Sunday, February 06, 2011

Deuss Ex Machina # 336 - All That We See Or Seem Is But A Dream Within A Dream

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_336_--_All That We See Or Seem Is But A Dream Within A Dream

31 Ocak 2010 Pazartesi gecesi "canlı" olarak yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Cem Karaca & Dervişan-İhtarname (Yavuz Plak)
>2<-Cem Karaca-Oy Bana Bana (Yavuz Plak)
>3<-Fairuz Derin Bulut-Kervan Geçmez (Ada Müzik)
>4<-Fairuz Derin Bulut-Sinek Saz (Ada Müzik)
>5<-2/5 BZ-Bitecek (Bağımsız Müzik-MC)
>6<-2/5 BZ-Şaka Etmiyorum (Bağımsız Müzik-MC)
>7<-Grup Ses Beats Spezyal
>7.1<-Intro
>7.2<-Moğollar-Deli Çoban (Grup Ses Edit) (CD-R)
>7.3<-Moğollar-Dağ Ve Çocuk (Grup Ses Edit) (CD-R)
>7.4<-Grup Ses Beats-Atom (CD-R)
>7.5<-Grup Ses Beats-Hani Bana Dolar (CD-R)
>7.6<-2/5 BZ-Ampul (Gözel Records)
>7.7<-Grup Ses Beats-Civcivilude (CD-R)
>7.8<-Grup Ses Beats-Püf De 2011 (CD-R)
>7.9<- Karakan-Evdeki Ses (Mercury / Universal)
>7.10<-Grup Ses Beats-Eğri (CD-R)
>7.11<-Grup Ses Beats-Gel Git (CD-R)
>7.12<-Kabus Kerim-Faşo Ağa (Bağımsız Müzik)
>7.13<-Grup Ses-Ersengalaktik (CD-R)
>8<-Kaptan Nob-Golb.Hop98 (Bağımsız Müzik / MP3)
>9<-Kaptan Nob-Funky Resonance (Bağımsız Müzik / MP3)
>10<-Egyptian Hip Hop-Rad Pitt (Moshi Moshi Records)
>11<-Egyptian Hip Hop-Native (Moshi Moshi Records)
>12<-Edip Akbayram & Dostlar-Zalim Zalim (Burç)

All That We See Or Seem Is But A Dream Within A Dream.– Edgar Allen POE
(336)
Eğreti duruyoruz. Şüphe taşımaksızın olup bitene yorum getirmek konusunda daimi bir endişe içerisindeyiz. Neresinden başlarsak acaba diye kararsız kazımlığın üzerimizde bıraktığı etkileşim, sonuçların net bir şekilde okunmadan üstünkörü yargıların ve tasvirlerin birbirini takip ettiği bir düzleme ulaştırıyor. Yorum fakirleştirildikçe, birbirinin aynısı hale dönüştürüldükçe, kendin pişir kendi söyle argümanlarının bir gıdım ötesini göremiyor oluşumuzu sağlamlaştırdığını söylemek mümkündür. Biat ettirilmesi talep edilenin; uğursuz değerlendirmeler, yersiz yaftalamalar, giderek çirkefleştirilen söylemler olduğunu tekrar belirtme bile başlı başına bir zul örneğidir. Zulüm şeklini değiştirirken, bir yanıyla demokrasi masallarında yeni bölümlerine geldiğimizi sanırken, aslında gerçekçil olanın bir kabus halinin devamlılığını imlediğini belirtmekte fayda vardır bu aksin. Aksin yönü değiştirilirken söz hakkı konusunun nasıl da yutulduğundan dem vurabiliriz pekala. İşitmekten korkmuyoruz ne kadar demokratik insanlarız cancağazımlar içerisinde boğuntuya getirilenlerin, karşılıksızlaştırılmaya çalışılanların kendilerince hepitopu lafazanlık! örneği olduğunu bilen bir avucuz. Söze kıymet biçmektense olan biteni değer yargıları içerisinde değerlendiriyor görünüp daha en başından safdışı bırakabilmenin türlü çeşit yollarını arşınlamalarından bile bu okumayı sağlamlaştırmak mümkündür. Mümkündür payımıza biçilmiş olanların yaralayıcılığının eğrisi giderek keskinleşmektedir. Kine ve kindarlığa bu kadar kolayca kapılan muktedirlerin huzurlarında işitilmeyecek olanların hepsi hepimizin ortak geleceğini şekillendirecek olan dertlerdir. O dertlerdir boğuntuya getirmeye gereksinim olmayacak kadar afaki bir biçimde yaşam denilegelenin kılcal damarlarını tıkayandır. Ne kadar meymenetsiz biçimde tavır alırsak o kadar layıklarıdır diyebilmenin mümkün olduğu bir zaman diliminin içerisinde ucu kimlere dokunursa fereyat figan edileceğini merakta kaldığımız açmazlarımızdır bu kıssacık meram sahasından iliştirmeye çalıştığımız. Yok edilmekten fazlasına reva görülmeyen, ha bugün ha yarın diye kırk yılda onların uygun bulduğu bir aralıkta işitiyoruz işte diye dayattıkları bir masal aleminin içerisinde demokrasi tıpış tıpış ayağımıza gelmeyecektir. Reva görülmeyen haklar, izleri sürülmeyen davalar, sonu bir türlü getirilmesin, neticesi ortaya çıkmasın diye ortaklaşa gerçekleştirilen suskunluklar, saman altına itelimcilikler çerçevesinde, işitmekten geliniyor işte dertleriniz tiyatrosu artık yenmemektedir. Birbirimize saydırıp döktürmekten çok daha alasını yapabilecekken, sürünün içerisinden ayrılmasınlar da ne olursa olsun bencillliğinin, insan yerine konulmamamının kabusunda ikame etmekteyiz. Ve düşlerin kapısında 'âkibet-endiş' tüm kabusları aşmaya didişen bir avucuz. Bir yerinden yamansa öte yerinden yeniden harlanacak, dağılacak olan düzensizliğin düzeninin, nasıl dört koldan savunulduğunu idrak etmiş bir avucuz. Bir gıdım sonra bir gıdım daha diye haklarından feragat edilmesi beklenen, bu doğrultuda, kuru gürültüde esasa bir türlü dahil edilmeyenlerin yanındaki bir avucuz. Bir avuç pek sözcüklerle taltif edilmese de muktediri başlı başına korkutandır. Bir avuç saman altından su yürütmeye her an teşne olanların alışamayacakları soluktur. Nefesi tükenmeyecek olan, korkulara galebe çalmaktan başkasına müsammaha göstermeyenin dilini usulca sokacak eşek arısıdır. Doğru okunması lazım geleni adı bilinmeyen bir dil olarak sınıflandırmaya heveskar olanların bu eğridir diye okutturunca muktedir olduğu yanılsamasını yüzüne çarpandır bir avuç. Belleğin, unutulur nasıl olsa şartlanmışlığına yapışık duranların irin dolu tertiplerinde, sağırlaştırıcı karanlıklarında, ruha eza çektirecek kuyularında, at koşturdukları sahalarında varlıklarını yitirenlerin, sözleri cisimleri kayıttan silinenlerin artlarında açtıkları boşluğun özlemini duyduğumuz, yaşanılır, torbasız, dayatmasız bir düşün kapısındaki, sabit durdurulmaya çabalanılan kinle beslenmiş, kabus duvarlarını yıkarak sağlanabileceğini idrak etmeye çabalayan bir avucuz. Felsefik çıkarsamaların yanında gerçeğin daha kuvvetli seslendirilebileceği bir eşikte bekleşen bir avucuz. Bir yap bozun en ulaşılmaz parçasıymışçasına sınıflandırılanların peşinde daha bir ömür arşınlamanın gerekliliğini düşüneduranlardanız. Bir avucun ürkütücülüğünün, başka diyarlarda ses verildiğinde haktır olarak değerlendirilmesine karşın bizim yaşadığımız sahalarda duyumsatılmasının yassah hemşerimcilik kotasında değerlendirilmesinin ardında yatanların işte bu eğrelti bakışımın statükosu olduğunu işaret etmekteyiz. Mağdur edilen her bir emekçinin, hakkından muaf tutulan her bir öğrencinin, ötesini düşünmemesi için ekranlardan sunulan pembe parıltının yanılsamasında oyalanması istenen kitlelerin, geleceği çalındıkça, yerli yersiz oraya buna konumlandırıldıkça esas dertleri neydi bunların yahu diye anlamaz dinlemezden gelmelerin bizleri bir sonuca ulaştırmayacağı kati bir sonuçtur. Ötekisinin de öte diyarlardakiler kadar hakkının olduğunun idrakına ulaşamayanların, zahmet edip yıllar sonra huzurlarına davet etmeyi uygun bulduğu kayıp yakınlarının, işkencehanelerde başına gelmeyen kalmayanların haklarını teslim eden aihm kararlarının, güvencesiz çalışma koşullarını direten torba yasasının, buna karşılık çıkartılabilecek her sesin bile baştan baştırılması gerektiğini düşünenlerin atı alıp üsküdar'a dört nala gittiği bir zamanda sarsılıp düzelmenin, kurunutuların değil hakikatlerin seslendirilebildiği bir ülkenin vakti zamanı gelmemiş midir? Bilginize!

>>>>>Bildirgeç
Bizim Annemiz Cumartesi, Ya Sizinki Mr. President? - Sarphan UZUNOĞLU*

Ajans haberinin spotuna buyrun: “Başbakan Tayyip Erdoğan önemli bir açılım daha yapıyor. Erdoğan, saat 17.00′de çocukları kaybolan ‘Cumartesi Anneleri’ni Dolmabahçe’deki Çalışma Ofisi’nde kabul edecek.”

Çocukları kaybolan ne demek? Bu çocuklar pazarda, Migros’ta mı kaybedildi? Maça gidip tribünler boşalırken kaybolan çocuklar mı bunlar? Kaçı çocuk, kaçı baba, kaçı ana? Bugün bizim annelerimizin günü, devletten can alacaklı olanların, devletten acısız bir ömür alacaklı olanların…

Cumartesi anneleri devletçe yalnız bırakılsa da halk hep oradaydı...

“Boşuna çekilmedi bunca acılar” diyen ozanın sözleri doğrudur bazen. Her hareket, her direniş gün gelecek sonucunu bulacak. Ama nasıl? Hakikat Komisyonu’nun kurulmasını reddeden, Mutki’yi görmezden gelen, Hizbullah’ı salıveren polis dostu bir Başbakan, bugün Cumartesi Anneleri’ni ağırlayacak…

Dolmabahçe’deki çalışma ofisi sık sık ağırladığı ensesi kalın insanların ardından bugün yüreği kocaman analarımızı ağırlıyor. Hanım Tosun orada olacak… Başbakan’ın ayakta karşıladığı U2′nun albümünün kapağında anacak denli önemsediği Cumartesi Anneleri kendi yurtlarında ilk kez insan yerine konulacaklar belki de.

Bu bir adımdır. Peki neden bu adım için bunca yıl geç kalındı…

İstanbul’da olduğum her Cumartesi, Cumartesi Anneleri’nin eylemlerine katılırım.

Etrafımızdaki, yanıbaşımızdaki o polisler ki çoğu o anaların evlatlarının katillerine amirim, şefim, x, y, z diye seslenmektedirler…

Garip bir öfkeyle bakarlar orada olup bitene.

Şimdi Tayyip Erdoğan’ı düşünüyorum. Sade bir vatandaş olarak İstiklâl Caddesi’nde yürüyor.

Ne derdi Cumartesi Anneleri’ne? Onların önünde durup zahmet eder miydi dinlemeye ölenleri?

Yoksa, “Polisin bir bildiği vardır, iyi ki kaybetmişler!” mi derdi.

Soru ve sorun tam da burada. Başbakan ikincisini derdi. Başbakan’ın yeni açılımı demişler Cumartesi Anneleri için. 120 milyon dolarlık uçak alımıyla Kürtlere açılan Başbakan umarım elektrikli coplarla Cumartesi Anneleri’ne açılmaz.

Ananın hakkına ve emeğine, kardeşin göz yaşına zulmedene ne bu dünyada ne cennette yer yoktur. Siz demiştiniz ki onların arkasında kim olduğunu biliyoruz. Her Cumartesi Annesi’nin ardında bir başka Cumartesi Bekleyeni durur. Biz o sokaklarda onurun, vicdanın nöbetini tutanlar olarak hep arkalarında durduk…

Sizin garip imalarınıza rağmen…

Şimdi karşınızda Cumartesi Anneleri var, sahi Mr. President, yüreğiniz sızlamıyor mu?

* Meram kabilinden uç uca getirmeye gayret ettiğimiz cümlelerimizin manidar bir biçimde tamamlayıcısı olarak değerlendirebileceğimiz, Sarphan UZUNOĞLU'nun Jiyan-Hayat-Gyank sitesinde 5 Şubat 2011 tarihinde yayınlanmış olan "Bizim Annemiz Cumartesi, Ya Sizinki Mr. President?" başlıklı makaleyi sitenin ve yazarın anlayışlarına binaen Deuss Ex Machina'ya iliştiriyoruz.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Özgürlük İstiyoruz!
Savaşma Konuş! - 500binradikal.com
Bizim Annemiz Cumartesi, Ya Sizinki Mr. President? - Sarphan UZUNOĞLU - Jiyan
O 12 Kaybın Hikayesi… - Zeynep KURAY - ANF
Kayıp Yakınları, Büyük Umutlarla Ayrılmadı - ETHA
Hakikatler Erdoğan'ı Susturdu - Günlük
Statüko - Serpil ODABAŞI - Srpl.info
Muktedir Meselesi - Mıgırdiç MARGOSYAN - Evrensel
Halkımı Dinlemiyorum, Gözlerim Kapalı - Efe YILMAZ - Jiyan
Yüzbaşı Hikmet Ve Demokrasinin Ruhu - Bahadır KALEAĞASI - Radikal
'Türkiye Modelinden' Ne Kastediliyor? - Altuğ AKIN - BBC Türkçe
Halklar Mersine, ‘Model Türkiye’ Tersine! - İhsan ÇARALAN - Evrensel
Memleketten Kürtçe Manzaraları - Kronik Muhalif
Kaç Partili Türkiye? - Altan ÇARIKÇI - BiaMag
Son Çıkan Kapıyı Çeksin - Sezai SARIOĞLU - Günlük
Bi Dur Ya! - Umur TALU - Habertürk
Aydınlar Ve İktidar - Oya BAYDAR - T24
Kimliğin Sen Değilsin - Onur CAYMAZ - Birgün Pazar
İsyan ve Neşe 'SU' Olup Aktı: Yaşasın Derelerin Kardeşliği! - Kronik Muhalif
Hopa'da HES'e Geçit Yok! - Sendika.org
Üç Mahkeme Tek Soru: Ey Adalet Nerdesin?! - Selda TUNCER - Bianet
Hüseyin İçin Adalet İstiyorlar - Atılım
1 Şubat’ta İpekçi’nin Mezarında - Nazım ALPMAN - Birgün
Abdi İpekçi Mezarı Başında Anıldı - Sol.org.tr
Dink Cinayeti: Mahkeme İstanbul Polisini Cansiperane Koruyor - Erhan ÜSTÜNDAĞ - Bianet
Dink Ailesinden Hükümete Altı Talep - Funda TOSUN - Agos / Nor Zartonk
Hasbelkader - Dilek KURBAN - Radikal
Özgür Pınar Özgür Kalmalı! - Serdar M. DEĞİRMENCİOĞLU - Evrensel Hayat
Adalet Sınavı, Barış Sınavı! - Hasan CEMAL - Milliyet
Tutuklu Gazeteci Suzan Zenginden Mektup Var - Gerçek İnatçıdır
Hıncallaşmak - Serdar AKİNAN - Akşam
Hıncal Uluç: Bir Provokatörün Köşe Yazarı Olarak Portresi... - İsmet BERKAN - Hurriyet
Zift Gibi Katılaşmış Vicdanlar - Mehveş EVİN - Milliyet Cadde
İlk Yumurta Davası 10 Şubat'ta - ETHA
Önce Hapse Atacaklar, Sonra Yıkacaklar - Sevan NİŞANYAN - Köxüz
Mutki: Devletin Kanlı Elini Bırakmak - Sarphan UZUNOĞLU - Jiyan
Bir Toplu Mezar Da Diyadin’de - Evrensel
Sınırdaki Ölümlere Kim ‘Dur’ Diyecek? - Kronik Muhalif
TÖP ve SDP’liler İçin 314. Madde’den Hapis Cezası İstendi - Jiyan
Ergenekon Ve Sosyalistler - Alper ERDİK - Sendika.org
İşçi Katliamının Ardından - Alınteri.net
Beypazarı'na Savrulan Mazıdağı!.. - Tuncel FİKRET - ANF
Babacan’ın Doğruları, Eksikleri, Yanlışları - Korkut BORATAV - Sol.org.tr
Grev Güncesi - İkinci Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Ankara Tekel Direnişi
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
İşten Atılan Gazeteciler TGS’nin Çağrısıyla Toplandı - Evrensel
OSTİM'in Gelişi Davutpaşa'dan Belli (İş Kazaları Raporu Ocak 2011) - Sendika.Org
Riyâkarlar Cenneti - Sırrı Süreyya ÖNDER - Radikal
Tahrir’de Hak, Kızılay’da Dayak - Can DÜNDAR - Milliyet
Emekçi Hakkını Arıyor Bunun Neresi Yasadışı - Birgün
Torbaya Girmemek İçin... - Nadiye GÜRBÜZ - Atılım
Torba Yasa'ya Trajik Yanıt! - Nihal KEMALOĞLU - Akşam
Çapa ve Cerrahpaşa, 655 İmzayla "Performans"ı Protesto Etti - Elif GENÇKAL - Bianet
Tayyip Mısır’a Değil Ankara’Ya Bak! - Jiyan
Uzun Erimli Bir Politik Şahsiyet: Tarık Ziya Ekinci - Gün ZİLELİ - Köxüz
Şekiller - Cüneyt UZUNLAR - Açık Koyu
Ortadoğu'nun Üzerinde Dolaşan Hayalet - Ahmet İNSEL - Birikim
Ekmek İntifadası Korkutuyor - Cam MCGRATH - IPSNews / ETHA / Atılım
Ehlen Ve Sehlen - Nuray SANCAR - Evrensel Hayat
Tahrir Meydanı'na Kayıtsız-Şartsız Bir Selamı Çok Çok Görenler - Hakan ALBAYRAK - Yeni Şafak
Mısır, Siyasal İslam'ı Da Değiştirir Mi? 'Bilinmeyen Sular' - Ece TEMELKURAN - Habertürk
‘Arap Dünyası Ateş Almış, Yanıyor’ - Noam CHOMSKY - Jiyan
Devrimci Dalga – Herkese Mübarek Olsun! - Ömer MADRA - Açık Radyo
Mısır'a Bakıp Türkiye'yi Görmek - Koray ÇALIŞKAN - Radikal
Goldstone Report Details A Massive Crime Scene In Gaza - Naomi KLEIN - The Nation / Alter Net
Atina'nın Taşı Toprağı Altın Değilmiş... - Malcolm BRABANT - BBC Türkçe


Cem Karaca Resmi Sitesi
Cem Karaca Vikipedi Sayfası
Cem Karaca / 'Türkiyeli Rock'a Kaç Var? - Göksan GÖKTAŞ - Radikal
Fairuz Derin Bulut Myspace Sayfası
Fairuz Derin Bulut / Peyote
Fairuz Derin Bulut / Sinek Saz / Yüxexes Performansı
2/5 BZ Tumblr Sayfası
2/5 BZ Opua Dişın / Düzenin Yedi Ceddine / Etilen Sosyete
2/5 BZ / Gözel TV Tumblr Sayfası
Grup Ses Myspace Sayfası
Grup Ses Mixcloud Sayfası
Grup Ses Beats / Mersenne / Undomondo
Moğollar Resmi Sitesi
Moğollar Vikipedi Sayfası
Moğollar / Turkish Progressive Music Page
Karakan Wikipedia Sayfası
Kabus Kerim Soundcloud Sayfası
Kabus Kerim Twitter Sayfası
Kabus Kerim / Yağmurun Sesiyle Uyanan Adam / Sona ERTEKİN / Bugün Bu Gece
Kaptan Nob / Barbar Konan / Ali Slayer Soundcloud Sayfası
Kaptan Nob / Barbar Konan / Ali Slayer Myspace Sayfası
Kaptan Nob / Barbar Konan / Ali Slayer / Voconut Tumblr Sayfası
Egyptian Hip Hop Myspace Page
Egyptian Hip Hop / Informative / Moshi Moshi Records
Egyptian Hip Hop / Introducing... / Greg COCHRANE / BBC Radio 1 Newsbeat
Edip Akbayram Vikipedi Sayfası
Edip Akbayram / Turkish Progressive Music Page
Edip Akbayram & Dostlar / Zalim Zalim / Youtube

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – Send Promos : misak[at]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Affliction By Daniela Munoz SANTOS
Daniela Munoz SANTOS Flickr Page

>>>>>Poemé
Şafak - Carlos Drummond De ANDRADE

Sarhoştu şair, tramvaya binmişti.
Bahçeler arkasından söküyordu şafak.
Neşeli pansiyonlar huzurla uyuyordu.
Geçen evler de sarhoştu, ne olacak!

Ne varsa ortalıkta, onarılmazdı.
Kimseler bilmiyordu ama yıkılacaktı dünya
(bir tek çocuk biliyordu bunu, söylemiyordu),
yıkılacaktı dünya sekize çeyrek kala.

Son düşünceler! Son telgraflar!
Zamirleri ustalıkla kullanan José,
erkeklere bayılan Helena,
iflas bayrağını çeken Sebastiao,
ağzını bile açmayan Artur,
çekip gideceklerdi sonsuzluğa.

Şair körkütük sarhoş gerçi
ama bir çığlık duyuyor şafakta:
Dansa var mısınız hadi
tramvayla ağaçlar arasında?

Tramvayla ağaçlar arasında
dansedin kardeşlerim!
Müzik olmasa da ne çıkar
dansedin kardeşlerim!

Sanki kendi kendilerine
sıra sıra doğuyor çocuklar.
Dünyanın en güzel şeyidir aşk
(aşk ve aşkın sonuçları).
Dansedin kardeşlerim, dansedin!
Ölüm arkadan gelsin!

Çeviri: Ülkü TAMER
Kaynakça: Şiir.gen.tr

No comments: