kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_581_/////գիտակցություն
12 ekim 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.
/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Oversight - By The Waterfall (Influenza Media)
02. Oversight - Zero (Influenza Media)
03. Tenem & Cainah - Choice (Fokuz Recordings)
04. Tenem & Cainah - My Mind (Fokuz Recordings)
05. Ritestate - Personal Consequences (Liquid Brilliants)
06. Ritestate - In Eyes My Own (Liquid Brilliants)
07. Idle Means - To Be (feat. Kublai) (C.I.A.)
08. Idle Means - Little Number (C.I.A.)
/////arz-i-hal
"Var edilmiş hayat olgusu ile karşımızda bina edilen yepyeni hayat tahayyülünün arasında uçurum giderek açılıyor. Düşünen bireyi, düşünmekten alıkoyan, aklının sınırlarını afaki bir biçimde daraltan bir ön alma halinin süresiz güncellenmesi var ediliyor. Hayat hiçbir zaman olmadığı kadar kekremsi, eksik gedik kılınıyor. Mütemadiyen çorap söküğü gibi çıkagelen çürüme emareleri, devletli kademelerinin vur patlasın çal oynasınlar arasındaki o al gülüm ver gülüm yağmacılık halleri, sermaye / servet transferleri konuşturulmasın hiç denilerek günbegün apayrı cerahat tedbir diye var ediliyor. Hayat örseleniyor. Hayatın anlamı kesintisiz talana açık kılınıyor. Biçimlendirilip güncellenen tanımlamalar her anını kontrol ettikleri, duraksamadan müdahalede bulundukları bir cendereden ötesi kılınmıyor. Ya hak gasp ediliyor, ya hukuk çiğneniyor. Ya evrensel normlar denilerek hiçbir yerde bir geçerliliği kalmamış olagelen yapılandırma halleri sahipleniliyor yahut da demokrasinin bu sahadaki varlığı tırpanlanıyor. Her şey bir havanda suyun ne kadar çarçabuk dövülüp, durulacağına dair bir kafa yorma çabasında güncelleniyor. Memleket hali de ahvali de hiç ama hiçbir biçimde iyiye gitmezken buna da alışırsınız buyruluyor. Yeni ülke denilenin ol geçmişin geçmeyen yaralarını yeniden güncelleyen, istisnasız bir takipçi olduğu gerçeğini hiç kimse artık inkar edemiyor. Biyopolitik cerahat sahnesinde ceberut olanın var ettikleri hiç ediyor her şeyi, her anlamda.
Hayatta var olma isteminin önüne setler çekiliyor. Burada defalarca belirtildiği gibi asgari olan yaşam hakkının / emeğin karşılığının dahi törpülendiği zeminde, belirgin bir hiçliğin yok saymanın zemini açığa düşüyor. Elim bir hadise diye geçiştirilip durulurken hayattan el ayak çektirmenin dahi bir normatif kılınabildiği zeminin korkunçluğu misal mesel. Salt geçtiğimiz hafta içerisinde birisi Sirkeci, diğeri Erenköy tren istasyonlarında olmak üzere iki intiharın yaşandığı bir zeminde kimin hangi derdi, yarası zamanında görülebilmiştir ki. Üstelik ol imece yapının, halkın birbirini kollayıp, esirgemesinin halleri / ihtimalleri artık afaki bir biçimde sınırlandırılırken, Marmaray duyurularında üzücü bir durum var edildiği için sefer aksamalarından bahis açılırken, kaybın derinliğini konuşturmaya hiç fırsat artık bırakılmaz. Budur dönüştürülen hayat imgesi başlı başına. Sabah dokuz akşam yedi arası mesai sürelerinin sürekli esnetildiği, oynak kılındığı, sürekli olarak sermayenin eli güçlü kılınıp sırtı sıvazlanırken, çalışanın hakkının, taşıdığı yüklerin geçersiz konulabildiği bir zeminde hakikatin dehşet dolu sureti de mi bir şeyleri anlatmamaktadır. Bir zümrenin her durumda hayatını kurtarırken malum iktidar, çevresini de korum kalkanının altında tutup, hizalarını, kendi bekası adına muhafaza etmeye çalışırken çalışan insanların, geleceğinin ta kendisinden umudu kesenlerin halleri ne olacaktır. Kim önemseyecektir ki sahiden?
Üçüncü sayfa haberlerinin artık başat gündemi çoğu zaman belirlediği zeminde gerçekten kaybedileni kim nasıl fark edecektir? Sabah ekranları parselleyen programlardaki o ağır entrika, seks tuzakları, çıkar amaçlı ilişkiler, miras kavgaları, kardeş kavgaları birbirinden ağır olagelen hak gaspları, iğrençliği de aşa duran tahakküm halleri, insanların mal olarak değerlendirilmesi gibi nice açmazlarıyla bütünlüklü bir çürüme sahasının imal edildiği yer sahiden bir ülke midir? İtiraz etme tahayyülünün kenara ayıklandığı, ikiletmeksizin konu, mesele her ne olursa olsun söz hakkını kullanmak isteyenlere yaygın / saray medyasının tam teşekküllü olarak darbe / kalkışma / darbeci yaftasını bırakabildiği bir zeminde bütün o ekranları parselleyen çürüme, sokaktaki gerçek yıkımın önüne çekilen setler hakkaniyet mefhumunu alt edebilir mi? Hakikat hiçbir zaman değişir mi? Cadde üzerinde kurşunlara denk gelen insanlar, en ufak bir tahayyüle ilave söze gerek bıraktırmadan var edilen yaşları küçük çocuklardan kurulan çeteler, birkaç yüz bin liralara adam asmaca oynamalar tetik düşürmelerin ortasında kim darbecidir ki? Birbirini tamamlayan o korku ikliminin iş bu sathı mahalde dört bir yanı kuşatmasına müsamaha gösterilirken, mafyaların ağır abilerine konforlu yepyeni sahalar açılıp, geçmişleri temize çekilirken, adlarına mersiyeler barındıran hikayeler senaryolar aksettirilirken, yıllar evvel yayınlamış bir dizi filmin içeriğinin bugünün gündemiyle tam örtüşmesinden dolayı soruşturma geçirebildiği bir zeminde hakikat ne yandadır, gerçeklikten bunca bihaber kalınırken, kulakların üstüne yatılıp gözler sımsıkı kapatılırken gerçekten kim haber edecektir, nasıl?" sesli meram
*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...
allame-i ulul arz’dan ara nağmeler
okuma parçası
sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...
her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------
/////görsel/////facing:::eser gündüz:::art on istanbul
/////poemé
Մարդու Անատոմիա -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ
Անատոմիական լաբորատորիայում կողք-կողքի
քանի-քանի գիշերներ են
լուսացրել տղամարդու եւ կնոջ կմաղքները՝
ժամանակի քմծիծաղի մեջ։
Երբ տղամարդու ձեռքը դրի կնոջ ուսին,
կնոջ ձեռքն ակամայից
գնաց դեպի տղամարդը, նրա ծնկներից վեր։
Ուսուցչուհին, որ ինձնից մեծ էր ընդամենը 1 տարի
3 ամսով (երկտարեցիության փայլուն համբավ ունեի),
դասարան մտնելուն պես
ինձ մի տաք ապտակ հասցրեց։
Բայց ես չեմ զղջում արարքիս համար, որովհետեւ երբ
վերջում գնացի ուսուցչուհուց ներողություն խնդրելու, որը
փակվել էր սենյակում եւ, չգիտեմ ինչու, լալիս էր,
նա բռնեց ձեռքս ու անօգնական սեղմվեց ինձ՝
ժամանակի քմծիծաղի մեջ։
Մթնշաղ էր, գեղեցկուհի լույսը կամաց-կամաց
իր վրա փորձում էր ամռան թափանցիկ գիշերաշորը։

Comments