Saturday, December 16, 2006

Alıcınızın Ayarıyla Oynamayınız - Smash TV Yayında...

Alıcınızın Ayarıyla Oynamayınız-Smash TV Yayında...

Elektronik müzik sahnesi üzerinde yayınladıkları her çalışma ile trend belirleyicliğini mimleyen BPitch Control etiketinden kurulduğu günlerden bu yana yer almış bir isim konuğumuz: Smash TV

Michael Schmidt ile Holger Zilske’nin berbaer kurdukları Smash TV’nin bugününe kadarki gelişimini, müzikal destinasyonlar arasındaki bağlayıcılığını, şimdilerdeki müziğin kritiğini, şu anda Smash TV’yi yüklenen Holger Zilske’ye sorduk. Yanıtlarının fazlasını “Radar Live” etkinlikleri kapsamında 10 Kasım tarihinde Indigo Sahnesine Ben Klock ile sergileyecek olan BPitch Controller’a bağlanıyoruz.

L.I.-90’ların ikinci yarısında pek çok farklı ad altında, web sitelerinden, reklamlara kadar uzanan daha farklı işlere (projelere) ve çeşitli sanatçıların albüm çalışmalarında stüdyo müzisyeni olarak arka planda yer aldınız.Michael Schmidt ile Smash TV’yi kurdunuz.Kendi müziğinizi üretmeye yönelten etmenler nelerdi?

Smash TV-Smash TV’yi kurmaya karar verene kadar farklı alanlarda çok da fazla çalışmalarımız olmadı. Yapmış olduğumuz işlerde bir kaç tasarım şirketi ve web sitesi için olan ses tasarımlarından ibaretti. Bunların hiçbiri için özel şeylerdi diyemem, ama bizim profesyonelliğe geçişimizde ve en önemlisi kendimize ait bir stüdyo kurabilmek için gerekli olan birikimi elde etmemize olanak sağlamıştı.Buraya kadar geçen sürede zaten kendi müziğimiz bizim en büyük hobimizdi.Bu sırada ürettiklerimizi de, şimdi doğru bir karar verdiğimize artık emin olarak söyleyebilirim: bir kenarda tutmayı yeğliyorduk.Bu deveran içerisinde kulağa ilginç gelebilecek ve farklı bir kaç parça yapmayı da başarmıştık. 99 yılında Ellen Allien ile tanıştık. Kurucusu olduğu BPitch Control etiketi ile kafamızda kurguladığımız müziğimizi uzun soluklu olarak geliştirebileceğimiz bir platforma dahil olduk.Böylesine kısa görünsede geriye dönüp baktığımda, pek çok farklı etkinlikte sahne aldığımız, kendini yenileyen kayıtlara imza attığımız, üç yıl önce Smash TV’den ayrılmış olsa da beni yalnız bırakmayan Michael’in veda ettiği, ama heranının müzikle dolu dolu olduğu bir güncemiz oldu. Artık zihnimde nasıl bir ses örgüsü istediğimin de giderek berraklaşması ve bana göre en önemlisi olan müziğin tekniğinde bilgi dağarcığında ilerleyebilmiş olmak sanırım en büyük getirisi olmuştu.

BPitch Control gibi başlangıcından bugüne elektronik müziği belirli konumlarla sınırlamayan açık fikirli bir etiketin içerisinden çalışmalarınızı yayınlıyorsunuz. BPitch Control ve dolayısıya Ellen Allien ile tanışmanızın detaylarını alabilir miyiz?

Ellen Allien ile aramızda bir tanışlıklık vardı.Ellen, az önce değindiğim gibi 99 yılında albüm çalışmaları için prodüktör arayışındayken Michael (Schmidt) kendisine numaramı veriyor. Ardından sütdyo’ma gelişi ile beraber müzik üretmek için kolları sıvadık. Bu dönem onun ilk çalışmaları olan Last Kiss 99 ve Dataromance EP’lerinin yayınlandığı günlere tekabül ediyor. Üretim süreci içerisinde stüdyo’da koştururken, molalarda kendi parçalarımızı da kendisine dinletiyorduk, ki bunlar bizim Smash TV olarak yayınlanacak ilk kırkbeşliğimiz olacaktı.

Elektronik müziğin yaygınlaşma noktası Detroit’in ses kolajı ilk dönem çalışmalarınızda özellikle Rock On Boy EP ve ilk albümünüzden yayınlanmış Nobody EP de elektro’nun altın dönemine göndermeler barındıran elementler mevcut.Baskın bir şekilde ön planda olmuş Underground Resistance, Drexciya, Arpanet gibi isimlere Avrupa’nın yanıtlarından biri olarak gösteriliyorsunuz.İlk ağızdan sizin bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Öncelikle, müzikal yetkinlik olarak ilk adımlamların atıldığı Detorit Techno’nun ve buna bağlı olarak da erken dönem elektro müziğine karşı büyük bir ilgim var. Underground Resistance, Drexcita ve Arpanet gibi isimlerden tabii ki ilham aldığım(ız) detaylar olmuştur. Ama müzikal bir varlık gösterebilmek için aslolanın kendi kurallarını oturtabildiğin ve sana ait bir yol çizmenin gerekliliği prensibi Smash TV için daha ön planada olmuştu. Benzeş çıkarımlara ulaşılsa da ayrı bir müzikal kompozisyon sanırım bugüne kadarki Smash TV kayıtları ile bir özeti teşkil edebilir.

Smash TV’nin özgünlüğünü ortaya koyduğu Bits For Breakfast kaydı ile ses spektrumunuz daha da genişledi.Queen Of Man gibi vokaller ile bezeli clash parçalardan, idm tabanına vokoder vokalli Can’t Wait Operate gibi.Müziği üretirken belirli kriterleriniz veya ön çalışmanız oluyor mu?

Müziği üretirken bağlı kaldığım belli başlı tek bir kritiğim yok. Bunun yanında zaman içerisinde sürekli gelişim gösteren bir alanda üretim yaparken şarkıdan şarkıya geçişlerde bile farklı noktaları aralamama olanak sağlayan ayrıntıların üzerinde durmaktayım. Sanırım bunlar da birer kritik oluyor, bir örnek vermem gerekirse Dj performanslarım çoğaldığında yani aslolan Canlı performanslarımın önüne geçtiğinde, dj lik fikri bana daha geniş perspektifleri yakalamam içim olanak sağlıyor.Son yıllarda üretmiş olduğum parçalar özellikle miks edilebilen, dans ettiren öğeler barındıran unsuruların daha baskın olmasında dj’liğin etkisine değinmem gerekiyor. Bunun yanında benim için tekdüzel monoton parçalar da önemli bir faktör. Bütün bu ara bağlantıları müziğimin içerisine zerk edebilip daha deneysel kıvırımlar ile donanmış müzikleri ortaya çıkarmaya çabalıyorum.

Bu miks edilebilme özelliği Bits for Breakfast albümü için çalışırken pek de üzerinde durmadığım bir ayrıntıydı. Ama bütün bunlar müziğimi yansıtırken parçaların atmosferini oluştururken veya fikirilerimi paylaşmamdan daha önemli olmayan teknik ayrıntılar gibi gelebilir. Ama bütün bu ayrıntılar veya kritikler müziği geniş kapsamlı bir çerçeve içerisinde değerlendirebilmeme olanak sağlıyor. Eskilerin üzerinde ısrar etmek yerine kendimce daha neler katabilirimin derdindeyim.Bir parçayı üretebilmek için bir bakışa da ihtiyaç duyarsın. Bunları da gece hayatından, kulüplerdeki performanslarım sırasında insanların müziğe olan tepkimelerinden elde ettiğim veriler ile stüdyoya girdiğimde 0 dan parçayı oluştururken o coşkunluğun, müzikal hazzın devamını sağlayabilecek iyi parçaları sunabilmeye çabalıyorum

Smash TV’nin prodüksiyonlarının yanı sıra Ellen Allien’in Stadtkind, Berlinette ve Thrills kayıtlarının da prodüktörlüğünü yaptınız. Bir örnek olmak yerine deneysel işlerin daha ön planda olduğu çalışmalar ile modern elektronik müzik sahnesinde BPitch Control’ü ve Ellen Allien markasını duyuran ekibin arasında olan bir isim olarak ortaklaşa gerçekleştirilen albümlerin daha kuvvetli, daha uzun ömürlü olması hakkındaki fikirlerinizi alabilir miyiz?

Kendinden emin ve ne istediğini bilen insanlar ile müzik üretebilmek benim için her daim önemli oldu. Temiz bir iş çıkarabilmek için ortaklaşa fikirlerin ortaya konulması en nihayetinde izlenebilecek düz bir hattı ortaya çıkarmakta. Kendi projelerimde ise müziği üretim süreci o kadar da kolay olmuyor. Her parça içinde kendime göre farklı denemelere girişince, uzunca sürelere varan çalışma trafiğine ulaşmış oluyorum. Ortaya çıkan müzikte de kişiselleştirmemin getirmiş oldukları ile daha mükemmelliyetçi, deneysel parçalıklı oluyor. Tabii kimi zaman da devamı getirilemeyecek kadar karmaşanın içerisinde de bulabiliyorsunuz kendinizi. Kısacası ortak çalışmalarda benim için en önemli olan unsur başladığınız noktadaki keşfettiğiniz melodik düzenin, parçanın ilk halinin fazla üzerinde oynanmadan sonundaki halinde saklayabilmeniz. Bunu kendi parçalarımda yavaşta olsa geliştiriyorum. Sonuçta ise hiç bitmeyecek bir mücadele. Fikriyat oldukça müziğin derinliklerinden kişisel çıkarımlar da olacak, duruma göre şekillenecek her ayrıntı ile müzikal dinlenceyi arttırabilmek sanırım kalıcılığı da beraberinde getirecektir.

Ortak çalışmadan dem vurmuşken, Smash TV’yi oluşturan isimlerden Michael Schmidt ile yollarınızı ayırdınız.Bu ayrılık konusunda düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Michael Schmidt ile ayrılığımız her hangi problem nedeniyle olmadı, hala benin en canayakın arkadaşım, hatta kardeşim. Okulumdan mezuniyetimin ardından, artık tüm zamanımı müziğe ayırmaya karar verdim, çünkü giderek bu projeler benim için daha büyük önem arz ediyordu. Michael için ise tam tersi geçerliydi. Okuduğu bölüme olan ilgisi onun giderek müziğe ayırdığı vakti azaltmasına yol açıyordu.Müziği, kariyer yapmak istediği alan olan Bilgisayar Bilimcisi olmak üzere Smash TV’den ayrıldı.

Geçtiğimiz dönem içerisinde önce Air-Earth ardından da Yellow Asteroids EP’lerini yayınladınız. Üretmekte olduğunuz elektro soundunun şimdilerde neredeyse her plağın içerisinde çeşni olarak kullanılması sonucunda kalite farkı barındırsa dahi aynı kulvarda anılmak sizin için neler ifade ediyor.

Dürüst olmak gerekirse aslında bu pek de üzerinde durduğum bir olgu değil. Eğer birerbir kopyalıyorsanız çarpıcı ve etkileyici olamazsınız. Air Eart ve Yellow Asteroids EP’lerimde biraz daha öteki isimlerin çalışmalarına yakınlaşan müzikal izleği ortaya koymaya çabaladım. Örneğin Nobody ve Electronic Boy parçalarım daha kişisel çalışmalarımdı. Bütün bu kişisel çıkarımları şimdi daha dansedilebilir formüllerin içerisinde uygulamaktayım. Şimdiki plaklarımdaki bir başka uygulamaya çabaladığım ayrıntı, plaklarımın kulüplerin içerisinde dinlenebilecek tınıları barındırması, ki en önemli “ana zaman” diliminde dinletilebilecek bir hayal olarak değil bir iz bırakabilecek çarpıcılığı barındırmasına çabalıyorum. Kaliteli ve daha elle tutulur çalışmalara imza atabilmek şu anki en büyük uğraşım.

Berlin elektronik müzik sahnesi, yeni isimlerin birbiri ardına yayınladığı çalışmalar ile Almanya’daki müzikal gelişimin en ön planda olduğu bir odak noktası. Bu kadar göz önünde bulundurulan bir kentte müziği üretebilmenin, üstelik yıllardır çeşitli çalışmalar ile gerçekleştiriyorsunuz. Sizin elektronik müzik sahnesi üzerindeki görüşleriniz nelerdir?

Berlin, bütün arkadaşlarımın yaşadığı, benim dce büyüdüğüm yer, Evim. Berlin’in bana göre en önemli özelliği bir ağ oluşturması. Bu ağ sayesinde müzisyenler, tasarımcılar veya diğer yaratıcı insanlardan her hangi biri ile bağlantı kurabilmem çok kolay oluyor. Aynı zamanda BPitch Control’de buradan sinyallerini yolluyor. Başka yerlerden gelen pek çok müzisyenin de Berlin’e taşınması ile kenti bir vak’a olarak ele alınmasını sağladı. Bunu da ucuz kiralama ile yaşama olanağı, farklı kulvarlarda pek çok kulübü barındırması ve en önemlisi elektronik müzik üzerine kafayı yoran pek çok insanın bir arada toplanmış olması bir “scene” oluşmasını sağladı. Her yeni gelen isim ile Berlin yaratıcılığın da gelişmenin de sonsuzluğu tescil edecek bir kaynak olmayı sürdütüyor.

Daha önce Livingindigo Dergisi Kasım 2006 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.

No comments: