Saturday, January 17, 2009

Deuss Ex Machina # 238 - Tree Of Conscience

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_238_--_Tree Of Conscience

12 Ocak 2009 Pazartesi gecesi ‘canlı’ gerçekleştirilen programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Actress-Hazyville (Werk Discs)
>1<-The Sight Below-Without Motion (Ghostly International)
>2<-The Sight Below-A Fractured Smile (Ghostly International)
>3<-Havantepe-Melody For Penelope (Sublime Porte)
>4<-Sines-Test Four (Echodub)
>5<-Sines-Beneath Me (Echodub)
>6<-Actress-Doggin’ (Werk Discs)
>7<-Actress-I Can’t Forgive You (Werk Discs)
>8<-I’m Not A Gun-9th Day (Palette Recordings)
>9<-I’m Not A Gun-Longing Mind (Palette Recordings)
>10<-Oracles Always Lie-At Least I Have Tried (Self Released)
>11<-Oracles Always Lie-There Is Not Much Left Behind (Self Released)

Tree Of Conscience Bölüm (238) – Baskın olan kaybettiğimiz vicdanlarımız. Herşeyi tartıp biçip medeniyete kavuşturduk ama düşünmesi bile tehlikeli olanı her an yanıbaşımızda tutmaya devam ediyor. Vah medeniyet vah!

>>>>>Bildirgeç
Sözcükleri birbirleriyle ilintileyebilmenin giderek zorlaştığı bir eşikteyiz. Dönemeçlerin keskinliğinde kelam edebilmenin zorluklarının da idrak edilebildiği bir deneyselliğin içerisindeyiz. Kendi evreninde tüm hızıyla sürüp gitmekte olan yaşantıların, nasıl aniden sıfırlandığının bilincindeyiz. İftihar etmekte olduğumuz insanlığımızın, modernliğimizin neresinden bakılırsa bakılsın vermekte olduğu en önemli sınavlarından birisinin içerisindeyiz. Hiçbir yere kaçışın olmadığı bu hengamenin, yangın yerinin tam da ortasındayız. Kelimelerin ardılında verilmiş olan manaları fazlasıyla gözardı edip, daha da dibine vurduğumuz güncenin fasitdairesi şimdiki durduğumuz nokta. Herkesin her bir bireye karşı neredeyse otomatiğe bağladığı eleştirilerinin artık deyim yerindeyse kinlenme patlamasına ulaştığı bir izleğin hamisiyiz. Karşılaşmaya korktuklarımızın çekincelerimizi gideremediğimiz, açmazlarımıza çözüm bulup aşamadığımız her bir sorunun, nasıl da önü alınmaz bir biçimde derinleştiğinin ortaya çıkarttığı bir şeridin seyircisiyiz. Karar anı; önü arkası yekpare bir bütünlükle ayrıştırıcılığın getirip kapılarına terki diyar ettiği bir dünya düzeni, dahilinden kıvranmakta olduğumuz. Rutinimizde tekrarladığımız, tekrarlarına alışkın, bağımlı kaldığımız. Bir tükenmişliğin aynası olan, gayri resmi seyir defteri haline dönüştürülen güncelliğimiz. Biçimlendirmeler sorunların maalesef karmaşık yığınlar tepelemeler halinde birikmesine engel teşkil etmiyor. Dünya, bombaların hakimiyetinde yeni eşiklere ulaştırılıyor. Aşama aşama, sessizliğin çığlıklarını duyumsamayanların üç maymunluğunda. Postakrostiş bir kramp dizilimi, kangrene doğru koşar adım yol alan, yok olmaya yüz tutan.

Kabul edilmez olarak sınırlarımızı çizdiğimiz konulardaki, en ufak detaylandırma veya çözümlemede nedendir hemen koruma kalkanlarımızı devreye sokuyoruz? Düzen kendini yenileştirirken, insanın da içinden nelerin silindiğini fark edebiliyor muyuz? Pratik kurgulanabilir, düzenlemelere bağlı kalmayı, bir şeylerin değiştirilebiliriliğini sınamaktan imtina ederek, tahribatı, yakıp yıkmayı yok etmeyi tercih ediyoruz. Yarattığımız ötekilerin çanlarına ot tıkmak yeni anlayışımız, yeni düzenimiz oluyor, harfi harfine.Zaman ilerliyor da ilerlemesine yerimizde sayan, insanlığımızın gelişmişliği, akil duruşu diye bir yanıt geçiriyoruz şimdilerde, içimizden. Çoksesliliğin açılımlarının yerinin giderek tekdüzeliğin kandırmacalarına bırakıldığı düzlemden ortaya çıkan ölümlerden bahsediyoruz. O resmi kayıtlardaki istatistik olarak geçiştirilmeye çalışılanlar. Rakamların önümüze serdiği, kuru kuruya bağnazlıkların, sonsuz kinlenmelerin, öteki addetmenin neticede acıları ortaya çıkartan ölümler, kısa süren yaşamlar olduğu gerçekliğidir. Gözlerimize inen perdelemelerle daha basite indirgenmiş, kanıksanmış uzaktaki hayattan kopan her bir canın bedeli, bizleri rahat mı bırakacak sanıyorsunuz? Topyekün, kendilerini sessizliğe elleriyle teslim eden yaşantılarımızın herhangi bir garantisi kalmıyor, şu anda böylesine bir derin ayrıştırmanın imdisinde. Susmak, herşeyin üstünü örten bir muamma dalgası olarak algılarımızı şekillendirmeye devam ediyor. Üzerine bombaların yağdırıldığı insanların varlıklarına şahitlik ediyor olmak, herşeyin karşılıklı kindarlığın üzerinde şekillendirildiğini gözlemleyebilmek, tepkimeyi yeni ölümler istemek üzerine kurgulamanın neticesinde, kötülüğün turnusol kağıdı halinden başka çıkarımı kalmadığının farkındalılığını sağlayabilecek miyiz?

Doktrinler, tezler karşılığında ortaya çıkartılan anti-tezlerin taşıdığı odak, masumiyetimizin ezlden bu yana kirletilmesinde son aşamaya geldiğimizi ortaya çıkartılmasıdır ha keza. Görünmez, bilinmezliği olan aysbergin görünür kılınmasıdır. Ufkun sınırlarına varılmasıdır. Dirliğimizi sağlayabilmek için de ,muasır medeniyetimizi sürdürebilmek için de, teknolojinin gelişmişliği karşısında da, bağnazlıkların görece azalıyor sanrısıyla yaşamımızı sürdürüyor olsak da, aslolan tek dişi kalmış canavarlarımıza her yeni gün, yenilerini imece usulüyle eklemlememizdir. Bir zamanların mağduriyetinin artık göz göre göre, hesapları değiştirdiği, kendi kurallarına göre yaşama imkanına sahip olunabileceği ya da tercihe bağlı olarak ölümün seçilebileceği bir evreye girmiş bulunuyoruz. Karşıtlığında kendine yer bulacak olan savaşımın da terörizmi körüklemesi, dinselliği motif olarak her bir eyleminde kurgulaması da bu ve benzeri ayrıştırmaların çoğalmasına sebebiyet veriyor. Paylaşmadığımız üzerinde yaşamımızı süre durduğumuz kara parçalarında ötekine nefes aldırmamak üzerine kurulmuş bir çarkın sınırlarının, dar alanda kıstırılmaktan başka bir şeyi betimlemediğine vakıf olunmadıkça, gerekçesi olarak ne sunulur ise sunulsun sonuçta öldürme eyleminin, korkutuculuğu, can yakıcılığı afaki bir biçimde karşılaşmaya hazır olunacak sonumuza sevk ediyor bizleri. Kinimiz, sevgimizden daha da büyük bir bütünlük arz ediyor son kertede, bu evrede, bu evrende. Sorunlarımızı sizli, bizli koalisyonlarla ayrıştırmak yerine acı gerçekliğin ortaya çıkarttığı resme odaklandığımızda bunun cevabına da ulaşacağız. John Pilger'in New Statesman için kaleme aldığı, “Sessizlik Yalanı Gazze'yi Yutuyor” makalesinden de olduğu gibi alıntılayalım: “Zira Gazze'de yaşananlar çağımızın tayin edici anı; ya savaş suçlularına sessizliğimizle dokunulmazlık bahşederken kendi aklımızı ve ahlakımızı kaybedeceğiz, ya da bu bize sesimizi yükseltme gücü verecek.” Kudretli olduğumuzu sandığımız modern dünyanın sınırlarında daha fazla acı çekmemek, çektirmemek için. Kahrolsun X'ler Y'ler demeden günahsızlığımızı tartabilmek, sonra ilk taşı atabilmek, gerçekle yüzleşebilmek için...

Sanat böylesine dehşetengiz günler içerisinde seslendirilmesi gerekli olanların, zamanında iletilebilir yansımalarını barındıran bir çatıyı oluşturur. Açmazlar öylesine çok iken, sesler susturulmuş iken bile sanat içeriğini oluşturan muhalifliğinden de taviz vermeden, hataların üzerine gidebilmeyi, soluksuz kalmış dünyamızın endişe verici kördüğüm anlarında, anlayışlarımızı, yeniden gözden geçirebilmeyi mümkün kılar. Öylesine bir bağlaç oluşturmak da değildir üstelik, üstünkörü yarım yamalak, olduğu gibi tüm disiplinlerin feveranları ile gözlere inen perdelemelerin bile aralanabileceği bir yansı bütünü izlek ortaya çıkar, her bir açılımda, sunumda, yazınsalda, notada vesair iş-te. Muhalifliğin tanımına da yeni önermelerin eklenebilmesini sağlar. Anakronik olarak içselleştirilmiş, detaylandırmaların doğru yanlışlarını anlayabilmemizi olası kılar. İş bu güncenin ana çatısını oluşturan, her seferinde farklı bir rotasından izleği, hayat ile ilintilemeye gayret ettiğimiz müzik de bu minvalde dilimiz döndüğünce de bahsetmeye çalıştıklarımızı tamamlayan bir yapıyı sağlar. Olabildiğince genişleyip, esneyebilen, düz mantığın kör gözüm parmağıma sabitlenmesinin dışını aralayıp, düşündüren bir yapılandırma ortaya çıkartır. Müziğin sınırlandırılmamış örneklerine dair çıkarımlar gerçekleştirmeye çalıştığımız, sözünü etmeye değer bulduklarımızı paylaşma gayretinde olduğumuz bağımsız müzik programımız Deuss Ex Machina'nın Pazartesi akşamı canlı olarak gerçekleştirdiğimiz bölümü içerisinde yukarıda öz olarak belirttiklerimizden hareketle bir seçki oluşturmaya çalıştık. Kimliğin önemsizliğinden hareket ederek, anonimliği ortaya çıkartan yansımaların, yüksek teknolojiye nazire yaparcasına bağlı kalınan analog enstrümanlardan damıtılan seslerin, disiplini olan techno'nun türlü farklı yönelişimine göndermelerini barındıran “Hazyville” albümüyle Actress'i haftalık albüm önerimiz olarak sizlerle paylaşıyoruz.
Salt müzikal bir disiplin olmasının yansıra, içeriğindeki değişkenlerinin çokluğu ile çağdaş elektronik müziğin sınırlarının yeniden tanımlandırılabilmesini olası kılmış bir kaynak techno. 80'li yılların ilk çeyreğinden bu yana gelişimini sürdüren bir müzikal izlek için tanımlama sanırız yanlış olmayacaktır. Kollektifliğin getirisi olarak ortaklaşa kotarılan, isimsiz plakların yüzeylerine kazınan melodi kesidi, endüstriyel tını yığınları ile bütünlendiğinde ortaya çıkartılan sentez, bugün dinlediğimiz “elektronik müziğin” alt yapısını da oluşturmaktaydı. Ulaşılabilir bir form olmasının dışında, içeriğe eklemlenmiş mesajları ile toplumsal değişkenlere dair alt okumalara, politik göndermelerle, zeki hicivlerin merkezi olarak konumlandırılmış bir tür techno. Deyim uygunsa hayal gücünün müziği. Etrafı çoktan sarmış olan buhrana, kasvete karşın bir varoluş deneyimi, sosyolojik, politik ve bir çok yönden aktivist. UR (Underground Resistance), Blake Baxter, Drexciya gibi ana akımla taban tabana zıt, yaratılmış olanın değerini daha iyi anlamlandırılabilmesi için kendilerini geri planda tutmayı bilen bir kolajlama sanatı üstatlığı technoyu derinlemesine incelediğimizde karşımıza çıkan tespitlerden birisi olduğunun altını çizebiliriz. Notasal eleştirilerini sağlamlaştırmak için laf ebeliğinin cambazlarına kapısını aralatan, ses kesitlerinden derledik mizansenlerle de kendi sözcüklerini kotarmaya çalışan alternatif dilin varlığını da belirtebiliriz. Bütün bu cümleler, ismi dışında herhangi bir bilgiye ulaşamamış olduğumuz Darren J. Cunningham'in projesi olan Actress'in kayıtlarında kulaklarımıza çalınanların çağrıştırdıklarından mülhem bir serbestleme. 2004 yılında temellerini attığı, Werk Discs etiketinin hem kurucusu, hem de yenilikçi isimlerin çalışmalarını paylaşabilmesinde yardımcı bir kaşif olduğunu da ekleyebiliriz belki Actress'i ve müziğini detaylandırma çabasında.

2004 yılında yayınlanan “debut” kısa çalar No Tricks bu çözümlemenin örneklerini barındıran dinleti bütününden menkul bir kayıt olacaktır, sanatçının diskografisinde. Çoğunlukla yer altının müziğinin ana eksenini oluşturan hip-hop’un eli yüzü düzgün, akıllı dans müziği kolajlaması olan Credit Da Edit içeriğin farklı yüzeylerinde tazelik barındıran bir açılımı bütünler. Eski sınıf Detroit technosuna haiz olan ses kesitinin üzerine yapılandırılan, 2step kurgu Bassline FM, DJ Cam gibi enstrümantalistlerin izinin takipçisi olan, aynı dönemin ürünü olarak tanımlayabileceğimiz sert karaşınlık Linear Tae Fuck gibi çalışmalar, yüzeyler arasında geçişlerin olduğu bir miksteybi hatırlatır pek çok zaman. Saydam bir tabakanın üzerinde bir belirip, bir kaybolan melodika yığınından oluşan, tasvirlerle izahatinin zor olduğu bir deneyimi vaad eden Giid, dub techno’nun sınırlarını temsil eden bir doğaçlamayı oluşturan Cross Dresser gibi zamanının ilerisine odaklanmış bir dinleti, kayıttan dinleyicilere ulaşır. Alternatif bir açılımın peşi sıra ilerleyen bu güzergahın devamı ise yaklaşık dört sene sonrasını bulacaktır. O ara dönemde, Cunningham ya da Actress Werk Discs etiketiyle sınırlı sayıda basılan idm, electro, grime ve dubstep üzerine şekillendirilmiş Grim Dubs serisi ve Radioclit, Disrupt, Zomby, Lukid gibi yeni isimleri keşfettiğimiz kayıtların yayınına odaklanır. Her biri birbirinden bağımsız rotalarda yukarıdaki değindiğimiz müzikal disiplinlerin harmanıyla örgülenmiş alternatif müziğin de kapsamlı, detaylarda tamamlanan bir kayıt dizini ortaya çıkarılır.Geçtiğimiz kasım ayı içerisinde yayınlanmış olan Hazyville ile ilgili notlarımıza geçelim. İstikrarlı bir biçimde kayıtlar yayınlayan Werk Discs’in ses kimyasını da barındıran, Detroit Techno’nun sihiriyle, elektronika, enstrümantal hip hop, downbeat gibi alt disiplinlerden beslenerek şeklini kazanmış, tümü canlı olarak özel seanslarda kaydedilmiş bir albüm, Hazyville. Durağanlaşıp, tekrarlara dayalı olarak kendi içerisinde ağır bir mağlubiyet almakta olan minimal techno’nun aksine, değişkenlerle fazlasıyla oynanması ile ortaya çıkan deneysellik en azından bir süreliğine daha, techno’nun özünde aksamanın olmayacağı konusunda endişelerimizi yersiz kılmayı başaran bir önermeyi barındırıyor çalışma daha en başından. Ritmik öğeleriyle bir yandan Chicago House’un kuvvetli unsurlarına ev sahipliği yapan, endüstriyel ses döngüsünün (loop) techno’nun karakteristik baskınlığında hemhal olduğu Again The Addiction, saha kayıtlarından elde edilmiş seslerin manipüle edilmesiyle elde edilen altyapının dub techno’ya bağlantılanmasını irdeleyen, program içerisinde de paylaştığımız Doggin’ parçasıyla albüm katmanları arasında ilerlemeye başlıyoruz. Perküsyonun ritmi sağlamlaştırdığı, Ricardo Villalobos’un daha çok setlerinde yer verdiği etnik-eklektik techno’nun bir başka yüzünü karşımıza çıkartan, deneyi bu sefer Actress tarafindan Detroit üzerinden bağlantılandırıldığı Ivy May Gilpin gibi öznel kayıtlar kulaklarımıza çalınıyor.

2004’de yayınlanan debut kısa çaların izinden hareket eden ve geçtiğimiz yıl içerisinde en çok bahsettiğimiz prodüktörlerden birisi olan Flying Lotus’un Los Angeles kaydında yapmış olduğu hip-experimental harmanının, naif bir örneğini tanımlandıran I Can’t Forgive You ile Underground Resistance’ın isimsiz plaklarına bir geniş dönüş gerçekleştiriyoruz. Saydam tekno yüzü bir tarafında, hip hop ile elektro bileşkesine diğer yanda ev sahipliği yapan kayıtları hatırlatmayı sağlıyor.2002 yılında vefat eden James Stinson dışında ekibin üyeleri konusunda duyumlar dışında bilgi sahibi olamadığımız Drexciya ekibinin, zamanında fırtınalar kopartmış olan elektro bağlaçlı technosunun da izlerini barındıran, yapılandırması ile başka zamanların seslerinin birbirleriyle uyumlu bir sinematik bütünlüğü ortaya çıktığı Crushed, elektronun çiğ kurgusunun, akıllı dans müziği formundaki kesitleri karşılaması neticesinde ortaya çıkan, albümün de isim parçası Hazyville ile finale ulaşıyoruz. Organik döngünün, keskin yüksek ritmli tech-funk’a evrildiği Green Gal parçasıyla Actress hem eskilerin özel kayıtlarına dair özlemi gidermemizi sağlıyor, hem de elektronik müziğin dans edilebilir kurgularında da nitelikli işlerin çıktığını bir kere daha hatırlatıyor. Techno’nun ait olduğu kültürünün çalakalem kopyalarına ev sahipliği yapmakta ısrar eden sonradan minimalistlerin başına darısı....

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçaları:
Sessizlik Yalanı Gazze'yi Yutuyor - John Pilger - New Statesman - Radikal
Barışı Bir Tek İsrail ve ABD İstemiyor - Norman Finkelstein - Açık Radyo
Çalıntı Topraklar Üzerinde Uzatmaları Oynamak - Gilad Atzmon - SolFaSol
Dayanışma Gönüllüsü V.Arrigoni Gazze'den Yazıyor: İnsanca Kalın - Sendika.org
İsrail'den Mesajınız Var - Mert Ataol - Serbest Yazarlar
Sözler İsrail'i Yaralamıyor - Güney Yıldız - Tarık Ali Röportajı - BBC Türkçe Servisi
Hüzün Kayıtları - Uğur Kutay - Birgün

Actress At Werk Discs
Actress At Myspace
Actress Review At Boomkat
The Sight Below At Ghostly Int'l
The Sight Below At Myspace
Thom Yorke Likes The Sight Below
Havantepe Official
Havantepe At Myspace
Havantepe Winterschlaf EP From Sublime Porte
Sines At Echodub
Sines At Myspace
Anechoic Chamber Comp. At Echodub
I'm Not A Gun - Takeshi Nishimoto Official
I'm Not A Gun - John Tejada Official
I'm Not A Gun Mirror Review At Beatportal
Oracles Always Lie At Myspace
Oracles Always Lie At The Sirensound

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel *Save Gaza! By *Enchanted © *Enchanted
Actress Photos From:
Becky Maynes Flickr Page &
Discogs.com Database

>>>>>Poemé
Çağcıl Söylen – Bertolt BRECHT

Akşam savaş alanına çöktüğünde
Düşmanlar yenilmişti
Telgraf tellerinin tınıları
Haberi uzaklara taşıdı

Dünyanın bir ucunda için için yandı
Bir haykırış, gökkubbede parçalanarak
Bir çığlık, çılgın ağızlardan taşan
Ve esrik göğü aşan.
Bin dudak ilençle soldu
Bin yumruk, vahşi bir öfkeyle sıkıldı.

Dünyanın bir başka ucunda
Bir sevinç, gökkubbede parçalanarak
Büyük bir sevinç, bir eğlence, bir çılgınlık
Rahat bir soluklanma, gerinme
Bin dudak eski bir duayı söyledi
Bin el inançla birleşti.

Gecenin geç saatlerinde
Sayıyordu telgraf telleri
Savaş alanında kalan ölüleri-
O zaman dost ve düşman sessizleşti.

Yalnız analar ağladı
Her iki yanda.

Turgay FİŞEKÇİ’nin Çevirisiyle

No comments: