kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_570_/////նրբերանգ
27 temmuz 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.
/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Tremor - Cycles (Fokuz Recordings)
02. Tremor - Cross The Line (Fokuz Recordings)
03. Nasz - Daydreamer (Influenza Media)
04. Nasz - When I Look In Your Eyes (Influenza Media)
05. Physics - Free Spirit (Four Corners)
06. Physics - Hold Back Time (Four Corners)
07. Insepta - Taste (Celsius Recordings)
08. Inspeta - Ethose (Celsius Recordings)
/////arz-i-hal
"Müşterek idenin sömürüldüğü, delik deşik olunduğu bir zemindeyiz. Şimdimiz, dünümüz kadar olağan bir yıkımın / kuşatma ve çitlemenin esiri kılınıyor. Her anımıza, hemen her durumda kendini haklı çıkartan bir devletli gölgesi değiyor. Sınırlar belirleniyor, mutlak ve kati doğrular ilan ediliyor. Ötesini sorana cız! Sonrasını belirlemek isteyene göz dağını peyderpey var ediyor muktedir. Öncesiz, sonrasız, şimdi ve şu anın içerisinde yaşamsallık hedefe konuluyor. Öyle yok dünyadan örnekleri takip edeyim, muasır medeniyetler ya da insanlık onuruna yakışır bir ülkeyi hayal edelim falan geçiniz diyorlar, bunlar sizin işiniz mi buyuruyorlar. Her şekilde hayat tarumar edilirken, hataların yekununda ilerlemeyi tam da o matah olan diye işaretliyorlar. Bir kesim kuru ekmekle, eline geçenle gününü geçirip dururken sebat etmesini, malum ekonomik bozgun tablosunun da bir yerde nihayete erip, düze çıkılacağına inanılması salık veriliyor. Ne soruyorsunuz, yirmi dört senedir neydiyse her nasıldı ise aynen öyle devam olunacağı içerideki yaşayanına, kendi halkının bir başka kesimine bildiriliyor. Gel zaman git zaman seçim zamanı hatırlanan, demokratikleşmenin de hakkı ve hukuku tam olarak işlevsel kılmanın önüne yepyeni setler çekiliyor. Eşitliğin, adilane bir ülkenin, hakkın da hukukun da adamına göre değil, meşrebine / ait olduğunuz klana göre değil de doğrudan kitabi herkes için doğrudan var edilebildiği, ayrımsız bir yer ülkenin gerçekliği nadasa terk ediliyor. Nasılsa bunu da unutursunuz!
Müşterek idenin salt kitabi, doğrudan verilir hakların muhafaza edilmesi sürecindeki tüm o kepazeliklere esareti değil aynı zamanda, ekonomik / politik yansılarının da, sosyal olan devletli gereksinimlerinin sıfırlanmasında da aynı cevval tahayyülle saldırılara alenen ulu orta terk edildiği yerin meselesidir, anlatmak istediğimiz. Kesintisiz paramparça olunanın doğrular olduğu yerde, eksinin, kötünün, feci olanın el üstünde tutulması hayatı da afaki bir biçimde tarumar ediyor. Hayaldi, Ak Parti eliyle bir kere daha gerçeğe dönüştürülür ol tahakküm, şu biçimsiz tepkimeler, doğrudan müdahaleler. Gündelik yaşam rastlantısal bir raddeye çekilir. Ele geçen üç otuz paranın, asgari ücret ile onun yarısı ya da bir katını da ihtiva eden ücretler karşısında, kiradan, gündelik giderlere, elektrik suyundan eğitime ve tüm yaşam gereksinimlerine yeterlilik hali ortadan kaldırılır. Ne gerek vardır ki onca para, para, paraya! Oysa kazın ayağı öyle değildir, ele geçen maaşın önemli belki de handiyse o tamamını kapsayan kira insanların belini büker. Hasbelkader alınmış aracın ne sorunları ne de vergisi tükenir. İstanbul'da sokağa adımınızı attığınızda çıkagelen bir parayla soluk alma mecburiyeti de cabasıdır. Üstüne toplumsal bir müşterek olması gerekirken, aleni bir lükse dönüştürülen seyahat etme hakkının günlük yemek harcamasına çekildiği bir sahayı da göz önüne getirdiğinizde zaten halin perişanlığın da sökün eder.
Siyasetin pragmatist tahayyülü, emekli ücretlerine yapılan cüzi farkı bile binbir tantanayla alkış kıyamet karşılanması gereken bir tavır olarak bildirirken, sokakta o jest denilenin bir karşılığının kalmadığına ayılamıyor. Her şekilde punt bulundu mu hem nalına hem mıhına vurulup da geçilen hayattaki var olma hak ve isteminin önü bir de böylesi bir halle alınıyor. Durmak yok yola devam. Politik olmaktansa günün şartları neyi gerektiriyorsa ona göre davranan, yön belirleyen, kendi öncelikleri dışındaki hiçbir şeyi zamanında, tam da gerektirdiği gibi önemsemeyen / umursamayan siyaset erkanının vardığı eşiğin korkunç sureti temsili de o emekli / memur maaş zamlarının düzenlenmesi sırasında çıkagelir. Gören görmüştür, bilen biliyordur da, bir türlü konforlu koltuklarından şöyle bir kaykılıp da bu halk nasıl ediyor diye sorabilecek bir iktidar, bir ana muhalefet üyesi yoktur. Düzen ve onun sağladığı şartlar el verdiğince hayatı baskılayan fasit döngünün her anlamda devam olunduğu bir yerde kim fark edecektir ki sıradan olanın yarasını, bu kadar afaki yıkım karşısındaki çaresizliğe mahkumiyetini nasıl?" sesli meram
*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...
allame-i ulul arz’dan ara nağmeler
okuma parçası
sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...
her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------
/////görsel/////my street dreams:::yalım vural:::art prints
/////poemé
Անդարձություն -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ
Բուրմունքը թեւեր ունի, եւ վարդերը թռչում են,
երկինքը երանվում է, իսկ ես, որ
չգիտեմ՝ ով եմ, տխուր եմ։
Անշուշտ, թախիծ կա նրանում, որ վերջին
երամը թեւում-գնում է։
Որ ջլատվում-ջնջխվում են լեռնաջրերը
ուշ հեռաստաններում։
Որ քարերին համակել է
անթռչելիությունն էլեգիական։
Որ մարող շշուկները սեւով են
բուրում խավարի մեջ։
(Թեպետ սեւը
Ճապոնիայում ուրախության նշան է, իսկ
Եգիպտոսում՝ վերածննդի,
գուցե՝ եւ պտղաբերության)։
Որ հայացքդ ոչ թե նայում է, այլ ինձ
զանցառում է այնտեղից, որտեղ
հազար տարի է՝ կանգնած եմ ես։
Որ չի հարմարում ժպիտը
կորսյալ ձեռքերիս։
Որ ժողովրդին հաղթած իշխանություններն
իրենց անպարտելիությունն են խրախճանում
մոլեգնաճառ։
Որ ես իմ մեջ ամենահեռաբնակն եմ։
Որ մազիս մեջ դրված թաքնասարքերը
ուռկանում են մտքերս։
Որ մանկության աղբյուրներն աճումնաձիգ ու զինական
տղաներին այլեւս չեն այցելում, թեկուզ՝
վերկացի վաղորդաժամերին։
Որ շնչիս մեջ մոմը մի քիչ ուշ
բոցկլտաց՝ երեքը հենց մեկն է։
Որ միմիայն երեխաներին չի տրվում
թագավոր ընտրելու իրավունքը
(մինչդեռ հենց նրանց պիտի վստահվեր դա)։
Որ ամեն մարդու ուսի անտանելի
մի սարկոֆագ կա՝ եթե
նա անգամ պարում է իր հարսանիքում։
Որ ջարդված նավի միջից ոչ ոք
չի կարողանում ծովը հանել։
Որ առաջին քայլը միշտ վերջին է՝
որպես առաջին։
Որ թափուր սրտերը չեն կարող ծառայել՝
գոնե որպես կավե ծաղկամաններ։
Որ անստվերական իմ հոգին տրտմում է՝ շատ կարեւոր
ինչ որ մի բան միշտ շրջանցող պտույտներից
երկրագնդի։
Որ արեւը թերամտում է, եւ միայն
մրջյուններն են վստահ իրենց քայլերի մեջ։
Երբ խոսեցիր՝ ես զգացի, որ ձայնը
նույնպես բուրմունք է ունենում,
թեեւ զուր եմ շարունակ ինչ որ կետեր
որոնում հեռու երկնքում.
վաղուց վարդերի երամները չվել-անցել են։
Բայց չի՞ թվում, այնուամենայնիվ, որ
ետ մնացած մի կանչ դեռ կախված է օդի մեջ։

Comments