Friday, January 25, 2008

Deuss Ex Machina # 198 - Klang vs Deuss Ex Machina

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_198_--_Klang vs Deuss Ex Machina

21 Ocak 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Guest: Seda Niğbolu / Klang / Açık Radyo 94.9 (http://klangkomplex.blogspot.com/ )

>0<-Hrant Dink’in Sesinden-Su Çatlağını Buldu-(Tililili Projesi)
>1<-Tobias Lilja-My Authority (Subtractivelad Remix) (n5MD)
>2<-Opitope-Mist On The Sea (Spekk)
>3<-Logreybeam-Muado (Type Records)
>4<-Rutger Zuydervelt & Jeroen Vandesande-V Is For Vampire (Remix By Ben Frost) (Machinefabriek White Label)
>5<-Volcano The Bear-She Vang Moon (Beta-Lactam Ring)
>6<-Autistici-Broken Guitar, Discarded Violin (12k)
>7<-Yair Etziony-Sunburned (Spekk)
>8<-Keene-Stroked Trees (Poeta Negra)
>9<-Machinefabriek-Stofstuk (Greg Haines Remix) (Machinefabriek White Label)

Klang vs Deuss Ex Machina Bölüm (198) – Çehre Değişiyor, Günler Dönüşüyor, Ses Dehlizlerinde Yaşam Işığı Duyumsanıyor, Kör Karanlığa İnat (BrEAUnK)

>>>>>Bildirgeç
Mutsuzluk, tamim edilip görüngüye dahil edilmiş bir açmaz. Şekilden şekile, haleti ruhiyeden hatların karıştırıldığı denizlere uzanan, esneyen, bir nebze de olsa sekteyen gündelikliğin getirisi en zor olan yanlarından bir diğeri. Özümsenmeye başlanmış ile katık edilmiş ruh biçemlerinin belirli bir karâra göre uygulanıp yaşanıldığı modern zamanların belirsiz bağlaçlarından. Kötümserlikten bir ramak evvel, endişelerden bir tutam sonra; kıvılcımını almasının ardından şekillenmeye başlayan ve dimağı belleten, tutup oto kontrol’e bağlatan bir yansıma. Özünde kaybolmuşluk, imdimizde yalnızlık ile beraber en çok kotardığımız, kullanmaya çalıştığımız, alışamadığımız tanımlama ya da ötesi.

Kabul görülür ile kadir bilir olanın çelişkilerini yansıtan bir ayraç mutsuzluk. Teknolojik gelişmişliğe paralel olarak adımlanan her yeni basamakta, içimizden geldiği gibi olmak yerine daima oyunu kurallarına göre oynamak zorunda kalmış bünyelerimizin verdiği ekranı mavi kendisi kara durum çubuğu. Anlayış göstermeden, öteleyip, tepkilselliğimizi ortaya koyamadan alışılmış olana itaat etmenin neticesini ortaya çıkartan bir durum. Yalnızca bu kadar da değildir, özellikleri ve içeriğine eklemlenebilecek detaylar ile koskoca bir hayatın tadını kaçırtan bir ayrıntıdır, mutsuzluk. Randevusuna sadık kalmak konusunda modernizmin dijital kadranlarından bile daha sahici bir hızda ve kararlılıkla ulaşır, tam salisesinde hayat sahnesinde rölünü oynamaya başlar. Kabih-ül vech…

Kendi rolünün de suflörü olur aynı zamanda mutsuzluk. İmtina ve özen ile dahil olduğu bünyede açmaz ve çıkmaz sokaları mimleyen bir çıkarsama ile diyaloğu tarumar ederek görevine başlar. Biçimsel olarak ruhi bir durum söz konusu olsa da aslolan gerçekliktir ve sahici bir seviyede zorlayıcı, zamanı durdurabilecek kadar kesin ve işlevsel bir duruma işaret eder. Yaşadığımız günlerin heyhulası ve griliği ile beraber birleşince de tefekkur’e uzanan bir yolculuklar bizleri beklemektedir. İcazetsiz bir dahillikten, en derinlerinde karşılaştığımız acımasızlığın resmini ortaya çıkartır. Seri ve ayraca gerek duymadan, olduğu gibi tekmili birden tek gösterimde. Mutluluğun resmini yapabilir misin? diye sorulmuştu Abidin Dino’ya, sanırız mutsuzluğun resmi daha kolay ortaya çıkartılabilirdi. Esnemekten bir çare kalmış bünyenin dışarıya vermesi gibi, tavizin ve sessizliğin sonuna kadar gitmeye çalıştığınızda elinizde ve avucunuzda kalan son inanışlarınızı, sevgilerinizi ve en önemlisi ümitlerinizi de istemesi, mutsuzluğu ele avuca sığdırılabilir ve belki de resmedilebilir bir hale dönüştürmesini kolay kılıyor. Simsiyah bir tablonun içerisinde Edward Munch’un betimlemesi “Scream”in alacalı bir versiyonu gibi, giderek çoğalarak, azınlığı ve azlığı yok ederek…

Madih bir metot izleği de ortaya çıkar bölüm aralarında, anlık kesintilerde. Sessiz ve usulca ilerleyen günlerin akışına da bir müdahaledir bu aynı zamanda, düz yoldan ayrılıp sapa tâlilere uğramanın zamansızlığı gibi, usulca değil paldır kültür. Dünyevi biçem içerisinde kendimize edindiğimiz doğruların da deneme sınavıdır,çoktan seçmeli başlıklarda bir testus iki bilinmeyenli denklem vesiarinde dahil olan açılımlar ve açıklamalar gibi. Kendi içinde ve içerisinde ayrışmaya başlayan sessizliklerin de topaçlayıcısıdır mutsuzluk aynı zamanda. Tâli sessizliğin yıkımında kendini bir daha gösterir biçime kavuşturması bizleri zorlayan muhabbet kıvrımlarına ulaştırır. Düşüncenin ileri geri salınılmasından, en kolay şekli ile sunulmasına kadar zorlanan bünyeler için daha bir kazık sorun halidir. Açmazlığın daraltılmış yollarında kıstırılmış bireylere özgün ve içeriği azaltılıp, çoğaltılabilen tahrip gücü ayarının gözetiminde. Duvara çarpıp geri gelen bir ses bir çığlık kadar sahici bir vurgu ile…

Enikonu yaşamsal olan hemen hemen her şeyi bir birbirine bağlayabileceğiniz bir duraksama anı mutsuzluk halleri. Ümitsizliğe kapıldığınızda beni çağırmaktasınız diyecek kadar kendini tartıp, farklı kisvelerle karşılaştığımızda hazır ve nazır olma durumu da biraz bu betimleme gibi özneyi kolayca ele geçirebilmesi, yaşamsallıkla ilintisinin ne kadar içli dışlı olduğunu belgeliyor. Farklı yazın kuramı ile Chuck Palahniuk’un kitaplarında ilettiği, özgür olabilmek için umudu yitirmemiz gerekliliği gibi, mutsuzluk da bir nebze ilerleyebilmemizi sağlayabilir mi? Henüz yanıtı açılımsız kalmış bir düşünce yumağı. İptidai bir veryansından çok gerçek bir zaman ve düşün zafiyetinin ortaya çıkartıcısı olduğuna kâniyiz sadece. ve saliselerce…

Müziğin yaşamsal olanala ilintisini ve ilişkisini irdeleyebilmek çabası içerisinde olan Deuss Ex Machina geçtiğimiz Pazartesi akşamı yayınlanan özel bölümünde yukarıda irdeleme çabası içerisinde bulunduğumuz halet-i ruhiye karşısındaki tepkiselliği barındıran örneklerden bir izlek ortaya çıkartmaya çalıştı. Makina’nın daimi ve düz bir hattan ilerleyen bir kolaj olmaması için konuklarımızın da katkısıyla ve yeni önermelerimizi paylaşma çabasında bu hafta Açık Radyo programcılarından Seda Niğbolu bizlerle beraber oldu. 2007 yılının Mayıs ayından bu yana deneysel üst başlığına haiz, drone, ambient, illbient, folk, psychedelic, noise,abstract ve minimal alt türlerinden kolajlardan oluşan, çığır açıcı dinlenceliğinden (her Pazar 23.00) bir seçki ile oluşturmaya çabaladığımız eklektik bakışıma, özgün yorumları ile katkıda bulundu. Parça dizininde de görebileceğiniz üzere, sessizliğin derinlerinde kopan fırtınalardan, gürültü dehlizlerinde yapılandırılan ses enstelasyonlarına uzanan, derinlemesine bir müzik analizi ortaya çıkartmaya çalıştık. Elektronik müziğin, yaftalandığı tüketilip atılan bir form olmadığının ayırdına ulaşabilmek için; program içerisinde sözlü talimler gerçekleştirdik.

Birbirleri içerisinde geçiş noktaları ile alternatif ses erimleri arasında en geniş deneysellik potansiyelini barındıran disiplinlerden biri olan elektronik tını üreticileri arasından sizlere bu hafta Autistici’yi takdim etmek istiyoruz. Kurgulanmış olan müzik ile gerçek hayatın çiğiliğini bir potada buluşturan, soyut denemelerden, somut ses çıkarsamalarına kadar uzunca bir rotayı prodüksiyonlarında işleyen prodüktörler arasında ismi şimdilerde daha da sık duyulmaya başlayan bir müzisyen; Autistici aka David Newman. Gündelik hayat akışının içerisinde fon oluşturan seslerden beslenerek ve bu gözlemlerden edindiklerini çalışmalarının zemininde kurgulayan, zihinsel bir dönüşüm gerçekleştirip seslerle bir eden bir tasarımcı. Tam tanımı da bu sanırız; ses tasarımcısı.

Birbirlerinden ayrıştırabilmek zor olsa da, Autistici’nin üretmiş olduğu müziğin sınırları; somut müzik, alan müziği ve ambient gibi dinleyicinin de işin bir parçası olduğu disiplinlerle örtüştüğünü belirtlemeliyiz. Bütün bunlar, tekrarlamakta da faydası olan; sadece dinlenecek bir çalışma prensibinden çok, dinleyicinin de işleyen ses örgüsünden çıkarsamalar yapabileceği bir çeşit beyin jimnastiği olgusuna da haiz işleyişlere ulaştırıyor biz dinleyicileri. 2003 yılı sonunda, internet üzerinden özgür müzik ve yeni sanatçılara bir çatı olmak vasıtasıyla kurulmuş Hippocamp net etiketinden Autistici’nin “On A Beach Of Pure Data” kısa çaları yayınlanır. Bu ilk çalışma olmasına karşın, doygun sinyal seslerinin çağlamalarından, kesintisiz bir kimsesizülkesi müziği’ne ulaşan ara açılımlar ve çoğul katmanlar ile dinleyicilerle buluşur.

Kompozisyon oluşturma sürecinde elinde bulunan tüm materyalleri, form içerisinde uygun anlarda içeriğe dahil ederek yeni katmanlara ulaşma yönteminin yansımalarını kolayca irdeleyebileceğiniz “A Moment Of Incidentals” çalışması da 2004 yılında Kanada’lı Kikapu etiketinden dinleyicilerle buluşur. Auidobulb etiketinden yayınladığı çalışmalar ile ismini duyduğumuz Disastrato’nun “C.... Must Be Protected” parçasına yapmış olduğu düz veri çeşnili düzenleme ile bu tanımlamanın içeriğine de uygun bir çalışma olarak kulak kabartabileceğinizi belirtelim. Bütün bu bahsettiğimiz çalışmaların bir diğer özelliği de bedelsiz bir biçimde bilgisayarınıza indirebileceğiniz örneklerden müteşekkil olması. Elektronik müziğin deneysellik ile olan serüveninde pek çok can alıcı özelliği ve yeni üretimi ortaya çıkartan önemli bir basamak olan net etiketlerinin bu disiplinler arası ses taşıyıcılığı ve tanıtma işlevselliğine baktığımızda “Autistici” gibi pek çok kişiye özel ses / müzik üreticisini bizlerle tanıştırdığı aşikâr. Sınırlandırmalardan öte, bir yerde hayranlık duyularak ve üretilmiş olan sesleri paylaşarak bir veritabanı oluşturmaya çalışan alternatif çıkarsamalar ile bugün dinlediğimiz pek çok elektronik tının da köklerini daha iyi algılayabilmemizi kolaycıl kılıyor.

Ses ile olan serüveni küçük yaşlarda elektronik oyuncaklardan, teyp çalıcılarını kurcalamaya, klavye ile tını oluşturma çabalarından piyano’nun özgün akustiğine uzanan bir gözleme dayalı olan Autistici’nin müziği de bu biriktirmelerin karşılığını fazlasıyla karşılaştırıyor. İnsansı olan doğal sesler ile makinelerin komutlar ile gerçekleştirdiği sanal ses kümeleri arasında bir ara nokta ortaya çıkartmaya çalışıyor. Kimi zaman dingin ve mutlak bir sessizlik ile kimi zaman da giderek daha bir hoşnutsuz ve mutsuz hale gelen modern insanın keşmekeşlerine de dikkati çekerek, sert ritim ayrıştırmalarıyla. Bunun en son örneği olarak da Deuss Ex Machina’nın eski güncelerinde sizlerle paylaşmış olduğumuz bir alternatif sesçi olan Taylor Deupree’nin 12K etiketinden yayınlanmış olan “Volume Objects” albümü ile ilgili notlarımıza geçelim.

Minimalizmi eserlerinde; zamansız, doğal, basite indirgenmiş, dinleyiciyi kolayca etkisi altına alan estetiksel bir bakışla işleyen, bir kelimenin çağrıştırdıklarından uzunca bir müzikal izlek ortaya çıkartabilen Deupree’nin müziğine de yakın duran bir ses erimi “Volume Objects” de kulağımıza çalınmakta. Autistici’nin kaydı darlatılmış bir alan içerisinde hapsedilemeyeck kadar çeşiti ve çeşnisi bol bir ferahlığı barındıran bir dinlencelik. 12k etiketinin bugüne kadar yayınlamış olduğu albümlerin izlerini barındırsa da David Newman’ın müziğinin bir özetini de barındıran elementler ilk dinleyişte hatıratınıza yerleşiyor. Çok basite indirgenmiş bir sesin içinden bile onlarca farklı yöne açılabilecek kompozisyon tamlamaları, ses yığınları ve kurgu geçişleri güncel hayatın az biraz ötesinde bir vahanın ses enstalasyonunu çağrıştırıyor. Mutsuzluğun özerk bir hal aldığı koşuşturmacalı günceyi daha da yavaşlatan, fark edilmesini sağlayan bir tempo akışı ile…

“Volume Objects”in açılışında melodikası ile bir ninniyi çağrıştıran, dinleyicinin günlük telaşesinden biraz da olsa uzaklaşabilmesini sağlayan “9 Volt Tree Battery” ile çalışmanın derinlerine doğru serüvende ilk adım atılıyor. Durağan bir temponun, geliş gidişlerle paralize edildiği; kuş sesleri ile gerçek bir doğa tasvirinin ortaya çıkartıldığı minimal akustik “Wire Cage For Tiny Birds”, program içerisinde de yer verdiğimiz ve uzunca bir süredir karşılaşamadığımız kadar “acı” metaforunu açıklayıcı bir kompozisyon çalışması “Broken Guitar, Discarded Violin”, minimal çoğaltımın bir seviye ötesinde teknoya kavuşmasının eşiğindeki akışı irdeleyen “Human Form” süresi dahilinde gerilimi çok iyi tetkik ederek sorunlar karşısında beşerilerin durumunu da gözler önüne seriyor; yoğun ve küme küme ses örnekleriyle. “Attaching Softness To A Shell” da dokuz dakika civarındaki seyrüseferi içerisinde bir yokoluşu, gizden arındırarak ve deniz’in orijinal seslerini de duyurarak açılımlamaya çalışan bir örnek olarak albümdeki yerini alıyor.

Autistici, düz giden işlerin tersine bir yoldan dinleyicilerle buluşan bir prodüktör. “Volume Objects” ve tüm diğer kayıtlarında sesin aldığı veya eklemlenebildiği her perspektif içerisinde özgün bir yorumlama gücü ortaya çıkartıyor. Çözümlemesinde çok da basitçe gelebilecek veya fark edemediğimiz onlarca kelimenin, durumun analizini çok da naif biçimde dinleyicinin beğenisine sunuyor. Anlaşılır ve özgün önermelerle. Stockhausen’den, John Cage’e, Miles Davis’den Brian Eno’ya uzanan bir ilham kaynağı listesinden esintilerle. Elektronik müzik dinleyeceğim diyerek imtihana giren bir öğrenci gerginliği yaşamak zorunda kalınmadan da deneysellik ile harman olunuyor. Seslerin rehberliğinde…

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Sesli Hrant Dink Yazıları
Seda Niğbolu At Klang

Klang At Açık Radyo 94.9
Autistici
Autistici At Myspace
Autistici Interview By Larry Johnson At Earlabs
Autistici At 12k
Autistici At Virb
Tobias Lilja
Tobias Lilja At Myspace
Opitope At Kualuk
Spekk
Spekk At Myspace
Logreybeam At Type Records
Rutger Zuydervelt aka Machinefabriek
Machinefabriek At Myspace
Volcano The Bear At Brainwashed
Volcano The Bear At Myspace
Yair Etziony At Myspace
Yair Etziony At Boomkat
Keene At Poeta Negra
Keene At Igloo Magazine

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[at]dinamo[dot]fm - http://www.dinamo.fm/ - misak[at]dinamo[dot]fm
http://deuss-makina.blogspot.com/

Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Sadness - By Azchael
http://www.flickr.com/photos/azchael/145679976/
© Azchael http://www.flickr.com/photos/azchael/
Autistici Photos Courtesy From;
http://www.12k.com/autisticiLarge.jpg
http://www.discogs.com/image/R-1088768-1200315467.jpeg
http://www.longina.com/visor_fotos/imagenes_teletipos/kpu064.jpg
http://www.discogs.com/image/R-828976-1163022899.jpeg

>>>>>Poemé
Muleta – Edip CANSEVER

Geçtikti bir gün hani
Ormandan ve aydınlıkların fısıltısından
Kenti görmeye gittikti yağmurda
Yürüdüktü dar sokaklarda saatlerce
Girdikte sonunda yanık yağ kokulu
Çinko tezgahlı bir meyhaneye
Göz göze geldikti sevimsiz bir papağanla
Demiştin o gün bana, anımsıyorum
Ah, acısız boğulabilir insan.

Eylüldü, mavi dönemiydi sanki Picasso'nun
-Denize inen atlılar-
Sonra sonra Guernica ve
"Chat et oiseau"
Yıl bin dokuz yüz otuz dokuz
Yas içinde bütün dünya
Şehirler yanmış yıkılmış
Gördüktü ne kadar yorgun
Ne kadar çaresizdi İsa
Ve demiştin bir gün, anımsıyorum
Mutsuzluk da boğabilirmiş insanı
Bir gün, akşama doğru, alacakaranlıkta.

Başını menekşeye koydu, uyudu
Bir güvercin çalılığın orada
Hani
Görmeye gittikti guneşli günde
Parkı ve ördekleri
Yıllarca sonra. Savaştan
Ekmek kırıntıları attıktı havuza
Bir elim omuzunda seyrettikti uzun uzun
Dünyayı ve çiçekleri
Nedense durgunlaşıverdindi bir ara
Çok değil, en fazla bir kaç dakika
Ve dedinki, mutluyken de boğulabilir insan.

İlkyazları sevmiyoruz artık, yaşlandık da ondan mı
Aşkımızı seyrediyoruz sanki uzaktan
Oysa yok biten bir şey aramızda, yok da
Hep aynı kalmıyor ki yakın duygular
Demiştin bunları bir bir, anımsıyorum
Mutlu da olsa insan mutsuz da
Her an yeniden yaratabilirmiş kendini
Demiştin, bir sabah, bir başka aşkla.

Sen ölüm !
Seni hiç düşünmeden yaşadık
Seni hiç düşünmeden yaşayacağız bundan sonra.

Kaynakça: İlk Yaz Şikayetçileri Nisan 1984

No comments: