Friday, April 11, 2008

Deuss Ex Machina # 208 - Gekommen Und Spiel In Unserem Hinterhof

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_208_--_Gekommen Und Spiel In Unserem Hinterhof, Hören U. Entspannen Sich Bald Oder Später

07 Nisan 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Guest: Battle Of The DJS Crew & Winner Timur John Çağlar
>1<-Hercules And Love Affair-Raise Me Up (DFA/EMI Records)
>2<-Hercules And Love Affair-Blind (Album Version) (DFA/EMI Records)
>3<-Ben Mono Feat.Yo Majesty-Hit The Beat (Lorenz Rhode Remix) (Compost Records) >4<-Knee Deep & DJ Spen-Gotta Have House (KD Anthem Mix)
>5<-Guest: Timur John Çağlar Live Set ----Tracklisting Unavailable----

Gekommen Und Spiel In Unserem Hinterhof, Hören U. Entspannen Sich Bald Oder Später Bölüm (208) – Tutulmuş, tüm geçitler karaşın sınırlarımızda, özgünlüğümüzde Boyunda tek bir halka ister eğlen ister ağla (Noizzz)


>>>>>Bildirgeç
Oturaklı ve tumturaklı bir çehrenin yıllar yılı tenkitleriyle sabitlediği hayat döngüsü içerisinde kendini yeniden bizlerle buluşturduğu anların seceresini tutan, dönüştüren bir aracı birimden bahsetmek istiyoruz. Olguların şekillendirilmiş yansıtmalarına karşın bir çeşit ön birikimin getirdiği tanı ve davranış biçimlerini kapsayan bir kelime olan « Mizansen »e sözü getirmek istiyoruz. Sav ve savunulanın belirli örneklemeler ile hafzalamıza yerleştirdiği teyakkuz durumlarında elimizi sağlam tutabilmeye yardımcı bir aracı. Sessizliğin ve çok sesliliğin farklı tezahürlerinde, birbirinden çok farklı görünür olsa da hemen hemen aynı kuramları, dertleri, olguları bağıra çağıra [usul usul…vs. doldurabileceğiniz diğer tüm örnekler okurun takdirine bırakılmıştır nokta] konuşamamak, derdini anlatamamaktan muzdarip modern beşerilerin bir nevi sığıntı ve avuntu kaynağı haline dönüşebilen olgulardan birisi olarak kısaltabiliriz tanımı. Bilincin belirli bir çizgi ile oyuna dahil olacağı anlarda, önyargıların tutsak ettiği üstelik çoğu zaman aynı hatalara düşmemizi kolaylayan ve boyunduruk gibi ağırlığı günden güne artan yargıları paralize edebilen, hiç mi olmadı tefekküre daldıran çıkarsamaları da « mizansen » in barındırdığını sözün sırası gelmiş iken belirtelim. Anlık bir yardımcı değil aynı zamanda bizimle şekillenen, yoğrulan ve evrilen bir çıkarsama.

Kelimelerin sıraları ile oynanageldiğinde, farklı olduğu kadar içte biriktirilenlerin de en iyi biçimde yansıtılmasını sağlayan mizansen, bir yerde elimizdeki büyük kozları da idare edebilmemizi sağlar. Tek bir hamlede bütün oyunu, burada doğru kelime hayat olarak da düşünülebilir, imgelerin sınırlandırılmış, katıcıl kütleleri ile doğru olduğunu defalarca tespit ettiğiniz açılımları birbirlerinin karşısına çıkartabilmeyi de, bu vesileyle ortak paydaya ulaşabilmeyi de deneyebileceğimiz bir aparat haline dönüşür, evrilir. Söz dizilimleri sırasında müdahil olduğumuz veya dert yandığımız konulardaki açılımlar, düşüncelerimizi paylaşabilmemizin önünde engel teşkil eden, acaba diğerleri ne düşünür ? problematını da otomatikman erişilmez kılıyor. – Hazır burada tüketilmişi varken yeniden fikir türetmek zordur, alın bunu tepe tepe kullanın kolaycılığına da bir yanıttır aynı zamanda bu benzersizlikler arasında tahliller gerçekleştirebilmek, savları tartışabilmek [deja vû] Üstünkörü, veryansınlardan ibaret bir durum teatrisinden çok daha sahici bir kulvardan gerçekliğe olan yakıştırmalar, keşifler de algıyı daha kolay yönetebilmemize olanak sağlar. ‘Sırrın’ sahteciliğinden uzak gerçek hayat feylezofisi ile bağlantılı bir deneyimleme imkanı ve gözlemi de, tüm kokuşmuşluğa inat modern yaşantıda da kaçış noktalarımızın tümden elden çıkmadığının altını çizer. Şarkıda belirtildiği üzere « …benim hala umudum var… »

Zincirleme bir ilerlemenin de bağlantılandırılabileceği, elimizin altında da bulunan pek çok kaynakta da yer alan bu mukayese edebilme imkanı, bir örnekleşmiş de olsa aynısının tekrarından çok, kişiselleştirilmiş versiyonları oluşturabilmemizi de sağlar, değerli okur.lar. Muhetviyatı üçyüz-beşyüz kelime dağarcığına sınırlandırılmış, giderek bir örnekleşen tasvirlerin, sesini çıkartma sen de sürünün bir parçasısın diyalektiğine de sıkı sıkıya bağımlı bırakıldığımız güncelimizin içerisinde belki de alternatifi oluştur, kurgula, türet anlayışının gizil anahtarıdır, mizansen. « Sınırlı Sorumlu Mikro Yapı ve Etkileşim Kooperatifi ». Algımıza yerleşmiş bulunan kimi bazısı zorunlu, kimi pek çoğu tedirgin edici ayrıntılar, hızı bir türlü kontrol altında tutturulamayan gündemin içinde karşımıza çıkmakta. Hatıratımızı çağrıştırmakta, boyalı basının kendinden menkul değerleriyle mükemmelleşmiş !!! üstadlarının kalemlerinde, giderek balık hafızalı olmak zorunda bırakılan bünyelerimize direktifler olarak porsiyon porsiyon servis edilmekte, anlaşılırlığı değil tüketilebilirliği daha fazla olduğu için daha çok sevilebildiğine kanaat getirilen değerlerin üzerine üzerine oynanarak, düşündürtmeden sonuca ulaştırmaya çabalanarak, sonrası hiç kesitirilmeden kesin yargılarak varılarak. Neticesine baktığımızda da bu zaten bize hasıl olmuş, kanıksanmış bir mizansenin bir parçasıymış gibi tanışık gelmesi de son derece doğal. Hijyenik.

Düz mantığın kolayca hatim ettirilebilir örneklemlerinden, yapılandırmaların tek sesliliğinden feragat edebilen düşünceler, kendi « mizansenimiz » için yeterli olan bilgi akışını da sağlayacaktır. Bu öylesine hasıl olmuş, öngörülebilir ve tüketilmek için hazır paketlerden ziyade, kolay olmayan ama neticesinde de öz’den bağlı kalınmış unsurları da yansıtan bir tümleyici haline dönüşmesi de deneyimlenebilir. Çağımızın teknolojik envanter aksamında yenilikçiliğin sonu gelmemesine karşın, bir sonraki adımımızı nasıl atabileceğimiz konusunda dahi tereddüte düşebilen bünye için, yararlı bir çıkarım da beraberinde gelecektir. Öylesine kelimelerin sözlük anlamlarında değil, ardılında bırakılmış olana, esas meselemiz olan hayat’a dair de kestirme çözümler beraberinde, imaja odaklanılmış içeriği koftan çağrışımların da yavaş yavaş önemini yitirmesine yol açacaktır. Bilgiyi harman eden ve geleceği öngören çıkarsamaları yapabilenlerin sahiciliğinde ve rehberliklerinde…

Bu minvalde, iletilen öğeler, birbirlerine paralel giden söz dağarcıkları, betimlemeler ve bütün bunları kapsayan, ulaşılabilir bir aracı olan müzikten feyz almaya devam ediyoruz. İçeriksel dönüştürmelerinden, farkında dahi olmasak da bütünleştiğimiz, kendi çıkarımlarımıza da ortak kıldığımız açılımlardan yeni « mizansen’ler» türetme çabasına olabildiğince devam ediyoruz. Ayrıntılardan beslenen, tek bir türe bağımlı kalmadan yeni türetmeler için zemin hazırlayabilen ses elementleri Deuss Ex Machina’nın çatısını oluşturdu. Geçtiğimiz pazartesi akşamı canlı olarak sizlere ulaşan programımız içerisinde de, önermelerimize bir yenisini daha ekledik. Radyo Boğaziçi tarafından bu sene ikincisi düzenlenmiş bulunan Battle Of The DJS yarışmasının ardında yer alan ekipten Fidan ve Dilara’yı ve The Hall’de gerçekleştirilen final gecesinden birinci olarak ayrılan Timur John Çağlar’ı konuk ettik. Eklektik seslerin yamacında dolaşıma çıkmış bir müzik dinleyicisinin, kariyerinin başlangıcına tanıklık ettik. Yaklaşık yarım saat civarında seti ile de « house » takısına sahip olan seslerden mükkellef bir dinletiye ortak olduk.
Sesin naif halleriyle olduğu gibi bırakıldığı elektronik tınılardan, dans müziğinin kök ve kökenlerine uzanan bir çeşitleme ile programın ilk bölümünü gerçekleştirdik. Güncelin hızında yok olup gittiği varsayılmış olsa da, bugün dinlediğimiz elektronik müziklerin başlangıç noktalarını teşkil eden akımlar arasında yer alan disko, funk ve house türleri arasında bağlantılar kurgulayan bir ekibi sizlerin beğenisine sunuyoruz. Alaşım ve alışkanlıkların çıkış dönemleri, haricinde, birer tüketim çılgınlığı kampanyası altında lanse edilerek « trend » olarak tescillendiği günümüzde, Andrew Butler ve şürekasının tanımlamaları, izledikleri kurgular, türetmeler başlı başına bir geçmişe dönüşü ilan ve ikrar ediyor. Kimden bahsettiğimiz çok aşikârdır sanırız, New York’un modern müzik mabedine, « debut » kayıtları ile pek çok kritikten olumlu eleştiri almış bir ekip olan Hercules And Love Affair, alışkanlıklarımızı ve eski kayıtlarımızı tekrardan dinleme ihtiyacı doğuran bir dinlencelik manifesto ile zamanda yolculuğa davetiye çıkarıyor.

Bilindik tarz ve tür klişelerine sığınılmadan, ortaya çıkartılan ses elementlerinin zamanı ve mekanı belirsiz ‘mizansenler’ haline dönüştürülmesini imgeleyen bir kolaj karşımıza çıkmakta. New York sanat sahnesi üzerinde birbirleriyle bağlantılı pek çok disiplin için verimli bir ön sağlama imkanı tanıyan, modernist aynı zamanda ses kolajlarında ütopik yaklaşımların dahi bir şekilde normalize edilebildiği çalışmaların, projelerin kaynağı, üniversite çıkışlı bir isim olan Andrew Buttler’ın çeşitli performanslar için düzenlediği çalışmalar ile temellendirdiği bir proje « Hercules And Love Affair ». Pitchforkmedia sitesinde Philip Sherburne’ün kaleminden çıkan eleştiri yazısında değindiği, Fact dergisine Andrew Buttler’ın vermiş olduğu söyleşiden alıntılayalım : ‘Gino Soccio’nun ‘Runaway’ parçasının Kraftwerk’ün tarzı ile harman edildiği bir kesit’ olarak tanımlandırılabilecek bir kolaj, geçmiş ile hala bağlantılarını korumaya hevesli bir dinleyicinin üreteç olma yolundaki serüvenini daha kolay algılayabilmemizi olası kılan açılımları ile Buttler’ın müzikal çizgisinin de ana hatları yavaş yavaş şekillenmektedir. Geçtiğimiz sene yayınlanan « Sound Of Silver » albümüyle derdest edilmiş bir dans-rock füzyonun nice yönlere uzanacağını kanıtlayan LCD Soundsystem projesinin James Murphy ile mimarlarından olan Tim Goldsworthy’nin de co-prodüktör olarak albümün sadece « disko » özlemi duyan yetişkinlere hitap eden bir hatıra kaydı olmasından daha fazlasını sağladığını, şarkılar arasında geçilen ses dehlizlerinde kimi zaman bir tamamlayıcı haline dönüşen ritimlerin, kimi zaman da iyice temposunu yitiren ve solisti ön plana çıkartan bir melodram yansımasına uğrayarak tekdüzeliği aştığını belirtelim. Böylesi bir güncelleme ile elektronik müziğin de giderek tekdüze aynı alaşımlardan kotarılmış ve makinelerin hakimiyetinde bir form olmasından daha sahici bir estetiğe ulaşıldığının altını çizelim. Disko’nun gözde olduğu dönemlerden kalma bir alışkanlık ile eril yakıştırmaların, deri kıyafetler, altın takılar gibi fetiş objesi hallerinden ırak, « haylazlık kotası henüz tamamlanmamış » ürkütücü disko müziği neşriyatçıları kumpanyası olarak, bizahati kendilerince ifşaa edilip tescillendiklerini belirtelim.Ortaya çıkan kolajı daha da şevklendirici bir dinleti haline dönüştüren, türün gereği, bir nevi olmazsa olmazı olan vokal performanslarında da, 2005 yılında yayınlamış olduğu ikinci uzun çaları olan « I’am A Bird Now » ile modern güncenin, çözümlendirilemeyen insani problemlerinden dert yanan, tam tanımlandırılamayan bir acı tümletmesi halinde teorileri paylaşan Antony & The Johnsons grubundan, Antony Hegarthy ; debut kaydı « Lost In Lust » ile ‘Sade ile Wu-Tang Clan’dan RZA’nın harmanı bir vokal olarak sesini duyuran Nomi ve takı tasarımcılığının yanısıra DJ’lik ve vokalistlik yapan bir başka New Yorker Kim Ann Foxman ile Hercules And Love Affair’in düzeneği tamamlanıyor. Hercules And Love Affair’in başlı başına bir alamet-i farika olmasına yol açan nedenler arasında gösterilen, vokal çeşitliliği rutini yerine getirmekten uzak, farklılığı sağlayan ses deneylerine ulaşan, melankolik, sahici bir dinlencelik ortaya çıkmasının da anahtarını oluşturan diğer bir etmen olarak söz edilebilir. Albümün başlangıcında yer alan, disko öğesinden feyz almasına karşın daha sakin bir giriş öznesi halinde duran balearic vurgulu « Time Will » Hegarthy’nin ‘bana herşeyin en iyisi olduğum yalanını söyleyip durma’ çözümlemesi ile beraber modern ilişkilere de taşlamasını paylaşan bir dönüşüm gerçekleştiriyor siftah siftah. « Saturday Night Fever » soundtrack’inin yıllar sonra bulunmuş adaşı nizamında, kollektif vokaller, orkestral akustiği ve Cerrone’nin yaylı partisyonları vasıtasıyla ‘70li yılları günümüz dinlenceliğine taşıyan « Hercules Theme », Disko’nun sadece tek bir dahli, tek bir çıkarsaması olmadığı gibi, alternatif kesişimlere de daima açık olduğunu ibra eden, ‘Acid Devrimi’nin de 20.yılı vasıtasıyla bir nev-i saygı duruşu kabilinden de değerlendirilebilecek introsundan, geçişlerde kulağımıza çalınan Chicago House’a bağlanan, yetinmeden de pan flüt sesleri ile koral bölümlerde takviyeye giden bir ‘anthem’ « You Belong », disko’nun house ile keşiştiği seksenli yılların başındaki deneyselliği, Arthur Russel, Giorgio Moroder gibi bu işlerin piri konumundaki prodüktörlerin, şarkılarının yansımasına dönüştüren, Kim Ann Foxman ın vokallerde yer aldığı « Athene » albümün gözlemciliğini de kulaklarımıza taşımayı başarıyor.
Andrew Buttler’ın verdiği mülakatlardan birinde değindiği üzere « Disko artık, ucuza kaçan bir düğün aperatifi olmaktan çok uzaklarda » betimlemesi ile albümden çıkmış olan ilk kırkbeşlik olan « Blind » parçasına geçiyoruz. Antony Hegarthy’nin grubu ile beraber türettiği çalışmalardaki, kolu kanadı kırık, hayat mücadelesinde, sevi / çekince / üzüntü denklemlerinden uzakta, çok daha olumlu bir performans sergilediğini ortaya çıkartan « Blind » muhteviyatı ile tüm yukarıda değinmeye çalıştığımız, giderek birbiri içerisinde kördüğüm haline dönüşen ilişkileri, eleştirel bir yaklaşımla mercek altına almamızı olası kılıyor. Chk Chk Chk’den Tyler Pope ve Automato’dan Andrew Raposo oktavlık bass hatlarını [disko’nun alameti farikalarından] düzenlemekle ortak oldukları kayıt, kesin köşelerinden ziyade eklektik bir kurguyu tanımlandıran, Sezar’ın hakkı Sezar’a « House »un mahşeri Warehouse günlerini yâd ettiren bir kolaj haline dönüşüyor. Durağanlaşan unsurlar ve tabii ki sesler de Hercules And Love Affair’in çalışmasında yer almakta. Bunu bariz bir şekilde irdeleyen, endüstriyel yaklaşımların minimize edilmesine karşın sofistike bir pop alaşımından çok daha fazlasını barındıran , ağıt topaçlaması « Easy », gerçekliğin acı yönlerini umursamadan, kendi ayakları üzerinde durabilen, dosdoğru işaretlemelere ve yön tayinlerine ihtiyaç nedir bilmeyen, şimdinin Dünyasına ütopik gelebilecek bir vahayı imleyen, Kompakt’ın disko füzyon maestrosu Justus Köhncke’nin kayıtlarına paralel bir kurgu « Raise Me Up », 80’li yılların konga ve vokal harmanını, synthesizer’ın köprülemesi ile Chic gibi disko’nun ahir zaman kıdemlilerine « ithaf » eden bir yönergede ses veren « True False, Fake Real » ile albüm nihayetleniyor.

Hercules And Love Affair, geçmişin birikimini yeniden elden geçirerek modernize ediyor. Disko’nun taşımış olduğu zihin boşaltıcı, eğlendirici, yansıtıcı insani öğeleri son derece kıvrak alaşımlarla birer bilmece haline dönüştürüyor. Kesinleşmiş olan ise zaman ne kadar çabuk akarsa aksın, « mizansen » olsa bile bu tarz üretimler hayatı biraz daha olurunda yaşayabilmemizi kolaylaştırıyor. Enikonu cıncığı çıkartılmış olan pek çok olgudan daha hakikatli bir hayat dersi barındırıyor.

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Hercules And Love Affair At Myspace
Hercules And Love Affair Official
Hercules And Love Affair On DFA Forum
Hercules And Love Affair Review At Pitchforkmedia
Hercules And Love Affair Review At Reset!
Ben Mono At Myspace
Ben Mono Official
Knee Deep At Myspace
Knee Deep Official
DJ Spen At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[nospam]dinamo[dot]fm - www.dinamo.fm - misak[nospam]dinamo[dot]fm
Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8 ---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Blind Eyes Can Dream - By Psychonautfromatlant
© Psychonautfromatlant’s Photos

Hercules And Love Affairs Photos Courtesy From Belowed Sites
H & L A

>>>>>Poemé
Yıldızların Altındaki Kağnı – Valeri PETROV

İki köhne bıçkıhane dağın orda.
İner eski Bukova yolu köye doğru.
Gecenin içinde gıcırdar durur
tahta yüklü yedi kağnı.

Arkada, karanlıkta, yan yana,
ilkokul öğretmeniyle arabacı,
yol alırken tütün içer laflarlar,
seyrederek evreni, yıldızları.

"İnanasım gelmez benim sen ne desen,
Samanyolu yıldızlardan nasıl olur.
Tanrıdır rüzgâr estiğinde gökyüzüne biçim veren.
O saat has buğdayın ince çiçeği savrulur."

Susar öğretmen, dinleyerek
yaşlı adamın dediklerini bir bir,
ve tahtalara uzanmış dalar
binlerce yıldıza.

Hep aynı ezgiyi söyler tekerlekler tek düze,
bir rüzgâr eser Balkanlardan, savruk, kaygılı,
ve taşır gecenin içinde reçine ve ot
ve taze tahta ve tütün ve katran kokusu.

Karaltılar içinde her şey bir güzel:
Balkanlar ve kağnı, insanlar ve tahtalar.
Ağır ağır yürüyen mandalar kapkara,
ve gözlerini mavisi ışıl ışıl.

Çeviri: A.Kadir-Eray Canberk
Kaynakça

No comments: