Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp PresentsDeuss_Ex_Machina_258_--_While My Voices Violently Bleeds
29 Haziran 2009 Pazartesi gecesi "banttan" yayınlanmış programın parça dizinidir.
>>>>>Musique
>1<-Susumu Yokota-A Ray Of Light (Oen Sujet Remix) (Lo Recordings)
>2<-James Blackshaw-Key (Young God Records)
>3<-James Blackshaw-Fix (Young God Records)
>4<-Kronos Quartet-Wa Habibi (Nonesuch)
>5<-Kronos Quartet-Kara Kemir (Nonesuch)
>6<-Micah Blue Smaldone-Mortissa (Honest Jon's Records)
>7<-Rick Tomlinson-Surfin' UAE (Honest Jon's Records)
>8<-A Hawk And A Hackshaw-Türkiye (Leaf)
>9<-A Hawk And A Hackshaw-The Man Who Sold His Beard (Leaf)
>10<-Sir Richard Bishop-Solenzara (Drag City)
>11<-Sir Richard Bishop-The Pillars Of Baalbek (Drag City)
>12<-Fairuz Derin Bulut-Benim İçin Üzülme (Doublemoon)
While My Voices Violently Bleeds (258) – Mütereddit Bilinç Genelin De Sus Pusa Kavuşmasını Sağlamakta. En Düşük Tını Değişikliğine, Yorum Farkına İzinin Olmadığı Bir Dünya’da Yitirdik, Yenildik Derken Sonunda Tükeniyoruz Da...(Boşlukta Çığlıklar / Karadul)
>>>>>Bildirgeç
Resmedilmiş olan gerçeklik tüm yönleriyle beraber farkına varamadığımız özneleri, zihinlere düşürüp, sorular sordurmakta. Akış eskisinden de hızlı bir biçimde gelişip ilerler iken, giderek katıcıllaşan, sert ve seri bir biçimde önyargı duvarlarıyla şekillendirilmesine karşın hala ve henüz sorular sordurabiliyor olması en azından önemli ayrıntıları da keşfedebilmemizi kolayladığından bahsetmeliyiz öncelikle. Bir biçimde bilgiye ulaşılmakta yanılsamasına karşın, edindiğimiz, belleğimize kattığımız nice küçük bilgi kırıntılarının da nasıl birer, ön tanımlandırmanın ötesini sunmadığının, aksine tekil düşünce, tekçe yön hizasına çekildiğimizin gerçekliğini de hatırlardan çıkartmadan. Ballandıra ballandıra anlatılan küresel köy hikayelerinde ise sadece sıramızın ne zaman bizlere geleceğini bilmediğimiz bir kurgunun seyirci / oyuncu / takipçileri olarak iz üzerinde ilerlemekteyiz. Yönlendirmelerin takdirlerine bırakılmış olduğu büyüklerimizin uygun gördükleri kırmızı hatların dahilinde olagelmiş olanları çözümleyebilmek, idrak edebilmek ve gerektiği anlarda müdahalede bulunabilmek bu bağlamda kazanımları da mümkün olanın en asgarisi seviyesine indirmekte. İndirgemekte. Kabul edilebilir buyurulanların ardından ortaya çıkan, öne sürülen fikirlerin hemen tümünde, biz sizden evlâyız, denedik budur kolaylamasının, kurcalamayın sözün gerisini sonrası çok fena olur levhalarının gölgesinde fikirler münazara alanına iliştiriliyor. Kısa, kısıtlı eklentiler, tüm sözümona doğruculuğu imdinin lügatına dahil etmekte. Teşebbüs edilmeye, çaba sarf edilmeye, bir adım daha ilerisine odaklanmış olmaya olan inancın kırılmasını müteakiben, gereği düşünülüp altına iki satır karar yazılmadan infaz edilen bir özgürlük daraltımından da dem vurulabilir. Görmekte olduğumuz veya gördüğümüz sanrısına kapıldığımız görünenlerin pek şenliksiz geçişlerinde , resmi geçitlerinde. Yaralayıcı olan giderek daha fazla bir biçimde, özgürlüklerin kısıtlanması bir türlü sözün dönüp dolaşıp mevuzunun hasbıhal edilmesi gerekli olana, esasa gelmemesi olduğunun da altını çizebiliriz. Kesinlikler, aşırılıklar, fazlasına tahammül edemeden sınırlandırmalar, gelişigüzel tanımlar ve tanımlandırmalar, normal olarak addedilmeye başlanan yanlış genellendirmeler hep bu izlek içinde zihinde yeni çoğaltımlar ortaya çıkartır. Neredeyse eksiksiz bir kurgunun ortaya çıktığı, herkesin kendi sahnesini ezbere bildiği bir mizansen sunulur. Vuslata beş kala kaba saba gülücüklerle, yitirilenleri yâd edemeden, yitirilenlerin değeri anlaşılamadan süreç geçip gider taa ki kısa bir mola sesi işitilene kadar. Vardiyanın tamamlandığı duyurusuna kadar. Ne kadar yalın bir biçimde sunulmuş olsa da yazınsal ve veya kurmacalı metinlerin satır aralarında karşımıza çıkan durumların sahiciliğinin, zamanımızda ispat edilip kanıtlanabilirliğinin ortaya çıkaması sözü daha fazla uzatmaya da gerek bıraktırmıyor. İfşaatların tümü sonunda gerçeklerle buluşuyor.
Özgürlük tanımının nerelere kadar darlaştırılabileceği, hangi kıstaslara göre uygun olup olamayacağını veyahutta kimlere nasip olmasının gerektiği gibi ayrışımları da çözümlemek mümkün. Ekranlardan 7 / 24 yayınlanan görüntülerin de yardımlarıyla beraber. Farkına varmaktan çekindiğimiz, dile getirsek de bir türlü sonunu getiremediğimiz konulardan birisi olagelmiş olan özgürlük kavramının zümreler arası bir mücadelenin el altında tutulan kozları gibi gösterildiğini, zamanı gelince kullanılabilirliğinin akılda tutulduğunu bildiğimiz karaşınlık ortaoyunu, ortalaması, orta malı iş bu görüntülerin içerisinden duhul olmakta, yaşantılarımıza.İran'da seçim sürecinin ardından ortaya sürülmüş olan demokratik! sonuçların eleştirilebilirliğinden dem vurmanın bile ne kadar zor ve katı bir tepkime ile karşılandığını ilk elden bu duruma örnekleyebiliriz. İnsanların bilinçlerinde oluşturulan demokrasi açılımlarının henüz nasıl da ip incecik sicimlere bağlı ve bağımlı bırakıldığının, fikirleri savunabilmenin bile oluşturulan sistemsizliği alt üst edebileceği korkusuna neden olduğunu idrak edebilmek açısından önem arz eden bir bütünlüğü ortaya çıkartır. Kıstırılmışlığın, yok sayılmanın, kuralların ağırlaştırdıklarının artık insanların gırtlağına kadar geldiği gerçeğini ortaya çıkartan bir düzine detayı önümüze serilmesine vesile teşkil etmişti, son birkaç haftadır yaşananlar. Ve vesair namlara sahip 'sosyal paylaşım' siteleri aracılığıyla, kimseciklerin müdahalelerine, gözetimlerine, sopalarına, sözlü ikazlar ve uyarılarıyla karşı karşıya kalmadan kendine yetebilenleri seslerinin daha gür çıkabildiği özgür toplumlar olabilmenin çabasını görmek bu kadar zor mudur? Neda'nın özgürlük yazısını elinde taşıdığı için yaşadığı ülkede kim vurduya gitmesinin hesabı sorulmamalı mıdır? Demokrasinin gerçekten tam anlamıyla, tüm anlamları ile karşılığını bulabileceği hak arama mücadelesinin nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, şu vakitte ortaya çıkan direnişle sonuna kadar arayabilenlerin, ısrarlı varlıkları bu espirisi çoktan kaçmış dünyada hala bir umudun yeşertilebileceğini hatırlatıyor. Herşeye rağmen, her körlüğe, her bağnazlığa, her aymazlığa rağmen. Toplumsal dinamiği, tüm bu gözetilmiş ayrımcılıkların insanlara neler ettiğini açıklaması da o görüntülerde mevcut. Olması gerektiği kadar demokratik olabilmenin, bağlı bulundukları şartların altında dahi bir nebze değişkenlik barındırabilen, sözün geçerlilik sağlanabileceği, nihayetinde de halk denen kavmin de yöneticilere hiza gösterip, sorular sorabilecekleri bir eşiğin varlığı ispatlanmasıdır, insanı düşündüren akışkan kayıtların ortaya çıkarttıkları.
Özgürlüğü ve buna bağlı olarak özgünlüğün bireylerin taleplerinin, karanlıkta bırakılan tüm sorunların çözümlenebilmesinin anahtarını barındıran sorgulanabilirliğin ve talepkâr olabilmenin bir diğer örneği olarak da Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi çatısı altında uzunca tartışmalar kopartan, Askeri Darbenin mimarlarının yargılanabilirliğine imkan sağlayacak geçici maddenin düzenlemesinden dem vurabiliriz. 12 Eylül 1980'den bu yana varlığını sürdüregiden, her daim oldurulamazcılığın kabulünün zorlatıldığı, dayatmaların deyim uygunsa tekmili birden halkın hizaya çekilerek, esas duruşta ezberlere taşındığı, kazındığı bir dönemin üzerinden 29 sene geçtikten sonra bir karara varabilme olgunluğundan nihayetinde bahsedebilmek bu çıkarsamaya eklemlenebilmesini sağlamakta. Bir koruma kalkanı olarak tanımlandırılmış olan, askeri kurulun dokunul(a)mazlığı, insan haklarının hâlâ tam düzenlemeyen ayrı ayrı sorunlarının temelinde o günlerden bu yana süren derme çatmalılığı, asayiş sağlayacağız denilerek daha farklı oluşumların zeminin sağlamlaştırıldığı veya temellendirildiği durumun, geleceğimizden de neleri alıp götürdüğünün, demokrasi deneyiminin nasıl halktan uzaklaştırıldığının bariz tanımlamaları ve evrelerini ortaya çıkartıyor olması bile bu konuyu ön plana getirmekte, nihayetinde birşeyler oluru neyse o duruma istisnasız bir biçimde bırakılmadan sonuca taşınabilir mi sualini de akla getirmekte ? 12 Eylül 1980'in yaşadığımız toplum üzerinde yaratmış olduğu ayrışımların hemen tümünde fitilin en baş ateşleyicisi olduğu gerçeğini de ha keza. Kazanımların ve hakkın üzerlerinin nasıl birer ikişer, ses çıkartılmadan saman altına sürüldüğünün, insanların birbirlerine olan itimatlarının, beyan ettiklerinin, görüşlerinin de nasıl birer, sistemin köstebekliğine dönüştürüldüğünün, fikriyatın bileşkesinde her ne durumda olursa olsun özgünlüğünün korunması gerekliliği, fikrin savunulması gerekliliğinin üzerinde derin izler bırakmış olan engellemelerin ortaya çıkartıldığının kanıtlanabilmesi için yüzleşmek gerekir. Gerekendir. Zamansal bir duraksamanın, biteviye aynı hatalara ısrarlı düşmelerin neticesinde sonuçsuz bırakılmış olan hemen tüm soruların yanıtlarının günyüzü bulabileceği, konuşulmaktan ötesinde türlü çeşit bahanelerle yola koyulamayan sivil anayasa girişimlerinin de başlayabilmesi için yüzleşme gerek, yüzleşebilmek tüm saklı bırakılmış, unutturulmuşlarla. Resmedilmiş olanın bir masaldan fazlasını artık ortaya çıkarttığının bilincine vakıf olabilmek için. Siyasetin ısrarcıl aymazlıklarına artık daha çok izin, tahammül gösterilmemesinin birilerine ispatlanması için. Hangi şartların ısrarla aynı noktalara gerisin geriye dönmemize vesile teşkil ettiğinin seceresini çıkartabilmek için. Pek çok farklı mecrada bu konu ve izleri üzerinde yorumlamalar, gereksinimler ve bir türlü bitmeyen tereddütlerin işlendiğinin altını da çizmek mümkün. Son söz kabilinden, Şermin Topçu'nun Gazeteport sitesinde yayınlanmış Hadi Aklan Netekim! Başlıklı yazısından bir bölümü paylaşalım:
“Darbe çığırtkanlığı yaparken darbeden ümidini kesip aniden darbe sorgulayıcı rolüne soyunan Deniz Baykal, biraz da ne yapacağını bilememenin verdiği çaresizlikle 12 Eylül darbecilerinin yargılanması gerektiğini söylemiş. Memleket bu öneriyle çalkım çalkım çalkalanıyor.
Ertuğrul Özkök başrol oyuncusu olmaktan geri kalmak istememiş, dün bir yazı yazdı: Yoksa bunlar 92 yaşındaki Kenan Evren’i hapse mi tıkmak istiyorlardı? Bir de üstüne üstlük hızını alamayıp bugün de Kenan Evren’le yaptığı telefon konuşmasını yazmış. Tam da beklendiği gibi konuya Kenan Evren’in zatürree’sinden girmiş. Diyor ki “O yaşlarda zatürreenin ne kadar tehlikeli olduğunu bilenlerdenim” Bizlere de bu muhteşem tespit üzerine “bravo” demekten başka yapacak bir şey kalmıyor!
Ne diyor Kenan Evren: “Referandum yapın. Eğer halk evet yargılansın derse bu işi yargıya bırakmam intihar ederim. Çünkü bu kara lekeyle yaşayamam”.
29 yıldır sadece Erdal Eren’in idamı kara lekesiyle bile yaşamını sürdürebilen Kenan Evren bu kadar da iddialı konuşabiliyordu. Bizim kuşağın katlinin kara lekesiyle 29 yıldır lafta değil gerçekten “paşalar” gibi yaşamını sürdüren Kenan Evren bu yaşında bu kadar iddialı konuşabiliyordu. İşkence görmüş on binlerce insanın alnındaki kara lekesiyle yaşayabilen Kenan Evren bu lafları edebiliyordu. O zaman intihar etmeyi aklanmak sayıyorsan Kenan Evren, gel kendini aklayacak bir harekette bulun. 17 yaşında idam edilmesini sağladığın Erdal Eren’in hatırına akla kendini. İşkencede öldürülenlerin, sakat kalanların onuru için akla kendini. Ama bunu referanduma sığınarak falan yapmaya kalkışma!
Hatırla ki bu milletin yüzde 92’si elleri titreyerek korku bokuna senin anayasana “evet” dediler. O yüzden sakın referanduma sığınma. Gel akla kendini! Gel vazgeç madem öyle bu lekeyle yaşamaktan! ” (27 Haziran 2009)
Detaylar, güncele dair bilip kendimize sakladığımız şeyleri daha farklı bir biçimde irdeleyebilmemizi, gerçeğin ta kendisini bulabilmemize vesile teşkil eder. Yüzeysel, üstünkörü bir çabalanmanın, kulaktan dolmalığın ötesinde bilgiye vâkıf olabilmenin açılımlarından birisi olan detaylar üzerinden ilerlemenin salt yazılanların birer bilgi topaçlamasından, edinimiden daha fazlasını sağladığı ise aşikar. Bildiğimizi sandığımız bölümlerin tekrardan gözden geçirilmesine neden olan detaycıllık, aslolanın “ansiklopedik” bir metin biriktirmesinden çok, içselleştirebileceğimiz hatrımıza baki kalacak örneklemleri içerdiğinin, vurgulamalar ve bulgular doğrultusunda yeni önermelere girişebilmemizi kolaylaştırır. Ayrıştırılmış ve birbirlerinden farklı odakları imgeleyen yazınsallığın, görselliğin ve işitselliğin bütünlendiğinde aynen diğer sanatsal / gündelik tasavvurlarda olduğu gibi hayata dair bir tık fazlasına zemin oluşturduğundan, eklenenler ile yeni bir derlemeye imkan sağladığını belirtebiliriz. Temcit pilavı gibi aynı noktalamalara ,vurgulamalara haiz olarak bırakılmış sözcüklerin ardılından bahsini açmaya sıklıkla başvurduğumuz, diğer yanlarında olan biteni anlayabilmek için detaylar bizlere yol gösterir. Farkına varalım veya önem göstermeyelim ama bir boy aynasında kendini sürekli seyretmekten, iltifatlar ve ithamlar ile dolu dolu mono kanallı / monolog bir yaşamdan da ötesini işleyebilmek, hayatın kendimize bıraktırdığı sorunlara ve sorularla nihayetinde yüzleşebilmek bu eşiklerde ne kadar birikim sağlayabildiğimizle orantılanarak , orantılı olarak gelişim gösterir. Hatalardan, doğrulardan, eksiklerden ve fazlalardan bahis açılacak ise önceliği içimizde ne kadar tamam olduğumuz sorusunun yanıtını arayarak başlayabiliriz. Detaylamaya başladıkça, sözcüklerin izlerini sürdükçe, vurgulanmaya başlanalardaki hataların neler olduğuna dikkat kesilebildikçe, hayatta kendimizi yeniden konumlandırabilmeyi de sağlamamız mümkün olacaktır. Bir tespit düzeneğinden, nükteli eleştirilerden, imalı sözlerden öte bu sayfa aracılığıyla paylaşmaya gayret ettiklerimizin hemen tümü, amatörce bir müzik tanıtma çabasından ötesi değildir. Deuss Ex Machina'yı bu minvalde profesyonel site / ürün olgusundan da ayıran budur. Hatası ve sevabıyla sözcüklerin bize sağladıklarının dahilinde, detaylara başvurmaktan çekinmeyen bir bütünleştirme ve keşfetme çalışması , çabalanması bu sayfayı ve radyo programının düşe kalka sürekliliğini sağlamakta. Koşul ve şartlar ne kadar zorlayıcı olursa olsun (Radyo'nun teknik anlamda son bir aydır yaşadığı problemler, yazılanların vakitlice tamamlanaması ve sair problemlerin giderek ivme kazanması) müziğin detaylarında ilerlemek bir kaç satır da olsa kelam ekleyebilmek hâlâ en büyük gailemiz. Geçtiğimiz Pazartesi akşamı 'banttan' yayınlanan 258. bölüm dahilinde de kapsamı giderek genişleyen bir müzikal sunumu ortaya çıkarmaya çalıştık. Ambient kulvarında açtığı gedikler ile nam salmış Susumu Yokota'dan, modern klasik müziği söz konusu olduğunda adı anılası, gitarist James Blackshaw'a, Mısır'lı gitarist Omar Khorsid'e ithafen giriştiği Kaddak el Mayass (The Freak of Araby) güzellemesiyle Sir Richard Bishop'a ve ülkemizden Arabesk parçalarına iliştirdikleri seslerle alternatif bir okuma gerçekleştirmiş Fairuz Derin Bulut gibi ekip ve sanatçılar aramakta olduğumuz detaylara dair birer vesika teşkil ettiler. Haftalık olarak sizlere sunduğumuz albüm seçkisinde rotamızı Neutral Milk Hotel eskisi davulcu Jeremy Barnes'ın kurucusu olduğu, Heather Trost'un katılmasıyla, zamanla doğu/batı harmanlamasına evrilen projesi A Hawk and A Hacksaw'ı son uzunçalarları olan Délivrance'ın rehberliğinde sizlerle paylaşıyoruz. İyi Okumalar...
İtinalı bir biçimde tersyüz edilen sesler zaman(ma)sal bir müzikal devinimi ve dinlenceliği beraberinde ulaştırmakta. Kurmacanın sağlamlaştırdığı, harmanlamaya eklenen her bir sesin varlığıyla beraber de müzikal sunumun çeşitlendirilebilirliği ortaya çıkar. Vurguların kimi zaman kakafonik yansımalardan kimi zaman da alelade dizilmiş izlenimi uyandıran kısa ses pasajlarının birbirlerine iyice lehimleyerek kotarıldığı bir devinim hasıl olur. Geçişlerde geçmişin izleri üzerinde yukarıdaki not boyunca iletmeye gayret ettiğimiz detaylardan yeni yollar bulunmasına benzeş çıkarsamaya imkan sağlayan bir düzenek tercih edilir. Müzik, akışın dahilinde değişiyor olsa da aslolanın betimlenen her bir kavisin içerisinde mümkün mertebe zamanın getirdiklerine dair birer çözümlemeyi de ihtiva ediyor olduğu gerçeğidir. Uygulamalı tatbik edilmesidir. Ayrıntılanan melodilerin, zamansızlaştırılan seslerin, çağrılarının bir yerlerden de tanıdık gelen vokal kesitlerinin bütünleştirildiği, kendiliğinden gelişim gösterdiği bir form olarak ‘disiplin’ soy ağacında yerini alan deneysel-folk-eklektizminin de bu minvalde benzeşen bir yapıda muhteviyatının kotarıldığından bahsedebiliriz. Çok bilindik formüllere bağlanmadan, aynı enstrümanlarla nasıl farklı yorumlamalara girişilebileceğine dair önemli bir örnekleme A Hawk And A Hackshaw. Dönemi içinde başlı başına bağımsız bir müzik düzeneğini oluşturmuş Neutral Milk Hotel’in kimi nağmelerini dolgun bir kıvama ulaştıran sesler ile benzerlikler barındırabilen yönleriyle A Hawk and A Hackshaw farklılığı sentezlerde arayan, deneysellik öğesini de müziğin merkezine konumlandıran bir proje / grup / çatı. Jeremy Barnes tarafından 2004’den bu yana sürdürülen müzikal çeşitlilik tüm ifade etmeye çalıştığımız, bütüncül katmanlarıyla birleştirilebilen, sözcüklerin tamamlayıcılıklarına ihtiyaç duymadan da enstrümantal yüzeylerinde tamama erebilen bir çeşitlendirmeyi sağlamakta. Kat'a gidilememiş yerlerin müziğinin yansıtılmasını da başarmakta tıpkı kendisine isim olarak alıntı yaptığı Cervantes’in Don Quixote başyaptının benzeşsizliğinde olduğu gibi iddiasını dinledikçe dinleyiciye taşıyan bir yapılandırmanın da altından başarıyla kalkar. Leaf Records etiketiyle yayınlanan “debut” çalışmadan itibaren bu süreçi irdeleyebilmek mümkün. Fransa'nın bir sayfiye yöresi olan Saumur'da derlenerek, birleştirilerek kotarılan bu ilk kayıtta, müzikal eşiklerin ham hallerinin kurgunun merkezine konumlandırıldığı bir dinlencelik ulaştırılır, tek kişilik Jeremy Barnes orkestrası tarafından. Kurguda muhtelif ayrıştırmalardan, aykırılıklardan beslenilerek sayfiyenin kakafonisi bir ezgi haline dönüştürülür incelikli bir ses ustalığıyla. Değişken saha kayıtlarından tutun da gövdeye eklenmiş olan her bir akustik öğenin kıvamı son derece iyi kotarılmış bütünlüğe ulaşabilmiş olması da bu ilk kaydı önemli kılmaya yeterlidir. Laternadan esinlenilerek yapılandırılmış bir ses kesidinin modern minimalist kompozitörler kuşağının ses yerleştirmelerine yakın duran, izini bu tarifi dinleyene göre değişebilen müziğe montesi ve halet-i ruhiyesini imgeleyen Maremaillette albümün müzikal iklimine dair bir fikri de verecektir. Hüznü yerle yeksan eden, doğaçlama bir doğu (çingene müziği) - batı (kabare müziği) buluşmasına ev sahipliği yapmış Romceasca, Black Firs, Cotton Woods, At Dusk üçlemesinde olduğu tamamen kurgulamanın bir doğaçlama ekseninde yorumlandığı kısa pasajlara uzanan, albüm boyunca süren müzikal hengamenin de içinden çıkabilmeyi sağlamlaştıran bir kayıt süregider.İsimsiz debut kaydı müteakiben yayınlanan Darkness At Noon albümü, Jeremy Barnes'ın ileri sürmeye çaba sarf ettiği müzikal kesişimlerin yavaş yavaş yerine oturmaya başladığı bir geçiş kaydına dönüşür. Tek kişiye bağlı olan bir üretim aşamasından, Dan Clucas (Trompet ve Kornet), Mark Weaver (Tuba) Jospeh Garcia (Ud) ve ilerleyen dönemde grubun daimi üyesi olacak Heather Trost (Keman) gibi isimler projeye dahil olmalarıyla bu çözümlemede ilk önemli safha aşılır. Melodik öğelerin yanında deneysellik dozu kuvvetli bir biçimde muhafaza edilmeye devam edilen Darkness At Noon'da bu sefer müzikal rota Transilvanya bölgesi olacaktır. Etnik-folk müziğinin seceresi dahilinden alıntılanmış yerel tınılara bağlar bulundurulan bir modern zaman melodikası ortaya çıkartılır. Zamanı durağanlaştıran, hayret verici biçim ve tavırlarla aklın bir köşesinde devamlı çalmaya devam eden bir ayin-i ruhani havası kaydın dahilinden dinleyiciye takdim edilir. Bir metafor halinde karanlığın sınırlarında kopan kahkahaları, aynen yaşamları boyunca sürekli bir o yana bir bu yana sürülüp duran çingenelerin durumuna işaret fişekleri yollayan bir başlangıç olan dikkat çekici Laughter In The Dark ile çalışma açılır. Enstrümantal yoğunluğuyla beraber Klezmer kültürünü modernize etme gayesinde olan 'Tzadik' kataloğuyla aynı hattan ilerleyen The Moon Under The Water ve A Black And White Rainbow parçaları gibi örneklerle A Hawk And A Hacksaw'un ses kapsayıcılığı, türetilen geçmiş gelecek birlikteliğine dair önemli açılımları temsil eder. Bir konseptin sınırlandırmasından öte eklentilenenlerin detaylarındaki değişkenlikler ile bir yanı daima canlı bırakılan ses erimi kotarılır. Albümün kapanışında yer edinen Amerika'lı folk sanatçısı / zanaatkarı Derroll Lewis Thompson'ın Portland Town parçasına yapılan düzenleme gibi hayat ile müziği buluşturan, duvarların da alaşağı edildiği gerçek bir gözlem sunumu gerçekleştirilir. Yaşayışın kendisinin nasıl hızlıca geçip gittiği elden avuçtan kaydığı konusunda derslik bir dinlencelik sağlanır parçanın özerk yapısı dahilinde. Seslere verilen önem ve bileşeyi oluşturan sentezlemenin kalıpların dışında tutulmasına uygulanan imtinalı kayıt dizilimi, dönemdaşları olmuş Beirut, Gogol Bordello, Amsterdam Klezmer Band vd. namzet batılı grup ve üretimlerden bir nebze olsun orjinaline daha yakın duran, daha can yakıcı, daha şenlikli bir tasvirler bütününe ev sahipliği yapmasına imkan tanır, A Hawk And A Hacksaw projesinin.
Türetilen her bir kayıt aynı zamanda tarihe düşülen de birer nottur, A Hawk And A Hacksaw külliyatı kapsamında. Kimi zaman unutulanların hatırlatılması işlevini gösterir. Kimi zaman hüznün duygu dolu yansılarını ihtiva eder. Düzenek ve çark işletilir iken durağanlaştırılmış imgeler paylaşılır. Veryansın edebilmenin, hakka sahip çıkabilmenin, sevdanın ve acının nasıl birbirlerine bağlı kapı komşuluğunu gerçekleştirdiklerini ortaya çıkartan önermeler, dışavurumlar belirginleştirilir. Müziğin kökleri boyunca tüm Doğu Avrupa müziği semalarında seyrüseferine devam eden grubun 2006 tarihli Fanfare Ciocărlia grubu ile ortaklaşa kaydedilen The Way The Wind Blows albümü de bu bağlamda yenilikçiliğini eldeki tınıları manipüle etmeden olduğu hallerine en yakın bir biçimde duyumsayabileceğiniz bir denklem ve deneyimleme olarak tıpkı diğer çalışmalar gibi Leaf Records etiketinden yayınlanır. Detaycıl tasvirlere ihtiyaç bıraktırmayacak kadar hızlı bir biçimde, birbirlerinden ayrıştırılamayacak kadar bütünleşik bir tek parça hakimiyeti, bütünlüğü albümde dinleyicileri bekler. Müzikal hissiyatı en doğal şekliyle kayda ekleyen ekip çalışması boyunca bizlerin de aşina olduğu Çingene Müziği'nin kökenleri hakkında farklı okumalara da imkan sağlayan bir devinim gerçekleştirilir. Calexico'nun Amerikan kıtası folklorik öğe ve tavırlarının Balkanlardaki esintisi olan In The River güzellemesi ile beraber bu evrene dahil olunur. Ağıt formuna yakınduran meşakkatli, hızlıca akıp giden dünyayla hesaplaşmanın ezgisi The Way The Wind Blows, serbest cazın Osmanlı müzikal renklerinden yeniden konumlandırılmasına zemin sağlayan God Bless The Ottoman Empire, ilk albümde yer edinen tumturaklı, kallavi deneysel pozisyonun değişiklik geçirmiş hali; yaylıların baskınlığında The Sparrow, laternanın içine hapsedilmiş melodikanın, tıpkı o topraklarda yaşayanların hemen tümünün gönlünde yer edinecek kadar şeffaflaştırıldığı, yaşamlarının gelgitlerine değişimlerine içeriden, bir yorumun getirilmeye çalışıldığı Salt Water gibi kademe kademe arttırılmakta bir beis görülmeyen müzikalitesiyle mihenk taşı bir yapıt kotarılır. Keza buna benzeşen bir diğer kayıt olan ve aşağıda ağ bağlantılarımız üzerinden Undomondo sitesinden yorumları okuyabilecek olduğunuz Macaristan'lı The Hun Hangár Ensemble kollektifi ile kaydedilmiş kısa çalarıda bu bağlamda (DVD görsel desteğiyle beraber) diskoteğinizde uzunca bir süre dinleyebileceğiniz bir diğer seçki olarak dip not olarak iletelim.
Mayıs ayının ortalarında yayınlanan Délivrance albümü gerek bu biriktirilenlerin, gerekse de The Hun Hangár Ensemble kollektifi ile adımlanan yeni eşiklerin birleştirildiği, yorumların daha Doğu'ya hatta sınırlarımıza kadar ulaştırıldığı derinlemesine müzikal kronolojiyi sağlamlaştırdığını belirtmeliyiz. Bir akademik tanım taşımamasına karşın, akla Kalan Müzik çatısı altında sunulmuş olan değerini bilemeyip de yıllar sonra keşfettiğimizde nerelerde imiş bu müzikler sorusunu getiren nadide örneklerle beraber rahatlıkla dinlenilebilecek bir albüm ortaya çıkartılır. Herşeyden önce hayat ritüelinde yerini almış, sese bürünmüş yaşamların, medeniyetlerin ve etnik toplulukların şimdilerdeki küresel köy olduk biz geçelim hemen Dünya vatandaşlığına, tek kimlikliliğine çıkarsamasına biraz yavaş olun uyarısını taşıyan, kendi has vurgularıyla oldukları gibi kültürel kimliklere hala ihtiyaç duyulduğunu ortaya çıkartan bir düzeneği hissettirir, ilk birkaç dinleyişin hemen ardından. Sorunların çözümü görmezden gelinerek, varlıklarının yok sayılarak, üstlerine baskı kurularak sağlanamayacağı aşikar olan genel anlamda Çingenelerin, özel anlamıyla da Balkan etnisitesine dahil olan herkeslerin dikkatle kulak kabartmasını gerektirecek kadar kendinden emin vurgular, önermeler barındır, sadece notaların bahşettiği tılsımlı seslerin yankılarıyla beraber. Rembetika: Aşk, Gurbet, Hapis ve Tekke Şarkıları (Kalan Müzik, 2007) toplama albümünde de yer edinmiş olan Foni Tu Argile (Nargilenin Sesi-Yedikule) parçasının A Hawk And A Hacksaw'a özgü yorumlaması ile çalışma açılır. The Hun Hangár Ensemble üyesi Balázs Unger'in virtüözitesini Kálmán Balogh ile beraber çaldıkları cimbalom enstrümanının performansına sahne olan Kertész gibi örneği de albümlerin oluşturmaya çabaladığı ortak dili pekiştiren bir doğu-batı harmanı olarak değerlendirebilmek mümkün. Bu yönde devamlılığı sağlayan, The Man Who Sold His Beard D.Avrupa Klezmer müziğinin kendine has yoğunluğunun kuvvetli bir yorumla canlandırıldığı, Heather Trost'un kemanı ile kollektif üyelerinin karşılıklı olarak atışmaları şeklinde süregiden parça finaline kadar temposu düşmeyen bir kompozisyonu kulaklara ulaştırır. Daha sonrasında yer bulan hayat imgelemini ortaya çıkartabilecek kadar kuvvetli bağlaçlara sahip, kemanı parçanın en başından sonuna kadar taşıyan deyim uygun ise enstrümanın konuşturulduğu, hüzünlere yol açıp ışığın yakalanmasını simgeleyen nefes kesici bir finale imza atılan, Raggle Taggle gibi geleneksel parçaların zamanımıza taşınmasına vesile teşkil edilir. Kendi dilini oluşturmuş bir yapını üzerine eklenmiş olan her yeni partisyonun nazar-ı dikkati cezbeder biçimde geleneksel ile modern arasına köprülenmesine örnek olabilecek Turkiye, hem müzikal yetkinliğiyle hem de güçlü dans ettirir öğeleriyle beraber Délivrance'ın ses kesişiminin doruğa ulaştığı bir odağı oluşturur. Mutluluğun olduğu kadar da acının, dünyadan öte tarafa göçmenin, final anının resmedildiği, folklorik yansının kasveti de irdeleyebileceği özgün bir tonlama Vasalisa Carries A Flaming Skull Through The Forest parçasıyla çalışmanın finaline ulaşılır. Anonim bir ezgi olan Lassú doygun bir dinlenceliğin de tamamlanması için nihai, vakur bir sonu gerçekleştirir. A Hawk And A Hacksaw'un, Jeremy Barnes ve Heather Trost ikilisinin bir müzikal keşif projesinin yanısıra, kültürlerin uygun bir potada birleştirildiği evrede ne kadar çok şeyi hatırlatabildiğinin kanıtını ortaya çıkartır Délivrance albümü. Son kertede bu çalışma kuralların, müziklerin disipline edilebilirliği gibi ön şartları, iyice meta haline indirgenmiş olan Dünya Müziği kavramının da hakkını fazlasıyla veren bir önerme olduğunu belirtmeliyiz. Esef miktar ile gündelik olarak tüketilesi, zihinlere ilaç niyetine takviye kabilinden... Takdimimizdir......Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...
Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Hadi Aklan Netekim! – Şermin TOPÇU – Gazeteport
12 Eylül’ü Unutmamak – Fikret İLKİZ – Bianet
12 Eylül’ün Yardım ve Yatakçıları da Yargılansın! – Melih PEKDEMİR – Birgün
Madımak’ta 2 Gün – Serdar DOĞAN – Devrim SEVİMAY – Milliyet
Biz ‘Öteki’ Olduğumuz İçin O Günü Yaşadık – Serdar DOĞAN – Devrim SEVİMAY – Milliyet
Grev Güncesi – Sabah / ATV Emekçileri
A Hawk And A Hacksaw Official
A Hawk And A Hacksaw At Myspace
A Hawk And A Hacksaw At Leaf
A Hawk And A Hacksaw / Jeremy Barnes Interview At The Quietus
A Hawk And A Hacksaw / Heather Trost Interview At Layabozi
A Hawk And A Hacksaw & The Hun Hun Hangár Ensemble Review At Undomondo
Susumu Yokota Official
Susumu Yokota At Myspace
Susumu Yokota At Lo Recordings
James Blackshaw At Myspace
James Blackshaw Interview At Pitchforkmedia
James Blackshaw A One Man Orchestra At NPR Radio
Kronos Quartet Official
Kronos Quartet At Myspace
Kronos Quartet Floodplain Album Review At BBC Music
Micah Blue Smaldone Official
Micah Blue Smaldone At Myspace
Rick Tomlinson At Last.FM
Open Strings Early Virtuoso Recordings From The Middle East, And New Responses At Honest Jon’s Records
Sir Richard Bishop Official
Sir Richard Bishop At Myspace
Sir Richard Bishop The Freak Of Araby Review At Pitchforkmedia
Fairuz Derin Bulut At Myspace
Fairuz Derin Bulut Arabesk Albüm Eleştirisi Limbo Pillow
Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
Turşu Limonla Mı Yapılır Yoksa Sirkeyle Mi? – İç Mihrak
© İç-Mihrak
A Hawk And A Hacksaw Photos Courtesy From Leaf Label Flickr Page
Yürek Çağrısı – Adnan YÜCEL
Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere
Tatlı su göllerine akamıyorum
Yüzüm yüreğim deprem dalgası
Bu gül kıyımlarına bakamıyorum
Her sevi bir türküdür bağrımda
Her öfke bir ağıt
Ağıtlar kuşatmış dört yanımı
Kendi türkülerimi haykıramıyorum
Şarkılarla bezeniyor ufuklar
Yüreğim patlıyor dağbaşlarında
Yüreğim
Sancımı duyar mısın yaralarında
Kuş seslerinde yas nağmeleri
Şarkılar sabır ve çile makamında
Mendilimde öfke çıkınımda bilinç
Uykusuz kalır mısın kitaplarıma
Dudaklarımda hüzün
Avuçlarımda sevinç
Kulak verir misin çığlıklarıma
Dağları aşarak gelmişim sana
Demir kapıları kırarak
Işık olur musun karanlıklarıma
İsterim ki senden
Yaylalarda otlak olasın
Ovalarda ırmak olasın
Yayılasın göğsümün kırlarına
Sarasın beni sarasın
Dalların sevdası düşmüş toprağa
Olgun meyvelere hasret gençliğimiz
Zamanın billur çağlayanı
Gürül gürül akarken avuçlarımızda
Bir damla yağmur adına
Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz
Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam
Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz
Ateşler yine parlıyor dağlarda
Dolular yine kırıyor çiçekleri
Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri
Bulutları delen ışıklar
Ezik ve kinli
Aydınlık iri
Sanki kocaları işkencede kadın gözleri
Nasıl kapanır bu kanayan yara
Nasıl anlatılır ki sana bu hal
Terimde tuz gözyaşımda bal
Bağdaş kurar mısın soframa
Gözlerimde umut yüreğimde aşk
Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama
İsterim ki senden
İnancıma aşık olasın
Zindanıma ışık olasın
Yürüyesin gönlümün yollarına
Sorasın beni sorasın
İnce kabukları zorlanıyor zamanın
Gelecek damlıyor yorgun havuzlara
Damlalarla yılların gelin yüzü
Suların üstünde koskoca bir çağ
Umutlar sığmaz oluyor alanlara
Baharda gazel dökme bahçelerime
Ben yaşamayı bilmez miyim
Çocuklarım okul yollarında
Okullarım sabah kollarında
Sanki güzellikleri görmez miyim
Papatya beyazlığında ölüm sarısı
Karanfil kıvrımlarında kan
Bu çiçekler uğruna ölmez miyim
De gülüm ben seni sevmez miyim
Bahar değil acı yükleniyor dallarıma
Yapraklarımda ayrılık
Meyvelerimde gurbet
Vuslat olup gelir misin kollarıma
Ellerimde kış saçlarımda kar
Cemre olup düşer misin toprağıma
İsterim ki senden
Yılgınlıkta inanç olasın
Zulme karşı direnç olasın
Gömülesin aşkımın sularına
Göresin beni göresin
Göresin ki destan edesin
Söyleyesin dillerden dillere
Bir türkünün dizelerinde
Bir kavalın nağmelerinde
Alıp başını gidesin
Bağrı yanık yeller üstünde
Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma
Kırasın karanlıklarımı kırasın

Bir mizansen hayal edin. Evet tam şimdi, şu anda bulunduğunuz ortamdaki kargaşayı anımsatan seslerden kendinizi izole edip sadece o sese odaklanmaya çaba sarf edin. Bir yerlerde henüz çalınıp durmaya devam eden ama hissedip, fark etmek için özel çaba göstermedikçe yüzünü göstermeyen o seslere. Gündelikliğin karaşınlığı içerisinde imtina etmediğiniz, kulağınızın arkası ettiğiniz tüm o varedilmiş tınılara. Kah berrak bir durağanlığı çağrıştıran efsunlu hayal dünyasına, kah şimdiye geri dönüş yapmanıza da imkan sağlayan nispet edercesine kuvvet kazanan hışırtılara. Durak ve yolculuk belirsiz, sadece kulak kabarttığınız sürece kendini dönüştüren, size farklı tınılar duyumsatmak konusunda yardımcı olan bir ses evreni, dahil olmaya çabaladığımız. Uzaklarda bağlı kalmadığınız, bağlılığınızın olmadığı bir yerde sizi kendisine bağlayan bi ses kümesi. Ehemmiyet gösterdikçe, kayıp otobanın tercihli yollarında sesinizin yankılandığını, çıkmazlar arasında seyyahlık eden bünyenin bir anda ikiz tepelerin üzerinde, tıpkı adaşı kült dizinin çarpıcılığındaki karelere dahil olduğu bi’büyüleyici atmosferin sınırlarına uzandığınızı hissettiren birbütünlük. Pakistan’ın Karaçi şehrinde dünyaya gelen Ilyas Ahmed’in önce New Jersey ardından da Portland şehirlerine uzanan göçerlik / seyyahlığının izlerini barındıran müzikal külliyatı dahilinde de yukarıda kısa değindiğimiz gibi bir içsel ses keşfi gerçekleştirebilmek mümkün. Tavizsiz bir biçimde vurgulamalarıyla yeni akım folk ile beslenerek geliştirilen içeriğine bir tutam doğu mistizmi katılan bir formül kulaklarımıza çalınmakta. Sesi çıkartan gitar naif deryayı tanımlandırma çabasında Ilyas Ahmed’in en büyük yardımcısı konumunda. Ara yüzeyler, modifiye edilmiş vokal kesitleriyle beraber muğlaklığa yer bıraktırmayacak bir biçimde modern zaman hikayeleri tellendirmekte, adım adım yapılandırmakta, Ahmed. Diğer yanda, doğu ile batı arasında gözlemlere yer veren ama hiçbirini diğerinden üstün bir biçimde kurgusunda ön plana çıkartmayan döngü birleştirmesine de giriştiğinin de altını çizebiliriz. İşitilir bilinmez, görülür anlaşılmaz, konuşulur yürekten karşılık bul(a)maz müziklerden koşar adım uzaklaşırcasına kendi içerisinde dönüşümler gerçekleştirebilen bir yapının temelleri üzerinden hareket eder sanatçı. 13’ünde edindiği gitarla beraber büyütülüp, damıtılan müzikal yolculuk birbirleriyle bağlar barındıran toplamdaki dokuz albümlük serinin çatısını oluşturur. Bir yapı içerisinde pek çok farklı müzikal odağın birleşimidir de bu aynı zamanda. Foxy Digitalis sitesinde de yazar Brad Rose’a verdiği röportajda da bahsettiği Captain Beefheart And His Magic Band’in Trout Mask Replica’sı ile Ravi Shankar’ın ‘In New York’ albümlerinden ilham edinilmiş bir düzenek Ilyas Ahmed’in kolajlarının kökenleri ve çıkış noktaları konusunda yeterli bilgiyi sizlere sağlayacaktır. Geçmişin izleri takib ediledurur iken doğaçlamalara zemin sağlanan bütünleştirme müziğinde daima ön plana çıkartılır.
2006 yılında Portland'lı, 'Six Organs Of Admittance', 'Kuupuu', 'Matt Valentine' vd. gibi mahir üreticilerin deneysel kayıtlarını paylaşmış Time-Lag Records'dan “Century Of Moonlight” albümü yayınlanır. Artık daha fazla çiğ seslerin duyumsanabildiği, taşların da giderek yerlerine oturtulduğu izlenimini daha ilk bir kaç dinleyişte zihinlere kazıyan bir metafor kayıt olarak ilintilenebilir, ilk elden çalışma. Karanlık ve pus, kasvet ve tedbirlilik baki kalmakta iken, bütün o bölünmüş, bölümlenmiş yeniden yorum katılmış seslere acının zuhur eylendiği bir kesişim irdelenir. Ilyas Ahmed'in gitar nağmelerini manipüle ederek tertip ettiği kesitlerde hakkaniyet aranır, yitip gidenlerin üzüntüsü paylaşılır. Alexander Keefe’in Jugaad ağ güncesi için yaptığı röportajında da değindiği üzere Hindustani Müzisyenlerinin ve Urdu Gazalilerinin zorunlu olarak göç ettirilip sürülmelerinin, hayatlarını nasıl alt üst ettiğini ama bir yandan da müziklerinin azami doygunluğu yakalanmasına önemli bir etmen olduğundan dem vurur. Bunu da Ilyas Ahmed'in müziğinin yansıttıkları ile bileşkesinden söz eder. Her ne kadar o toprakların uzağında olsa da, türetmiş olduklarının sadece özgün bir türün getirdiği, kendine özgü bir cemaatin tınılarından daha fazlaca 'evrensel' bir yorum gücünü içerdiğini ekleyebiliriz. “Century Of Moonlight” çalışmasına dair önemli bir diğer ayrınıtı olarak. Derinlemesine 'drone' kompozisyonun işlendiği, zilin yabancılaşma efekti olarak da kayda dahil edildiği meditatif bir ağıt olan Softly Tomorrow ile kayıt açılır. Tim Hecker'in piyano ile elektronik elementleri bütünleştirdiği yapıtlarının gitarlı düzenlemesi olarak tanıma kavuşturabileceğimiz Red Spring gibi somut tasvirler albüm boyunca dinleyiciye sunulur. Albümün doruk noktası olan, ambient mahlasında deneysel izlerin, gizemli vokallerle taçlandırıldığı The Gathering parçası gibi örneklemeler deneysel müziğin ileri uçlarından tatları belirginleştiren zengin bir dinletiyi oluşturur. Naqi ve Yahan Dur Wahan çalışmalarında da yakalanan bu benzeşsiz formun dahilinde zaman zaman epik dönüşümler ihtiva eden, zaman zaman da saydam melankoliye buyur edildiğimiz müzikal ziyafetlerin de altına imzasını atar, Ahmed. 2008 yılında yayınlanan “The Vertigo Of Dawn” ismiyle müsemma bir biçimde psychedelic rock ile kalifiye yeni akım folk müziğinin karşılaştırıldığı, bozulup yeniden kotarıldığı bir sahanın temsilini sağlamlaştırır. Tekrardan kotarılan seslerin detayları tektipleştirmekten alıkoyduğu tesfirlere girişir Ilyas Ahmed. Fazlasıyla uyanık tutan, düşüncelere daldıran yoğunluk ilk parçadan itibaren dinleyiciyi kendi çekim alanına dahil eder. Bir uyarlama ve edinimlerin tekrarlanmasından ise giderek ilk albüm ikilisinden daha uzağı işaret eden, raga, qawwali gibi doğduğu yerlerin dinsel-ağır başlı musikilerinin, elektronik kesintilerde resmedildiğinin de altını çizmeliyiz. Kapak tasarımından, parça isimlerine kadar tamamlayıcı öğelerle yapılmakta olan kayıt bir sanatsal doküman haline dönüştürülür böylelikle. Dinlenip bitirilen bir ritüelden çok daha fazlasına da merak uyandıran bir derleme hali, dertlenme halidir, “The Vertigo Of Dawn”.
Ilyas Ahmed’in çoğul katmanlı çok zaman kişisel çıkarımlara imkan sağlayan neşriyatlarından sonuncusu 1 Mayıs tarihinde Root Strata etiketinden Goner mahlasıyla yayınlanır. Temas edip, dayanak sağlamakta olduğu folk öğesinin üzerine eklenmiş olan yeni hatlar albümün içeriğinde karşımıza değişken müzikalite ve yansılar ile çıkar. Bir grup formuna yavaş yavaş evrilmekte olan bir ses erimi söz konusudur herşeyden önce. Bütün teknik imkanların tek başına bir sanatçı tarafından kotarıldığı kayıtların yanında Goner başka neler türetilebilir sorusunun yanıtını barındırır. Elektronik sekansların dahil ediliği kuşaklarda, çiğliği hala muhafaza edilen bir pop aranjman dizisi oluşturulur, Ilyas Ahmed tarafından. Nispeten de eskilerden daha farklı ve farkındalılığı arttırılmış olarak hayata karşı bir sorgulama eylemi albümün bütününde yaygın bir biçimde kulllanıldığı bir yapılandırma oluşturulur. Gidenlerin ve yitirilenlerin ardından bir şapkanın öne konularak durum değerlendirmesi, veryansını olarak da ele alabiliriz bu durumu. Badirelerin beklenmedik anlarda insanı bulduğu bir dünyada yaşanılan çelişkilere dair detayları belirginleştiren komutlar, sözler de her zaman olduğu gibi muğlak bir biçimde kayda yansır. Sanki dinleyicinin kendi sözlerini oluşturmasına fırsat sağlanması istenmişçesine özenle ve itinayla. Albümün açılışında rahatlıkla modern rock tabiyatına uygun düşecek modifiye piyano elementleriyle kavuşturulmuş Earn Your Blood ile çalışma açılır. Blues’u bu seferinde parçanın odağına çekmiş olduğu distorte sesler arasında Cocteau Twins’in nağmelerini gerek his gerekse de duruş olarak anımstan kolajlaması Love After Love gibi özgün nağmeler kulaklara misafir olur. Davul makinesinin düşük filtreli arka fonunun üzerine serpiştirilmiş olan gitar nağmelerinin, bölük, pörçük bir aşk ezgisini sunduğu Some Of None pek ala eski zamanların hissiyatlı folk nağmeleriyle başa baş gidebilecek bir yetkinliği tanımlandırır. Kuvvetli elektro gitar nağmelerinde psychedelic rock’la drone elektronika arasında gidip gelen sinematografik Enter A Shadow gibi geçmiş kayıtlarla bağlar bulunduran bir köprüleme gerçekleştir. Jóhann Jóhannsson, Ólafur Arnalds, Stafrænn Hákon gibi teoris-müzisyenlere ait ortam müziği halet-i ruhiyesini albüme taşıyan As Another kurgusuyla, beraberinde kulakların pasını silen akustik bir yapıyı tanımlar. Albümün finalinde bariz ayrıştırmalar barındıran nu-folk akımında kendi yolunu çizebilmiş kadın ozan/sanatçılarından Elizabeth Harris’in vokallerde konuk olarak yer aldığı Exit Twilight parçası yer alır. Bütünlüğün yine bozulmadığı albümün genelinde bahsedilmekte olan gidişlerin vuruculuğunu, vurgun yemişliği ortaya sereserpen bir akis olur, Exit Twilight. Ilyas Ahmed zor olanların dünyasında kendi meselesini tanımlandırmak için yeni güfteler ve besteler çıkartıyor. İstisnasız bir biçim ve tavırla beraber somut örnekler geliştirmekten, kendini ifade etmekten kaçınmayan bir atmosferin gerek tanım gerek içeriğini dolu dolu irdeliyor. Sesle, solukla, nefesle, defaatle tüketilebilecek, dinlendikçe yeni keşifler gerçekleştirilebilecek hikayeleri müziklendiriyor…
Maşina Ayın Albümü
Maşina Ayın Kırkbeşliği

Melodi ve gürültü birbirlerinden ziyadesiyle uzaklıkta iki kavram. Birbirilerinin çekim alanlarına pek de dahil olmayan cinsinden iki farklı kutubu, iki ayrı bakışımı barındırmakta. Bir tanesinde naif melodilerin ortamın içerisini huşu ile doldurması saklıdır. Diğerinde hiç alışık olmadığımızı varsaydığımız ama nasıl oluyorsa yaşadığımız her günün içerisinde hemhal olmaya da devam ettiğimiz bir zorunlu birliktelikliğin zeminini barındırır. Bir tarafın sakinleştiriciliği mevcut iken, öte tarafın zihinde başka çağrışımları haber eden bir yapı söz konusudur, kendiliğinden farkındalılık sağlayıcıdır. Kulak kabartıldıkça dinlenilen sesi yakınlaştıran imgelere büründürebilen bir temsil kuvveti sağlayan melodi ile kavislerinde saklı tuttukları sözcüklerin çığlığa dönüştürüldüğü gürültü, tam da lazımgelen çözümlemeleri beraberine getirir. Her ne kadar birbirlerine yakıştırılmasa da, uygun görülmese de. Sedaya karışmış olan gizil sırların açığa çıktığı bir mizansen kotarılır, kıvamı tutturulduğunda. Ne tarifi vardır, ne belirli adımlamaları ve uygun adımı. Oluşturulan atmosferin içerisinde duyumsatılmaya çabalanan, hasılı olduğumuz güncenin yankılanması, karşılaştığımız çelişkilerin vurgulanması olduğundan dem vurmak da olası. Melodium projesinin altında imzası bulunan Laurent Girard’ın müziği bu tanımlamalardan hareketle oluşturulan bir bütünlüğü içerir. Kayıtlarının içeriğine dahil ettiği ses öbekleriyle gündelikliğin koşturmacasını duyumsatır, tükenmeyen bir telaşenin izlerine dair önermeler ortaya çıkartır. Modern müziğin sacayaklarından birisini oluşturmuş şehir imgeleminden, yaşayışlardan ve gözlemlerden fazlasıyla faydalanarak, değişkenliklere gedik açan bir müziğin mihmandarı haline dönüşür. Basite indirgenmiş seslerin ilintilendiği kompleks yapılandrma, sanatçının karakteristik vurgulamalarını daha rahat ifade edebilmemizi de sağlayacaktır. Kariyerinin de henüz başlarında Klasik Müzik ve piyano eğitimi sırasında damıttıkları ile kendi rotasını oluşturmaktan tereddüt etmeden yoluna ilerleyen bir amatör ruh karşımıza çıkartır, Laurent Girard. On seneyi aşkın bir deneme, yenileştirme, yeniden kotarmanın ardından mazhar olduklarını ve gözlemlerini kotarabildiği bir elektronik müziğin de temellerini atacaktır. Synthesizer (sentezleyici) ile klasik enstrümanların bileşkesi üzerine edinimleri bu derinlemesine ilerleyen, görece kolaylıkla dinlenebilecek bir müziğin de işlenmesi ve türetilebilmesini sağlayacaktır. Ürettiği bu kayıtları ulaştırdığı plak şirketlerinden Londra'lı 'Tugboat' etiketinin sahibi olan Glenn Johnson'ın yönlendirmesiyle Magnetéphone, ISAN, Tarentel gibi gruplara ev sahipliği yapan Static Caravan etiketiyle yolu kesişir. 1999 yılında Rhythmi ve 2000 yılında Silica 7'' plakları bu bağlamda müziğinin de ilk örnekleri olarak dinleyicilerle paylaşılır.
Başlangıcında 'fanzin' olarak yayın hayatına başlamış olan Autres Directions In Music etiketi altından sunulmuş olan ücretisiz kayıtları bir sonraki müzial evresinin temellerine ulaştırır. 2003 yılının Kasım ayında yayınlanan Parthenay kısaçaları erken dönem kayıtlarının elden geçmiş hallerinden toparlanmış bir kayıt dizini olur. 5 yaşında iken kaydetmiş olduğu bir piyano pasajını ambient formunda yeniden diriltimini işleyen, avantür gürültüler ile geçmiş zamanın akademik elektronik müziği arasında gidip gelen Ichito, düşüktempo'nun kaliteli bir örneğini tanımlayan Terminus ve Tim Hecker gibi zamanın müzikal dinamiklerine meydan okuyan, kendi formunu kotarmayı başarmış üreticinin, sadece ve sadece tüketime odaklı olarak tanımlandırılan elektronik müziğe bakışımı törpülediği, dosdoğru farklı bakışıma ulaştırdığı yüzeylerin izinde ilerletilen Pluraple gibi, değişken örneklerin ardı ardına sıralandığı bir kayıt olur, Parthenay EP. Laurent Girard'ın röportajlarında da değindiği üzere tamamıyla kişisel veri akışları barındıran, melankolik tasvirlere girişmekten de çekinilmeyen üzerine ilintilenmiş “elektronika pop” bakışından da yavaşça ıradığının, müziğini de değiştirmeye başladığının ilk örneklerini sunumlandırır. Kaydın bir diğer önemli yanını ise, solo projesininin tamamen kendi hakimiyeti altında, beğenilerine göre şekillendiren bir üreticinin ilk kez Motenai & Mimao, Dudley, Depth Affect gibi prodüktörlere parçalarının yeniden düzenlenmesine izin verdiğini belirtmeliyiz. Kimi zaman dingin, sakinleşmiş bir atmsoferi çağrıştıran, kimi zaman da hesap soran bir kıvılcımın tetiklendiği bu kayıtların, Anticon ses erimine yakın hip-hop, endüstriyellik ile buluşturulmuş melodik kesitler ve Depth Affect'in yapısında olduğu gibi 8 bit elektroniklerine kadar biçimsel değişkenliklerin ürünleri ortaya çıkartılır. Bu çalışmayı takip eden Hum Hum & Bla Bla EP'si kesitlerin daha farklı kullanıldığı, Mille Plateaux Records etiketi gibi elektronik açılımlara önayaklığı tartışmasız bir biçimde tescillenmiş odaklar altından sunulagelmiş olan tasvirlerle harman edilen yapıların da dengeli bir biçimde kotarıldığı bir kayıt olur. Klasik müziğin elektronika sınırlarında dolaşıma çıkartıldığı Toytronic Records'dan Ochre'nin minimalist vurgularında yenileştirilen Hellomusic, bir saha kaydından devamlılığı getirilmiş izlenimini daha ilk dinleyişte fark ettiren, yapılandırmalar bütünü, kaotik sesleniş Untitled 2 gibi nevi şahsına münhasır çıkarsamalarının ön planda olduğu verimli bir dinlenceliği ihtiva eder, kayıt. Kısaçaların kapanışında yer bulan Autoplate, City Centre Offices gibi plak şirketlerinden sunulmuş kayıtlarından tanıyabileceğiniz Marsen Jules'nin neofolk-ambient ağıdına dönüştürdüğü La Fin De Tout'un da düşündürücü bir kurgu olarak çalışmanın dahilinde sunulduğunu da dipnot olarak iletelim. Bütün taşların yavaş yavaş yerine oturtulduğu, sesleri ötesine vakıf olmaya çaba sarf eden bir üretim biçiminin kulağa da aşina hale gelmesinin belgeleyciliği üzerine önemli eklemeler gerçekleştirir, Laurent Girard. Tasvirler üzerine kurduğu, yakadığı melodilerin sınırlı ses kümeleriyle bütünleştirmekte olan bir prodüktörün alternatif yolları keşfetme çabası Anaemia, Flacana Flacana, Cerbero Spin (hepsi Audiodregs Records), Vilnius (CD-R), Music For Invisible People (Autres Directions In Music) albümleri boyunca da devam edecektir. Rutin yaşantılarla sarılmış, çevresi kuşatılmış insanlığa dair içsel hikayelendirmeler, başucu kayıtları gibi farklı isimler ile anılabilecek bir devamlılık ile beraber paylaşılır.
Melodi ve ortam kelimelerinin izinde süregiderek çeşitlendirilmiş söze, sese büründürülmüş Melodium külliyatının şimdilik son durağı, sanatçının resmi sitesi aracılığıyla satışa sunduğu Lullabies For Adults albümü olur. Detaycıl bir müzikal form oluşturma gayesi içerisinde olmuş Laurent Girard'ın müziğinin enikonu deviniminin sürekliliğini koruduğuna işaret eden bir belgesel albüm olur Lullabies For Adults. Elektronik tınılarda duygusal akımların izinin sürüldüğü, tasvirlerin ustaca, iddiasız bir biçimde olsa da kendinden emin bir biçimde vurguları, imgeleri çağrıştırdığı adıyla müsemma bir biçimde yetişkinlere yönelik bir yapılandırma 14 parça boyunca dinleyiciyle buluşur. İletişimsizliğin çıtasının giderek daha da fazla yükseltildiği, sözün pahasının maddiyatla ölçümlendiği, kabul gördüğü bir yaşamsalda, farkında olmadan yitirilenleri ön plana çekmeye çaba sarf eden mizanseler kırksekiz dakikalık bu masalsı formu, isimsiz hikayelendirmeyi çoğaltıp yetkin kılmakta. Piyano’nun naif girişinin ardından çıkagelen elektro formlarının melankolik bir yansımayı betimlediği Berceuse 1 parçası ile albüm açılır. Kısa süresine karşı alabildiğince vurguların ön planda tutulduğu Planet Mu, Rephlex, Warp üçlüsünün melodramatik tınıları ile bağdaşık bir dinlencelik Valeglas, bir kaç haftadır üzerinden geçmeye çabaladığımız, kelamlarımızla da geri dönüşünü müjdelediğimiz braindance janrının üyesi olarak addedebileceğimiz Sad Machine işin hakkını fazlasıyla veren bir neşriyatla beraber albümdeki yerini alır. Hüzünbaz bir devinim, kaçınılmaz bibiçimde hakedilmeyen tüm yaşananları ister istemez zihnin ücra köşelerinden hatra düşürtmeyi sağlar. En başında da değindiğimiz gibi çoğunlukla kişisel olarak algılanabilecek detaylar üzerine şekillendirme , yorumlama Laurent Girard’ın müziğine daha kapsamlı bir biçimde irdelemek için zemin sunmakta. Bir yanı son derece aşina gelen melodika üzerine serpiştirilmiş technoesk döngülerin elele verdiği Florette ve Turbulette birbirlerinin sözünü tamamlayan bir ying-yangı oluşturur. Ne eksik ne fazla. Minimalist kompozisyonun afallatıcı etkisini üzerinde taşıyan Lit Paraplule, sihirli oyuncak kutusundan melodilerin hemen yanıbaşında kurgulanmış bir gece yarısı düşünü betimleyen Berceuse 2, ortam müziği ile kederli Aphex Twin döneminin parçalarını birbirlerine kattığınızda ortaya çıkanın resmedildiği Bruit De Fond ile albümün finaline ulaşırız. Sorunların bir türlü peşimizi bırakmadığı, inanmaya çalıştığımız masalların bile isteye tahrif edildiği, içinin boşaltıldığı, zaman diliminde hemen tüm seslerin de asgariye indirildiği bir veda parçası kulaklarımıza çalınır; Bonne Nuit. Laurent Girard, Melodium projesiyle on yıldır hayatı müziğin merkezine taşıyor, kurgusu dahilinde kapsadığı tüm seslerle duyumsamak istediğimiz masalları betimliyor, bir an olsun yitirmeden, hız kesmeden, süslere ve şatafata ihtiyaç duymadan...
Zaman eskisinden de çabuk bir biçimde ilerlerken ve elden avuçtan kayıp giderken, müzik olduğundan farklı bir biçimde bu hızlandırılmışlığın dışında kalmayı başarır. Sesler duhul oldukları kayıtların izleri arasında kaydedilmelerinin üzerinden hayli zaman geçmesine karşın, kimi zaman taşıdığı vurgulamalarla beraber, kimi zaman da önermelerin o günün şartlarına göre ilericiliğiyle dinleyicilerle bağını korur. Dinleyici kaydedilene yoğunlaştıkça, hem geçmişin izlerini, hem de o anın müziğini, hem de geleceği bütüncül bi perspektif ile gözlemleyebilir. Süreler ne kadar yakın veyahut uzak olursa olsun, dinlenilen müziğin içeriksel doygunluğu ve tatmin edicilik düzeyi diğerlerinden ayrı bir bakışımı konumlandırır. Salt tüketime odaklanmış genel geçer üretimlerin, hercai popüler müziklerin yanında bu tarz yorumlar, hayatın kazanımlarından da sayılabilir. Teknik yeterlilikleri bir yana içeriğe katılmış olan detyalar ile belirginleştirilen ses alaşımları bu önermelerimizi kuvvetlendiren bir unsur olarak değerlendirilebilir. Elektronik seslerle haşır neşir olmuş pek çok üreticinin, çalışmalarının aracılığıyla da bu çıkarsamaları sağlamlaştırabilecek üretimler haddizatında dinlenceliğimiz dahiline eklemlenleniyor. Eindhoven'li sanatçı Martijn Deykers (bundan sonra Martyn)'in 2005 yılında yayınladığı ilk kırkbeşlikten bu yana, geliştirmeye çabaladığı elektronik müzik güncesinde, sözünü etmeye çaba sarf ettiklerimizi tamamen teferruatlardan arındırılan bir biçimde, ilerisini de gözlemleyen bir müzikal temaslar dizisi karşımıza çıkartmakta. Bilindik seslerin, yeknesak makamların izlerinde ilerletimektense müziği, değişken, daha deneysel yorumlamalara teşne olmuş müziklerin mihmandarı olmaya çabalayan bir prodüktör, Martyn. Kurgusuna dahil ettikleriyle beraber kendine has bir müziğin icracısı olmaya çabalayan bir gözlemci aynı zamanda. 90'lı yılların ortalarından itibaren elektronik dans müziğinin sacayaklarını oluşturmuş olan Chicago House ve Detroit Techno'nun Hollanda'yı etki alanına dahil ettiği dönemlerde ravelerden eksik olmayan, gerek katılımcı, gerekse de dinleyici olarak daha sonra üreteceklerinin temellerine dair çıkarsamalarda bulunan, bir heveskar. Türler arası geçişkenliğin giderek daha homojenleştiği, veyahut dinleyicilerin beklentilerine uygun olarak daha fazla alternatifin türetilebildiği, elektronik dans müziği en parlak dönemlerinde, yolunu drum and bass ile kesiştirmesinin de altında biraz da bu doygunluğun zeminini sağlamca kotarabilen zamandan ırayan üreticilerden olduğundan dem vurmak mümkün. Photek, Doc Scott gibi referans olarak gösterdiği isimlerin izlerinde İngiltere'de gerçekleştirilen kulüp geceleri, konserleri keşfetmek üzere Londra'ya yaptığı seyahatlerinin ardından kendine has vurgusuyla uzunca bir süre devamlılığını getireceği, DJ olarak dahil olduğu eklektik dans müziği gecelerinin başlangıcını verecektir, Martyn. Washington City Paper'a vermiş olduğu röportajda da değindiği üzere, belirginliği artarak ilerleyen müzikal geçişlerin izlerinde kendine has bir birleştiriciliğin temellerini atmaya gayret etmesinin, 'Martyn Sound' olarak anılagelecek müzikal çeşitlendirmenin taslağını ortaya çıkartmayı da başarır.
Müzikal türlerin aynalanması, farklı odaklarla bütünleştirilmesi ve yorumlanması gailesinde bi'sonraki durak, Redzone gibi kulüp gecelerinden bu yana ortak çalışmalarda bulunduğu tasarımcı Erosie'nin de katkılarıyla beraber 3024 etiketinin temellerinin atılması olur. Müziğin hayatta akisinden, hissettikleri ile bütünleştirip kayıt haline dönüştüren Martyn'in müziğinin yanısıra, görsel öğelerinin de farklılıkları yansıtacağı yapının ilk ürünü Velvet / Twenty Four kısaçaları 2007 yılında yayınlanır. Nefasetli kurgu, endüstriyel sesler derken bir sonraki durağın techno'nun karaltılı öğeleriyle beslenmiş, geri dönüşümü dubstep ile imgelenen kayıtla, Martyn müzikal dönüşümlerinin devamlılığını sağlamlaştırır. Alttan alta yüklenmiş düşük tempo ses eriminin üzerinde kotarılmış olan Detroit Techno sekanslarının, dans edilir bir kurguyu ortaya çıkartılmasının belgesi Velvet ile çalışma açılır. Geçtiğimiz hafta içerisinde sizlerle paylaştığımız Wisp'in parçalarının yegane bileşeni olan Braindance'de olduğu gibi alt disiplinlerin tüm yönlerinden, kuvveti ortaya çıkartan birer tutamın eklenmesiyle, tılsımının tutturulduğu Twenty Four parçasında Akıllı Dans Müziği'nin eklektik kurgusunu duyumsamak mümkün olur. Melankoli bağlamı ile yer yer Burial'ın gerek Debut, gerekse de Untrue albümlerinde düzlüğe çıkartmaya çalıştığı şehrin kakafonisi içerisinde kalmış, duyulmaz kılınmış seslere dair önermelerin vücut bulduğu bir deneyimin, içeriğin kapsamında sunulmuş bir diğer ayrıntıyı oluşturduğunu belirtmeliyiz. Techoesk vurgulamalara sahip, Skull Disco etiketinden tanıyabileceğiniz Appleblim'in kurucusu olduğu Apple Pips etiketinden All I Have Is Memories / Suburbia çalışmasında dans müziğinin parladığı dönemlerin seslerinden izler yeniden yorumlanır. Çıkmazlara çekilmeden, sürekliliği her daim değişken ses kurgularıyla birlikteliği sağlamlaştırılan bir dinlencelik sağlanmaya çalışılır. Geçtiğimiz Nisan ayı içerisinde yayınlanan debut uzunçalar Great Lenghts'de de gerek kısaca değindiğimiz önermeleri, gerekse de alternatif tanımlarıyla beraber dans müziği kolajlarından bütünleştirilen bir yapılandırma çabası olarak dinleyicilere sunulur.
Formüllere bağımlı bırakılmış kurgulardan ziyadesiyle uzak, derinlemesine ses metaforlarının içeriğin hemen tüm parçalarına sirayet ettiği deneyimleme vurgusuna haiz harmanın ortaya çıkartıldığı kurgu bütünü olduğunu ilk elden iletebiliriz, Great Lenghts'in. Çağrısına dahil ettiği, ilham edindiği, seslerin birer ikişer iliştirildiği parçalar dahilinde, giderek genişleyen bir müzik evrenine dahil oluruz. Remiks çalışmaları gerçekleştirdiği, Flying Lotus, Shut Up And Dance, Scuba, TRG, Efdemin gibi elektronik müziğin paralelinden, değişken odaklarındaki ses üreteçlerinin sağaltımlarına biçtiği düzenlemelerde olduğu üzere rotasını geçmişten evrilterek kotarılan düzenlemelerden, müziği geleceğe taşıyabilecek bağlar oluşturma gayretini gösterir. Muhteviyatın yapısında hemen her yönden dans müziği figürlerini barındırmasına, parçalı yapısına karşın, ortaya çıkan ana resmi daha da kuvvetlendiren biraz da bu tarz, türle/değişken isimlere gerçekleştirilen çalışmaların sağladığı perspektiften kaynaklandığını iletebiliriz. Albümün açılışında, 3024'ün mekanik marşı olarak belirgileştirilebilecek durağan temposuna eklenmiş vurmalıların sahne aldığı The Only Choice parçası yer almakta. Aksak ritmlerin Detroit Techno'sunun coşkun elektro yansımasında hemhal olduğu, dans ettirir betik Krdl-T-Grv, ritmin giderek yükseltildiği eski zamanların “anthem” parçalarının yapısallığını şimdinin müzik severlerine taşıyan Dubtechnostep kolajı Right? Star!la beraber kaydın derinlerine doğru seyrüsefer devam eder. Theo Parrish, Carl Craig gibi Detroit Techno kuşağının simgesi haline dönüşmüş prodüktörlerinin kayıtlarında kullandıkları caz partisyonlarının izlerinden tertip edilmiş izlenimi uyandıran, mekanik havanın yansımasında akustiklik vurgusunun ön plana çıkartıldığı, Seventy Four gibi farklı tatları keşfedebilmek mümkün. Reggae/Dub çözeltisinin melankolik minimalist bir zaman tasvirine ulaştırıldığı Little Things, kısa süresine karşın akılda yer edinmeyi başarıyor. Albümün tanıtıcısı olarak plak olarak önceden yayınlanmış Vancouver parçası, Martyn'in türetmeye ve boyut katmaya çalıştığı kendine özgü ses formunu yansıtabilecek en kuvvetli örneği teşkil etmekte, parçanın en başından sonuna kadar süren hikayelendirmenin dahilinde dinleyicinin zihninde türlü çeşit karşılıklar bulabilen bir terapi parçası haline dönüştüğünden de bahis açılabilir. Bad Company'den D-Bridge'in elinin değdiği,vokallerde yer aldığı Little Things parçasında da Hyperdub'ın kimi kayıtlarında yer edinmiş Ambient tınılarına yakın duran bir dinlencelik sağlanır. Parçalar birbiri ardına ilerlerken, Martyn varedilmiş seslerin izlerinden kendine has yorumlarını olduğu gibi aktarmaya devam eder. Tıpkı bir çarkın içerisinde devinmekte olan modern zamanların insanlarına biraz daha yavaşlayın der gibi, farklı seslerin arasına dahil ettiği, sürprizler ulaştırır. Belirgin hatlara sahip olmayan bir kesit, Bridge'de olduğu gibi tüm seslerin minimize edildiği bir kurgu bu sözcüklerin daha fazlasını sağlayacaktır. Hamburg'lu Dial etiketinin mümesilliğini yaptığı, Minimal Techno'nun kavisli, puslu eğrilerine, 2step sentezlemesiyle ev sahipliği yapan Elden St. parçası program içerisinde paylaştığımız Far Away parçasının yolunu açar. Vurmalıların baskın bir biçimde parçanın temasını da belirlediği, esnek bir bakışımla breakbeat'in dubstep yorumu olarak tanımlandırılabilecek, kuvvetli bir çalışma, Far Away. Döngünün içerisinde raks ettirilen vokal kesidinin, Burial'ın melodramatik vurgusu ile yakın bir bileşenin paylaşıldığı, albümün de doruk noktalarından Hear Me, zamanın klasiklerinden olmuş Jaydee'nin Plastic Dreams'ini duyumsatan sürpriziyle de uzunca bir süre dinlenebilecek bir kayıt haline dönüşmekte. Hyperdub'ın gediklisi olmuş Space Ape'in vokallerde yer aldığı, etno-vurmalıların parçanın vuruculuğunu daha da pekiştirdiği bir düzlemin sergilendiği Is This Insanity? ile albümün de finaline ulaşırız. 'Martyn Sound' olarak sanatçı tarafından atfedilmiş müzikal izleğin, ilk kayıtlarından birisi olarak paylaşılmış Natural Selection parçası ile albüm tamamlanır. Martijn Deykers, müzikalite konusunda, detaylar üzerine yoğunlaşmış kesitleriyle elektronik müzik dinleyicisinin gereksinimlerini son derece kıvrak bir biçimde Great Lenghts uzunçalarına yansıtmayı başarmakta. Seslerin dünyasında kendine ait bir yol oluşturmakta. Kayıtsız kalınamayacak biçimde gerçeklikten beslenerek kotarılan bir hayat ezgisini ve şehrin ritmini duyurmakta. Keşfedin!
Türdeşi olduğu müzikal disiplinler arasında kendine haslığını, tanımı kazandığı 1991 yılında bu yana devam ettirmekte olagelmiş bir tür Braindance. Muhteviyatına dahil edilmiş ses kesitlerinin, kurguyu daha en başından tahribe açık hale getirmesi, yüzeysel geçişlerden ise sertleşmiş kasti vurgulamalara ev sahipliği yapan bir kolajlama, meydan okuma karşımıza çıkmakta, braindance janrında. Richard D James ve Grant Wilson-Claridge tarafından temelleri atılmış Rephlex plak şirketinin metinsel içeriği olarak kapsadığı bütün müzikal sesin belgeleyicisi, tanımlamayla öne sürülmüş bir kavram türetmesi. Tıpkı kaleme aldıkları manifestolarının satır aralarında değinildiği gibi, kıymeti harbiyesinin bir türlü anlaşılamadığı “Acid” müziğinin kökenlerinden ferahfeza, yenilikçi bakışlar yakalanmaya, dönemin yer altı House müziğinin alternatifini tanımlandırmaya, Techno'yu kapsayan öncül çalışmalara zemin sağlamaya ve gittikçe artan bi'biçimde hatlarının belirginleştirilmeye başlandığı Elektronik Dinlence Müziğini şekillendirmeye, belirli düzeyi sağlamaya odaklanmış bakışımın ideali olarak ilintilenebilir, braindance. Sadece kulağa aşina gelen seslerin de değil, dinlenildikçe keşfedilebilecek önermelerden hareketle kurgulanmış makine müziğinin hatlarını ortaya çıkartmaya gayret eden bir platform haline dönüşen “Rephlex Records” ile Reid W.Dunn aka Wisp'in müziğinin kesişim noktalarını irdelemeye çalışacağız, iş bu yazının dahilinde. Formüle edilmiş, hazır kurulmuş, önceden tanımlanmış seslerden ırakta, bileşenlerinin sürekli olarak yer değiştiği ses deryalarının mihmandarı olmaya çaba sarf etmiş bir prodüktör, Reid W.Dunn. Ürettiği, atfettiği disiplinin dahilinde sesin ötesini aramakta olan bütün bütün kurgulamaların altına imzasını atmakta olan bir birleştirici. Tam tanımı bu olsa gerek, müziğin dinlenildikten sonra hatr’a düşürdüğü ilk önemli detay olarak Wisp’in parçalarının. Projesinin ismini seçtiği J.R.R. Tolkien’ın Yüzüklerin Efendisi’nde geçmekte olan bir çeşit orman cininde olduğu gibi müziğin saydamlaştığı yüzeylerinde bir görünüp bir kaybolan ses kesitleriyle hem geçmişin müzikal odaklarını duyumsamanızı sağlıyor, hem de deneysel vurgulamalarla benzerini uzunca bir süredir de duyamadığımız önermelere girişmekten çekinmiyor.
Müziğini şekillendirir iken bağlantılandığı enstrümanı olarak savladığı Bilgisayar aynı zamanda, ağ üzerinde de müziğini iletebileceği, çıkar gözetmeksizin müziğini ücretsiz paylaşabileceği bir devam, sürdürülebilir bir zincirleme üretimin de tetikleyicisi bir bağlaç haline dönüştürülür, zamanla sanatçı tarafından. Binkcrsh ağ etiketi üzerinden yayınlanan Plepper kısaçaları zamansız kolajlardan mülhem bir sunuş olarak bu dizinde değerlendirilebilecek ilk kayıt olur. Alan/saha kayıtlarından tedarik edilip düzenlenmiş seslerin karşıladığı, kimi zaman elektronik ile akustiğin karşılaşmalarını düşündürecek kadar derinleşerek ilerleyen Flax Flew Far, keskin endüstriyel partisyonların drum and bass formuna zemin sağladığı Glowing Fungus, ortam müziğinin vasıflarını hakkıyla taşıyan bir ses dehlizi Plepper gibi çalışmalarla beraberinde, makine müziğinin de hissiyatı sonuna kadar elinde tutabileceğini kanıt ve ispata yeterliliği olan bir bütünlükte nakış edilir. 20 Şubat 2004'de Electrotards Records etiketiyle sunulan humpelndenBEATS albümü Wisp'in müziğinin dönemeç noktalarından birisini sağlar. Form ve yapıların tamamen oturduğu, sayısallaştırılmış hayatlar, yaşam sürülen platolar, akışın değişkenlik gösterdiği endüstriyel makamların birbirlerine lehimlendiği bir modern zaman tasviri kayıt dahilinde sunulur. Benzeş noktalar bulunmasına karşın Rephlex'in dönem içerisinde giderek saydamlaştırdığı, aksak ritmlerin sertlikle tecrübe edildiği breakcore, illbient gibi tanımlamalar ile anıldığı bir dönemin içerisinde, çizmeye çalıştığı kompozisyolar ile rahat uyum sağlanılabilir bir ses bütünlüğünü iletmeyi başarır. Müzikal kurgu giderek keskinleşirken, bir yanı dans edilebilir kılınan öte yanı deneysel akış ve alaşımlarla düşüncelere dalmaya imkan sağlayan bir manifesto haline dönüşür, kayıt. Biçimselliği müziğin belirlediği rotalarda farklı okumalara girişilebilir. Sıklıkla kullanımına karşın tekdüzeliği de boynunda bir pranga haline dönüştürüldüğü, aynı nokta ve imlere sabit kalınmışlığı sentezleyen birer form haline dönüşen Akıllı Dans Müziği türevleriyle Braindance'in birbirlerinden ayrıştırıldığı nokta ve sesleri duyumsamayı imkanlar dahilinde gerçekleştirir. Kendisine ilham edindiği Mike Paradinas ve Richard D. James gibi deli dahilerin müziklerinin tortularından hareketle oluşturulan bir bakışımı sabitleye çalıştığını belirtmek de bu noktada, pek de yanlış olmayacaktır. 2004 sonunda sınırlı sayıda yayınlanmış olan Aphex Twin'in Selected Ambient Works #2 Remixed yapılandırmasında önerilerin diri tutulduğu bir kolajlama tekniği geliştirilir, Wisp tarafından. Belirli bir noktanın ötesinde dinletiyi genişelten, boyut katan, sorular sorduran bir yapıya evrilmesinin ana fikriyle kotarılan bir deneysel-teoriler diziliminin de üyesi olarak sanatçının diskografisinde yerini alır.
Reid W.Dunn'ın müziğinde şimdilik son durak Rephlex etiketiyle yayınlanan The Shimmering Hour albümü olur. Deneyselliğin her daim ön planda tutulduğu, bağlantılandığı tüm müzikal izleklerin en olgunlaşmış yönlerinden beslenerek evrilen Braindance janrı dahilinde yeni önermelere girişilen bir kayıttır, The Shimmering Hour. Teknolojik gelişmişliğe paralel olarak, birbirinin tekrarından ibaret döngülerle adına elektronik müzik tanımının uygun bulunduğu kayıtların yanında bu çalışma, gerek kapsadığı ses dehlizleriyle gerekse de önermelerdeki yetkinliğiyle beraber müzikal bir mihenk taşını temsil etmekte. Olduğundan farklı rotasyonlarda ilerletilen döngülerin karşısına çıkartılan, detaylara eklemlenen müzikal farklılıklar ile dinlediklerimizin de değerinin daha iyi bir biçimde takdir edilesi olduğu gerçeğini karşımıza çıkartan bir bütündür çalışma, parça parça, saniye saniye. Elektronik ses nihayetinde hayat ile ilintilenebilen, gerçekliği teyit edilebilen bir müzikal tür. Hissiyat vurgusundan zerre değerini yitirmeden yıllarca örneklerini dinlediğimiz kayıtların izlerini takip ederek, kendisine has bir ses iklimi yaratmayı başaran bir prodüktör, Wisp. Albümün açılışında karşılaşılan 80'li yıllara dair elektro hüzmelerinin, drill and bass'le yeniden biçimlendirildiği Teddy Oggie parçasıyla beraber dinlencelik başlar. Temize çekilmiş bir elektronika nümayişinin sergilendiği, tılsımlı ambient kavisi ardından süregiden tınıların Tangerine Dream parçalarıyla paralel bir evreni sunduğu Picatrix parçası albüm boyunca içeriğe dahil edilmiş muhtelif sürprizlerden ilkini oluşturur. Karaltılı döngüsü ve pus yüklemli havasıyla, Güney Londra menşeili dubstep ses eriminin elementleriyle, techno ritmlerinin birlikteliğine fon olmuş Flat Rock, sinyallerin giderek sertleştiği drum and bass Seaway Trial parçası gibi detaylarda ayrıştırılabilecek, ama tüm albüm boyunca ortaya çıkan seslerin daha iyi bir biçimde anlamlandırılabilmesine imkan sağlayacak bir deneysel kurgulama metodu ele alınır. 8Bitlik oyunlar için yapılandırılan prodüksiyonlarla örtüşen, dimağda çağrışımlar bırakan Cultus Klatawa parçası da albümde ön plana çıkmayı başaran üst noktalarından bir diğeri olduğu belirtilebilir. Ezgisel geçişleri ile beraber, tıpkı oyunlarda atlanan seviyelerde olduğu gibi parça boyunca ilerleyen bir gerçek zaman değişkenliği kulakların beğenisine sunulur. Endüstriyel kavislerin,bütüncül bass öğeleriyle birleştiği ismiyle müsemma bir biçimde de, ardılına saklı kaldıklarımızın sesle izhatına girişilmiş Hidebehind dokusuna dahil edilenler ile beraber rahatlıkla pist fatihi olabilecek bir potansiyeli barındırır. Wisp'in geri dönüş kaydının finalinde ise seslerin minimalist bir kompozisyonda resmedildiği, kanıksananın, yadsınanın, insafsızca yargılananın duyumsatıldığı bir ambient güzellemesi ile kayıt nihayetlendirilir. Wisp ya da Reid W.Dunn formüllere sıkı sıkıya bağlı kalmaktan imtina eden, özenli seslerle kendine yeni müzikal doruklar keşfetmeye çalışan, prodüksiyonlarında kapsamını geniş tutan bir üretici. The Shimmering Hour albümü de bu minvalde elektronik müzik dinleyicisi için, tutarlılıkla kotarılmış bir tüm zamanların hızlandırılmış ön dinlenceliği vazifesini gösteriyor. Kesin ve net bir biçimde.






