Mahlemizden Aşıklar Geçti



Serin bir yaz akşamı sonesi. Ya da denizin ayaklarına sunduğu uçsuz bucaksız ufuktan suratına suratına üfeleyen meltem’in fısıltısı. Denilen o dur ki sessizliğin içinden kopan çığlık bu meltemlerden kayalara yaslanan dalgalar ile ahenkli bir melodi arz edermiş.

Geçtiğimiz Pazartesi gecesi Cemal Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde bir çoğumuzun artık tanımlayamadığı, bilmediği veya ulaşamadığı sesleri dinleyiciyle buluşturan önemli bir konser gerçekleştirildi.

24 Nisan 1972 yılında Boyacıköy’ünde, kusan (aşık) geleneğinin Ermenilerdeki en önemli temsilcilerinden olan Harutyun Sayakyan ya da tanındığı ismiyle Sayat Nova’nın izinden ve isminden feyz alarak oluşturulmuş Sayat Nova Korosu; Opera sanatçılığı kariyerinin ardından, girmiş olduğu Türküler diyarında pek çok eski yapıtı gün yüzüne çıkartmış, sazının efendisi olmayı başarmış bir çınar olarak tescillenmiş Ruhi Su’nun 1975 yılında Dostlar Tiyatrosunda kurulan Dostlar Korosu ve yenileşmenin ve denemenin peşini asla bırakmayan her kültürden demleri modern orkestrasyonlar ile yeniden dinlememize olanak sağlayan “kardeşlik içerisinde bir arada yaşama” ve “çok kültürlülük” ilkelerini halkların arasında yaratılan kutuplaşma vd. karşı bir duruş ile yola koyulmuş Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’ndeki bir konser çalışmasından bugünün Kardeş Türkülerinden oluşan geniş bir kadronun vermiş olduğu Mahlemize Aşık Geldi bahsini ettiğimiz.

Anadolu’muzun öte yörelerinde seslerini duyurmuş günümüz halk müziklerinin de temellerini oluşturmayı başarmış Yunus Emre’den Pir Sultan Abdal’a, Kusan Aşod’dan Neşet Ertaş’a Dersim’in isimsizlerinden Karabete Xaço ve Sayat Nova’lara uzayıp giden Aşık-Ozan-Derleyicilerin-Yazılı olmayan sözlü tarihçilerin kuşak kuşak merasimi vardı o gece Açıkhava’da.

Bilmemiş dinlememiş duymamış olsanız da birer parçanızın aslında oralarda keşfetmenize olanak sağlayan türkülerin şöleniydi. Sevinçlerin, özlemlerin, nerden geldik nerelerdeyiz’in. Modernleşeme demenin pek çok şeyin aslında üzerine örtü geçirmiş olmasını hatırlatması açısından da irdelenebilecek, O’nun Şu’nun değil Hepimizin nefeslerinin birliğini, Filistin’de Lübnan’da ve Irak’ta yaşanan acıların duyumsandığı,paylaşıldığı Sevincin de hüzünün de birbirinden çok da farklı kavramlar olmadığını, Birol Topaloğlu gibi bir Karadeniz aşığının tulumundan yayılan benzeşsiz çağrının yankılandığı bir yerlerde hala kardeşliğin mümkün kılınabileceğini kanıtlaması bile o geceyi betimleyebilmek için kelimelerin kifayetsizliğini ortaya koyuyor...Emekleri geçenlere teşekkürlerimi buradan tekrar sunarım...Sözün özünü ise Yunus Emre’nin dizeleri açıklasın....

Behey Kardeş Hakkı Bulam Mı Dersin

Be hey kardeş hakkı bulam mı dersin
Hakka yarar amel işlemeyince
Bu sırrın ötesin duyam mı dersin
Mürşid-i kamille başlamayınca

Gel hey kardeş gel sen birliğe özen
Birliktir her nefsin kal'asın bozan
Hiç kendi kendine kaynar mı kazan
Çevre yanın ateş eylemeyince

Aşkın odu geldi yüreğim harlar
Aşkı olan, arı kendini neyler
Behey yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince

Daha Fazla Bilgi Edinebilmek İçin;

Kardeş Türküler
BoğaziçiGST
Ruhi Su
Sayat Nova

Fotoğraf Kaynak- ILEF Ankara
Öğretim Görevlisi Sayın Atilla Çangır'ın Portfolyosundan Ruhi Su'nun fotoğrafı

Comments

aristotale said…
ellerine saglık... senle boylesinde gusel bir konseri paylasmak aynı sırada seyretmek ve feyz almak guzel bir duygu... yazılarının yorumlarının devamını dilerim...

Popular posts from this blog

benim söylemek için çırpındığım gecelerde, siz yoktunuz...

Deuss Ex Machina # 280 - Ancient History Of Nothingness Echoed Louder

sesli meram 138 -- միամորիկ