Wednesday, January 16, 2008

Deuss Ex Machina # 197 - El Día-El Mundo Salió

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_197_--_El Día-El Mundo Salió

14 Ocak 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Nine Inch Nails-Guns By Computer (Saul Williams Remix) (Interscope)
>2<-Nine Inch Nails-The Beginning Of The End (Ladytron Remix) (Interscope)
>3<-Björk-Declare Independence (Mark Stent Instr.) (One Little Indian)
>4<-Alamaailman Vasarat-Kyyhylly (Silence, WolfGang Records)
>5<-Alamaailman Vasarat-Katkorapu (Silence, WolfGang Records)
>6<-Fatima Spar & Die Freedom Fries-İstanbul… (Geco)
>7<-Fatima Spar & Die Freedom Fries-Kızılcıklar Oldu Mu? (Geco)
>8<-The Klezmatics-Goin’ Away To Sea (Jewish Music Group)
>9<-The Klezmatics-Pass Away (Jewish Music Group)
>10<-Ashura-Dereler (Kalan Müzik)
>11<-Ashura-Bak (Kalan Müzik)
>12<-Peter Murphy & Mercan Dede-My Last Two Weeks (Metropolis)
>13<-Norrda-Infinite Face (Akkiraz Müzik)
>14<-Norrda-Circles (Akkiraz Müzik)

El Día-El Mundo Salió Bölüm (197) – Günden Gece Ayrıştı, Fezadan Yıldızlar Uzaklaştı, Gün Dönümüden Arta Kaldı, Sesler Bir İleri İki İleri Üç Tıkırtı (NoKSaNN)

>>>>>Bildirgeç
Yağmur, belli belirsiz perçemleri ile yerkürenin üstüne düşen gözyaşı taneleri. Kâh yüksek perdeden, kederinden ve kasvetinden yoğunlaşarak gelişen ürkütücü, kâh bir melankoli anına tekabül edebilecek kadar edebi, dingin bir sessizlik ayarlayıcısı. Çözümlenemeyen dünyevilik içerisinde karşıt konulamaz bir düşün sahnesinin baş faktörü, yek aktörü. Yaması çoktan paramparça olmuş bünyelere de bir durup soluklanma-mola sağlayıcısı. Kalender olmaya niyet edilse de her seferinde eskisinden de beter bir biçimde zincirlerine bağlı kaldığını belli eden megapol labirentlerinde ırayabilmek, gönülden olmasa bile gözlerden çoktan uzaklaşmış geçmiş kareleri, hat’ra düşmek için hep bu anları bekler. Bekler ve kollar, yüzüne çarptığı beşerinin zihninde bir ara açılım sağlama çabasıyla, istemsizce ve öylesine.

Sonuca doğru kesinliği ve netliği ile görece diğer şartların da tamamlanmasıyla beraber yağmur ve kasvet, iç çözümlemelerin de kolaya bağlanmasını sağlar. Bir melodik aksın içerisinde kendi halinde döne döne gelişen, titreştikçe aklın izanın alamayacağı gizleri ortaya çıkartan bir senfoni imgelemidir, yağmur. Önceden tasarlanmadığı için, tıpkı hayatın çıkmaz yollarına ulaştığımızda yaşadığımız tereddütler gibi bir endişeyi de beraberinde getirir. Kurguya yer yoktur ve herşey alabildiğince gerçektir. Örneklemek gerekirse, bir gürültü tecrübesinde (dinlence veya izlence) duyduğumuz ara frekansların sertliği ve uyarıcılığı kadar birbirine paralel bir sistemi beraberinde taşır. Yüzünde ve zihninde bitmek bilmeyen o çağrışımların, eskinin tozlu sayfalarına gömüldüğünü sandığımız onlarca küçük detay şimdi’ye ve o âna getirir.görünür kılar.
Var etmeye, üzerinde düşünmeye çaba sarf ettiren her tümce ile ilişiği oluşturabileceğimiz bir yaşamsal değeri de üzerinde taşır yağmur ve bulutları. Elden ayaktan çekilen ortamın sessizliğini fırsat bilen karaltı buğusunu ve büyüsünü salmak için de bu anı kollar. Korku kavramı bile alelade bir biçimde pusun sınırlarından yüzünü göstermek sahnesini odaklayabilmek için çaba sarf eder. Öteki beriki bir yana, gül ibrişim diğer; meseller ve masallar katı ve kural tanımaz bir biçimde ötekileşen/tirilen suretlerin yüreklerini tedirgin eder. Korku dediğimiz kavram da bütününe baktığımızda insan yapısı, ten çarpıntısı. Kadarajı biraz daha zorlayabilirsek, günlük yaşantının içine dahil müdahelede bulunabilecek kadar derin, derin olduğu kadar yıpratıcı bir ayrıntı. Çişil çişil yağan yağmurun damlalarında kendi yüzünü saklayan bir dem ötesi, bir araf sahnesi.

Nitelikleri ile doğruyu aramaya meyil ettirmeyi bir kenara bırakıp kaosun ve sürümcemede bırakılmışlığın sesi de yükselir bu çoklu mizansenlerin azıcık azıcık sahnelerinde. Sahnelendiği yörelere özgün karakterler ile karşılaştırılabilecek, esef duyulacak, korku salacak, kokusunu ıratacak, yitirip kaybedilecek onlarca farklı şey söz konusudur ki, canım yurdumda neresinden başlamak isterseniz, ipin gerisi bir halat yumağının içinde kördüğüm olmasından kelli, izleyici olarak kendinizi soyutlamak durumunda kalırsınız. Kilidinizi daha bir sık kontrol edersiniz. Teşebbüs ederken düşünmek yerine, kurgulandığını uygulamak için pillerinin takılmasını bekleyenlerden sakınmak içindir. Yağmur aynı zamanda, her ne kadar istesek de mozaik neki mermer o mermer zihniyetinden ayrılamadığımızı, bir bütün dahi olamadığımızı ve gül gibi geçinip gidemediğimizi de hatırlatan sahnelerin de duyurucusudur. Çişil çişil acı ve gözyaşıyla katmerlenerek…

Tekdir edilmekten berhava olmuş personalar’ın düşüş anı olarak da sinematografik bir çözümleme sunabiliriz ya da sezebiliriz. Dört köşesi keskinleşmeye meyil etmiş, katılaşmaya yüz tutmuşluğun karşısında doğanın da yanıtıdır yağmur. Kâti kurallara bağlı kalmadan anlık değişkenlerle yolunu çizmeye gayret eden bünyeler için ferahlatıcıdır. Hiç şüphesiz ki, bir zaman gelecek içlerinde beselenen kinden başka bir beşerilik taşıyamayanlar da ortak çıkarsamalarda birleşmeye zorlanacaklar. En azından kani olanın arasında görünebilmek için çaba sarf edecekler, diye ümidimizi muhafaza ediyoruz. İnsanlığın şekilcilikten, senden benden önce insana sahip çıkabilmesi için de çaba sarf etmeye devam edeceğiz. Yağmur’un kuvvetini kontrol etmesi gibi, dikkatli ölçülü ve paylaşımcı.

Deuss Ex Machina ile ulaştırmaya ve en azından göz ucuyla da olsa anlatabilmeye çabaladığımız onlaca konudan bir diğeri olan yaşamsal açılımlar için metaforlar,geçmiş dilli kalıplar, sözler ve çişiltileri kullanmaya devam ediyoruz. Hatsız ve bağlantısız, mevcudu korumaktan öte yeni birikimler eklemleyebilmek için ortak çabanın gereksinimine eskisinden de çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Bundan önce yayınlanmış olan 196 kısım tekmili birden neşriyat ve umarız bundan sonra yayınlanacak olan programlar ile bağlayıcılığı ve güncel hayatın getirilerinden bizlere düşenler için yeterli açılımları gerçekleştirebiliriz. İletip çoğaltabiliriz, öğrenemediğimiz pek çok konuyu dert edip paylaşmaya devam edebiliriz. –biliriz-bilir-iz.

Türler arası bir bağlaç oluşturabilme gailesi içerisinde olan ve geçtiğimiz Pazartesi akşamı da yukarıda bahsetmeye çalıştığımız konulardan hareket ederek, öykünerek, sesler arasında demlenerek bir seçki oluşturmaya çalıştık. Disiplinlerin görece en kolay hazmedilebilir olanı olan müziğin, musiki ile kakafoni arasında gerilmiş bir düzlem arasında titreşimler bu hafta bizlere ortak oldu. 2006 yılında yayınlamış oldukları “Zirzop” albümleri ile hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi için; düşlerden ses veren, geçmişin sesleriyle günümüzü köprüleyen bir müzik icra eyleyen Viyana’lı Fatima Spar & Die Freedom Fries ekibini haftanın önerisi olarak sizlerle paylaşıyoruz.

Günümüzde dinlemiş olduğumuz enstrümantal yapılandırmaları ile caz müziğinin sınırlarını, yetiştiği ara noktaları, ekleme ve çıkarsamaların denendiği ve caz müziğinin tüm alt kollarının da bir şekilde bağlı bulunduğu bir yer New Orleans. Toplumsal gelişime paralel olarak siyahi sanatçıların kendilerine has yorumlama becerilerine, o zaman için çok farklı bir denklem (belki de bir bilinmeyen) olan kıta Avrupa’sından gelmiş enstrümanlar ve müzisyenlerin üretimleri ile bütünlenmesi neticesinde kitleleri de etkileyen, eğlendiren bir müzikal form ortaya çıkmıştı. Yıllar sonra Viyana’da Fatima Spar (Vokal), Alexander Wladigeroff (Trompet ve Flugelhorn), Andrej Prosorov (Soprano Saksofon), Milos Todorovski (Akordeon), Philipp Moosbrugger (Kontrbas) ve Erwin Schober (Davul)’den müteşekkil ekip de bu köklerden derlenmiş, ama ilerisini de tasarlayarak yeniden, yeniden türetmeler ortaya çıkartmaya çalışan bir müzisyen kollektifi.

Modernleşme evresi içerisinde kendi özünü de kaybetmeden koruyan ve kollayan bir yapılandırma bütününe sahip olduklarını ilk elden iletebiliriz. Ulaşabildiğimiz kaynaklara göre 2004 yılında yayınlamış oldukları ve bugün dinlediğimiz “Zirzop” albümünün de habercisi olan demo kayıt ile müzikal serüvenleri başlar. Grubun vokal kısmını yüklenicisi olan Fatima Spar’ın haricinde geriye kalan üyelerin tümünü kapsayan Freedom Fries ise türlü çeşit ayrımcılıktan bir diğeri olarak Amerika’da yaşayan Fransızlara karşı uygulandığı dönemde “French Fries”ın yerine önerilmiş tamlamaya gönderme yaparak kimliksizleştirilmelere karşı gerçek bir özgürlüğün altını çizmeye çalışıyorlar.

Bu bağlamda alabildiğince geniş bir perspektif ile caz külliyatında da yer alan sözünü sakınmayan öncüllerine de bir saygı besledikleri sonucuna ulaşabiliriz. Bir de unutulmaması gerekli önemli bir diğer nokta da neredeyse elektronik hiçbir eklemeye girişilmeden tamamen akustik yapılandırmalar ile parçalar oluşturulmakta ve canlı çalışlar hakkında da yeterli verileri dinleyicilere ulaştırmakta. Bu müziğin giderek steril bir hale dönüştüğü günümüz çehresinde azınlık konumuna düşmemesi için de gerekli olan bir önerme. Yeniden şekillendireyim derken ve/veya sentez oluşturabilmek için girişilen pek çok çalışmanın devamlılığını sağlayamayan bir problem bütünü varlığında Fatima Spar & Freedom Fries zor olan yoldan hareket ederek, cesurca deneylere girişiyor.

Ekibin, canlı dinletiler sırasında oluşturdukları sinerjiyi “Zirzop”albümünün neredeyse tamamına yakınında hissedebilmeniz de cabası. Gruba dahil olan isimlerin hemen hemen hepsinin farklı çalışlar ve gruplarda geliştirdikleri enstrümantal yönelişimlerin, türler arası geçişleri de müziklerini kolaycıl ve bir o kadar da eğlendirici kılmayı başaran bir diğer unsur olduğunu belirtelim. Caz müziğinin sınırsızlığından hareketle, çingene müziklerinden, punk’a, balkan ezgilerinden, türk folk müziğine, bossanova’dan klezmer’e ve hatta organik drum & bass’e uzanan bir müzikal kolaj karşımıza çıkmakta. Albümün kaydının gerçekleştirildiği üç haftalık dönem boyunca da bu sentezlemenin daha iyi netice verebilmesi için verilen uğraşın neticesi tam kıvamında bir dinletiye ulaştırıyor biz dinleyicileri.

Akordeon’dan yükselen hüzünlü bir nağme ile girişin ardılında saklanmış bulunan çoklu ses partisyonunun bizleri balkanlar üzerine yönlendirdiği ve albümle de aynı adı taşıyan “Zirzop” parçasıyla dinlence başlıyor. Bir tekerleme düzeneğinde ilerleyen sözler ile “Fatima Spar”ın vokali, düşlediğiniz bir biçimde kendi çıkarsamanız için muğlakta bırakılıyor. Caz’ın orkestral yorumlarıyla ilerlemesinde katkısı yadsınamayacak olan swing türüne güzel bir örnek teşkil edecek modern bir yorum “Egyptian Ella”, fıkırdar durur yüreğim şiarı ile uzun bir kışın ardında yeniden uyanan insanın baharı karşılamasını işleyen “Bosa Noga”, 1997 tarihli Squirrel Nut Zippers’ın Hot albümünde yer alan Blue Angel’ın kuvvetle muhtemel en iyi yorumlarından biri de “Zirzop” albümünde yer alıyor.

Klezmer’in yüksek temposu içerisinde birbirilerine paralel giden kurgusunu referans olarak gösterebileceğimiz, İstanbul… darf nicht Wien werden son birkaç senede önemli bir ivme kazanan yer altı ses örgüsünden de tadımlık bir cevheri barındırıyor. Keşan yöresinde çokça söylenegelen bir türkü olan Kızılcıklar Oldu Mu? parçasında yapılan by-pass ile Gotan Project havalarına girizgahlık edebileceğiniz yorumu, albümün ülkemizde daha da dikkatli kulak kabartılmasına yol açan önemli bir çıkışı gerçekleştiriyor.

Fatima Spar ve şürekası, kollektif bir çalışma geleneği ile modernist yaklaşımı tümlemeye gayret ediyor. Kulakların aşina olduğu ses kümelerinden, caz’ın dolambaçasız düz hatlarından yorumlamalara girşiyor. Yalın ve sadeliğin arasında, özellikle canlı performanslarda görsel bir tamamlayıcı da olan megafon kullanımı ile yukarıda örneklemeye çalıştığımız türdeşleri ile de barışık bir izlek ortaya çıkartıyor. Çişilti gibi ince, narin ve dahası çok yeni olmalarına karşın yıllardır süregiden bir birleşime sahipçesine müzikal kökleri bağlantılayarak…

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...


Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[at]dinamo[dot]fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo[dot]fm

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Silence/D - By Lumasehttp://www.flickr.com/photos/lumase/1400770595/
© Lumase http://www.flickr.com/photos/lumase/
Fatima Photo's

>>>>>Poemé
Yalnız - Friedrich NİETZSCHE

Haykırışan kargalar
Darmadağın uçuşuyor kente doğru
Nerdeyse yağacak kar
Yeri yurdu olanlara ne mutlu!

Donmuş kalakaldın,
Hanidir gözlerin arkada!
Boşuna kaçışın, ey çılgın,
Kıştan uzaklara!

Dilsiz ve soğuk binlerce çöle
Açılan bir kapıdır dünya!
İnsan senin yitirdiğini yitirse
Bir yerlerde duramaz bir daha!

Sen şimdi solgun, sarı
Kış gurbetlerine lânetli,
Hep soğuk gök katlarını
Arayan bir duman gibi.

Uç git, kuş, söyle ezgini
Issız çöl kuşlarının sesiyle!
Göm, gizle, ey çılgın, kanayan kalbini
Buzların, alayların içine!

Haykırışan kargalar
Uçuşuyor kentten yana, dağınık:
Nerdeyse yağacak kar
Yeri yurdu olmayana çok yazık!

Çeviri: Behçet NECATİGİL

No comments: