Thursday, December 20, 2007

Deuss Ex Machina # 194 - Özel Dosya - Karlheinz Stockhausen

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_194_--_Özel Dosya - Karlheinz Stockhausen
17 Aralık 2007 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Guest: Sühan Gürer (http://proodos.blogspot.com/)
>1<-Can-Pinch (United Artists Records)
>2<-Karlheinz Stockhausen-Klavierstück IV (1952-53) (Wergo)
>3<-Susumu Yokota-3D3 (Koplatiko)
>4<-The Beatles-Tomorrow Never Knows (Apple Records)
>5<-Can-Vernal Equinox (Spoon Records)
>6<-Karlheinz Stockhausen-Kontakte Struktur V (1959-60) (Stockhausen Verlag)
>7<-Karlheinz Stockhausen-Kontakte Struktur XI (1959-60) (Stockhausen Verlag)
>8<-Philip Glass-Akhnaten ACT 1 Prelude Refrain, Vers 1 & Vers 2 (Sony Classical)
>9<-Susumu Yokota-Saboten (Sublime Records)

Özel Dosya - Karlheinz Stockhausen Bölüm (194) – Egzantrik, Egzersiz, Dün ve Bugün birbirlerine ParaLeL Açılımlar, Seessiz Tomarla Issız Yığınlar (EaUTDVSS)

>>>>>Bildirgeç
Düşünsel egzersizler, usumuzun içerisindeki mekanik kaosu alt edebilmemiz için çaba sarf etmeye devam ediyor. Yüzeysel inanışlar, birbirleri ile çelişen oldu bitti tamam deyişler, menkul bir değeri olmasa da söz öbeği kontenjanı içerisinde daha da şişkinleşen, aymazlaşan kakafonik unsurlar, düşüncenin önüne set çekmeye « ısrarlarını muhafaza ederek » devam ediyor. Bu kesin ve net olan gürültünün şiddeti o kadar yüksek perdelerden tınlamaya başladı ki, düşünselliğin yerine genel bir kabul görü peydahlandı. Artık herkesin farklılıklarına dair ayrıntılar değil, dayatılanlar hepimizin normali olmaya başladı. Bilerek ama bilmeyerek bu gürültü içerisinde yalıtılmış özneler olarak yeniden kurgulandık, biraz daha gayretkeşlik ile sonunda herkesin aynı tınlaması, konuşması ve hatta (biraz ütopik de olsa) düşünmesi bile sağlanacağını belirlemek şimdi çok mümkün « Acı var mı efendim ? – Maalesef iliğimize kadar »

Ekran dediğimiz birbirinden farklı tematik unsurları izleyicilere ulaştıran, öğretici olması beklenen televizyonlarımızın içler acısı halleri de bu durum içerisinde değerlendirilebilir. Toplu bir paranoya, iki sentez, üç cümle ile beraber her bir şeyden haberdar olmaya çalışan bünyelere, aşırı doz tedavisi uygulanması da biraz da yukarıda açıklamaya çabaladığımız önermenin geçerliliğini sağlayan bir ayrıntı olarak okunabilir. Düşünmeden kâti karar vermeyi, yargılamak için sözün öneminin kalmadığı, linç etmek kadar kolayı varken düşünselliğin ne önemi var değil mi sevgili okurlar ? Birbiriyle zincirleme bir bileşke ile tüm bu ayırt ediciliği tetikleyen bir diğer etmen olan yazılı medyada bu tutarlı çelişimlerin devamlılığını sağlamada, şaryonun düzgün çalışmasına olanak sağlayan bir diğer ana unsur. Handiyse element. Zihinsel gelişimlerin paralel olarak sağlanabilmesi için daha çok farklı okumalara ve ne kadar onaylamıyor olursak olalım çözümlemelere ulaşmak için diğer seslere de ihtiyaç duymamız manidar değilse çitlembik midir ? Tahammül ettiğimiz her açılım ile beraber zihnimizde de alternatif bir açılım sağlayabimek bu işin kazanımı iken şimdi tabumuz olmaya ilerliyor.

Aidiyetlerimizin sorgulanmasından, genel geçer konularda dahil bölümlenmeye uğraştırılan toplumsal bellek « bel vermeye » başlıyor. Mümkünatlar sınana sınana, geçerliliği sorgulanamayacak olana yerini teslim ediyor. Ekranlar ile yazılı basın bal börek. Konuşma ve yazmanın biçemleri üzerinde kafa patlatmak yerine, inceden cımbızlanarak seçilmiş bir kaç cümle bütününü anlayabilmemiz için sirküle ediliyor. Yetişen akıl yetişemeyen hızla beraber birbiri içerisinde daha da karmaşıklaşarak anlamsız bir sonuca doğru ilerliyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde usta piyanistimiz Fazıl Say’ın Süddeutsche Zeitung gazetesine vermiş olduğu mülakatın « Türkiye’den uzaklaşmak veya ayrılmak » okumalarına göz gezdirdiğimizde bir düşünsel açılıma karşı kötüleme, öyle değil efendim işin doğrusu söylemleri ortaya çıkartılıyor. Söz konusu isim Türkiye’nin Batı’da gerçekten kültürel anlamda ilericiliğini ortaya çıkartan bir prodüktör, üretici olsa dahi, serzenişte bulunmaya çalışması, insansı kimi kaygılarını (önemseyip önemsememek size kalmış) dile getirmesi dahil kendisi hakkında MEB tarafından dava açılmasını, birbiri ardına soruşturmaların izlemesini engellemiyor. Müzik eğitiminin yetersizliğinden, giderek kapalı bir toplum olma yolunda ilerleyen açılımların engelleyiciliğine, sansürüne dair bir hasbıhal. Durum beyanatı. Kanaatler ve savın ortaya atılmasından sonra açılımlar ve sesler çok çeşitli.Oysa düşünsellik ve anlamanın çok da kolay olabileceği yöntemler hala insanlığın elinde mevcut. Bilgi denilen ganimet ise ağ bağlantılarının önümüze sunduğu engin otobanın içerisinde keşif edilmeyi bekleyen bir sığınak. Anlaşılabilir olmak için denemekten, sesin farklı yönlerindeki tepkileşimlerinden, müziğin görece farklı anlamlarından, kurgunun insancıllığından ötesini beklemeyen bir yazarın serzenişleri olarak da değerlendirebilirsiniz tüm bu yazınsal dökümü.

Manasızlaşmaya başlayan hayat akışı içerisinde iki bukle de olsa iyi bir şeyler eklemeyebilme çabası içerisinde olan Deuss Ex Machina’nın genel çizginin dışında dahası uğraş isteyen seslerle haşır neşirliği de bu sebeplerden ileri geliyor. Düşünsel egzersizlerin bizleri daha da sağlıklı bireyler haline dönüştüreceğine olan sebatımız bir yana, artık okuryazarlığın sadece bilgi ağı içerisinde var olabilmek için 500 kelime dağarcığına sahip bünyelerden daha fazlasını ortaya çıkartabilmesi için de bir terennüm. bir teşebbüs oluşturmasını amaçlıyoruz. Bu minvalde geçtiğimiz Pazartesi akşamı Sühan Gürer’in konukluğunda gerçekleştirdiğimiz Deuss Ex Machina’nın 194.bölümü içerisinde de bu minvalde, çelişen, çarpışan, ayırt edilen ama asla bölümlenemeyecek olan müzikal destinasyonların ustası olmuş bir prodüktörü Karlheinz Stockhausen’i ölümünün ardından yâd etme olanağına haiz olduk.

Söylence kültürü içerisinde olabildiğince çok şeyi amaç edinmiş bir kompozitör, eğitmen, kurgucu, kuramcı ve akademisyen olan bir isim olan Stockhausen’i bir saatliğine de olsa sizlere taşıyabilmek bile başlı başına bir deneyim olduğunun altını bir kere daha çizelim. Söz konusu olan müzikal açılımların nispeten hazmedilebilir, düz akışlardan ibaret notaların dönüşmesinden çok, notalar ile kurgulanmış manifestolardan, sanatçının güncesinden detayların sanatını oluştururken kendisine olan etkilerine, modernliği ve elektronik müziğin çehresinin gelişimini gerek öğrencilerinin çalışmalarından, gerekse de ilerleyen paragraflarda değineceğimiz tekniklerini kullanan üreteçlerin çalışmalarını paylaşmaya, anlamlı bir düşünsel egzersiz ortaya çıkartmaya çalıştık.

22 Ağustos 1928’de Dünya’ya gelen Karlheinz Stockhausen (KS)’in çocukluğun geçtiği dönem deyim yerindeyse Dünya’nın zıvanadan çıktığı bir döneme tekabül eder. Mutlak bir karamsarlığın, savaşın yıkımının delicesine hakim olduğu bir coğrafya üzerinde, önce annesinin akli dengesini yitirmesi, ardından kardeşinin vefatı ve babasının İkinci Dünya Savaşı sırasında gidip dönemeyeceğini resmen beyan etmesinin ardından genç bir bireyin başına gelebilecek tüm olumsuzlukların en zor olanını birbiri ardına yaşamış bir birey karşımıza çıkıyor. Modern Avrupa kuramının temellerinin atılamadığı o vahşet günlerinin içerisinde, daima bu yıkımları biriktirmesi neticesinde ilerleyen dönemlerinde müziğinin içinde ortaya çıkacak olan yıkımsal icra biçimlerinin, sorgulatıcı düşünce alt metinlerinin, dahası bir normal bireyin başına gelse bile dünyası yıkılacak bir dizi gelişimin ardından sonuna kadar direnmesini sembolize eden, betimleyen çalışlar bir kompozitörün özetini ortaya çıakrtmak istediğimizde, KS’i daha iyi anlayabilmek için bize gerekli ipuçlarını da beraberinde sunuyor.


1947’den 1951 yılına kadar KS, Köln Müzik Akademisinde müzik pedagojisi üzerine eğitimini, ilham kaynakları olacak olan Hermann Schröder, Olivier Messiaen (analiz), Darius Milhaud (kompozisyon) gibi Alman Akademi sahnesinin önemli eğitmenlerinden alarak tamamlar. Bu eğitime paralel olarak da psikoloji bölümünü de beraberinde bitirir ve 1950’li yılların başından itibaren önce akademik çevre içerisinde ve okulunda icra edeceği bestelerinin üretimine yönelir. Schoenberg’in oniki ton tekniğinin karşı, « punktuelle » ya da noktasal müziği ortaya çıkartan kompozisyonlarını bu dönem içerisinde oluşturarak kayıt altına alır. Seslerin yoğun kullanımı yerine daha makul notasal çıkartımlar ile müzik ve ses ve sessizlik arasında belgelenebilecek bir kolaj ortaya çıkar. Bunun çarpıcı örnekleri arasında daha önce yayınlanmamış olan Punkte ve Kontra Punkte’ (1952) den de öğeleri barındıran Klavierstück I-IV kaydı bu dönemsel üretimlerine kulak kabartabilmeniz için önemli açılımlardan birisi olarak değerlendirilebilir. 1952-3 yılları içerisinde filizlenmeye başlayan Musique Concréte, Elektronik Teyp Müziği, Space Music gibi disiplinlerin etkileşmini de barındıran birer yapılandırma olarak da kurgulanabilir tüm bu çalışlar.

KS, elektronik müzik temasının oluşmasında duayenlerden birisi olan eklektist kurgucu « Edgar Varese »nin çalışmalarından da feyz alarak teorisyenliğe geçiş yapar.Bu noktada elektronik müzik tanımının da literatürde şu şekilde olduğunu belirtmekte fayda var ; « Elektronik müzik, en yalın tanımıyla, doğrudan ses şeridi üzerinde bestelenen müziktir. Yani besteci doğal sesler ya da frekans osilatörü yoluyla üretilmiş seslerle çalışmaya başlar, bunları ses şeridine geçer ; sonra da bu ses parçacıklarını daha hızlı veya daha yavaş tempolarda, daha alçak veya daha yüksek ses yüksekliklerinde, daha yüksek veya daha kısık ses seviyelerinde, ileriye ya da geriye doğru vb. şekillerde kaydederek bir müzik parçası oluşturur. Böylesi bir çalışma bütünüyle tesadüfi öğeler taşıyabilir ya da bütünüyle önceden planlanabilir. Veya, elektronik bir mekanizma yoluyla zaman, ses yüksekliği, ses seviyesi ile ilgili önceden planlanan düzenlemeler doğrudan ses şeridine geçirilebilir. Bu tür bir müzik KS, Pierre Boulez, Luciano Berio, Milton Babbitt ve başkalarınca yazılmıştır. » [Leonard Mayer’in Music, The Arts And Ideas (1967) adlı kitabındaki The End Of The Renaissance ? bölümünden alıntılanmıştır.-Türkçe kaynakça Hira Doğrul derlemesi Alışılmadık sesler kitabı (Dost Kitabevi)]

Yukarıda alıntıladığımız tanımlandırmanın sınırlarında, ince hesaplar ile kurgulanmış matematiksel açılımlar KS’in müziğini farklı noktalara taşıyabilmesini, belki bugün bahsetmiş olduğumuz elektronik müzik üretiminin de ilk çıkarsamaları olarak okunabilir. Dönemdaş olduğu pek çok prodüktörün işin doğasını bozması neticesinde eleştirdiği (önceden kurgu ile sonuca ulaşan yapıtlar) KS’in bu konuya biraz önceki makalede değindiği bir ayrıntıyı da sizlerle paylaşmak istiyoruz. « Her bir bölümde bir kristal gibi tek ve kendine yeten bir dünya yaratmak’tan söz eder KS, öyle ki, « her çalınışı birbirlerinden farklıdır ama aslında aynıdır. Tamamıyla döngüsel olacağı için başından, ortasından ya da sonundan çalınmaya başlanması hiç mi hiç fark etmemelidir. » (Francis Burt ‘An Anthesis’ inden a.g.k.). Farklılığının da temellerinde yer alan önemli bir çıkıştır da bu, sanatçının üretimine olan inancı, yapmış olduğu önermelerin yerleşikliği, yıllar öncesinden takındığı tavır ile avangard müziğin de anlaşılabilirliğini ortaya çıkartan pek çok saptama ortaya çıkamaktadır ki, bu satırlar arasında değinmeye ne sayfalar ne de birikimimiz yeterlidir.

Bu çoklu evreler arasında geçişleri de deneyleri de bol müzikal üretim döneminin ardından KS 1960’lardan itibaren vokal temelli prodüksyonlara bir geri dönüşüm gerçekleştirir. Gesang Der Jünglinge insan sesi kullanımındaki değişik varyasyonlar ile nasıl sonuçlara ulaşılabileceğini de ortaya çıkartan bir çıkarsama olarak değerlendirilebilir. 1970’li yıllarda bu birikimlerin ve önermelerin ışığında akademik çalışmalarına da teorisyeniğe de bir geri dönüşüm gerçekleştirir. Tek, çift ve üçlü melodili çalışmalar ile farklı prensiplerden hareket eden ama birbirleriyle paralel dinlencelikler de ortaya çıkartan, dahası nüanslar arsında ince tonlamaların keşfedildiği, sesin görece daha kolay üretilebilir olduğu bir dönemde üretmiş olduğu çalışmalar ile modern müziğin seceresinde yerini giderek sabitleştiren, öncül isimlerden biri olarak müzik tarihinde yerini alır. KS’in bu önermelerinin farklı okumalarını ve üretimlerini bugünün müzik sahnesinde önemli tını derleyicileri olarak savlayabileceğimiz, Susumu Yokota, Thomas Brinkmann, Pita ve ilk dönem kayıtları ile Scanner gibi isimlerin çalışmalarında irdeleyebilirsiniz.


80’li yıllardan itibaren akademik üretimlerin çıtasına ulaşmış bir isim olan KS’in kariyerinde önemli yer tutan Licht operasına da değinmekte fayda var. Haftanın yedi gününe ait farklı etiketlemeler, alt başlıklar ve önermeler ile bunları birbirine yedirdiği, Michael, Eve ve Lucifer karakterlerine özneler yükleyerek kotardığı Licht, insan sesinin kurgulama biçimleri arasında müzikle haşır neşirliğini ortaya döken bir deneyselliği beraberinde getirmekte idi. Tümleşik ve kavramın sabitliğine biat etmek yerine daima bir yenilik ortaya çıkartabilmenin de azmini KS’de görmeniz mümkün. Sofistike işler ortaya çıkartmak için derdest edilmiş kurgular ile alaşağı bir kakafoniyi sunmak yerine, üzerine düşünülmüş manidar kılınacak kimi ayrıntı öğelerini barındıran, düşünsel manada gerçek bir felsefik açılımın temsilcilsi olarak tanımlarsak sanırız KS’in ne kadar önemli bir kaynak olduğu konusunda bir intibaa uyandırabilecektir.

Tüm bu çalış prensipleri, devir değişse de geliştirmekten çekinmediği ve / veya eklemekten imtina etmediği yeni yapılandırmaları ile beraber KS’in bir başka önemli başarısı da aralarında Can grubunun temellerinde yer almış ‘Holger Czukay’ ve ‘Irmin Schmidt’ ikilisi, üçüncü dünya ritimleri/ müzik örgüsü temel oluşturan, hint ezgilerini elektronik filtrelerden geçirerek kotardığı albümü « Vernal Equinox » ile tanıdığımız ‘Joe Hassell’, minimalist kuşağın en çarpıcı icracıları arasında gösterilen, Hint ve Türk klasik müziğindeki pes sesli fonu (drone) yoğun biçimde kullanan başlangıç/son düşüncesinden arıtılmış « Dream House » yaptının mimarı ‘La Monte Young’ gibi onlarca kompozitöre eğitmenlik yaparak, gerçek bir çığır açıcı öğretici olması da kendisini 20 yy.ın önemli isimleri arasında anmamızı kolay kılıyor.

Çözümlemeleri ile sadece tek bir türe bağlı kalmamış, elektronik teyp müziğinden, tekli-üçlü notalar ile kotarılmış yapıtlara piyano kompozisyonlarına neo klasiğe uzanmış bir ömrü takdir edersiniz ki iki üç satır ile anlatabilmenin mümkünatı yok. Stockhausen’de (göçüp gitmiş olsa da) üretimleri ile Dünya’nın merkezine sinyallerini yollamaya devam ediyor. Bilinmezliğin, deneyimleme yetisinin, görece anlamlandırabilmenin tüm detayları ile keşfetmeniz dileğimizle…

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Karlheinz Stockhausen Official Site
Karlheinz Stockhausen Okunası Röportaj / Kritikler
Karlheinz Stockhausen On Wikipedia
Karlheinz Stockhausen On New Albion
Alışılmadık Sesler – Derleyen Hira Doğrul Dost Kitabevi Yayınları
Can Official Site
Susumu Yokota Official Site
The Beatles Official Site
Philip Glass Official Site
Sühan Gürer'in Stockhausen Anma Yazısı

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;

info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm
http://deuss-makina.blogspot.com/


Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
En El Ojo - By Namm
http://www.flickr.com/photo_zoom.gne?id=1781753116&size=l
© Namm / Pablo Flores http://www.flickr.com/photos/namm
Stockhausen Photos
1-) http://www.flickr.com/photos/oldvalvemic/
2-) http://www.flickr.com/photos/moogulator/
3-) http://www.flickr.com/photos/nematode

>>>>>Poemé
Sessiz Müzik - Sezai KARAKOÇ

Sen kış güneşi misin
Yakarsın ısıtmazsın

Bir ırmağın ortası yoksa
Seni mi hatırlayacağım

Bu dünyada olup bitenlerin
Olup bitmemiş olması için
Ne yapıyorsun

Sizin evin duvarları taştan
Dumanı da mı taştan

Seni kız arkadaşlarından
Sevinç gözyaşları içinde
Öpen olmayacak mı

Ezberlediğin şiir
Beklediğin adam

No comments: