kay(ıp)bedenler k/lan+-dereasonable (vv)arp presents
sesli_meram_574_/////վերջացվեց
24 ağustos 2026 pazartesi günü kaydedilmiş programın parça dizinidir.
/////sesli meram muhteviyatı\\\\\
01. Hobzee - Is It A Dream (Metalheadz)
02. Hobzee - Edge Of The Sea (feat. Uneven) (Metalheadz)
03. Motiv - Fly Away (C.I.A)
04. Motiv - Rolls (C.I.A)
05. Ewol - Lose You (Ranger Records)
06. Ewol - The End (Ranger Records)
07. Satl - Wasp (Gemini Gemini)
08. Satl - BSOD (Gemini Gemini)
/////arz-i-hal
"Kendini mütemadiyen tekrar eden bir kısır döngü içerisinde her şey tanıdık, her an alenen hiç tanımlanamayacak kadar ayrışık kılınıyor. Bir şeyler sökün ederken var edilen afaki o dümdüz halin içerisine zerk edilenlerle bir tekrar yaşanıyormuş gibi hissedilirken aslında, hep, daim olduğu üzere yepyeni yıkımlar biçimlendiriliyor. Deneyin safhaları karışık, bir istikameti / yönergeyi çoktan aşarken, gerçekliğimiz peyderpey yeniden imal olunanların o insafına terk ediliyor. Ak Parti geçtiğimiz haftalarda yirmi beşinci yılını kutlarken açığa serdiği o kendi kendine yeten, her anlamda güçlü, doğrudan müdahil ve tarafgir ‘ülke’ hal ve isteminin yönergesi sıradan insanın için tersine işletiliyor. Doğrular, yanlış, yanılgılar, denedik oldu, hakikat mefhumu çıkagelen çiğ yeni önermelerin esiri kılınıyor. Nasıl olsa tek adam rejimi hükmünü sürüyor denirken, otokrat olmadan baskıcılığın dibinden bir yer imali gerçek kılınıyor. Düzen kendi bekasını sağlama alırken en azından bunun iddiasında olurken geleceği başka bir şekle sokup, hayat mefhumunu alt üst etmeyi normalleştiriyor, iş bu sathın dört bir yanında. Gelecek bu şimdinin içerisinde olanca açıklığıyla birlikte bir biçimde dönüşüme tabi kılınıyor. Bir seçim kampanyası varmış gibi sürekli ümitler açığa çıkarılıp, güçlü, büyük, kudretli ülke tahayyülleri sıralanırken daha normatif olanın varlığı derdest olunan, hayatın rutininin konulmadığı bir yere uyanıyoruz. Ne zaman mefhumunu fark edebiliyoruz, ne de hep ezberden var edilmiş onca kötülüğün yeniden yeniden ısıtılıp önümüze servis edilmesinin bir icraat kılınmasına kafa yorabiliyoruz. Her şey bir heyula içinde, her an kaosun…
Hiçbir biçimde hakikate yer konulmuyor. Bunu düşünmeye imkan dahi bırakılmıyor. Her ne verilirse onunla yetinilen, her ne anlatılırsa izahata kani olunan, her ne şekilde yapılıp, ediliyorsa ona teslimiyetin vaz edildiği bir zeminde gerçeğin ufku da daraltılıyor. İçimizin dışımızın karalara bağlamasının müsebbibi olagelen sınamalar gündelik gündem sağanağı içinde kenar süsü kılınıyor. Etkisi ve yıkıcılığı garanti, sürekliliği belirgin, bariz sonuçları her defasında daha da ağır olagelen haller, eylemler, kararların altına imzalar atılıyor yeni ülkede. Her şekilde sütliman denilirken hayat, alabora olmaya yakın binbir türlü fırtınanın ortasında kalakalmış, dımdızlak konulmuş olagelen sıradanın hikayesi örseleniyor. Ne var ki hiçbir surette ne gam ne keder yansıyor muktedir ve kendi oyununu var edenlerden. Bir biçimde dönüşüm ataleti, daha bütünlüklü kesintileri, aksamaları ve eksiltmeleri var eder, bir yandan güncellerken hayat mefhumunun kapsamı sınırlanıyor. Her şey altüst edilirken bir şekilde doğrusunun bu olduğuna dair yanılgılar pazarlanıyor. Her yanılgı yepyeni birer sınamaya dönüştürülürken, her gün apayrı cendereleri beraberinde taşırken, bırak umudu, tek bir söz hakkı dahi var edilmeyen insanlara, çalış, çabala, sürün, sus, biat et, itaat et vs. ile bir yaşam akdi çiziliyor. Ötesi berisi bırakılmamış bir dönüştürme imgesinin gerçekliği sürdürülürken sıradanın hayatta var olabilme ihtimalleri topyekun çürümeye terk ediliyor. Binbir türlü karşılaşma, iki satır haberlerin satır aralarında sıkış tepiş dura gelen ülkenin en ağır sureti karşımızda bina ediliyor. Böyle de yaşarsınız deniliyor, buna da alışırsınız bir biçimde buyruluyor.
Gazetelere yansımış birkaç kısa kesit dahi her şekilde bu tekrarlarda debelenip durulurken ayrı sonuçlara nasıl çıkıldığını da bildirecek önermeler karşımıza seriliyor. İspatlanmış ve kanıtlanmış olagelen başka ülke hakikatleri, sökün ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “İşsizlik, 2005 yılından bugüne en düşük seviyesine geriledi” dedi. X hesabından yaptığı paylaşımda şöyle izah eder; “İşsizlik oranı yüzde 7,9 ile 2005 yılından itibaren en düşük seviyesine geriledi. Bu yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,3 puanlık azalış ile yüzde 7,9 olarak gerçekleşen işsizlik oranı, 2005 yılından itibaren çeyreklik bazda en düşük seviyesine geriledi. Genç nüfusta da benzer bir olumlu tabloyu yakaladık. 15-24 yaş grubunu kapsayan gençlerde işsizlik oranı, 1 puanlık azalış ile yüzde 13,9 oldu. Böylelikle 2005 yılından bugüne en düşük seviyesine geriledi. Gençlerimizin işgücüne katılımı kolaylaştıracak, eğitim-istihdam bağlantısını güçlendirecek uygulamalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz.” Alım gücünün artık dibe vurduğu, her geçen senenin biraz daha mumla arandığı bir zeminde, gündelik rızkın hiç de bariz / kolay lokma kılınmadığı ortadayken bakanını işsizlik geriledi sayıklaması tüm o badireler içinde yaşamda kalmayı var edenlere bir sonuç getirmeyeceği muhakkaktır. İş aramaktan, bulmaktan ümidini kesen emeklilerin, artık iş gücüne dahil olmayı düşünmeyen ev gençlerinin, ümitleri çalınmış milyonlarca insanın tek kalemde yok addedildiği, düzen içinde, sigortalı / haklarına ulaşabilenlerin bildirildiği bir yapımda oyuncu değişimlerinin, azaltmaların elene elene biçimlendirildiği bir tabloda gerçekten kim haber verecektir, yıkıcılığı. Yoksullukla mücadeleyi sadaka kültürünü, bir politik aksiyon olarak ele alan, bununla o işsizlik verisindeki sayılarla geçiştirilen insanları hayat akışında tuttuğunu, önemsediğini bildiren bir menzilde hakikatin aslında çok çetrefilli, açık bir biçimde yıpratıcı olduğunu yaşayanlar biliyor. Hikayenin kalanı her dem dört duvar arasında yankılanan çaresizlikte çıkageliyor, umursayan var mı ola?" sesli meram
*akla düşenler, yola çıkıldıktan sonra derinleşen açmazlar ve sorun yumaklarının bireyi neredeyse dakika sekmeksizin nefessiz bırakışı karşısında hala "akil" olanı aramaya devam ediyoruz. akil olanın belirli kural ve kıstaslarla belirlenmiş zümreler için özel bir armağan olmadığına inatla inanmak istiyoruz. derdimiz meramın görünür kılınabilmesi. bahis açtıklarımız ana akımın yüz göz olmaya tenezzül etmedikleri. etmekten bir özenle koşar adım kaçındığı şeyler olmaya devam ediyor günahıyla sevabıyla ve yazabildiğimiz kadarıyla fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya sesli meram // deuss ex machina ile devam...iyi haftalar...
allame-i ulul arz’dan ara nağmeler
okuma parçası
sesli meram // deuss ex machina [ex.] genel geçer disiplinlerden uzak, deneysel ögeler ihtiva eden müzik türlerine kapısı açık bir yapılandırmayı sunmaya gayret eder. ambient’dan - folk’a uzanan ses şeceresinden alıntıları iliştirmeye devam ediyoruz. aralıksız yirmi iki yıldır... bir direniş hali içinde... yayındayız!...
her türlü eleştiri ve öneri için iletişim kanallarımız;
---------------------------------------------------------
/////görsel/////untitled:::francisco seco:::ap-al aswat
/////poemé
Ծառը և Ոչ Ծառը -- Վարդան ՀԱԿՈԲՅԱՆ
Խոսել, դեռեւս չի նշանակում չլռել։ Եվ
բառերը իմ գաղափարները չեն, ես եմ բառերի
գաղափարը։ Թեեւ
ամենախորքում մշտապես իշխում է իբրեւը։
Երկնքի խորությունը դիտում եմ որպես արծվի
բարեմասնություն։ Աղբյուրը ծարավների
ստեղծագործությունն է,
ճանապարհը՝ ուղեւորների,
անհունը՝ բանաստեղծների, բայց
սրտի հայտնաբերողը, ցավից առաջ, եղել է սերը։
Անսահմանության ազատություն։ Ծառը եւ
ոչ ծառը ներկայացնում են իմ հոգին, բայց ահա
ծառը եւ ծառը չգիտեմ ինչ են ներկայացնում։ Աշխարհում
ամեն սիրտ ավերված է բացարձակապես, եւ
սերը թափառում է ամենուրեք,
անօթեւան, անօգնական ու
անվախճան։ Իսկ երբ ես նայում եմ քեզ, այդ պահին
հեռու անտառում, չգիտեմ՝ որտեղ,
եղնիկներն իջնում են սառը, շատ սառը աղբյուրի մոտ՝ ջուր խմելու։
Բոլորն ուզում են հաղթել, բայց
ինչպե՞ս, երբ բոլորն են ուզում հաղթել։
Ես երբեք չեմ հրաժարվելու հայոց Մասիսներից, նրանց
ստեղծել են իմ նախնիները։ Երբ հոտն առել են Մեծ ջրհեղեղի։
Ժամանակավոր է նույնիսկ ժամանակը՝ երբ չես սիրում։ Այլապես, ինչ է
Ատլանտյան օվկիանոսի փոթորիկը, եթե ոչ
Կոլումբոսի հոգեկան ապրում՝ Ամերիկան հայտնաբերելուց առաջ։
(Ամերիկան հայտնաբերելուց առաջ Ամերիկա հայտնաբերելը չկար)։
Եվ մարդն, ասում են, օվկիանոսն անցնում էր ընդամենը մի գերանի վրա։
Լեռների վրա այն պահն է, երբ ես դեռ չկայի։ Կարելի՞ է
ենթադրել, որ ես ծնվում եմ։ Անկեղծ ասած,
դրանից չեմ հրաժարվի, մանավանդ, որ դա արդեն անխուսափելի է։

Comments