Wednesday, August 09, 2006

İtham Ediyoruz...Bildiriye Bir İmza Da Sen At...

Dünyanın pek çok yerinde hali hazırda sivil toplum örgütleri, düşünürler, aydınlar, insanlığın yaşam hakkını herşeyden üstün tutan bireylerin ellerinden gelebileceğini ortaya koymayı amaçlayan Savaş’ın bir an önce durdurulabilmesi için çeşitli kampanyalar düzenleniyor. Aşağıdaki Makale’de Perihan Mağden, Latife Tekin, Yıldırım Türker, Taha Parla, Ayşe Gül Altınay, Zaynep Çağlayan Gambetti ve Koray Çalışkan tarafından düzenlemesi yapılmış bir diğeri. www.weaccuse.net adresinde sizlerin de imzalarını bekliyor. Barış’a bir katkıda bulunmak isteyenler için önce metin....

İtham Ediyoruz:

ABD-İngiltere-İsrail koalisyonunun emperyalist, kolonyalist, saldırgan politikalarının sorumluları G.W. Bush, T. Blair ve E. Olmert’i itham ediyoruz.

  • İmha savaşı, işgal, taammüden kitlesel cinayet, çocukları ve sivilleri bilerek öldürme suçlarının hepsini birden işledikleri için,
  • Afganistan ve Irak’taki cürümlerinden sonra bu kez de Filistin ve Lübnan halklarına saldırdıkları için ve, muhtemelen, Suriye ve İran’a da saldırmaya hazırlandıkları için,
  • tüm evrensel ahlak normlarını çiğneyerek tam anlamıyla barbarlaştıkları için.

Aşağıdakiler de Sorumludur:

En temel insan hakkı olan yaşama hakkını hiçe sayan, uluslararası hukuk normlarını ayaklar altına alan, insanlığa karşı suç işleyen ABD, İngiltere ve İsrail içinde toplu ve bireysel sorumluluğu paylaşan tüm bileşenler, danışmanlar, devlet personeli, sivil ve asker görevliler;

  • bu saldırganlığı önlemeyen yasama ve yargı organları;
  • demokratik denetim yollarıyla onları dizginleyip cezalandırmayan kamuoyları (üniversiteler, medya, aydınlar, işçiler, yurttaşlar);
  • bu hukuksuzluğa, kaba güç ve saldırganlığa aktif veya pasif onay veren, yardakçılık ve işbirliği yapan BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ve diğer dünya ülkeleri yaşananların ağır sorumluluğunu paylaşmaktadırlar.

Talep Ediyoruz:

  • Bu vahşetin hemen durmasını,
  • insanlık suçu işlemekte olan Bush, Blair ve Olmert’in,
  • bu suça iştirak eden tüm ülkelerin yürütme güçlerinin ve devlet görevlilerinin,
  • uluslararası insan hakları mahkemelerinde, vicdan ve tarih önünde yargılanmalarını ve kendi halklarının hukuki ve demokratik girişim ve yaptırımlarıyla görevden alınmalarını ve cezalandırılmalarını talep ediyoruz.

Ve Beyan Ediyoruz Ki:

Çok kritik bir eşikteyiz.

  • İnsanlığın yüzlerce yıllık birikimini hiçe sayan bu saldırgan, sömürgen, militarist uygulamalar bu gezegenin bugününü ve geleceğini tehdit ediyor.
  • Bu kaba güç karşısında boyun eğmeyi ve katliamlara suç ortağı olmayı reddediyoruz.
  • Kanla beslenen ekonomilere ve ölümcül savaş makinalarına teslim olmak istemiyoruz.
  • Başka bir dünyaya inanıyoruz ve onun için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Perihan Mağden-Latife Tekin-Yıldırım Türker-Ayşe Gül Altınay-Taha Parla

Zeynep Çağlayan Gambetti ve Koray Çalışkan ve bildirgeç hazırlanırken 12.000 civarı insanımız


http://www.weaccuse.net

http://www.ceasefirecampaign.org/

http://beirutlive.blogspot.com

2 comments:

gaykedi said...

Herif durduğu yerde sivil hedefe saldıracak... Sabah kalkıp işine gelmekten başka bir suçu olmayan sekreter kızcağızları öldürecek... Koca bulmak için çırpınan zavallı , Charlotte güme gidecek... Herif Tel Aviv belediye otobüsüne bomba koyacak, pazara giden Rebeka kucağında emzikli Mişon’la can verecek... Herif, “İsrail devleti yokolacaktır” diye çığlıklar atacak... Herif utanmadan ve sıkılmadan “Yahudi soykırımı olmamıştır, yalandır” diyecek... Ve karşi tarafin da eli armut toplayacak!
Sivil hedeflere saldiracaksin ama kendin de askeri hedef göstermeyeceksin, sekiz çocuklu ailenin alt katina roketatarlari dizeceksin, sonra da bombayi yiyince “İsrail sivilleri hedef alıyor” diye ağlayacaksın... Atma Arap, din kardeşiyiz...
2002 yılının nisan ayında, Suudi televizyonunda Şeyh Saad El-Buraik demişti ki, “Filistinli Müslüman kardeşlerim, Yahudiler’e acımayın, kanları, paraları ve karıları size helaldir”...Bütün Arap ülkeleri ve İran, İsrail devletinin varlığını ve yaşama hakkını tartışma konusu yapmaktan vazgeçmedikleri ve iyi niyetlerini de kanıtlamadıkları sürece bu savaş bitmez. İslam köktendincileri cihattan vazgeçip uslanmadıkları sürece de bu savaş bitmez. Yahudi köktendincileri Arap çocuklarına insan gözüyle bakmadıkları sürece de bitmez. (buraya kadar yazanlar Engin Ardic'in iki yazisindan alintidir)
benim ekleyeceklerim,hic birsey göründügü gibi degildir,yakindan incelenirse renklerin siyah beyaz olmadigi grinin tonlari görülebilir,bu bana Sezen Aksun' bir sarkisini hatirlatiyor, ''masum degiliz hicbirimiz'' yarin öbiür gün bizde buna benzer sebeplerle kuzey iraka girebiliriz,lütfen olaylara objektif bakmaya ve akilci olmaya calisalim.......http://gaykedi.blogspot.com/

Deuss Ex Machina said...

Önceliğimizin aslında savaşta kaybedilen canlar olduğu konusundan yol çıkılmış ve bir yerde değil batılı (yanlı ve yansız) pek çok kaynakta da karşımıza çıkmış bulunan 10 günlük bebeğin katli'nin üzerine hiç birimizin başına vermemesini yaradandan dilediğimiz bu savaş denen mikrobun karşısında sağlama yapmak üzere yazılmış bir notun ve ardından da yurdum içerisinde sözü dinlenmesi gerekli aydınların uluslar arasında ise çeşitli stk'ların açtığı ve kaybın önlenmesi için gerekli olan bir çaba desteklenmek istenmiştir.

1- Sizin de Engin Ardıç'tan alıntıladığınız zat-ı muhterem pek çoğunluğu kafaya takan bir insan değil maalesef. Elzem ve Keder Kan ve Gözyaşı tabii ki muhtemel bir cephelenmede iki tarafta için de aynı korkunç sonuçları doğurur. Ama bütün bunlar İsrail halkının zamanında ve net olarak Politikacı kisvesindekilere gerekli müdahalelerde bulunmaması nedeniyle Siyonist mücadelenin karşılığıdır.Sonuçta her iki tarafın da Canı ortalık yerde kartlara göre ileri sürülüp harcanmaktadır.
2-Modern Dünya , 21.yy Modernizmi BOP, Kürsel Dünya, Medeniyetler Çatısması gibi günümüz medyası tarafından neresinden eğersek burasına çıkarırız. Lafları eğip bükerek hamaset duygularını ortaya koyabilme çabaları ve maalesef pek çoğumuzunda bildiği üzere Ana Akım Batı Medyasının hep bir haksız var onlar da Müslümanlar demesi.Kökte bir karmaşanın yaşanmasına olanak sağlamaktadır.
3-Evet Dünya küçük bu kadar gevezelik niye ediyorsun diyorsan. Aslında benim de pek çok İsrailli dostumla konuşmamda da bahsi geçmiş olan bizler sizler ve kutsallığı üç büyük din tarafından tescillenmiş bir memleketin bir türlü paylaştırılamaması nedeniyle arka arkaya gelen silahlı mücadeleler bugunkü sonuçları ortaya koymuştur.Dava adamlığı gibi bir derdim de telaşım da yok. Ama adımlamaktan zevk duyduğum Haifa'nın başına gelenlere ne kadar üzüldüysem hep bir merak içerisinde olduğum gormeyi de bir şekilde istediğim Beyrut'ta yaşananlara da kayıtsız kalamazdım. Bu paylaşımlar bana insanlığın mutluluğu olduğu kadar acıları da paylaşmasını bir şeyleri idrak edebilmesi için gerekli çabalar olarak gorunuyor.

Son Söz evet hiçbirimiz masul değiliz ama bu ülkelerde oluk oluk akan kanlara da kayıtsız kalınmamasını gerektiriyor.Esenlikler

Son bir not... Son dakika içerisinde Ekşi Sözlük sitesinde 9911245 Nolu Giriş ile Immanuel Tolstoyevski Kullanıcısının Engin Ardıç yorumunu serbestleme olarak iliştirmek istedim...

"Ardicin israil-lubnan olayi hakkindaki gorusleri, tepki hareketlerini kucumsemesinden bile zararli. yanlis da degil, zararli. cunku indirgemeci bir tutumu var. "pkk bizim icin neyse, hizbullah israil icin odur" demek, "her savasta siviller olur" demek realizm degil, bu indirgemecilikle aciga cikan analiz tembelligidir. her zayif argumaninin ardindan, mazlum edebiyatindan ekmek yiyenlerleri yerden yere vurarak bedavadan puan toplamak ve isi laga lugaya vurmak herkesin yutacagi birsey degil.

birkac ornekle izah edelim. israilin lubnan isgalinde seytanlastirilmasina tepki olarak, "peki ya israilin varligini kabul etmeyen, yahudi soykirimi olmamistir diyenlere ne demeli" diyor. essegin ziki demeli de birincisi, ahmedinecadin egzantrik cikislarini, israilin lubnani bu sekilde isgal etmesine yardimci sebep olarak sunuyorsun da, simon peresin "hicbir zaman filistin devleti diye birsey olmayacaktir" demesini kolayca es geciyorsun (ki ahmedinecad lubnan basbakani degil). veyahut, " 2002 yılının nisan ayında, suudi televizyonunda şeyh saad el-buraik demişti ki" diye abidik alintilar yapiyorsun da, iran supreme leaderi humeyninin dahi filistin sorununun cozumu karsilsiginda israille iliskilerin normalizasyonunu onermesini es geciyorsun. benzer bir oneriyi arap ligi de 2002'de tekrarlamadi mi?

kaldi ki arap devletlerinin ve iranin politikalarinda hicbir uzlasmaci unsur olmasaydi dahi, bunu israilin lubnandaki yedigi boklari normal gostermek icin nasil kullanabiliriz? ne guzelmis ya, bir devletle sorunun varsa git sivil altyapisini bombala, limanlarini bloke et, ticareti bitir, halkin dortte birini yollara dok, insani yardimlari kafana gore durdur. o devletten daha az uzlasmaci olman, o devleti 20 sene isgal etmis olman, cekildikten sonra dahi sayisiz sinir ihlali yapman, binlerce sivili kacirip yargilamayi birak suclama dahi getirmeden hapishanelerde tutman, bm kararlarini on kat daha fazla bozman ve buyuk biraderin sayesinde bircogunu vetolaman da onemli degil. ahmedinecad yahudiler hakkinda atip tutmus ya, iki taraf da esit. bunun da adi realizm. hatta pkk'yi isin icine katinca bunun adi aynayi kendimize cevirmek.

keza sivil olumleri. neymis, o roketatarlari sivillerin altina saklayan hizbullah degil miymis. ulan antik cagda miyiz, herkes cikip mertce dovussun, iyi olan kazansin. adamlar, hizbullah irandan roket aldi mi almadi mi diye kiyameti kopariyorlar, ote tarafta abd'den yuksek teknoloji silahlari satin almis bir ordu ortaligi dumduz ediyor. yok o roketatarlari tarlanin ortasina koyup bir de bayrak dikselerdi, allahin partisi ya bunlar iman gucuyle f-16larin lazerli hedefalma sistemleri bozulur nasil olsa, 500 poundluk bombalar da ise yaramaz.

bir de bu "peki ya kuzey israilde olenler" edebiyatiyla milletin yanliligini ortaya cikarmis. kuzey israilde kafasina roket yiyen sivil basina tam 30 tane lubnanlinin kafalarina 500 poundluk bomba yedigini, daha da kotusu israilin altyapisinin cokmedigini, multeci sayisinin kiyaslanamayacagini bile soyleyince de, "efendim esit guc mu kullanilacakmis" diye kivirtacak, bizi de entrynin basina dondurecek. aslinda bu tam bir hem suclu hem guclu durumu; turkiye medyasini bilemiyorum ama yurtdisinda, kacirilan israilli askerlerin ailelerine adanan yayin zamaninin ve duygu somurusunun, qana katliamiyla kiyaslanabilir olmasi feci birsey. bu konuda engin ardici, sky tv'de spikerin agzina sican george gallowaye havale ediyorum: "kacirilan israilli askerlerin hepsinin adini biliyorsun ama plajda ailecek guneslenirken bombalananlarin bir tanesinin ismini sayamazsin.

bu konuda asil derdim, zavalli araplar, hain israilliler degil, engin ardic'in indirgemeci tutumu. cunku israille lubnani veya hizbullahi ayni kefeye koyup, cikar mucadelesi diyerek bunu diger savaslarla bir tutma tembelligine dusmek, hakli haksizi ayirmayi imkansiz kiliyor. bu ortadogu hep boyle iste diye basitlestirmek realpolitik degildir. 1948 ile 1967 arasinda fark oldugu gibi 2006 da digerlerinden farklidir. aksi halde bunun bir adim otesi, insan dogasi iste deyip her boka duyarsiz kalmaktir"