kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_583_/////չափազանցված
26 ekim 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.
/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Dayzero - Unfold (Onefortyasia)
02. Dayzero - Like A Small World (Onefortyasia)
03. Para & Kaya - 2Mile (Incurzion Audio)
04. Para - Ouid (Incurzion Audio)
05. Von D - Low Octave (Deep Medi Musik)
06. Von D - Arkitekts (Deep Medi Musik)
07. Cadik - Fire Keeper (Artikal Music UK)
08. Cadik - Dub World (Artikal Music UK)
/////arz-i-hal
"İç içe geçmiş olagelen sarmalın ortasında hayatın ehveni mahvedilmeye devam edilirken kıta Avrupa'sından çıkagelen her itiraz buralarda da anlatmaya çalıştığımızı bildirir, bir kez daha. 24 Ekim günü Fransa geneli protestolar sırasında Genel İş Konfederasyonuna göre 800 bin insanın katıldığı bir reddiye söz konusudur. Cerahatle iş bitiren, sermayenin çarklarına elini de kolunu da kaptırıp, aklını da rehin edebilen, devletin şiddet pratiklerine karşı var edilmiş en güçlü itirazlardan birisi sahneye konulur. Bütün sorunlar olduğu gibi yerli yerinde dururken, yarının bunca açmazla birlikte ilerleyemeyecek olduğu deklare edilir. Irkçıların bir gece önce cirit atmasına göz yumulan bir zeminde, anti-faşist aksiyon öğrencilerle birlikte hareket eden sarı yelekli emekçilerin suna geldikleri müşterek eylem tahayyülü ile alt edilmek istenir. Çivisi çoktandır çıkmaya namzet kılınmış bir dünyada bir avuç diye bildirilen oysa dediğimiz gibi milyarlarca insanın ortak tahayyülleri olagelen iş, aş, barınma haklarının temel ihtiyaçların bunca fahiş artışlara peşkeş çekilmediği gerçekten yaşanabilir bir dünya imgesi için mücadele kesintisiz kılınır. Kristin Ross'un Ortak Lüks kitabında bahsettiğinin kıyısında bir dünyadayız yine, yeni ve yeniden: “Paris Komünü’nün bize bıraktığı muhayyile ne ulusal bir cumhuriyetçi orta sınıfa ne de devlet güdümlü bir kolektivizme aittir. Ortak lüks, ne onun etrafını kuşatan (Fransız) burjuva lüksüdür ne de ondan sonra ortaya çıkıp yirminci yüzyılın ilk yarısına hakim olan faydacı devletçi kollektivist deneylerdir.” Geleneksel diye bildirilen nobran ve tekdüze kodlamaların, sınırlamaların, yerelleştiği zikredilen oysa ırkçılık / ayrımcılık dışında hiçbir bağlama yer vermeyen akıl tutulması tahayyüllerin ötesinde yetmiş iki gün süren Paris Komünü'nün hikayesi yine Paris'ten başlayarak tüm kıta Avrupa'sında ve dünyanın kalanında yeniden yazılmaya devam olunuyor. Ezber edilmişlerin değil yeninin, doğrudan müşterek müdahilliğin öne çekildiği, pranga, kuşatma ve yoksunlaştırma halleri karşısında direnişi var edebilmek tek çıkış yoludur, hala!." sesli meram
*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...
allame-i ulul arz’dan ara nağmeler
okuma parçası
sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...
her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------
/////görsel/////protests in france:::ap photo
/////poemé
Եղեգ -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ
Որպեսզի իմ պատկերած քարը լինի քար, ես
պետք է ամբողջովին ապրեմ ծաղիկը։
Բաժակը, որով ինձ ջուր էիր տալիս, ընկավ
աստղերից, փշուր-փշուր եղավ։ Էլ ի՞նչ կին, եթե
այնպիսին լինի, ինչպիսին
կուզենայինք`
հառաչում են իմաստուններն ու խելագարները:
Երբ ես անցնում եմ եղեգների
միջով, թվում է, թե խշխշում եմ։
Իմ քայլերից ոչ մեկը դեռ ինձ տեղ չի հասցրել։ Առվի
հունն ի վար հուշերի կապար է հոսում։ Ճերմակ
գագաթների վրա
ծերանում է երկինքը։
Ես չիմացա, որ արդեն գնացել եմ։ Ուրախությունից
միշտ վախենում եմ, ինչպես
Իլոսը՝ տրոյական ձիուց։
(Քանի՜-քանի՜ արեւներ են ամեն օր անցնում Մեծ քարի
վրայով, բայց դեռ նրանցից ոչ մեկը ետ չի եկել)։
Այնտեղ, ուր ձեռք չի հասնում, բուսել է ծաղիկը եւ
ժպտում է, չգիտեմ, թե ում։ Անհայտությա՞նը։
Գուցե այն
ասպետին, որ թեեւ հարբել է ծաղկի բուրմունքով, բայց
դեռեւս չի կարողացել
կողմնորոշվել, թե որտեղ է գտնվում ծաղիկը։
Հավքը բույն է հյուսել հորիզոնի վրա, ուր
բարձրացել է ոսկե
եղեգը՝ սրինգ դառնալուց առաջ։

Comments