Wednesday, September 26, 2007

Deuss Ex Machina # 184 - Melodika Teorika, Alternatürk Özel

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_184_--_Melodika Teorika, Alternatürk Özel

24 Eylül 2007 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-tatu fly?-In This Room (Elec-trip Records)
>2<-Selim Demirdelen-Mo Şibi Hat Aito (Elec-trip Records)
>3<-Dar Beida 94 vs Mercan Dede-Zefir (Doublemoon)
>4<-DJ Rupture & DJ N-Ron vs Burhan Öçal & The Trakya All Stars Featuring Smadj-
Çiftetelli (Doublemoon)
>5<-Cypress Hill vs Mogollar-Sureyya In The Brain (DJ Fattish Remix) (CD-R)
>6<-Style-IST vs Replikas-Zift (Doublemoon)
>7<-Umut Gökçen vs Baba Zula-Cecom (Doublemoon)
>8<-Raw-Solid (Grammafoon Recordings)
>9<-Umut Baş-The Hoop (CD-R)
>10<-DJ Tutan-Orhangazi (Sun Mix) (Tutanmusik/CD-R)
>11<-Doğukan İres-What Is Love (Bosphorus Underground)


Melodika Teorika, Alternatürk Özel Bölüm(184) – Düşlenen Gerçeklik, Yadsınan Kimlikler Hararetin Peşinde Koşar Adım Işık Aranıyor.Melodramatik Düşler Çözecek. Bu Kaotizmi (NuaTripæ)

>>>>>Bildirgeç
Kimlik. Atfedilmiş, belleğin daha Dünya’ya “ceee” derken üzerine kaplanmış alaşımı. Aidiyetlerin, geleneksel devamlılığının, kültürel alt yapıların devamlılığını sağlayan unsur. Post modernist gerçekliğin içerisinde, yaşama tutunabilmek için ait olmamız gerekli “komünal” yapıların dahi kodlandığı, yaşayacağımızı iyi /kötü deneyimlerin belleğin “ram”ine nakş edildiği “kimlik”. Var ettiğimiz için değil, hali hazırda üzerimizde ihalesi kaldığı için topyekün zihinsel çatışları yaşamamızı olası kılan çeşitlendirme aracı. Kesin ve net olan ise aidiyetlerimiz, ananelerimiz ve mutlak modernizm bir pota içerisinde eriyik bir hal ile bütüne bir türlü ulaşamıyor. Bir olmak o kadar zorlaşıyor. Hep bir defonun varlığını kanıtlamak istercesine, önerilerimiz ötekinin açıklarını ortaya çıkartma üzerine yoğunlaşıyor.

Toplumsal teamüller derken, kasıtlı bir biçem ile kendi ayaklarımıza sıkılan kurşunlar “çın çın çın” sesleri ile vadilerin derinlerine inmenize gerek kalmadan, havadaki gri tonlamayı yakalamanızı sağlıyor. Bilgi ne kadar çabuk kirletilirse, dezonformasyon ne kadar uygun ölçülerde sunulursa, hazmı da kolay olduğundan hüsn-ü kabulü de kimlik tarafında daha çabukça hatim ediliyor. Yüzeyselliğin sığ sularında dolanan birey, atfetmiş olduğumuz tüketim kültürü potansiyellerinin kendisine de sağlanacağı gayesi ile (zannederek) bu yansıma ve yansıtmalara sessiz kalır. Bireysel gelişim keşke bu kadar kolayca, üstünkörü “üç maymunu” oynayarak elde edilseydi. Alışkanlıkların kolayca terk edilemediği, önyargıların devam devam sonsuza kadar soap-opera kıvamına ulaştığı “modern” yaşamda “birey”de deneyin kobayı olma sıfatını kimseciklere bırakmamasının da altında yatan tek neden görece bu gecekondulaşmış gelişim midir? Tüm bu karmaşanın neticesi olarak skor tablosuna baktığımızda ise kaybeden maalesef “küre, küresel orta oyunun” figüranları olan hükmen mağlup halk tabanları değildir de kimlerdir?

Sebat ettiğimiz ve içselleştirdiğimiz “huzur ve anlayış” giderek yalıtılmış, içerdikleri tanımların bariz bir biçimde nötrlendiği, beynin kavislerinde dolaşan “virüslerin” istilasına uğratıldığı bir fiil “taciz” edildiği birer metafora dönüşmesi de kimliğin öz niteliklerinde çok rahatça gözlemlenebilecek değişimleri gözler önüne seriyor. Süreli veya süresiz, planlı veya plansız her bir durumda yıpratılmış olgularımız kayıp edildikçe kaybedilen, bellek hasarının telafisi ise “şimdiden” sonra nâmümkün. Us’un ulaştığı düşünsel yeterlilik, sömürünün getirisi ile beraber giderek “bulanık”, “öneri ve çözümlere kapalı”, “dediğim dedik; çaldığım düdük”, “bir ben var benden içeride tıpkı neo, o da feysibook” gibi toptan “trash” olmaya doğru seyrelten, öznitelikleri oluşturan kültürel birikimi de birer birer “haşat” ettikçe, sade suya tirit boş bakışlar daha çok karşılaşacağımız “gerçeğimiz” olacak, oluyor, oldu bile.

Büyük üstât Çetin Altan’ın yazılarında sıkça kullandığı bir deyimi de kullanalım: “Enseyi Karartmayın”. Her şey bu kadar ters köşeye yatmış olmasına karşın sağduyunun kendini ince bir yoldan bizlere kendini gösterdiği evrelerin de varlığını inkar etmememiz lazım gelir. Üstünkörü bilgi topaçlamalarının, varsıllığına gölge düşürecek kadar aşağıları yoklayan temas önderlerinin, kendim pişirdim, hepiniz de yediniz Afiyet olsun sufleli katakullilerin dahilinde bile, ümidimizi korumamızı olanaklı kılan işler ve açılımlar kültürel bazda kendini biz okur / dinleyicilerle buluşturmaya devam etmekte. Yılgınlığın enterese edilmediği bir saha olan sanat bütün bu kaotizmin içerisinde “hala doğruların” tüketilmediğine işaret ediyor olması, en azından sonumuzun gelmediğini kesinleştiriyor. En yalın tanımlamalar ile kurgulanmış bellek dokümanlarından, yıllarca dillerde yer etmiş şarkıların yeniden düzenlenerek paylaşılması neticesinde hatıratların canlandırılma çabası, ferdi kazanımlardan çok ortak bir başarının ortaya konulmasını amaç edinen enstalasyonlar, biçimlendirmeleri ile yöneldiğimiz yanlışları da ortaya sermekten çekinmeyen, sinematografik kurgular, tümceyi toparlarsak da kültürel mecralar ile baskın olan samimiyetsiz “karbeyaz medya”nın göstermediği tüm unsurların paylaştırılması. Enikonu tartışılabilirliğinin sağlanması, alt okumaları ile aslında neredeyiz? in sorgulanması gibi pek çok farklı üniteyi bir arada barındıran bir izlek çıkmakta.

Hatırlayabileceğiniz üzere bundan birkaç hafta evvelinde Elec-trip Records etiketiyle yayınlanmış bir çalışmayı sizlere önermiştik. Toplama albüm geleneğinde alternatifi arayıp dinlemek isteyenler için bulunmaz nimetlerden biri olarak “İstanbul Calling Vol.2”.Bu hafta da canlı olarak gerçekleştirdiğimiz Deuss Ex Machina’nın 184. bölümünde İstanbul’un seslerini ortaya çıkarmaya sebat etmiş müzisyenlerden ve müziklerden bir seçki ile sizlerle beraber olduk. Uzunca değinmeye çalıştığımız ve farkında olabilmenin getirisi ile beraber ters giden şeylere karşı bir duruşu, İstanbul’un güzelliğinin yanı sıra, giderek metropollere hasıl olmuş rahatsızlıklarını duyumsayabileceğiniz, örtünerek değil açık açık irdeleyerek tasavvur eyleyen ses dehlizleri bizleri bu programımızda da yalnız bırakmadı. Lâf’ın güzelliklerinden, unutmaya başladığımız zengin kültürel ayrıntılar, modernizm çıtasını ortaya çıkartırken tekrara düşmeden kotarılan yeni önermeler, dans edilebilir formların da bütünlemeleri Alternatürk serimiz içerisindeki çalışmalarımıza bir örnek daha eklemleyebilmemizi olanaklı kıldı.

Bu minvalde değinmek istediğimiz bir projeyi de bu haftaki önerimiz olarak sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yayınlamış oldukları her bir çalışma ile alternatif ses neşriyatçılığı kimliğini daha da perçinlemiş bulunan, yeni isimlerin ciddi anlamda kendilerini gösterebilmeleri için bir şans olarak atfedebileceğimiz bir çatı olan Doublemoon etiketi son çalışmalarından “Doublemoon Remixed” toplama albümünde yeni önermelerin bizlere ulaşmasında aracılık etmeye devam ediyor. Genelinde İstanbul çıkışlı, derinlerinde ise Edirne’den Kars’a kadar engin coğrafyanın içine sinmiş olan türlü çeşit sesler kendilerine yeni kıyafetlerinin içinde bizlere takdim ediliyor. Eserlerin orjinalliği korunurken, bir diğer yandan katılmış olan her bir öğe ile gerçek bir modernizm yakalanmaya çalışılıyor. Kozmik ses evreninin de enginliğine sığınarak yapılandırılmış olan kompozisyonlar, içte ukte bıraktırmayacak kadar berrak ve net sonuçlar vermesi açısından dahi irdelenmesi gerekli bir çalışma “Doublemoon Remixed”

Doublemoon, katalogu içerisinde yayınlanmış bulunan albümlerden seçilmiş parçalar, özümüzden farkında olmadan ayrıştırıldığımız, giderek yeknesak olan “bütünlüğün” de farklı seslerini yeniden hissetmenizi olanaklı kılıyor. Müzikal yapılandırmaların, kurallara bağlı kalmadığının da ve geliştirilmeye müsait olması neticesinde her bir parça farklı bir mizansenden kulaklarımıza sunuluyor. Söz konusu olan aşinalık sahibi parçalar olunca da bu iki kere daha dikkatli olunmasını gerektiriyor. Ancak, bu çalışma içerisinde hataların minimumda kalmış olması, yeni isimlerini duyacağınız pek çok yorum tüm bu endişeyi geçersiz kılıyor.

Sevgi temasının, diğer bütün şeylerden ayrıştırıldığı, Allah’a olan bağlılığın kademelerinde sınırsızlığı betimlerken sevgi unsurundan beslenmiş zamansızlığın filozoflarından Mevlana’nın öğretilerinin izlerinde şekillenmiş “sufizm”i elektronik müziğin tınıları arasında yıllardır derleyen Mercan Dede’nin “Nefes” albümünde yer edinmiş “Zefir” parçası Dar Beida 04’ün düzenlemesinde evrilerek, içsel yolculuklara çıkmanızı, en önemlisi bazen çok lazım olan huzuru yakalayabilmenizi sağlıyor. Abderrahim Akkaoui ve Pat Jabbar’dan müteşekkil Dar Beida 04 (Casablanca)’ün müziğinde hasıl olmuş olan ambient sentezlemesi bu ortak çalış içerisinde de kendini hissettiriyor.

New York’lu DJ/Rupture ile DJ N-Ron Hubbard’ın Burhan Öçal & The Trakya Allstars Feat. Smadj’ın “Çiftetelli” düzenlemesinde de “grime” kolajı ile oryantalizmi bütüne ulaştıran bir dinlence ortaya çıkartıyor. Alt yapıların “deforme” edilmesi ile şehrin kakafonisinin bir arada yapılandırılması nitelik açısından müziğin farklı biçimlendirmeler içerisinde dahi özü yakalayabilmenin hala olasılıklar dahilinde olduğunu beyan ediyor. Keza aynı durum aksak ritimlerin coşkunluğu ile donatılmış daha kısa söylemi ile Breakbeat buluşmasına olanak sağlayan Replikas’ın “Zift” parçasında Style-IST’in DJ setlerinden kulaklarımıza yerleşmiş olan enerjik tamlamalarını ve parçanın orijin halinde bulunan öfkeyi taşıması bakımından düzenlemeler içerisinde farklı bir konumlandırmayı işaret ediyor. İngiltere’de hemen hemen her hafta yayınlanan Indie-Rock vd. toplulukların Breakbeat düzenlemelerinin plakları ayarında ustaca yerleştirilmiş sekanslar, ümit ediyoruz elektronik müzik dinleyicileri için de iyi bir deneme olarak değerlendirilecektir.

Alternatif müziğin ülkemizde yaygınlaşmasında, emekleri yadsınamayacak, alameti farikaları olarak belleğe yer edinmiş halk müziği öğelerinden beslenip “kentli” bir müziğin icracısı olmuş Baba Zula ekibi de “Cecom” parçası ile “Doublemoon Remixed” toplama albümünde yer almakta. Kentli bir ağıt olarak da nitelendirilebilecek, her dinleyişinizde içerdiği hüznü “Brenna McCrimmon”ın vokalleri ile de çarpıcı bir biçimde hissetmenize olanak tanıyan “Cecom”, Kurban grubundan tanıyabileceğiniz Umut Gökçen’in elinde, elektronik tandanslı bir melodrama dönüşmesini deneyimleyebilirsiniz. Elektronik müziğin şimdisinde, ülkemizden çıkan işler arasında adını daha fazla duyurabilmesini temenni ettiğimiz Gökçen’in vokallere neredeyse hiç dokunmadan, bu kadar bariz bir değişimi kotarabilmesi, alternatif kurgulama biçemleri konusunda sıkıntıya düşen üreticilere de yol gösterebileceğinin altını çizelim.

Tasarımlarından,içerdiği sanatçıların ve prodüktörlerin çeşitliliği ile var edilmiş olanı bir seviye yukarıya taşımayı amaç edinmiş bir aracı “Doublemoon Remixed”. Deneme ve geliştirilme aşaması ile her daim çerçevelenmiş ve sınırlandırılmış olan bakış açılarının dışında dinledikçe daha çok sevilecek, merak uyandıracak çalışmalardan. “İstanbul Calling Vol.2” (Elec-trip Records) ile beraber son aylarda yayınlanmış özgün işlerden. Kentsel dönüşümün ve kimliğin yapılandırılmasında unutulmaması gereken bir bağlaç olan müziğin bizlere daha çok yeni açılımlar getirmesi dileğimizle...

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Doublemoon
tatu fly? At Myspace
tatu fly? At Türk Rock Grupları
Selim Demirdelen At Myspace
Selim Demirdelen
Dar Beida 04 At Myspace
Dar Beida 04 At Barraka
Mercan Dede At Myspace
Mercan Dede
DJ Rupture At Myspace
DJ Rupture
DJ Rupture Mudd Up! Show At WFMU
DJ N-Ron At Myspace
DJ N-Ron At Undivided
Cypress Hill
Cypress Hill At Myspace
Moğollar
DJ Fattish At Myspace
Sureyya In The Brain Video At MTV Türkiye
Sureyya in The Brain Artist Spot On Youtube
Style-IST Söyleşisi TurkishTime
Replikas
Umut Gökçen At Myspace
Baba Zula
Baba Zula At Myspace
Baba Zula Cecom (İstanbul Hatırası)
Raw / Havantepe
Grammafoon Recordings At Myspace
Sublime Porte
Umut ((ElectronicWaves))
Umut Baş At Myspace
DJ Tutan At Myspace
Tutanmusik
Doğukan İres At Myspace
Boshporus Underground At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.
Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Timeless by Keep Clubbin
© http://keep-clubbin.deviantart.com/

>>>>>Poemé
İçerik Tudor ARGHEZI

Toprak, tarlalar, hasatlar,
Hepsi benim omuzlarımda,
İnsanlar, sürüler ve hayvanlar,
Saban izleri,
Daracık yollar ve saz damlar.
Sis, yağmur ve rüzgâr
Hıçkırıklar, korku ve acı.

Nasıl sığdı içime ülkem?
Nasıl toplandı her şey üzerinde küreğin?
Ormanlar nasıl toplandı köhne vazoda?
Ve bütün deniz bir su bardağında?

Ben de
Aynı çamurdanım onlarla,
Hepimiz paçasıyız Tanrı' nın.

Muzaffer Uyguner’in çevirisiyle

No comments: