün korunduğunu göstere geliyor. Hiçbir yaraya merhem olmak söz konusu dahi edilmiyor. Gündem sulandırılırken, magazinsel aktör ve oyuncuların var ettiklerinden bir biçimde aleni suni tartışmalar var edilirken, kaypaklaştıkça elden avuçtan giden menzilin hakikati halktan çalınıyor. Bir ülke ki dört bir yanından cerahat akmaya devam ediyor. Bu sahadaki hayat görüngüsü yerle bir ediliyor, herkes sussun isteniyor, her anlamda.

Büyük ülke nidaları zikredilirken, olmakta olanın artık çoktan bir yüzeyi tahrip etmenin de ötesine geçtiğine tanıklık var ediliyor. Nidalar, uzun uzadıya onlar, bunlar, şunlar bizi ve eylediklerimizi kıskanırlar derken, çürümüşlük konuşturulmaz. Koca cümleler, birbiri ardına çıkagelen böbürlenmeler, nihayetinde bildiğiniz ölüm kusan makinelere çektirilen eyvallahlar, dumanı tütmesi bir yana ocağın sönmesine işaret eden onca gelişmeye bariz bir buhrana rağmen her şey yolunda seslenişinin ardı, sonrası hep çürümeye çıkıyor işte. Belirgin bir biçimde korunaksızlığın var edildiği, insan hayatının öncelenmediği bu yer, şu sathı mahalde, kulak arkası edilenler, kulağın üstüne yatılanlar ile çıkagelen hakikatin boğuntuya konulması söz konusu edilir. Yirmi beş yıllık bir partinin, ona yakın olacak bir iktidar tahayyülünün son kertede sunduğu, kendi konforlu alanından çıkagelen şey belirli bir biçimde tuzağa hapsedilmiş olagelen sıradanın hayatıdır. Gelecek tortusu kocaman bir muamma kılınırken, an derdest olunandır." sesli meram

*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...

allame-i ulul arz’dan ara nağmeler 
okuma parçası

sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...

her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------

/////poemé
Ագռավի Կտուցին՝ Սուրճի Հատիկներ -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ

(Էլեգիա)

Մայրաքաղաքի մայթերին, գավառական
մի պոետիկ (ծնվ. N քաղաքում, չգիտեմ՝ որ թվին)
բանաստեղծություններ է հանում սուրճի դատարկ բաժակից
ու բարձրախոսով փչում է դեպի հեռավոր դաշտերը -
ծաղիկներն իսկույն
դառնում են անբուրելի,
ու բարձրախոսով փչում է դեպի հեռավոր աղբյուրները -
ջրերը իսկույն
դառնում են անխմելի,
ու բարձրախոսով փչում է դեպի կապույտը վերին -
երկինքն իսկույն
դառնում է անթռչելի,
ու բարձրախոսով փչում է դեպի ճանապարհները-
ուղիներն իսկույն
դառնում են անգնալի,
ու բարձրախոսով փչում է դեպի հորիզոնները-
հեռուն իսկույն
դառնում է ոտնատակված թախիծ,
ու բարձրախոսով փչում է դեպի շիրիմները նահատակների-
նրանց անուններն իսկույն
կորչում են քարերի մեջ։

Փչում է, փչում է, փչում է պոետիկն այնքան,
մինչեւ գլուխն ընկնում է ուսերից՝
բերանի վրա,
սուրճի շրջված բաժակի նման։ Ապա
ագռավները սեւ ճանճերի պես վրա են տալիս՝
տանելու այն հատիկը, որ
աղալուց առաջ
եղել է սուրճի բրազիլիական թփերի վրա։

Comments