Thursday, November 09, 2006

Fennesz Live PA @ Babylon (08.11.06)

Farklı olmak, tam sıfat bu olsa gerek. Keşfedildikçe daha bir şevk ile içine işlenilen, her sıkışılan anda sana yol gösterici olan bir türün belirginleşmiş özelliği. Farklı Olmak, bir yerde tekrara düşmeden aynı parçayı onlarca def'a yeniden kurgulayabilmek, yine o insanın içini "cız" ettiren kilit noktaları yeniden, yeniden hissettirerek. Kulağın duyduğu her tınının bir yerlerde müziğin de alt yapısı olduğuna kanaat getirmiş olan bu satırların sahibi olarak modernizmi en doğru biçimde kullanmış onu da bir insan hissiyatına kavuşturmayı becermiş bir isim bugünkü meşguliyetimiz.meşgalemiz söz buklemiz.

İKSV ve Kod Müzik işbirliği ile bu yıl dördüncüsü tertip edilmiş olan Phonem Elektronik Müzik Patosu dün akşam, kitlesel değil küçük hacimli de olsa, kârlı değil belki zararına da olsa, bir modern müzik üstadını İstanbul-Babylon sahnesinden dinleyenleri ile buluşturmayı başardı. Senede hiç değilse bir kaç kere hatırlanan alternatif-elektronik müziğin, handiyse öncekilerin izini de takip edip şimdinin yol göstericilerinden bir isim Maische'nin, Orchester 33 1/3'nin, Golden Tone'un emektar gitaristi multi kompozitör Christian Fennesz izlerin ve düğümlerin çözümünü dinleyicilere bıraktığı bir masal dinleti gerçekleştirdi.

Verilerin birbiri ardına döşenerek az buçuk gitat soslu bir müzik bekleyen "yurdum insanı" na beklentilerindeki düşüklüğün ve endişelerinin ne kadar, ne kadar yersiz olduğunu sahnede musikisini neş'r etmeye geçtiğinde kitlemizin fark etmiş; en azından sus pus kesilmiş olması sevindirici gelişmelerdi. Ses sisteminde ufak tefek aksaklıklar dahi ana temada ortaya konulmuş olan eser dizininin bütünlüğünü bozmaya yetmedi.

Christian Fennesz'i bu ikinci seyredişim. İlkinde Atina yakınlarında 2004 yılında Synch festivalinde ağırlıklı olarak Venice albümünün çıkış dönemi olduğundan, temas noktalarında biraz daha o yöne kaymış derinliğin zaten fazla olduğu modern klasiklerden biri konumunda olan çalışmadan emprovize hareketler daha çok laptop bilgisayardan ulaştırılmıştı.Gitar ise bir tez'i doğrularcasına elektronik tınıları taçlandıran bir eklenti gibi durmaktaydı.

İkinci görüşmemiz olan dün akşamki performansta ise ağırlık bu sefer emektar gitarındaydı. Teknolojinin gelişimi olduğu kadar, elde var olan akustik unsurları (elektrikli gitarın ram'e ihtiyacı yok) da bir bütün halinde tamlayabilmek hem de aklın derinlerinden gelen yetenek ile beslenmeyince tek başına makinaların pek bir işe de yaramadığını kanıtlamış olduğu ayrıntılar ile süslü bir güzellemeye imzasını attı.

Kimileri için tekrardan sıfırdan en baş başlarından bu işi anlatabilmek zor onu bu sayfalarda daha önce yer edinmiş olan Christian Fennesz yazısı ile ilintileyip konser yorumlarımıza devam edelim.

Deneysel müzik elde avuçta var edileni ilk bölümde bahsettiğimiz üzere kendi kulvarları arasında farklılaştırabilen bir simyacı Christian Fennesz. Bilgisayarın hafızasında zerk edilmiş olan alt yapıların üzerinde gitarı ile sahnede kusurları örten ve artık ustalaştığının izlerini takip etmenize olanak sağlayan yapılandırmaları ile emprovize müziğin doruklarına ulaşmamıza olanak sağladı.

Her halükarda müziğini anlamlandırabilmek için melodramatik unsurları da eşelemek gerektiğini düşünüyorum. Sanatçı, en nihayetinde modern Dünya'nın kaotizmine bir duruşu yeri geldiğinde kakafoni ile oluşturmuş rüya-kabus denklemini de betimlemiş oldu. Farklı olanı veya bastırılmaya çalışılmış yalnızlığı hiç mi olmadı es kaza us'unuza takılan bir tümceyi hatırlamanıza olanak sağlayan bu bahsi açmaktan çokça sevinç duyduğum düşünce müziği üzerinde izleri melodram şeklinde partisyonlar halinde dinleyicilerin beğenisine sundu. Melodram'ı arabesk bir ağlaklık olarak değil gerçek bir iç burulması, yürek çarpıntısı olarak ele alması ona ekstra bir ilgi duymama olanak sağladı.Doğrusu ve yanlışı ile o mahmur beste çaldı biz ahali olarak komple huşû içerisinde seyre daldık.

Alt tarafı bir müzik dediğinizi duyar gibiyim.Ya da o sahnedekini nasıl bir kıstasa bağlayarak müzikal olarak değelendiriyorsun diyebileceğiniz gibi. Birincisi artık var edilmesi sadece müzelerin modern kültür sanat bölümlerine paydalanmış ve sıkıntı verici derecede şekillere oturtulumuş bir dinleti değildi bu. Herşeyi ile en normal müzik dinleyicisini dahi etki altına alabilecek (yeter ki kulak versin) bir tını deniziydi. Normalleştirme olduktan sonra köşe başındaki kasetçimizden her normal vatandaşımızın dinlediği kayıtlara üstten bir bakış algısı uyandırmasın değerli okur. Ben de en az sizin kadar müziğe emek harcamış her kayıda vefa'mı göstermeye çalışıyorum.Christian Fennesz'i oralardan ayıran en önemli ayrıntı belki o kasetlerin içerisinde haps olmuş bir distortion'da ya da bir ara bağlantı olarak kompozisyon içerisindeki downtempo bağlardakinden pek de farklı değildi.

Genel geçerliği üzerinden atmaya çabalamış bir dinleyici (bir müzik yazarı değilim, mâzur görün) olarak yeknesak müzikler ile nasıl eğlenilebiliyorsa, bu tarz artık elektronik müzik denilince sadece bir tür veya disiplin değil Christian Fennesz'in de aralarında olduğu ve maalesef sınırlı sayıda kayıtlar ile kendilerini dinleyicilere ulaştırma çabası içerisinde olan Alternatif ses emektarlığının da bir sunumu, "düşündürücülüğü" ve hayallere uzanmanın şeref turlarını atmamıza olanak sağlanmasıydı, sahip çıkılmasıydı.

Sahneden yayılan bilgisayar destekli melodiler, pedallardan ve onların tuşlarında saklı kalmış aksler, angst titreşimler, ya da gitar'ın sadece Rock için değil, iyi bir kompozitor tarafından kullanıldığında tesirini Elektronik müzikte'de göstermiş olduğunun ayrıntılarıydı tüm bu genellemelerin öz cümlesi. Ötesi lâf-ı güzaf.

Derinliklere inmeye çalışmak için bize imkan sağlayan İKSV'ye ve Kod Müzik yetkililerine bu vesile ile bir kere daha teşekkür ederim. Hiç değilse arada sırada yukarılarda bir yerlerde bizi onaylayan yaradanın işaretlerini çabukça kapıp,elemterefiş kem gözlere şiş proje ve isimlerin müziğini vaktinde dinlememize olanak sağladıkları Christian Fennesz gibi bir "master class" ı bir kere daha seyir ettirebildikleri için.için için....

1 comment:

Sühan Gürer said...

Krautrock, Pink Floyd ve 70'lerin Noise akımının modern bir bakış açısıyla birleşimi. Çok güzel bir geceydi. Emeği geçen herkese çok teşekkür etmek gerekir.