Sunday, August 09, 2009

Elektronmaşina---Serial 13

ELEKTRONMAŞİNA-------------------------------dR.Warp Bildiriyor.


“Hayat Dolu”. Ekranlarda sürekli gülücükler saçarak dolaşıma çıkartılan yaşam gurularıyla destekli “sağlıklı yaşam” programlarının nihayetinde bahşettikleri reçeteleri uyguladığımızda, kendimizce tetkik etmemizi salık verdikleri bize bulacağını ümit edip, deşifre ettikleri kavramsal. Oysa modern yaşam dediğimiz çarkın içerisinde, değil önündeki on yılları ertesi günü bile basıl çıkartabileceğini kara kara düşünmek zorunda bırakılanlar için “hayat dolu” olabilmek pek bir olasılık dışı kalıyor ülkemizde. Değişimlerin önü alınmaz hızlılığı karşısında, biçare bir biçimde uluorta yek başına bırakılanlar burada sözünü ettiğimiz. Sığınabileceğimiz limanlar ise maalesef çoktan dolu tabelasını yükseltmiş oldukları ise gerçeğin ta kendisi. Dert ve kederin aynı anda birbirini bulma sıklığı ise, bizim bir tutam derde deva “hayat otu” bulabilmemizde haracayağımız süreden daha çabuk...

“Bu birbiri içerisinde çelişen ve çelişmeye de devam ettikçe hayatı içinden çıkılması zor bir sarmal haline dönüştüren açılımların arasında bir nebze olsun nefes alabilmemizi olası kılabilecek bir sunumu gerçekleştiren “müzik” bizim bu satırlar içerisinde temel çözücümüz. Kelime dağarcığımız, hiç belli edilmemiş bir resmin yansıması, bir sonra çıkacak karedeki çözümleme aracımız. Elektronmaşina burada bir aracı olmaktan gurur duyarak sizleri selam eder. Sözel inceleme kısımlarının yanı sıra, listeleme metodu ile de merak uyandırabilecek parçalar için küçük bir takip listesi sizlerle olacak. Elektronmaşina, müziği var edilir, yaşanılır bir forma kavuşturmaya devam edecek. Her daim desturumuz olan söz öbeği ile sizleri yazıların içeriğine bırakalım. İyi Okumalar”

“Elektronik müziğin asallığında, aslında her daim bizlerle olmuş müzikal disiplinlerden seçkiler, derleme listeler, farklılığın sadece albüm kapaklarının renklerinde olmadığına biat etmiş müziğin gerçek emektarlarından bir kaç örnek, isabet ettirebildiğimiz gerçekliğimizin yansımaları... sözü fazla uzatmadan...notalar sizlerle olsun. Müzik sadece Play, Pause, Stop değildir....Müziğinize sahip çıkın...”Maşina Ayın Albümü
Saul Williams - The Inevitable Rise And Liberation Of Niggy Tardust! (Fader Label)

Muhaliflik, hayatta yaşayageldiğimiz haksızlıklara, sorumsuzluklara karşı bir beşerilere verilmiş olan en büyük mücade aracısını oluşturuyor. Koşulların giderek daha zorlaştığı günce içerisinde fark etmeden pek çok şeye, dediğim dedikçilerin rehberliğinde adım atıyoruz. Sesin ne kadar az çıkarsa o kadar çabuk döngünün bir parçası olursun (aferin alırsın, sende sürüye katıl) deyimini harfiyen uygulamakla meşgulüz pek çoğumuz. Birazdan sizlerle paylaşacağımız Saul Williams’ın üçüncü albümü “The Inevitable Rise And Liberation Of Niggy Tardust!”da sözünü sakınmayan, muhalifliğin körlemesine değil, bilinçli olarak gerçekleştirildiğinde herkese faydalı olabileceğini belirleyen çözümlemeleri ile unutmaya başladıklarımızı tekrardan hatırlamaya başlayabiliriz.

90’lı yılların ikinci yarısında serbest vezin şiirleri ile sözünü sakınmayan bir yeniyetme “poet” olarak sahnelere adımını atığından bu yana Saul Williams alternatif soluğun önemli bir parçasını tanımlamaya, şiir okumalarından, oyunculuğa ve müzisyenliğe ulaşan bir çeşitlendirme düzeneği ile “muhalifliğe” devam ediyor. Saul Williams, kuşağımız içinde önemini, ürettiği müziklerdeki felsefik duruşundan tutun da, eleştirinin dozunu özgürlükler ülkesi dahilinde her seferinde bir perde yukarıdan dile getirmeye çalışan Nine Inch Nails ekibinin kurucusu “dahi” Trent Reznor ile ortaklaşa gerçekleştirilen prodüksiyon ile sertleşen sesler arasında bir Dünya tasviri işine girişiyor. 2006 yılında yayınlamış olduğu “The Dead Emcee Scrolls” şiir kitabından da sözleri yeniden kurgulayarak, şimdiki zamana dair çıkarımlar gerçekleştiriyor.

Sözüm size diyerek, albümün açılışında düzenin getirmiş olduğu eşiğin ne kadar da derinlerine itildiğimizi idrak ettiren “Black History Man”, davul paritsyonunun endüstriyel tınılara evrimiyle kotarılan, seslerin bir gidip geri geldiği uyarıcı mahiyetinde dönüşleri ile bir ritüel halini alan inkar etmeyin hepiniz “mahkumlar sömürgesi”nin birer parçasısınızı zikreden “Convict Colony” ile albüme sert bir giriş gerçekleşiyor. U2’nun en iyi olduğu zamanlardan tescilli bir savaş karşıtı şarkı olan, günümüzün şartlarıyla da birebir örtüşen “Sunday Bloody Sunday”in Reznor’un boşluğa gönderdiği ses partikülleri ile kıvamını yakaladığı düzenlemesi de albüme dahil edilen bir başka önemli çıkış olarak değinmeliyiz. Amerika’nın Irak’ta gerçekleştirdiği özgürleştiriciliği de topa tutan, bana sadece “Özgürlüğümü” ver bir kavgayı daha değil diyerek “mağdurların” dileklerini seslendirdiği “Gunshots By Computer” da bu minvalde eleştirme hakkının sonuna kadar kullanılabilmesine güzel bir örneği teşkil ediyor. Laf ebeliğinin birbirleri ile bağlantılı yansımalarını son derece kıvrak bir biçimde türettiği durumlarla örtüştürebilen, deneyselliği uzak durulması elzem salt bir sanatsal duruş olmaktan, daha çok hayatın içerisine çekmeyi arzu eden bir “usta”nın “muhalifliği” yeniden tanımlayan çalışmasını keşfedin.Maşina Ayın Kırkbeşliği
One Day As A Lion – One Day As A Lion EP (Anti-)

“Bin yıl koyun gibi yaşamaktansa, bir günlüğüne aslan olmak yeğdir”. George Rodriguez’in 70’li yıllarda bir fotoğraf ile ölümsüzleştirdiği duvar yazısı, alternatif müziğin mihenk taşı kabilinden, önemli projelerinin ardılında yer almış iki ismin One Day As A Lion projesi için yol göstericiliği gerçekleştiriyor. Sesi soluğu doksanlı yılların ortasında iyice yükselişe geçmiş olan sol tandanslı politik söz ve eylemler ile müziği birbirine harman etmeyi başaran, muhalifliğin “ambalajlanıp” satıldığı bir Dünya’da nitelik peşinde koşanları peşinden sürüklemiş Rage Against The Machine yadigârı Zach De La Rocha projenin bir yarısını tanımlıyor. Deneysellik ile elektroniği, gürültü ile punk damarını birbirine harman etmeleri ile uzun süre gündemde kalmayı başarmış alternatif müzisyenler müştemilatı The Mars Volta eskisi davulcu Jon Filip Theodore’un diğer yarısını tamamladığı bir proje One Day As A Lion. Sözün kıymetinin, karmaşanın ortasında olduğumuz şu günlerde önemine vakıf olduğumuz güncemizde, önceliklerimizi bir kere daha gözden geçirip son kararımızı vermemizi salık veren bir dinlencelik kulağımızda yer ediniyor.

Fısıltı gazetesine konu edildiği üzere hali hazırda bir solo albüm projesine giriştiğinden bahis açılan Zach De La Rocha’nın elini ısttığı bir proje olarak tasavvur edebiliriz ODAAL’i. Sertleşen ritm partisyonu ile bir önceki sütunda paylaştığımız Saul Williams’ın ses örgülemesine de hısım olan tınılar bu çalışmanın da alt yapısında yer almakta. Dünya’nın başına gelebilecek felaketler sıralamasında eminiz uzunca bir süre daha yer edinecek olan “Bush Jr.”ın hiç kimseyi taakate almadan giriştiği “Irak” operasyonuna dair, eleştirinin yansıması “Wild International” ile çalışma açılıyor. Küreselleşme karşıtlığı gösterilerinde barikatların ardında biriken çocuklara selam edilen “Ocean View”, korku politiklarının neticesi olarak sürekli bir öteki aramaya devam edip, ölüm korkusu yaşayanların bunu takıntı haline getirmesini, düşük yoğunluklu bir Rage parçasıyla bütünleyen “If You Fear Dying” ile finale ulaşıyoruz. Politik duruşun tavan yaptığı, düzenin sahiplerine, halkın sesi gün gelecek yükselecek “özetini” içerisinde barındıran “One Day As A Lion” parçasıyla ikili pembe seyirlikler ile şaşkına dönmüş kitleler için gerekli olan ikazı tez elden ulaştırıyor.Anlayana...


Maşina Ayın Sitesi
Anlatsam Ne Olduğunu

Söylenecek sözlerin çokluğu karşısında internet, kullanım imkanı bulunanlar için genişçe bir alan sağlıyor. Söylenecek sözleri daha derli toplu cümlelerle paylaşabilmeyi tetikliyor. Anlayışın belki de hala resmi söylencelerin izinde irleyen bizim gibi ülkeler için farklı olanı da gözlemleyebilme şansı doğuyor en azından bir kelime daha haznenize eklemenizi sağlıyor. Ne kadar okumama konusunda ısrarcı olsak da, kültürel gelişimlerden de, yeni teknolojik açılımlardan da en basiti güncelik sorunlarımızla ilgili çıkarımlarımızı da bu alanlar vasıtasıyla paylaşıyoruz. Paylaşmaya sessizliğin karşısında bir alternatifi oluşturmaya çaba sarf ediyoruz.

Sizlere bu ay paylaşmak istediğimiz Anlatsam Ne Olduğunu güncesi de bu minvalde, türetimleri müzikten hayata ilmikleyen bir izlek ortaya çıkartan önemli bir çalışma. Müziğin belirli kalıplar, klişelerle örülen analizlerinden ferahfeza uzaklıkta, içeriği oluşturan detaylara dair anektodlara yer verilen tahliller günceden okurla buluşturuluyor. Müziğin hayatın bir fonu olmasından ötesi manalarını deşmek isteyenler için de yeterli bir şevklendirici vazifesi sağlayan sitede, manaların derinliğine vakıf olanlarca kutsal addedilen “Pixies”, kuzeyin rüzgarının çocukları Sigur Rós’un New York Modern Sanatlar Müzesinde vermiş olduğu dinleti, Japonya’lı deneysel art rock ekibi “Mutyumu”ya dair yazılar, uzun soluklu olmasını temenni ettiğimiz günceyi “Bookmark”ınıza eklemenizi sağlayacak bir kaç küçük önermeyi tanımlıyor. Keşfedin!

Maşina TamPUAN
Aylık olarak Elektron Maşina’nın gözde isimleri, takipçisi olunan dj’lerden seçkiler.. en çok dinlediklerimizden örnekler

Flying Lotus – Chart For Groove Magazine
1. Portishead-Machine Gun (Island)
2. Martyn-Broken (Revolve:r)
3. Samiyam-Cheesecake Backslap (Hyperdub)
4. Ras G-Brother From Another Planet (univerSOUL)
5. Rustie-Zigzag (Wireblock)
6. Jose James & Flying Lotus-Black Magic (White Label)
7. Muhsinah-With Me (Circulations)
8. Matthew David-Tallahassee Tapes (Plug Reaearch)
9. Hudmo-Pipes (White Label)
10. The Bug-Skeng (Ninja Tune)

Elektron Maşina TamPuan
1. One Day As A Lion-Last Letter (Anti-)
2. Saul Williams-Gunshot By Computer (Fader Label)
3. Odd Nosdam-Hollow Me (Anticon)
4. Flying Lotus-Roberta Flack (Warp)
5. John Zorn-Nekashim (Tzadik)
6. Jacaszek-Orszula (Miasmah)
7. Nordik-Tebeşir Dairesi (Unreleased)
8. 2sleepy-The Fog (ЯОК Music)
9. Sunken Foal-Dutch Elm (Planet µ)
10. Matoa-Alka (DubKraft)

Elektronmaşina daha önce Trendsetter Dergisi Eylül 2008 tarihli nüshasında yayınlanmıştır. Yayınlanmış makale dizisi içerisinde okuyamamış takipçilerimiz için şimdi Deuss Makina'da...

1 comment:

DIGGA-BIT said...

Saul Williams is a genius.
The whole Niggy album is a true classic.
For once we have an artist that is more substance than style (but no doubt gotta lot of style too!) Hopefully the colab with trent reznor has brought Saul a whole new audience.
jus to let ya know i gotta couple of remixes up on my blog of tracks from the Niggy album (+ others remixes of Beastie Boys, NIN,Bjork, Everythin But The Girl etc etc)

Goto http://digga-bit.blogspot.com

All free to download
Hope u dig em!