Monday, March 10, 2014

Deuss Ex Machina # 489 - vydieranie

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_489_--_vydieranie

03 Mart 2014 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>sesli meram muhteviyatı<<<<<
1. Simon James Phillips - Moth To Taper (Room40)
2. Simon James Phillips - The Voice Imitator (Room40)
3. Replikas - Blackmail 2 (Self Released)
4. Replikas - Blackmail 5 (Self Released)
5. Ralph Alessi - Baida (ECM Records)
6. Ralph Alessi - 11 1 10 (ECM Records)
7. Ara Malikian / José Luis Montón - Estranha Forma De Vida (WEA)
8. Ara Malikian / José Luis Montón - Contigo (WEA)
9. Umut Çetin - Ş (Offprint/CD-R)
10. Nekizm - Kör Taşın Kıyısında (Offprint/CD-R)

vydieranie
(489)
Memleketin Günceli Ya Da Güncelin Karanlığına Dair Söz..

Hatıralar birikiyor, istif istif öbek öbek belirli bir yerden bir zamandan yahut ta belli bir uzamdan herhangi bir bağlamdan illa ki bir şeyleri yâd etmek adına değil nasıl bir yerde ve hangi koşullar altında yaşamakta olduğumuzu dosdoğru gösteren kesitlerin ve karşılaşmaların birikintisi yükseliyor. Dört yanımızdan çepeçevrelenmişken, sınırlandırmışken gümbürtünün tam dibinde neler yapılıyor, nasıl olur belletiliyor, kural ve nizama dönüştürülüyor bunu idrak ettiren bir yığın yükseliyor. Herhangi bir şüpheye yer vermeksizin en kestirmeden ortaya çıkıyor hatırlandıkça. Hatırlananlar, düzenin bu en arsızı, kepazesini hizmet hizmet diye itekleyip duranların ferasetini, kıyamlarının cinsini birinci elden göstere gelen bir mefhuma dönüşüyor. Net bir biçimde yaşadığımız yere dair tespitlerin, ahkâmların, çıkarsamaların büyük ustanın dünyaya bakışını örnekleyen şeylerden ibaret olduğu apaçık meydana çıkıyor.

Ezberlenmiş olan belagat, fecaat dile sakız edilirken doğrunun her ne olduğunun hiçbir surette atfedilenlerden ötesi olmadığı, olmayacağı zikrediliyor.  Her an yinelenen konuşmak için türetilenlerin nasıl bir hizalamaktan gayrisi olmadığını afişe ediyor.  Bağlaçları kesintili uzlaşımlar, sözüm ona hakikatler yalanlardan mürekkep doğru tasvirleri ve ağız dolusu itham, hakaret boyuna sürdürülebilen fiiller ve edimlerle ülke tastamam dönüştürülüyor. Bildiğiniz cehennem buralarda gündeliğin ayrışmazı kılınıyor. Her yerden her an şekli şemalı oluşturulan, didinilip durulan heyulayı sürdürürken bu cehennemi yeri kotarmak olduğu anlaşılıyor. Duvarlar, yıkıntılar, geçmişin sis bulutu ardına saklananlar birer birer üzerimize çöküyor. Karanlık ağır basıyor artık. Kırımların daimi eksiltmelerin, yok saymaların, bildiğini okurken kötülükten taviz vermemenin tahayyülü hakikate eviriliyor.

Basbayağı yazınsal olarak görülen faşizm, otokratizm, totalitarizm gibi kavramlar bildiğiniz ismimiz cismimiz kadar gerçekliğimizin karşılığına bir tereddüt taşımaksızın yerleştiriliyor, ayrışmazımız kılınıyor. Bu ülkede hemen şimdi. Önce kıyılan sözlerle, sonra yaftalarla en sonunda kanunun ta kendisi oluyor. 'Demokrasi' mevzu bahis edilirken anti demokratik olan her ne varsa onlar tastamam belirli bir doğrultuda peyderpey, gerçeğe dönüştürülüyor. Katar yüklenirken felaket artık olağanımız haline dönüştürülüyor. Kalıcılaştırılan bu fikri kuraklık, hak gaspları, özgürlük talanı, adaletin yağmalaması üzerinden ilerletiliyor, genişletiliyor. Eskiyi, eksi zamanları çok iyi bilenler için hatırlamaktan bir an olsun vazgeçmeyenler için yaşadığımız bu güncellik bir dolu şeyin tıpkıbasımını, yenilenmiş sürümlerini ihtiva ediyor. Delirtmek için deli dumrulluk, kayıtsızlığı ve mutlak biati sağlamak hınç ve linç ve hedef göstermeleri kalıcılaştırmak adına andıklarımızın hemen hepsini iktidarın tüm nimetlerinden faydalanılıyor. İktidar halka ait olanın yağmalandığı bir aracı olarak görülmesiyle tüm pejmürdeliğinin üstüne artık tüy dikiliyor. Yanılsamalar kabul edilebilir, yalanlar sineye çekilebilir, muktedir bekası için tehditler de dâhil her yol mubah sayılabilir tavırlarıyla bütünleşik, bir ve salt iktidara ait değil onun rantından nemalananların birbirlerini buldukları; bol inşallah, çok maşallah bir dolu onama nidasının sıkıştırıldığı, seslendirilebildiği bir gerçek hatırattan çıkıp sonuca dönüşüyor.

Krizlerin hep teğet geçtiği yerde affınıza mağruren kerizin hiç bitmeyeceği nakşolunuyor yüksek perdeden, en üst mevkilerden, hep bir avazdan kurulan cümlelerle. Cürümler eylenirken olan biten halka yapılırken, karşılığı hep halkın daha fazla yoksunlaşmasıyken, kontrol altına alınmasıyken erkin mağduriyetine dair çıkarsamalar yineleniyor artık ara vermeye bile gerek duymaksızın. Topyekûn, söylene gelen ezberlenmiş bağnazlıklardan mütevellit olanlarla rıza dayatımının ta kendisi, kütle olarak yönlendirilebilir bir tabii akılları alınabilir fikri zehirlenebilir, ranta kurban edilmesi sorun edilmeyecek kitleler yaratabilmektir. Gayret hep bunun içindir hep bunu sağlama almak içindir. Söylem nifakın kendisine evirilirken durmak yoktur çünkü. Biteviye yedi gün handiyse aralıksız yirmi dört saat taktikler talanı sindirilebilir, sorgulanamaz belletmek için kullanıla gelenlerden kotarılmaktadır.
Bir şeyler, bir ihtimal değişir diye beklentilenirken vesikanın özü dünün tasdikçiliğidir. Sahip çıkılan her bedlik -yaptım ama bir sorun neden diye alaya almaların, devletin resmi makamlarında oturanların halkı aslında nasıl göz ardı ettiğini aleni olarak ifşa etmektedir. İki araya bir dereye sıkıştırılan sandık söyleminin, demokrasi nutuklarının, özgürlükler bahsinin, hak tanzimi yahut ta gaspına karşı ses edişin, sorgulamanın mümkünatsızlığı, men edilişi artık bu ülkede görünendir. Gördüğümüz ve anladığımız hiç uzağa gitmeden totalitarizm rejiminin doğuşudur. Tek dil, tek din, tek bayrak, tek din, tek millet, tek başkan, tek sözcü, tek vücut a'dan z'ye ulaşan bir kadrajda bütünün, çokluğun ve çoğulculuğun köküne kibrit suyu dökmektir tüm gaile. Ulaşılmak istenen mertebe Yeni Türkiye tanımının karşılığı böylesi bir sığlıktır. Açık sözlülüğün, şeffaflığın Gezi'den bu yana gördüğümüz dinamiklerin, halkın görüşünün, fikriyatının, itirazının her neye dair ve her neden vuku bulduğunun ıskalanmasıdır gaile. İtiraz edilenlerin bir kulaktan girip öte kulaktan çıkmasının aceleciliğidir asıl gaile.

Gezi'nin ruhu Amed'in Hevsel Bahçelerinde bambaşka bir fikri töze dönüşürken, devlet ağzının hiç değişmemesidir gaile. Bunca gün sonra, bunca anlatılan, yazılıp çizilenden sonra bile. Mesaj alınırken, alınıp durulanın resmi tapelerdeki karşılamalar olmasının, bütün o ortaya saçılan kepazeliğin toplamına sahip çıkmaktır gaile. Üzerini örtebilmek için dinlemişler ya hu demenin tercih edilmesidir. Hırsızlığın, arsızlığın, patavatsızlığın bir dolusu eylenirken halen hesap vermemezlik itinayla devam edilirken, sürdürülürken, nasıl olsa dokunan kimse kalmadı korunaklılığı ile atılıp tutulmaya devam edilmesidir gaile. Bir yay gibi gerilebilen ülkenin hayalden gerçeğe dönüştürülmesidir bugünün ülkesinde, esas gaile. Yoksunlaştırılan, deneyimden, sorgulamadan uzak tutulan, çaresiz konulan biteviye erk propagandası ile hayatı görmeye onu da ancak yarım yamalak bellemeye itinayla devam ettirilen bir ülkedir asıl gaile. Bütün bunlar birer gerçektir haddizatında. Bütün bunlar bizim gerçekliğimizdir kırık dökük demokrasi tarihimizin gecekondudan hallice olmasının, her yerinin eğri büğrü kalmasının kanıtlanmasıdır.

Hopa'da kıyamet kopartan ile Gezi'de ortalığı yangın yerine çeviren aynı akıldır işte tastamam. Arhavi'de kurulması için ön ayak olunan hes inşaatları gibi Alakır'da da iki hes projesine onay verenlerin varlığıdır tastamam. Roboski'de ne yapılmışsa Lice'de, Gever'de de onun yeniden yapılabilmiş olan akıldır işte tastamam. El aldığı nefret doğusu batısı artık hiç ama hiç fark etmeden her yeri kapsamaktayken Amed'den Aksaray'a, Urla'dan Fethiye'ye o ateşin harını daima diri tutmaktır gaile tastamam. Siyaset uzamının muktedir olanların haiz olabildikleri bir ayrıcalık olarak görülmesinden bu yana halkın sözünü ortaklaştırma çabasına karşı linçin devreye, devletlû korumasında, gözetiminde, linççi güruhların sırtını sıvazlayarak yinelenebilmesidir dert tastamam. Bir tabelanın indirilmesi ülke bayrağının asılması, Allahuekber nidaları ile Mustafa Kemal'in Askerleriyiz sloganlarının birbirinin dibinde atılabilmesidir ve bütün bunların normal karşılanmasıdır tastamam.

Bütün bu kalkışmalar sıradanmış gibi münferittir diye o aklın müdahalelerine bağışıklık kazanmış olan ekranlardan tatsızlık olarak dillendirilmesidir esas yıkımın kendisi tastamam. Devletlûnun kaymakamının bir turizm kentine böylesi görüntülerin yakışmadığını yineleyebilmesidir. Kameralar kapalıyken mahalle mahalle Kürdü avlamaya çalışanların varlığını sorgulamaktan imtina edilmelidir çünkü, orası turistik bir kenttir tastamam bu kadar keskin. Bir diğer yandan, 17 Aralık Yağma ve Hırsızlık operasyonu kapsamında sazı eline alan, muadili dünyanın herhangi bir yerinde göremeyeceğimiz bir ranttan kendine koca bir dilim almış olan eski bakanın demecinde görülen itham düzeneğidir ırkçılığın kendisidir yapılmaya çalışılan. Zafer Çağlayan'ın Tarsus'ta "Nasıl bir zihniyetle mücadele ettiğimizi bu millet çok iyi görüyor. Sizlere anlatacağım çok şey var. Ama bunları bize bir Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım. Ama bunları yapan Müslüman’ım diye geçiniyorsa yazıklar olsun" bahsinde sıkış tıkış kalmasıdır griliğimiz, çıkışsızlığa mahkûm edilişimiz tastamam. Yıllar yılıdır bu ülkenin ötekisi, diğeri olarak tanımlananlarına karşı denilmedik söz edilmedik bir hakaret konulmamışken yenilerinin de yolda olduğunu bildiren, can sıkan bir savunuştur gördüğümüz. Hesap vermek bir yana her fırsatta mihrak yaratımının, bunlar bunlar diye çemkirmenin, neoliberal sistemin dâhilinde hemen her şeyin mubah sayılması bilmiyoruz kaçıncı yarayı açmaktadır.

Yalanlar üzerinden yükselen bir ülkenin yeni denenmemiş olanlarla karşılaştırılmasıdır aslolan tastamam. Acıyı normalleştirilebilir,  sıradanlaştırıp geçiştirilebilir bir şey olarak sanmaktır esas gaflet lafı hiç dolanmaksızın. Yerin yurdun bütün bu karanlığı sağlama alma gayretinde, insanın ve doğanın isyan etmesine, yeter artık demesine rağmen sözün işitilmemesinin gayretkeşliği suretleri biriktiriliyor. Bütünleşik vesika, resim her nerede ve hangi şartlar altında hayatta olduğumuz bahsini de kısadan özetlemektedir. Dur durak bilmeksizin tekrar edilenlerin sayesinde de ezber okumalar neticesinde bok çukurunda debelenmeye devam ediyoruz artık. Kesin ve teyitli bilgi. Kasti olarak yönlendirmelere bilince hep öyle yer ettirilmiş suskunluklara hemhal ettirile ettirile meram bu ülkede tanımsızlaştırılıyor. Behemehal ortaya çıkan tablo bunu idrak ettirip, iliğimize kemiğimize kadar hissettiriyor. İnsanlık bahsi sıradan gibi gösterilen sınamalarda yerle yeksan ettiriliyor.

Doğru bir tane bir tekten mürekkep değilken hayır tektir bahsiyle ötesi sorgulanamaz kılınıyor. Aleniyetteyse her şey paramparça edilip binlerce küçük can kırığına dönüşüyor. Can kırıklarının yekunu iş bu hayat bahsinde nasıl görüldüğümüzü, nasıl bilindiğimizi son kertede erkin diliyle özetliyor. Gücü yetenin ülkesinde her iki erk, kuvvet! bunların yancısı ve yolcusu olan kesimler birbirlerini alaşağı etmeye çalışırken kalıcılaşan ve bunlarla yaşamaya mahkum edilen halkın sesinin, avazının, sözünün ve derdinin hemen hiç işitilmemesine gayret ediliyor. En büyük çıkarsamamız budur işte bu ülkeye dair. Salt sandıktan sandığa ya da zaruri bir beklenti, çıkar söz konusu değilse hemen hiç önemsenmeyenler, işitilmeyenler bugün bir kez daha kendi başlarına terk ediliyor. Sözleri ve sorguları umursanmıyor, işitilmiyor. Orada veya burada her yerde linçe, hınca ve öfkeye korunaksız bırakılan bir ülke tahsis olunuyor.

Cehennem çoktan kapımızı çalmış, yaşadığımız yerin kendisi olmuşken her şey handiyse bile isteye bu doğrultuda saf nefret, hıncın, linç vesaire kıyam için türetilen hamlelerle donatılmışken yalnızlaştırılmaktan kastımız bireyin izole edilmesi değil sessizliğe canlı canlı gömülmesidir. Başına getirilenlerin özellikle duyurulmamasıdır. Yaşam artık nasıl da zor farkında mısınız? Enkaz zihnin alabileceğinden artık çok daha fazla bir yıkımın temsilidir ki altında kalakaldığımızı bile ancak fark edebiliyoruz. Erk olma mücadelesi modern zamanlarda kuralsız, kaidesiz, limitsiz bir had bildirme, yaftalama ve ifşa süreciyken geri kalanlarımız için, "halk" için bu hep yeni dayatımlar, boyunduruk altına almalar, linçe korunaksız bırakılmalar olduğu gün yüzü bulmaktadır. Sözüm ona kavga sürerken Eskişehir'de protesto gösterilerinde şehrin düşman işgalinden kurtuluşu sergilenmektedir tıpkı bugün Fethiye'de olduğu gibi. Üzerlerinde zıplanabilen göstericiler ayakkabı ile copla dalınan camiiler ile halkın sesi işitilmez, başbakanın moralinin bozulmasının önlenmesidir bütün çabalanım.

Sözüm ona kavga sürerken hiçbir zaman masaldan başkasını vaat etmeyen adaletin hiç uğramayacağı artık bilindik olan ortak yaramız; Hrant Dink davasının kimilerinin sözleriyle kara kutusu olan Erhan Tuncel'in salıverilmesidir gümbürtüde uluorta eylenen. Malatya'da beş kişiyi sadece Hıristiyan oldukları için işkence ile katlederek öldürenlerin, katillerin özgürlüklerine bir biçimde kavuşturulmasıdır mesele, meselemiz. Adaletin hiçbir zaman var olmayacak bir mesele sınırlandırılmasıdır söz konusu özettir işte kameralar önünde - bu da boru diyenin hesap vermek bir yana bildikleriyle tahliyesinde gümbürtüye gidecektir vesselam. Daima millet, daima zillet, daima!. Barışıyoruz bahsi zikredilip durulurken savaşın, kanı yüceltmenin, vatan millet sakarya’nın yine her şeyin bu kutsal tesilisine sıkıştırılmasının çabasıdır karşılaştığımız.

Roboski'de daha bir kaç gün önce vahametin ta kendisi olarak yapılan askeri operasyonu takiben, katliamdan kurtulan Servet Encü'nin evinin delik deşik edilmesidir hâsılı problem. Yaşatmayacağız bu sınırda, öyle ama böyle ve bir biçimde sonuç olarak gerçekliğe kavuşturulmaktadır. Barışacak mıyız savaşacak mıyız her şey bu iki şıkkın arasında insanların hayatlarına kastederek sürmektedir devlet nezdinde. Kontrolü altında tam ve eksiksiz olarak cereyan eden, bunca sarsıntıya rağmen kök devletin geleneğini sürdürmeye devam ettiğidir. Bedenlere kurulan tahakkümün yanında ekolojik kıyamın da kolaçan edildiği bir surettir burada gördüğümüz. Her şey paramparça edilirken, alenen yıkılırken bizlere kalan hep bu gördüklerimizi biriktirmektir. Gördüğümüzü unutmamak adına yazmaktır.

Hatırlamak için kenarlara, kıyılara, sayfalara, güne not düşmektir. Hatırlananlar sadece yok edilenlerden ibaret, bildiğimizi sandığımız karşılaşmalardan mürekkep bir mefhumun taşıyıcısı değildir çünkü. Aynadaki akis içimizi delip geçen, iz bırakanların her nasıl erk eliyle ve hangi amaçlar doğrultusunda şekillendirildiğini, yıkımı kolaylamak için bir çocuğu azarlar gibi hükmedenin takındığı tavrı görünür kılan bir karşılaşmalar toplamıdır özetle. Hatırlayabildikçe, akılda yer edinenlerin dipsiz bucaksızlığında yer edinenleri, kazınanları aramaya inandıkça, yolumuzu keşfederiz. Daraltılmış patikalardan bunca ağır sinizm ve yıkımdan kurtulabilmek, yüzleşmek için başka bir seçeneğimiz kalmamıştır ezcümle. Başka bir şansımız olmayacaktır.

>>>>>Bildirgeç
Savaşalım Mı? - Çetin YILMAZ - Jiyan

Çözüm süreci diye adlandırılan çatışmasızlık hali bir yılına yaklaştı. Yıl dönümünde, uzun ve kanlı savaşın nihayete ermesi, ölümlerin olmaması, coğrafya’nın yavaş yavaş normalleşmesinin kutlanması beklenir değil mi?  Veya bu hayırlı sürecin savsaklanmaması için kamuoyunun hükümete baskı yapması? Hatta sürecin başlatanı ve en büyük aktörü Abdullah Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi/serbest bırakılması için kamuoyunda yükselen bir talep olması beklenir, değil mi? Değil…

Türkiye’de sistem tarafından dışlanmış tüm kesimlerin sesi olma iddiasıyla ve yüzde yüz insani taleplerle 3 ay önce kurulmuş Halkların Demokratik Partisi’ne, (HDP) Urla’dan başlayan ırkçı bir linç kampanyası başlatıldı, Aksaray’da devam eden ırkçı linç saldırısı, Ordu’da sürdü, Giresun’da devam etti, Fethiye’de de linç için hazırlık yapılıyor. Kent ve ilçelerde yaşayan/yerleşik yurttaşlar kendi partilerinin çalışmalarını yapamıyor, iktidar tarafından sürekli adres gösterilen “demokrasinin adresi” seçim sandığına gitmeleri, partilerinin kendini anlatması engelleniyor. Bu ırkçı linç saldırısı Mecliste kendine milliyetçi diyen bir parti tarafından açık açık destekleniyor, iktidar partisi linçlere göz yumuyor, sosyal demokrat olduğunu iddia eden ana muhalefet partisini bu ırkçı linçler ilgilendirmiyor bile…

Bir siyasi partinin seçime katılımı, seçmenine ulaşması açık açık engelleniyor ve onun güvenliğini sağlamakla yükümlü kesimler (emniyet, valilik ve içişleri bakanlığı vs) bu ırkçı linçleri umursamıyor ve olumluyorsa o ülkenin/kentin/ilçenin seçimi meşru değildir. Bu seçim olsa olsa ırkçıların şef seçme seçimi olabilir, demokratik değil, ahlaki değil, insani ve hukuki değildir.

Linç çağrılarına ve linç hali sloganlarına bakıldığında aslında dert anlaşılıyor “Savaşalım” bu ırkçı saldırılar bir yıldır kan akmaması karşısında duyulan derin memnuniyetsizliğin dışavurumudur, tabuta özlemdir, otuz yıldır oğlunu yitiren annelerin acısını istismar etmenin, kan müptelalığının dayanılmaz şehvetidir.

Urla, Aksaray, Ordu, Giresun ve Alanya “savaş istiyor” denebilir mi? eğer bir kent birkaç bin kişilik ırkçı bir grühun ırkçı linçlerine ve savaş çağrılarına kitlesel olarak karşı çıkmıyor ve suskunlukla olumluyorsa, kendi iradesini ırkçı linççilere teslim etmiş ve onlara katılıyor demektir, maalesef buradan böyle okunuyor.

On dokuz/yirmi yaşlarındaki gençlerin bir yıldır ölmediği, sakat kalmadığı bir coğrafya’da ortamın yumuşayacağını sanıyordunuz değil mi? Değil…

Silahın siyasette yeri olmadığı, savaş ve şiddet çağrısı olmaması şartıyla her türlü demokratik hakkın kullanılmasından falan bahsedilir, ta 1990’ların başından beri duyarız bu tekerlemeyi, “Dağdan ovaya in, silahı bırak siyaset yap vs.”

MHP’li Ümit Özdağ birkaç gün önce yazdığı bir köşe yazısında; BDP’nin oylarının arttığını yüzde 9.7’ye yaklaştığını, Erzurum’un ilçelerinde, Bingöl, Muş, Urfa ve Ağrı’da BDP’nin yükselişte olduğunu, rahat rahat “siyasi” propaganda yaptığını, Erzurum/Trabzon hattında BDP’yi durdurmak gerektiğini yazdı… Özetle Ümit Özdağ açık açık şunu söylüyor(Savaş ve şiddet çağrısı yaparak) Kürt olarak kendi kimliğiyle ve talepleriyle yaşamak isteyenlere ölüm veya kölelikten başka yol yok, işinize gelirse…

Çözüm süreci denilen olay Kürt tarafının “hükümet belki adım atar” beklentisiyle bir yılına yaklaştı, güvenlik barajları, kalekol inşaatları, askeri yol çalışmaları, silah alımları, ihlaller ve gözaltılar son sürat sürüyor. Hukuksuzca gözaltına alınan binlerce Kürt siyasetçi halen cezaevinde rehine durumunda, üstelik çatışmasızlık halinde olması gereken TSK’ya bağlı birlikler ara ara operasyon yapıyor ve sıcak temas sağlanıp savaşın kıyısından dönülüyor, savaşın her an patlama ihtimali hükümetin ve kamuoyunun ezici bir kesiminin umurunda bile değil, üstelik barışı anlatan HDP gibi bir parti, savaş isteyen kesimler ve partiler tarafından ve toplumun/medyanın onayıyla linç ediliyor.

Gezi Direnişin ikinci veya üçüncü gününde, bu direnişin oluşmasında çözüm sürecinin de ciddi katkısı olduğunu, savaş süresince bastırılmış toplumsal taleplerin, “barış” ile birlikte görünür olmaya başladığını, bu huzursuzluğun barışın yerleşmesiyle daha da görünür olacağına ilişkin bir yazı yazmıştım. Savaş iktidarlara kolay yolsuzluk yapacakları, toplumu “düşman” korkusuyla daha da kolay hizaya sokacakları bir araçtır, yoksulluk, işsizlik, hırsızlık, yağmanın en kolay yapıldığı haldir savaş hali.

Şunu açık açık ifade etmek gerekiyor, çözüm süreci uzun zamandır yok hükmünde ve her an namlular bir daha susmayacak şekilde patlamaya başlayabilir ve üstelik bu savaş eskisine de benzemeyecek gibi.

Savaşın en çok işine yaradığı iktidara değil, kandan nemalanan ırkçı ve milliyetçilere de değil, geniş kesimlere ulaşıp sormak lazım, iktidar ve milliyetçilerin onlar adına karar verdiği suskun geniş kesimlere; Linçlerle yükseltilen bir savaş çağrısı var, hükumetin adım atmamasıyla her an patlayabilecek namlular var, sen savaş halinde canını yitirecek, sen evladını, kardeşini yitirecek, iktidar savaşı eşikte tutuyor ve milliyetçiler savaş çağrısı yapıyor, onlar değil sen kaybedeceksin, sen ölümle ve yoksullukla yüz yüze kalacaksın, ırkçı ve kanperestler savaş istiyor, peki sen buna ne diyorsun, savaşalım mı?

* Akla düşenler, yola çıkıldıkça derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. Akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. Derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. Bahis açtıklarımız anaakımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. Etmekten bir özenle, koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla... Çetin YILMAZ'ın Jiyan'da yayınlanmış olan Savaşalım Mı? başlıklı makalesi bu minvalde değerlendirilmesi gereken bir okuma parçasının bizatihi kendisi, akıl, fikir için..

..Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina  ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Jiyan! - Hayat! - կյանք!
“Gezi Parkı Eylemleri: Türkiye’de Toplanma Özgürlüğü Hakkı Şiddet Kullanılarak Engelleniyor” - Uluslararası Af Örgütü
Gördüm - Bir Gezi Parkı Direnişi Belgesel Filmi - Documentary Film - R H - Vimeo
This Is Only Beginning - Ali B. - Indybay.org
Dönüşüm - Gentrification Belgeseli - Yönetmen Hakan TOSUN - Youtube
Sesli Meram / Deuss Ex Machina Kayıt Bloku.. Geçtiğimiz Günlerden Ses ve Söz
Nasıl Anlatmalı Seni Çocuk? - Akın OLGUN - Birgün
Irkçılığın İlacı - Kemal BÜLBÜL - Özgür Gündem
Türk Aydını Kibri ve Yaklaşan TC-Kürdistanlılar Savaşı - Vahap IŞIK - Kürdistan 24
Politik Kriz Dönemlerinin Silahı Milliyetçilik - Güneş KARA - Jiyan
Başka Yerden Bölünüyoruz, Farkında Değil Misiniz? - Pınar ÖĞÜNÇ - Radikal
Tımarhane, Akademi ve Ölüm - Güven Gürkan ÖZTAN - Birgün Pazar
“Tapeler” Erdoğan’ı Neden Düşürmüyor? – Foti BENLİSOY - Başlangıç
Yolsuzluktan Da Fena - Yetvart DANZİKYAN - Agos
Devlet Ellerini Temizliyor - Aris NALCI - T24
Biz De Safmışız, Kandırılmışız! - M. Serdar KORUCU - Demokrat Haber
Erhan Tuncel Sesiz Sedasız Tahliye Edildi - Erhan HAYIR - Vivahiba
Erhan Tuncel Tahliye Edildi! - Cem TURSUN - DHA
Zirve Katliamı'nın Failleri Bırakılacak, Askerler İçeride Kalacak - İsmail SAYMAZ - Radikal
Yüzde 10 Yetmedi, Linç Barajı Kondu - Ümit KIVANÇ - Riya Tabirleri
HDP'ye Karşı 'Solculuk' Masalları! - Vedat İLBEYOĞLU - Evrensel
Linç Rejiminin Çocukluk Hastalığı: BDP’yi ve HDP’yi Görmemek - Sarphan Uzunoğlu - Jiyan
İHD: HDP, Türkiye’de Halkların Birarada Yaşaması Noktasında Bir Isrardır - İHD Diyarbakır Şubesi
Devrim Mi Devridaim Mi? - İrfan AKTAN - Radikal 2
HDP Aksaray İl Başkanı: Can Güvenliğimiz Yok - XQW News
The Process Of The Politicization Of The Kurdish Identiy In Turkey: The Kurds And The Turkish Labor Party - Ahmet ALIŞ - Kurdlib
Yaklaşan Faşist Saldırıya Hazırlıklı Mıyız? - Gün ZİLELİ - GZ' Blog
Bolu'da Kürt Öğrencilere 6 Ayda 3. Saldırı - Beyza KURAL - Bianet
Lice’de Karakol Protestosuna Müdahale. İlçede Çatışmalar Sürüyor - Kürdistan 24
Roboskî Katliamından Sağ Kurtulan Servet Encü'nün Evi Tarandı - DİHA
Unutulmaması Gereken Bir Trajedi - Joost LAGENDIJK - Zaman.com.tr
Roboskî ve Sınır - Ferhat ENCÜ - Kürdistan 24
Eskişehir'deki AKP Mitingi Protestosuna Polis Saldırısı: 121 Kişi Gözaltına Alındı - Başka Haber
7 Mart 2014  Espark Gözaltı Görüntüleri - İhsan YAZARLI - Youtube
Ali İsmail Korkmaz Davasında Amir-Polis Dayanışması! - T24
Hep Aynı Yerde Aynı Acılarla - Bülent ŞIK - Birgün
Devletiniz Payidar Olsun, Hatice Can da Artık Yok! - Evren Barış YAVUZ - Fraksiyon
Onur Yaser Can’ın Babası Konuştu - Zete
Sami Elvan: 'Devletten Çocuğumuzu İstiyoruz' - Umay Aktaş SALMAN - Al Jazeera Türk
Berkin Elvan’ın Son Durumuna Dair Avukatlarından Açıklama - Sendika.org
8 Mart İçin - Emel KORKMAZ - Gülsüm ELVAN - Sayfı SARISÜLÜK - Boyun Eğmeyenler
'JİTEM Davasındaki Haksızlığa Son Verin' - Şırnak Cumartesi Anneleri - Yüksekova Haber
Diliniz Bir Yılanın Zehri, Eliniz Bir Katilin Elidir! - Ali Murat İRAT - Birgün
Kadın Savaşı Baladı - Süreyya KARACABEY - Fraksiyon
Direnen Koç İşçisi: “Her Şeyi Korkmadan Söyleyebiliyorum” - Fatma DEMİR - Sendika.org
Hevsel’de Ne Olup Bittiğini Merak Edenlere… - Kurdistan 24
Hevsel Bahçeleri - Arif ALTAN - Özgür Gündem
Kimden Gelirse Gelsin Talana Karşı Duracağız - Cumhur DAŞ - Evrensel
Hewsel’den İnsan Geçti - Hayri TUNÇ - Jiyan
Midnight Raid on Ankara Theater Campus Results in Cutting Of Dozens Of Trees - Daily News
Baraj Değil Duvar! - Diken
Yerel Seçimlerde Kader Belirleyecek İki İl: İstanbul ve Urfa - Dr. Mustafa PEKÖZ - Sendika.org
”Sağırlar Diyalogu” ve Faşizmin İki Ayağı. Korporatizm ve Ahlak İdeolojisi… - O. GÜRSEL - Günzileli.com
Yaklaşmayın Yakarım Kendimi - Veli BAYRAK - Jiyan
'AKP Para Dağıtıyor' - Berna ŞAHİN - Gazeteport
'AB'deki Yolsuzluk Standartları Türkiye'de Olsa Meclis Boşalır' - T24
AKP Yolsuzluk Tapeleri Sıralı Liste - Queen Of The Damned - Alter Sözlük
AKP'nin Skandal Sayıştayı Yok Etme Kaydı - Başçalan  - Youtube
Başbakan Malezya'dan Sığınma İstedi Mi? - Taraf
Erdoğan: Balyoz ve Ergenekon Davalarında Katakulli Olduğu Çok Açık - Gazeteport
CHP'nin Sloganını Boşa Çıkaran PKK Skandalı! - Zeytinburnu Times
Şimdi de İzmir'de OHAL Kararı - Özgür Gündem
Rıza Sarraf Yabancı Misafirlerini Nasıl Mutlu Etti? - İnsan Haber
Türk Musevi Cemiyeti'nden Eski Bakan Çağlayan'a Tepki - Hürriyet.com.tr
A Death In Istanbul - Scott PETERSON - The Christian Science Monitor
Gezi’nin Ermeni Mezar Taşları Şişli’de - Serdar KORUCU - Agos
Susturulmuş Bir Mezarlık Erciş - Vahap IŞIK - Jiyan
‘Ez Qurbana Te Bim’ - Ayşe GÜNAYSU - Özgür Gündem
İstanbul'da Suriyeli Mülteciler İçin Yaşam Çok Daha Zor - AFP - Wall Street Journal Türkiye
Sen. Kirk To Azerbaijan: Halt Campaign Of Incitement and Hatred Against Armenia - Public Radio Of Armenia
Toplumun Efendileri: Terapistler - Nedim KARAEL - Jiyan
Turkey's President Talks About Banning YouTube and Facebook - Danielle WIENER-BRONNER - The Wire
Vergebliche Attacken Der Autokraten Aufs Internet - Benedikt FUEST - Berliner Morgenpost
Government Leaned On Judicial System In Media Holding Case - RSF: Reporters Without Borders
Müjgan Halis: Batsın Böyle Gazetecilik Ama Onların Yaptığı ‘Gazetecilik’! - Berkant GÜLTEKİN - Birgün
Bir Kendine Güzelleme Kitabı: Abluka - Esra ARSAN - Hasan CÖMERT - Diken
Jineoloji Konferansı - Nazan ÜSTÜNDAĞ - Özgür Gündem
Bu Bir Aşk Hikayesi Değil! Ataerkinin Kurumlarına Karşı Silahlı Mücadele! - Fraksiyon
Az Yağmur - Bülent USTA - BU' Blog
'Her Şeyin Normalleşmesi Türkiye'yi Açık Tımarhaneye Çevirdi' - Pınar ÖĞÜNÇ - Radikal
Çapulcunun Evrimi - Davetsiz Misafir
Gezi Ruhu Toprağa Karıştı - Mustafa Şiyar GÖÇEROĞLU - Mühim Hadiseler Enstitüsü
Gomidas'ı Dinlemek Mümkün Mü - Ali TOPUZ - Radikal

Deuss Ex Machina genelgeçer disiplinlerden uzakta kalarak, deneysel öğeler ihtiva eden tüm müzik turlerine sonuna kadar kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. Bu bağlamda Ambient’dan - Weird Folk’a uzanan ses seceresinden alıntıları her Pazartesi akşamı 21.00-22.00 saatleri (GMT +2) arasında canli olarak Dinamo'dan iliştirmeye devam ediyoruz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
DinamoPromo InquiriesMakina
Her Pazartesi Gecesi 21:00 -22:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Turkey By Anthony JENKINS via Globe And Mail

>>>>>Poemé
Koru Kendini - A. KADİR

Kaldırınca tabancasını
Nişan almak için sarı saçlıya
Parıldayıverdi gözleri
Koru kendini
Kırlangıçlar uçuştular
Korkudan çığrışıp
Kanat çırparak koru kendini.

Hadi söyle bana müziği seversin sen
Nasıl çalar insan hapishanede
Ağrılardan, sızılardan sonra
Romatizmanın zincirlerin kemirdiği elleriyle.

İşte nişan aldı tam
Kemanının üstüne
Iskalamaz iyi nişancıdır
Koru kendini
Ama teller gene şakıdılar
Doldular havayı titrek titrek hiç umursamadan.

Hadi söyle bana müziği seversin sen
Nasıl çalar insan hapishanede
Ağrılardan, sızılardan sonra
Romatizmanın zincirlerin kemirdiği elleriyle.

"Havasız bir delikte
Gıcırdayan somya üstünde yatakta
Yakalanmışsın berbat bir öksürüğe
Gel de şarkı söyle.
Ama yine de sarı saçlı adam
Devam etti kemanı çalmaya
Dirildi içimizde ölü düşler."

Kaynakça: Şiir.gen.tr

No comments: