Thursday, June 21, 2007

Deuss Ex Machina # 174 - O Que Quer Que Eu Digo Sem Você?

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_174_--_O Que Quer Que Eu Digo Sem Você?

18 Haziran 2007 Pazartesi gecesi yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Proem-Black The Berry (n5MD)
>2<-Ulrich Schnauss-Nothing Happens In June (Domino Recordings Company)
>3<-Obscure Celebrities-Fahrenheit (Ulrich Schnauss Remix) (Gooom)
>4<-MarcAshken-Roots Dyed Dark (Skream Remix) (Leftroom)
>5<-Skream-Sub Island (Soul Jazz Records)
>6<-Burial-Unite (Hyperdub)
>7<-Deadbeat-Melbourne Round Midnight (~scape)
>8<-Groove Armada-Soundboy Rock (Sony BMG Music Entertainment)
>9<-Groove Armada-See What You Get (Sony BMG Music Entertainment)
>10<-Oi Va Voi-Worry Lines (V2)
>11<-Oi Va Voi-Further Deeper (V2)
>12<-Fedayi Pacha-Yallah, Cowboy (Wagram)
O Que Quer Que Eu Digo Sem Você? Bölüm(174) – İzansız Kuytular, Derinliğine Çarptığımızda Karar Vereceğimiz Kara, kara Çok Karanlık Delikler..Yutacak : Şimdi!
>>>>>Bildirgeç
Yansıtılmış olan seslerin izlerinden giderek bir yaşam kesiti ortaya dökmek mümkün. Müziğin sadece, sanatsal bir form algısından bağımsız olarak belki de kolayca içselleştirilebilmesinin anahtarlarından birisi yaşamla ilintilenmesi. Yılların içinde biriktirdiği tastamam duygusal değişimler, anlık tereddütler, varsıllığın bir anda yoksulluğa terfi edebileceği güz dönümleri, sessizliğin içerisine hapis edilmişliğin dayanılmaz ama o an içinde bulunduğu durum içinde fark ettirmeden kendine alışmayı kolaylaştıran yalıtılmışlığın hezeyanları. Biteviye dönüşler ile ardılımızda kaldığına inandığımız olguların toplu gösterimi: Deja Vu.

Müziğin alelade bir olgu olarak değil bir düşgörü ve us’un bizlere bahşettikleri ile zenginleşen bir yanı olduğu aşikar bir biçimde ortaya çıkmakta. Yukarıdaki betik aslında o dinlediğimiz ve halet-i ruhiyemizin kavislerini arşınlamamızı kolaylaştıran bir aracı. Her halükarda atfettiklerimiz ile istediklerimizi kesiştiren bir orta yol, belki bir çare bulmamızı olanaklı kılan araç. Seslerin serüvenleri hiç olmadıkları kadar yaşantı içerisinde artık daha fazla değer bulmakta. Alternatif bolluk, gelişi güzel oluşturulmuş yapıların değil emek verilerek üretilmiş olan müziklerin kendi yollarını bizlerinki ile kesişmesini olanaklı kıl-dı./-ıyor. Ses’in düz tanımlardan uzak biçem, işleyiş, sunum ve paylaşımları modern müzik sahnesinin de temellerini oluşturuyor.

Sezgilerin, üretilmiş işlerin kimisinde ana temeli oluşturduğunun altını daha önceki bildirgeçler içerisinde örnekleriyle beraber sizlere iletmiştik. Müziğin görece kitabına göre üretmek yerine daha farklı metod ve işleyişlerle (aynı enstrüman / yazılım kullanımına karşın) kurgulayabilen çalışmalar ve isimler Deuss Ex Machina’nın bu hafta yayınlanmış olan bölümü içerisinde sizlerin beğenisine sunuldu. Parça dizinine baktığınızda görebileceğiniz üzere türlerin aslında birbirleri ile daimi bir komşuluk içerisinde olduğu savını tekrar edebiliriz. Akademik üretimlerin bazen yıllar sonra fark edilebildiği müzik aleminde, alaylı isimlerin farklı tınıları ile bu eşiğin de aşılabileceğini düşünüyoruz. Mimlenmiş düz hatlar yerine çarpıcı alternatiflerin izlerini sürmeye devam ederek, programımızdan bu haftaki önerilerimize geçiyoruz.

Bir kaç sene öncesine kadar elektronik müziği ileriye taşıyacak disiplinlerden biri olarak tarif edilen IDM (Akıllı Dans Müziği) kollektif üreticilerin birbiri ardına seslerini kısmaları / tür değiştirmeleri neticesinde, dinlence çeşitliliği açısından gerilemeye başlayan bir janr halini aldı. Katmanlar arasına zerk edilen bir tasvir olgu veya imgelem çalışması olarak ayrışan tür şimdilerde 8 Bit, Illbient, Drone, Space Pop, Dubstep / Grime gibi farklı tandanslı üretimlerin içinde eritilen bir kolaj halini aldı. M3erk Records gibi bu ses erimini yaymayı başarmış bir etiketin bile pes etmesi de IDM’in şekilleneceği yan yolların ne kadar azaldığının ve ilericiliğinde bir duraksama dönemine girilmiş olduğunun beyanatı oldu.

Ancak her şey bu kadar olumsuz da değil. Neticede son bir kaç senedir fazlasıyla kulaklarımızı işgal eden mikro minimal ses açılımlı üretimler (Therre Thaemlitz, Kenneth James Gibson, Lackluster, Sami Koivikko...), Pop’un henüz ham haldeki versiyonlarına entegre edilmiş melodik kurgular ile bütünlemeler (Apparat, Richard Davis, Jesse Somfay, Alex Smoke..) IDM’in devamlılığı için izlenebilecek kulvarları gözlemleyebilmek için gerekli ipuçlarını teşkil ediyor.

Austin, Texas’lı Richard Bailey ve projesi Proem’de IDM köklerini muhafaza ederek çalışmalarına devam eden bir prodüktör. Hydrant Records etiketi ile yayınlanmış olan „debut“ çalışması „Burn Plate No.1“dan bu yana türün bağdaştırıcı elementlerini verimli bir şekilde kullanan çalışmaların altına imzasını atıyor. Miami’li M3rk etiketinden yayınlanmış olan „Negativ“ çalışması bugün hala aynı tazeleği barındırması ve ilericiliği ile bir baş kayıt olmakta. Proem’in son çalışması „A Permanent Solution“ uzunca bir süredir bağlı bulunduğu n5MD etiketinden yayınlandı. Çalışma her şeyden önce bir durum değerlendirmesi taşıyor. n5MD’nin resmi sunumunda da değindiği üzere „IDM Nereye Gidiyor“. Prodüksiyon kalitesinin tavan yaptığı çalışmada Proem; Arovane, Bola, Ulrich Schnauss... gibi isimlerin izlerini 2007’ye taşıyor.

Atmosferik kurgulamalar ile sinematografik yansıtma biçimi ilk dinleyişte albümden kendini ele veren ilk ayrıntıları oluşturuyor. Melodramatik öğelerin kavislerle takip ettiği epik „When Thing Fall Apart“, sessiz bir ağıt „A Permanent Solution“, UNKLE topluluğunun son çalışması War Stories’den „Chemistry“ parçasının melodisindeki çarpıcılığı yakalayan „Give It Back“ ve old-skool dönüşümlü albümün açılış parçası „Blacker The Berry“ birbirileri ile uyumlu bir müzikal seyyahlık vaat ediyor. Richard Bailey, senelerin çabukluğuna ve türlerin yok olmasına inat trend belirleyici eleştirmenleri ters köşeye yatırıyor. IDM’in 2007’deki versiyonu nicedir ? diye soran dinleyicilerimize önerimizdir.

Yine birbirine ilintilediği ses alaşımları ile milenyum’un başından bu yana üretimler gerçekleştiren Scott Monteith ve Deadbeat’de yaz başı yeni albümü ile Deuss Ex Machina’ya konuk oldu. Biteviye bir döngü çeşitlemesi ile düz kalıp ritimlerin birbirini takip ettiği minimal-techno çalışmalarının bir örnekliğine fark atarak „dub“ erimini minimal elektronika ilke harman eden bir prodüktör Monteith. 2001 yılında yayınlamış olduğu ilk uzun çaları „Primordia“dan bu yana deneyselliğini ve müzikteki kalitesini sürekli yükselten çalışmaları dinleyicilerle paylaşıyor. 2002 tarihli ~scape etiketli „Wild Life Documentaries „ çalışması, Dub Techno’nun öncüllerinden Basic Channel ekolünü Akufen (Marc Léclair), Stephen Baupreé gibi benzeş disiplin üyelerinin katkıları ile son şeklinin verildiği „Future Dub“ akımının öncül kayıtlarından biri olarak „Wire“ gibi pek çok önemli mecra tarafından tescillenmişti. Politik görüşün yaygın bir biçimde vurgulandığı „dub“ soundu içinde Monteith’de kimi zaman izole edilmiş Filistin’i, kimi zaman karşı cephenin yaşadığı değişimlere bakışı irdeleyerek İsrail’i, kimi zaman da yoksulluğun eziciliğine başkaldırıyı sadece müzik ile başaran emektarların sesini duyurur.

Monteith aynı zamanda Stephen Beaupreé ile beraber house müziği başkalandırma projesi „Crackhaus“ projesini ve Ableton projesinin de kuramcı / kaynaklarından biri olan çağdaş elektronik müziğin mihenk taşlarından Robert Henke aka Monolake ile Atlantic Waves çalışmasını gerçekleştiren isimler olarak da keşfedebilirsiniz. Sesin farklı noktalarda seyyahlığı üzerine denemeler sanırız Monteith’i daha canlı ve tazelenmiş müzikleri bizlerle paylaşması için de verimli bir zemini oluşturduğu su götürmez bir gerçek.

„Journeyman’s Annual“ da bu atılımcı müzik emekçisinin son çalışması olarak öncelikle mp3 store’larda yayınlandı. „Hard-Copy“ çalışma ise 26 Haziran tarihinde ~scape etiketi ile yayınlanacak. Albümü ilk önce, Monteith’in turneleri geçirdiği mekanlar ile bağlantılanarak bir seyyahlık güncesi olarak değerlendirebiliriz. Alternatif çağrılar ile desteklenmiş alt kültür betimlemeleri, yöresel vokallerin katkıları ile elde edilmiş natürellik elektronik tınıların anlamlı birer hikayeye dönüşmesini sağlıyor.

„Uzay derinlikli“ ses temaslarının dub iletişimini barındıran „Lost Luggage“ ile albüm açılıyor. Program içerisinde de sizlerle paylaşmış olduğumuz „Melbourne Round Midnight“ kasvetli bir arka sokak tasvirini, kararlı bir bütünsellik ile „dub“ harmanı içerisinde irdeliyor. Modeselektor’ün daha sınırılı sayıda yayınlanmış kayıtlarında yer almış bulunan „angst-dub-tronika“ kıvraklığına erişmiş „karşılaşma“ parçası „Refund Me“, bir anonim klasik olarak seslendirilen „Gimme A Little Slack“ modernize edilmiş versiyonu ile dub’ın köklerine „Deadbeat“ kıvraklığı ile yaklaşmamızı olanaklı kılıyor. Şair „Saul Williams’ın „Black Stacey“ parçası ise neredeyse „ultra rare“ olarak değerlendirilmiş bir düzenlemeyi „kamusal“ alana taşıyor. Dub & Bass parça sözlerinin keskinliği ile Monteith’in politik duruşunun devam ettiğini çok kuvvetli bir biçimde kanıtlıyor. Deadbeat, yedi yıldır bizlere farkını sesleri kullanarak iletiyor. Mesajlarını dolambaçlı alengirler çevirerek değil en direkten söylüyor. Elektronika ve özellikle „dub“ ses erimlerine meraklı dinleyicilerimiz için yılın biçilmiş „kaftan“larından...

(Deadbeat – Journeyman’s Annual kaydı ile ilgili daha geniş yazı Temmuz ayında yayınlanacak Trendsetter dergisi Noize bölümünde Elektronma$ina içerisinde olacaktır.)

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Proem
n5MD At Myspace
n5MD
Ulrich Schnauss
Ulrich Schanuss At Myspace
Obscure Celebrities
MarcAshken At Myspace
Skream At Tempa
Skream At Myspace
Skream Interview At Black Down Soundboy
Burial At Myspace
Hyperdub
Deadbeat
Deadbeat At Myspace
Deadbeat Album Review At BBC Experimental
Deadbeat Album Review At Proodos
Groove Armada At Myspace
Groove Armada
Groove Armada Review At Proodos
Oi Va Voi
Oi Va Voi At Myspace
Fedayi Pacha
Fedayi Pacha At Salamalek Production

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm
http://deuss-makina.blogspot.com/

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8

>>>>>Info Go-R-Sel
http://milo.fotolog.pl/
© 2007 Milo’s Photoblog milo103@02.pl

>>>>>Poemé
Sınırsız

Görüyor musun bu elleri? Bunlar ölçtü
yeryüzünü, ayırdı
mineralleri ve mısır türlerini,
barıştı ve savaştı,
yendi uzaklıkları
bütün denizlerde ve ırmaklarda,
ama gene de,
yolculuk edip dururken sende,
ey küçüğüm,
ey buğday tanem, ey toygarım,
tam olarak algılayamazlar seni,
göğsünde ya dinlenen ya da uçan
ikiz güvercinleri
avlamaktan yorulurlar,
dolanırlar bacaklarının mesafesinde,
dolanırlar belinin ışığında.
Benim için bir hazine odasısın, sonsuzca
varsılsın denizden ve onun yığıntılarından,
ve beyazsın ve mavisin ve enginsin
bağ bozumunda toprak gibi.
Bu bölgede,
ayaklarından alnına,
dolanarak, dolanarak, dolanarak,
geçireceğim hayatımı.

Çeviri: İsmail Aksoy
“Kaptanın Dizeleri” Kitabından

No comments: