Thursday, August 23, 2007

Deuss Ex Machina # 181 - Absence Hærd-Presence Fælt

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_181_--_ Absence Hærd-Presence Fælt

20 Ağustos 2007 Pazartesi gecesi “canlı” yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Plaid-Bar Kimura (Vex'd Remix) (Aniplex Japan)
>2<-Distance-Fallen (Vex’d Remix) (Planet µ)
>3<-Hüseyin Bitmez-Her Daim (Zi Punt Sufidelic Mix) (Elec-trip Records)
>4<-Flue-Velvet Pant (Elec-trip Records)
>5<-Dunkelbunt Feat. Amsterdam Klezmer Band-Dunkelbunt Dub (Atlantic Jaxx)
>6<-Dunkelbunt Feat. Amsterdam Klezmer Band-La Revedere (Atlantic Jaxx)
>7<-3 Mustaphas 3-Awara Hoon (Ace Records)
>8<-3 Mustaphas 3-Benga Taxi (Ace Records)
>9<-Ska Cubano-Bobine (De Lata Remix) (Manteca)
>10<-Me&You-Sneaker Thief (Tru Thoughts)
>11<-Me&You-Got Any R&B (Tru Thoughts)
>12<-Groove Armada-Song 4 Mutya (Linus Loves Dub Remix) (Sony BMG Music Ent’nt)
Absence Hærd-Presence Fælt Bölüm(180) – Anlamsız Gelen Koşuşturma İçerisinde Bir Senin Çıkmıyor Kargaşa Pürüzlerimizi Alıyor. Keskince Tık Tınk Tonk (NouTMaaz)
>>>>>Bildirgeç
Kültür. Toplumsal ileriliciliğin temel yapıtaşını oluşturan, kademeleri arasında bir usta / çırak ilişkisine benzeştirilebilecek yardımlaşmaların olduğu alt disiplinlerce kotarılan bir tablo. Atfedilen ile kurgulanmış olan yeni açılımların daimi bir izlek ortaya koyduğu devir daimlik. Alameti Farikası yaratıcılarının „imgelem“ kuvveti ile özdeşleşen kültür modern yaşantının daha manidar olması için gerekli tüm ayrıntıları barındıran bir çatı. Dehlizlerine inildikçe farklı tematik yönelişimlerin, akla gelmeyecek biçimler ile ilerici bir kurguyu ortaya çıkarması da bu „imece“ usulün gerçekliklerinden birisi olarak tasvir edilebilir. Tasvir ve tesir birbirine ne kadar paralel olursa oluşturulan yapıt ve / veya çalışma izleyici / dinleyici / okuru da kademe kademe artan bir doyuma ulaşmasını olanaklı kılar. Alışılageldik yöntemler ile (geleneksel, tüm topluma mâl olmuş anonim) bir devamlılığı sağlamaya yönelik çalışmalar ile sıfırdan vâredilen (başta, katıcıl bağlılık ile ilk özneye bağlı kalınmasını savunanlarca kıyasıya eleştirilse de) modernist kurguyu bir „etiket“ olarak değil de „hakikat“ olarak işleyen üretimler kültürel yapının temellerini de kuvvetlendirmeye yardımcı oluyor.

Gelişmişlik kotasını teknolojik bir algı olarak değerlendirmenin ötesinde, hissedilir bir biçimde uygun temaslar ile hissiyatın gelişmişliğini, seneler geçiyor olsa da kuvvetle muhtemel aynı duygusal hezeyanların devam edeceğini öngören, bunu dolambaçsız bir şekilde „tekno insan“ olarak tanımlanan günümüz dünyası içerisinde yaşayan sakinlerin beklentileri doğrultusunda harmanlayabilmek „kültürel“ açılımların şimdisinde nereleri etkilediğini ortaya çıkartıyor. Kurguyu ortaya çıkartan ve bu minvalde çarpıcılığını daha da pekiştiren unsur; üreticinin çektiği sıkıntıları benzeş bir form ile takipçilerine ulaştırması değil midir? Yaşanamayacak da olsa kimi durumlar karşısında „insan“ın nasıl bir yol çizebileceği için daha gerçekçi bir deneysellik mümkün müdür? Yönelişimler, neticede toplumca tüketilen bariz bir biçimde beyazcamın sunduğu işi sanat olarak sunumlandırmasına, sulandırmasına karşıt bir varoluş olarak da değerlendirilebilir. Ekran üzerinde kayan giden görüngüler, sesler, uzlaşıyı değil tepkiyi „kötek“ olarak sunan menkul „showlar“ yükselen değerler ile haiz olduğumuz insancıl bütünleşmenin uzağında kalmamıza yol açıyor. Tüket at nesnelliği kültürel çağrılarda da bu açıktan faydalanarak kendine görece yol açıyor. Kitlesel olmak için üretilen yapıtın ille de „mekanik“ bir üreteç içerisinde geliştirilmiş bir örnek kopyelerden müteşekkil sunumlar ile „dar alanda kısa paslaşmalar“ deneyselliği arasında bir şerit aksaklığı yaşaması, buna karşın , kültürel açılımların daha ulaşılabilir bir şekle bürünmesinin izdüşümleri „Kültür Nereye?“ başlığı ile tez konusu olarak geniş bir perspektiften irdelenebilir.

Üretilmiş ve bir form haline dönüşmüş olan sanatsal yapıtın, teşhirin, neşriyatın ulaşılabilirliğini arttıran en önemli unsur, „halk beğenisini“ sezinleyen, biraz da algı sınırlarını geliştirmeye meyil ettiren çözümlemeler. Dinlediğiniz bir müzik veya izlemekte olduğunuz bir film kurgusu içerisinde ne kadar kendi „yaşantınızdan“ ve ne kadar „düz yaşam“ imgelemi varsa o kadar çabuk bir biçimde onaylama ve takip etme süreci başlıyor. Bahsini açmaya ve bu satırlar arasında uzun uzadıya paylaşmaya çalıştığımız „müzik“ formu da biraz böylesi bir mantık üzerinden şekilleniyor. Deuss Ex Machina programının en başından geçtiğimiz Pazartesi akşamı yayınlanmış olan son bölümüne kadar „müzik“ sadece ezcümle bir zümrenin malı olarak değil, aksine ilgi ile takip edilesi işlere ulaşamayan (halk’a) dinleyicilere bir yol oluşturma gayreti içerisinde oldu. Ses yelpazesinin engin genişliğinde, müziği farklı yönlerinden çekiştirerek, derleyerek, „trend“ olmaktansa „keşfedilmeyi“ bekleyen müzikler bu serüvenin ana eksenini oluşturdular.

Kimi zaman da imgelemleri kullanarak bu derlemeleri ortaya çıkarttık. Bir sinema kesitinin izlerinden, fark edilmeden çoktan kabullendiğimiz güncel değişimlere, zengin kelime dağarcıkları ile örülmüş şiir metinlerinden ya da yaşamanın gerçekten bir ayrıcalık olduğu „İstanbul“ en sık başvurduğumuz imgelemler olarak belirtebiliriz.

Keşfetmesi bir o kadar zevkli, hemen hemen her bir sokağında ayrı bir şenliğin, megapollüğün getirmiş olduğu kaotik değişimlerin izlerini barındıran, ama bütün bu karmaşa içerisinde dahi geçmiş ve gelecek arasındaki ince köprüyü biz yaşayanaların keşfi için saklayan bir mabed : İstanbul. Kültürün doğal yollardan gelişimini tamamladığı, veryansın etmek yerine „üzerinde yaşamış tüm topluluklardan“ birer parçayı modern yönü ile harman eden bir kent. Bunu pek çok sanatsal aktivitenin içinde bilahare hissetmeniz mümkün, rol çalan değil başrol’de yer alan İstanbul’u keşfedebilmek için başvurduğumuz kaynaklardan en makbulü ise hiç kuşkusuz müzik.

Şehrin sınırlarının giderek belirsizleşmesine paralel olarak, organik türküler’den, çağdaş ağıtlar, şehrin merkezindeki yaşamı irdeleyen, sorunlara değinen lafazan parçalar, şehir’in misafirlerini de aldığında koskocaman bir kakafoni denizine dönüşmesini paylaşan atonal müzikler, eskiyi yâd eden, var edilmiş huzuru günümüzde de yaşamak isteyenlerin tercihlerini belirten klasik, sanat musikisi teknolojinin tüm nimetleri ile bugünün siber dünyasındaki çelişikliklere değinen elektronik sağaltımlar gibi örnekleri ziyadesiyle farklı tanımlarla anlatılabilecek bir müzikal çeşitlilik hasıl bu Şehr-iStanbul’da.

2002 yılında Oğuz Kaplangı, Ömer Ahunbay ve Hakan Özer (Rebel Moves) tarafından temelleri atılmış, ülkemizdeki elektronik müzik çıkışlı işleri paylaşan ender etiketlerden birisi olan Elec-trip Records’un „Istanbul Calling“ toplama albümün ikincisini önerimiz olarak sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yukarıdaki tümceler içerisinde de değinmeye çabaladığımız üzere şu anda bu satırları okuduğunuzda bile bir dönüşüm, bir ses temaşası etrafımızda yankılanmakta. Merkezi konumlandırmaların dışında her halükarda kulaklarımıza aşina hale gelmiş sesler ile kendi ses örgümüzü oluşturmakta. Tıpkı şehir gibi, halet-i ruhiyemize göre değişen arabeskleşen veya yüzünü batıya dönmüş bir mutluluğu barındıran.

Elec-Trip Records tarafından yayınlanmış olan „Istanbul Calling-2“ toplama albüm çalışmasında da kimi zaman aşinalığınızı deneyimleyebileceğiniz, kimi zaman da tesadüfler eseri keşfetmeniz için sizi bekleyen kompozisyonlar ile karşılaşıyorsunuz. Yürürlükte olan üretim şekilciliğine düşmeden, öznesi alternatif ses emekçilerinin önünü biraz daha açabilecek bir seçki, bir izlek ortaya çıkıyor. Kültürel yeterliliği bir çok farklı disiplince işlenmiş olan İstanbul’u „müzikal“ alaşımlar ile irdelemekte, çalışma gerçekten keyifli, 68 dakikalık bir serüvene dönüşüyor.

Oğuz Kaplangı, Uğurcan Sezen ve Chi K.’nın oluşturduğu Zi Punt’un tasavvuf geleneğinin de beslenerek kotardıkları „zamansız“ düzenlemeleri ile ûd’i Hüseyin Bitmez’in „Her Daim“ parçası ile albüm açılıyor. Dünya müziği bahsi açmıştık bir kaç bidirgeç öncesinde, bu parçayı bir kaç kere arka arkaya dinlediğinizde üzerinizde bırakmış olduğu etkileşim tüm o klişe tanımların çok dışından bir tanım aramamız gerekliliğini ortaya çıkartıyor. Elektronik ile caz’ı tam kararında neşr eyleyen Tamburada topluluğundan tanıyabileceğiniz Tansu Kaner’in „tan“ vaktinde dinlediğinizde etkisinden uzunca bir süre kurtulamamanıza olanak sağlayan „dramatize ambient“ Sleeping Constanitople, tazeliğini günden güne soldurduğumuz Dünya’nın hal ve gidişine kafayı yormuş bir yorum ile derdimize dermanlık bir doktor beklememizi imgeleyen Evren Uysal’ın A Votre Santé parçasına Zi Punt ekibinin Etno Dnb Miksi „yap boz“un parçalarını sağlam bir şekilde birleştirmenizi olanaklı kılıyor.

Ozan Kılıç’ın „downtempo“ yorumu ile Kalan Müziğin arşivlerinden derlenmiş „Gazel“ kesitinin buluştuğu ve Deuss Ex Machina içerisinde paylaşmış olduğumuz „Velvet Pant“, Kalan Müzik etiketiyle yayınlanmış olan Süryaniler: Dini Müzik – Halk Müziği derlemesinde de yer almış Mo Şibi Hat Aito parçasının Selim Demirdelen tarafından gerçekleştirilmiş etnik kimliğimizin zenginliğini duyumsayabileceğiniz düzenlemesi, Nada grubu üyesi Miray Kurtuluş ile geçtiğimiz yıl yayınlamış oldukları „Undertone“ albümü ile elektronik müziğin gözde grupları arasına rahatça dahil edebileceğiniz Portecho ekibinden Tan Tunçağ’ın birlikteliği neticesinde ortaya çıkan Mira projesi ve „Lynchvari“ bir yorum ile „Birgün“ ve Radar Live Festivalinde izlediğimiz performansları ile tanımlandırmaları iflas ettiren, saykodelik halk müziği icracıları tatufly? ekibinin „In This Room?“ parçası, Karadeniz kıyılarından esen deli rüzgarı şehr-iStanbul’un göbeğinde estiriyor. Endişeye mahal vermeden, sessiz ve derinde kendi rotasını çizmeye çalışan İstanbul’un sesi şekillenmeye devam ediyor. Elec-trip Records’da, tıpkı Kalan, Ada, Doublemoon etiketleri gibi yayınladığı kayıtlar ile unutmamamız gereken çok sesliliğimizi bizlere sunuyor. Sınırların ve tahammül ayarının iyice elden kaçtığı bir Dünya’da alkışlarımız bize bu müzikler ile yol gösterenlere....

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Plaid
Tekkonkinkreet Trailer At You Tube
Distance At Myspace
Distance At Blogspot
Elec-trip Records
İstanbul Calling Vol.2 At Ntvmsnbc
Atlantic Jaxx
Amsterdam Klezmer Band
Amsterdam Klezmer Band At Myspace
3 Mustaphas 3 At Kartini Music
3 Mustaphas 3 At Myspace
3 Mustaphas 3 At Youtube
Me&You At Tru Thoughts Recordings
Me&You At Myspace
Groove Armada Official Site

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm
http://deuss-makina.blogspot.com/

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
...The Sun Shines & The Igloo Melts
© 2007 Boris http://igloomelts.my-expressions.com/

>>>>>Poemé

Bir Sigara Tüttürürsün – Charles BUKOWSKI

Hışımla bir sigara tüttürür
ve tarafsız bir uykuya dalarsın, uyandığında
pencereler ve kederin şafağı karşılar seni, borazanlar yoktur;
bir yerlerde, sözgelimi, bir balık- heryeri göz ve kıpırtı-
suda oynaşır durur; o balık
olabilirdin, orada olabilirdin, suya mahkum,
göz olabilirdin, serin ve asılı,
gayrı-insan; giy ayakkabılarını, geçir
pantalonunu, hiç yolu yok evlat, hiç-
olmayan havanın hiddeti, ölü menekşeler misali
benzeşmişlerin küçümseyişi; haykır, haykır,
bir borazan misali haykır, gömleğini geçir sırtına,
kravatını tak, evlat: mandolin gibi
hoş bir kelimedir keder, ve enginar gibi tuhaf; keder
bir kelimedir ve bir yaşam tarzı; kapıyı aç,
evlat; uzaklaş oradan.

Thursday, August 16, 2007

Deuss Ex Machina # 180 - Seja Assim Bom No Fresco

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_180_--_ Seja Assim Bom No Fresco

13 Ağustos 2007 Pazartesi gecesi “canlı” yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-My My-Pelourinho (Playhouse)
>2<-Marcello Giordani-Maestro (Mule Musiq)
>3<-Matthew Dear-Elementary Lover (DJ Koze Remix) (Ghostly International)
>4<-Phreek Plus One-Astro Boogie (Compost)
>5<-Shrimpy-And The Olives Goes To (CD-R)
>6<-I:Cube-Deep End (1999 Original Mix) (Versatile Records)
>7<-Justice-D.A.N.C.E. (Because Music-WEA)
>8<-Justice-Tthhee Ppaarrttyy (Because Music-WEA)
>9<-Tricky Disco-Tricky Disco (Thizzy Disco Remix) (iO Music)
>10<-Robert Babicz-Humble (Systematic)

Seja Assim Bom No Fresco Bölüm(180) – Bellek Kartları “Aşırı Yüklenme” Dolayısıyla Servis Dışındadır.İbretlik Mum’a Muhtaç Kalmış Teknologlar Birliği (NoeTMna)

>>>>>Bildirgeç
Çerçeve. Bir sanrısız, isterseniz bol dikenli, arzu edenlere az çetrefilli dört başı mamur bir sınrılandırma. Tarifi tam olarak sözlüklerde yer alsa da „hayatın“ çerçevesi manidar ötelemeler ile bizleri karşılıyor.Halet-i ruhiyemizi ortaya çıkartan, nasıl oluyorsa oluyor, olduruluyor (şartlar el veriyor) bu hasbıhal içinde dahi dört köşenin içerisinde kalmayı başarıyoruz. Düzenli ve modern kurgunun getirdiği bizim de güle oynaya kabul ettiğimiz modernizm bu mudur? A dostlar. Dahilden ayrılma sorunsalının temelinde bu izole edilmişlik, tarafsız değil ama bilinçsiz bir biçem ile kendini sınrılandırma, kümeleşmeler ile kendini gösteriyor. Varlığını armağan armağan ediyor. Matematiksel bir izahat gibi gelecektir kimi okurlarımız için, geometrik eksenler ile bölümleşmemiz bu „saf“ çabalarımız neticesinde ortaya çıkıyor. İltifat etmek yerine itham etmek, dinlemek yerine toptan bakiyesini de kontrol ederek imha etmek, niteliğin dış cepheden botokslanmış bir örneklikle geçer not aldığı, neticede ferahladığımızı varsaymamıza olanak sağlayan her ne durum varsa bu „kitsch“lik ile toz toz toz duman. Azıcık seyreltilmiş bir bakış açısı ile fark edilebileceği üzere çerçeve „dört köşeli“ orta çağ giyotini olarak tanımlandırılabilir.

Sarf etmeye çabaladığımız her iyiye karşın en betinden bir kötülük karşımıza çıktığında fark edilir bu ayrışımların en hakikatli çerçevesi. Disipline etmeye çabalanmış olan yaşamsal reflekslerin resmen „mavi ekran“ vermesi gibi ani, sarsıcı bir biçimde ortaya çıkagelendir bu beklenmediklik. Hiç ümitlenilmese de, ötelenme ihtiyacı duyulan anlardır, bu çok katmanlı sert düşüşlerin seyrüseferi. Düz hatlar ile örülmüş yollarda poli poli poliyannacılığın kata yetmediği, sabit bir fikir gibi gelse de çerçevenin dışında kalmış fark edemediğimiz olgular bizi bu yol içinden anlamlı çıkışlar bulabilmemize yardımcı olabilir. Söz konusu bir seferde başınıza gelen yığınla sorun olunca ister istemez bu deforme yan yollar daha çabuk keşfedilir. Tekrara düşe düşe aynı yollarda ilerleyip, bir sonraki durakta başınıza geleceği beklemektense de yeğ olandır. Eni konu bir tümleşmedir aynı zamanda, paragrafımızın başında değinmiş olduğumuz üzere kümeleşmenin dışında tek başına durumu kotarabilmek içinde gerekli bir deneyimlemedir bu eşikler.

Keşfettiğiniz kimi zaman bir altmışlı yılların „teatral“ film sekansı, kimi zaman da seksenli yılların „gerçek yaşam“ çeşitlemeleridir.Bu öylesine bir tesadüfi olabilir ki, şimdilerde „brrr“ nidasıyla gazoz kapakçığı tokuşturan Nuri Alço’nun „hamasi“ duygular ile sertliği harman ederken sarf ettiği bir cümle, ya da Knight Rider’ın görece full teknoloji ile dolu olmasına karşın „telefon etmek“ için kabin amiri Michael’in dışarı adımlaması gerekliliği gibi detaylardan çıkarımlar neticede bu boğuntuya gelmiş ruh dehlizlerinde birer kolaylama sağlar. Kursiyerler olarak çabalamaya da devam ederiz öte yandan. Realist bir yaşam formu olarak televizyon ekranlarında sunulan „hijyen“ doruklardan manalar çıkarırız. A, B, C, D, E şıkları ile beraber. Çözümlemek, algı sınırlarında nereleri deşip geçerek, nasıl bir kontra atak yaparak çıkılması gerekliliği madeni hal ve gidişimizi de etkisi altına alır. En nihayetinde çıkıla çıkıla kaçak kat gibi çıkılmış bir çerçeve dışılığı görüntüsü elde edilse de anlamlandıramadığımız tebessüm bonusu, anlık bir kurtarımdan çok geri dönüşün en hakikatlisidir.

Müzikal dinlence kültürü içerisinde de yılların beraberinde buyur ettiği ses temaları belirli parametrik aralıkların ardından geri dönüşleri ile yeni nesil dinleyicinin de keşfetmesini olanaklı kılar. Kaotik bir modernizmin temelleri ile yansıtmasız ve sert sert soğuk savaşların, Dallas diyarlarına uzandırıldığı, Atari’nin ne demek olduğunu pac, pac pac man oyununda gördüğümüz bir neslin ahvali olarak, tanıklık ettiğimiz bir on senenin müziğini çerçeve dışından bir bakış ile bu hafta Deuss Ex Machina içerisinde sizlerle paylaştık. Italo Disko’nun çiğ seslerini millenyumu yedi geçe, yeniden kotarımı, albenili klasikleşmiş vokal tekniklerinin modern minimalizm üzerinde hangi biçemlere dönüşebileceği, basit bir melodik kotarımın detaylarında ne kadar çok ayrıntıyı beraberinde dinleyiciye paylaştığına odaklandık. Adı geçen program dizininden sizlere haftalık önerimiz ise „Justice“ topluluğu.

Justice - Cross Albüm Kapağı

Metodolojik besleniş noktaları ile seksenli yılların en hararetli müzikal spektrumunun bir tahlili Justice’in müziği. Öbek öbek serpiştirilmiş ara nağmeler, bir yerlerden tanıdık geldiğine kanaat getirdiğiniz ses sekansları ile mütemadiyen bir dönüşüm mimarlığı onların ürettiği müzik. Gaspard Augé ve Xavier de Rosnay ikilisinden müteşekkil topluluk, çerçevenin içerisinde olan bitenleri, o anda neler olabilir kurgusunuda eklemleyerek tamamen dışarıdan bir bakışı irdelemekte. Baskın teorik aksamlar ile bilindik ses temaslarının yerini tam manasıyla hangi saniyeden kesit girecek, hangi saniyede keyboardların seksenlerine ışınlanacağınızı belirleyen bir retorik almakta. İzlence kültürünün (Entertainment)’ın harcamakta beis görmediği ve handiyse tu kaka ka ka demekten dilinde tüy bitmiş olduğu elektronik müziğin “ana akımınının” derlenip toparlandığında nasıl etkin olabileceğinin de kanıtı. Keza ikili bu ters köşeye yatırma deneyimlemesini Franz Ferdinand, Death From Above 1979 gibi indie’nin haşin çocuklarına, Britney Spears ve Justin Timberlake gibi pop endüstrisinin ikon mertenesine ulaştırmaya çabaladığı büyük projelerinde de remiksler gerçekleştirerek “elektronik” tınının geri dönüşünde önceki ustaşları The Chemical Brothers, Daft Punk, Fatboy Slim’in izlerinde yürüdüklerini kanıtlıyorlar. Serbest dizgileme metodu ile oluşturulmuş bir kompilasyon aslında † (Bundan sonra Cross) albümü.

Temelinde kurgusu sağlam bir yol çizmeyi başaran Justice, albümün adını da “ikoncan”ların aklını havada kapacak bir biçimde dinsel sembol “haç” ile bezeyerek ve parçalarda da gerekli oynamalar ile tüketim toplumunun destursuz mabed takipçilerine eleştiri oklarını fırlatıyor. Tereddütsüz, can siperane bir biçimde. “Yaratılış” bölümü ile, katmerli bir biçimde var ettikleri müziğin seyrüseferinde (kısaca bir albüm boyunca biz dinleyicilerin nelerle karşılaşacağı) izlenecek rotayı berlirleyen bir giriş olarak albümün açılışında kulaklarımıza misafir oluyor. Elektro gitardan arta kalan ses kesitlerinin, boogie elektro ritimleriyle nirvana’ya ulaşmasını betimleyen “Let There Be Light”, kollektif bilincin frekansları arasında dolaşan, gençliğe çağrıyı Dans edin hele bir edin neler olacak diyerek tetikleyici bir beste aynı zamanda albümden yayınlanan ilk kırkbeşlik “D.A.N.C.E” parçası ile sürümcemeye düşmeden parçaları peş peşe sıralamaya devam ediyorlar.

Daft Punk’ın elektronik müziğe armağanlarından (kendilerinin en çok beğendiğimiz üretim çizgileri aynı zamanda) kirli ses kolajları ile distorte dans müziği kurgusuna yakın duran “New Jack”, İngiliz müzik alemi içerisinde bir nevi hoş beşten sonra “evet şimdi yeni müziğiniz budur” bakıyoruz :-à Indie Disko takısıyla kutsadığı ses formundan ama o kritiklerin rüyalarını alt üst edebilecek kadar “ekstrem” gitarlar ile kurgunun Hayaleti’ni de keşfettiğimiz ikiz “Phantom” parçaları dön gel her ne biçimde isen geri geri gel denilen 80’ler müziğinin gerçek bir prodüksiyon ile asallığını koruyacağını da ispat etmeyi başaran bir çalışma haline geliyor. Gerçek bir deneyimleme olarak, 80’lerin sonlarında yaşamımıza giren partileme kurgusunu “Uffie”’nin vokalleri ile zamansız bir keyboard kompozisyonu olarak “Tthhee Ppaarrttyy” parçası ile Deuss Ex Machina’da sizlerle paylaşmaya çalıştık. Rock riffleri ile nispeten ilk dönem Warp Records elektronikasından esintileri barındıran “Waters Of Nazareth” ile dönüşüm tamamlanıyor. Berrak ve duru bir albüm değil kesinlikle “Cross” alabildiğince elastiki yapıları ile kulağı hiç elektronik müzikle tanışmamız olan dinleyicileri dahi etkilemeyi başaracak bir “haşarılık” ve “aşinalık” sahibi bir kayıt. Justice’de sadece tek bir kayıtlık bir deneyim değil, üstelik albüm kapaklarında değindikleri üzere “Devrim hiçte can sıkıcı olmayabilir, en azından cehennemden daha “funky” olacağı kesin tümcesi ile de desteksiz atmadıklarını, kendi yollarını biçimlendirmeye “ana akım” devricilerinden olmaya çabalayacaklarını belirtiyorlar. Keşfedin!

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Justice At Myspace
Justice At Because Music
Justice At MTV
Ed Banger Records
Justice D.A.N.C.E. Video At You Tube
My My At Playhouse - Ongaku
Marcello Giordani At Myspace
Mule Musiq At Myspace
Mule Disco Info At Word & Sound
Matthew Dear
Matthew Dear At Myspace
Matthew Dear-Deserter Live At Anti Pop Festival On Youtube
Phreek Plus One At Myspace
Compost Records
Compost Records At Myspace
Shrimpy At Myspace
Kaan Duzarat At Myspace
Kaan Duzarat At Herkes Dinlesin
Versatile Records
Versatile Records At Myspace
I:Cube-Les Archives Cubistes Vol 1 Info At Word & Sound
Technohead Aka Tricky Disco At Myspace
iO Music
Robert Babicz At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;

info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm

http://deuss-makina.blogspot.com/

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8

>>>>>Info Go-R-Sel
...Poison’s Photoblog http://photo-blog.livejournal.com/
© 2007 PoiSoN http://photo-blog.livejournal.com/

>>>>>Poemé
İkimizin Arasında – Can YÜCEL

Bir gün şayet camsız çerçevesiz penceresiz
Bir gün ben, çadır bezi bir perdeden
Günlerin toz-toprak şarkısını çırparken
Canevimin önünden geçersen,
Bir gün şayet boynumda yem torbası hayallerim asılı
Bir gün şayet samançöpü bir sokak dişlerim arasında
Canevinin önünden geçersem
Anlatırım nasıl nerde
Bir ulu çınara takılı bir kuyrukluyıldız
Bir yeşil telaşta çırpınan ışığımız
Anlatırım nasıl nerde...
Sonra eğilir kulağına derim: Bekle
Çocukken kaçırdığım uçurtma dönsün gelsin
Hele çarpsın bu çerçi yükü şehirlere,Hele ürksün fincancı katırları!

Thursday, August 09, 2007

Deuss Ex Machina # 179 - Maßraum Zerstörter Platz

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_179_--_ Maßraum Zerstörter Platz

06 Ağustos 2007 Pazartesi gecesi "canlı" olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Model 500-Starlight (Echospace Dub) (echospace[detroit])
>2<-The Black Dog-Mental Ward Sleep Machine (Soma Quality Recordings)
>3<-Niederflur-Lsv (m_nus)
>4<-Titta-Madras Soup (silenzio.tv)
>5<-Anna-Signatur (Autist)
>6<-SCSI-9-Walking Through The Fog (Pro-tez Records)
>7<-Mirko Aurich-Nosonido (Musik Gewinnt Freunde)
>8<-Fous De La Mer-Watersong (Plainfare Mix) (Elektrolux)
>9<-Toby Tobias-Close Shave (Brontosaurus Remix) (Rekids)
>10<-Shackleton w.Jackson Del Ray-Next To Nothing
(Guillaume & The Coutu Dumonts Remix) (Crosstown Rebels)
>11<-Samim-Heater (Original) (Get Physical Music)

Maßraum Zerstörter Platz Bölüm(179) – Sakil Biçimlerde Saklanarak Puslara Gizlenerek Gidilmez Buralardan, Terk eDilen Sadece Haleti Ruhiyelerimizdeki Sert Kayalar... (NovuTNa)

>>>>>Bildirgeç
Deneysellik. Yoğun bir biçimde ana akımın köklerine işlenmiş „düz“ hatların dışına çıkabilmenin betiği. Addedilmiş olan ve tanımlanmış kutup,kutup hatları belirginleşmiş bilineni topyekün inkâr / lâv / derdest edip, kendi öz çıkarımalarını gerçekleştirebilmek. İlk tecrübede karşı konulamayacak bir biçimde „hazır paket“ dururken niye bu ayrıntılar deryasına dahil olunması gerektiği sorgulansa da vaat edilmemişliğin enginliğinde „süprizlerin“ daima daha iyi olduğu tecrübelerimizle sabit bir durum. Afişe edilmişlik ve „Andy Warhol“’un meşhur on beş dakikalığına herkes şöhret olacak „tezine“ bir karşıt duruşluk olarak deneysel kurgu, kültürel izlek takipçileri için el altında tutulması gerekli bir açık yol haline dönüştü.

Modernleşmenin ve ister istemez yalıtılmış bir komünal yaşam formunun hakim kılındığı günümüz dünyasında, kısmi de olsa bir başarıdır deneysellik. Davete icabet etmek gibi sahasına dahil olduğumuz deneysel kurgular, biçem ve algı olarak daimi bir dönüşümü barındırır. Soyutlanmış karakterler olarak „daimi“ rutinlerin peşinde koşarak elimizdeki kısıtlı zaman sürecini harcamakta olduğumuz mega-ultra-kolpa yaşam düzeneğinin dışına adım attığımızda da deneyselliği canlandırmış oluruz. Dönüştürmenin en bariz örneklerinden birisi olarak da değerlendirebiliriz bu açılımı. Yabancılaşma efektinin güçlü bir biçimde vurgulandığı her ne hikmetse bizden sonrakilere miras kalacak ama ısrarla tüketmeye devam ettiğimiz „doğayı“ korurken bile sizin korunuz/ bizim adamız diyerek, bileşikliğimizi ve formumuzu ısrarla ayrıştırmaya devam etmemiz, anlaşılmaz olarak damgalanmış düşünsel işlerin gündelik yaşamın; içinden çıkılmaz labirtentlerinde kendi problematlarını bizlere sunduğunun farkına varamazla neticelenen bir sonuca ulaştırır. Çözümleme bariz bir şekilde iletilmesine karşın bir karaltılı kalma, göz perdesi inmesi durumu. Biraz da doğrusu dururken ısrarla bu eğridir demek için paralanan bünyenin dış sesidir böylesi ayrıntılar. Teknolojinin bariz bir ilerleme imkanı sağladığı modern insan bu durum için bariz bir şekilde „muhafazakar“ düşüncenin sınırlarında kalmakta ısrar eder. Çoğlatılabilecek ayıntılama metodları ile hüsnü kabul gören düşünsel yamaların üzerinde tartışıp alternatiferi ortaya çıkartmak da bir biçimde deneyselliğin salt dört duvar arasında değil yaşamsallığın her anında kullanılabilecek bir aparat haline dönüşmesini sağlar.

Kurgunun temellerindeki formüllerin dışına çıkarak ama asla sabit bir değişimi değil, kimi zaman en eski kayıtlardan hatıratımıza dahil olmuş ses öbeklerini, kimi zaman da ütopik olarak sınıflandırdığımız ses yelpazesini harman ederek kotaran deneysel ses / müzikler Deuss Ex Machina’nın ses kütüphanesinden sizlerle paylaşma gayreti içerisinde olduk. Teoride ve kağıt üzerinde kalmış bir akademik yansıma biçiminden ırak, en nihayetinde insani kusurları da barındıran, enerjik, eklektik, doğası gereği olarak bazen de tını bombardımanı haline dönüşen çalışmalar elektronik / modern müziğin ilgiye mahzar unsurları olarak bu içerikte buluşturmaya devam ediyoruz.

Sekiz notanın belirtmiş olduğu ses kolajının sınırsızlığı, üretici tarafında yer alan „persona“nın düş gücü ile birleştiğinde deneyimlenmesi keyifli bir müzikal izlek ortaya çıkıyor. Enstrümanların yerellliğini, gelişmiş müzik teknolojisi ile başkalaşmış örneklere çevrimi farklı aksamlar ile bağlantılanması bugünün modern müziğinin de gelişimini hızlandıran bir ayrıntı olarak belirmekte fayda var. Üreteç sesler, analog kayıtlar ile bütünlendiğinde hasıl olan ses yumağı bir dijital gürültü olarak da kulaklarımıza ulaşabiliyor, egzantrik bir minimal tekno olarak ya da vokal bir çalışma vs. Var edilmiş bir form halindeki müzik köklerinden ayrıştırılmaya çabalansa da öz korunmaya çalışılmaya ve bunu her dinlediğiniz parçada hissetmeniz hala olasılık dahilinde. Roll dergisi içerisinde Çiğdem Öztürk ve Derya Bengi’nin Blind Test’ine konuk olan Orient Expressions üyesi Richard Hamer’ın bir tespitini de burada paylaşalım: „Dünyada, Dünya müziği ya da etnik müzikten başka bir müzik yok zaten. Hiçbir zaman da olmadı. Batıda senfonik, klasik müziğin yaratıcıları da yörenin halk müziklerine baktı. Her zaman toprağa dönülüyor. Belki son yetmiş senedir, popüler müzik adı altında, tamamen ticari bir sector ya da kültür var, ama onun kökleri de halk müziğinden geliyor. ‘30’ların Hollywood müzikallerinde yapılan parçalar ya da İngilizlerin güneylilerden alıp Amerika’ya geri sattığı müziğin kaynağı da yine halk müziği. Rock, pop, caz arabesk, hepsinin bir kaynağı var. Aynı zamanda hep değişen, çelişik bir şey bu.” (Roll Ağustos’07 121. Sayı Sayfa 27) Kültürel bir gelişim oluşturulsa da deneyimlenen çalışmaların kökleri yansıtmaya devam ettiğini savlayan önemli bir görüş olarak bir kenara not etmenizi salık veririz.


Söz konusu geçmişin müziğinden faydalanarak “yeni”yi kotarmak konusunda yetkin olan bir ismi bu haftaki önerimiz olarak sizlerle paylaşmak istiyoruz. Motown kültünün yaratıldığı, Amerika’nın endüstriyellşme yolunda hızlı adımlarını attığı Detroit kentinde, kıvılcımı sonrasında Kıta Avrupa’sını da etkisi altına alacak Detroit Techno’nun ilk kuşağında yer alan Juan Atkins bahsedeceğimiz isim.

“Belleville Üçlüsü”nde Derrick May ve Kevin Saunderson ile beraber elektronik alaşımlı, 80’lerin yoğun ve kademe kademe ilerleyen synthesizer seslerinden beslenerek kotarılan, az buz değil bayağı bayağı bugün dinlemekte olduğumuz elektronik müziğin de temellerini oluşturan (en azından kulüp dinlenceliği için kesin) bir ses öbeğinin mimarlarından. Detroit’in tavizsiz dışavurumculuğu, endüstriyel düzenin getirmiş olduğu farklılaşmaları eleştiri dozu yeterince iyi kotarılmış biçimlerde bu sözsüz melodilerin içerisinde dinleyicilerle buluşması bile başlı başına farklı bir kültür ile yoğrulmuş bir kent içinde devrim olarak algınlandığını bugünkü pek çok makaleden de öğreniyoruz. Sözsüz çağrışım ve çağrıların dinleyiciyi kültürel birikim sağlaması konusunda müziğin başrolüne bir kere daha şahit oluyoruz.

60’lı yıllara ait funk tınısından, Kraftwerk’ün zamansız müziğini önceleri merak ederek, ardından bilimum “müzik” icrası edilmiş nüshalarını dinleyip hatim ederek geçirilmiş bir dinlence bilincinin yansıması olarak ürettiği kayıtlar bugün pek çok dinleyici için birer başlangıcı temsil ediyor. Atkins, 1985 ile 1987 yılları arasında bu tını zenginliğinin yoğun bir biçimde işlendiği kayıtların altına imzasını atar. 1985 yılında kurucusu olduğu Metroplex Records etiketinden Model 500 rumuzu ile “No UFO’s” Techno’nun sınırlarını esneten, geliştiren bir deneysel kurgu olarak yayınlanır. Etkinliği üzerine kotardığı ses efektlerinden, dolaylı olarak kullanılan kesitlere kadar tam anlamıyla döneminde sert kaçan “Night Drive” EP’si ile elektro’nun derinlerine doğru bir seyyahlık vaat eder. Ana akım distrosuna hiç sapmadan sert ve muhalif kimliğini tanımlandıran techno “The Chase” EP’si gibi çalışmalar ile “Detroit Techno”sunun analog tarihinde yer almış çalışmalardan bir kaçı olarak dinlence listenize dahil etmenizi ise sadece bir öneri olarak değil reel anlamda da kulak kabartmanızı salık veririz. Ki yukarıda kısaca değindiğimiz açılımlar Mike Banks’in başını çektiği “yeraltı komandoları” Underground Resistance, CJ Bolland, Speedy J ve Aphex Twin’in çalışmaları ile ön plana çıkmış R & S ve bugün Almanya’da bir tekno hareketinden bahsedilecekse dökümanterde en önce anılacak isimlerden bir ekol olmuş Tresor bu çizginin yansımaları olarak “Techno” kültünün yayılımı konusunda bayrağı taşıyan diğer ana figürler bu ilk çıkışın izlerinin üzerine ilerlediklerini gözlemleyebilirsiniz.


Kültürel değişimin hızla Atlantiğin diğer yakasına ulaşması ile müziğinin alternatisiz çağrısını duyurmayı başarır. Juan Atkins, 90’lı yıllar içerisinde R & S, Tresor gibi techno’nun kabul görmesinde yayınladıkları plaklar ile pek çok şeyin doğru anlaşılmasını olanaklı kılmış etiketlerden çalışmalarını yayınlamaya devam eder. Pek çok prodüktörün tamamen yazılımlarla şekillendirdiği bir müziğin aksine bugün halen analog müzik aletleri ile müziğini oluşturmaya devam etmekte. Model 500 ile son yayınlamış olduğu çalışmalardan “Starlight” EP’si ile (1995 tarihli “Deep Space” albümünde yer alan çalışmanın yeni düzenlemeleri ) bu hafta programımız içerisinde yer aldı.

Deepchord, Echospace projelerinden tanıdığımız Rod Modell ve Mike Schommer ikilisinin kurucusu olduğu echospace[detroit] etiketinden yayınlanan çalışma için ikilinin alternaif düzenlemeleri ile bir Juan Atkins “tribute” çalışması olarak ön bilgiyi geçebiliriz. Karaltılı bir ses örgüsünün hızlandırılmış zil sesleri ile beraber dönüşmesi ile kotarılmış “orjinal” versiyonu takiben, Soultek’in ambient görüngüsüne paralel bir biçimi denediği biçimlendirme, kıstassız bir biçimde dub techno’nun Akufen, Deadbeat gibi minimalist yönünü eşeleyen isimlerce üretildiği günleri yâd edebileceğiniz epik Deepchord düzenlemesi; matematiksel bir vurguyu saniyeler içerisinde dönüşler ile hatırlatan ve eski orjinal versiyonu’da belirgin bir biçimde ön plana çıkartan “Detroit” Echospace versiyonu kısa çaların ses geçişlerini de çok iyi kotardığını ortaya çıkarıyor. Bu düzenleme ve editlerin yanı sıra da programın açılışında dinletmiş olduğumuz ve sadece “sessiz bir kurguyu barındıran” deneysel bakış açısına haiz Echospace Dub versiyonu kollektif bir dans müziği dinlencesi içerisinde kendinize ara sıra izin verebileceğiniz dinlence anları için güzel bir temayı tanımlıyor. Model 500 ve dolayısıyla Juan Atkins müziğin aslolan temas biçemlerini şekillendirmeye devam ediyor. Türün bağımsızlığını ve yenileşmesini de ardıllarından çok önce kestirerek genişlettiği kurgularda yeniden tanımlayarak. Keskin ve net mesajları barındıran müziğini bugünün dinleyicilerini hala etkileşimi içerisinde bırakarak...

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Model 500 Juan Atkins
Juan Atkins At Myspace
Juan Atkins Interview By Christopher Çolak
Between The Notes UR
Model 500 At DEMF 2007
The Black Dog
The Black Dog (Fans) At Myspace
Niederflur At Myspace
Titta At Myspace
Silenzio.Tv
Autist At Myspace
SCSI-9 At Myspace
Mirko Aurich At Myspace
Fous De La Mer
Toby Tobias At Myspace
Rekids
Shackleton
Samim At Myspace
Müzikyeniler 1 Etkinliği Garajistanbul'da

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;

info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm

http://deuss-makina.blogspot.com/

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8

>>>>>Info Go-R-Sel
...In My Eye... http://aaronkovach.bloggerteam.com/
© 2007 http://aaronkovach.bloggerteam.com/

>>>>>Poemé
Önceleyin - Cemal SÜREYA

Önceleyin bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
Şarabın yanısıra felekte bir cumartesi
Gözlerin, onun ardından yüzün, dudakların
Sonra herşey çıkıp geldi.

Yeni çizilmiş gözlerinle namuslu, gerçek
Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben aldım masanın üstüne koydum kuralları

Herşey işte böyle oldu önce

Thursday, August 02, 2007

Deuss Ex Machina # 178 - Deeparture No Só Longo

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_178_--_ Deeparture No Só Longo

30 Temmuz 2007 Pazartesi gecesi yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Jeff Samuel-Fire (St.Sebastian’s Adrenal Remix) (Poker Flat Recordings)
>2<-Dilo-Ave Fenix ([a]pendics.shuffle Sub For Hubs Remix) (LesIzmo:r)
>3<-Mark Broom-Nightmare (Material Series)
>4<-Taylan-1914 (Original) (Living Records)
>5<-Novatek-Normal (Tongut)
>6<-Funzion-Betty & Diane (silenzio.tv)
>7<-Italoboyz-Viktor Casanova (Lee Curtiss Remix) (Mothership)
>8<-Jörg Burger-Polyform 1 (K2-Kompakt)
>9<-Efdemin-La Ratafia (Dial)
>10<-Aril Brikha-More Human (Peacefrog Records)

Deeparture No Só Longo Bölüm(178) – Karşıtlık Bir Tolere Edicilik Değildir, Yıkımı Kendi Kendimize Çağırmaktır. Temelsiz ve Biçare Öteki Değil Varolan Asıl Olabilmek, Oldurabilmek (NocturNA)

>>>>>Bildirgeç
Sessizlik. Koskoca kalabalıklar içerisinde kendini alelade bir biçimde yalnız kalmış hissettmek. Etkileşim içinde olmaya çabaladıkça giderek yalıtılmışlığın, enikonu şekillere mengenelenmiş „somut“ ayrışım anları. Bir „tiz“ çığlığın dahi yeri göğü birbirine kattığına şahit olunabilecek yerküre içerisinde bangır bangır bağırırken bile „sesin“ kaybolması, yeknesak bir biçimde rutine karışması. Sessizlik, cansiperane değil kayıtsız kalmak zorunda olduğumuz öyle çok problemin birikimi yüzünden kabullendiğimiz gerçekliğimiz. „Sıfat“ olarak kullanmaya bir alışıldı mı keskinleşen, giderek yara üzerinde etkisi „Placebo“ halini alan bir çözümleme. Öyle bir durumdur ki „sessizlik“ kimi zaman ait olduğun kültürü tanıtabilmek gayesi ile yola çıktığında karşına çıkar koskocaman bir duvar olarak. Tepkileşimi, ateşe verilmiş bir tutucu kavgacılık olarak algılamaya devam ettiğimiz müddetçe karşımıza daha çok çıkacak „yalıtkan“. Öyle ki bir müddet sonrasında artık her bireyin bir duvarı ve kendi üretmiş olduğu kakafonisini kimselere duyuramayacağı bir özerk „sessizliği“ olacak. Hemde ütopik değil %100 Güzel ve Dahi bir gerçeklikte.

Müziğe düşünsel bir mana yükleme erki içerisinde oluşturmaya çabaladığımız bu haftalık bildirgeç dizinimiz içerisinde sözel ağırlığı itibariyle limitleri zorladığımız da oluyordur; Sevgili Okurlar. Ancak bu iletkiler içerisinde ses’i yansıtabilmenin en makul yollarından biridir yazı ile tanıtmak (affınıza sığınarak). Okuduğumuzu etüt ettikten sonra müziklerin enginliğinde kendi rotalarımızı belirleyebilmek. Hiç kuşkusuz ki çoğu zaman bir „entellektüel boşaltım“ olarak tanımlanmış, akademik tez sınırlarını zorlayan bir ifade biçimine „mümkünse“ hiç girmemeye çalıştık. Uzun tümceler her daim sözcümüz oldu Deuss Ex Machina’da; ancak, edebiyatımızın engin birikiminden bir demet ilham alarak bir „Pulp Fiction (üç otuz kuruşa satılan, dünyevi hakikatlerin sansürsüz hikayeleri)“ öznesi olmak, belki bazılarımızın hala hatırladığı bir „fanzin“ kültürünün kısılmış sesini, günümüzde yansıtabilmek için „flaş flaş flaş“sız günlükler derlemeye çabaladık. Kültürel gelişimin sadece „kült bir komün“ içinde değil, aramaya sebat eden her dinleyici için „eşikten“ kolayca sızmasını sağlayabilmek işbu „ses“ bağlaçlı yazılarımızın devamlılığını sağladı.

„Sessizliğin“ alt kültürler içinde de varlığını hissettirmesi, alternatifin alternatifi olan „elektronik müziği“ yansıtabilmek için iki kere daha çok çabalamamız gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Üretimlerin günden güne artarak artık önü alınamaz bir ivme ile yoğunlaştığı şimdinin müziğinde, bağlaç oluşturma, sadece hazmedilmiş olanı değil aynı zamanda daha deneysel tavırlar üzerine yoğunlaşma, kes yapıştır değil orjinalitesi ile bir şeyler anlatma peşinde olan prodüktör / sanatçı / gruplardan derlemeler ile „sesin“ varlığını daha gür bir biçimde paylaşabilmek, dinledikçe ortak olarak yeni tınıları keşfedebilmek en büyük kazanımımız olacaktır.Deuss Ex Machina’nın bu hafta yayınlanmış olan 178.bölümü içerisinde de yukarıda değinmeye çabaladığımız elektronik müzik disiplininde „minimal techno“ yüzeyleri arasında „sessizliği“ alt etme çabası içerisinde olan çalışmalar içeriğimizi oluşturdu.

„Sessizlik“ temaşası içerisinde kendi yollarını çizmeyi başaran isimler arasında bizden isimleri de dahil etmeye devam ediyoruz. Elektronik müziğin ülkemiz sathında hüsnü kabulü ve dinlenebilitesi bazı sınırlar ile belirlenmiş olarak algılansa da, devamlılığı ortaya koymaya çabalayan ve bu yolda ilk günkü özveri ve ilgiyi barındıran her bir yeni ses üreticisi çalışmaları ile ülkemizin kollektif müzik arenasında biraz daha söz sahibi olmasını olanaklı kılıyor. Bu hafta önerimiz olarak (parça dizinini kontrol ettiyseniz de fark edebileceğiniz üzere) yıllardır İstanbul sahnesinde „techno“ neferliğini elinde bulunduran Taylan Yılmaz’ı sizlere takdim ediyoruz.


Alternatif bir kültürün harcının atıldığı bir şehri-Stanbul’da elektronik müziği iyi anlaşılır bir form haline dönüştürme konusunda aktivist bir kimliğin sahibi Taylan. Sanat’ı hayatın merkezine almış, müzik ile de kendini en iyi ifade biçimine kavuştuğunu belirten bir isim. Müzisyen kimliği ile tanınmadan önce, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde sanat eğitimi alır. Çizime olan yatkınlığı ile on yaşından bu yana ilüstürasyonlar ve resimleri ile pek çok ulusal yayında çalışmaları yayınlanır. Müzik ise Taylan Yılmaz için sanatı ile gerçek bir bağlaçtır, öyleki 1998 yılında „Techno“ ses erimi ile tanışına kadar çeşitli yerel topluluklarda enstürmantalist yönünü geliştirme imkanı bulur. Techno’yu „Olağan ve klişelere bağımlı olmayan, artistik kimliğini en doğru biçimde tanımlandırmasını olanaklı kılacak, seslerin kombinasyonu ile bilinmeyenin dehlizlerini arşınlatabilecek bir izlek“ olarak betimler.

(((godet))), Magma, Filter, Uniq gibi elektronik müziğin takipçileri ile ilk buluştuğu mekanlarda DJ’liğini deneyimlemesi neticesinde ilk büyük çıkışını 2003 yılında düzenlenmiş olan Phonem Elektronik Müzik Platosu içerisinde gerçekleştirir. Techno müziğin imdisinde birer marka olarak tanımlanan „Schranz“ akımının mimarı olan Chris Liebing ve Alman techno sahnesinde bir rol model olarak yer almış, ürettiği parçalar ve ortak çalışmalar ile geleneksel olanın ötesinde bir kültürel cezbedici konumuna yükselmiş bulunan Monika Kruse ile festivalin kapanışında İstanbul’un sesinin en az onların üretimleri kadar etkileyici, farklı bir potanstan duyumsatmayı başarır. Bu ikili dışında Dave Clarke, Umek, Percy X, Gaetano Parisio, Stanny Franssen gibi „techno“ duayenleri ile beraber performanslar gerçekleştirir.

2004 yılında kendi müziğini aracısız bir şekilde yaymayı amaç edinen, gerek Bruno Pronsato, Savas Pascalidis, Bangkok Impact, Rennie Pilgrem gibi tür ve tarz ayrımı olmaksızın iyi müzik icracısı olan sanatçıları konuk ederek, gerekse de yerli pek çok DJ’in ilk performanslarını gerçekleştirmesi ile elektronik müziğin tarif edilenin dışında gerçek yönlerini ortaya koyan setlerin / performansların gerçekleştirildiği „Auf Club“ın temellerini atar. İki sene boyunca müziği merkeze alan dinleyiciler için farklı bir keşif noktası oluşturan mekanın nihayete ermesi ile prodüksiyonları üzerinde yoğunlaşır.

Bu çalışma dizininin son halkasını Londra yerleşkeli Dub Kult’ın (Neilon Pitamber) Living Records etiketinden 1914 EP’si oluşturur. Müzikte farklı açılımları yakalamayı ve yeni üreticilere bir şans tanınması konusunda uzmanlaşmayı amaç edinen Living Records’un müzikal kataloğu içinde Taylan Yılmaz’ın çalışması ilgiyi üzerinde toplamayı başarıyor. 1914, geçtiğimiz yüzyıl içerisinde Dünya’nın şekillenmesi açısından en önemli dönemeç olan Politik ve İnsani açıdan birer hesap düşümünün gerçekleştiği yıla bir göndermeyi barındıyor. Etiketin tanıtım bildirgeçinde belirttiği üzere sesler ile oluşturulan mizansen içerisinde zihinlerimizde birer geri dönüşü ve karaltılı günlerin izahına ulaşabilmek için gerekli olan tüm materyallerin parçalar dahilinde bizlerle buluştuğunun altı çiziliyor. Program içerisinde yer vermiş olduğumuz endiüstriyel tınıları, minimal techno’nun karasuları dahilinde dans edilebilir bir kurgu ile kotarıldığı 1914 (Original) düzenlemesi vaat edilen iyi müziğin tanımlandırmasını gerçekleştiriyor. Plağın A yüzünde ise dinamik alaşımı ile dans ettirir bir kurguya dönüşen 1914 (Rework) parçası yer almakta. Kesik kesik dönüşler ile döngülerin eklektik bir biçimde „techno“ modunu eşelediği, epik bir düzenleme olarak değerlendirebiliriz. Bir diğer bakış açısını ise Undesigning (Remoov) albümünde Süpermatik ile çalışmalarını yayınlamış Randoman’ile keşf ediyoruz. Düzenlemenin plağın geri kalanı ile bağlantısı da gözlemlenerek, daha seri ve techno’nun verimliliğini ortaya koymayı amaçlayan bir çalışma olarak çalışmanın plak versiyonunu tamamlıyoruz. Bu çalışmaya ilave olarak da Living Records’un bir geleneği olarak her bir çalışma için bir adet mp3 formatında şarkı dinleyicilerin beğenisine sunuluyor. Taylan Yılmaz’ın da çalışmasının bir b-side olarak değerlendirilebilecek, idmtronika „Sometimes“ parçası resmi siteden indirilebiliyor. Ezcümle, Taylan Yılmaz elektronik müzik konusunda emek sarf etmeye devam ediyor. Sebat ettiği müzikal formların genel geçer bir ilgiyi değil var olması gereken seviyeye ulaşması için ülkemizde çaba sarf eden bir kaç emektardan birisi.

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Jeff Samuel At Myspace
Jeff Samuel At Ghostly Int’l
Dilo At Myspace
Dilo a.k.a Elephant Pixel At Igloo
LesIzmo:r
Mark Broom At Myspace
Materialseries At Myspace
Taylan Yılmaz
Taylan Yılmaz At Myspace
Living Records
Living Records At Myspace
Randoman At Myspace
Novatek At Myspace
Funzion
Funzion At Myspace
Italoboyz
Italoboyz At Myspace
Jörg Burger
Efdemin At Myspace
Dial
Aril Brikha At Myspace
Aril Brikha “Ex Machina” Album Review At Proodos

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;

info[at]dinamo.fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo.fm

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8

>>>>>Info Go-R-Sel
http://krikis.aminus3.com/
© 2007 Yannis Krikis

>>>>>Poemé
Dans Adımları Atarak Dans Yuvarlağının Dışına Çıkmak
Lale MÜLDÜR

Sonsuza dek daha küçük kadrajlara bölünerek
ilerleyen bir aynanın kendi sabit merkezine
doğru yaptığı iç yolculukta geride bıraktığı
tek şey
bir jet uçağının sesi
cıhar-ı yek

Çocukken çizilen renkli patates mühürleri gibi
ah evet şimdi o çocukluğun ay-ışıklı gecelerinde
olduğu gibi dantel yapraklı selvi ağaçlarının
serin nefti yapraklarına gözümüz takıldığında
zeytin ağaçlarının sesini duyar gibi olduğumuz
yani onlar cırcır böceklerinin eşliğinde
serin akşam şarkılarına başladığında
akşam sefaları gecenin getireceği
binbir kötülükten ürkerek eve yani
kendilerine doğru bir yolculuğa çıktıklarında
arazöz geçtikten sonra
dış kapı önlerine su döküldüğünde
kurabiyeleri bir an evvel karabilmek için
büyük bir ciddiyet ve sabırsızlıkla
ev ödevlerine oturulduğunda
bir taşra gelini duvağı ile birlikte
motosikletin arkasına oturtulduğunda
sevgilim
will you come stepping out with me?