Sunday, October 04, 2009

Deuss Ex Machina # 268 - Fanfare In The Minimal Kingdom

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_268_--_Fanfare In The Minimal Kingdom

28 Eylül 2009 Pazartesi gecesi "banttan" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Fedayi Pacha-From The Oriental School Of Dub (Hammerbass)
>1<-Dubblestandart Feat. Devon D-We All Have To Get High (Tom Watson Remix) (Collision: Cause Of Chapter 3)
>>>>>Myspace Keşifleri / Talents From Myspace<<<<<
>2<-Gemmy-Supligen (Planet µ)
>3<-Wascal-The Lesson (L2S Recordings)
>4<-DZ-The Things We Do (Dubs Alive)
>5<-Rogue State Feat. Bongo Chilli-Opportunity (Argon)
>6<-Mungo’s HiFi-Tweeky (Police In Helicopter)
>7<-Dom HZ & Synkro-Dub Discipline (Synkro Remix) (Dubbed Out)
>8<-Sasquatch Feat. Dialect & Asher Don-Life's Changing (Senseless Records)
>9<-Ghosttown Feat. YT-Hidden Agenda (Senseless Records)
>10<-Dubblestandart Feat. Lee Scratch Perry-Chase The Devil (Subatomic Soundsystem Remix) (Collision: Cause Of Chapter 3)
>11<-The Spit Brothers-Roll & Tumble (Bakir And Dubsworth's VIP) (Dubs Alive)
>12<-DZ-Jah Prayer (Dubs Alive)
>13<-Fedayi Pacha Feat. Alexander Hacke-Pyramids (The Moon) (Hammerbass)

Download Episode - İndir

Fanfare In The Minimal Kingdom (268) – Ayrıştırılmış, Değiştirilmiş Sözcükler Gizli Saklı Bırakılan Gerçeklerine Yerlerini Terk Etmeye Zorlanmakta. Tepkisizlik Makus Talhimiz Olmadığı Gibi Bundan Sonrasında Da Suskunluk Kolay Kolay Mümkün Olmayacaktır. [DemokraZine]

>>>>>Bildirgeç
Biteviye aynı noktalarda kendini tekrar etmekte olan argümanların günyüzü bulduğu, çekimserliğimizi daha da fazla belirginleştirmeye yardımcı engellemelerle iyice haşır neşir olduğumuz bir güncenin dahilindeyiz. Sözün arttırılıp çoğaltılabilmesinden ise olabildiğince kendi içerisine kapalı bir biçimde, bırakınız argüman geliştirmeyi doğru dürüst tepki vermenin bile belirli kıstaslarla olur! kabul edileceği günler ise çok yakınımızda. Zaman mevhumunun hızlılığına binaen de kısa bir aranın hemen sonrası doğru bildiğimiz nice yanlışlara daha fazla hemhal olacağımız öngörüsünü beraberinde getirmekte. İde öncülü olarak yapılandırmaların zeminini sağlamlaştırsa da, dur durak bilmez bir şekilde geliştirilmeye çaba sarf edilen usturuplu! tepkilerin eskisinden de zor bir biçimde argümana dönüştürülebildiğini fark etmek de mümkünatlar dahilinde. Derinleştirilip detaylandırılmaya çalışılan her bir olguda karşılaşmak zorunda bıraktırıldığımız kalıplaşmış tekdüzeliğin ötesine ulaşmak ise büyük bir özveri gereksinimini duyrumakta hali hazırda. Yanlışlara yanlış diyebilmenin, her doğru olarak öne sürülenin istisnasız bir biçimde uygundur onayını vermeden önce birkaç kez daha düşünmemiz gerekliliğini de ha keza. Tepki bu girift halin daraltılmış yollarına düşmeden önce son bir geri dönüş için zemin sağlayandır. İstisnasız bir şekilde her eyvallah denilenin ardılında saklı duranın ifşaası için gerekliliği ayan beyan ortada olan bir olgudur. Sorunların daha en başından sorumluluk alabilmenin, fikri tespitlerde hatalarla mümkün olan en az seviyede temas edebilmenin yollarını ihtiva eder. Doğru bildiğimizi varsaydığımız nicesini tekrardan temize çekebilmek ve yapılmış hatalardan ders alabilmeyi kolaylaştırır. Tepki baskılarla ve uyarılarla beraber gelmiş olan engellemelerin, önü çoktan kesilmiş endişelerin de daha fazla görünür kılınmasına vesile olur. Fikriyat olarak öne sürülenlerin dahilindeki tututarsızlıkları iş işten geçmeden fark edebilmeyi de pekâla. Tepkisizlik bir şekilde birilerinin daimi bir biçimde elini kuvvetlendirip, ses kısmalarına, hizaya çekmelerine zemin teşkil etmekte. Nitelikli bir savunma, olumlandırılabilir bir sonucu talep etmenin ise tepki koymadan elde edilebildiği ülkemiz sınırları dahilinde bâki değil. Türlü çeşit örnekleri dikkate aldığımızda. Baskın bir biçimde sesi daha fazla çıkanın yönlendirmelerinin bir şekilde muktedir olarak tanımlanması, sorgulanamaz adledilmesi de bu durumu daha fazla pekiştirecek yan unsur olarak değerlendirilebilir. Yüzeysel düzenlemelerin, daha henüz üzerinde konuşulur iken rafa kaldırılan nice tasarının, önerinin akıbetinin ne olduğundan tutun da, şimdilerde internet dediğimiz bilgi ağının ötesinde berisinde konuşlandırılmış olan sitelere karşı ortaya çıkartılan engellemelerin hadi adını doğrudan zikredelim sansür girişimlerinin ardından sürekliliğinin sağlanması elzem olan bir olgu tepki. Gereksinim.

Farkındalılığın sağlanabilirliği konusunda büyük bir yanılgının da vesilesi olan sansür girişimlerinin tek bir yönden bakışımı keskinleştirmek dışında ötesini yok saydığından bu noktada bahsedebiliriz. Bir baskı oluşturabilmenin yegane yöntemi olarak hemen uygulamaya geçirilmesi de, el altında tutulması da aynı yönden ele alınabilir. İçeriğinin bariz bir biçimde kullanıcıların taleplerine ve arzularına göre şekillendirilebildiği web 2.0 ortamının hala ne kadar kenardan seyircisi olduğumuzu da farklı bakışlar ile örnekleyebilmek mümkün. İçeriği değiştirmek için çaba sarf etmekten, beğenmediğimiz vurgulara dair yorumlar getirebilmekten dahası kendi kendimizi koruyabilmekten bu kadar muaf tutulup, hakir görülüp esirgeniyorsak ilk elden tepkisizliğin bizleri bu noktaya taşıdığını belirtebiliriz. Bizler sizlerin yerine düşündük, bizler sizlerden çok önce o yollardan geçtik, bizler sizlerin göstermiş olduğunuz uyarma bilincini yıllar önce kaybetmiştik diyenlerin elinde bir görünmez bir değnek halini alan sansür girişimi ve fikir belirtebilme hakkından mahrum bıraktırılmanın karşısında doğal olan sesi daha fazla çıkartmak , daha fazla yükseltebilmek. Nitelikli bir biçimde kimilerinin öngöremediklerinin aslında ne olduğunun detaylarla çözümleyebilmek. Israrcıl bir biçimde yasak hemşerimden başka bir argümanın reva görülmediği bir anlayışa karşı böylesi de mümkündür diyebilmek için tepki gereklidir. Ama tekil ama daha fazla insanın da katılımlarıyla beraber, yıllardır önce basılı yayınlarda karşımıza çıkan, daha sonra televizyonlarda varlığını sürdüren, şimdilerde ise internet denilegelen bilgiye ulaşmanın kolaycıl olduğu bir yapının sınırlarında karşılaştığımız sansür ve engellemelerin ürkütücü verileri bunu gerekli kılmakta. Alttan alına alına yıllardır aynı düzlemde sabit tutulmamızdan da pay biçilebilir. Sorumluluk salt bir şeylerden nemalanmak uğruna değil, herkesin eşit bir biçimde varlığını gösterebileceği, fikrini paylaşabileceği, kendini ifade edebileceği ve dahası standart olarak katıcıllaştırılmış olanın dışını idrak edip yeni keşifler gerçekleştirebileceği bir paydaşımı da beraberinde getirecektir. Kıssaslarla beraber tüm (artık sadece adı anılan) o muasır medeniyetlerin seviyesine nasıl ulaşılamayacağını idrak ettirmek için biçilmiş kaftandır. Söze mana katılabildikçe, tartışabildikçe, yazıya ve fikre dönüştürebildikçe dar kalıp, tekdüze, odağını çoktan kaybetmiş engellerin aşılabileceğini söylemek hayalcilik olmayacaktır. Deneyebilmek en azından teşebbüs edebilmek bile yaklaşık 12 gündür kapalı durumda olan ve diğer yazılarımız boyunca da iletmeye gayret ettiğimiz notlarımız ile de derinleştirmeye gayret sarf ettiğimiz Last FM ve Myspace sitelerinin Türkiye uzantılarının engellenmesi girişiminin ardından daha da büyük önem arz etmekte. Tepkimizi ve sesimizi bireysel olarak yükseltebileceğimiz gibi temellerini akademisyen Özgür Uçkan’ın Friendfeed sitesinde atmış olduğu “hak ve özgürlükler odası” başlangıçlı Netdaş hareketi üzerinde fikirlerimizi paylaşarak gerçekleştirebiliriz. Çabaların birbirlerine bütünleştirildiği, söylemlerin doğrusu için tek bir yönden değil mümkün mertebe olabildiğince genişçe tutularak bütüne ulaştırılmasına kısa yol oluşturmayı amaç edinen Netdaş kavramsalı ve bu ağın bireyleri olarak bizleri de tanımlayan söxcük öbeği ile beraber farkındalılığı arttırıcı çalışmaların önümüzdeki günlerde daha da fazla bahsinin açılacağını söylemeliyiz.

Fikir anlamında kendi özgün karakterlerini yaratmış olan Netdaşlığın /internet kullanıcısının/ istikrarlı bir biçimde giderek sınırları daraltılmaya çabalanan internet kavramının niteliğini ve özgürlüğünü de tekrardan gündeme taşımasından tutun, bugün karşılaşmış olduğumuz veyahut gelecekte karşılaşacağımız engellemelerin vesair düzenlemelerin önünü alabilmek için bir gayretkeşlik barındırdığından da dem vurmalıyız. Özgün bağımsız yapısından giderek devletlerin, şirketlerin yurttaşlarını takip ettiği, neredeyse her hareketlerini kontrol altına almaya çalıştığı ve gerektiğinde fikirlerini paylaşmasının önüne yeni engeller çıkartmaya gayret gösterttiği internet alanının biçeminin bozulmamasına dair tepkilerin de şekillendirilmesine, öneri ve düşüncelerin paylaşılmasıyla beraber düzenlemelerin talep edilmesi için baskı unsuru oluşturulabilmesi gibi aslında olması gerekenleri hatırlamamız için bir vesile oluşturacaktır. Kuşkusuz ki düşünceler birbirini tetikledikçe bir kamuoyu yaratacaktır. Popüler kültürün dayatmış olduğu tüket tüket sonunda unut gitsin balık hafızalığınından da mümkün mertebe ferahfezaya ulaşabilmektir. Bugün sadece belirli başlı internet sitelerine ve kullanıcılarına yönelik olan sınırlandırmaların ana akım medyada yankılanmadıkça, sorgulanmadıkça en önemlisi de gereken tepkinin gösterilmediği müddetçe bizimle beraber yaşayacağını ve bu vahayı içinde kısılı kaldığımız bir özgürlük yanılsaması dışında bir şeye dönüşmeyeceğinin idrakının aşılanabilmesidir. Bu bağlamda Netdaş Hareketi’nin 26 Eylül 2009 tarihinde Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul kampüsü dahilinde gerçekleştirilen ilk toplantısı ardından ivme kazanmaya başlamış yapının dahilinde sözcükler daha da çoğaltılacaktır. Geleceğin internetinin önizlemesi olarak tasvir edilebilecek koskocaman kırmızı harflerle donatılmış bir ekrana ulaşacağımıza, kullanıcı tarafında olan Netdaşların da sözlerinin duyulduğu, tepkilerinin karşılık bulabildiği bir yapının bu kısır döngüden çıkabilmek için gereksinimimiz olduğunu tekrar etmeliyiz. Sözümüzü Bilişim Hukuku Bülteni’nde yayınlanmış olan makaleden yaptığımız alıntı ile tamamlayalım:

“26 Eylül 2009’da Santral İstanbul’da ilk Netdaş toplantısı yapıldı. Bu toplantıda, 2001’den bu yana 6000’e yakın sitenin erişime engellenmesi, internete dair yasal düzenlemelerin olumsuz bir anlayışla ve katılım sağlanmadan yapılması, düşünce, ifade ve iletişim özgürlüğüne, kişilerin mahremiyetine ve özel hayatının dokunulmazlığına yönelik tehditlerin azaltılacağına gittikçe artırılmasına yönelik yaklaşımların bulunması, bilişim suçlarına dair yeni yasa tasarısının arkasında kişileri izlemeye yönelik bir mekanizmanın kurulması kaygılarının bulunması gibi temel sorunlar masaya yatırıldı.

Bu sorunların çözümü için bir platform olarak hareket etme kararı alan Netdaş üyeleri, modern toplumun olmazsa olmazı sayılan sivil toplum örgütlerinin kullanmış olduğu; kampanyalar yürütme, hak savunuculuğu yapma, lobi yapma, ilgili kurumlarla ilişki kurma, raporlama, izleme ve analiz yapma, farkındalık yaratan eylemler yapma, eylem tarzında farklılaşma yaratma gibi yöntemleri etkin ve verimli bir şekilde kullanmayı amaçlıyor.

Çeşitli çalışma gruplarının oluşturularak görev paylaşımının yapıldığı toplantıda Netdaş Hareketi’nin dikkat çekme ve farkındalık yartmaya yönelik eylem planları da tartışıldı. Sonuçta, Netdaş Hareketi’nin ilk tanımı da yapılmış oldu.

Bu tanıma göre, Netdaş Hareketi:
İNTERNET ÜZERİNE (VE ÜZERİNDE) ODAKLI POLİTİKA YÜRÜTÜR;
DÜŞÜNCE, İFADE VE İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜNÜ;
BİREYİN MAHREMİYET HAKKINI VE ÖZEL HAYATIN DOKUNULMAZLIĞINI;
BİLGİYE ERİŞİM HAKKINI;
YANİ İNTERNET KULLANAN BİREYLERİN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ SAVUNUR…
“NET YANSIZLIĞI”NDAN YANADIR VE İNTERNETİN TOPLUM FAYDASI İÇİN GELİŞTİRİLMESİNE KATKIDA BULUNUR.

Netdaş Hareketi çok yakında web sitesini açmayı ve iletişim konusunda teknolojinin en son olanaklarını kullanmayı planlıyor. Netdaş’lar şimdilik http://friendfeed.com/netdas adresinde çalışmalarını yürütüyor.”

[Katkılarından dolayı Özgür UÇKAN, Sühan GÜRER ve Tolga DARCAN'a teşekkür ederiz.]

Bilginin paylaşılabilir olması, fikirlerin ortak bir çerçevede oturtulup değerlendirilebilmesine de imkan sağlar. Sınırlandırılmış bir görünümden, sözel bağnazlıklardan az biraz uzaklaşıldığında, muhteviyata eklenmiş olan her bir detay ile beraber yeniden bir yapılandırma eylemi ortaya çıkartılabilir. Saklı tutulmakta olan, görmezden gelinmesine çaba sarf edilen özümsenmesi gerekli olan esas detayların varlığını da bu sınır ve hudutların dahilinde işleyebilmek mümkün olur. Fasılasız belirginlik kazandırılmaya çalışılan her bir çaba muğlaklığın ötesindeki anlamlara ulaşmak için gereksinim duyulandır. Ötekileştirilenin seslerine ve sözcüklerine yabancı bıraktırıldığımız ifadelendirdiklerine üç maymun prensibiyle manidar bir biçimde anlamsızlığa terki diyar ettiklerimiz ile yüzleşebilmenin de anahtarıdır: Paylaşım. Sonuca gidilebilecek derlenip bütüne ulaştırılan her bir detayda bu durumu bir kere daha göz önünde bulundurmalıyız. Kendimiz biçtiğimiz yol ve satıhlar ile aynı noktalara temas etmekten farkına varmadığımız pek çok şeyin varlığını, olumlu veyahutta olumsuz anlamlarda keşfedebilmek mümkün. Paylaşılan sözün, katılan mananın ve önemli bir biçimde eklentilenen her bir çabanın karşısında durup düşündüğümüzde ortak bilincin ve kollektif doğruların altının kazıldığını ve bir de böylesi var sunumunun gerçekleştirildiğini fark edebiliriz. Yarıda bırakılmış sözlerin sonunda nihai bir biçimde cümleler haline dönüşümünü de pek tabiiki. Tüketmekten başkasına olur vermeyen popüler kültürün sunmaktan özellikle imtina ettiği alt metinler geri dönüşümleri de yeni söylemleri pekiştirebilmenin de olası olduğunu ispatlayacaktır. Paylaşım bu minvalde Deuss Ex Machina programının genellendirip tekil bir noktaya sabit bakışımlardan ötesine uzanabilmesinde tutunduğu dayanaklardan birisidir. Aynı tonlardan, benzer çağrıların, kendini tekrar ettiği düzlemlerden ilerisini keşfetmek için bir çabalanımdır. Geçişler ve bağlaçlarla beraber müzik bu seyrüseferde en mühim yardımcımız. Başvuru, başlangıç kaynağımız. Tınıların sunageldikleri ile nicesinde çelişkilerle hemhal olduğumuz karaşınlıklara karşı bir alternatifi oluşturabilmeyi düşünmüşüzdür. Fikriyatın sağladıklarına yeni eklemeler, yeni tanımlamalar ve yeni bakışlar. Gerçek hayatın ezici bir biçimde nefes aldırmadığı düşünsel yanımızdaki yarıda kalmışlıkları fark edebilmemizi de pekâla. Müzik kendi başına bir unsur olmasının yansıra üreticisinin kattıklarıyla, dinleyicinin keşfettikleriyle beraber bu paylaşım hanesinin de altını kuvvetle dolduran bir gelişime yol açar. Genelgeçer fasaryalarla süslendirilmiş unutulup giden , dinlenilip unutulanlar değil burada kastetmeye çabaladığımız. Tını öbeklerine kattıklarıyla kısacık da olsa ifadelendirmeye çalıştıklarımıza kapı aralatan müzikler burada bahsetmeye çalıştığımız. Söze çok daha fazla ehemmiyet göstermemizi işaretleyen kurgulamalara. Another Sound System Experience ve Bangarang gibi Fransa menşeili öncül Dub müzik kollektiflerinde kendini geliştirmiş, Fedayi Pacha mahlasının altında sunduğu albümlerle beraber doğu batı karşılamasının bilinmeyen kontrast alanlarını belirginleştirmeye çaba sarf eden Denis Sefani'yi üçüncü uzunçaları 'From The Oriental School Of Dub' ile sizlerle paylaşıyoruz.

Yaşadığımız güncenin dahilinde karşılaştığımız, söze ve eyleme karıştığımız her an bizlerin peşinde olduğu intibasını üzerimizde taşıdığımız engellerin karşısında durmayı nitelikli örneklerle kulaklara amade bir biçimde sunmakta olan müzikal disiplinlerden birisi dub. Jamaika’da formüle edilmiş, gündelik yaşananlara dair tavır ve tepkilerin belirli bir kademeden sonrasındaki iğneli sözler ve oluşturulan kurgular ile beraber yapılandırıldığı ‘reggae’ müziğinin enstrümantal yönünün üzerinde denemelerin gerçekleştirildiği bir kurgulama biçimi. Yoğun ses alaşımlarının dahilinde eklentilenen yüksek perdeli bas öğelerinin, kendi mizanseni içerisinde öncül adledilen kollektif yapılandırmaları ile beraber türler arası geçişlere de, çıkışına zemin sağlamış reggae formuna da göndermeler barındıran bir seyrüsefer. Tekil hatlardaki üretimlerden ise mümkün olduğunca eldeki verilerin iyi gözlemlerle beraber yeniden ve yılmadan şekillendirildiği birer hayat kıssası olduğunu da bu bağlamda eklemeliyiz. Dinlencelik sınırı ve ötesinde türetilmiş olan ses kümeleriyle beraber aslında konuşulması gerekenleri de işaret eden, uluslar arası bağlarla yerelleştirilebilen müzikal formlardan. Bir kaç dinleyişin hemen ardından tüm o aranılan nitelikli çözümlemelere de ulaşabilmek mümkünatlar dahilinde. Lee “Scratch” Perry ve Osbourne “King Tubby” Ruddock gibi nevi şahıslarına münhasıran dub müziğinin öncülleri olmuş prodüktörlerin izlerini takip ederek, bugünün müzikal çeşitliliğinde kendine özgü bir hat çizmeyi başarmış bir isim Fedayi Pacha. Yüksek bas öğeleri ve eko verilip derinleştirilmiş ses kümelerinin yanında çok yakınımızda duran etnik müziklerden de beslenmeyi tercih etmiş bir müzik seyyahı. Tam tanımı bu olsa gerek. Derleyip toparladığı ve bir diğerinin üzerine Lego parçaları gibi oturan yayınladığı toplamda üç albümü ile tüm bu formüllerin üzerinde uzunca zihinsel bir idmanın gerçekleştirildiği bir sahayı belirginleştirmekte. Kıymetini bir türlü bilemediğimiz doğu’nun müzikal zenginliğini batıcıl bir müzikal izleği ortaya çıkartan dub öğesi içerisinde yeniden tanımlandırmak başlı başına bir çabalanma bütününü temsil etmekte. Üzerinde onlarca farklı projenin gerçekleştirildiği sentezin kimi zaman muğlaklıkta bir gölge kimi zaman da yıllarca çözümlemesi gerçekleştirilebilecek kadar farklı odakları ortaya çıkarttığı Doğu – Batı buluşturmalarına yetkin bir çözümleme ve alternatif bir dilin de getirtildiğini Fedayi Pacha tarafından söyleyebiliriz. Martin ve Raf ikilisinin temellerini attıkları Brain Damage kollektifinin sacayaklarından birisini oluşturan Another Sound System Experience projesine 1998 yılında dahil olmasıyla beraber müzikal kariyerinin de başlangıcına ulaşırız. St. Etienne’den başta Fransa olmak üzere dub sahnesi üzerindeki diğer projeler ve üretim kanallarıyla da bağlar barındıran bir dizi konser ve kaydın dahilinde kendi sesini yakalayabilmenin yollarını arar sanatçı. Muhalif kimliğe sahip diğer müzikler gibi dub müziğinde de Fransa’ya özgün çerçeveler ve kapsamlar dahilinde genişçe bir bakışımın da izlerinin kademe kademe oluşturmak istediği ses kurgusu ve yapılara yakınlaştırdığından da bahis açmalıyız. Ermeni kökenlerine karşın mümkün mertebe tüm Doğu seslerine ilgisinin de salt bir egzantrik paylaşımdan fazlasını barındırdığını da ha keza. Öğeler birbirleri dahiline eklenme sırasıyla beraber makine-insan kurgusundan tutunuz da bugün artık bahsini açmaktan çekinir olduğumuz insanlık hallerinin derinlerinde saklı kalmış öğelere, farklı tevatürlere ve karşılaşmalara açık bırakıtırılan, merak ettiren bir dinlencelik karşımıza çıkar. Benzeş formlar üzerinde ses türetmelerine karşın kendi solo kariyerinin ilk kayıtları olan Severe Beating ve Persian Blind gibi parçalarda bu durumları daha yakından gözlemleyebilmek bir yandan çalışmaları dinlerken mümkün.Bryan Jones’un Muslimgauze namıyla yayınlamış olduğu ve Batı’nın genel anlamıyla fazlasıyla önyargı ve genellendirme çalışmalarının ardından yek başına bırakılmış, tek yönlülükle beraber iyice köşeye sıkıştırılmış, anlamından ve bağlamından kopartılmış Doğu’yu ve özelinde İslam aleminin yapısına dair muhtelif yapılara ve işleyişlere göndermeler barındıran politik dub örneklemelerinin bir kaç kademe altında işlevsellik barındıran bir hattın daha mülayim örnekleri olduğunu ifadelendirelim. Sözün bir türlü esasa getirilmediği çerçevenin dışında olan bitenlere dair kesitler Fedayi Pacha’nın müziğinde alttan alta kendini gösteren bir detaylandırma olarak yer almakta. 2005 yılında Hammerbass çatısı altından yayılanan debut albümü Dub Works (In Mysterious Waves) bu bağlamda Fedayi Pacha müziğine kulak kabartmak isteyenler için önemli bir başlangıcı temsil etmekte. Süreklilik arz eden bir biçimde ses tasvirlerinin arasında köprülemeler gerçekleştirmeye imkan sağlayan bağlaçlarla beraber dinleyiciyi içerisine dahil eden, çevreleyen bir etkinlik kayıdın genel müzikal anlayışını ve ana fikrini ortaya çıkartmakta. Albümün hemen açılışında derinleştirilmiş sinyallerin arasında görünür kılınmış Arap sanat musikisinin keman pasajlarından bir örneklemin yer bulduğu “L'ile Aux Chiens” ile rahat bir dinlencelikle kayda dahil olunur. Yaklaşık altı dakikalık süresi dahilinde Hindistan’ın dinsel-mistik raga müziğinin vurmalılarına ev sahipliği yapan, daha adı henüz koyulmakta olan dubstep’in sınırları içerisinde rahatlıkla ilintilenebilecek deneysel “Qawwali Steppa” bir çeşit zamanda yolculuğu da beraberinde getirir. Alıntılanan vokallerin yer yer Nusrat Fateh Ali Khan’ın Qawwali’ye özgü vurgularıyla benzeştiği bir çeşit uhreviliğin de sınırlarına ulaşılır. Albümün odak noktalarından birisi olarak değerlendirilebilecek, vokallerde büyükanne Maeram Demirdjian’ın yer aldığı “Diaspora” parçası bir anlatı, bir çeşit geçmiş ile yüzleşmenin de vuku bulduğu belgelemeyi tanımlandırır. Gidenlerin peşinden unutmanın en büyük kayıp olduğunu fark ettiğinizde oluşan burukluğu yeterince iyi biçimde kotarılmış endüstriyel dub haznelerinde Fedayi Pacha’nın dokunaklı yapılandırması bu belgeleyiciliği perçinler. “The 40 Nights Of Musa Dagh” vurmalıların ön planda tutulduğu melankolik yanı ağır tutulmuş bir ezginin üzerinde şeklini bulan, albümden önce çeşitli toplama albümlerde dinleyicilere sunulmuş bir kayıt olur. Albümün karaltılı sularda dolaşıma çıktığı, Bryan Jones’un adını bir kere daha zikredebilmemize vesile olan “Loudspeaker” ve “El Fırat” ikilisi daraltılmış bir örnekliğe inat genişçe bir yelpazeden sesleri birbirilerine kavuşturur. Filistin’li şair Mahmoud Derwish’in “On Earth As In Heaven” kitabından alıntılanmış şiirin Walid Abboud’un seslendirmesiyle vücut bulduğu “Ma'sa Tun Nargess” albümün de kapanışını gerçekleştirir. Yaşadığımız dünya’da farklılıklara olan katıcıl direncimizin, görmezden gelişlerimizin bizleri nasıl da etkisi altına aldığını deşen, cenneti nasıl da cehenneme çevirdiğimizi imleyen bir son ile kayıt nihayetlenir.2007’de yayınlanan ikinci uzunçalar olan The 99 Names Of Dub, elektronik dub elementleri ile şark bakışının hemhal ettirildiği bir bütünlük olarak dinleyicilere sunulur. Sınırların daha da görünür kılınıp detayların üzerinde şekillendirilme yolunun sanatçı tarafından tercih edildiği sentez ne olmalıdır? sorusunun yanıtını barındıran bir kayıt olur The 99 Names Of Dub. Çok sesli Arap müziğinin kendine has figürleri arasında anılabilecek orkestral bölümlerin üzerine ilintilenmiş bol efektli dub tınısının parçası “Apricot Wood” ile albüm açılır. Parça sürelerinin nispeten daha kısa tutulduğu ancak etkisinin asla azalmadığı örneklerden bir diğeri olarak “Sub Dhol” parçası önemli bir yapıyı oluşturur. Karaşın dub tasarımında kendini gösteren Seviyormusun, İnşallah, Maşallah kelimeleriyle uzaktan uzağa Batı’nın algısında yerleşmiş, eğlenceli egzotik ama hepsi sınırların çok önceden tespit edildiği günler dahilinde ambalajlanıp tüketildiği bakışıma sert bir eleştiriyi getirir, davulun egzantrik kullanımıyla beraber. İstifini bozmadan deyim uygunsa kafaya çakarak. Keza “Yallah, Cowboy” parçasında da bu ironi dolu göndermelerin aksak ritmlerle bütünleştirildiği bir diğer örnekten de dem vurabilmek mümkün. Oyun havasının “amen break”lerde yeniden tahayyül edildiği, şenliğin en başından bu yana sorgulatmayı amaç edinmiş olan Fedayi Pacha’nın anlatmak istediklerini daha rahat anlam kazandırmamıza yardımcı olan bir kurgu kulaklarımıza ulaşır. Doğru bileşkelerde müziğin sunduklarının nasıl da çözümlemeleri beraberinde getirebildiğini kanıtlayan “Baghdad Bahnof”, dub müziğinin surlarında doğru motifler ve ses kesitleriyle birleştirilmiş “Kufiq Type” gibi denenmemişin adının nihayet konulduğu gerçekçi yaklaşımlar albümün de değerini arttırmayı başarır. Seyyahlık eylediği güzergahlara eklediği yeni rotalardan bir başkası olan Balkanların açıklamalara ihtiyaç duyulmadan açık açık dile getirdiklerini görünür kılan melodikasında derlenmiş “Fortress Of Suram” gibi nitelik olarak albümün kapsamsallığını geliştiren örnekleri de duyumsayabilmek mümkün. Dubstep disiplinine göndermelerin bulunduğu ‘Bütün Dünya Oryantalizme Gidiyor’ jeneriğinin parça dahilinde tınlayan nağmelerle buluştuğu rehberliğe ev sahipliği yapmış “Emir Of Dub High” dans ettirirken düşündüren bir muhteviyatı temsil eder. Albümün finalini oluşturan “Djebel Tariq” gerek kapsam dahiline alınmış ses hüzmelerini gerekse de Fedayi Pacha nam lakabın altında saklı tutulmuş olan bilmediğimiz diyarların kıymetini bir kere daha anlamamız için çaba sarf etmemiz gerektiğini ortaya seren bir sonucu iletir. 2 yıllık araların ardından çıkarttığı albümlerinde oryantalist vurgunun alışılageldik örneklerine karşı seri, cevval yanıtlar barındıran kayıtların altından ustalıkla kalkan Fedayi Pacha’nın üçüncü uzunçaları olan From The Oriental School Of Dub’ı da Hammerbass etiketiyle yayınlanır. Taşların artık tam anlamıyla yerine oturtulduğu, sosyo politik gerçekliklere dair sözlerinin de olduğunu fark ettirecek kadar önemli detaylarla şekillendirilmiş bir kalıt, uzun soluklu dinlencelik albüm için bahsini açacağımız ilk söz öbeğini oluşturacaktır. Sınırların yok olduğuna dair yanılsatıcı algının örnekleriyle her yeni gün haşır neşir olduğumuz dünyamızda bariz ayrıştırmaların nasıl istikrarlı bir biçimde rutini oluşturduğuna dair gözlemlerin iliştirildiği bir kayıt olur From The Oriental School Of Dub. Adım adım yükseltilen raga vurmalılarının evsahipliğindeki elektro-dub raksının resmedildiği “Autorickshaw Chase” parçasıyla albüm açılır. Duduğun ağıt harici nadiren kullanıma örnek olarak gösterebileceğimiz ilerleyen her bir sekans boyunca eklenen enstürmanlar ile beraber giderek derinleştirilmiş pasajların dinleyiciyi çehrelediği eklektik dans musikisi “Stand On Zanzibar” parçası gibi öncül kurgulara da kulak verilir. Kaydın doruk noktalarından birisini oluşturan yıllanmış ekip Einstürzende Neubauten’in bass gitaristi olan aynı zamanda da solo projeleriyle adından sıklıkla bahsedilen Alexander Hacke’nin vokallerde konuk olduğu “Pyramids (The Sun)” parçasına ulaşırız. Piramit yapısından genel bir durum değerlendirmesine girişildiği, etkileyici sözlerle beraber politik tavır anlamında yalnız bırakılmış Bosna gerçeğini de bir kere daha hatırlatmayı başaran dinlendikçe değeri anlaşılabilecek bir örneklem ortaya çıkartılır. Sese büründürdüğü temas noktalarıyla Dub müziğinin muhaliflik ve söz söyleme konularında hala nasıl etkin bir disiplin olduğunu da tekrardan teyit etme imkanı sağlar. “9 In 1 Mantra Box”: kuvvetlendirilmiş bateri ataklarının kendini gösterdiği melodika içerisinde dönüşmekte olan ritm cümbüşünün gün yüzü bulmasını sağlayan bir parça. Düşük yoğunluklu ritmlerin ses verdiği nispeten daha sakin bir ses harmonikasının yakalandığı “Eastern Cult Of Dub” bir kaç dinleyişin hemen ardından insanın içine dönmesine yardımcı olan bir tefekkür halini sağlamakta. Manaların ötesine dair anlam kazandırılma çabasında yardımcı olabilecek bir epik yapıt haline dönüşür. Davulların armonik seremonisi ile açılan “9 In 1 Mantra Box” da duyumsadığımız ritmlerin evrildiği Fedayi Pacha’nın vokallerini de duymamıza vesile olan “Aman Aman” kendi içerisinde albümün de bildirisi olabilecek kadar kuvvetli bir sunuşu nakşeder. Balkanların yapısının neredeyse tamamen değişime uğratıldığı felaket günlerinin iz düşümü olan bir diğer çalışma olan “The UÇK (Took My Baby Away)” ile albümün finaline ulaşırız. Dub ekolarının üzerine lehimlenmiş saz kompozisyonu aralara serpiştirilen darbuka nağmeleri, dış seslerle beraber gözlere mühür vurulmuş günleri de bir kere daha hatırlama imkanı sağlanır Fedayi Pacha tarafından. Sıralı kayıtları içerisinde belki de doğrudan politik söylemleri en belirgin bir biçimde görünür kılndığı çalışmadır: From The Oriental School Of Dub. Fedayi Pacha dub müziğinin içeriğine eklemlediği her sesle beraber kendi keşiflerimiz için zihinlerimizin derinliklerini az biraz kurcalamamızı salık vermekte. Daimi bir biçimde karşımıza çıkan bir argüman haline dönüşen “balık hafızalılığa” teslim olmaktan bir an evvel kurtulmak isteyenlere duyurulur.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
İnternet Vatandaşlarının Hak ve Özgürlüklerini Savunan Yeni Bir Oluşum: “Netdaş Hareketi” – Bilişim Hukuku Bülteni
Türkiye’de İnternet Sansürünün Kısa Tarihi... Ve Mümkün Geleceği – Özgür UÇKAN – Göçebe Bilgi
İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme - Dr. Yaman AKDENİZ & Dr. Kerem ALTIPARMAK – Cyber-Rights.org.TR
Özgür Müziğe Dokunma – İnternet Çağı ve Müzik Endüstrisi - Tolga Darcan – Çöpkuşağı
Is It Legal To Download Music If You Don’t Upload? – Nate Anderson – Ars Technica
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri

Değerlendirilesi Güncel Makale ve Yazılar
Sansür Sezonu Açıldı – Gönenç GÖÇMENGİL – Reset! Magazine
Dijital Çağda Metamorfoz – Erdem DİLBAZ – Muhteviyat
Actuel And Virtuel - Gilles Deleuze – Yazgı R. - Proscenium Arch
Kimliksiz Cinayetler – LiberterKedi – Serbest Yazarlar
Getme Getme Gözel Yâr – íí – 13Melek
Tarwater – Donne-Moi La Main OST – Albüm Eleştirisi – Okan AYDIN – Fasitdaire
Set List: Sunn O))) At The Brooklyn Masonic Temple, Fort Greene, Brooklyn Sep.22.2009 – Sasha Frere-JONES – The New Yorker

Fedayi Pacha Official
Fedayi Pacha At Myspace
Fedayi Pacha At Hammerbass
Fedayi Pacha At Bangarang
Fedayi Pacha Interview At Dubzone (FR)
Fedayi Pacha - From The Oriental School Of Dub – Albüm Eleştirisi – Sühan GÜRER – Dinleme Parkı
Alexander Hacke Official
Muslimgauze: Elektronik Müziğin İslami Yüzü – Sühan GÜRER – Dinleme Parkı
Fedayi Pacha The 99 Names Of Dub – Album Critic – Mersenne – Undomondo
Dub Music – Wikipedia
Dubblestandart Official
Dubblestandart At Myspace
Dubblestandart At Collision: Cause Of Chapter 3
Gemmy At Planet µ
Gemmy At Myspace
Gemmy The Bass Transmitter – Highrise Clothing
Wascal Official
Wascal At Twitter
Wascal 30 Mins Wascal Only Mix – Soundcloud
DZ At Virb
DZ At Myspace
Dubs Alive At Myspace
Rogue State At Myspace
Rogue State Official Free Downloads
Argon Records Official
Mungo’s HiFi Official
Mungo’s HiFi At Myspace
Mungo’s HiFi – Scotch Bonnet Mix – Spannered
Dom HZ At Myspace
Synkro At Myspace
Sasquatch At Myspace
Senseless Records Official
Senseless Records At Myspace
Ghosttown At Myspace
YT At Myspace
The Spit Brothers At Myspace
Dubs Alive At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;

Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8 ---------------------------------------------------------

>>>>Info Go-R-Sel Dolk-ting Med Megafon By Dalager
Christian Dalager’s Flickr Page

Fedayi Pacha Concert Photos Courtesy From RA²’s Flickr Set:
http://www.flickr.com/photos/rax2/sets/72157605484395007/
RA² Flickr Page

>>>>>Poemé
Yine De Gülümseyerek – Nihat BEHRAM

Ne sağnaklar görmüşüz, yarılan gökyüzünden alnımız
yıldırımlarla ağmış,
ne rüzgarlar çınlamış bağrımızda, coşkusundan kırılmış
kaburgamız,
dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız, aşmışız ne zifir
uçurumlar,
yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin
yaşından
incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği;
şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş,
sesimizde sendeleyen bir keder,
uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin.

Ne azgın canavarlar üstüne yürümüşüz bir demet
çiçek için,
neyimiz var neyimiz yok vermişiz bir narin dilek için,
yıllarını taş duvara örmüşüz ömrümüzün bir hırçın
yürek için;
şimdi çevremizde yosunlaşmış sessizlik,
yabanıyız gittiğimiz her şehrin, çiğdemsiz, kükremesiz,
kimsecikler sezmiyor boynumuzdan didişen örümceğin
zehrini;
ziyanı yok, nasıl olsa nabzımızda durulanır yaşamanın
iksiri.
Ne güzel sevmişiz, ağzımızda mavi bir tat kekremiş,
ne sızılar sarmışız yumuşacık öpüşlerin çığlığını kuşanıp,
şafaklar tutuşkunu şarkılar yuvalanıp ne mintanlar yırtmışız,
şimdi usulcacık ürpersek kara gece uykumuz kaçacak
kadar delik
üstümüz çimensiz tepeler gibi bereketsiz, örtüsüz, serin;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün çayırları ipekten,
bakışımız lekesiz.

Ne masalar düzmüşüz kıvrımları gümüş, kakmaları sedeften,
ne milyonlar yanından başeğmeden geçmişiz, huyumuz
değişmemiş,
hayatımız günbegün çarpışarak yaşanılan sırların ürünüdür;
şimdi kar altında avcumuz, avurdumuz ilaçsız,
ıssızlaşmış sabahlar, yoksunluk arsızlaşmış,
kaçışır yolumuzdan gölgesini de alıp o şaklabanlar
inildesek açlıktan;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün dağı taşı altından.

Ne devlerle dalaşmış kanımızı göstermeden silmişiz.
ne kudurgan günlerde elimizi dost eline titremeden vermişiz,
bir ömür seğirtmişiz bir nefes beklemeden;
şimdi nice anışların dudağı üşüyen bir çocuk kadar uçuk,
nicesi elsıkışların sahtekar çıkmış.

- Bizi eşkiyalar soymamış abi
muhabbet yıkmış!

2 comments:

íí said...

bu ara uzaktan izlesem ve ses etmesem de sansur ve bilgi paylasimi hususlarindaki tepkilerini ve post'larini takdirle takip ediyorum misak. programini yukledigin icin de ayrica tesekkur edeyim, indirdim, dinleyecegim.

Deuss Ex Machina said...

@íí

eksik olma, gösterdiğin tevazu için. mümkün mertebe el birliğiyle ve yol yordam geliştirerek bu sorunları aşmanın yollarını bulacağız. öyle ya da böyle engellemelerin aslında nelerden mahrum bıraktırıldığımızı işittireceğiz.