Sunday, June 23, 2013

Deuss Ex Machina # 454 - lána þér hendi án hika

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_454_--_lána þér hendi án hika

17 Haziran 2013 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>sesli meram muhteviyatı<<<<<
1. Kolsuz Kahraman Wang Yu - İste! Eldet! Hakkını Ara! (Wang Yu Edit) (Self Released)
2. Kolsuz Kahraman Wang Yu - Devlet Bir Sembol Aslında Söz Sahibi Benim (Wang Yu Mix) (Self Released)
3. Replikas - Untitled 2 aka Gomez - 2002 (Self Released)
4. Replikas - Bozuk Düzen (Peyote Müzik)
5. Hayvanlar Alemi - Direnç (Stamina) (Sublime Frequencies)
6. Hayvanlar Alemi - Kaptan Hayvanlar Alemi 2011 (CD-R/Kompile Karga)
7. Timur Mamatov - The Hardest Path (Self Released)
8. Timur Mamatov - Lend You A Hand (Self Released)
9. Post - Coming Back (Noiseist)
10. Post - Wrong Time Wrong Place (Noiseist)
11. And So I Watch You From Afar - Mend And Make Safe (Sargent House)
12. And So I Watch You From Afar - Young Brave Minds (Sargent House)

*deuss ex machina #453.. kayıpdata.. errorkafa...

lána þér hendi án hika
(454)

bir hakikat varsa o da erk / muktedir sayesinde gerisin geriye gittiğimizdir. vurgulamalar, had bildirmeler ve hizaya çekmeler çekilecek yeni hudutlar kalmayınca yine yeniden harekete geçirilen hassasiyet gözetimleri, tortulardan yeni doğrular üretme sancılarının yanında boyuna aralıksız yenileştirilen sınırlar ve sınırlandırmalar. tüm ileri hamlelerin, birden peydah edilen veçhelerin kaçırılmayan muasırlık trenlerinin bizim yurdumuzdaki yansıması hep daha fenası, hep daha ezası çok olan olduğu anlamlandırılabilir. yinelenebilir. gerileme sarmalında koşar adım ilerletilirken, ataleti derinlerine nüfuz ettirecek uyaranlarla dopdolu, hakkaniyetsizliğin el üstünde bile isteye tutulduğu bir yer imal olunur.

mütemadiyen gün be gün oradan, o sığ aralıktan denkleştirilenler sessizlik, tahakküm ve baskılamanın sıradanlaştırılması olarak süreçteki yerleri alır. aldırılır. belirli bir tavır almaktan daha fazlası tüm toplumsal teammüllerin alt üst edilmesine hiçleştirilmesine didişilir. bunun neticeleri açtığı yaraları ise yaşadığımız günün getirdiklerinin tanıklığında kah sayfalar boyunca kah yüz kırk karakter ile tanımlandırılabilir. fark edilebilir. hayatı sınırlandırma gayretinin her ne seviyede bulunduğu bütün bunların, hamlelerin birer mizansenden ibaret olmadığı anlaşılabilir. her bir teşebbüsün hangi ara, hangi derede apar topar kervana düzüldüğü, dahası halka sormak bir yana nasıl umarsızca had bildirmelerin gerçekleştirilmesinden ibaret hamlelerden mürekkep olduğu yinelenebilir.

gün korkuttukça, korkunun nasıl ve ne menem bir şey olduğuna dair pervasızca atıp tutmaların, dokunma, ilişme başlıklı işaret ve işaretleyicilerinin refakatlerinde düzenlenen söylem birliğinden ibaret dediğildir haddizatında. düşünceyi mesnetsiz haller ile sınırlandırılmış, sıkış tıkış bir şeye indirgeyebilmek adına hamlelerin ve taktiklerin muktedir olanın vicdanına göre sürekli şeklinin dönüştürüldüğü, biteviye malzemesi değiştikçe tadı tuzu kaçan bir harmanın illa billa hazırlanageldiği, trajik olanın sıradanlaştırılması gayretinin yekünüdür ortalığın vesikası. ortaya çıkan bunca günden sonraki özetin özeti!. gerilemenin salt düşünsel bağlantı ile de değil sokakların bizzat içinde sürmeye, sürdürülmeye gayret edilen yaşam rutinlerine kastedildiğini, ona hamle edildiğinden de dem vurabilmek söz konusudur. böyledir.

ne hallere konulduğumuzun acıklı melodramı değildir, romantize edilesi bir şekli değildir. tamamen düşünülüp, taşınılıp hesaplı kitaplı çoğunlukla ortantısızlığın çıtasını yükselterek saldırganlaşan, saldırılarını süreğenleştiren bir iklimin neresinde olduğumuzu anlatabilmek için görülesidir sözü tekrar edilesidir. erk eliyle çıkagelen bu toplumsal müdahaleler silsilesi. bütünde ortaya çıkan erk-muktedir-iktidarın hayatın tamamını zapturapt altına alma gayretinin bir vesikasıdır. bütünlüklü. dikkatli bir gözlemle bunu anlamlandırabilmek, sadece anlatılanlardan ibaret şeyler değil bilakis görünmeyen alanlarda anlarda nelerin başa getirildiğinden dem vurabilmek illa ki sözün devamlılığında kendisini gösterecektir.

üzeri örtülmeye çalışılan zamanın tozuna terk edilen, unutturulmaya teşne olunan, bunlar nasıl olsa unuturlar, unutacaklar kadüklüğünden derlenen, toparlanan, denk getirilen birazcık değil, az bir şey değil bayağı basbayağı hegemonyanın resmi geçididir. resmiyete rücu etmesidir. başınızdayız elimizde maşalarımızla, coplarımızla, müdahale araçlarımızla, hiç olmadı hepinizin, (hepimizin) ne olduğundan dem vurabilmek için o el altında tutttuğumuz doksan yıllık yalanlarımızla ve yaftalarımızla diye sürdürülebilecek bir telaşe. teferruat olarak görülen, bilinen ve algılanan şeylerin nasıl devletlu nezdinde yeniden kodlandığını, durumun ve gidişatın yönüne göre dönüştürüldüğünü, hep tanımların içlerinin boşaltığından da dem vurmalıyız bu aralıkta. bu arada!.

tarih tekerrürden ibarettir diye dem vurulur. mükerrer olanın yerine konumlandırılanlar bir yerden, bir anlığına değil daimi bir biçimde hayata kast etmek üzerinden tanımlandırılan ve susacaksınız öyle ama böyle, biat edeceksiniz sözle yahut şiddetimizin artan dozuyla, hiddetin tükenmezliğiyle, bahsi ile kotarılan bir yeni'dir. tarih dönüştürülürken yazılanlar sadece erkin tahayyülleri değil aklımıza mıhlatılanlardır artık. zamanımızda bu böyledir. şimdi'nin vurgusunda, yediğimiz her vurgunda yıllar yılıdır süregidenin hiç de ahım şahım bir demokrasi olmadığını, tüm foyasının altında bildiğimiz, ikrar etmekten kaçınmayacağımız bir ötekileştirme, had bildirme vurgusunun daimiliğinden dem vurulmalıdır.

yirmi dört gün sonra. bir yerinden başlanacaksa hayata dair kelam eklemeye, meram dediğimizin her ne olduğundan dem vuracaksak, böyle bir şeye girişebileceksek bunun bir darbe girişimi gibi salak saçma bir mesnetsizlik değil açık, seçik olarak yeter artık kalkışması olduğundan bahis açılmalıdır. sokak anlatmaya devam ederken tarih tek başına tekerrürden ibaret değildir!. artık biliyoruz. düşünen, taşınan, tasalanan endişe eden eyyamcılık değil çözümlelerin rotasında ilermeye çabalanan, başka bir dünya tahayyülüne erinen, düşleyen ve çabalayanlar için onların karşısında yükseltilen bir duvara benzetilebilir bu kıt algılar bahsini oluşturan, muktedir müseccel markası tahakkümün sınırları her bir gayreti.

kekremsi, tadsız bir tekrardan uzak, mütemadiyen şiddeti övüp ha'bire yücelten, sıradanlaştıran bunun layığımız olduğuna inamamızı beklentileyen baskılar ile donatılmış bir tahakküm yapıtı / kalıtı / duvarı karşımıza çıkmaktadır. yekvücud! dosdoğru kestirmeden görünen budur. gördüğümüz, yaşadığımız, yaşatıldığımız ne eksik ne fazla gerisin geriye gidişte artık bir limitin kalmadığı, hıncın ve nefretin ne hallere ulaştığının idrakına erdirecek bir yansımalar toparlamasıdır. tüm yanılsamalardan, acaba ve fakatlardan açık ara uzak. basitçe cümleler kurabilmenin neredeyse artık mümkünatsız kılındığı bu yerde, bu meskende, bunca fecaatin her kimden kopuyor olduğunu düşünmek için bir meseldir, bir çırpınıştır bu iliştirmeye çalıştıklarımız. yekün ve tüm.

yekpareleştirilmiş, benzeşmeyip tektipleşmeyeceğim dedikçe bizahati, kaçınıp durduğundan dem vurulan ceberrut devlet aklının mirasçısı oluveren, bu uğurda yapmadığını ertesi güne koymayıp, hemen her farklı sesi, imi linç etmeye ant içen bu devletin ta kendisi olan görünmektedir. kral çıplak!. gezi parkı'nın ortasında önünde, berisinde yanında, kıyısında yaşatılanlar haftaları aşan bir ölçekte taksim'den kızılay'a, dersim'den adana'ya ve eskişehir'e ve dahasında uygulanan şiddet sarmalının esas kimin elinden geldiğini kimin elinden çıktığını meydana sermektedir. göstermektedir. tüm unutuşlara nazire edercesine aralıksız seslendirilmektedir.

bunca tahakkümün karşısında sivil ve pasif direnişin, birbirini kollayan buna karşı geliştirilen şiddet unsuru şüpheye kaçmadan fark edilesidir. bilinesidir. bilinesidir ki birbirimizi anlaşılır kılmak bunca hiddet gösterisinden sonra daha elzemdir. lazımdır. gereksinimimiz olan yaftalamaların ithamların bağında elinde bir değnek aralıksız yok onu yapma, bunu söyleme, şöyle yaşama, şunu düşünme, aman ilişme ve sus karışmaları güne dahil ettiren muktedirin karşısında elimizdeki en önemli şey sözdür. iki arada bir derede sıkıştırılan yol ver gidelim taksim'i ezelim'in bir şaka olmadığı, tehditin ve muhteviyatının rize'de sayılı gün önce emir telakki edilerek bir şekilde uygulandığını, dahası geçtiğimiz pazar ve daha dün gece taksim sokaklarını kapsayan linç mangalarına karşı elimizde kalan yegane şeyin söz olduğunu yinelemeli bir kere daha.

kıyama çıkanların karşısında vicdan, bir dur artık aracı olduğunu hemen hiç akıldan çıkartmadan yinelenesidir. tüm kameralar açıktayken cereyan edenlerin kimin elinde neyin şekillendirildiği olmadık yakıştırmalardan yakıştırmalar beğenilirken, yandaş medya tarafından atılan manşetlerden, sözümona tutarlı görünmeye gayret eden seçilmiş görüşmecilerin gak gukları ile bu yaşatılanların, mesajların hala o nato kafa nato mermer düzeyindeki sabıklığı aşamadığı, anlamlandırılabilir. böyleyken söz lazım olandır. tüm aşılmazlıklara karşı elimizde kalan yegane şey. hiçbir şeyin peşinde olmayıp bir ülkenin tüm anti-demokratikliği tescillenmiş yapısına karşı ses edemeyeceksek söz eklemeyeceksek yarınlarımız bugünlerden de zor olacaktır. burası muhakkaktır. muhakkaktır ve görünen köy kılavuza ne hacet ortalıklardadır.
ortadadır.

kah çapulcu, kah alkolik ve ayyaş kah marjinal kah vandal, kah ermeni kah afedersiniz rum artığı vs. atfedişlerin yaraları kanırtıcı özelliği sonuna kadar zorlanarak, ucu bucağı olmayan bir fişleme gayretinde sivilleştikçe, bağlarından azade kaldıkça, kurtuldukça ve görmeye tüm olan bitene rağmen çabalandıkça söz kendi çatlağını bulacaktır. yoluna devam edecektir. kılavuz kimileri için bir ağaç, kimileri için bir yapı, kimileri için bir meydandır. kimileri için yaşadığı sokaklar nefes aldığı parklardır. kimileri için atalarının mezarlarıdır, kimileri için hayatın en kara noktalarını görüp geçiren, yaşamış belleklerdir. kılavuz kimimiz için bir sestir, ortaklaştıkça asgari müşterek denilegelenin bellenmesidir bir ihtimal.

bunca gün sonra, yerlere kapaklansak da, olmadık yaftalarla boğuntuya götürülmeye çalışılsak da, hınç ekilmesi için en olmadık tahayyülere başvurulsa da bir arada yan yana durduğumuz, düşsek de yeniden yola koyulacak dermanı birbirimizde bulduğumuzdur. bir kere daha tahakkümün böylesine boyun eğmeyecek, yoldan çıkmayacak olduğumuz ikrar edilesidir. haftalardır deneyimlediğimiz şey insani olan şeyin karşılığının artık saymasını unuttuğumuz teyitlerinden bir başkasıdır. onca tehdit ve hakaretamizliğe, bunca sindirme gayretine karşı; -biat edeceksiniz aksi başınıza azrail olurum diyebilen muktedire rağmen halen hayata sahip çıkma gayretkeşliğidir.

kasıtla, alenen hedef göstermelerin, öldürmeyeceksin buyruğunu gözardı edenlerin, çiğneyenlerin işledikleri bunca utanç vesikasının refakatinde hayatın neresindeyiz bir şekilde sorgulanasıdır! bir yanımız gülerken, kendini hakir gören, hakaret edene mizahla yanıt verirken öte yanımız sesini ve sözünü sakince ifşaa etmeye devam ederken sorgulanasıdır. bir yanımız, yöremiz tüm alışkanlıklarıi yerleşik değerlendirmeleri yeniden alaşağı ederken öte yanda her şey olağan her şey aynı diyenlere karşı kelam ne yandadır, ne yana konumlandırılmalıdır bu aralıktayız. o arafın tam ortasındayız v taksim meydanı'ndayız, gezi parkı'ndayız, kızılay'da, çamlık parkı'nda, gola çelu'dayız.

unutmadan hatırlamak, yoldan sapmadan başladığın rotayı kaybetmeden sözün ve kararlılığın neye kadir olduğunu hemen hiç akıldan çıkartmamak. hesaplanmış olanın değil rastlantısal bir biçimde denk gelenlerle birlikte hareket etmenin idrakına varabilmek. direnmenin kavga dövüşle, salt ondan ibaret bir şey olmadığını aksine bu hayatı kazanmak için bir vesile teşkil etmesine tanık yazılmak. yazdıkça bu satırların bir faninin külliyatından daha elzem, daha gerekli bulduğu sokağın kelamına, hakkına sahip çıkışına misafir olmak. yaşam tüm o rutinlerin dayatımında giderek sessizleştirilip, tektipleştirilirken bir şeylerde inatla geriletilirken yok o kadar da uzun boylu değil diye ses çıkartmak. nihayetinde konuşmak!.

konuşmanın pek de atfedildiği gibi ya da bilinmesine uğraşılıverildiği gibi zor olmadığını kanıtlamak. bir arada, yanyana bunca günden sonra dimağda yer edinen hakkın ve hukukun dosdoğru afrasız tafrasız, sanki bahşedilen bir ayrıcalık değil de herkesin olduğunun altını kalınca çizmek. iki ağacın bazen bütün saklananları görebilmek için bir vesile teşkil edebileceğine ortak olmak. muktedir ve avanesinin her mesaj alındı duyurusuna rağmen gün aşırı kör şiddetin, en nadide provokasyonun her kimin elinden çıktığının idrakına ulaşmak. şiddetin hemen hiç aralıksız bir biçimde deviniminde muktedirin çabalarına mazhar olmak.

devletlu elinden can yakılmasının tam karşılığının nasıl bir şey olduğunu enikonu bellemek hiç unutmamacasına. direnişin orta yerinde bir akşam durup dururken bir akşam üzeri saldırıya geçip ortalığı gaza boğmanın her türlü canlıyı öldürme gayretinin her ne olduğunun farkındalılığına, yaşayarak ulaşmak. denek bellendiğimizden bir onun bir bunun maşası olarak ilan ediledurulurken muktedir ve avanesince yetmez bir de paramiliter faşistlerin organize saldırılarına denk gelmek. havası civası ve her bir janjanlı ambalajlama çabasına karşın demokrasi'nin bu ileri versiyonunun da önceki sürümlerden pek de farklı olmadığına uyanmak için yeterince tecrübemiz var artık.

sivil giyimlilerin hem tenkit hem de tehditlerine maruz kalmak, orantısız olan hiddet, şiddet ve tahakküme karşı düşgücü ve mizah cephanesi olanların başlarına getirilenlere birebir tanık yazılmak. nefes alma hakkının bile üç beş dakika arasında bir sınırlandırma ile daraltıldığı bir yerde yaşam hakkı ne olacak şimdi diye avaza tutunmak. gördük, yaşıyoruz ve buradayız işte. duyduk, sezdik ve kani olduk sonunda işte. barışçıl bir direnişe yakıştırılanların nasıl menem ve ölçüsüz dayatmalardan mürekkep olduğunun idrakına vardık. susmanın değil bilakis konuşmanın tam zamanı olduğunu teyitledik hep birlikte bir arada. görülmediğimizi, bilinmediğimizi, sayılmadığımızı varsayılan, nicesinde sokakta geçip giderken konuşmaktan son anda vazgeçtiğimiz insanların birbirlerinin özgürlüklerine müdahil olmasını deneyimledik. halen ediyoruz da.

nazar değdi, yan yattı çamura battı, içtiler bunlar bir de kimsenin askeri olmadığını bildiriyor bunlar. ha'bire bunlar sonsuz bunlar. biri bitmeden başka bir abuklamanın savunuş olarak zikredilmesi sürdürülürken direnişin kendi sözünü, çıktığımız, çıkartıldığımız gezi parkı'ndan yaşadığımız mahallere, parklara kadar ulaştığını görebilmek hala çok mühim ve önemlidir. her ne kadar idrak edilmemesine diretilse de muktedirce anlamını kendiliğinden kotarmaya devam edendir. söz kıyamın ortasında tüm bu sınamaların mevhumunda, meydanında, yanında ve yöresinde dilden ve akıldan ve vicdandan mürekkep olanın savunageldiği yegane barikattır.

ümidin çarçur edilmesinin önünün alınabilmesi için çevrilen kumpasların parmakla işaretlemelerin, nefes almadan ezber okumaların ve nefretin savunulduğu, onun erkçe bizahati önemsendiğini hatırlatan denk gelenlerin arasında tek savunma sahasıdır. sözler. bugünün tahakkümünün dünden feyiz alınan, tu kaka denildiği varsayılsa da içten içe sindirilen vesayetçiliğin bir başka türü olduğunu bildirecek göstergeçtir söz. devlet şiddetinin ayar tutmazlığı bir yana erkin başı olanın her defasında yekten yalan olduğu meydana çıkan şeylere körü körüne biat edip seslendirmesinin karşısında haklılığı duyumsatacak olandır söz. görmek için taraftar olmanın mühim olmadığını yineleyecek olandır söz.

düşünebildikçe yeni rotaların denk getirilebileceğine dair tahayyüller ve tasvirler birbirlerine denk getirildilkçe yeni kavramların ortaya çıkması söz konusu olacaktır. vakıf olduğumuz bunca günden sonra, arta kalan bir tepkimenin değil bunca had bildiriminin, sözünüzü kendinize saklayın uyaranlarının kıyametinin geldiğidir. söz göz önünden kaçırılıp durulan, her dem halının altına süpürülen, bile isteye manipüle edilen şeyler ve artık önemsiz bir teferruat olmadığının hesabının ve akibetinin de tam ve vaktinde sorulmasının gerektiğini ifşaa edecek yardımcımızdır. düşüyoruz, kalkıyoruz. kah ağlıyoruz kah gülüyoruz. kah koştururken buluyoruz kendimizi kah sakinliğe davet ederken. yeniyi ve yeniliği birbirimizin meramında aramaya, sorgulamaya ve yemezler demeye devam edeceğiz. bu daha başlangıç mücadeleye, hayatlarımızı savunmaya devam.. bugün, yarın ve sonrasında.. birlikte! duyanlarla.. görenlerle.. birlikte!..


* Akla düşenler, yola çıkıldıkça derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. Akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. Derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. Bahis açtıklarımız anaakımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. Etmekten bir özenle, koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Belgesel: Ağlama Anne, Güzel Yerdeyim - Ümit KIVANÇ
Yakın Tarih / Taçlanmış Gazetecilik: Metin GÖKTEPE - Biyografim.net
23buçuk - Aris NALCI - Serdar KORUCU - Youtube
Red! Filmi - Bağımsız Sinema Merkezi
Diren Karadeniz..! - Apolas LERMİ - Murat ÇORAK - Youtube
Hemzemin Forum Postası
Basın Açıklaması - Taksim Dayanışması
Ethem Sarısülük’ün Annesi Sayfı Ana: "Oğlumun Katili Başbakan’dır" - soL
Sarısülük Ailesi: Ethem'i Vuran Polis Kaçabilir, Tutuklayın - Kemal GÖKTAŞ - KG' Blog
Gezi Parkı.. Sevk.. İsyan.. - Deniz SAL - Solukbeniz
Demokratik Polis Devletinin İdeolojik Kökenleri - Cihan TUĞAL - T24
Aldım Verdim Ben Seni Yendim - Alper ÇEVİK - Sol Defter
Direnişin İçinde Bulunduğu Aşama, Kazanımlar ve Erdoğan’ın Kutuplaştırma Siyaseti - Taylan DOĞAN - Fraksiyon.org
Kral Çıplak - Orhan Kemal CENGİZ - Radikal.com.tr
Erdoğan's Fall From Grace In Turkey Is Pure Shakespearean Tragedy - Fiachra GIBBONS - Guardian
Tariq ALI: Message For Turkish Youth via We Are Many
From Turkey With Love - Belén FERNANDEZ - Jacobin
Post-Modern Politizasyon Süreci, Kent Hakkı ve Asi Kentler - Ahmet Erdi ÖZTÜRK - Nüve
Alain Badiou And Belén Fernández On Turkish Resistance - Jisu KIM & Cengiz ERDEM - Versobooks.com
Turkey: A De Facto End To The Hegemony Of The Coup Of September 12, 1980 - Özlem İlyas TOLUNAY - NewPolitics
“Olgunlaşmış Bir Sınıfsal Başkaldırı…” - Korkut BORATAV - Sendika.org
Park-Forum: İçi Dolu Mekân - Kürşad KIZILTUĞ - Ortaklık Alanı
Direniş Notları (2) Saldırılar… Provokasyonlar… - Gün ZİLELİ - GZ.com
Yeniköy Forum'una Yapılan Saldırılara Dair.. Kaynakça
Biraz Kazıyınca Alttan ‘Ulusalcılık’ Çıktı - Yetvart DANZİKYAN - Agos
Erdoğan Tam Faşizme Geçiyor... “Hitler” Yasası Teklifi - Gazeteciler.com
Doğanın Hakları İade Edilsin - Doğaya Saygılı Politikalar İstiyoruz - Slow Food Türkiye
Vicdanlar Yarışıyor: İnanılır Taciz, İnanılmaz Tacize Karşı  - Çağla ÖZBEK - 5 Harfliler
Baskın Oran: Hükümet Gerekeni Yapmazsa Akil İnsanlar Toplantısına Katılmayacağım - T24
Gezi Parkı Günlüğü - Dosya - Açık Radyo
Taksim Meydanı’ndan Öğrenmek - Neil FAULKNER - Counterfire.org / Gerçeğin Günlüğü
Demokrasi, Genel İrade vs... - Ahmet Efendi - Retroscale
Why Erdogan Doesn’t Get It - Ben JUDAH - Reuters
Bu Daha Başlangıç, İşte Yapacaklarımız - Bildirge - ODTÜ Öğrencileri
Polisin Gezi Direnişi’ndeki Görevi Nedir? - İstanbul'da Ne Oluyor?
Ayaklanma, Olay, Hakikat - Alain BADIOU - Proscenium Arch
Gökhan Biçici Yaşadığı Polis Şiddetini Anlattı - Emek Dünyası
Dr. Burak Ünveren ve Umur Can Erşahin Polis Şiddeti - Banu GÜVEN'le Hafta Başı - +1
El-Cezire Kameramanlarına Taksim'de Polis Dayağı - Radikal.com.tr
İzmir'de Ev Baskınları - ETHA
Psikoloji Değil, Zihniyet Meselesi - Nuray MERT - Birgün
Türkiye-Brezilya-Bulgaristan: Küresel Gençlik İsyanlarının Ortak Simgeleri - Paul MASON - BBC Türkçe
The Standing Man Of Taksim Square: A Latterday Bartleby - Kaya GENÇ - Guardian
Turkish Protesters Accused Of Terror Links - Al Jazeera
Majoritarianism: Zombie Democracy - The Economist
Terror In The Air In Istanbul - Marijn NIEUWENHUIS - Society And Scape
Tayyip İç Savaş Dilini Tam Gaz Sürdürüyor: Hakaret, Yalan, Tehdit… - Sendika.org
"Überall Ist Taksim": Zehntausende Demonstrieren in Köln Gegen Erdoğan - Der Spiegel
Forumlarda Üçüncü Gün ve Forumlara Dair Hatalarımız - Sarphan UZUNOĞLU - Sol Defter
Ankara Direniş ve Dayanışma Forumu; “Biz De Oradaydık Bizi De Al” - Fraksiyon.org
gezi parkı - Kofiakofo - K' Tumblr
Gururumuz İncindi - Ayşe BÖHÜRLER - Yenişafak.com.tr
"Entelektüellerden" Açıklama: Dehşet Verici Şiddet Sona Ermeli - Sabit Fikir
Kayıplarımızı İstiyoruz! - Dayikên Şemiyê - Facebook
52 Bin TL Maaş Alan Sümeyye Erdoğan Kimdir? - Yorgo ANGELOPOULOS - YA' Blog
Erdoğan İç Savaş Mı İstiyor? - Taner AKÇAM - Düzce Yerel Haber
Erdoğan “Camide İçtiler” Demekten Neden Vazgeçemez? - Timur F. OĞUZ - BiaMag
Kartal'da Cemevi Başkanına Saldırı! - Çağdaş ULUS - Gazetevatan.com
Bingöl E.A. İçin Ayakta: Tecavüzcüler Aklanmayacak - ANF
Sporcunun Irkçı ve Terbiyesiz Olanı - Mehmet Y. YILMAZ - Yazaroku.com
Hepimiz Ermeniyiz Peki Siz Kimsiniz - Odatv
'Halk Şah Çekti ve Mat Oldular' - ETHA
Diren Barok! - Walking Istanbul.com
Gezi Eylemlerine Soğukkanlı Bir Bakış - Ege KAYACAN - EK' Blog
Atatürk Arboretum'u 3 Firmaya Satıldı, Yerine 5 Yıldızlı Otel Yapılacak - Turizm Güncel
“Twitter’da Yazdığını İnkar Etmek Yeterli Bir Savunma Değil” - Alif AKGÜL - Dağ Medya
Önerilerim - Şebnem SÖNMEZ - Savasava
Taksim Komünü - Yeni Türkiye Aydınlanmacılığının Sosyolojik Okuması - Evrim ÜNAL - Deli Kasap
Her Şey Olur # 561 - Cem DİNLENMİŞ - CD' Tumblr
#duranadam - ysrdnl - #direngeziparkı
Unutursam Sizi Kalbim Kurusun! - Ali Murat İRAT - Birgün
Postcards From Ther Turkish Uprising - 13Melek / b. traven - Crimeth Inc.
The 35 Locations Across Istanbul Where Assemblies Are Being Organised - Novara Media
Bayrağı O Taşıyınca... - Gazetevatan.com
"The Constitution For Dummies" By Judge Andrew NAPOLITANO via Reason.tv
A Fascinating Map of the Worst Countries For Modern Slavery - Olga KHAZAN - The Atlantic
Merkel: G8'de Türkiye Gündeme Gelebilir - Murat TOSUN - Hürriyet Planet
Noam Chomsky Interview: Sykes-Picot Is Failing - Maha ZARAKET - Al Akhbar
The Signs Of The Brazilian Protests via The NY Times
Brazil Explodes In A Furious Feast Of Democracy - Jerome ROOS - RoarMag
Çapulcular İçin 10 Kitap Önerisi - Ahmet Efendi - Retroscale
Halk Çıplak - Hakan İŞCEN - Hİ' Blog
Songs Of Resistance - Clément GIRARDOT - Mashallah News
Gezi Gerçekler - Tumblr

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
DinamoPromo InquiriesMakina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
revolução cravos via art odyssey

>>>>>Poemé
Yerçekimli Karanfil - Edip CANSEVER

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına  veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

kaynakça: şiir.gen.tr

No comments: