Deuss Ex Machina # 210 - Ursprünglicher RAM Ist Verboten

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_210_--_Ursprünglicher RAM Ist Verboten

21 Nisan 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
>1<-Radiohead-Nude (Holy Fuck Remix) (Radioheadremix.com)
>2<-The Art Of Noise- Moments In Love (Caspa Remix) (White Label)
>3<-Claro Intelecto-Harsh Reality (Modern Love)
>4<-Claro Intelecto-Innocence (Modern Love)
>5<-Havantepe-Grey Days (Pronounce)
>6<-Anders Ilar-Colors Of Rain (Level Records)
>7<-Anders Ilar-Path To The Sky (Level Records)
>8<-Sten-Fortune (Dial)
>9<-Bergheim 34-Random Access Memory (Lost My Head Remix) (Klang Elektronik) >10<-Umut Baş-2224 (CD-R)

Ursprünglicher RAM Ist Verboten Bölüm (210) – Hiç Bir Şey Eskisi Gibi Olamazdı, Kalmamıştı O İnsanlık, Kısıtlanmıştı Tüm İyi Niyetler. Fiil Elde Kaldı. (SpUOn)

>>>>>Bildirgeç
Olguların, fikirlerin ve bunları besleyen yegane etmen olan düşünselliğin henüz ham hallerinden yola çıkılarak, bilinmedik sınırlarda türetilmesini, kullanageldiğimiz türlü çeşit metanın, klişe bir tabirle eşyanın tabiyatına zarar verilmeden, yorumlanabildiği alanı savlayan bir yol gösterici terime odaklanmak istiyoruz : ‘tasarım’. Kabul görmüş, belli ki standartlara bağlanmış, hayat akışı içerisinde yerini almış olana bir çeşitlilik sağlayabilme durumunun tasvirine odaklanan kelimeden. Tasarım, ilintilendiği ve döngülerin tamamlayıcısı olarak etiketlendirildiği zamandan bu yana yaratımın eşlikçisi olagelen bir kavram. Güncelliğin ve tetikleyicisi fütürizmin yıpratıcı etkileriyle giderek, ön tanımı yıllar öncesinden kesinleştirilmiş, kodların sadıklığına terk edilmiş, makinelerin insiyatifine bırakılmış olan mono-grafik tekdüzeliği aşabilmek için gerekli bir unsur. (deja vû) öylesine kolaylıkla hatim edilecek bir konumlandırma veya el kitabına sahip olmasa da us’un türetmeleri ile gerçeğe dönüşebilen ele avuca sığdırılabilen, kullanılabilir kılan metaforlar halinde de karşımıza çıkan bir bağlaç. Kısacası türevleri ve bakışımları ile zihninizde farklı odakları da imleyebilen, ortaya çıkan her yeni önermede farklılığı alışılabilir biçimlerde sunmaktan çekinmeyen bir devir daim karşımıza çıkıyor. Kesinleşmiş yargısallığın ötesinde anlama ve kavrayabilme için engin bir saha ortaya çıkartabilen bir platform haline de dönüşen, dönüştürülen bir vaha halini alıyor : ‘tasarım’.

Yaşamın kritize ettirdiği, çelişkinin kucağına koşa koşa sürüklettiği modern zamanların derya deniz insancıllığında keşif yapabilmenin de önünü açabilen bir platformdan dem vuruyoruz. Varolan nesnelliğin iyi kötü yanlarını tartabilmenizi, fikriyatınızı kendinizce daha doğru bir çizgi yardımı ile minimum rahatsızlığa indirgeyebilmenize yardımcı olan işlevselliği uygulayabilmenizi, algı kapılarının sınırlarında dolanıp duran ama akla yatkın gelmeyen önermelerin dahi bir süre sonrası kararlılıkla işlenebilirliğini ortaya çıkartan deneysel çıkarsamalara da olanak sağlaması açısından tasarım « farkında olalım, olmayalım » hayatın iç dinamiğini beslemeye devam eden bir aparat halini alıyor. Kademeler ve yönelişimler ne olursa olsun, herkes kendi mizacında bir yaratım sürecine ortak oluyor. Gündelikliğin tüm o nahif, kendi halinde, durağan akışı içinde dahi bütün bu çeşitliliği gözlemleyebilmek, örnekleyebilmek mümkün. Steven Sebring tarafından çekilmiş olan, Patti Smith’in anneliğinden, aktivistliğine, ozanlığından, dünü ve bugününe uzanan bir kolajı izleyiciyle buluşturan, « Dream Of Life » belgeselinde Patti Smith şu tümce ile işin özeti kabilinden bir nokta atışı gerçekleştiriyor, anlayana : ‘Hayat, bizim tasarladığımız, yolu kader, şans ve şanssızlıklarla kesişen bir maceradır.’ Yönelişimleri anlık tasavvurlar ile değerlendirip, kendi yolunu deneysellikle örebilen, yılmadan yeni ve yeniden kotarabilen bir yol gösterici, tasarımcı olarak Patti Smith’in sözü özellikle imdi güncesinde çok daha önem arz ediyor. Sabırsızlığın sınırlarında, zerre yaratıma yol vermeden, süratle kotasının tüketilmesi salık verilen hayatı daha anlamlandırabilmek için zihinsel tasarımlar yapabilmek, en azından çaba sarf etmek neticesi ne olursa olsun değmeyecek bir çaba mıdır ? değerli okur/lar.

Ya da hayallere yer vermeyen bir yaşam ne kadar gerçekçiliğini koruyabilir. Katı ve değiştirilmez kurallara bağımlı kalan/kaldırılan, öte yandan her denilene de evet demek dışında bir şık, seçme hakkı bırakılmayan yaşamsallık en nihayetinde kurgunun, pardon filmin de sonuna daha çabuk bir biçimde ulaşmamızı sağlamaz mı ? Değişimler için arada yaşanılan çelişkiler her bir adımda ortaya çıkan yeni yönelişimler, tasarımı ve onun yan unsurlarını hayati kılmayı da sağlıyor, sağlamasını gerçekleştiriyor (nokta) Derleyip toparlıyor. Üretim toplumu olmaktan, alabildiğince çabuk bir biçimde sıyrılıp tüketim toplumu haline dönüştürülen , durmaksızın değişimlerle beraber hediye olarak gelen adaptasyon süreçlerine sevk edilmiş personaların ön planda tutulduğu güncellik içerisine meyil ettirilmemiz de sonucu etkileyen hazır yanıtların sabitliğini sağlamıyor mu ? Birbirlerine dolambaçlı ve çözümlenemez bir biçimde bağlantılanmış, kör düğüm sarmalı olarak tahayyül edilebilecek bir tasarımın varlığından daha aşikar bir gerçek karşımızda değilse, çölde vaha mı görmekteyiz ? Buralarda. Topluca, körlemesine, şansımızı ve zamanımızı boşa heba edip, farkına varmamacasına…Hemen hemen 40 sene geçmiş olmasına karşın ’68 sloganlarından bir tanesi, kendi tasarılarımız için tasalanmamıza devam etmemizi sağlıyor. Sarardıkça güzelleşen neşriyat Roll’dan alıntılayalım : « Umudumuz, umutsuzlar ! » Fikri sabitlik yerini herhangi bir beis görmeden alternatifi seslendirebilenlere de yol verebildikçe, sanırız gerçek, daha kolay ulaşılabilir, tasarım daha iyi yönlendirilebilir bir temsil hakkı kazanmış olacak. Geçerli durumun sorgulanabilirliği daha da artacak, bilinmezliğini koruyor olsa da, öz türetimler hazıra buyur edilen çoğunluğun da menzilinden uzakta kalabilecek, sıfırdan kotarımlar yeni edinim ve kazanımlar olarak hanelerimize işlenecek. Belleğimiz ümidi yeniden tanımlayacak…

Yukarıda kısaltmaya çabaladığımız tasarımın, yeniden kotarabilmenin, nüanslar ile farklılaşabilmenin cephesinde, muğlaklığı aşabilmenin anahtarını barındıran müzik de bizlere yardımcı olmaya devam ediyor. Sözel biriktirmelerin münasip lehçelerle anlamlı kılınmasından, teferruat ve dertlerin üzerine tasarlanacak ve tasalanacak onlarca yön tayin çizgisi ortaya koyabilen, belki bundan çok daha fazlasını melodilerin çeşitliliği, ara bağlayışlardaki hüzün öğeleriyle tümleştiren yapılandırmalara taşıyan tını yumağı, ses haritasından ve stüdyolardan hayatımıza dahil oluyor. Müziği, manidar gelmesine karşın, büyükçe bir yüzdenin kanıksadığı, betimlemelerdeki ısrarlı ötekiciliği bir an olsun unutmamızı, tekil şahıs sorunlarımızın ortaklığını anlayabilmemizi de sağlayan bir tasarım olarak da değerlendirebiliriz. Deuss Ex Machina’nın geçtiğimiz Pazartesi akşamı canlı olarak sizlerle buluşan bölümünde, deneysel potasında bir kaç adım daha ilerleyebilmemize yol açmış/açacak müziklerden bir seçki ile bunu derinleştirmeye ve örneklemeye çalıştık. Tasarım kültürü ile doğrudan bağlantılanabilecek olan bu tarz çıkarımlar dahilinde, eklektik kurgusu ile müzikal dinlencede yeni odakları kulakların beğenisine sunan Mark Stewart ya da bilindik nam-ı ile belirtirsek Claro Intelecto’yu sizlerin beğenisine sunuyoruz.

Modifiye edilmiş bir bakışım ile desteklenmiş, kurgunun derinlerine saklı duran, sırası geldiğinde kolajdaki yerini alabilen müzikal yapılar ile alternatifi sağaltmaya çalışan bir prodüktör Claro Intelecto. Modern müziğin alternatif çoğaltımları konusunda seksenli yıllardan itibaren söz sahibi olmuş « Manchester » odağından çıkagelen, türettiği kolaj ve yansılar içerisinde, bunu belirli ayrıştırmalar, ses öğeleri vs. ile tanımlayan bir müzik sevdalısı. Sanırız en doğru tespit de bu olacaktır. Biyografik anlamda herhangi bir detaya ulaşılamamış olsa da sanatçı hakkında pek çok bilgi türettiği kayıtlar içerisinde kendini belli ediyor. Muğlaklık sıfırlanıyor. Claro Intelecto ile 2000’li yılların henüz başlarında kurulmuş olan, akıllı dans müziği’nin sınırlı sorumlu sahasının dışına da uzanabilen kayıtların peşinde bir serüveni vaat eden « Ai Records » çatısı altında ilk tanışıklığımızı gerçekleştiririz. Akıllı dans müziğinin kritik yüzeylerden beslenen deneyi bol kolajlarından, tanımlandırmanın içinde yer almasına karşın göz ardı edilen dans ettirme vurgusu üzerine de yorumları barındıran bir ferahfeza noktasına tekabül eden etiketten 2003 yılında « debut » çalışması ‘Neurofibro’ yayınlanır. Piyano melodikası ile başlayıp, durağanlıktan stabil bir elektro formuna dönüşen ‘Peace Of Mind’, mesken tutulmuş olan kırık ritimlerin girizgahsız, var edildiği biçimden elektronika ile harman edildiği ‘Percentages’, Fibla, Murcof, Michael Manning ve çok uzun zaman öncesinden Ricardo Villalbos’un müziklerinden hasıl olmuş « duygusallığı » içselleştirebileceğiniz, akustik enstrümanların yardımı ile de bir hikayenin içinde olduğunuz duygusunu iyice açığa çıkartan ‘Baudrillard’s Supper’ ve takipçisi olan deneysel tekno ‘Tria’ türler arası geçişlerde son derece başarılı bir prodüktörün müzikal yelpazesinden önemli bir bölümü oluşturmakta, yansıtmakta idi. Keza albüm içerisinde yer alan, « acid » tavrını model alan ‘Mono’ ve ‘Back’ ikilisi, tekno’nun yaygınlaşmasının fitilini ateşleyen « detroit » tavrını sonuna kadar kullanan, ‘Contact’ ve ‘Chicago’ parçaları « kulüp dinlenceliği » dışında da işlevsellik sağlayan birer önerme olarak, Theo Parrish, Derrick May, Kevin Saunderson gibi öncüllerin karakteristliğine paralel çıkarsamaları barındıran örnekleri ile 2000’li yılların önemli kayıtları arasında yerini alan bir çalışma olarak, ‘Neurofibro’ yu tescil ettirir.Böylesine genişletilmiş, alternatif bağlantılarla ve sıfırdan kotarılan çalışma ile ismini duyuran Claro Intelecto’nun yönelişimlerini daha derinlemesine işleyebileceği bir proje olarak tasarladığı, Andy Stott işbirliği ile temellendirilmiş dans müziğinin farklı odaklarından melodilerin çatısı haline dönüşecek « Modern Love » etiketi kariyerindeki ikinci önemli açılım olarak değerlendirilebilir. Sanatçının, 2002 yılında faaliyete geçen Manchester kökenli etiketten, başlı başına bir müzikal manifesto konseptine büründürülen yapıtları, kara plakların yardımı ile dinleyiciye ulaştıran bir merkez haline dönüşmesindeki katkısı ise yadsınamaz. İlk plağı 2006 yılının başında yayınlanmış olan toplamda 5 plaklık ‘The Warehouse Sesions’ dizisi ile melodramatik, kurgunun karaltılı yönlerinden beslenen techno ile minimalizmi birbirlerine tümleştiren yapılandırmaları dinleyicilerin beğenisine sunar. Minimal Techno müziğinin, diğer pek çok dans müziği formu gibi giderek orjinalliğinden uzaklaşıp, yayvanlaşıp, tekdüzeliğe uzanan bir evrenin içine dahil olduğu günümüz elektronik müziğinde, Intelecto formları ve müziği yeniden yeniden kurgulayarak, değiştirip, eğip bükerek ‘yeni’yi tasarlamaya çalıştığı izlek ile müzikal arayışlarda devamlılığın önemini bir kere daha ispat etmeye, davet ediyor.

Yaratıcılık konusunda olabildiğince verimli bir dinlencelik deneyimi sağlayan Claro Intelecto’nun ikinci uzunçaları olan « Metanarrative »de geçtiğimiz Mart ayı içerisinde yayınlandı. İsmi ile müsemma bir şekilde, meta anlatıcısı, hikaye betimleyicisi ve hepi topu 40 dakika içerisine sığdırılmış sekiz parçalık bir hayat güncesi olan albümde de bu minvalde çözeltileri daha önce sağlanmış olan müzikal formlar ve disiplinleri, farklı mizansenler dahilinde kurgulayarak paylaşıma devam ediyor, sanatçı. Çoğulcu ritimler ile yüklenmiş bass kümelerinden müteşekkil tekno’nun durulaşıp, kavis değiştiren iz ve suretlerine bürünüyor kayıtlar. « The Warehouse Sessions » dizininden aşina olduğumuz seri dans figürasyonları, « Metanarrative » de temponun düşmesine karşın, çoğaltımda dahil olmuş « dub » öğesi ile özellikle Basic Channel’ın kayıtları dışında ulaşılabilirliği sınırlı kalmış ses ayrıştırmalarına, son bir kaç senedir gelişmekte olan dubtronica, dubtechno janrlarının menziline dahil olarak dönüşen bir kayıt bütününe ulaşıyoruz. 90’lı yılların ortalarından itibaren Alman ekolünden pek çok isim tarafından yapılandırılmış kollektif kurgunun (bkz. Pole, Thomas Brinkmann, Meteo, Lawrence ve Dial Hamburg tayfası) yapıtaşlarından feyz alan, Echospace ekibi Rod Modell, Stephen Hitchell, yan projeleri cv313, Soultek, Quantec ve bizden de yetkin bir örnek verelim : Havantepe gibi prodüktörlerin oluşturduğu iklimi farklı bir tekno deneyimi böylelikle ortaya çıkmakta.Sadece ileri geri salınan ses örneklemi ile dehlizlerdeki tınıların başında durduğumuz izlenimi uyandıran, geri dönüşü kuvvetle muhtemel dinlediğinizde fark edebileceğiniz detroit teknosunu buram buram yayan ‘Operation’, Dominik Eulberg, Tom Thiel, Pink Elln gibi doğadan ses örneklerini maksimumda tutarak kotardıkları parçaların izlerinde ilerleyen, technoesk ninni kıvamlı ‘Harsh Reality’, zincirleme bir takının devamıymışça önceki parçaların tamamlayıcısı bir atmosfer ortaya çıkartan, durağan kompozisyonda dub tezahürlerine ayna tutan ‘Innocence’, Basic Channel’ın kayıtları ile birlikte tüketildiğinde daha da yaralayıcı olan, karaltılı ses örgülemesine haiz ve ilerleyen günlerde klasikleşecek kayıtlar arasında gösterebileceğimiz ‘Before My Eyes’ ile albüm sinematografik yansıların istilasına uğrayacağı ikinci bölümüne uzanıyoruz. Sürek avı gibi birbirlerini sürekli takip eden iki farklı ses dalgasının birleştiklerinde ortaya çıkartmış oldukları döngüden beslenen, minimal techno ile dub’ın kişiye göre değişse de tanımı nedir? diye soracak olanlara yanıtları barındıran ‘Nodrex’, akışın yavaş yavaş dönüşerek bir çeşit psychedelic manifestoya dönüştüğü ‘techno tribute’, ‘Dependant’ ile albümün sonunda bizleri bekleyen hüzünlü finale dahil oluyoruz. Evet, herşey tamamdır artık, koskoca bir parti sona ermiştir ve şimdi durup düşünme zamanıdır, tasarlanmış olan şekilciliğimizin ve maskelerimizin teker teker düştüğü gün dönümüdür belki o karşılaştığımız. İcazet istememiş olsak da, ayrılmamızın daha mantıklı olacağı yamalı düşlerimizle son karşılaşmamızdır, hayatın fişinin sonsuza kadar çekilmesidir belki de, « RV »’nin ‘Dexter’ında açmış olduğu yaranın binbir türlü kapanamamasının nedenidir… ‘Beautiful Death’. Tanımlar her zaman olduğu gibi kişiden kişiye değişiklik gösterecektir. Lakin Claro Intelecto, davet ettiği ses dünyası içerisinde dinleyicilere sıfır sürpriz ile olabildiğince samimi müzikler paylaşmaktadır. Hikayeler ve tasalar ve tasarımlar devam ediyor….

Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Claro Intelecto At Myspace
Claro Intelecto Metanarrative Review At Boomkat
Claro Intelecto & Andy Stott Interview For RA.Podcast
Radiohead Remix
Holy Fuck Official
Holy Fuck At Myspace
Havantepe At Myspace
Pronounce Records Official
Anders Ilar Official
Anders Ilar At Myspace
Anders Ilar Sworn Review At TSB
Level Records At Myspace
Sten Aka Lawrence At Myspace
Umut Baş At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
info[nospam]dinamo[dot]fm - www.dinamo.fm - misak[nospam]dinamo[dot]fm http://deuss-makina.blogspot.com
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8 ---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Meta Art - By Thomas Hawk
© Thomas Hawk’s Photos
Claro Intelecto Photos Courtesy From Belowed Sites C & I

>>>>>Poemé
Barış Koyun Çocukların Adını – Refik DURBAŞ

Oyunu sever bütün çocuklar
birdirbir, uzun eşek, körebe
bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez
oyun sözcüğünün halkların dilinde

(Oyun koyun çocukların adını)

Savaşa karşıdır bütün çocuklar
kışın: kar altında her sabah
tükenip erise de solgun nefesi
yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda
çarkları döndürse de yoksul alevi
savaşa karşıdır bütün çocuklar
nice ölümlerden geçmişlerdir
nice rüzgarlar içmişlerdir
gelincik tarlası çocuklar

(Emek koyun çocukların adını)

Gökyüzünün penceresinden şimdi
bir kuş havalansa
kanat çırpışlarında
hayatın yağmalanmış sevinci
- Kuş uçar rüzgar kalır

(Sevinç koyun çocukların adını)

Uzay denizlerinde şimdi
bir balık ağlasa
gözyaşı billurlarında
yüz bin umut kıvılcımı
- Alev uçar nazar kalır

(Umut koyun çocukların adını)

Çocuk bahçelerinde şimdi
bir çiçek açsa
hüzün sevince dönüşür
sevinç çiçeğe
- Ölüm uçar çocuklar kalır

(Mutluluk koyun çocukların adını)

Barıştan yanadır bütün çocuklar
sabah: kuşatılmış bir toplama kampında
ayrılığın tetiğini okşasa da elleri
akşam: yıldızların mor orağıyla
sessizliği devşirse de yetim öksüz sesi
barıştan yanadır bütün çocuklar
nice çığlık emmişlerdir
nice korku gezmişlerdir
yürekten hisli sevmişlerdir
güvercin harmanı çocuklar

(Devrim koyun çocukların adını)

Barışı sever bütün çocuklar
beştaş, saklambaç, elim sende
bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez
barış sözcüğünün halkların dilinde

(Barış koyun çocukların adını)

Comments

Popular posts from this blog

benim söylemek için çırpındığım gecelerde, siz yoktunuz...

Deuss Ex Machina # 280 - Ancient History Of Nothingness Echoed Louder

sesli meram 138 -- միամորիկ