sesli meram 579 -- բացատրություն

kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_579_/////բացատրություն

28 eylül 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.

/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Bluefootjai - Clense (BFJ Music)
02. Bluefootjai - That Feeling (BFJ Music)
03. Acid Purr & GZY - Gas (C4C Recordings)
04. Acid Purr - Horn Mind (C4C Recordings)
05. Lundy & Mann - On The Block (Next:Gen Audio)
06. Lundy & RXNO - Hit You (Next:Gen Audio)
07. OQUI - Play Right (Dialect Audio)
08. OQUI - Velocity (Dialect Audio)

/////arz-i-hal
"Sessizliğin ortasında kalıcı bir dönüşüm var ediliyordu. Sessizce sineye çektirilenler gibi, herkesin gerektiğinde hizasını / yerini konumlandıran bir cüretin var ettikleriyle menzilin tam anlamıyla teslim alınması gerçek kılınıyordu. Hiçbir şeyin yeri değiştirilmeden, açığa düşmeden muktedirin yirmi dört yıllık iktidar pratiğinin en büyük yansısı olarak var edile gelenlerin yekunu bu dönüştürme halini bütünleyen bir menzildir. Kimse sınavdan azade değildir, herkese göre bir saha / alan mevcuttur. Teslimiyet var edilebilsin ki muktedirler o sahayı çoktan birbirinden beter çıkar / rant ilişkileri adına paylaşanlar işlerine baksınlar. Mühim, büyük güçlü ve muzaffer ülke adına çıkagelen tekerleme gibi, ezber edilmiş olan nakaratlar zikredilirken yaşananların fragman kılınıp, esas filmin henüz başlamadığı bariz bir çökertmenin sunula geldiği yer gerçek kılınır. Yaşama erkinin bunca zora koşulduğu, her şeyin birer sınava dönüştürüldüğü, her günün apayrı zehir edildiği bir menzildeki tüm o hali perişanlık konuşturulmaz, bilinmesin istenir. Ne de olsa yurt ilelebet Türkündür gel gelelim o insanın ev sahipliği dahi elinden alınmışken, matrahlar her gün arttırılırken cebe müdahaleler en çok asgari bir yaşamı kurmaya çalışanları etkilerken, karunlar, sultanlar gibi kastların yaşama geçirildiği bir düzlemde ne doğru kılınabilir? Hangi mefhum, mesel, töz, ide yerinde sabit bırakıldı ki, sıradan insanın ülke imgesi dümdüz sağlamlığını muhafaza edebilsin?

Kalıcı olagelen dönüşüm, bütünüyle her şey yerli yerinde denilirken var edilendir. Sessiz, sedasız bir halde ilerleyen muktedirin abecesi dönüşümü işaret ederken, bunu yenilenme, yeni ülkenin gereksinimidir diye sunarken olan biten gerilemeye devam etmektir. Gerisin geriye yollanan, sanki ilerliyormuş / muasırlık seviyesinde yürünüyormuş gibi yapılırken o kesit / aralık sathı mahal tümden gerilemenin kılınır, her anlamda. Düşünsel idenin açık bir biçimde sizlere ömür kılındığı, vatandaş Türkçe konuş denilirken dahi, hataların ardılı sıra devam edildiği bir yerin gerçekliğinde kim neyi düşünecektir. Dili düzeltmek belirsiz bir karanlığa terk edilirken, o fırsat yakalandığında var edilen çürümenin her nelere mahal verdiği az çok yaşatılan güncenin sınırlarında karşılaştığımız garabetlik hallerde çıkagelir. Esamesi okunmayacak olanın sıradan insanın hakkı hukuku olduğu göz ardı olunsun istenir bir kere daha. Zaten dönüşüm temellendirilirken, seçilmiş olagelenlerin, artları bir biçimde tutulup / savunulup duranların hayatlarının bekası öne çekilirken kim düşünecektir ki üç otuz paraya yaşamda kalanların akıbetini! Memleketin memleket halini alaşağı etmesinin müsebbibi olagelenlerin sundukları her şey başkaca bir açmazı bildirir dururken kim neden önleyecektir ki bu sessiz / sedasız cehennem halindeki seyrüseferi sahi! Yerle yeksan olunmuş olagelen bir müşterekler silsilesi içerisinde, ne hakkın hak ne hukukun hukuk kılınabildiği bir zemin gerçekliği söz konusuyken bunca cerahatin ortasında bir yarın her nasıl ümit barındırabilir ki, o sıradan / bizler / için. Her şey alenen, doğrudan ve somut bir halde çürümeyle mesh edilirken. Nefes almaya dahi fırsat yokken, bunu dahi elimizden çalmaya ant içilirken sahiden nasıl bir istikamettir gidişat, soran eden kalmış mıdır?

Mehmet Duran Boztepe'nin T24'te yayınlanan haberine bağlanalım. Bütün bu kör dövüşü, hengamenin ortasında asıl nereden kaybediliyor, neyi kaybediyoruz bahsini görebilmek için geçtiğimiz hafta içerisinde yaşanan bir intihar vakası pek çok şeyi de özetleyecektir. Ezcümle, yaraların nasıl var edildiği, dahası onca masala nutka rağmen nasıl haddizatında yerinde sayılmaya devam olunduğunun hazin bir sureti temsili karşımızdadır: Ankara’da Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde düzenlenen emekli eyleminde geçim sıkıntısını haykırarak beylik tabancasıyla yaşamına son veren 60 yaşındaki emekli polis Ali Şekeroğlu’nun cenaze töreni gerçekleştirildi. Şekeroğlu’nun kız kardeşinin tören sırasında “Başsağlığı kabul etmiyorum, benim kardeşim ölmedi, Ali’m kalk!” sözleri dikkat çekerken, iki kızı da emniyet mensubu olan emekli polis memurunun son dönemde yakınlarına ‘Artık dayanamıyorum bu haksızlığa, adaletsizliğe’ dediği öğrenildi." sesli meram 
https://seslimeram.tumblr.com/post/828897496310923264/sessiz-ricat

*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...

allame-i ulul arz’dan ara nağmeler 
okuma parçası

sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...

her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------

/////poemé
Սովորական Օր -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ

Ծառերի շարասյունը շարժվում է դեպի երկնքի
դեռեւս չսեփականաշնորհված տարածքները, օդը
վերածվել է կապույտ ակվարիումի, աստղերը
ձկներ են՝ քանի կուլ չեն գնացել արեւին, դռան
հազարամյա ճեղքով
ներս է սողոսկում տխուր ներկայով անցյալը։

Պատերազմը, դա նույն խաղաղությունն է, միայն թե
այստեղ, ի սկզբանե, արդարացված են
սպանություններն ու ոճիրներն՝ առավել քան
խաղաղության ժամանակներում, իսկ Արցախի
                                     պլուտոկրատ տղաները
շարունակում են
գույնզգույն բոզեր արածացնել արաբյան էմիրաթներում։

Ասում են՝ տարին մի օր միանգամից սկսում են հնչել Անիի
1001
եկեղեցիների զանգերը, որ
Արարատի ձյուներում մնացած (1915 թվականից ի վեր)
հայերը գտնեն ի վերջո ճանապարհը տան։ (Ի դեպ,
Երկնային տերությունը հարց է հարուցել
Թուրքիայի դեմ՝ Եվրամիության դռները ծեծելուց առաջ,
կիսալուսինը առեւանգելու եւ
կեռ յաթաղան դարձնելու համար)։

Ես բացում եմ պատուհանը։ Մի ուսանող շտապում է դասի,
Սուրմալլու-Ստեփանակերտ հյուրանոց -
                                        ավտոբուսի վարորդը

անծանոթ ուղեւորուհու մեջ, արկղերի արանքում, ուշացած
հայտնաբերել է, ասում են, իր
Դեզդեմոնային՝ շատ «հարմար խեղդելու առումով»,
մի փետուր հանգիստ ընկնում է ծառից, մրջյունը
ջանադիր իջնում է խոտի ցողունն ի վար,
երթուղային տաքսին շուկայի մոտ դատարկվում է համարյա,
եւ համակարգիչներն սկսում են աշխատել աչքերի լույսով, որ
վթարային անջատումների ժամանակ չկորցնեն
                                        իրենց հիշողությունը։

Երեսը լաթերով պինդ կապկպած (միայն աչքերն են երեւում)
ջահել հավաքարարուհու ավելի ծայրին
փողոցը կամաց-կամաց դուրս է լողում
                                        դեպի դատարկ հորիզոնը։

Comments