Monday, July 22, 2013

Deuss Ex Machina # 458 - primitive crystallized hemisphere

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_458_--_primitive crystallized hemisphere

15 Temmuz 2013 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>sesli meram muhteviyatı<<<<<
1. Mike Cooper - What Cares Paradise (Room40)
2. Mike Cooper - The Ordeal (Room40)
3. Sundrugs - Euphoria Euthanasia (BLWBCK)
4. Sundrugs - Moving Borders (BLWBCK)
5. Ore - Aus 2 (Tektosag)
6. Ore - Aus 5 (Tektosag)
7. Félicia Atkinson - Franny (Umor Rex)
8. Félicia Atkinson - This Impermanent Gold (Umor Rex)
9. Ensemble Pearl - Wray (Drag City)
10. Ensemble Pearl - Painting on a Corpse (Drag City)

primitive crystallized hemisphere
(458)

az zaman değil biraz biraz hiç değil, kısıtlanmış ya da kısıtlı sanıldığı gibi değil neredeyse yedi gün yirmi dört saat aralıksız, ilaveten yaklaşık elli gündür birbirinden farklı olmayan tenkit cümleleriyle karşılaştığımız kontrol bizde sakin sakin diye durmaksızın hiddetini arttıran muktedirliğin gözünün önündeyiz. her yeri donattığı dijital gözlerinin kayıt altına aldığı, emir demiri kesir veczini haklı çıkartan, vur! deyince de suyunu çıkartıp plastik mermilerin havada uçuşturan, gazla deyince can almayı halen akıldan geçiren bir mekanizmanın alenen harekete geçirildiğini onaylayabilmek mümkündür. tanığıyız bu kör şiddetin. sözcüklerinden, telaffuzlarından eksik etmediklerinin sokaklarda vuku bulan tepkimeye hiddetle ayar çekmelere ve can almalara karşı nasıl yekpare bir mermer olduğunun da altını kalınca çizmeliyiz. hem de hiç unutmamacasına hem de akıldan çıkartmaksızın biteviye, sürekli.

bir yerinden ya da bir yöresinden başlanacaksa anlatmaya yaşadığımız onca gezi güncesini uzun uzadıya, az biraz da bu kurum bağlayan dilin eylediklerinden yola çıkararak ilerlemeliyiz. akla gelenin teyide ihtiyaç duyulmaksızın şak diye söylenegeldiği başbakan danışmanlarının sanal agoralarda önce nabız yokladığı, duruma uygun bir karşılık ya da tepkimeye göre şeklinin nihayetlendirildiği bir mevhumla yan yanayız. otpor, faiz lobisi, telekinezi, çekemeyenler vs. şimdi bu kadar günden sonra hala hakaretin en büyük tutundukları dal olarak zihinlere yer etmiş olanı diklenmeyip, dik durduklarında muktedir cenahının eyledikleri sadece satır başlarıyla okunduğunda basbayağı ülkenin hali de ortaya çıkacaktır.

hizaya geçilecek geç. kırmızı çizgiler aşılmayacak aşma. ağaç doğa falan demekten bir özenle kaçınılacak kaçın, öldürülen canlarımız var bunlarla ilgili adli kovuşturmalar ne alemde diye sorma, sus çünkü her şeyin en alasını bilen devletimizin sahibi, muktedirlerimiz hepimizin bu suallerini, sorgu ve tahayyüllerini bir anda karşılaşayabilecek kadar mesaj alındı bahsinde olduğu gibi anında geri dönüş sağlayacak kadar engin bir mevhum değil. oraları hiç kurcalama. bu basının hali nedir diye zırvalama. hayır hiç öyle değil kazın ayağı demeye kalkma çünkü oraya da laf-söz edersen kesin bu ülkenin demokratikleşmesine müdahalede bulunanlardansın. şucu ya da bucusun en olmadı öcüsün!.

hakir görmelerin, hakaret etmelerin nerede boşluk var oralarda iki satır laf denk getirmelerin altında, yanında hep bu bildiğimiz teranelerden siz susun (halka) -milletin seçilmişleri, atanmışları konuşuyor tebaasının zulmü mevcut. belgeli ve teyitli. yaşadığımız kentlerimiz, soluk aldığımız mahalle, voltalayıp durduğumuz sahillerin, sokağımızın, çehremizin, yanımızın ve yöremizin nasıl bile isteye ranta kurban edildiğini gördükten sonra, bir şeylere teşne olunca alınacak yanıtın ve geri dönüşün yukarıdaki gibi bir sığlıktan gayrısı olmayacağı muhakkaktır. gel gelelim işte burası türkiye. her an hakkınızın gaspı söz konusu edilebilir.

bir kulp bulunduğuda, savunmaya çalıştıklarınız, sözcükleriniz nasıl ve hangi şartlarda edilmişse, birleşmişse birleşsin bu "kutsal devleti" yıkmaktan gayrısı olmadığı gibi bir abuk subuk darbe teşebbüsü ile bile ilintilenebilsin. dedik ya burası türkiye diye. özgürlük mevhumunun on bir yılda nasıl dönüştürüldüğü, ne hallere konulduğu bunca afakiyken, işin yanisi kabak gibi meydandayken halen eskilerin putlaştırdığı veçhe ve mesellerin yeni sürümlerine anında ikiletmeksizin sahip çıkanların sana / bana söz hakkı verebileceğini tahmin eder miydiniz? hiç böyle bir şey düşünür müydünüz? tabi ki yanıt olumsuz. bir tabi ki sözcüklerimizin cümlelerimizin yanıtları hep grilerle hemhal. hep muammalara terk edilmekten kaçınılmayacak kadar aleacele bir savunmalara rehin.

yaşadığımız güncenin getirdiklerinde, gözümüzün önünde toparladıklarına baktığımızda, sadece bakabildiğimizde bütün bu mevhum boyunca denk getirdiklerimizin toparlayıcısı bir özetleyiş karşımıza çıkacaktır. sözün ve fikriyatın, eylem ve pratiklerin hemen tümünün, hemen hepsinin bir kenara fırlatılma gayretkeşliğinde her an bir deneyimin kendisini aklımıza mıhlamaktadır. mıh diye yerini sağlamlaştırmaktadır. vasatlığın, görünen köyün kılavuza ihtiyaç duymadığı bu ülkede sözün işitilebilirliği halen öncelikli bir meseledir. onu ya da bunu değil, sadece ona ya da sana ait bir şey değil, benim ya da onların değil bizim hepimizin; ortak müştereklerimizin, asgarinin ortak aklın sunageldiklerinin peşisıra avaza tutunmak hayat için çabalanma griliğin bet beniz atan unsurlarına, daralatılmaların topyekün taaruzlarına karşın taksim'in, gazi'nin armutlu'nun, ceylanpınar'ın eylediklerine ortak olmaktan geçmektedir. bir kere daha ama son kez değil.

biteviye tekrarın durmaksızın öne sürülenlerin tencere tava hepsi bir hava karşı koyuşunun, cezasını devletten beklemeyin kendiniz verin yollu savunuşun, aba altından sopa sallamaların gün aşırı gözaltıların, neticesiz harplerin hiç bitmeyecek olan korkun bizden! diye sayıklanmaların, yapılanların edilenlerin hepsinin dile getirdiği faşist tahakküme rıza gösterilmeyeceğine uyanmaktır. elzem olan. bir kere daha ama son kez değil. adaletsizlik makamı kendi utanç vesikası tarihinde yeni eşiklerde ilerlemeye devam ederken, adil olanın hakkaniyetli olanın ne olduğu bütün bu kaydedici gözlerin önünde vuku buldurulan kıyamların kimlerin elinden olduğu kısmını açık etmekten geçmektedir. kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.

saiklerin, ortaya konan iradelerin falanlı, filanlı yaklaşımlarla şüphe duyulmaktan gayrısını akla getirmeyen bir önyargısal sabıklıkla karşılandığı mevcut iktidar ve avanesinin güncesinde, gündem diye yutturmaya çalıştıklarının hemen ötesinde hayatımızı nasıl şekillendirmek istediğimiz, kendi kararlarımızı kimselerin itmesi, çekmesi ve ötelemesi durmaksızın kafamıza kafamıza kakmasıyla değil özgür vicdanlarımızla almayı düşünebilmenin arafındayız kararlıyız yetebildiğimiz kadarıyla. birlikte, birarada. bir kere daha söze katalım. bir kere daha yineleyelim. kentlerin şantiyeleşmesinin böyle hunharca, alelacele hala inandıkları gibi bir medeniyet göstergesi seviye atlatma sacayaklarından birisi olmadığı artık alenidir şimdi belirgindir.

gezi parkı’nın yerine topçu kışlası’nın yapılmasıyla ilgili olan 6. idare mahkemesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararı, bölge idare mahkemesi’nce iptal edilmesi üzerine haberler sunulurken ağ üstünde bu daha bir manalıdır. yolların, geçitlerin hemen hemen yeşilin nüfuz ettiği her alanın bir şekilde dönüştürülmesi bu ve benzeri hamlelerin ardı arkasının gelmemesi karşısında her şey yeniden başlıyor. gözden çıkartılan gezi parkı'nın yanında denizin artık göstere göstere doldurulduğu miting alanı yapıyoruz değerli vatandaşlarım diyerek ucundan bilgi bile edinilebilen yenikapı sahilindeki denizi dolduruyoruz, mütemadiyen denizi de betonlaştırıyoruz hamlesinin her gün biraz daha fazla eylediklerini de gözardı etmemeliyiz.

kıyamın her türlü örneği bu iktidar güncesinde mevcut. kanıtlarıyla beraber. bir kaç tıklama mesafesinde, bir toplu taşıma aracı mesafesinde aralıksız sürdürülmekte paylaşalım. yedikule bostanlarının istanbul'un son kalan organik ekim alanları diyebileceğimiz bir sahanın da zapturapt altına alınmasını da üzerine ilave etmeliyiz. her yanımız işgal edilmekte neoliberal mekanizmanın çarklarına çoktan kendilerini teslim etmişlerin, fasaryalarında boşboğaz lakırdılarında yer vermedikleri, veremeyecekleri şeyler gündem diye anaakımdan muştulananların yanında hemen yanı başında bütün hayatlarımızı dönüştürmeye devam ediyor.

vurgulamalar güncelliğe dair klişelerden ibaret, her türlü teyakkuz durumunda koruma kalkanları devreye alınacak, ezberlenmiş olanın tekrar edildiği biteviye ileri sürüldüğü bir kelime dağarcığı hali dahiline güç kullanılarak, itiş ve kakış sıkıştırılmışken meramın ne olduğunu anlayabilmek için türlü çeşit yolların arşınlanmasının gerekliliği ortadadır. bakabilmek için önce görmeye ihtiyaç, ayabilmek için olan bitene ve tüm bu rutin gibi görünen ama velakin her şeyin hesaplı kitaplı olduğu, düşüncelerin toptan yoksayıldığı ne biliyorsak odur bağnazlığına bayağı koşulsuz şartsız teslimiyetin referans olarak gösterildiği bir yerde yaşayabilmek hem eskisinden de zordur hem de inanılmaz bir biçimde kendiliğinden yeni yolları keşfedebilmek için bir yol göstericidir.

halimiz, erk ve payandalarının hepimizin yerine sınırlandırmaya çalıştığı düşünselliği bir kenara koyan onu da en iyi biz yaparız hiddetlenmesine karşı bir çıkıştır. daraltılan, kelimenin tam karşılığı kadükleştirilen, yoksunlaştırılan, ıssızlaştırılan bir zaman mevhumunda olan bitenin arasında aslen neyin vurgulanması gerektiği hatırlatılacak olandır bir daha. bugün başlangıçların bir başka arafında kelamların basit bir tepkime değil de yılların birikimi olduğu belki bir nebze daha kolay anlamlandırılabilecektir. her türlü tahakküm bu ülke sathında sergilenirken, alelacele karar hükmünde kararnamelerin, yetkilendirmelerin, torba yasaların, yargıların, yaftaların vs.nin bu durumu derinleştirdiğini ilave etmeliyiz. denk getirilenlerin, vuku buldurulanların tamamına yakınında bu hesaplı kitaplılığı çözümleyebilmek mümkündür. böyle olduğu aşikardır.

alelacele kotarılan, bilinçli olarak gerçekliğe evrilen, kesintisiz bir biçimde devamlılığına çabalanılan kırmızı çizgileri muhafaza etmeye ant içmiş bir türkiye gerçekliğidir. bütünde ortaya çıkan her ne kadar yeni takısı kullanılsa da bizahati o eskinin vehametinin, tektip söyleminin halen kullanılması çabasıdır. bunun devamlılığıdır!. bunun hoyratça sahiplenilmesi, sahip çıkılmasıdır. tepe tepe kullanılmasıdır. oysa karşılaşılan zulümdür sokaklarda gün geçmeksizin handiyse polis devleti haline dönüştürülmemizin, dün askerin eylediğini bugün başbakan'ın yönlendirilmesiyle bir kere daha sahnelenmesidir. özet geçecek olursak dünün vehameti bugünün griliğinin kendisidir.

bayrak satıcısının da, bir akademisyenin de bir gazetecinin de bir oyuncunun da ya da yazarın da yahut sadece bir yurttaşın endişelerini paylaşabilmesi, geçip aştığı korkuları, o eşiklerin ardına gerisin geriye çekilebilmesinin yollarının yeniden tanzim edilmesi gayretidir. vuku buldurulan resmin genelinde bunca gün sonra özetlenen. her yok artık bu kadarı da olmaz dediğimizde yeni bir tahakküm vesikasının tanziminin tutunulacak dal olarak, gidilecek yol olarak bellenmesindeki kadük bakışa dikkatleri çekmektir. bir kere daha ama son kez değil. müşaade altında bulunan ve bugün uyanan mustafa ali tombul, geçtiğimiz günlerde hayata dönen ama artık konuşamayan lobna al lami ve berkin elvan gibi nicelerinin hayata tutunma mücadeleleri sürerken oluşturulan kahır eksen devlet eliyle kotarılan taciz parametrelerinin, ne işleri varmış gezi eylemlerinde sözlerinin insafsızca sarfedilebilmesine illallahtır değinmek istediğimiz!

meşruiyet lime lime edilirken, mahremiyet alt üst masumiyet karinesi dümdüz edilip yağmalanırken söz gerekli olandır. belki unutulanları hatırlatacak. bir kere daha vesile teşkil edecek. meram avazken sözlerden mürekkepken gelen yanıtların gözaltılar, tutuklamalar, baskınlar, sansür girişimleri, eli sopalı linç güruhları ya da paramiliterler ve halklar arasında cepheler, ayrışımlar oluşturmak için teşebbüsler olduğunun yine, yeniden bildirilmesidir. bu küçücük ekranlardan görünmeyen, anlaşılamayan o sokaklara yansıtılmak istenen bizahati gezi ruhunun üzerine üzerine salınan bunlardır böylesi bir kıt akıllıktır vesselam. evrilip, çevrilip günün ve gündemin, yol ve yordamdan bile isteye uzak kalınmasının, utanç vesikalarının bina edilmesidir.

döndürülüp, dolaştırılıp aynı kelamların zikredilmesi, birbirinden farklı olmayan tahakkümün her an çeşitlendirilmesidir. bugün ona denk gelen yarın sana ve bana hepimize uzanabileceği döv-letçe taahhüt edilen, hiç bitmeyecek gibi savlanan, zerre-i miskal mesajların alınmadığını, sözün işitilmeyeceğinin tam ve eksiksiz görünür kılındığı bir süreçtir yaşadığımız şimdinin özeti. her yere bol keseden dağıtılan aklın fikrin kendi ülkemiz söz konusu olduğunda nasıl bir kenara itildiğini, bugün için demokrasi pratiklerinin hemen tümünün lime lime edildiği ve ortada bir daraltma ve suskunlaştırma devamlılığından gayrısının konulmadığıdır nihai özet. ezcümle.

insanların canlarını sıkmak söz konusu edildiğinde, devlet geleneğinin nasıl elini korkak alıştırmadan tahakküm araçlarını ve hamlelerini bir arada kullanageldiğini, rıza üretmenin yollarını karşıt propagandadan geçildiğini örnekleyen her şey bu değinilerimizin toparlayıcısı olacak nihai bir vesikadır. söze bir kere başlamaya görsün muktedir her şey siyah ve beyaz ya oradasın ya bunlardan, ya da bizimlesin, fikir teatrisinde bile benim dediğim, bildiğim olur verdiğim, onayladığım olur ötesi yoktur kestirip atmalarının yer aldığı vesikadır. budur. söylemler ve beraberinde eylenenler bu ülke gündeminde her ne varsa kabak tadı veren bunun halen komple kullanılmaya devam edildiğini, endişe tahlilleri dizi dizi dizilirken bile direniş güncesinde ve sonrasında denk getirilen sözlerden halen bir haber kalındığının aynalyıcısıdır. ifşaa alanıdır.

cana kasıtlarla beraber, doğaya, toprağa, yaşadığımız kentlere, o kentlerin yaşayanlarına daha yapılacak fenalıkların tükenmediğini yumurtlayandır apaçık malumun ikrarı ve ilamıdır. beş kişi polise mukavemetten hayatlarını kaybeder, kayıtlar ve bir dolu tanıklık ortada söz meydanlarda her şey ulu ortadır adaletin tecelli ettirilmeyecek olması da bu aralıkta iliştirilendir. göze çarpandır. böylesine ve daha fazlası yaralayıcı bir o kadar da nerede yaşadığımızı teyit eden bir görüngü hasıl olmaktadır. budur. dünü şimdi'de yeniden yaşamak, gizlisi saklısı olmadan bir kere daha biat edeceksinizlerle karşılaşmak hem vehametin hem de körlüğün nasıl hiçbir şeye kulak vermeyen bir zorbalıkla şekillendirildiğini izah eden bir tecrübenin kendisidir.

sadece taksim'de, gazi'de, kızılay'da, kordon'da, dersim'de, lice'de, armutlu'da veya ceylanpınar'da oralardan ibaret değildir yaralanışımız. yaralandığımız yer bütün ülkede makus kaderimizin ayrıştırılmazlığının kendisidir. her yerdir. şiddet mevhumunun nasıl sineye çekilebilir bir şey olarak değerlendirilip halen ileri sürülebilen bir araç olarak devletlunun sahip çıkmasındandır yaralanışımız. sözün paha ve anlamını tarumar etmek için en olmadık yakıştırmaların pekliğindendir yaralanışımız. her şeyin en'i olmaktan kıvaç duyan iktidarın en gaddarlığı gören gözlere rağmen sürdürmesindeki inattandır yaralanışımız. mustafa ali tombul, berkin elvan gibi haberdar olduklarımızın yanında bi'haber kaldığımız nice yurttaşın tedavileri boyunca ve şimdi halen polis şiddetine, göz korkutmalara maruz kalmalarındandır;  yaralanışımız.

iktidar dilinin kötürümlüğündendir yaralanışımız. söz uçacaktır, belki sokaklar boşalacaktır ama yazı kalacaktır elbette. her yer ranta peşkeş, her yer muktedirden olmayana azap, her an basbayağı tahakküm ile donatılırken günü kurtardık yarına allah kerim diye bahsedilen laflar da unutulmayacaktır. anlatılan, hepimizin rolünün bir mizansen değil gerçeğin, hakikatin ve vicdan muhasebesine mesken olunan, asıl meramın kendisi olandır. gıybetlerini uluorta sergileyenlerin yalanlarına karşı tek sığınağımızdır bu anlatılanlar. yitirilen, zaptedilen, yağmalanan, yaftalanan, biçar bırakılan, böyle yekten tefe konulan bir muhalefet bir dolu muhabbettir söz, anlatmaya çalıştığımız.

hep beraber yazdığımız. bir artıp bir azalan durmaksızın baskının başka halleri, her hallenişin insana karşı kasıt evrelerinde ne eksik kalmışsa, onun tanzimine çabalanılan, boyuna ilavesi gerçekleştirilen bir mevhum ile donatılmakta bu ülkenin şimdisi. kesintisiz bir biçimde tavır denilegelenlerin, yok sayacağız ve yok edeceğiz ekseninde ilerletilmesidir can kardeşim bunca vehamet boyuna gıybet bir dolu adaletsizlik, hiç sekmeksizin yinelenen yalanlar ve dolanların arasından kendimize, o eskiden aşina olduğumuz şimdi bir yerde ütopya diye seslendirilen hala öyle diye belletilmeye çalışılan başka bir günü kotarmak, başka bir güne uyanmak çabasında neredeyiz? hangi evredeyiz!.. düşünelim mi? hiç değilse bir beş dakika düşünelim mi? meramımız sualimizdir... [21.07.2013 23.55]

>>>>>Bildirgeç
Şaşırmak Acemi Bir Eylem Biçimidir - Hektor VARTANYAN - Radikal Blog*

Şaşırmak meğer ne büyük bir lüksmüş. Haziranın başından bugüne yaşadıklarımızı gözden geçirdikçe daha iyi fark ediyorum bunu. Devletin eylemcilere karşı verdiği  çirkin refleks farklı boyutlara ulaşarak 1,5 aydır tırmanmaya devam ediyor.

Gezi eylemleri “ustalık dönemini” yaşayan AKP hükümetini kıskıvrak yakaladı. Kısa süreli bir bocalamadan sonra hükümet polis güçlerini bir cihada yollarcasına seferber etti. Neticede binlerce yaralı,6 ölü ve çeşitli uzuv kayıpları gibi dehşet rakamlarla dolu muazzam bir bilanço meydana geldi. Devlet bilindik gaddarlığını olanca hoyratlıkla sergiledi, şaşırmadık.

Ethem Sarısülük Başkent’in göbeğinde bir polisin kullandığı gerçek mermi neticesinde hayatını kaybettiğinde şaşırmadık.

Başkentin belediye başkanı Ethem Sarısülük’ün öldürüldüğü yere polise teşekkür afişi astırdığında şaşırmadık.

Ethem Sarısülük’ün cenaze konvoyuna geçiş izni tanınmadığında, acılı annenin yürek parçalayan feryadı duyulmadığında şaşırmadık.

Abdullah Cömert Hatay’da Gezi Eylemine destek vermek amacıyla sokaktaydı, öldürüldü. Muktedirler fail olarak başka bir eylemcinin attığı taşı öne sürseler de otopsi raporları Abdullah Cömert’in de polis müdahalesi sonucu ateşli silahla öldürüldüğünü gösteriyordu. Yasal terör bir çocuğumuzu daha almıştı, şaşırmadık.

Ali İsmail Korkmaz Eskişehir’de AKP il binasına yürüyen grubun içinden alınıp devletin resmi sopalarıyla darp edildi. Devlet hastanesinde müdahale edilmedi. Beyin kanaması yaşarken ifadesi alındı ve göz göre göre can verdi. Şaşırmadık.

İrfan Tuna Kızılay’da bir dershanede temizlik işçisiydi. Polisin bol keseden kullandığı biber gazına günlerce maruz kaldıktan sonra kalbi daha fazla dayanamadı ve can verdi. Polisin bu kadar orantısız ve usulsüzce şiddet kullanması bir cana daha mal olmuştu. Şaşırmadık.

Elinde palalarla sokak ortasında kadın tekmeleyen, eylemcilere saldıran Ak gömlekli palalılara da şaşırmadık. Milli görüş gömleğini çıkartıp Ak gömlek giymişler canım deyip geçtik.

Resmi sopalar ve resmi magandaların sokaklarda canımıza kastetmişçesine arz-ı endam etmelerine de şaşırmadık. Ne de olsa memlekette insan bol, insan ucuz.

Meydanlarımızın, sokaklarımızın ve parklarımızın polisin mutad mesai alanları olmasına da şaşırmadık. Vatandaştan çok polisin bulunduğu meydanlar; giderek polis devletine dönüşen memleketin alamet-i farikası olmuş durumda.

Dün itibariyle devletin TOMA’larla ve polisleriyle tam teşekküllü bir şekilde düğün basmasına tanık olduk. Gelinin eski sevgilisi vali olmuş da sevdiceğini ele kaptırmayı içine sindirememiş gibi bir hal peyda oldu. Resmi görevlilerle “resmen” gelin ve damat kaldırmaya yeltenen  muktedir aklına dahi şaşırmadık. Bekliyorduk zira, tahammülleri olmadığını da biliyorduk.

Gezi eylemi muktedirlerin midesine çöküverdi. Hükümet çevrelerindeki bu hazımsızlık siyasi arenada aldıkları ilk ciddi darbenin sancılarını hala atlatamadıklarının delili. Bu darbe alışılmış muhalefet çevrelerinden değil de halktan kaynaklanınca  daha bir yaktı canlarını kuşkusuz.

Sokakların, meydanların ve parkların kullanım hakları bütünüyle halka aittir. Hükümetin bu ceberut tutumunun hiçbir meşru dayanağı yoktur. Hayatlarını, tanıştıkları eylemin simgesi haline gelen Gezi parkında birleştirmek isteyen insanlara bırakınız mani olmayı destek olmak ve mutluluklar dilemek gerek. Lakin devlet aklının zorbalıktan öte çalışmamasına yine şaşırmadık.

Şaşırmak insanın evrene karşı acemi ve iyi niyetli durma şeklidir. Şaşırmak  demokrasinin çok renkliliğine ve çok sesliliğine denk düşen bir eylem biçimidir. Devlet bir düğünü basıp gelini ve damadı gözaltına alma girişiminde bulunuyor ve biz buna şaşıramıyoruz. Ne yazık ki elimizden alınan lüksün henüz tatmamış olduğumuz demokrasi ve farklılıklara tahammül anlayışı olduğunu içimiz sızlayarak fark ediyoruz.

Şaşırmıyoruz.

* Akla düşenler, yola çıkıldıkça derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. Akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. Derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. Bahis açtıklarımız anaakımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. Etmekten bir özenle, koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla Boyuna masal anlatılırken, kardeşlik türküleri eşliğinde bolca gazlı, kameraların görünmediği yerlerde devlet şevkatinin sergilenmesi için en onulmaz yaraların açıldığı bir yerde ve buna sahip çıkan bu muktedir dilinde ve düzeninde.. şimdi bile... hektor vartanyan derdimizi özetlemiş.. görmek ve anlamak isteyenler için meramımızın devamında okunmasını salık vereceğimiz bir makale iliştirmiş radikal blog' sayfalarına. vartanyan ve radikal blog'un anlayışlarına binaen metni makina'da paylaşıyoruz...

..Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Belgesel: Ağlama Anne, Güzel Yerdeyim - Ümit KIVANÇ
23buçuk - Aris NALCI - Serdar KORUCU - Youtube
Gördüm - Bir Gezi Parkı Direnişi Belgesel Filmi - Documentary Film - R H - Vimeo
Diren Karadeniz..! - Apolas LERMİ - Murat ÇORAK - Youtube
Dönüşüm - Gentrification Belgeseli - Yönetmen Hakan TOSUN - Youtube
Hemzemin Forum Postası
Gezi Postası
Gezi Sekmeleri
Polis'i Tanı - Emir Eri!
Park Hareketi
A Digital Collection Of Gezi Park Articles via Readlists.com
tiananmen meydanı’ndan gezi parkı’na -kaçakkova - mutlak töz
Hiçbir Şey Olmamış Gibi Mi Yapalım? - Yetvart DANZİKYAN - Agos - Makaleler
Gezi’deki Üç Beş Ağaç… - Foti BENLİSOY - FB' Tumblr
Gezi Yurttaşlık Bilincinin Ayağa Kalkmasıdır - Hilmi BEGÜMCAN - Muhalefet
Kahrolsun Bağzı Veriler - Onur YAVUZ - Azad Alik
Şaşırmak Acemi Bir Eylem Biçimidir - Hektor VARTANYAN - Radikal Blog
Hakikat Kavgası: Bir Parrhesia Olarak Gezi Parkı - Nazile KALAYCI - Gün Zileli.com
Tutsak Yazar İbrahim Şahin'den Direniş Değerlendirmesi - Görülmüştür.org
Gezi’nin Ardı.. Şimdiye Dair.. - Anonima - Nor Zartonk
Istanbul Dispatch: Gezi Uprising and Beyond - Ceren ERDEM - Blog Walker Art Center
Ahmet Yıldız’ın Paçavralarından Ethem’e Gömlek Eyledik - Ethem E. ÇAKMAK - KaosGL
Ethem'in Annesi: Beni Üç Kere Vurdular - soL
Sarısülük'ü Vuran Polise Soruşturma İzbi Zırhı - Kemal GÖKTAŞ - KG's Blog
İşte Gezi'nin Polis Telsiz Kayıtları! - Alican ULUDAĞ - Cumhuriyet
İHD: 40 Günde 5 Ölü, 8 Bin Yaralı, 119 Tutuklama - ETHA
Turkey: End Incorrect, Unlawful Use Of Teargas - Report - Human Rights Watch
Gezi'de 34 Bin Hak İhlali - Cumhuriyet
Özgürlük Sokaktadır - Ulaş BAYRAKTAROĞLU - Gelecek Gazetesi
Demokrasi Değil Kanibal (Yamyam) Okrasi - Kadir CANGIZBAY - Birgün
25 Bilim İnsanından Biber Gazı Eleştirisi - Ekolojistler
AİHM ve Biber Gazı Düzenlemesi - Yahya BERMAN - Bianet
Bayrakçı Ali Sarıçiçek'e 7 Yıl Hapis İstemi - Radikal.com.tr
Binlerce İnsan Suçsuz Halde Cezaevinde - Zeynep KURAY - Birgün
Ali SARIÇİÇEK'in Eşinin Açıklamaları - Dha - Youtube
Abdullah Yasa v Türkiye - Polis Gücünün Orantisiz Kullanimi - 17/07/2013 - ECHR Press
Osman Erden Polis Saldırısını Anlattı - Beyza KURAL - Bianet
Lobna.. - Barış GÜNGÖR - BG' Facebook
Yaz/a/mıyorum - Pınar KUSTER - Habere Dikkat!
Sosyalistlerden “Devrimci Karargah“ Açıklaması - Gelecek Gazetesi
Genç-Der'den Gözaltılarla İlgili Açıklama - Genç-Der
Mahkemeden Topçu Kışlası’na Onay! - Klavyeşör - Jöntürk
Tarihi Yedikule Bostanları Suni Havuzlu Park Oluyor - Elif İNCE - Radikal Web Tv
Yedikule Bostanları Sosyal Etki Raporu - Yedikule Bostanları Tumblr
Istanbul’s Troubled Gardens: Gezi Park’s Flowers - Elif BATUMAN - New Yorker
John Holloway: Şimdi Hepimiz Çapulcuyuz - Mete KIZIK - Cumhuriyet Pazar
Marx'tan Esnafa: 'Bağnazca Savaş' - M. Serdar KORUCU - Demokrat Haber
Gün Zileli: En Büyük Tehlike, Yeniden Seçim Oyunlarına Katılmak - S. UZUNOĞLU - Sol Defter
Perihan Mağden: Erdoğan Kalbimi Kırdı - Tuğba TEKEREK - Taraf - Düzce Yerel Haber
Dişi Direniş - Mustafa Alp DAĞISTANLI - Bir + Bir
The Ongoing Turkish Protests Have Left Us Enlightened And Emboldened - Zeynep TALAY-TURNER - Guardian
“Yalnızca Taraftar Değil, Sömürülen Emekçi, Şiddet Görmüş Vatandaşız” - Doğu EROĞLU - Şiddet Hikayeleri
Belediye'den Esnaflara Misilleme! - ETHA
istiklal caddesi esnafı - emfuzi - ekşi sözlük
Daha Özgür Yaşam İçin Çevrimiçi Adresler - Beyoğlu Forumu
Forumlarda BDP'nin Eksikliği Hissediliyor - Zeynep KURAY - ANF
Gezi ve Solda ‘Gerontokrasinin’ Muhtemel Sonu - Foti BENLİSOY - Nor Zartonk
Gezi’deki Gerileyişin Nedenleri ve Bir Muhasebe - Harun YILMAZ - Militan
Adalet ve Saygıya Çağrı: Gezi’nin Temsil Ettiği Demokrasi Zemininde Buluşmak - YVSGP
Economist’den Anti-Kapitalist Müslümanlar Yorumu - Yeşil Gazete
In Turkey, Media Bosses Are Undermining Democracy - Yavuz BAYDAR - NY Times
Yabancı Gazetecilerin Hayatı Gezi Sonrası Zorlaştı - Talar SELSU - Agos
Baş Harfli Kadınlar! Kadının Kaleminden - Zeynep AVCI - Sincan Cezaevi, Ankara - Özgür Gündem
Bir Bay Pardon Hikayesi... - Müjgan HALİS - Öteki Haberler
Darbe, OTPOR, Melih Gökçek, Cemil Çiçek ve Arkadaşları - Murat GÜLTEKİN - BiaMag
Türkiye, Erdoğan Hükümeti ve Sol: Oğuzhan Müftüoğlu - Dan LA BOTZ - New Politics / Muhalefet
Online And Off, Information Control Persists in Turkey - Greg EPSTEIN - Global Voices Advocacy
Var Oluşumuzu Tehdit Eden Kuvvetlere Karşı Kendimizi Nasıl Koruruz? - Noam CHOMSKY - Özgür Gündem
Kültür Bakanlığı 'Gezi Parkı' için İdare Mahkemesi'ne Başvurdu - Düzce Yerel Haber
Kentin Tozu: Kral Çıplak - Cihan UZUNÇARŞILI BAYSAL - Açık Radyo
Üçüncü Köprü Macerasının Tarihi - Özgecan KARA - Yeşil Gazete
Ermeni Evlerine Kentsel Dönüşüm - Hrant KASPARYAN - Taraf
Kentsel Dönüşüm Kurbanları Arasına Nevşehir’in Rum Mirası da Katıldı - M. Serdar KORUCU - Yapı.com.tr
Turkey: Redefining The Public Space, One Piece at a Time - Stratos MORAITIS - The Globe Times
Jandarma: Köyleri Biz Boşaltmadık, Kendileri Gitti - T24
Mardin Dargeçit'te Yapılan Kazılar Sonuç Verdi: Bulunan Kemikler 13 Yaşındaki Seyhan Doğan'a Ait  - Başka Haber
JİTEM’in Kanlı Qoser Dosyası I - Serkan KURT - Özgür Gündem
Zor Dönemin, Tatsız Bir Konusu - Ergin YILDIZOĞLU - Sendika.org
Salih Müslim: ‘Devlet Kurma Niyetimiz Yok’ - Mahmut HAMSİCİ - BBC Türkçe
Turkey, Lonely Man Of The Middle East - Kadri GÜRSEL - Al Monitor
The Neocapitalist Paradigm Of Discourse In The Works Of Tarantino - Helmut HUMPHREY - Communications From Elsewhere
Direnişin Önderi Olamadık Dışında Da Kalmadık - Gökhan DURMUŞ - Evrensel
İş Güvenliği Sayı 27 - Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği
Psikoterapi Herkese Lazım Olabilir - Viral Mecmua
#Nov5th 2013: Anonymous Pledges To Hack Govt Websites Globally on Guy Fawkes Day - RT News
Brazil, Turkey: Emerging Markets, Emerging Riots - Erdem YÖRÜK - Jadaliyya
Brezilya'nın 'İsyan Eden' Yeni Orta Sınıfı - Julia CARNERIO - BBC Türkçe
#direngazeteci - Bianet
Türkiyeli Aydınlar… Aydınlarımız… - Leyla ERBİL - Fakfukfon
Margaret Atwood Küresel Krizi Yorumluyor: “Hep Ben, Ben, Ben Dönemi Bitti.” - Der Spiegel - Notosoloji
The Visual Emergence Of The Occupy Gezi Movement, Part 1-2-3 - Christiane GRUBER - Jadaliyya
Giriş Gelişme Barikat Ya Da Biz Başkalarının Söylemiyiz - Ozan K. - Futuristika
Listen: Global Ear Istanbul Tracks - Daniel SPICER - The Wire
Visual Sunday: After Gezi - Clément GIRARDOT - Mashallah News


Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
DinamoPromo InquiriesMakina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
resim için kaynakça: zamazingo anette blog

>>>>>Poemé
Bitiş ve Başlangıç - Wislawa SZYMBORSKA

Her savaşın ardından
birileri ortalığı temizlemeli.
Az buçuk bir düzen
kendiliğinden kurulmaz

Birileri temizlemeli kürekle
yollardaki döküntüleri
ki ceset dolu arabalar
devam edebilsin yollarına

Birileri tıkanıp kalacak elbet
çamurlarda ve küllerde
parçalanmış koltuklarda, cam
parçalarında
ve kanlı bezlerin arasında

Birileri kütükleri bulup
dayamalı duvarlara
pencerelere cam takmalı
kapıları geçirmeli menteşelere

Kendiliğinden olmaz bunlar,
fotoğraflarda
yıllar, yıllar alır.
Tüm kameralar şimdiden
başka bir savaşa gitti.

Köprüler yeniden kurulmalı
ve istasyonlar yenilenmeli.
Kolları sıvamaktan
gömleğin kolları parçalanmalı

Birisi elinde süpürge
anlatıyor savaşın nasıl olduğunu.
Öbürü dinliyor
ve parçalanmamış başını sallıyor.
Fakat hemen çok yakında
bulunmalı böyleleri
tüm bunlardan yorgun.

Birileri bazen
kazıp çıkarmalı çalıların altından
o boktan gerekçeleri
fırlatıp atmak için çöplüğe


Onlar ne yaptıklarını bilenler
yer açmalı
kendilerinden az bilenlere
azdan daha az bilenlere.
Hiç bilmeyenlere.

Çimenler örtüyor şimdi
nedenleri ve yaşananları.
Birileri yattığı yerden
ağzı açık
bakıyor bulutlara.

çeviri: özkan mert
kaynakça: şiir.gen.tr #direnrojava

No comments: