Monday, December 30, 2013

Deuss Ex Machina # 480 - vervloekte aandeel

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_480_--_vervloekte aandeel

23 Aralık 2013 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>sesli meram muhteviyatı<<<<<
1. Blochemy - Gaodeun (Clean Error Records)
2. Blochemy - Oweg (Clean Error Records)
3. Boards Of Canada - New Seeds (Warp Records)
4. Boards Of Canada - Come to Dust (Warp Records)
5. ASC - Polymer (Auxiliary)
6. ASC - Impasse (Auxiliary)
7. Dominick Martin - Atlantic (The Nothing Special)
8. Dominick Martin - Time Glaze (The Nothing Special)
9. Ø [Phase] - Just Another Dance (Token)
10. Ø [Phase] - Self Deceit (Token)

vervloekte aandeel
(480)
Canlı Ameliyat

"Çöp üretimden veya tüketimden geriye kalandır ve her iki tarzda tüketim de  “çöp” doğurur. Çöple ve çöplüklerle ilişkimiz Bataillecı bir bakış açısından ilgi çekicidir, çünkü “çöp” kısıtlı ekonomiden çok genel ekonomiyi ilgilendiren bir terim olarak çıkacaktır karşımıza. Başa çıkamadığımız fazlalığın kendisi onda vücut bulmuş, görünür hale gelmiştir. Çöp işe yaramayan atıktır; ayak veya el altında dolaşmasını istemediğimiz, yeniden kullanmadığımız, dışarı attığımız, kendimizden uzaklaştırdığımız şeydir. Çöp bize ait olanın atıklarıyla, tüketilmiş ve tüketilememiş her şeyle dolu olduğu halde, onu kendimizden ayırmak için gösterdiğimiz tedirgin çabaya dikkat edelim. İnorganik olan ile organik olanın birbirine karıştığı, dokuların ve sıvıların kötü kokular çıkararak birbirine bulaştığı, kokuştuğu; bizim dünyamıza ait olmayan varlıkların, mikropların üremesine müsait ortamlardır çöplükler. İşte bizi en rahatsız eden şey de tam olarak atık ve cansız olanda canlılığın yeniden ortaya çıktığına tanık olmaktır. İğrenme, ölüm ile yaşamın içiçe geçmişliği karşısında gösterdiğimiz tepkidir. Hâlbuki yaşam ölümden ürer. Bildiğimiz ve tahammül edemediğimiz gerçek budur. “Bir gün yaşam benim ölü ağzımdan filizlenecek” diye yazar Bataille ve yapmak istediği şey ölüm ile yaşamı birbirinden ayrı tutan zihniyeti kutsaldışı dünyayı kuran zihniyetin ta kendisi olarak teşhir etmektir. Onun temiz ve steril hayatı çöplüklerden ayırmak için gösterdiği çaba, ölümü ayrı tutmak uğruna gösterilen bir çaba değildir yalnızca, yaşamın ölümle ilişkisine tanıklık etmenin reddidir.

Bataillecı bir bakışla çöp bir bilmeme (non-savoir) alanıdır, çünkü çöplük insani dünyanın bıraktığı izlerden içkinliğin geri dönüşüdür. Kutsaldışı dünyanın doğaya karşı duyduğu dehşet çöple ilişkimizi belirgin bir biçimde işaretlemiştir.  Modern insan tecrübe ettiği dünyayı bir nesneler ve özneler dünyası olarak kurgular. Özne bedenli bir varlık gibi düşünülmez, bu yüzden bedenin neredeyse tüm doğal işlevleri dört duvar arasına gizlenmiş, kapatılmıştır; öznenin tesisi ile bedenin dışkılanması (abjection) koşut süreçlerdir. Beden utanç vericidir ve ondan atılana yokmuş gibi davranırız. Bedenden atılan her şeyin iğrenç olması ile bedenin nesneleştirilmesi, öznenin soyut ve nötr bir varlık olarak ortaya çıkması ve varoluşunun çıplaklığını ve fazlalığını kısıtlı bir ekonomiye teslim ederek egemenlik imkânını yitirmesi arasında yakın bir ilişki vardır. Bataille’ı çağdaş feminist bir bakış açısına yerleşerek okumak suretiyle şu da eklenebilir: Özne kavramının yapısına işlemiş olan şey, kadın bedeninin, heteroseksüel normlara uymayan bedenlerin ve özellikle de annenin bedeninin dışkılanmasıdır. Başka bir deyişle, Bataille’ın sözünü ettiği ve feministlerin “erkek egemen” diye niteledikleri kısıtlı ekonominin temeli “dışkılama”dır.  Bataille şunu da ekleyecektir: Kısıtlı ekonomi erkeklerin “egemen” oldukları bir yaşam biçimi değil, aşkın şiddeti tesis ettikleri ve ona tâbi hale gelerek egemenliği kaybettikleri bir düzendir. Egemenlik yalnızca aşkınlığa dayalı şiddetin kesintiye uğradığı yerde ortaya çıkabilir.

Uygarlık “ilerledikçe” daha temiz ve daha steril oluyoruz. Daha temiz bedenler, evler, yollar ve kentler istiyoruz. Yaşam ile ölümü birbirinden daha net çizgilerle ayırıyor ve bunların yakınlığını ve içiçeliğini silmeye çabalıyoruz. Bataille’a göre yaşamdan duyduğumuz dehşetin arttığının bir göstergesidir bu. Saf, soyut, cinsellikten muaf bir entelektüel alan, bir düşünce tesis etmeye çabalıyoruz. Bunda ölüme ettiğimiz isyanın bir payı var, çünkü bedenin geçiciliğine, arıziliğine, yok olabilirliğine karşın düşüncenin formları daha kalıcı olma imkânına sahip. Fakat her düşüncenin kalıcığı gösterenin maddeselliğine bağlıdır. Yaşayan bedenimizle ilişkimizin sorunlu bir ilişki olduğuna delâlet eden şey, insanı pislikten ve cinsellikten muaf bir varlıkmış gibi kurgulama eğilimimizdir. Bedeni cinsiyetli bir varlık olarak anlamak yerine cinsiyeti nötrleştirerek düşünmeyi sürdürüyoruz. Bataille entelektüel ve soyut olandan çok iğrenç (abject) olanla ilgilenir. İğrenç dehşet vericidir, ama aynı zamanda da, arzulananın öteki yüzüdür.[Georges Bataille, The Accursed Share, Volume II & III, çev. Robert Hurley, Zone Books, 1993]  Çürüyen beden yaşamın doğum yerlerinden birisidir ve çürümede iğrenç olan, onda uyanan yaşamın ta kendisidir. “Dışkı kötü koktuğu için mi iğrençtir yoksa iğrenç olduğu için mi kötü kokar?” diye soracaktır Bataille. Yoksa dışkılama organlarının üreme organlarına, yaşamın kaynağına yakınlığı mıdır onları dehşet verici ve iğrenç kılan? [Georges Bataille, The Accursed Share, Volume II & III, çev. Robert Hurley, Zone Books, 1993]" Kaynakça: Bataille: Tarih, Egemenlik ve Çöp - Zeynep DİREK

İçinde yaşadığımız dünyaya dair sorular sormaktan özellikle el ayak çektirildiğimiz, çürümüşlüğü resmen kanıksadığımız, biteviye her solukta ve hemen her teşebbüste sıraya gerisin geriye dâhil ettirildiğimiz bunu kalıcılaştırmaya çalışan bir muktedir çabasında sinizmin giderek her yeri kapsadığı bir sahneyi arşınlıyoruz. Sahneler sekanslar verilen sufleler, yazılanlar roller değişse de, yıllar yılları kovalasa da bizlere bırakılan hep bu sığ sular oluyor. Hep bu daraltılmış alanlarda kendi başımıza ne yaparsak yapalım iktidarcılık oyununa kendini kaptırıp gidenlerin hezeyanlarına mazhar olmak payımıza düşürülüyor. Yoksunluğun alelade bir mesele olmadığı onca afakîyken her söz çabasına daha en başında ket vurulması gayreti bir kere daha gözümüzün içine baka baka gerçekliğe kavuşturuluyor. Dertlerimiz birbirinden ayrı, ayrışık olabilir lakin çürüme / modern zamanlarımızın en önemli hakikati olmayı bu menzilde sürdürmeye devam eden bir sonuç.

Hakkaniyetsizliğin gemiyi enikonu azıya almış olan had bildirimlerinin giderek bile isteye bir zor / şiddet öğesi haline dönüştürüldüğü, bütün kokuşmuşluğu örtbas edebilmek için bir sonraki evrede söylenebilecek yalanların bile artık kestirilemediği bir menzil tarafımıza tahsis olunuyor. Muktedir kendi kendini yeniden belli bir konumlandırmanın ötesine / üstünde tutmaya devam ederken buna gayretkeş olurken her yanımız yeni cerhatin, yeni çöplüğün örnekleriyle donatılıyor. Yeni bir ülke tanımının eskiye dair olan her ne varsa illa bir şekilde şimdiye taşınması söz konusu ediliyor. Yoksunlaştırma hemen her gün olağanımız haline dönüştürülüyor. Yorgunuz, düştüğümüz kaldırımlarda her gün bunca fenalığa denk gelmekten. Bezginiz artık o dillerinden düşürmedikleri masumiyet karinesinin hiçbir halta yaramadığını bildiğimizden. Sessizliği çoğaltmaktayız, kendi başımıza olduğumuzu idrak ettiğimizden bu yana.

Bilmiyoruz kaçıncı defadır ses etmenin! Asla ses çıkartmaktan ibaret bir mesele olmadığını idrak ettiğimizden bu yana her günümüz yeni bir sınanışa terk ediliyor. Sınanışlarımız düzenin devamlılığı için bir ara bağlaç haline dönüştürülüyor. Oysa kıyamın katletmenin ve heba etmenin en iyisini icra eyleyenlerin iktidarında bunların hiçbirisine sıra bir türlü gelmiyor. İzole ediliyoruz bütün bu cerahatin kendi elleriyle, dillerinden dökülenlerle birbiri ardına kararlaştırılıp, nihayetinde netice olarak çıkartılan duvarlarla çevrelenirken. Her ne varsa hayata dair onun elimizden çalınmasının gayretiyle her gün bir başka eşik aşılmaya devam ediyor. Kepazeliklerin diz boyu olmaktan bir adım ötesine ulaştığı bu menzilde nefes almak bile mucizevî bir hale dönüşüyor. Yorgunluğu, kalıcılaştırılan şiddet sarmalının kıyısında ayakta durabilmek için lazım olan dermanı çaldığı için bahsini ekliyoruz. Bir yerinden başlamak gerektiğinde bu ülkeyi anlatmaya her defasında yarım yamalak cümlelere baş başa kalmaktan artık usanıyoruz.

Gözümüzün gördüğü cerahati başkaları pekâlâ yaşanabilir, çok rahat sindirilerek yaşanabilir belletmeye devam ettikçe, biri bitmeden bir başka fecaatin buyur edildiği bu ülke bir cehennemi yer olmaya devam ediyor / edecek. Bildiğimizden şüphe taşımadığımız önyargıların nasıl siyasetin anlık dili / günlük retoriğinde kullanılıp alelacele atıldığını sonra yeniden başka birisinden medet umulduğunu gördükçe sen, ben, o ne fark eder bizlerin yaşamı enikonu sınırlı bir rutinden başkasına evrilmiyor. Her gün aynı teranelere sahip çıkanların, aynı lafazanlıklarla kendilerini aklayanların, siyasetin lağım dilinden nemalananların etmedikleri hakaret yapmadıkları eziyet kalmadığı bir yerde hayat bir idrisnaimşahin fıkrasından ya da bir muammergüler boyunsuzluğundan çok daha fena bir yıkımı gerçek kılmaktadır. Yedirmeyeceğiz başbakanından kasetbaşkanı kılıçdaroğluna uzanıp giden birbirinden zerrece farkı olmayan çirkef tanım ve tespit tanelerinin arasında yaşamın ciddi bir mesele olduğunu düşünebilmek bunca zor mudur?

Anlamsızlığın bağında ucu sadece kendilerine dokunduğunda ses etmeyi tercih edenlerin, hep bekalarını başka da hiçbir meseleyi kafaya takmadıkları bu yerde ciddi sorgu olarak yaşamak ne demektir? O kadar zaman saklı tutulmasından sonra bir çorap söküğü gibi belge / balya balya iç etme, çalma, çırpma / kayıtlarla hırsızlığın alasının eylendiği bir yerde yaşayabilmek bütün bunlara göz yummak mıdır? Bunca çürüyen sistemin içerisinde bizim bir suçumuz yoktur ile varsa yoksa lobidir, fobidir, mihraktır en olmadı baaddin'dir diye söylenegelenler erkin eteğine yapışıp, kudretinden bu yağma düzeninde bir sonraki paylaşımdan! pay almak isteyenlerin ortasında yaşamak her neye tekabül etmektedir? Yeni bakanlar ile kabine değişikliğini duyurduğunda başbakanın içimizdeki kötüleri ayıkladık diye sözü bağlarken o kendini paralayan bakanbeylerin itibarlarının da nasıl iki paralık olduğu bunca ortaya çıkmışken, yandaşına bu muameleyken halkın tahayyülüne ve kendisine ne eylemez bu bakışım sonucu ortaya çıkmamakta mıdır allasen?

Biçimlendirmelerin bildiğini okumaların nedense hep iş işten geçtikten sonra bir şeylerin farkına varılmasının söz konusu edildiği bu cinnet yurt mekânında daha nice kadüklüğü gördüğümüzde artık bu kadarı da fazlaymış bahsine geçilebilecek, uyanılacaktır. Adaletin yeni bakanı olan bozdağbeyin hatalar yapılmış olabilir dün onlara bugün bunlara yapılmış yanlışlar söz konusu olabilir mühim olan hatalardan geri dönebilmektir veczinde saklı duran kibirli küstahlığın, hakkaniyetsizliğin ve sokaklardan, cezaevlerine hemen her nokta ve odakta hiçbir surette kabul edilmeyen cerahatin yükseltildiği, eylendiği, en fenası bütün bunların kameralar önünde canlı canlı yapılabildiği bir yerde yaşamak her ne demektir? İki yılı aşmış olan süresinde bir tek adımın, tek bir sorumlunun bulunmadığı Roboski'den sonrasında geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen anma / yas paylaşımına karşı; bir hakemin dilinden dökülüveren "hümanizm köpekliktir, uluderedeki katırlara üzülün bence" cümlesiyle geçiştirilen ve önemli bir kesimin de onayını almış görünen bir ayrıştırmanın / ırkçılığın mabadında yaşamak her neye tekabül etmektedir? Hiç kimsenin acısının bir diğerininkinden ayrı olmadığı ehven ala olmadığı bilinmesi gerekliliğine karşılık olarak sözleri sadece duyanlarca işitilen o Roboski'ye olan hınç hiç mi bitmeyecektir?

Hiçbir zaman tükenmeyecek bir mesele olarak faşist tavırların, ırk, din ve millete göre iyi olmuş, beter olmuşların seslendirilebildiği bir yerde cidden altı çizilesi bir vakadır! bu gördüklerimiz. Yanıtsız bırakılan her soru, yanıtsızlığı artık tescillenen her meselede bir sonraki sahnenin biraz evvelkinden daha beterini getirdiği artık aleniyettedir. Kürdün derdini anlamazdan gelenler, barış ümidine bağlılıklarını yerle yeksan etmek isteyenler için Roboski bir sınavdı, halen verilemeyen, hatadan bir türlü dönülemeyen bir sınav olmaya devam ediyor bu ülkede. Devlet gözetiminde hıncın / linçin / şiddetin her türlüsünün olağan ya da sıradanlaştırıldığı karşılaşmalarımız arasında sormak lazım gelmektedir yol nereye diyerek? Benim x arkadaşlarım var bahsini anlatmaya devam ederken bir yandan da o x'y'z'den olanlardan herhangi birisine bunca körlemesine tahakküm kurma gayreti, yok sayma hevesi buraların enstalasyon oyunu değildir, gerçekliğimizdir ta bindokuzyüzonbeşlerden beri.

Yok etmeyi bir mesele, yok edemediklerini sindirme, usandırma yolunda ilerleyen bir devlet algısının her gün güncellendiği bu sathı mahalde her an yeniden bir kıyamın kapımızı yoklayacağı muhakkak neticelerden birisini oluşturmaktadır. Böyledir bu kadar hukuksuzluğun, bir dolu ahkâm ile kotarılan köşeye kıstıracağız veçhesinin, hatalardan geri dönüş sinyalleri, mesajları verilirken eylenen yeni tıynetsizliklerden bunları okuyabilmek mümkündür. Pınar Selek için olur olmadık, akla zarar ziyan her ne varsa onunla yüzüncü keredir bozulup yüz birinci keredir karar olarak ilan edilen mahkumiyet talebi için fransalardan iade talebinin dillendirilmesi gerçekliğidir düşündürücü olan. Yıllar yılıdır verdiği mücadelenin, bütün kural tanımazlık iklimine karşı hayatta hiçbir şansa hiçbir önceliğe haiz olmamış kesimlere olan yardımcılığın, devletin eksiğini gediğini onarmanın / insanları anlama gayretinin karşılığı elbette terörist olarak yaftalanmaktır değil mi?

Usandıran yıldıran ve kendisine ucunun dokunması telaşından mütevellit alarm zillerini harekete / koruma kalkanlarını devreye geçiren erkânın düzenli telaşesinde, önlemlerinde gümbürtüye giden, müdahil oldukları hakkaniyetsizlik, adaletin kepazeliği bahsini bir kez daha cismanileştiren bir başka örneklem daha vardır. Sebahat Tuncel'e PKK üyeliği bahsiyle verilmiş olan sekiz yıl dokuz aylık ceza, kıyasıya yerdikleri yerin dibine soktukları Yargıtay elinden bir kez daha onanır!. Her durumda sözüne sahip çıkılması tavsiye olunurken, sözün gereği olarak seçim sandıklarından başkasını adres göstermeyenlerin irade olarak meclis çatısı altına gönderilmiş bir kadına reva olarak gördükleri, yenemiyorsak da bari mahpus edelim / toplumun nazarında ifşaa edelim yollu bildik teranelerin sıfatsızlığı ne yana koyulabilir. Yaşıyoruz bahsi muğlâkta konulabilecek bir mesele değildir bütün bu menzilde sathımahalin hemen her anında gördüğümüz, geçirdiğimiz onca günden sonra o heybetli kendiliğindenlik, anlama imkânına zemin sağlayan, öteki beriki değil hepimizin olduğu idrakına ulaştıran geziden sonra bu ülkede yaşamak bütün bu sınırlandırma, had bildirimlerine karşı daha kuvvetli bir yeter artık'ı gerekli kılmaktadır.

Daha temiz ve daha sterilize edilmiş, her şeyin güllük gülistanlık olmadığı şimdi! çok nettir. Farkına varmak hepimiz için popülist bir sonuçtan çok daha fazlasıdır. Anlamak bu canlı ameliyatların süreğenleştirildiği bir yerde bütün parçalanırken avaz yettiğince insan hakir görülürken hatırlanası bir edimdir. Neşterin biri kalkıp, biri inerken daimi bir biçimde takviyeler, tedbirler ele alınırken dikkatle ve ustanın gözetiminde kartlar paylaştırılırken, hamleler düşünülürken, yeni bağlar ortaya çıkartılırken tam da canlı ameliyatın ortasında masada yatanın halk olduğuna artık uyanırız. Her gün devreye alınıp, görünür kılınmaya çalışılan her şey bu millet için söylemi tutturulurken muktedirin esas icraatlarını görebildiğimiz yerdir canlı ameliyat. Her müdahalede yaraların daha da derinleştiğini kesiklerin birer ikişer onarılmayacak öngörülmeyecek bir dizi semptomu yeniden yapılandırdığı meydana çıkmaktadır.

Usta'nın doktor değil tıbbiye ile hiç alakası olmayan bir heveskâr olmasının karşısında olanca amatörlüğüyle bu değil, bu hiç değil, o da değil evet bu diyerek kendisine tavsiyede bulunan asistanlarının yolundan gittiği her hamle, her darbenin başka bir onarılamayacak vahamete yol verdiği bir meseledir canlı ameliyat. Hiç kimseleri işimize karıştırmayacağız diye buyururken erkan ameliyatın yapıldığı oda kapısı ardına kadar açıktır oysa. Hijyen, sterillik sizlere ömürken doktorumuzun, pardon pardon en çok kendisine yakıştırdığı unvanla ustanın, üstadın mikrop iyidir yollu sözleri duyumsanır. Her mikroptan bir fayda sağlanabilir bunu da böyle düşünmek boynumuzun borcudur diyerek, neşter, makas, pamuk durmaksızın ameliyatı sürdürmektedir!. Sathın üzerinde yatan halk / hasta / bundan bihaberse de her şey onun iyiliği için beraber yürünen eksi güzel günlerdeki yollarda yine yürüyebilmek için yapılan rutin işlemler olduğundan bahisler açılır. Oysa gerçek bu bihaberlikten çok daha fenasını göstermekte bütün hamlelerin istenilen mizaca ulaşıncaya kadar sürdürülecek bir dizi hamlenin sürekliliğini ortaya çıkartması gizlenecektir. Yine yeni yeniden kes, biç, şekillendir.

Her şey her ne ile tutkallanmışsak aynı belagate rehin / prangalı olduğumuzu zikredebilmek için bir döngüdür. Süreğenlik vatan, millet, sakarya'nın sadece fikri bir mesel, tartışılan bir olgudan biyoiktidar için kutsanan, nedenler türetilen bir merhaledir. Hep birlikte sürüklendiğimiz bu uçsuz bucaksız dehlizin içerisinde canlı ameliyatların en keskin okumalarından birisidir. Yaptık olduların, geçip gittiklerin bir neşter, bisturi darbesinden çok daha nitelikli bir kıyım için olduğu meydandadır. Suskunlaştırma, dönüşüm ya da biatin devamlılığı için yapılmayacak şeyin olmadığını yinelemektedir canlı ameliyat. Söz hazır köşeye kıstırılmışken onun sahibi bedenlere de gerekli görülen zulmün devamlılığıdır bu meselenin tözü. Alelade rastlantısal bir denk getirişin değil tam aksine her şeyin hesaplı kitaplı kurgulandığı, canlandırıldığı bir düzlemdir göstermeye çalıştığımız, ikrarına dahil olduğumuz. Canlı ameliyat nüktesi birbirinden ağır bed / fena ve o karanlığın kararlılığının birbirini bulduğu bir platodur.

Makamların, unvanların sıradanların arasından seçilmiş olsalar da seçkinliğin / elitizmin bir dolu meselede ben bilirim tavrının genele nasıl duyumsatıldığını ve gösterildiğini cismanileştirmektedir haddizatında. Yaşamı savlarken ontolojik kanıt zaruri kılınırken yaşayanın acısının eleminin anlamlandırılmasında yekpare bir duvar gibi kayıtsızlığın önermelerini muhteviyatında barındırandır canlı ameliyat kesin ve net. Tahammülsüzlüğün sipsivri önermelerinin birer hakikat haline dönüştürülmesi ve bunun da sineye çekilecek bir mesel olarak sınırlandırılmasıdır canlı ameliyat. Mesellerin karmaşıklaştırıldığı biyopolitik çıkarsamaların genelde hep olumsuzluk örneklerine ev sahipliğinin kendisidir canlı ameliyat. Hesap verilmezlik bir devlet düsturuyken yapılanların yaraya müdahale, şifa etmek için olmadığı çok açıktır. Yok, yere değil hedef olarak sunulan ikibinyirmiüç için ağır çekimde bir ülkenin sıfırlanmasıdır söz konusu edilmesi gereken.

Tüm birikimin yok etmek, iç etmek, örtbas etmek, yedirmemek üzerine kurulduğu bir sıfırlayış çabası. Her algının körleştirildiği, tepeden indirme karar mekanizmasının yeniden canlandırıldığı bir tasavvur eşiği bu canlı ameliyat. Hiçbir şeyin hesabının verilmediği hiçbir sorumlu şahsiyetin üzerine alınmadığı hiçbir makamın eylediklerinin sorgulanmadığı, tek adamın emirlerinin demiri kesmeyi hiç aralıksız sürdüreceğinin ilan olunduğu bir sıfırlayış çabasıdır bu ameliyat. Yığıntının artık koca bir tümsek haline dönüştüğü bir yerdeyiz. Çukurumuz öylesine derin kazılıyor ki bütün bu sorgusuzluk, hesap vermezlik son kertede normalmiş gibi algılanıyor. Oysa ucundan kıyısından zikredilen rakamlar şahsi bağlantılar, kurulan tezgâhlar hemen her şeyi göstere geliyor. Sivilleşme nam sözcükler dillendirilirken, zamanında şikâyet edilip, her şeyinden hesap sorulacağı zikrolunan askeri vesayetin belagatine sahip çıkması örnekleniyor.

Yerginin yerini yaftalamaların, sözlü şiddetin had bildirimlerinin yerini aleni fişlemelerinin özgürlük meselinin birer ikişer yapılanlarla tırpanlandığı, muktedirin ayakları altına alınıp paspas edildiği bir yer, yurt gerçek kılınıyor. Erkten gayrisinin sözünün işitilmediği her şeyin dönüşün nam sonuç için kotarıldığı, uygulandığı bir yer. Canlı ameliyat sürerken, olanca hızıyla sürdürülürken halkın tahayyülü endişesi ve beklentisi ve çözümlemeleri bir kez daha duvara çarpıyor. Gündelik sığ siyasi söylem, tedbir, eylem döngüsünde halka ait olan alenen lime lime ediliyor, işitilmiyor bir kez daha. Kanıt aramaya gerek olmaksızın her suç artık alenen işleniyor. Hesap sorma gayretinin karşısında yükseltilen sandık, alnımız ak, verilmeyecek hesabımız yok bahisleri bildiğimiz kadüklüğü derinleştirip kalıcı bir çukura dönüştürüyor. Her yer bu rant, her yer bu rüşvet her gün yolsuzluk her gün bir başka çıkar çatışmasına mesken ediliyor. Yaralar açıktayken hesap vermezlik sıradan bir menzile yönlendiriliyor.

Suskunluk şimdi her yerde hemen her vakit çoğaltılmaya devam ediliyor. Unuttuğumuz varsayılanların resmigeçidi bir kez daha ama son kez değil devletin şiddete meyyalliğini, hırsızlığı kanıksamasını olayları örtbas etmesini ele veriyor apaçık. .Muktedirin her hamlesinin bu canlı ameliyatta bir başka yaraya sebep olduğu son kertede ontolojik bir kanıttır. Önermenin tam karşısında cismanileşen sokakları zapt etmekten bedenlere kurulacak tahakküme kadar yaradır değindiğimiz, canlı ameliyatta tanık olduğumuz. Deşilip durulan kesilip biçilen her yaranın teker teker sırayla kanatıldığını üzerinde yapılmak istenenlere denek edildiği bir mefhumun ta kendisidir işte canlı ameliyat. Biyopolitik tahayyül hayatı sınırlandırırken bedeni tutsak eyleyen buna çaba sarf eden bir deneklikte / karşılıkta yürütülmektedir. Çokluğun bahsi söz konusu bile edilmezken, kural kaide alt üst, devlet dediğimiz pespayeliğin de bekasından başkasına çablanılmayan bir meseledir.

Canlı ameliyat bütün bu döngünün turnusolüdür. Hemen her an başka bir utanç vesikasının yukarıdan şu satıra kadar anlatmaya hiç olmadı bildirmeye çalıştıklarımızın ev sahibidir. Roboski'de otuz dört yurttaşı terörist bilip, öyle olduklarından emin olup! yok etmek için kendilerine dayanak bulanların tutundukları vahim dalların kendisidir. Her defasında temelden hayatın komple bireylerin kararlarına göre şeklinin kazandırılabildiği bir mesele olmaktan çıkartan, iki dudak arasından dökülen /olsun!/ ile tanımlandırılan hükmün ta kendisidir. Gever'de üç yurttaşı katledebilmelerin, Gezi direnişinde yedi insanın hayatlarının zorla ellerinden çalınmasının mümkünatlığının her ne menem bir şey olduğunu bildirmektedir. Yaralarımız dönüştürülürken bir gölge gibi azrailin peşimize düşürülmesidir bahsedilmesi gereken. Yok, yere değil basbayağı biat için hangi mesnetsizliklere sonuna kadar tutunulacağının gösterile gelmesidir mesele. Canlı ameliyatın denekleri olarak işte bu yaşamı sürdürmeye devam ediyoruz.

Zorlanacak, yıpratılacak, yerilecek, baskı kurulacak ve daima mengeneye sıkıştırılacak bireyler olarak bu sathımahalde sınanmaya devam ediyoruz. Usta nam elinden her şey gelen her şeye yeten, gören ve bilen tüm hayatımızı düzenlemek adına dünde kalanları, yaralarımızı kurcalamaya, kesip biçmeye devam ediyor; görüyoruz ve biliyoruz. İstisnasız savunuşunda, değer algısında ve bahse konu cerrahlığında değmediği, temas etmediği, yermediği, yıkmadığı yokken ehvendir bu düzen ve usta denilmesine şahitlik ediyoruz. Roboski'de, Reyhanlı'da, Gezi'de, Lice'de, Gever'de her yerde ve her an bu dönüştürme gayretinin utanç vesikalarına terk ediliyoruz, yem ediliyoruz. Utanç hep bu yana düşürülürken arsızlığın, belagatin, hiddet ve nefretin nasıl biyopolitik bir mesele dönüştürüldüğü cerrahın elinden artık kesin bir biçimde meydana çıkmaktadır. Yaşamak adına avazımız yettiğince bağırıyoruz. İnsafı, hicabı, ahlakı tanımayanlardan hayatı geri istiyoruz!. Mesellerin kökensizleştirilmesi ve gümbürtüye konulması bahsinde unutmuyoruz ve unutturmayacağız. Alacağımız bir hayat var.


>>>>>Bildirgeç
Bizi Meydanlarda Buluşturmak İstemeyenler Ölümlerde Buluşturuyordu - Kemal BOZKURT - Radikal.Blog
http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/bizi-meydanlarda-bulusturmak-istemeyenler-olumlerde-bulusturuyordu-44382

Roboski katliamının 2. yıldönümünde devam ediyordu öldürmeye hala. Miran Encü kalp krizi geçiriyor, sadece katırlarını canına yananlar tivitlerini esirgemiyorlardı. Hakem olması ne ilginçti, Humanizm köpekliktir diyenin.

Vicdanı daha oluşmamış bir çocuk olarak hayatlarını aramızda yetişkinmişcesine sürdürenler memleketi yönetiyorlardı işte. Ve onlar muktedirler.

Bizi meydanlarda buluşturmak istemeyenler ölümlerde buluşturuyordu nihayet. Fadime Ayvalıtaş ile ile Miran Encü'nün kaderi birleşiyordu evlat acısının kriziyle.

Ana olmanıza gerek yok illa ki, krizi geçirmek içinde bir kalbinizin olması gerekir nihayetinde. Muktedirlerinse, geçtim krizi en ufak bir acı bile geçmiyordu kalplerinden. Ve onlardan alınan cesaretle kalpsizler konuşuyorlarıd hiç durmadan. Humanizm köpekliktir diye.

Onlar evlerimize dahi gaz bombaları fırlatıyorlar, önceki gün Cihangir'de 1 yaşında bebeğin olduğu eve gaz bombası isabet ediyordu. Kızlı erkekli değil sadece çoluk çocuğumuzla dahi oturamıyorduk artık.

Zalimlik ve pişkinlikleri tavan yapıyordu aynı Euro gibi. Hüseyin Çelik 3 yılında diye başlıyordu tivitine, Roboski'ye dair iki kelime etmiş olayım diye. 3 değil 2 diyenlere 2 bitti 3 başladı diye 'usta' cevaplar veriyordu. Yılları bile yalan dilleriyle çarpıtanlar, bizi hergün çarpıyordu. Roboskiyi Dobrovski diye ananlar 2'yi 3 yapmış çok muydu?

Roboski olmadı da diyebilerlerdi, birkaç sene sonrasında.

Hoş! en azından Roboski'de dış mihrak falan demediler. Oysa dış mihrak tam da orada vardı.
Çoluk çocuk demeden insanların üstüne bombalar yağdıran tüm insanlığa dış değilse kim iç'tir?

Kefenler giyerek çıkmayınız meydanlara. Siz kefen giymiyor, giydiriyorsunuz insanlara...
Dersaneler açıldı kapandı derken,Kürt çocuklar hayat dersi alıyordu! bombalar ders veriyordu onlara. 50 liraymış bir teneke kaçak mazot.  Ne ucuz bir ders değil mi?

Ve anaların gözyaşlarını gaspedip sürekli ağlamayınız. Gözyaşları sakil duruyor yanaklarınızda...

* Akla düşenler, yola çıkıldıkça derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. Akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. Derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. Bahis açtıklarımız anaakımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. Etmekten bir özenle, koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla. Sözün tamama erebilmesi, kelam olarak ortaya atılanların işitilmesi ve ortaklaştırılması ile mümkündür. Söz, bahsin çoğaltılması için mevzunun anlaşılabilmesi için bir anahtardır. Kemal BOZKURT kelimenin tam karşılığıyla bahsetmeye çalıştıklarımızı basit cümlelerle idrak etmemize vesile olan bir yazar. Mahlasların, dolambaçlı cümlelerimizin zorlayıcılığına inat kolay okunabilir cümle dağarcıklarıyla bize hatırlamamız gerekenleri en kestirme yoldan iletmeye devam ediyor. Bizi Meydanlarda Buluşturmak İstemeyenler Ölümlerde Buluşturuyordu yazısı bu minvalde bir özetleyiş çabasının bir başka halkası. Radikal Blog ve Kemal BOZKURT'un anlayışlarına binaen metni sayfalarımıza alıntılıyoruz.

..Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Dönüşüm - Gentrification Belgeseli - Yönetmen Hakan TOSUN - Youtube
Hemzemin Forum Postası
Turkish Capitalist Modernity And The Gezi Revolt - Ahmet ÖNCÜ - Journal Of Historical Sociology
“Gezi Parkı Eylemleri: Türkiye’de Toplanma Özgürlüğü Hakkı Şiddet Kullanılarak Engelleniyor” - Uluslararası Af Örgütü
Gördüm - Bir Gezi Parkı Direnişi Belgesel Filmi - Documentary Film - R H - Vimeo
Sesli Meram: Deuss Ex Machina Kayıt Bloku.. Geçtiğimiz Günlerden Ses ve Söz
Roboski ve Cezasızlık - Murat ÇEKİÇ - Uluslararası Af Örgütü
Roboski Yazıları - #Roboski2yıloldu #Roboskîbû2sal - Kollektif  - Jiyan
“Evimiz Gökyüzüydü Sizden Önce” - Caner BİNGÖL - Fraksiyon.org
Küf - Ali Murat İRAT - Birgün
Roboskili Aileler: Ahımız Yerde Kalmaz, Katili Şimdi İstiyoruz - Jinda ZEKİOĞLU - ANF
Roboski Mektupları - Roboski'ye Adalet Platformu - Bianet
“Devletin Roboski’ye Yaptığı Tek Yatırım 34 Mezar Oldu” - Doğu EROĞLU - Şiddet Hikayeleri
Hayallerimiz Burada Gömülü! - Evrensel
Ferhat Encü: Telafi Sınavı İçin Ölüm Belgesi İstediler - Ömür Şahin KEYİF - Birgün
Roboskî’de 28 Aralık’ta Adalet ve Vicdan Ses Verecek - Halil SAVDA - Yeni Özgür Politika
“Uludere Haberi Verilmeyecek!” - Çapul TV - Sendika.org
Roboski’yi Vuran Manşetlerinizi Unutmadık - Cahit MERVAN - Sêla Sor
Duran Kalkan: Roboski Faili Belli Katliamdır - ANF
Herkesin Bildiği Sır: Uludere - Şafak PAVEY - T24
“Roboski Katliamı’nın Sorumlusu Erdoğan ve Özel” - Ertuğrul KÜRKÇÜ - EK' Resmi Sitesi
Bugün Günlerden Roboski... - Cafer SOLGUN - Taraf
Sebahat Tuncel…Roboski… - Gün ZİLELİ - GZ' Blog
UCM, Roboskî Başvurusunu Kabul Etmedi - Ruken ADALI - BestaNûçe
Artık 'Zaman' Değişti: Kaçakçı Operasyonundan Roboski Katliamına - Özlem SEVGİ - T24
Katliamda Ölen 34 Kişi İçin 'Roboski Anıtı' Yapıldı - Kürdistan Post
Sündüs Katliamı - Mustafa İŞİTMEZ - Jiyan
Dayikên Şemiyê Katledilen Anne ve 5 Çocuğunu Hatırlattı - Hafıza Merkezi
Tek Yol Demokrasi - Nazan ÜSTÜNDAĞ - Özgür Gündem
Olup Bitenlere Dair Şahsî Bir Not - Ahmet ÇİĞDEM - AÇ' Blog
Usta ve Haram-i-ler - Akın OLGUN - Birgün
40 Günlük Ayaz Bebek Zatürreden Öldü - Atilla ATMACA - Hürriyet.com.tr
[#Cevapver] “Arkadaşlar! Sessiz Ordular Kuralım ve Onların Cam Gökdelenlerini Yıkalım!” - Futuristika
Madem Kurt idi, Niye Emzirdin? - Ali TOPUZ - Radikal
Bayraktar Teyit Etti: Yolsuzluk Talimatı Başbakan'dan! - soL
87 Milyarı O İhbar Etti - Emre USLU - Taraf
Kadın Avukat Yaka Paça Gözaltına Alındı - İhsan YALÇIN - Gazete Vatan
Polis Yarım Metreden Böyle Vurdu - Cnnturk.com
Kadıköy'de Polis Şiddeti - Kaynakça Korsan Parti
Polis, 'Hırsız var' Diyenlere Tuzluçayır'da Da Saldırdı - Hasan AKBAŞ - Evrensel
‘Bu Devletin 13 Yaşındaki Çocuktan Başka Hiç İşi Gücü Yok Mudur?’ - Çekirdek Çocuk
İşçi: Cebimde 50 Lira Var, Başkaları Trilyonları Götürüyor - Ercüment AKDENİZ - Bahadır KILIÇ - Evrensel
Towards The End Of A Dream? The Erdogan-Gulen Fallout And Islamic Liberalism’s Descent - Cihan TUĞAL - Jadaliyya
Banknotun Kıblesi - Yıldırım TÜRKER - Özgür Gündem
Diyarbakır İl Özel İdaresinde Yolsuzluk Belgelerle Kanıtlandı! - Diha - Kürdistan Haber Merkezi
Rüşvet Operasyonunu Yürüten Savcının Bilgisayarına Girdiler! - Cumhuriyet
Egemen Bağış Hakkındaki Belgeler - Evrensel
Savcıdan İlk Açıklama - Vagus.TV
İşte İkinci Dalgadaki Gözaltı Listesi! - soL
Bilal'e Yeni Savcı - Canan COŞKUN - Cumhuriyet
İşte Cemaat'in Emniyet İmamı - A. ŞİMŞEK - F. ÜNLÜ - Sabah.com.tr
AKP Medyasından Karşı Atak: İmamlar Deşifre Oluyor - Sendika.org
Kim Bu Polisi Yöneten Kozanlı Ömer? - İsmail SAYMAZ - Tolga AKINER - Radikal
Şark Ekspresi'nde Siyaset - Nuray MERT - T24
Devletin Çöküşü - Rıdvan TURAN - Özgür Gündem
Piyonlar Devrildi, Sıra Şahlarda - Can DÜNDAR - Cumhuriyet
Ayaz Kaderimiz ve İstif(r)a Makamı - Özgür BABAOĞULLARI - Sendika.org
Gezi Halk Hareketi ve Hükümetin İstifasından Beklenenler - Hakan GÜNEŞ - Başlangıç
Hükümet - Gezi - Devlet - Ergin YILDIZOĞLU - Cumhuriyet
AKP-Cemaat Rekabeti: İttifak-Özdeşlik–Proje - Kansu YILDIRIM - Sendika.org
Hükümet Büyük Bir Şaka, Sevgili Memleket, Ama Ona Ne Kadar Gülebiliriz? - Ece TEMELKURAN - Birgün
Sivil Vesayetse Eğer, Erdoğan’ınki Sivil Vesayetin Allahı’dır Allah’ı! - Hasan CEMAL - T24
30 Soruda Yargı Savaşı - Çınar OSKAY - Hürriyet Pazar
Silence For Gever (?) - Tuğçe ERÇETİN - An International Critique
İki Gün ve Bir De Gece, Yandı Lice - Nazan ÖZCAN - Radikal 2
Operasyon Varmış - Ayça SÖYLEMEZ - Birgün
Erdoğan: Millete Karşı Tezgah - Bianet
Mihrak’ Nakaratı - Ceyda KARAN - Taraf
High-Speed Train Corruption Investigation Exposed With Changed Regulation - Göksel GENÇ - Todays Zaman
Foreigners Unload Turkey Bonds as Probe Tarnishes Erdogan Growth - Selçuk GÖKOLUK & Ksenia GALOUCHKO - Bloomberg
Turkey Ministers Caglayan, Guler and Bayraktar Resign Amid Scandal - BBC News
Talking Turkey: How Does Corruption Affect Voting Behavior? - Joshua TUCKER - Washington Post
Turkey: Statement Of Commissioner Füle On Recent Developments In Judiciary via European Commission
İktidar Savaşı - Hukukçu Themisler - Radikal.Blog
Azgın Boğa Nereye Saldıracak!… - Gün ZİLELİ - GZ' Blog
28 Mart 2006 Tarihinde Diyarbakır'daki Cenaze Töreni Sonrası Gerçekleşen Hak İhlallerini Araştırma - İnceleme Raporu - İHD
Paris Suikastlarıyla İlgili 'Yeni Bulgular' - BBC Türkçe
Ne Oldu, Niçin Ortalık Kan Revan? - Mehmet BEKAROĞLU - Fikir Zamanı
Ters Köşe: Tuzak, Kuranın Başında Patlar - Yalçın AKDOĞAN - Stargazete
La Fontenden Masallar - Ruhi UZUNHASANOĞLU - Muhalif Yazılar
“Yüz Binler Taksim’e” Yahut İktidarın Geri Dönüşümüne Malzeme Olmak… - Enis TAYMAN - ET' Blog
Onlar Tekleşirken Biz Paramparça Oluyorduk... - Kemal BOZKURT - Radikal.Blog
'Kızlı-Erkekli' İhbarı Öldürdü - Yurt Gazetesi
Hepiniz Defolun, Bu Ülke Bizim! - Aktüel Gündem - Sendika.org
Münzevi Sözlük - Nedim KARAEL - Jiyan
Basın Ne Kadar Özgür: Gazeteciler Anlatıyor - Selin GİRİT - BBC Türkçe
140 Journos's Gezi Park Timeline - Oğulcan EKİZ - Prezi.com
Poma Toma'ya Karşı - Korhan VAROL - Diecastr
Yapısal Krizin Sınırları Üzerine Düşünmek - Yahya M. MADRA - Özgür Gündem
Yürü Ya Kulum: Kapitalist, Devlet ve Yürüt/me - Adnan GÜMÜŞ - Evrensel
Gökyüzü Tekrar Masmavi Olur Mu? - Sarphan UZUNOĞLU - Halkın Nabzı
Kentin Tozu: Mülksüzleştirme Ağları Yaşar ADANALI - Burak ARIKAN - Cihan Uzunçarşılı BAYSAL - Açık Radyo
Bir Baba-Oğul Şirket Öyküsü - Çiğdem TOKER - Jiyan
Rak Rak Rak Raki, Yaktın Onu TOKİ! - Banu GÜVEN - BG' Blog
Adalet + Zafer = Av - Murat GÜLSOY - MG' Blog
Barışı Yaşamak, Yaşatmak - Umut ÖZKIRIMLI - T24
Post Ergenekon Durum - Etyen MAHÇUPYAN - Zaman.com.tr
Yeni-Kadro’cu Aydınlık Kadroları Şimdi Nerede? - Gün ZİLELİ - GZ' Blog
Türkçe İçin Yeni Bir Yazı Sistemi Geliştirmek Mümkün Mü? - Ali MİHARBİ - Arter_Bahane
Destroy The University - André GORZ via Marxists.org
Skandal Tweetin Sahibi Hakemden İlginç Savunma! - Radikal
Samson Özararat: ‘Calling 1915 Inhumane Helps Turkey, Armenia’ - Cansu ÇAMLIBEL - Daily News
Rojava: Syria's Unknown War - Aris ROUSSINOS - Vice
Bağdat'ta Noel Günü Hristiyanlara Saldırı: 35 Ölü - BBC Türkçe
Persecution of Christians: No Room At The Inn - Editorial - The Guardian
Christmas In Turkey - Pınar TREMBLAY - Al Monitor
‘Noel Bayramı ile Kurulmuş Köyleri Ezan Seslerine Boğulmuşken…’ - Vahap IŞIK - Jiyan
Şişme Noel Babayı Sünnet Etmenin Ardındaki ‘Nefret’! - Emek EREZ - Radikal.Blog
İnsan Gerçekten Hayret Ediyor - Vartan ESTUKYAN - Agos
Acilen Bir Karar Vermesi Gereken 12 Siyasi Aktör - Ufuk UTAŞ - Listelist.com
Pislik Küçük Murat Reis - Deniz DEHRİ - Polisantrik

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo FM’den iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
DinamoPromo InquiriesMakina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
speak louder by aesthetics of crisis via flickr

>>>>>Poemé
Kalbimin En Doğusunda - Didem MADAK

Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
İçimde yağmur duasına çıkmış birkaç köy
Birkaç köy sular altında.
Kalbimin doğusu,
Her resme güneş çizen bir çocuktu.
Gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda
Kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları.
Ölümün ötesinde bir köy vardı
Orda, uzakta, kalbimin en doğusunda
Şimdi bana yalnızca
Dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı.

Güzel beyaz bir tay doğururdu her sene hafızam
Yorgundu oysa
Durmadan, durmadan hatırlamaya koşmaktan.

Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
Okyanusları mavi olmayan.
Benim için hayat,
Kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı.
Geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil
Benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela.
Bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda.
Bilirdim çiçek satan çingene kızlarını
Onlar bütün şimdileri, bütün zamanlara
Bir gül parasına satardı.
Oğlan kıza bir gül alsa
Bilirdim odur en kırmızı zaman.
Adına aşk diyorlardı
Kalbimin en doğusunda bir yalan dünya vardı.

Kim bir şairi kırsa
Şair gider uzun bir dizeyi kırar mesela
Bilirim kim dokunsa şiire
Eline bir kıymık saplanacak.
Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman
Yorgunum oysa
Durmadan kendime bir tunç uyak aramaktan.

Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
Boş salıncaklar gibi gıcırdayarak konuştum karanlıkla
Kediler gibi mırıldanarak.
Alkolden bir denize bıraktım kalbimi
Kırmızı bir sandal gibi,
Arka sokaklarda sarhoş konuştum karanlıkla.
Avuçlarımla konuştum,
Allah büyüktür diyen insanlar gibi.
Kedi dili bisküvilerinin bir pastayla konuşması gibi
Yumuşak ve kremalı konuştum onunla.
Baharda leylaklar açardı boynumda
Mor ve pembe konuştum karanlıkla
Gece açılıp gündüz kapanan bir parantezdim,
Sözler vardı içimde işe yaramayan
Sözlerle konuştum karanlıkla...
Önce söz yoktu kalbimin en doğusunda
Sözler...
Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan.

Kaynakça: Antoloji.com

No comments: