Thursday, August 09, 2007

Deuss Ex Machina # 179 - Maßraum Zerstörter Platz

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_179_--_ Maßraum Zerstörter Platz

06 Ağustos 2007 Pazartesi gecesi "canlı" olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Model 500-Starlight (Echospace Dub) (echospace[detroit])
>2<-The Black Dog-Mental Ward Sleep Machine (Soma Quality Recordings)
>3<-Niederflur-Lsv (m_nus)
>4<-Titta-Madras Soup (silenzio.tv)
>5<-Anna-Signatur (Autist)
>6<-SCSI-9-Walking Through The Fog (Pro-tez Records)
>7<-Mirko Aurich-Nosonido (Musik Gewinnt Freunde)
>8<-Fous De La Mer-Watersong (Plainfare Mix) (Elektrolux)
>9<-Toby Tobias-Close Shave (Brontosaurus Remix) (Rekids)
>10<-Shackleton w.Jackson Del Ray-Next To Nothing
(Guillaume & The Coutu Dumonts Remix) (Crosstown Rebels)
>11<-Samim-Heater (Original) (Get Physical Music)

Maßraum Zerstörter Platz Bölüm(179) – Sakil Biçimlerde Saklanarak Puslara Gizlenerek Gidilmez Buralardan, Terk eDilen Sadece Haleti Ruhiyelerimizdeki Sert Kayalar... (NovuTNa)

>>>>>Bildirgeç
Deneysellik. Yoğun bir biçimde ana akımın köklerine işlenmiş „düz“ hatların dışına çıkabilmenin betiği. Addedilmiş olan ve tanımlanmış kutup,kutup hatları belirginleşmiş bilineni topyekün inkâr / lâv / derdest edip, kendi öz çıkarımalarını gerçekleştirebilmek. İlk tecrübede karşı konulamayacak bir biçimde „hazır paket“ dururken niye bu ayrıntılar deryasına dahil olunması gerektiği sorgulansa da vaat edilmemişliğin enginliğinde „süprizlerin“ daima daha iyi olduğu tecrübelerimizle sabit bir durum. Afişe edilmişlik ve „Andy Warhol“’un meşhur on beş dakikalığına herkes şöhret olacak „tezine“ bir karşıt duruşluk olarak deneysel kurgu, kültürel izlek takipçileri için el altında tutulması gerekli bir açık yol haline dönüştü.

Modernleşmenin ve ister istemez yalıtılmış bir komünal yaşam formunun hakim kılındığı günümüz dünyasında, kısmi de olsa bir başarıdır deneysellik. Davete icabet etmek gibi sahasına dahil olduğumuz deneysel kurgular, biçem ve algı olarak daimi bir dönüşümü barındırır. Soyutlanmış karakterler olarak „daimi“ rutinlerin peşinde koşarak elimizdeki kısıtlı zaman sürecini harcamakta olduğumuz mega-ultra-kolpa yaşam düzeneğinin dışına adım attığımızda da deneyselliği canlandırmış oluruz. Dönüştürmenin en bariz örneklerinden birisi olarak da değerlendirebiliriz bu açılımı. Yabancılaşma efektinin güçlü bir biçimde vurgulandığı her ne hikmetse bizden sonrakilere miras kalacak ama ısrarla tüketmeye devam ettiğimiz „doğayı“ korurken bile sizin korunuz/ bizim adamız diyerek, bileşikliğimizi ve formumuzu ısrarla ayrıştırmaya devam etmemiz, anlaşılmaz olarak damgalanmış düşünsel işlerin gündelik yaşamın; içinden çıkılmaz labirtentlerinde kendi problematlarını bizlere sunduğunun farkına varamazla neticelenen bir sonuca ulaştırır. Çözümleme bariz bir şekilde iletilmesine karşın bir karaltılı kalma, göz perdesi inmesi durumu. Biraz da doğrusu dururken ısrarla bu eğridir demek için paralanan bünyenin dış sesidir böylesi ayrıntılar. Teknolojinin bariz bir ilerleme imkanı sağladığı modern insan bu durum için bariz bir şekilde „muhafazakar“ düşüncenin sınırlarında kalmakta ısrar eder. Çoğlatılabilecek ayıntılama metodları ile hüsnü kabul gören düşünsel yamaların üzerinde tartışıp alternatiferi ortaya çıkartmak da bir biçimde deneyselliğin salt dört duvar arasında değil yaşamsallığın her anında kullanılabilecek bir aparat haline dönüşmesini sağlar.

Kurgunun temellerindeki formüllerin dışına çıkarak ama asla sabit bir değişimi değil, kimi zaman en eski kayıtlardan hatıratımıza dahil olmuş ses öbeklerini, kimi zaman da ütopik olarak sınıflandırdığımız ses yelpazesini harman ederek kotaran deneysel ses / müzikler Deuss Ex Machina’nın ses kütüphanesinden sizlerle paylaşma gayreti içerisinde olduk. Teoride ve kağıt üzerinde kalmış bir akademik yansıma biçiminden ırak, en nihayetinde insani kusurları da barındıran, enerjik, eklektik, doğası gereği olarak bazen de tını bombardımanı haline dönüşen çalışmalar elektronik / modern müziğin ilgiye mahzar unsurları olarak bu içerikte buluşturmaya devam ediyoruz.

Sekiz notanın belirtmiş olduğu ses kolajının sınırsızlığı, üretici tarafında yer alan „persona“nın düş gücü ile birleştiğinde deneyimlenmesi keyifli bir müzikal izlek ortaya çıkıyor. Enstrümanların yerellliğini, gelişmiş müzik teknolojisi ile başkalaşmış örneklere çevrimi farklı aksamlar ile bağlantılanması bugünün modern müziğinin de gelişimini hızlandıran bir ayrıntı olarak belirmekte fayda var. Üreteç sesler, analog kayıtlar ile bütünlendiğinde hasıl olan ses yumağı bir dijital gürültü olarak da kulaklarımıza ulaşabiliyor, egzantrik bir minimal tekno olarak ya da vokal bir çalışma vs. Var edilmiş bir form halindeki müzik köklerinden ayrıştırılmaya çabalansa da öz korunmaya çalışılmaya ve bunu her dinlediğiniz parçada hissetmeniz hala olasılık dahilinde. Roll dergisi içerisinde Çiğdem Öztürk ve Derya Bengi’nin Blind Test’ine konuk olan Orient Expressions üyesi Richard Hamer’ın bir tespitini de burada paylaşalım: „Dünyada, Dünya müziği ya da etnik müzikten başka bir müzik yok zaten. Hiçbir zaman da olmadı. Batıda senfonik, klasik müziğin yaratıcıları da yörenin halk müziklerine baktı. Her zaman toprağa dönülüyor. Belki son yetmiş senedir, popüler müzik adı altında, tamamen ticari bir sector ya da kültür var, ama onun kökleri de halk müziğinden geliyor. ‘30’ların Hollywood müzikallerinde yapılan parçalar ya da İngilizlerin güneylilerden alıp Amerika’ya geri sattığı müziğin kaynağı da yine halk müziği. Rock, pop, caz arabesk, hepsinin bir kaynağı var. Aynı zamanda hep değişen, çelişik bir şey bu.” (Roll Ağustos’07 121. Sayı Sayfa 27) Kültürel bir gelişim oluşturulsa da deneyimlenen çalışmaların kökleri yansıtmaya devam ettiğini savlayan önemli bir görüş olarak bir kenara not etmenizi salık veririz.


Söz konusu geçmişin müziğinden faydalanarak “yeni”yi kotarmak konusunda yetkin olan bir ismi bu haftaki önerimiz olarak sizlerle paylaşmak istiyoruz. Motown kültünün yaratıldığı, Amerika’nın endüstriyellşme yolunda hızlı adımlarını attığı Detroit kentinde, kıvılcımı sonrasında Kıta Avrupa’sını da etkisi altına alacak Detroit Techno’nun ilk kuşağında yer alan Juan Atkins bahsedeceğimiz isim.

“Belleville Üçlüsü”nde Derrick May ve Kevin Saunderson ile beraber elektronik alaşımlı, 80’lerin yoğun ve kademe kademe ilerleyen synthesizer seslerinden beslenerek kotarılan, az buz değil bayağı bayağı bugün dinlemekte olduğumuz elektronik müziğin de temellerini oluşturan (en azından kulüp dinlenceliği için kesin) bir ses öbeğinin mimarlarından. Detroit’in tavizsiz dışavurumculuğu, endüstriyel düzenin getirmiş olduğu farklılaşmaları eleştiri dozu yeterince iyi kotarılmış biçimlerde bu sözsüz melodilerin içerisinde dinleyicilerle buluşması bile başlı başına farklı bir kültür ile yoğrulmuş bir kent içinde devrim olarak algınlandığını bugünkü pek çok makaleden de öğreniyoruz. Sözsüz çağrışım ve çağrıların dinleyiciyi kültürel birikim sağlaması konusunda müziğin başrolüne bir kere daha şahit oluyoruz.

60’lı yıllara ait funk tınısından, Kraftwerk’ün zamansız müziğini önceleri merak ederek, ardından bilimum “müzik” icrası edilmiş nüshalarını dinleyip hatim ederek geçirilmiş bir dinlence bilincinin yansıması olarak ürettiği kayıtlar bugün pek çok dinleyici için birer başlangıcı temsil ediyor. Atkins, 1985 ile 1987 yılları arasında bu tını zenginliğinin yoğun bir biçimde işlendiği kayıtların altına imzasını atar. 1985 yılında kurucusu olduğu Metroplex Records etiketinden Model 500 rumuzu ile “No UFO’s” Techno’nun sınırlarını esneten, geliştiren bir deneysel kurgu olarak yayınlanır. Etkinliği üzerine kotardığı ses efektlerinden, dolaylı olarak kullanılan kesitlere kadar tam anlamıyla döneminde sert kaçan “Night Drive” EP’si ile elektro’nun derinlerine doğru bir seyyahlık vaat eder. Ana akım distrosuna hiç sapmadan sert ve muhalif kimliğini tanımlandıran techno “The Chase” EP’si gibi çalışmalar ile “Detroit Techno”sunun analog tarihinde yer almış çalışmalardan bir kaçı olarak dinlence listenize dahil etmenizi ise sadece bir öneri olarak değil reel anlamda da kulak kabartmanızı salık veririz. Ki yukarıda kısaca değindiğimiz açılımlar Mike Banks’in başını çektiği “yeraltı komandoları” Underground Resistance, CJ Bolland, Speedy J ve Aphex Twin’in çalışmaları ile ön plana çıkmış R & S ve bugün Almanya’da bir tekno hareketinden bahsedilecekse dökümanterde en önce anılacak isimlerden bir ekol olmuş Tresor bu çizginin yansımaları olarak “Techno” kültünün yayılımı konusunda bayrağı taşıyan diğer ana figürler bu ilk çıkışın izlerinin üzerine ilerlediklerini gözlemleyebilirsiniz.


Kültürel değişimin hızla Atlantiğin diğer yakasına ulaşması ile müziğinin alternatisiz çağrısını duyurmayı başarır. Juan Atkins, 90’lı yıllar içerisinde R & S, Tresor gibi techno’nun kabul görmesinde yayınladıkları plaklar ile pek çok şeyin doğru anlaşılmasını olanaklı kılmış etiketlerden çalışmalarını yayınlamaya devam eder. Pek çok prodüktörün tamamen yazılımlarla şekillendirdiği bir müziğin aksine bugün halen analog müzik aletleri ile müziğini oluşturmaya devam etmekte. Model 500 ile son yayınlamış olduğu çalışmalardan “Starlight” EP’si ile (1995 tarihli “Deep Space” albümünde yer alan çalışmanın yeni düzenlemeleri ) bu hafta programımız içerisinde yer aldı.

Deepchord, Echospace projelerinden tanıdığımız Rod Modell ve Mike Schommer ikilisinin kurucusu olduğu echospace[detroit] etiketinden yayınlanan çalışma için ikilinin alternaif düzenlemeleri ile bir Juan Atkins “tribute” çalışması olarak ön bilgiyi geçebiliriz. Karaltılı bir ses örgüsünün hızlandırılmış zil sesleri ile beraber dönüşmesi ile kotarılmış “orjinal” versiyonu takiben, Soultek’in ambient görüngüsüne paralel bir biçimi denediği biçimlendirme, kıstassız bir biçimde dub techno’nun Akufen, Deadbeat gibi minimalist yönünü eşeleyen isimlerce üretildiği günleri yâd edebileceğiniz epik Deepchord düzenlemesi; matematiksel bir vurguyu saniyeler içerisinde dönüşler ile hatırlatan ve eski orjinal versiyonu’da belirgin bir biçimde ön plana çıkartan “Detroit” Echospace versiyonu kısa çaların ses geçişlerini de çok iyi kotardığını ortaya çıkarıyor. Bu düzenleme ve editlerin yanı sıra da programın açılışında dinletmiş olduğumuz ve sadece “sessiz bir kurguyu barındıran” deneysel bakış açısına haiz Echospace Dub versiyonu kollektif bir dans müziği dinlencesi içerisinde kendinize ara sıra izin verebileceğiniz dinlence anları için güzel bir temayı tanımlıyor. Model 500 ve dolayısıyla Juan Atkins müziğin aslolan temas biçemlerini şekillendirmeye devam ediyor. Türün bağımsızlığını ve yenileşmesini de ardıllarından çok önce kestirerek genişlettiği kurgularda yeniden tanımlayarak. Keskin ve net mesajları barındıran müziğini bugünün dinleyicilerini hala etkileşimi içerisinde bırakarak...

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Model 500 Juan Atkins
Juan Atkins At Myspace
Juan Atkins Interview By Christopher Çolak
Between The Notes UR
Model 500 At DEMF 2007
The Black Dog
The Black Dog (Fans) At Myspace
Niederflur At Myspace
Titta At Myspace
Silenzio.Tv
Autist At Myspace
SCSI-9 At Myspace
Mirko Aurich At Myspace
Fous De La Mer
Toby Tobias At Myspace
Rekids
Shackleton
Samim At Myspace
Müzikyeniler 1 Etkinliği Garajistanbul'da

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;

info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm

http://deuss-makina.blogspot.com/

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8

>>>>>Info Go-R-Sel
...In My Eye... http://aaronkovach.bloggerteam.com/
© 2007 http://aaronkovach.bloggerteam.com/

>>>>>Poemé
Önceleyin - Cemal SÜREYA

Önceleyin bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
Şarabın yanısıra felekte bir cumartesi
Gözlerin, onun ardından yüzün, dudakların
Sonra herşey çıkıp geldi.

Yeni çizilmiş gözlerinle namuslu, gerçek
Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben aldım masanın üstüne koydum kuralları

Herşey işte böyle oldu önce

2 comments:

myownkaos said...

echospace intro icin dogru secim. 2007 basindan beri bu turde bircok plak cikti. ayni labeldan diger yayinlarida dinleyebilirsin.

bu ekip pek hareketli bu aralar.
ROD MODELL PLAYS MICHAEL MANTRA
bu cd pek guzel.

Statik Entertainment pek guzel
seyler cikariyor.

Deuss Ex Machina said...

Ali, yorumunla ses verdiğin icin tesekkür ederim. Evet biraz dikkatle dinlediğinde "dub" soundlu techno müzikleri kendi kariyerlerini ve müziklerini sessiz sedasız ulaştırmaya devam ediyorlar. Rod Modell'in albümü ise dinlenmesi gerekli bir çalışma olarak takip listemde yer alıyor. Albüm ses kesitlerinden yapılar ile elektro akustiğe kadar bölünüyor çoğalıyor. Takipte kalmaya devam...