Saturday, March 27, 2010

Deuss Ex Machina # 293 - Sein Gesicht War Das Eines Gelehrten

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_293_--_Sein Gesicht War Das Eines Gelehrten

22 Mart 2010 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Lali Puna-Remember (A Number Of Small Things / Morr Music)
>2<-Ninca Leece-Touriste (Bureau B)
>3<-Ninca Leece-The Uncut Version (Bureau B)
>4<-Caribou-Bowls (Merge Records / City Slang)
>5<-Caribou-Leave House (Merge Records / City Slang)
>6<-The Jackson 5-I Want You Back (Regrooved By Basement Freaks) (Goodgroove Records)
>7<-The Jackson 5-Dancing Machine (Regrooved by DJ Kid Stretch) (Goodgroove Records)
>8<-Nils Krogh-Things We Do (Alternate Take) (Backdrop)
>9<-Grand Pianoramax-Freestyle Figures (Atjazz Remix) (Backdrop)
>10<-Cobblestone Jazz-Fiesta (Studio !K7)
>11<-Cobblestone Jazz-Cromagnon Man (Studio !K7)
>12<-Uffie-Pop The Glock (Felix Da Housecat's Pink Enemy Remix) (Because Music)

Sein Gesicht War Das Eines Gelehrten (293) – Duyumsanmasını İstediklerimiz Bütün Bu Hengamede Kendiliğinden Bir Yolun Yüzümüzün Hürmetine Ortaya Çıkartılamayacağının Gerçekliğiydi. Sıfatlarımızı Karıştırırken Yanlış Eşiklerde Kaybettiğimiz Bilgilerimizi Başka Yerlerde Yeniden Filizlendirebilme Çabamız Baki. Her Daim Olduğu Üzere. Gün Ola Devran Döne. [Siğil Gibi Yaygınlaştırılan Genellendirmelerle Mücadele Etme Rehberi Fasikül 3.14]

>>>>>Bildirgeç
“Tek sorumlu davranış biçimi şu olabilir: kendi bireysel varoluşumuzu bir ideolojiye dönüştürmekten kaçınmak ve özel yaşamımızı da en alçakgönüllü, en iddiasız ve en gürültüsüz biçimde sürdürmek -ama artık iyi yetişmiş olmanın bir gereği olarak değil, bu cehennemde hala soluyabilecek havayı bulabiliyor olmanın utancından ötürü.” Theodor Wiesengrund Adorno

Devinimin en olmadık yerinde hatalara açık kapı bırakarak ne olduğumuzdan daha makulü, ne de olması gerektiği kadarıyla hakkaniyetli bir işlevselliği hayata kazandırabiliyoruz. İşittiklerimizin bir yanını kapsayan tekdüzeliğe, yekpare bakışıma alabildiğince kaptırıp gitmeyi kendimizce uygun buluyoruz. Yakıştırmaktan kaçınmadıklarımız, doğruların aslında ulaşılabilir olduğu kıssasından ne kadar çabuk bir biçimde feragat ettiğimizi göstermektedir.

Empati kurabilmenin yerini çoktan almış olan genellemelerin, yaftaların altında kobaylığa teslim olduğumuz dar kapsamlı bakışımların vesair önerme dizisi olarak karşımıza çıkartılmış ama zaman mevhumunu tüketmek dışında da başkaca bir çıkarsamaya imkan ihtimal bıraktırmayan haller hep bu döngünün içerisinde en olurun, en işlevselin varlığını tahsis edebilmeyi her daim olduğu üzere şimdilerde de yokuşa sürmektedir.

Yolun daha en başında bulunduğumuzu hatırlarımızdan çıkartarak her seferinde farklı bir noktadan başlarmış gibi yapılmasının yegane müsebbibi belki de bu kadar kaçınmak zorunda olduğumuzu sandığımız ama bir türlü rayına koyamadığımızdan üzülmeye, dert edinmeye devam ettiğimiz hallerimizle de birebir bağlantısı mevcuttur. Hazır denenmiş ve oluşturulmuşu varken ne diye en başından başlayalım dediğinizi duyar gibi olduğumuz anlarda, biteviye bir analiz yapmak yerine bizi o durumlara nelerin sevk ettiğinden de dem vurabilmemiz lazım gelmektedir.

Nasıl bu kadar kolay bir biçimde hayata karşı mağlubiyetlerimizi çoğalttığımızdan mevzu bahis açabiliriz. Keder ve kasvetin birbirlerinden ayrışmaz bir biçimde nasıl bu kadar görünür adledildiğini de sözcüklerimize eklemleyebiliriz. Nasıl bu kadar birbirlerine bağlantılanarak, görülmesi öncelikli olan sorunların resmine bakmaktan her türlü alıkonulduğumuzdan da ha keza. Muktedir olmanın getirdikleriyle sözün işitilir olmasının aynı kefe içerisinde değerlendirilmediği, kimin ne dediğinden çok kimin ne kadar fazla tantana yaptığı ile ilintili olarak şekillendirmelerin ve son tahlillerin gerçekleştirildiği bir gündemde nereye kadar bu dar kapsam dahilinde yol belirlememiz gerekmektedir.

Yapmış olduğumuz onca hataya karşın hala bir çıkış yolunun bulunabileceğini bellekten çıkartıyorsak eğer elimizde kalan ne olmuştur? Taraftar olmaktan kaçınmadan birbirimiz için söylemediğimizi de bırakmadığımız hallerimizden uzaklaşmadıkça, sorunlara dair kelamlar dizebilmenin bir orta yola bizleri taşımayacağı aşikardır. Fikrin kendisine tahammül göstermeyi unuttuğumuzdan bu yana geçen süre içerisinde en olmadık, en umulmadık aralıklarda kendini tekrar etmekten kaçınmayan duvarlarla yüzyüze kaldığımızı belirtmeliyiz. İnsan olmanın gerekleri olan hatalardan dersler çıkartarak ama makul olanın peşini de asla bırakmayarak bir görünümü karşınıza çıkartmaya çalıştık.

Eğrisi ve doğrusuyula bildiklerimizi kendimize saklamak yerine ortalık yerde duyurabilmenin, tıpkı başkalarının sorunlarında olduğu gibi kendi sorunlarımızı da anlayışla yaklaşarak, çerçevin görünmeyen yüzeylerindekileri işitir kılarak, sadece bize ait olmadığını idrak ettirmeye teşne olduk. Deuss Ex Machina’nın kısıtlı imkanları dahilinde müziği bir hayat okuması için aracı olarak belleyişimiz de bu yüzdendir. Kimi zaman sayfalarca süren serzenişler ile keskin hatlarla birbirlerinden ayrıştırılmış olan, esamesinin okunması gerekli olanın yadsındıkça bir tarafı hep eksik kalmış olan işitilmezleri duyumsatmaya gayret ettik. Ne ki şartlandırılmışlıkların sunabildiklerinin karşısında bir alternatif mecrayı oluşturabilmenin kolay yolu bulunmamaktadır.

Deuss Ex Machina bu bağlamda sınırların zorlanabilirliğine, konuşulmazların konuşulabilirliğine dair ehveni şer önermeler getirmek dışında başkaca bir amacı bulunmayan bir yapının esas öğesini oluşturmaktaydı. Şimdi bir karar anının tam ortasındayız. Gerçek hayat dediğimizin artık düşünselliğin sınırlarının daraltıldığı, hakkaniyetin acı bir ilaç olarak resmedildiği, ne denilirse denilsin, nasıl yapılırsa yapılsın muhakkak taşın altında bir bit yeniğinin aranması gerektiğine sebat edilen bir bakışıma dönüştürüldüğünü esefle idrak etmiş bulunuyoruz. Ne o ne bu diyerek çeşitlendirmeye, dillendirmeye çalıştığımız tüm telaşemiz varedilmiş olanın eğreltiliği karşısında değişikliklerin gerçekleştirilebileceğine dair bir kehanetten ibaret değildir.

Şimdi sonlandırmak zorunda olduğumuz, yarıda bırakmak mecburiyetinde kaldığımız Deuss Ex Machina günlüğü geldiği yere hayatın taa içine karışacaktır. Bu satırların takipçisi olmayı sonuna kadar sürdürmüş kâriler ve onların beraberinde getirmiş oldukları önermelerden de fazlasıyla yeni şeyler öğrenerek çıktığı eşiğe geri dönmektedir. Sözün kıssası zaruri gerekçelerle Deuss Ex Machina’nın uzun soluklu yazın ve betimleyerek dert edinme şiarı hayatın içerisinde devam edecektir. Belleğimiz elverdikçe burada öğrendiklerimiz ve işittiklerimiz ve paylaştıklarımız ve anlamlandırdıklarımızla dolu olan heybelerimiz Nisan ayının hemen başında Ankara’da Tekel emekçilerinin arasında olacaktır. Bir Mayıs gününün sabah saatlerinde görmekten kaçınılan emeğin bir günlük de olsa hatırlara getirildiği, sesinin duyurulduğu biber gazıyla terbiye edildiği alanlarda yer edinecektir.

Theodor Wiesengrund Adorno’dan yaptığımız alıntıda sözcüklere döküldüğü üzere bu cehennemde hala soluyabilecek havayı bulabiliyor olmanın utancından ötürü sorumluluk gerektiren, ses çıkartılması lazım olan, diş bilemekten kavga döüşten ise ifadelerin artık tek bir doğrudan ibaret olmadığının bilincini unutmadan sürüp gidecek bir heyhulanın ortasına doğru yol alıyoruz. Emek verdiğiniz, paylaştığınız, okumaya değer bulduğunuz, sözümüzü yarım bırakmadığınız için müteşekkiriz.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Kurtçuklar Yumurtadan Çıkıyor – Ayşegül DEVECİOĞLU – Bianet
Ermeniler Raus! – Yıldırım TÜRKER – Radikal 2
Doksanbeş Yıllık Yalan, Kadrolu Yalancılar ve Kirlenmiş Vicdanlar... – Fikret BAŞKAYA – Özgür Üniversite
Ölmeyen Zihniyet Ya Da İçimizdeki Yabancıyı Kusmak – Ertuğrul MEŞE – Birikim
AKP'nin "Ahtamar Açılımı": Bize Samimiyet Gerek, Riyakârlık Değil – Rober KOPTAŞ – Bianet
Mağdur ve Mazlumun Yanında Durmak – Kürşad KAHRAMANOĞLU – Birgün
Peyami Safa'nın Fatih-Harbiye'sinden Nazım'ın Maltepe-Dolmabahçesi'ne.. – Merdan YANARDAĞ – Sol.org.tr
İntihar, Hak, Piyasa – Umur TALU – Habertürk
Ölümü Düşleyen Gençlerin Ülkesinde – Gözde BEDELOĞLU – Birgün
Sırrımız Kızıldere’dir – Ferda KOÇ – Sendika.org
Grev Güncesi – Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri

Değerlendirilesi Güncel Makale ve Yazılar
22 Mart Dünya Su Günü’nde Türkiye HES Raporu – Türkiye Tabiatını Koruma Derneği-Antalya Şubesi – SolFaSol
Mülksüzler İçin Bahane Kalmadı! – Tolga BİNBAY – Sol.org.tr
Toprağın Hikayesi – Karin KARAKAŞLI – Radikal 2
Asimilasyon Öldü, Yaşasın Disimilasyon! – Melih MOL – Kronik Muhalif
Düet Ya Da Düello – Cüneyt UZUNLAR – Açık Koyu
Kömür Paketi, Nohut Paketi, Makarna Paketi, ‘Anayasa’ Paketi... – Halkın Günlüğü – Yeraltından Notlar (i)
Siz Hangisini Kutluyorsunuz? - Eleştirel Günlük – Eleştirel Medya Günlüğü
Ajans #7 – íí – 13Melek
John Balance ( Coil )- Funeral Song 1962 - 2004 (Batwings A Limnal Hymn) – Urufixx – Hiçliğin Nehrine Akan Yüzlerce Şişe

Lali Puna Official
Lali Puna At Myspace
Lali Puna At Morr Music
Ninca Leece Official
Ninca Leece At Myspace
Ninca Leece – There Is No One Else When I Lay Down And Dream Album Review – Adrian ELMER – Cyclic Defrost
Caribou Official
Caribou At Myspace
Caribou – Swim Album Review – Mike MINEO – Obscure Sound
The Jackson 5 Informative On Wikipedia
The Jackson 5 At Motown Records
Michael Jackson Regrooved By Goodgroove Records – NuFunk
Goodgroove Records Official
Basement Freaks At Myspace
DJ Kid Stretch At Myspace
Moods: You, The Night, And The Music Official Informative At Backdrop / ObliqSound
Nils Krogh At Myspace
Grand Pianoramax / Leo Tardin Official
Grand Pianoramax / Leo Tardin At Myspace
Atjazz At Myspace
Cobblestone Jazz Official
Cobblestone Jazz At Myspace
Cooblestone Jazz The Modern Deep Left Quartet Album Review – Louise BRAILEY – Fact Magazine
Uffie Official
Uffie At Myspace
Felix Da Housecat At Myspace

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – misak[nospam]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Biennale d'Arte Contemporanea Venezia 2007 – Rino Palma
Rino Palma’s Flickr Page

>>>>>Poemé
Düşler Bir Ses Bulur Bende – Haydar ERGÜLEN

Bir çocuğun düşüyüm ben
Büyülü yaz akşamları
Ben üflerim mızıka söyler
Sesimiz tutar sokakları

Ilık bir ses taşırım yorulmadan
Sonsuz özlemler büyütürüm yarına
Ben mızıka çalarım
Siz onu duymasanız da
Mızıkamın içindedir yaşam

Kardeşler ben çalayım siz görün
Nasıl geçilir kiraz rengi sokaklar
Soluk soluğa yeni aşklarla
Yorulmaz yaşlı bir yürek bile
Gülüşler ona akar da

Ben mızıka çalmazsam
Ne özlemleriniz olur ne ayrılıklarınız
Yalnız bir yıldız gibi boşluğa
Düşer yaşlı dünyanız

Bir çocuğun düşüyüm ben
Mızıkamın sesi yeryüzüne değer
Uyurum uyanırım hep aynı şarkı
Ne sesim eksilir ne umut biter.

Kaynakça: Antoloji.com

No comments: