Sunday, December 25, 2011

Deuss Ex Machina # 380 - i don’t remember the right word i wished to say

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_380_--_i don’t remember the right word i wished to say

19 Aralık 2011 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Oliveray-Hiding Hydration (Cote Labo / Erased Tapes Records)
>2<-Oliveray-Growing Waterwings (Cote Labo / Erased Tapes Records)
>3<-Nils Frahm-More (Erased Tapes Records)
>4<-Nils Frahm-Familiar (Erased Tapes Records)
>5<-Swod-The Pilot (City Centre Offices)
>6<-Swod-Sans Peau (City Centre Offices)
>7<-Björk-Virus (One Little Indian)
>8<-Björk-Cosmogony (Matthew Herbert Mix 2) (One Little Indian)
>9<-Radiohead-Separator (Anstam Remix) (Ticker Tape Ltd.)
>10<-Radiohead-Little By Little (Shed Remix) (Ticker Tape Ltd.)
>11<-Volor Flex-Home (Dark Clover Records)
>12<-Volor Flex-Elegiac (Dark Clover Records)

meram // i don’t remember the right word i wished to say // 380 //

Korunaklı görünüp bu kadar bedbinliği bir arada tutmaya mütemadiyen devam eden muhafaza edilmiş bir yandan da dört bir yanı zapt edilmiş bu sathın herhangi bir yamacında kök salabilmek ne kadar da zor. Ne kadar da zor algıları bu kadar daraltılmış, sözcükleri bu kadar kısıtlanmış bir cenahta hayata tutunabilme gayretkeşliği ve sebatının devamlılığı. Derde derman olabilmesi bekleyedurulanın nasıl işleri çok daha içinden çıkılmaz hale dönüştürdüğü gerçekliğinin izdüşümünde. Birilerinin pek meraklı oldukları masal diyarında mı yaşıyoruz, yoksa herşeyin bir kurgudan çok daha teferruatlı bir biçimde gerçekliğe evrimine mi şahitlik ediyoruz işin o kısmı bile muammalar ile perdelenirken, hakikatlerin ortaya döktükleri kök salabilmeyi, buralarda kalabilmenin nasıl çetin mücadeleler sonunda olabileceğini örnekleyen detaylar barındırıp gözümüzün önüne sermektedir. Görmek isteyene. Kabullenişleri topeykün oldu bittilerle şekillendirirken muktedir / erk hemen yamacında, yanıbaşında tahakkümlerini de sergileyebilmek bunu yiyen bunu da aldı diye yutturabilmek için kırk takla atmaktadır.

Attırılan her bir taklanın içerisinde bildiğimiz, biteviye kafamıza kakılıp durulan nice şey varken bir kere daha ısrarcılığın tiksindirici örnekleri sergilenmekte, velev ki hata olsun payına ne kadar nizam ve intizam gösterildiği ortaya serilmektedir. Ne yapılmıştır ki bunca yoğun bir biçimde ileri demokrasi, yeni anayasa diye zikredilip durulurken bunca fecaat başa getirilmiş iş bu ülkeye mâl edilmiştir. Neresinden bakarsanız orasında hep bir yamanın bulunduğu, ince elenip sık dokunurken! ipin ucunun çoktan kaçtığı, kaçırıldığı eller aya giderken buralarının hala yaya kalmasına sebebiyet vermesi konusunda ara gazını çoktan almış olanların icra-i sanatları zerk edilmiş olan şeylerin nasıl nifak tohumlarından mürekkep olduğunu anlamlandırmaktadır. Soru sorabilmenin, sorduğuna yanıt bulabilmenin bile aşama aşama engellendiği bir cenhatan söz ediyoruz. Kıyas kabul edilmez bir biçimde asıl otorkasinin, baskıcılığın örneklemleri ardı arkasına sahneyi kapsarken hala ideolojik bunlar diye buyuranların, adeti yitirilen canlar için kullanabilmenin olağanlaştırıldığı, suçun taksirinin karşılığına yok öyle bir şey yahu bizim çocuklar! iki okşamışlar mertebesine indirgendiği, yol verildiği, bir sonraki kareye, hamleye davetiyenin çıkartıldığı, bazı şeylerin göstere göstere sunumlandırıldığı (nasıl olsa hiç bir şeyden haberi olmayan, haberdar etmeyen bir anaakım medyamız mevcut çok şükür) bir aralıkta insana verilmiş değerin hiçlik toplamı ,en asgarisinin altını bulmasıdır düşündürücü olan. Düşündürücülüğünü korumakta olan.

Kök saldırmamanın, hizaya çekebilmek için, yersizliğini yurtsuzluğunu yüzüne çarpabilmek için fırsatların kollanılıverildiğini de iliştirirsek bu düzleme durumun vehameti daha net bir biçimde anlaşılacaktır. Herkes düşman! her şey hinlik ekseninden ayrıştırılmadıkça, ötesine tahammül gösterilmedikçe bugün sürdürülmekte olan karaşın iklimin sonunun ne kadar aydınlık olabileceğinin takdirini sizlere bırakıyoruz. Malum her doğru ibaresinin karşılığına denk düşen bir şeyler söyleyebilmek, bunu fark ettirir kılmak için çabalanmak bile bir suç hali ortaya çıkartabiliyor. Düşünsellikten uzaklaştırıldıkça, aman dokunma yanarsın savının devamlılığı binbir belagatli eylemle karşılık bulduruluyor. Kumaşın aslında nasıl lime lime ediliğini anlamlandırıyor. Yokluğun başka şeylerde karşılığı pekala olabilir amma velakin gerçekliğin bu kadar korku öğesiyle beraber şekillendirildiği bu ülkede yoksunlaşmanın böylesinin tanımlandırılabilirliği hala zordur. Israrla ve inatla kurguyu tahrif edip yönlendirmeleri muktedir / erkten önce harekete geçiveren kimi unsurların dökümlendirmeye çabalandıkları şeyler suskunlaşarak, kökünüzü kurutmadan buralarda yaşamak istiyorsanız biat etmekten ayrılmayınız kıssasına ulaştırmaktadır. İlanen tebliği gerçekleştirilen şey budur. Keskinleştirilmiş algıların, tahkikat aşamasına bile ulaşmadan verilen hükümlerin, sorgulamaları gereksiz kılan beyanatların toplamda ulaştırdığı kıssadan hisse bu kadar belirgindir. Sus. Böylesine hazin bir gidişata dur diyememenin, elini taşın altına koymak için şarttan şurttan önce vicdan sahibi olmaktan geçtiğini idrak edenlerin üzerinden bina edilen tahakküm olgusu daha kaç yılımızı heder edecektir.

Daha kaç cana kast edecektir. Daha kaç konunun üzerinin kapanmasına müsammaha edecektir. yüzleşme diye tutturulan güzergahın başına getirilecek şeylerin bir önceki perdede açılımların başına musallat edilmişlerden ne farkı olacaktır. Farklı olacak mıdır birilerinin bu kadar can yakıcı hamlelerini gözlerini kırpmaksızın ortalığı ateşe vermelerinin net bir anlam veyahutta denginin, neticede herhangi bir değişime etkisi olacak mıdır bütün bütün bu heyhulanın, bilmek istiyoruz!. Bir şeylere çabalanmak yasak, tersine giden algıları yönlendirmek için didişmek yasak, algısını ters köşelerde tutmaktan imtina etmeyenlere işin doğrusu bu demek yasak, yöresinde yamacında kırımın yıllar evvelkini sorgulamak bir yana daha yakın tarihlerde olanı anmak yasak, yok yere, bilinmezliğe canı teslim alınanların peşinden esaslı bir yanıt bulabilmek ve hayata tutunmak yasak, idrak sınırlarının alamayacağı fiziki işkence yöntemlerinin paralelinde ruhsal işkence yöntemlerine tenezzül edilmesindeki acziyetin kendisini, dövleti! sorgulamaya girişmek yasak, konu ne olursa olsun pembe masalların artık bitip tükendiğini dillendirmek, tutturulan yolun ne kadar şer varsa beraberinde getirdiğini dillendirmek yasak, işttiğinin doğruluğundan ve bildiğinizden şüphe taşımazsanız dahi muktedir / erkin yamacında yeri sağlama almışların 'kentsel dönüşüm' adı altında şehirleri kimliksizleştirmesi gayretlerine feryat etmek yasak, kuru kuruya sözcüklerle kardeşliğin tahsisinin sözkonusu olmadığını bunun için emek sarf edilmesi gerektiğini anlamlandırmaya girişmek, yapılan olumlu bir şeyin misal bu senenin mesellerinden birisi olan dostluğa köprülüğü simgeleştirmesi beklenirken "ucube" olarak yaftalanan heykelin yıkımının eski başlangıç noktasından pek de öteye bizleri taşımayacağını dillendirmek yasak!.

Konumuz yasak, konumumuz tek bir parçasına, dalı veya budağına yerleşmeye tenezzül ettiğinizde sınırlı algıların, sinirli tahakkümlerin devreye sokulduğu bir alanda, mozaik diye dem vurulanın mermerliğe terfisinin ivediliği. Acil koduyla ortalığa serpiştirilenler, bir yanlıştan diğerine ulaşma konusunda müstakbel hamleler, kayıtsızlığın sarp yamaçlarından yeni daralatımlar kelamın hası silsile içerisinde durmaksızın yinelenen aba altından sallanan sopalar ortaoyunlarının kendi yapısını bile kıskandıracak kurgulamaların trajediyle bütünleştirildiği bu sahneyi daha net bir biçimde anlamlandıran geçişler, resmi geçitler. Koca bir yılın toplamda üç yüz altmış beş gün ve altı saatin özetlemeye ne hacet, bütün gerçekliği önümüze pattadanak bırakıveren hakikatler. Hakikatin parçalanamaz, gizlenemez esas resminden yansıyanlar. Dil anlamlandırabilmek için daha fazlasını uğraşsa da, akıl ve dimağın her yanı başka bir dünyanın mümkünatlığı üzerinden tahlillere girişse de başka yerlere bahar olanın buralara uğrama ihtimalinin hala uzun bir aralıkta mümkün olabileceğini, önce birbirimizi can kulağıyla dinleyebilme eylemini gerçekçil kılmanının zaruriyetini dökümleyen bir neticedir ulaştığımız. Ulaştırıldığımız. Yeksan edilenin, sükûn edilmiş olanın, vicdansızlıklar üzerinden geliştirilmiş olan yapılar dahilinde söyleme eklenmiş, güncelliğe dahil edilmiş örgüt üyeliği, teröre yardım ve yataklık, kırmızı çizgiler ile belirginleştirilmiş oyun sahasının!, demokrasi algısının ne kadar da hassas dengeler üzerinde şekle sokulduğunu varsıllığı bir şekil ile sürdürmeye gayret eden algının yıllar yılıdır ambalajı değişse de otoriterliğin ta kendisinin devamlılığı olduğunun altı çizilesidir.

Mesele böylesine, bu kadar afaki bir biçimde açık ve belirgindir. Zincirlere bağlı, hayatı dar bir perspektiften seyretmek zorunluluğunun dayatılmasıdır, bir roman öykünmesinden çok daha derinlikli sözlerle ifadelendirilmesi mümkün iken hala pire için yorgan mı yakalım diye belletenlerin asıl dertlerinin sorunları ötelemek olduğunun fark edilesiliğidir bizleri bu sonuca ulaştıran. İçinde yaşadığımız güncenin ruh halini, tedirginliğini, istim üstündeliğini her an ama her an yeni bir fecaatin kapımızı yoklaması ihtimalinin envai çeşitliliğini, zerk edilmiş v nakış gibi işlenmiş nefret ve linç olgusunun eksiksiz bir şekilde sahneyi kapsadığı, kapsatıldığı bu ülkede yaşadığımız travmaların büyüklüğüdür bizleri yerle yeksan eden , bu kadar kederlendiren. Neresinden başlarsanız başlayın, çoğunlukla yarıda kalacak, dimağın öngördüklerinden çok daha elim şeylerin birdenbire olduruluverilmesi, arkasından gelen tahlillerin ise olan bitenleri normal olarak değerlendirilme gayreti travmaları özümüzün ayrışmaz bir parçası, bileşeni haline dönüştürmektedir. Kaçışların, unutuşların, belleksizleştirmenin, empati kuramamanın, anlamamanın getirdikleri bir yana, muktedirin - erkin payandalığında ayrısız ve gayrısız gerçekleştirilen tahakkümler diğer yana, döndürülüp dolaştırılıp cerahatin aynı karanlık noktasına sabitleniyoruz. Ne acının bu kadar kolayca çoğaltımı üzerine ahkam kesebiliyoruz, ne yıllar geçse de üstünden kıyamlarla yüzleşmenin nasıl olması gerektiğini idrak ettirebiliyoruz.

Teferruat olarak tanımlandırılanın menfi sınırlı hareketler duyarlı bir kısım vatandaşlar veya devlete millete bağlı vatanseverler vs. diye tanımlandırılan güruhların çabalanımları neticesinde olmadığı her an her şeyin çok daha hesaplı kitaplı bir biçimde, deyim uygunsa kılıf bulununca, zemin uygunluğu tescil edilince devreye sokulduğunu afişe eden detaylara ulaşılsa da, çokça bilinse de üstelik. Kendiliğimizden bir şeylere yetememenin, bir şeylere cidden mani olamamanın teskin edilemezliği seksen sekiz yıllık zaman diliminde hep insandan, akıldan, çözümlemeden uzakta tutulmanın bariz yan etkilerinden birisini oluşturmaktadır. Biliyoruz ama hep kendi canımızla dört duvar arasında saklıyoruz. Görüyoruz ama sürekli âma kalmanın, sivrilmemenin yollarında her daim kayboluyoruz, kaybettiriliyoruz. Anlıyoruz belki bütün bu menfurlukları ama hala lâl kalarak travmalarımızı derinleştiriyoruz. Kaotizm sürümcemesiz devamlılığını gösterir iken dünümüzü dar eden olgunun geleceğimizi de elimizden almasından ciddi ciddi korkuyoruz. Korkunun hissedilebilirliği bir detay olmaktan öte can alıcı bir tonlamayı seslendiriyor. Ortak alana seriyor Resim darmaduman edilse de, paramparça olsa da hakikat bir yerlerden anlamını kazanmaya devam ediyor. Gördüğünden, anlamlandırdığından bu kadar çabuk ırayan bir hafıza çerçevesinin istisnasız en büyük yardımcısı taşın altına elini koyabilmeyi becerebilenlere karşı oluşturulan duvarlardır, ötelemeler ve hakir görmelerdir.

Yaftalamaların, belaltı vuruşların, hedef göstermelerin hazin vakitliliği meseli bir türlü 'doğru' bir biçimde anlamlandırabilmeyi, bu çabalanımın tümünü topyekün yokuşa sürmektedir. Travma derinleştikçe, kendi aksimizden bile kaçar hale dönüşmemiz, menfaatlerin her dem hakikatlerin önüne yığılmasının hazanlığı doğrultusunda oluşturulan tahakküm silsilesi esas meselin ne olduğu konusunda bile şüpheye taşır insanı. Amaç da budur. İdrak edemeden tam anlamıyla gümbürtüye götürmek, suskunlaştırmanın her türlüsünü görmüş geçirmiş bir ahvaldeki yaşayanların uslarında yer bile etmemiş yeni köşeye kıstırıcılar, bu bileşenleri harekete geçirecek uyaranlarla doldurulup sahne kapsanır. Ve bize yeniden hicran ve bize yeniden acının çatkapı başa getirilebilirliği hatırlatılır. Kişinin ipliğinin pazara çıkartılması süreci, acının kanırtabilirliği, sorunun dokunan yanar düzeyi vicdanın tahrifatının mümkünatlığı gibi alt başlıklarla beraberce kotarılır, uygulamaya geçirilir erk tarafından peyderpey biteviye. Müesses nizamın "hizaya dur" uyaranlarına riayet etmeyen(ecek) tüm ötekileştirilenlerin, bir anda hayatları ellerinden alınan herkes için geçerliliği sözkonusu olan, koruyan bir önermedir. Kiminde uzun uzadıya bir seyyahlık, göçerlilik ve sonuna kadar sürgün etme, telef eyleme hali, kiminde dakikasında etkisini gösteren kimyasal silahlarla ölüm seremonisi. Kiminde ondokuz dakikada sağlam girdiği kolluk kuvvetinin binasından ağır yaralı, dönüşü olmayan şekilde, vücudu, düşüncesi hasarlı bir şekilde salıverilme, kiminde tutanaklara bile düşülmeyen camdan atladı, ayağı kaydı düştü sonu böyle oldu vicdansızlığı, yüzsüzlüğünün başka bir evresi.

Kiminde yeterince galeyana getirilmiş bir güruhun, linci ve ölümü kibrit ve benzinle görünür kılması, kiminde bir ömür boyunca da yük edineceğimiz 301. madde belasının aracılığıyla insanın hedef haline dönüştürülmesindeki şuursuzluk vesikaları. Birbirlerine ilintili, birbirinden pek de ayrışık olmayan kırmızı çizgileri sorgulamaya dahi girişmiş bireylere reva görülenler. Karanlığın kapsayışı bu kadar çabuk nüfuz ettirilirken hayatlarımıza travmalardan kurtulabilmek sözkonusu edilebilir mi? Dünün yanlışlarını telafi edecek düzenlemelere girişiyoruz yahu diye buyurulurken bugün dünü hiç de aratmayacak fecaatleri yeniden düzene, hale yola koymak işin nicesidir. Dakikasına yeni bir belagat, yeni bir hedefleyiş içerisinde 2023 hedefi yarı açık hapisane midir hep beraber muktedirlikçe tahayyül edilmeye gayretkeş olunan. Asıl büyük proje bu mudur? Dimağı naçar koyup, her türlü muhalifin sesini kesebilmenin yolunu bir gece ansızın kapınızı kırabiliriz, pardon hayatınıza müdahalede bulunabiliriz ile bağlantılamanın, düşünce özgürlüğünün alası memleketimizde diye buyuruken taş gibi katı 301. maddenin varlığının daimliği, her hak diye al sana hak bu da hukuk diye daha nedendir gözaltına alındığı belli olmazken kolluk kuvvetlerince susuz konulup, malum yayınlarca ortak bir çabalanımla, ortak bir dille terörist ilan etmenin neresinden düzgün bir okumaya girişebilirsiniz. Anladık, sağımız v solumuz, önümüz v arkamız komple düşmanlarla çevrili de bu kadar habisliğin ötesine bir tık daha geçebilmek için daha hangi konularda eylenecek yeni felaketler ile kapımız, eşiğimiz yoklanacaktır, el birliği ve söz birliğiyle beraber. İçimizde tıkılmakla kara deliklere bitmeyen düşmanlar.

Malum balkon konuşmasının üzerinden bu kadar kısa süre geçmesine karşın, bu süreç içerisinde ortaya getirilenleri, başa kakılanları her barış diyeni, izan isteyeni, demokrasinin yaşatılabilirliğine çabalayanları içeri tıkayıp mütemadiyen hala bir kucaklaşmadan bahis açılabilir mi? Hala böylesi bir denkleştirme söz konusu edilebilir mi? Korkuyu alenileştirmenin, her ses vereni, kendi beğenisi doğrultusunda ses etmeyeni, hatalarını bildireni hapse göndermenin adı mıdır kucaklaşma, kapsayış afedersiniz? Malumun ilanından başkası olmayan bu ağır sinizm yüklü vesayet tasdikçilerinin öncüllerinin açtıkları yaraları kapatmayacakları daha net bir biçimde anlamını kazanmaktadır. Çarpı koymanın, hedef göstermenin, illa billa bağlantılar kurmaya didişip terörist ilanına çabalanımların ötesine çoktandır geçmiş olan imamın ordusu travmayı olağanlaştırmaktadır. Bunca elim olgunun içiçe geçirildiği bu ülkenin geleceği ne kadar aydınlık, geçmişiyle yüzleşmesi ne kadar hakikatlerin katına ulaşacaktır. Hakiki olacaktır soruyoruz!...
Sorgulamayı mümkünatsız kıldıktan sonra insancıl olana nasıl ulaşabileceğiz soruyoruz!. Hataların boyu handiyse tepemize varmışken ensemizde boza pişirmekten vazgeçilecek midir bilmek istiyoruz. Satıh bedbin bir grilikle kapsatılmışken, güneşin bir gün bizler için de doğabileceği umudunu diri tutarak soruyoruz, hak ve özgürlükleri bu kadar çabuk tahrif etmenin kolaycıl istikametine evrilmişken muktedir / erk bunca hegemonyanın eninde sonunda bir hesabı verilebilecek midir bilmek istiyoruz!!!... #herşeyyenidenbaşlıyor...

>>>>>Bildirgeç
Zeynep, Çağdaş ve Diğerleri... - Yıldırım TÜRKER*

Sıra onlara da gelecekti elbet. Nitekim geldi. Onlar kayıt tutan, inadına çalışkan, inadına tutkulu, inadına inatçı genç insanlar.
Zeynep’in resmine uzun uzun baktım. Deli kız ne de güzel gülümsemiş. Bayram değil. Seyran hiç değil. Ama edepsizlik bu ya, ‘kimse gülüşümü benden alamaz’a tutunmuş, bize selam yolluyor. Öyle nispetçi bir vız gelir sırıtışı da değil hani.
O gülüşte düşmanına yönelik bir sitem, bir meydan okuyuş yok.
Zeynep bize gülüyor. Sanki son anda, tutuklanmasından birkaç dakika evvel bizim bilmediğimiz çok kutlu haberler işitmiş. Bize onları iletmek için sabırsızlanıyor sanki. Bunca ölüme bunca zulme bunca adaletsizliğe karşı ne yapmalıyı çözüvermiş sanki. ‘Hayatımızın bütün yoksulluklarına karşı nasıl birlikte durabiliriz’i anlamış bir anda. Tan sökerken.

Zeynep bütün protesto gösterilerinde elinde kamerasıyla elektrik direklerine, ağaçlara, hep en yükseklere tırmanan kedi gibi bir genç kadındır. Enerjisiyle başa çıkılmaz. Her yere yetişir. Bütün mahkeme kapılarında onu görürsünüz. Araştırdığı konuları habere dönüştürmek için kimileyin ana akım medyada çıkmalarını sağlayabilmek için çırpınır. Soluk soluğa telefon eder. Hep telaşlıdır.
24 saat haber peşinde koşar. Söyleşiler yapar.
Sözgelimi son olarak Devrimci Karargâh örgütü üyesi olduğu iddiasıyla 12 Aralık’ta tutuklanan Türkiye Gerçeği yazarı Mehmet Güneş’in, Tekirdağ 2 No’lu Cezaevi’nde işkence ve baskılara maruz kaldığını ortaya çıkardı.

Kayıt tutanlar
Çağdaş, DİHA’nın muhabiridir. O da eylemlerden tanıdığım bir delikanlıdır. Birbirimizle tanışmayız ama birbirimizi iyi tanırız. Ben onu takip ederim, kanımca o da beni.
Emek gazeteciliği yapar. Adliye muhabiridir. Haberleri ayrıntılı ve titizdir.
Birbirimizi biliriz. Biz bu memlekette insanların sessiz sedasız kayıp edilmesine, hayattan koparılmasına, emeğinin sömürülmesine, haklarından soyulup yalnız bırakılmasına karşı gelmeye çalışan, kayıt tutanlardanız. Zeynep de Çağdaş da benim güvencemdir. Diğer gözaltına alınan gazeteciler, o şarabi tanıklar gibi. Bilirim ki bu topraklarda insanın başına bir şey geliverirse bu yılmaz, yavuz gençler zalimin yanına bırakmaz.
Şimdi bağımsız, yüce Türk yargısı, bu gençleri de terörist olarak dünyaya sunma hazırlıkları içinde. Onların gazeteci oldukları, görevlerini yaptıkları umurunda değil gözü dönmüş terörle mücadele timinin.
Gazeteci gençlere eylemlerde çekilmiş fotoğraflarını göstermişler. Onları eylemci ilan edip teröre bağlayabilmek için. Ellerinde kameraları, gazetecilik diye bir mesleği icra ederken devlete yakalanmışlar meğer. Birbirlerine haber için yolladıkları fotoğraflar sorgu konusu olmuş. Gazetecilerin birbirlerine fotoğraf göndermesi ne ağır suçmuş meğer.

Biraz daha yalnızız
22 aydır puşi taktığı için tutuklu yargılanan Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül de savcının suç delilleri arasında yer almış. Külyutmaz savcı, Çağdaş Kaplan’a Kırmızıgül’ün telefon hattından çıkan telefon numarasını sormuş. Kırmızıgül’ün gözaltına alındığında telefonunda bulunan numaralar arasındaymış Kaplan’ın numarası da. “Neden senin telefon numaran Kırmızıgül’ün telefonundan çıktı” bir gazeteciye sorulacak ne güzel bir soru, ne tartışılmaz bir ipucu, öyle değil mi?
Zeynep’e de neden güldüğü sorulmuş. “Gülmek ideolojik bir ayrıcalıktır” diyesi olmuş.
Besbelli hiç karartmayacak içini.
Tanıkların topunu ortadan kaldırma programında sıra genç gazetecilere geldi işte. Artık mahkeme önlerinde, protesto olan her yerde biraz daha yalnızız. Zeynep’i yüksek bir direğin üzerinde kamerasıyla göremeyeceğiz bir süre. Çağdaş’ı, bir duruşmada bütün ifadeleri not alırken görüp ferahlayamayacağız.
Ama onları yalnız bırakmayacağız. Geleceğimiz; bu memlekette biraz olsun kendimizi güven altında hissedebilmemiz onlara bağlı. Biz de onların yerini alacağız. Elimizden geldiğince.
Şu fotoğraflara bir bakın.
Onları tutuklayanların; onları hayatın dışına, tanıklıktan sanıklığa kilitlemek isteyenlerin işleri ne kadar zor, göreceksiniz.

* Akla düşenler, yola çıkıldıkça derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bu kadar nefessiz bırakışı karşısında hala akil olanı aramaya devam ediyoruz. Akil olanın belirli kural v kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan!!! olmadığına inatla inanmak istiyoruz. Derdimiz meramın görünür kılınması. Bahis açtıklarımız anaakımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. Etmekten bir özenle! kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor. Kelam sıklıkla dile getirilenlerin kuru kuruya tekrarından ibaret değildir, hemen hiç de öyle olmamıştır. Yıldırım TÜRKER'in Radikal Gazetesi'nde yayınlanmış olan Zeynep, Çağdaş ve Diğerleri... başlıklı makalesi de bu doğrultuda, meramın paralelinde bir okumayı beraberinde getirmektedir. Güneşin önüne çekilmiş setleri daha manidar bir biçimde işleyen bu okuma parçasını denememizin tamamlayıcısı olarak yazarın ve gazetenin anlayışlarına binaen sayfalarımıza alıntılıyoruz...

 ...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Titreşim / Deuss Ex Machina #375 (14.11.2011)
Titreşim / Deuss Ex Machina #376 (21.11.2011)
Titreşim / Deuss Ex Machina #377 (28.11.2011) 
Özgürlük ve Demokrasi Adayları Seçim Beyannamesi - Sol Defter
#DokunanYanar - İmamın Ordusu - Ahmet ŞIK via Scribd
Yansak Da Dokunacağız - Ahmet ve Nedim'in Gazeteci Arkadaşları - Özgür Basın
Zeynep, Çağdaş ve Diğerleri... - Yıldırım TÜRKER - Radikal
Onları Unutmayalım! - Arzu DEMİR - Etkin Haber Ajansı
Ajanslar Kışla, Kameralar Süngü, Laptoplar Mayın... - Aydın ENGİN - T24
O Bir Terörist - Halil SAVDA - Yeni Özgür Politika
Özgür Basın Susturulamaz - Sevgim DENİZALTI - Birgün
Korkmaktan Korkmamak - Kadir CANGIZBAY - Birgün
Gazeteci Tutuklamalarına Gazeteci Tepkisi - Bianet
Gazeteciler ‘Susmayacağız’ Dedi - Evrensel
19 Çakmağa 7,5 Yıl Hapis - Ayça SÖYLEMEZ - Bianet
Devlet Gazetecilere Mi Savaş Açtı Yoksa Kürtlere Mi? - Sarphan UZUNOĞLU - Jiyan
Police Arrest 40 Journalists On Suspicion Of Kurdish Separatist Links - Reporters Without Borders
Immanuel WALLERSTEIN: Türkiye Yanlış Yolda - Meral ÇİÇEK - Yeni Özgür Politika
Terör Arayacaksanız İddianamede Arayın - Sendika.org
İlk 6 Ayında AKP’nin Odaklandığı Nokta... - Delil KARAKOÇAN - Özgür Gündem
Susan Namerttir! - Murat ÇAKIR - Yeni Özgür Politika
Hükümetten İtiraf: KCK Operasyonunu Biz Planlıyoruz - Özgür Gündem
Dostlar, Evde Yoklar! - Ahmet SAYMADİ - Bianet
Tarih Bu Katliamı Unutmayacak - Feza KÜRKÇÜOĞLU - BiaMag
Kamuoyunu Yanıltma Sanatı - Rober KOPTAŞ - Agos
Samast Örgütlü Değil Ama Hapisteki Gazeteciler Terörist (25 Ağustos 2011 Verileri) via Feryebach
'1915 Hepimiz İçin Ortak Acıdır!' - Balçiçek İLTER - Habertürk
Kestik Ama Ermeniler De Kesti - Sevan NİŞANYAN - Siyaset ve Tarih Yazıları
''Soykırım Tasarısı''nda Türkiye'ye Düşen - Osman KAVALA - Bianet
Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu - Nuray MERT - Milliyet
Davutoğlu: Nerede Ermeni Varsa Konuşacağız - Agos
Fransız Parlamentosu’nu Bırakalım, İnkara Karşı Sesimizi Yükseltelim - İHD İstanbul - Nor Zartonk
Kürtler’in Hakları Arınç’ça Bahşedilmiş Sadaka Değildir - Ferda KAÇKIN - Jiyan
BDP'li Kışanak'tan Arınç'a Yanıt Geldi - Radikal
'İngiliz'in Filleri... Arınç'ın Hakları....' - Özgür AMED - ANF
2011: Kürt Sorununda McCarthy Dönemi - Sıtkı GÜNGÖR - Etkin Haber Ajansı
Bireysel Vicdan, Kolektif Vicdan - Mithat SANCAR - Açık Radyo
Bumerang - Arif ALTAN - Özgür Gündem
Medya Burada, Devlet Nerede? - Mehveş EVİN - Milliyet
Orhan Doğan Eğitim ve Destek Merkezi: Batman'da Mağdur 950 Öğrenci - Nüve
Naylon - Janset KARAVİN - Jiyan
imgelerin istilası - Cüneyt UZUNLAR - açık koyu
HES'çi Şirket Viçe'yi Terk Etti - Direniş Kazandı - Muhalefet.org
Gerze Direnişçisi Özcan 106 Gün Sonra Özgür - Gerze Gündem / Birgün
Sol Melankolinin İlacı - Berrin KARAKAŞ - Radikal
Banu Güven Efes Pilsen'in Kapağını Açtı - Emek Dünyası
Yine Bir Hegemonya Güzellemesi - Engin DURAN - Sendika.org
Ece Hanım'ın "Herkes"i - Dağhan IRAK - Dağhanırak.com

Oliveray Official via Cote Labo
Oliveray - Wonders Album Sampler via Erased Tapes Records Soundcloud Page
Oliveray - Wonders Album Critic via Squealer
Nils Frahm Official
Nils Frahm Artist Page via Erased Tapes Records
Nils Frahm - Felt Albüm Eleştirisi - Zülal KALKANDELEN - Zülal Müzik
Swod Official
Swod Artist Page via City Centre Offices
Swod - Drei Album Critic - Ji-Hun via De:Bug
Björk Official
Björk - Biophilia Üzerine - Yiğit Atak - Post Express / 13Melek
Björk - Biophilia Album Review By Möhammad CHOUDHERY via Consequence Of Sound
Radiohead Official
Radiohead - The King Of Limbs Album Review By Alexis PETRIDIS via The Guardian
Radiohead - The Daily Mail via Bant.TV
Volor Flex Artist Page via Facebook
Volor Flex Artist Page via Dark Clover Records
Volor Flex - Elegiac / Burialism By Kid Shirt via Kek-W

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – Send Promos: misak[æ]dinamo[dot]fm – Makina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Haiti Appeal: Pigeons & Shadows By LJ
LJ's Flickr Page

>>>>>Poemé
Boy Aynası - Enver TOPALOĞLU

yok ama yalnızlıktan değil
mesafelerden
mesafelerden kamaşıyor içim
içimde gizli
dilin cehenneminde kaç zebaniyle çarpıştığım
kaç kazan devirdiğim
yokuşun önünde daha
yolun başında kaç yasak
kaç buyrukla hesaplaştığım
meçhul kalsın varsın

imbiğinde damıtmak ve hayata akıtmak
suyumu kalbine sızdırmak için
kelimelerin ormanında
kaç ejderha
kaç masal deviyle boğuştuğum
meçhul kalsın

yanıtların gurbetindeyim
soruların kerevetinde
hatıranın kırılgan gülüşleri
toz bulutları
düş artıkları arasından geçip
aşk için başlıyorum her şiire

kederin baskısıyla boyun eğilen iğreti törenlerde
anlatamamak bunaltıyor fazlasıyla
anımsamak bir de
anımsamak hiçken tuttuğum yası

adımın enver olması
ışıltılı ünlemler koyuyor avucuma
tenha bir kıyı şehrinde
gece yarısı limana giren şilepler
telaşla aralanan perdeler
balkonlardan sarkan heyecanlı meraklılar gibi

adımın enver olması
siyah dünüm kızıl yarınım
ömrümü hayat yapan aşk için
sevgilim
satranç tahtasında
ne kadar zor olursa olsun oyun
sen umusuzluğu mat hamlemsin
mutsuzluğa eyvallah

Kaynakça: Şiir Penceresi

No comments: