Thursday, March 06, 2008

Deuss Ex Machina # 203 - Una Vecchia Vigilanza Sullo Scrittorio

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_203_--_ Una Vecchia Vigilanza Sullo Scrittorio

03 Mart 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Guest : Oğuz Kaplangı & Chi K. / Zi Punt / Elec-Trip Records
>1<-Zi Punt-Small Time Crooks (Elec-Trip Records)
>2<-Norrda-I Know (Tan Tunçağ Remix) (Elec-Trip Records)
>3<-Oğuz Kaplangı-Buzz-Phorus In Secrecy (Elec-Trip Records)
>4<-Zi Punt-Who Knows (Elec-Trip Records)
>5<-Selim Demirdelen-No Out (Elec-Trip Records)
>6<-Chi K.-Name (Elec-Trip Records)
>7<-Zi Punt-Any Old Way (Elec-Trip Records)
>8<-Portecho-Looseyourhead (Elec-Trip Records)
>9<-Zi Punt-Sleepless (Elec-Trip Records)
>10<-Zi Punt-Nudge (Elec-Trip Records)

Una Vecchia Vigilanza Sullo Scrittorio Bölüm (203) – Titreşimler, Salınıp Duran Aksine Baskı Kuruyor. Yokolan İmgende Kayıp Aranıyor (eAXu9P)

>>>>>Bildirgeç
Belleği yoklamanın, yoklanan hatıratı çoğaltmanın, üzerinden asırlar geçmiş gibi gelse de asıl çok yanımızda, yanı başımızda duran olguları canlandırmanın bir yöntemi, yardımcısı olan bir tanım “ritüel”. Keşmekeşlik içerisinde, kesmeşeker kıvamında eriyik bir hale dönüşmek zorunda kalan gündelikliğin dışında arada bir hatırlananları simgeleyen bir kavram bütünü. Günü gelmiş olduğu için değil sadece, biyolojik takvimimizde de kendini belli ettiği için farklı çıkarsamalarını gerçekleştirebileceğimiz günler bütünü, tümü. Didaktik, tekdüzeliğin sınırlarından çelimsiz bir anlama / anlamama olgusuna kendisini kaptıran modern beşerlerin geri besleme noktası. Pek çok şeye üstünkörü bir bakışım ile zaten dar olmasından sürekli yakınılan bir zamansızlık kavramı içerisinde, “rütel” durağan ve görece sakin bir evreyi ortaya çıkartmakta. Hazırlanmadan, öylesine ani, çat kapı eşliğinde duhul edilen zaman tamlaması, tamamlayıcısı…

Dönüştürülen, birbirleriyle ilintilenen önermelerin bütününde de karşımıza farklı bir imgelem ile çıkan bir yol ayracıdır aynı zamanda “ritüel”. Devrik, takıntılı tümcelerin anlam karmaşası gibi kendini hemencecik ele vermeyen, çözmesi biraz zahmetli olsa da edinilen her yeni çıkarsama ile farklı katmanlar ortaya çıkartabilmemiz olası, dahası da yaşanası bir olgu bütünü, yaşam tümleticisi. İmgelerin giderek sanal bir kurmaca haline dönüşmeye başladığı, tek eğlenceliğimiz olmaktan bir türlü çıkmayan – fişini çek diji- renkli ekranın vasati bir görünümünden daha feylezofik bir durum da söz konusudur iş bu dizin içerisinde. Aniden çıkagelir demiştik, bir hazırlanmaya es bırakmadan olabildiğince, kalabildiğimizce düz hallerimizle bizleri bekleyen bir durum aslına bakarsanız “ritüel” değerli okur. Bölüşmüş ve ayrıştırılmış değil, ham halleriyle tadımlık bir keşfin çağrısı da kelimenin özünde bizleri bekler, denemişlikten bir pah uzaklaşabilmek için…

“Ritüel”i anlam bakımından kuvvetlendiren, değerini arttıran veya algıyı kolaylaştıran en önemli ayrıntılardan birisi olarak da yaşadığımız kentleri örnek gösterebiliriz. Gelişmişliği giderek grileşmeye başlayan, bir örnek toplu konut izlerinden, -ağaç nerde?- koskocaman avmler ormanının çehreyi iyice daralttığı, çerçevenin en dışında kalanların her zaman olduğu gibi görünmez kılınmaya çalışıldığı, tekrardan sakınmayan bir hata zincirlemesine sahip olan kentlerimiz. Onlarsız ne var olabilirdik, ne kendimize yeni seviler keşfedip hayatımızda değişiklikler yapabilirdik, mutlu olabilirdik. Ne konuştuğumuz konularda ardılımızda bir fon bulabilirdik, ne de kelimelerin kifayetsizliğinde en derin mesajları veren şehir görünümlerine ulaşabilirdik. Dahası bu kakafoni içerisinde pek farkında olamasak da birbirimizin birer tamamlayıcısı olduğumuzu algılayabilirdik. Sözlerin sihri ile yazılmış kelamlar gibi, insanlarının vakıf ettikleri işler, yerine getirdikleri ritüeller ile manidar kıldığı, yaşanılması ehven de olsa kolaycıllaşan şehirlerimiz. Gündelikliğin uzağında, ama birkaç adım öteye uzandığınızda döngüsünü yeniden yeniden kurabilen bir “ritüel” odağı.

Şehr-iStanbul’da bu minvalde kesişimleri, anlık süprizleri, sevinçleri ve göz yaşları ile bir bütün halinde yaşamsallığı paydalayan bir “ritüel” çehreleyicisi. Gerçekliğin acı taifesinden, eskiyi mumla aratan bir imgelem ortaya çıkarmış olsa da İstanbul, yenilenmenin illa ki ezici bir eskiyi silme operasyonundan ibaret olmadığını kanıtlamak istercesine, arada göstermeyi esirgmeyen yönleriyle hala yaşatan konumunu devam ettiriyor. Hissettiriyor. Çözümlemenin getirisi olarak, ayrıştırılmış bir sterilizasyondan uzaklaşan, bariz melankolik, deneysel ve sesi soluğu olan bir “ritüel”in taşıyıcısını ortaya çıkartıyor bütününde, şimdilerde. Kesin kuralların ve değişmez önyargıların insanlar tarafından dipdiri tutulduğu yer kürede, latife olsun diye değil gerçekten farklılığa bu kadar kucak açabilen kent sayısının da bir elin parmaklarından daha az olduğun altını çizelim.

Deuss Ex Machina programı içerisinde de müziği bir “ritüel” olarak ele almak, derinlerine indikçe, yaşanılan şehir ile bağlantılayabilmek, hayattan kesitlerin notalardaki karşılıklarına dair çıkarsamaları yapabilmek en büyük gailemiz. Sözlerimiz dönüp dolaşıp, başka başka kapılara çıkarmış olsa da bizleri aslolan mevzumuz “müzik” olduğunu ise sık sık belirtiyoruz, bu satırlar aracılığıyla. Dönüşen ve evrilen kent kültürü içerisinde, müziğin şekilcilikten kurtarılıp alternatif yollarında karşımıza çıkan işler bu çatıyı oluşturabilmemizi, daha sağlam yapılandırmalar kotarabilmemizi sağlıyor. Pazartesi akşamı canlı olarak gerçekleştirdiğimiz programımız içeriside de bu minvalde, 2002 yılından bu yana yayınladığı ve/veya üzerinde çalıştığı her proje ile adından söz ettiren alternatif müzikteki sayılı prodüktörlerimizden biri olan “Oğuz Kaplangı”yı Zi Punt projesindeki ekipdaşı “Chi K.” ile beraber konuk ederek sizlere tanıtmaya çalıştık. Son çalışmaları “Nudge Nudge” albümüne dair notlarımız ile “Zi Punt”u hafta önerimiz olarak sizlerle paylaşıyoruz. Geçtiğimiz 2007 yılının Ağustos ayı içerisinde Elec-Trip Records etiketinden yayınlanmış olan İstanbul Calling Vol.2 toplama albümünü sizlere önerimiz olarak paylaşmıştık. Hemen hemen her sokağında farklı bir melodinin yankılandığı, türler arası geçişlerin bile çok dikkat edildiğince algılanabilecek kadar iç içe geçmiş olduğu kent müziğinden ara pasajlar toplama albümde dinleyicilerle buluşmuştu. Yürürlükte olan üretim kolaycılığından ziyadesiyle uzaklaşmış, ses odaklı, tıpkı şehrin tüm bu alacası bulacası içerisinde kaybolmaya yüz tutmuş pek çok ayrıntısında olduğu üzere, dimağı besleyen nitelikli kesişimler ve sözel açılımlar kaydı olarak sunumlandırılmıştı. Bu toplama içerisinde Uğurcan Sezen ile Oğuz Kaplangı’nın temellerini attığı “Zi Punt” projesi de çalışmalarını dinleyicilerle paylaşmıştı. Hüseyin Bitmez’in “Her Daim” parçasını soluğunuzu tutarak dinleyeceğiniz, tasavvufi ayrıntılar ile donanmış remiks, Evren Uysal’ın Dünya’nın kaynaklarını tüketmemizi sorguladığı “A Votre Santé” parçasına drum & bass çeşnili düzenleme ve zamane teranelerine dair göndermeleri, caz vurgulu elektronika ile duyuran “Who Knows” parçası ile ilk kulak aşinalığımız sağlanmıştı. Birbirleri ile uyumlu melodramatik ses öğelerinin elektronik türler ile harman edildiği, kurgunun sadece tek bir yönüne bağlı kalınmadan, deneysel işlerin de artık dinleyicilerle buluşabildiğine dair çıkarsamalar yapabilmemiz sağlanmıştı. Etnik öğelerin kararında kullanıldığı, sufidelic takısı ile doğunun, funk öğeleri ile batının müziğinden de kesitlerin aktarıldığı ve elektronik müzik ile anayol’a bağlantılandığı bir çehre Zi Punt’un ilk dönemini oluşturmaktaydı.

Radyo Odtü’nün kurucu kadrosunda yer alarak radyoculuktan (müziği oluşturmanın ve temel birikimleri elde edebilmenin en önemli basamağı) seyrüseferine başlamış bir isim olan Oğuz Kaplangı’nın müzikal geçmişine kısa bir bakışımda da pek çok farklı yönünü keşfetmek olasılık dahilinde. Hemen hemen içeriğine katkısının bulunduğu her projede, farklı yönelimler ile alternatifi dinlemek isteyenlere yol gösteren bir müzik adamı profili karşımıza çıkmakta. Gitarını konuşturduğu türler ötesi Rebel Moves günlerinden, keskin hatlar ile birbirlerinden ayrıştırılmış ve çok ufak müdahalelerin bile kötücül sonuçlara yol açtığı etnik elektronik müzik içerisinde Techno Roman Project gibi işin hakkını veren cesur projelere, geçtiğimiz iki yıl içerisinde, elektronik müziğin ülkemizde de olabildiğince iyi üretilebileceğine kanıt olan Deniz Cuylan ve Tan Tunçağ’ın Portecho projelerinin prodüktörlüğüne uzanan geniş bir skala da “müziği” dinlemek isteyenler için gerekli olan atılımların altında imzasını görüyoruz. “Zi Punt” un geçtiğimiz günlerde yayınlanmış debut albümü “Nudge Nudge” da yine yeni yeniden önermeleri derleyerek, trendler ile görece ana akım içerisine dahil edilmiş “electro-rock” disiplininde işin ehli bir kayıt bütünü olarak dinleyicilerle buluşuyor. Birkaç satır öncesinde değindiğimiz üzere Kaplangı’nın Uğurcan Sezen ile temellerini attığı Chi K’nın vokalleri ile tümlenen “elektronika” vs “sufidelic” ses eriminin İstanbul Calling içerisinde karşımıza çıkan örneklerinden, daha organik ses elementleri barındıran ve şehrin şimdilerinin müziğine dönüşümünü barındıran bir yön değişikliği olduğunu belirtmeliyiz. İşin mutfak (prodüksiyon) kısmında yer alan Sezen’in yanı sıra gruba İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nin eğitmen kadrosunda yer alan Reuben De Latour’un aka Orange in Ocak ayında projeye dahil olması ile “Zi Punt”un kadrosu da şekillenir.

Canlı performansa son derece uygun yatay geçişler barındıran, ses öğeleri kullanımı ile deyim yerindeyse “sıkı” bir müzik “Nudge Nudge” albümünde dinleyicilerle buluşmakta. Sadece elektronik, sadece rock, sadece alternatif gibi tek bir etiketi kabul görmeyen bir müzikal izlek. Rolling Stones dergisinin Kasım sayısında dinleyicilerle buluşan Electro-Trip Vol.1 İstanbul dan Elektronik Açılımlar toplama albümünde dinlediğimiz, albümün de açılış parçası olan, türdeşi olduğu pek çok batıcıl örneğinden daha fazlasını barındıran, isminde olduğu gibi “dürtüp” uyandıran “Nudge” ile dinlence başlıyor. Keskin hatlarla örülü, elektro gitar’ın synth’ler ile dönüştürülmesini betimleyen, doygun ritim coşkunluğuna sahip diskoesk kurgunun temsilcisi “Majestic Bear”, albümün gizli çıkış parçalarından birisi olan boogie elektro ritimlerin, gitar tonları ve türlü çeşit ses örneklemi ile toparlandığı, Miami Vice’ın 2000’li yıllara uzanmış haline düşündürten “Sleepless”, uykusuzluğa ironik bir dille çözüm önerilerini beraberide sunumlandırıyor. Electro-clash’in müzik dünyasında yükseldiği günlerden yadigar, kirli ses kolajları ile distorte dans müziği kurgusunu irdeleyen, Chi K’nın vokalleri ile 80’lere ışınlanmamızı sağlayan, eleştirel tonlu “You’ve Got It All”, Breakbeat’in son birkaç sene içerisindeki müzikal değişimine paralel bir çizgiyi mimleyen, vokoder ile değişime tabii tutulmuş vokallerin “Haçienda”yı ayağınıza kadar getiren örneği “Any Old Way”, Italo Disko’nun şaşâsını ara pasajlar ile kurguya dahil eden, gitarın tüm haşmeti ile elektro sınırlarına taşıyan, şöhretle dolu dolu yılların harcanmasının ardından bir durum muhasebesi yapmaktan bile çekinenlere ithaf edilmiş “Burn”, sadık dinleyicileri arasında hala gözde bulunan bir tür olan, bugün dinlediğimiz onlarca farklı türde tınının ilham kaynakları arasında gösterilen “New Wave”in Zi Punt yorumuna ulaşabileceğiniz, hafif karaltılı bir durum muhasebesi “Occasionally”, elektro ile rock’ı bir potada buluşturan, çaldıkları her dinleti ile kutsadıkları insanlara yeni eşiklerle buluşturan “Justice”den devir alınan, temponun iyice coşkun bir hal aldığı, dans etmenin ise farz kılındığı bir parça olan “Zift Phunk”, aksak ritimlerin çağrısını, iletken bir melodika ile yansıtan programımızın açılışında paylaştığımız “Small Time Crooks”; bizleri müziğin görece farklı yüzeylerinden bir dinleti bütününe ulaştırıyor.

Uzunca bir çalışma dönemi sonucunda, derlenip biriktirilen ses öğelerinin alternatif mizansenler le dinleyicilere sunulduğu bir kollektif “Zi Punt”. Türler arası geçiş özelliklerini son derece kıvrak bir biçimde dengeleyebilen, bununla kendilerine yepyeni bir ses örgüsü oluşturabilen bir ekip. Yerli üretimlerin giderek daha çok sesini yükselttiği bir dönemde, alternatifi arayanlar içinse deneyimlenmesi gereken bir müzikal çeşitlilik. “Zi Punt”un bir “ritüel” olarak müziğin farklı cephelerinden toparladığı seslere kulak verin, eminiz pişman olmayacaksınız…

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Elec-Trip Records
Elec-Trip Records At Myspace
Zi Punt At Myspace
Zi Punt At Last.FM
Chi K. At Myspace
Reuben De Latour At Myspace
Istanbul Calling At Myspace

Norrda At Myspace
Norrda Infinite Face Video
Selim Demirdelen At Myspace
Portecho At Myspace
Portecho At MTV Türkiye

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[nospam]dinamo[dot]fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[nospam]dinamo[dot]fm http://deuss-makina.blogspot.com/

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8 ---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Phunk! - By Ricardo Brasilia
© Ricardo Brasilia
Zi Punt Photos Courtesy From Elec-Trip Records

>>>>>Poemé
Yol İkiye Ayrıldı – Robert Frost

Yol ikiye ayrıldı güze batık ormanda,
Gezemediğim için üzgünüm ikisini de
Bir gezgin gibi tek başına, uzun süre
Durdum, baktım en uzaktaki yola
Bükülüyordu çalılıkların arasında;

Ardından ötekine saptım güzellikten nasipli,
Kim olsa onu seçmez miydi zaten,
Çimenlerle kaplıydı fethedilmekti niyeti;
İşin doğrusu yolların her ikisi de
Gerçekte eşit ölçüde aşınmıştı,

Ve ikisinde de seher eşit uzanırdı
Yapraklara, ayak altında kararmamıştı renkleri
Âh, ilkini bir başka güne bıraktım!
Anlamadan bir yolun başka bir yola kavuştuğunu,
Kararsızdım gidersem dönemem asla geri.

Anlatacağım derin bir âh ile bu durumu
Yıllar yılı her yerde her zaman:
Yol ikiye ayrılmıştı ormanda ve ben--
Daha az katedilmiş olanı seçtim,
Ve bütün ayrımı yaratan da buydu.

Tuğrul Asi Balkar’ın Tercümesiyle

No comments: