Thursday, April 16, 2009

Kültür Mozaiğinde, Ortak Uzamda Yaralamalar, Neticesiz Bir Girdabın İçine Çekiyor.

Türkiye'de Yaşamayı Hak Etmeyen Azınlıklar (Ekşi Sözlük) başlığından uzantı;

Yaşama geçirilmeye çalışılan [bir noktada başarılı da olunan] kutuplaşma çabalarının tezahürünü barındıran söylemce bütünü. Kendi özünden ayrı tutmaya devam, kendisi ile benzeşliklerine karşın olabildiğince tek taraflı bakabilmenin getirmiş olduğu körlemesine inanışın temsili. Kısacık tümce içerisinde arz edilmeye çabalanan. Birleşimlerden çok daha fazla ayrıştırmalarla hep kendini sadece kendini üstün olarak tanımlamaktaki ısrarcılığın vesikası. Ne geldiyse bu ülkeye hep [her türlü] azınlıklar elinden, yüzünden, gözünden geldi diyebilmenin kimilerince modern dünyaya uyarlanmış; meşruluğu meçhul okumasıdır. Yanılsamalarla, sürekli bir ötekinden kin duymaya, kin kusmaya, kimliğini sorgulamaya, ortak değerlere inanışını irdelemeye ve mercek altına almaya karşı geliştirilen yegane argümanımız şimdilerde bu mudur? Bu kadar kafalarını kuma gömüp, sürekli kendileri gibi olmayan insanların bu vatanın öz sahip ve sahibelerine neler ettiği mitlerinden, kurmacalarından gına gelmemiş midir? Neresinden tutulursa tutulsun, bakılırsa bakılsın, paylaşılırsa paylaşılsın, yeri geldi mi hayvandan da aşağıda tutulan, yeri geldi mi küfür olarak kullanılmaktan çekinilmeyen, ağzının payına uygun olarak sahiplerince siz bir susar mısınız?, Biz çan çan konuşurken diyerek ne gelirse elden, dilden çekinmeden hizaya çekme gayretkeşliği içinde olanlar, bir dakikalığına da olsa bu betimlemelerin kendilerine reva görüldüğü bir iklimi düşünsünler. Kendilerini sizli, bizli, onlu vs. gruplaşmalara dahil etmeden, sadece elindeki kısıtlı imkanlarıyla ve çabalarıyla daha farklı olumlandırılabilir bir ülkeyi düşleyen azınlıklara [genel anlamıyla] nereye kadar ikircikli bir tezgahın oyuncuları muamelesi gösterecekler. Yüzleşmekten, konuşmaktan çekindikçe kendilerine yeni sığınılacak argümanlar geliştirmenin sadece zamanı ötelemekten başka bir işe yaramadığının farkına ne zaman vakıf olacaklar? Korkuyu diri tutmaya çaba sarf ederek daha fazla bu topraklara kendisine bağlılık konusunda şüphe taşımayanları daha ne kadar sıkıştıracaklar. Sorguya suale boğacaklar. 
Hep mi hiyanet, hep mi ihanet, hep mi oyun, hep mi katakulli be kardeşim! El insaf!

No comments: