Sunday, May 13, 2007

Mayıs Ayı, Bereket Ayı, Sanat Ayı, Muhabbet Ayı

rNedendir bilinmez ama son 4-5 aydır üzerimde olan o yoğun sisi Mayıs ayına girmemizle attığımı hissettim. Haftasonu dışarı çıkmak istememeler, müzikle birlikte ahenkli bir inzivaya çekilmeler vs. Elbette bu arada birçok geceye gittim ama yine de eskiye nazaran mumla aranacak cinstendi. Mayıs ayı ise çok farklı başladı çok farklı gidiyor.

Lafa böyle başlamamın sebebi geçtiğimiz hafta gittiğim konserleri ve tanıştığım güzel insanları anlatmak. Konuya önce pazartesi ile başlamak gerekir haftanın en güzel günü olarak.

Pazartesi akşamı eski Moğolistan Büyükelçisi ve liseden abim Mehmet Nuri Yıldırım'ın davetiyle Galata Mevlevihane'sindeki Rebab Turu II konseriyle başladım. Konser Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu (TÜMATA) tarafından organize edildi. Konserin ana teması "Horasan'dan Anadolu'ya Hz. Mevlana ve Musikinin Tedavi Gücü" idi. Konserin yönetimi de müzikle tedavi konusunda Avrupa'da büyük ölçüde saygı gören ve Türkiye'de de ciddi çalışmaları bulunan Yard. Dç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç'e aitti. Rahmi üstadın grubunda 2'si yabancı asıllı olmak üzere 19 Türk, 10 Alman, 7 İsviçreli, 3 İspanyol ve 3 Avusturyalı var.

Konser iki bölümden oluşuyor ve 1. bölüm Horasan'dan Anadolu'ya Hz. Mevlana'nın göç yolunu takip ederek seçilen repertuar örnekleri ve bu bölgede çalınan sazların tanıtımından oluşuyor. Konserin adından da anlaşılabileceği gibi Rebab bunların en önde geleni. Diğer sazlar arasında kudüm, nefir, asatayak, koçkarca, rübab, kopuz, tar, mazhar, şangobız, yatugan, yatak, dombra ve çeng var.

Konserin 2. bölümü ise tasavvuf musikisi ve semâ'ya ayrılmış. Burada çeşitli ilahilerle birlikte semâ gösterisi yer alıyor.

Genel olarak söylemek gerekirse çok etkileyici bir konser. Elbette Galata Mevlevihanesi'nde konser izlemek dünyanın en rahat şeyi değil koltuk yapısı vs. sebebiyle ama o atmosfer, böyle güzelce seçilip icra edilen eserler olunca hiçbirini göz görmüyor. Yakında çektiğim videoları da Tümata'nın ve Rahmi üstadımızın da izniyle YouTube'a koyacağım ve sizlerle paylaşacağım. Ancak mutlaka gidilip görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Konser hakkında bilgi almak için tumata@tumata.com adresine danışılabilir.

Tümata'nın Resmi Sitesi

Geldik salıya. Salının sallanması için gerekli tüm düzenlemeleri yapmış olan ve Amerika'dan Türkiye'ye dönüşünü tamamlayan yeni neslin en önemli cazcılarından Eren Gümrükçüoğlu'nun salı akşamı saat 22:00'da Ghetto'da konseri vardı. Amerika'da Berklee'den çift anadalla mezun olan Eren, Gary Novak, Scott Kinsey, Shirley Horn ve Billy Taylor gibi cazın devleriyle konserlere çıktı. Bundan sonra kendi grubunu kurma çalışmalarına başladı ve karşımızda "Ergonomy Quartet" çıktı.

1970 ve 2000 yılları arasındaki caz ve fusion caz akımlarını benimseyip kendi besteleriyle karşımıza çok güzel bir konserle çıktı. Kendisini dinlemekten çok büyük zevk aldığımı da söylemek istiyorum. Fusion jazz'e farklı bir bakış açısı getirmeye çalışıyor ve bu açıdan oldukça beğendim. Bir sonraki konser serisi ne zaman başlayacak bilmiyorum ancak takip edip bilgi vereceğim. Bu arada kendi sitesindeki aşağıdaki bağlantıdan "Ergonomy Trio" halinden bir videosunu izleyebilirsiniz.

Eren Gümrükçüoğlu Performansı
Eren Gümrükçüoğlu Resmi Sitesi

Çarşamba gününü dinlenme amacıyla boş geçmenin ardından perşembe günü düzenlediğim ufak bir liseli toplantısına çok önemli misafirlerimiz oldu lise dışından da. Bunların ilki Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisi Hanefi Yeter'di. Kendisinin halihazırda Arnavutköy'de bir sergisi var Etiler'e çıkan yokuşta. Yerini ben de tam bilmiyorum ancak önümüzdeki hafta gidip bulacağım. Bu arada stüdyosu da Babylon'un arka sokağında.

Muhabbetiyle bizi aydınlatan bir diğer isim de efsanevi Moğollar'ın ayrı bir efsane bateristi Engin Yörükoğlu idi. Bugüne kadar hep konserlerde hayran ve ayran bir şekilde izlediğimiz Engin bey'le konuşmak, hele hele müzikten konuşmak çok güzel oldu. Bu arada Amon Tobin'in Moğollar'ın "Sihirli Ay" çalışmasının intro'sundan hafif esinlenmesi konusunda kendisine bilgi de verdim. Umarım sadece esinlenmedir yoksa çok üzücü bir durum.

Gelelim o gece tanıştığım ve beni en derinden etkileyen kişiye, Sema Moritz veya genel anlamda bilinen adıyla Sema. Almanya'da eğitim gören ve orada uzun yıllar gerek solo gerekse koro çalışmalarda yer alan Sema hanım Ashure adlı oyununun çıkışında bizi şenlendirdi. Açıkçası daha önce kendisinden haberim olmadığı için kendimden utandım. Böylesine endamlı ve müzikal anlamda hayran kalınacak birini fark etmemiş olmak büyük bir kayıp. Neyse ki kendisi o akşam çok yoğun ısrarlarımızı kırmayarak bize bir şarkı söyledi ve göz pınarlarımızı alt üst etti. Daha sonra cuma günü alkol oranı damarlarımda azaldığı ilk anda yaptığım şey hem "Efsane Hanımlar", hem de "Gülnihal" adlı albümlerini almak oldu. Müziği, şarkıları, her şeyi geçtim. Böyle bir ses ve sesine böylesine hakim bir yorum. Dinlemek anlatılamayacak kadar zevkli. O gece eşine de söylediğim gibi kendisi bana göre dünyanın en şanslı insanlarından. Mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Ne yazık ki internet üzerinden satış yapılmıyor ancak Mephisto ya da DNR'larda rahatlıkla bulunabilir albümler. Ortaköy'de yok, ben tükettim. Sema Hn.'ın son albümünden 4 çalışmasını MySpace'deki sayfasından dinlemek mümkün.

Sema Hn.'ın MySpace Sayfası

Not: Değerli Misak kardeşimin kısıtlı zamanından ayırarak yoğun emek harcadığı güncesinde 100. yazıyı yazmış olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum. Müziğin sadece notalardan ibaret olmadığını, büyük bir kültür denizi olduğunu ve her insan evladının bu denizde düzenli olarak yüzmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyor yıllardır. Tüm bu güzel emeklerinin her zaman devam etmesini dilerim.

No comments: