sesli meram 577 -- փխրուն

kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_577_/////փխրուն

14 eylül 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.

/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Coki - Super LFO (Tempa)
02. Coki - Crystal Lake (Tempa)
03. D1 - Life Force (Tempa)
04. D1 - Earth (Tempa)
05. Blocklab - Errie (White Peach)
06. Blocklab - Leon (White Peach)
07. Coki - Red Rocks (Tempa)
08. Coki - Humanoidz (Tempa)

/////arz-i-hal
"Gelişmişlik düzeyinin kenarında kıyısında dolanırken, kırk altı yıl öncesinden çıka gelmiş olan bir darbe aksiyonunun da yıl dönümü vardı geçtiğimiz günlerde. On İki Eylül 1980, salt bir devinim değil aynı zamanda var edilmiş tüm düşünsel, akli, ilmi, müştereklerin de kökünün kazınmasının / ilelebet mahvedilmesinin de mihenk taşıydı. Ötekisini öcü kılıp, bir sağdan bir soldan diye cebelleşip dururken, memleketin anlık rutinini, doğrudan aleni müdahale etme hakkını zayi eden bir sistematik engizisyon devreye konulan bir mesel idi. Düzen kendi bekasını savuna dururken Kenan Evren nam deccal bozuntusu eliyle ülkenin de kaderinin bir daha düzeltilemeyecek kadar geniş bir sahada yeniden imali söz konusu edilendi. Yıllarca süre giden bir açmazlar silsilesi, geriye onarılması imkansız kılınmış bir değil binlerce yara, onlarca merkezde, binlerce insanın hayatının zehir edildiği, on binleri aşan kayıp, yok etme halinin sunulduğu bir o kadar ve çok daha fazla insanın fişlenerek, işkenceden, devletin mimli halkına dönüştürülmesine vesile bir fecaat sarmalıydı. Resmi rakamlarda 300 kişi öldü, 517 kişiye idam hükmü verildi, 50'si infaz olundu. 650 bin insan gözaltına alınıp, 230 bin insan yargılandı. 1 milyon 683 bin insan fişlendi ve takibe alındı. Tümüyle bir girdap halini ala duran, kesintisiz kılındıkça memleketin de istikameti ve yönelimini daha da karanlıklardan devşirmesine olanak sağlayan bir cerahat yekunu idi 12 Eylül 1980.

Sistemin çarklarında bulunan, sermaye nam arsız yağmacı güruhun başat üyelerinden bu ülkedeki ilk beşli çetenin de mimarlarından olagelen bir şahsın suna geldiği cümle öbeği, anlatmaya çalıştığı meram Türkiye'nin her nasıl dününde kalakaldığını, her ne şekilde bir istikameti olumlu anlamada var edemediğini de kestirmeden aksettirir. Bildiklerini okuma çabasını sürdürürken ülkenin geleceğinin o andan başlayarak kırk altı yıldır devam eden bir baskılama çabasıyla mahvedilmesinin de önü açılır. Vehbi Koç'un Kenan Evren'e ilettiği not zaten bir çerçeveyi bildirir: “Yakalanan anarşistlerin ve suçluların mahkemeleri uzatılmamalı ve cezaları süratle verilmelidir. Polis teşkilatını teçhiz ederek ve kuvvetlendirerek imkanlar genişletilmeli, gerekli kanunlar bir an önce çıkarılmalıdır. İşçi-işveren ilişkilerini düzenleyecek olan kanunlar asgari hata ile çıkarılmalıdır. Bazı sendikaların Türk Devletini ve ekonomisini yıkmak için bugüne kadar yaptıkları aşırı hareketler göz önünde bulundurulmalıdır. DİSK’in kapatılmış olmasından dolayı bir kısım işçiler, sendikal münasebetler yönünden bekleyiş içindedirler. Militan sendikacılar bu işçileri tahrik etmek ve faaliyeti devam eden sendikaların yönetim kadrolarına sızarak kendi davalarını devam ettirmek niyetindedirler. Bu durum bilinmeli, hazırlanacak kanunlarda gerekli tedbirler alınmalıdır. Komünist Partinin, solcu örgütlerin, Kürtlerin, Ermenilerin, birtakım politikacıların kötü niyetli teşebbüslerini devam ettirecekleri muhakkaktır, bunlara karşı uyanık olunmalı ve teşebbüsleri mutlaka engellenmelidir. Zatıalilerine ve arkadaşlarınıza muvaffakiyetler temenni ediyorum. Emrinize amadeyim.”

Dünden bugüne değişmiş herhangi bir durum yok. Halen düzenin nefret ettiği temsiller aynı. Hala hedefe koyduğu kesimler aynı. Her durumda tefe koyup, hakkını gasp etmeye çabaladığı insanlar aynı. Durum / yönetim katındaki personel değişmiş olsa da hakkını ve hukukunu tanzim etmeye çabalayanlara karşı bildiğini okuyan, esnek olmak / anlamaya bir tür çabalamak bir yana onları ezmeye çabalayanları işaret ediyor. Anavatan Partisi ve Turgut Özal ile başlayan seçeneksizlikler sarmalı Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan'ın şu sahada artık yıkılamaz addedilen, öyle aksettirilen cerahatli kendi sınırların aşa duran bariz bir tahakküme ihtimal sağlayan Siyasal İslamcı, yeni pragmatist, düzenin en fecisi o var edilen yeni dünya nam liberal akımların gediklisi bir çatı ile sürdürüle duruyor. Bizim çocuklar darbe yaptı diye çıkagelen Amerika'lı otokratların, bürokrasi ve askeri kurmaylar silsilesinin, ekonomist deccal erkiyle beraber arkalarını topladığı, yol açtığı bir güncelliği de göz önüne getirdiğinizde, isimlerin temsillerin değil doğrudan makamlardan çıkagelen ve kesin ve kati olarak bildirilen bir yıldırı ekseninde menzil var edilir. 12 Eylül 1980'in o hiç aşılamaz denilerek kurumsallaştırılan dibine kadar dini bu toplumun afyonu kılalım biz de yolumuza bakalım çıkarımının her neler ettiği az çok görünen köye kılavuza hacet kalmaksızın meydandadır." sesli meram 

*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...

allame-i ulul arz’dan ara nağmeler 
okuma parçası

sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...

her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------

/////poemé
Անձրև է՝ Անձրև չէ -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ

Անձրեւը չի գալիս, քամին բերում է նրան։
                                        Ձորաբերանում մութը
կակազում է։ Հարաբերական դադարի տակ անապատի
                                        քնած ավազներ
կան ու քամիներ։ Իսկ լավագույն տողս՝ ձիգ ու
                                        երկար խրամատն է
խաղաղության, որ փորել եմ երկրիս հին ու հինավուրց
                                        սահմանի վրա։

Թշնամիներիս ասեք՝ այս պահին չկռվելը վտանգավոր է
                                        եւ առավել պայթունակ։
Անճանապարհ քայլեր։ Անհեթեթ ու ազնիվ վիճակ։
                                        Սուտը, անշուշտ,
թագավորական ծագում ունի եւ (կեցցե դեմոկրատիան)
                                        ընտրվում է միայն
նա, ով այնպես է խաբում, որ ժողովուրդը (100%-ից ավելին)
                                        հավատում է։

Այսօր նայեցի իմ ձեռքերին եւ թվաց՝ ծերանում եմ։ Կապույտ
                                        ու բաց երակներս
այն գետերը չեն, արդյոք, որոնցով դեռ չեմ նավարկել։
                                        Գնացքը երբ տեղ
հասնի, նրանում մնացած կլինի չգիտեմ՝ ով, մենակ,
                                        եւ դրա համար ոչ մի
ժամանակ այն տեղ չի հասնելու։ Վոլուպինյան
                                 ողջույններ են մարդիկ։
Ազգի ապագան՝ ընդունարանի ժպիտ, մեր առաջ
                                 բացվում է բազմափակ
նախարարական պորտֆելներում։ Խոսքը, որի
                         հետ կարելի է անվերապահորեն
համաձայնել, չի ասում ճշմարտությունը։ Այն
               ո՞վքեր են, որ անականջ որոճում են
ավգյան ախոռներում՝ վաղվա ցելերի հասուն հունդերը՝
                                       ատամների տակ։

Ծաղկի ստվերը ցողունի շուրջ ուրվագծում է շարժումն
                                       արեւի։ Մենամեղեդի։
Սիրո դիմաց սեր պահանջելը եսասիրություն է
                 անփոխադարձ։ Ստվերը հետեւակն է լույսի։ Իսկ
զոհված երեխային աշխարհում ոչ մեկը չի կարողանա
                                       երբեւէ փոխարինել։ Հողի
շերտերում արթուն աստղեր կան։ Լասարիլյո, Լասարիլյո, էշի
                                       գլուխը մի լվա օճառով։

Լավագույն տողս խրամատն է դարձյալ, որ փորել եմ
                                        երկրիս սահմանի վրա։
Անձրեւը գալիս է՝ քամուն թեւանցուկ։ Դաշտը շարժվում է
                                        դեռեւս չցանված
հատիկների շուրթին։ Աշունը, նոյեմբերյան փոքրիկ ամռան
                                        պատրանքի մեջ, ոտքն
այնպես է դնում հողին, ասես վաղուց ծանոթ հին
                                դաշնամուրի ստեղներն է սեղմում։

Comments