Sunday, June 02, 2013

Deuss Ex Machina # 451 - kalean erakusten jauntxoak erresistentzia

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_451_--_kalean erakusten jauntxoak erresistentzia

27 Mayıs 2013 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>sesli meram muhteviyatı<<<<<
1. Field Rotation - The Repetition Of History (Denovali Records)
2. Field Rotation - History (Fragment) (Denovali Records)
3. James Blackshaw & Lubomyr Melnyk - Haftorang (Important Records)
4. James Blackshaw & Lubomyr Melnyk - Satevis (Important Records)
5. Ghost And Tape - Enghave (Schole)
6. Ghost And Tape - Paloma (Schole)
7. Houses - The Bloom (Downtown Records)
8. Houses - A Quiet Darkness (Downtown Records)
9. Sigur Rós - Hryggjarsúla (Krúnk)
10. Sigur Rós - Brennisteinn (Krúnk)

>>>>>Bildirgeç
#occupygezi manifesto
#occupygezi
#protestarchive
#dayangeziparki #occupygezi - eyvallah
-meram-
basit bir arzuhal bu yalın en dolambaçsız hallerdeki kelimelerin birleşmesinden mürekkep. birbirinden ayrışık duran harflerin bir araya geldiğinde ortaya çıkartabildiği yeni bir soluk gibi, yeniden yola çıkmanın nasıl ve hangi koşullarda seslendirilebileceğini anlama gayretindeki bir muhteviyat. zor belletilenin, ilişme denilenin hepsinin hepsinin, daimi bir biçimde bunu yokuşa sürenlerin aynı şirazesinden çıkmış devletlu geleneği etrafında dönüştürüldüğünün artık alenen teyit edildiği, böylesinin bilindiği bir zaman mevhumunda kelimelere sığınmanın çabasındayız. ötesi yok!.

beş koca akşamda, beş koca gecede şehristanbul'dan yayılan temennilerin, o aşina olunanın ötesindeki isyan dalgasının birer üyesi taleplerinin takipçisiyiz. hallerimiz, birbirimizin gözlerinde görebildiğimiz gaz kalıntıları, su artıkları, solüsyon kırıntılarından, dayak izleri vs.'nin ötesinde yalın bir biçimde protesto edimine bile tahammülü olamayanlar denildiğinde ilk akla gelenlerin ileri demokrasiyi mevzubahis edenler olduğunu fark edenlerin cenahındayız. bir aradayız. buradayız.

bugün görebildiğimiz beş koca gün ve geceden sonra şiddetin asıl kimlerin elinden ve hangi koşullar dahilinde ve neye istinaden uydurulup kaydırılıp türetildiğinin, genişletildiğinin net bir özetlenişidir. gördüğümüz ve vakıf olduğumuz. yılmadan, kırmadan, didişmeden sadece ve sadece yaşayan her canlının varlığının korunabilmesinin gerekliliğinin, nasıl ivedi bir mevzuu olduğunun şimdilerde daha çok farkındayız. biliyoruz. devletin yılmaz, sürekli haddini aşan cebri, şiddeti ile bir biçimde her şeyi terörize edenin, yaftalayanın vs. yeryüzündeki en kudretli en çok adı anılası terör örgütü olduğu konusunda yalpalamıyoruz artık ikrar ediyoruz.

durmaksızın niteliği, muhteviyatı değiştirilip duran bir gaz sağanağının arasında / az ötesinde / arkasında çoluk çocuk, genç ve yaşlı "yaşam hakkı" "müdafaa" denilen şeyin, ifadeyi kesin dolambaçsız, alternatif seslerle örülebileceği bir mevhumun mümkün olabileceğinin söz konusu edildiği zamanlardan geçiyoruz. öğrenerek, duyarak, tanımadığımız, daha önce bilmediğimiz insanlarla barikatların hem ardından hem önünde bir arada durarak öğreniyoruz.

dönüşümü, modernizm kisvesiyle neo liberalizm doktrinlerinin ve tepeden inme dayatmacılığın sağlayabileceği mevhumuna, biatına karşı ses çıkarttığımızda nasıl geri adım attığını şimdi daha net biliyoruz. artık görüyoruz. salt şiddet olgusunun insan'a kastın yanında hayvan'a ve doğa'ya karşı da nasıl hunharca, düşmanı olsa yapılmayacak bir körlükte, şiddetle yoğrulduğunun tüm duyularımızla şahitliğindeydik ve şimdi biliyoruz.

pazartesi akşamı gezi parkı'nda bir avuç direnç gösteren insanın, bir arada durmaya özen gösteren bireyin atmış olduğu umut tohumunun, toprağına, hakkına sahip çıkma mevzusunun nasıl önemli olduğunu artık enikonu hatrımıza kazımış durumdayız. unutmuyoruz. halen bilmeyenlere de anlatıyoruz. anlatmaya da devam ediyoruz. kocaman bir şehristanbul'u şerrin her türlüsünün denendiği bir deney sahası, hepimizi de denekleri haline dönüştürenlerin aslında neyi görmememiz gerektiğine çabalanıp durduğunu bizahati keşfediyoruz.

yalnız olduğumuzu düşündüğümüz bir alanda, bir yerde hepimizin şiddetten muzdaripler olduğunu, bir avuç marjinal olmadığımızı, üzerimize yapıştırılıp durulan çapulcular olmadığımızı artık biliyoruz. direnişin sadece belirli bir yere sabitlenmeyeceğini veyahut kısıtlandırılmayacağını her yerin bizim düşlediğimizle hemhal olduğuna kefil olduğumuz bir güncellikteyiz. bugün farkındayız. bugün idrakındayız. zaman mevhumunda bu doksan senede tekerrür ettirilenlerin dur, durak bilmeksizin yinelenenlerin artık geçersiz birer türetme olduğu konusunda tüm partilerden, statüko neferlerinden bağımsız bireyler olarak dayanışma gösterildiğinde nasıl geri adım attırılabileceğini, dur artık denilebileceğini ve nasıl yaşamın başka bir şeye dönüştürülebileceğinin farkındalılığındayız.

apolitik olarak tanımlandırılan gençliğin kendi sözüne nasıl hakkaniyetle sahip çıktığını, çoğalttığını, avazını yükselttiğini bir masalden hakikate dönüştürdüğü, korkmadığını ortaya koyan günlerden geçiyoruz. ve şimdi evvelsi günden çok, dünden de daha kalabalık yarına çok daha çoğalarak ilerlemenin arifesindeyiz. şimdi bana diktatör diyorlar diye vızıkdayan recep tazyik gazaboğan'ı refakatindeki muktedir kadrosunun devletlu mekanizmasının topyekün tamamının nasıl da yalanlara başvurup, dezenformasyon ile hakkı gümbürtüye götürmeye çalıştıklarını biliyoruz.

bütün ekranların kendisine yönlendirilmiş olmasına, tahsisine rağmen kimsenin umursamadığı yalanlarında yaşama sürmesini, tereddütlü halini görüyoruz. anaakım ekranı kapalı, internetin tamamen kontrollü, telefon hatlarının takipte olduğu bir yerde sesimizin sokakta, birbirimize dokunarak, o çok güvendikleri büyük birader kameralarının, engin teknolojilerinin engelleri-kesintileri ile değil basitçe haberleşerek seslere ve sözlere sahip çıkarak mümkün olabileceğini deneyimliyoruz.

bir aradayız buralardayız. türk, kürt, laz, çerkes, ermeni, kızılbaş sayıldı mı sonlanmayacak, yekpareleştirilmeyecek o yetmiş üç milletin, inançlısı, ateisti, erkek, kadın ya da lgbtt ya da biseksüel hiç fark etmeksizin ayaklarını sağlamca toprağa bastığını, sözünü savunduğunu, savunabildiğini görebildiğimiz yeni bir güncellikten geçiyoruz. tüm ezberleri altüst eden. firavunun erkanın muktedirin her ne derseniz işte onun yapmaya çalıştığının rantsal bölüşümden, kıyım raddesine varan saldırılarından, emek gasplarından basit toplumsal gerekliliklere karşı türettiği aşılmaz duvarlardan ve daha nicesinden bu toprakların illallah dediğini işitiyoruz.

yeter artık! mahlasının sadece basit bir işaretleyici olmadığının tam aksine genişçe bir özet geçen bildiren olduğunun farkındayız. antidemokratik dayatımlarla taaruz ve niceleriyle hiçbir şeyin hal yoluna konulmayacağını tam tersine daha fenasına yol verildiğini, zemin sağlandığını işaretliyoruz. bir kenara yazıyoruz, bir kere daha. umudun en umulmadık anlarda filizlendiği bir aralıkta yeniden yola koyuluyoruz. bahsettiklerimizin, yaşadıklarımızın ve paylaştıklarımızın insani olduğunu, insana ait olduğunu hemen hiç unutmaksızın tekrar ediyoruz. faşizm sözün bittiği yerse tahakkümünü esirgemediği her şeye el ederek, ses çıkartarak, dayanışma göstererek bir arada kalarak yaşayacağız ve bu daha başlangıç mücadeleye devam!.  daima, daima, daima!..

...fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya deuss ex machina  ile devam...iyi haftalar...

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
DinamoPromo InquiriesMakina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
resim için kaynakça: mayıs 28 taksim - osman örsal - reuters

>>>>>Poemé
sıcak saklayın gecelerimi - nevzat çelik

geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim

sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim

demlice bir çay koyun üstüne
aç çocuk gibi besleyin sobayı
nasıl tütüyorsanız gözlerimde
öylece tütsün buharı

uzunca serin yatağımı
boyunca uzansın ayağım
el aman deyince gece
usulca kıvrılır yatarım

can canım canlarım
hazır mı koynunuzdaki yerim
gün olur gecikmiş çocuk gibi
bağıra çağıra gelirim

kaynakça: şiir.gen.tr

No comments: