
Deuss_Ex_Machina_225_--_Ay Tutulması: Zahiri Devinim
08 Eylül 2008 Pazartesi gecesi “canlı” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.
>>>>>Musique
Guest: Sühan Gürer (http://proodos.blogspot.com/)
Album Of The Week: Pivot-O Soundtrack My Heart (Warp Records)
Guest: Sühan Gürer (http://proodos.blogspot.com/)
Album Of The Week: Pivot-O Soundtrack My Heart (Warp Records)
>1<-Heaven And-Scarlet Woman (Staubgold)
>2<-Opeth-Coil (Roadrunner)
>3<-Ketz-Walktrough (Ketz)
>4<-Pivot-In The Blood (Warp Records)
>5<-Stanton Moore Trio-(Late Night At The) Maple Leaf (TelArc)
>6<-Steinski-Jazz (Illegal Art)
>7<-Heartthrob-Blind Item (m_nus)
Ay Tutulması: Zahiri Devinim Bölüm (225) – Saydamlaşan Görüşler Zahiri Bir Devinimi Harekete Geçiriyor. Tek tek teğelleyerek...
>>>>>Bildirgeç
Ortaya konan görüntü ve buna bağlantılı olarak seçim ve seçeneklerin giderek daha azaldığı bir Dünya tasvirinin ortasını, hem de tam merkezini kapsayan bir konuya değinmek istiyoruz. Birleştirilmek yerine parçalarını bir daha toparlayamamak üzere bilinçli bir şekilde dağıtmaya en hafif deyimiyle telef etmeye ısrar ettiğimiz bir konuya. Her birimiz için farklı bir tezahürü ortaya çıkartıyor olsa da, bütünlüğüne ve ana resime odaklandığımızda geleceğimizi de şekil ve şemal olarak ortaya çıkartan, yerkürede işgal ettiğimiz sürecimizin en hafifiyle güncemizin eksiksiz gelişimini sağ ve salim sağlayan bir unsur değinmek istediğimiz, belki bir kaç kelam ve tümcenin desteğiyle beraber. Hasıl olan gelişmişlik seyrüsferi içerisinde nicedir adı anılsa da salt bir kavram olmaktan öteye, ileriye “gerçek” olarak çıkartılamayan, getirileri üzerinde konuşulmayan bir değer olan “barış” güncemizin bu haftalık konusu. İçeriğinde eklemlenen her bir ayrıntısı ile aslında nerelerde takılı kalmaya devam ettiğimiz bir şekilde irdelemekten, ısrarla görmezden gelmeye devam ettiğimiz, üzerimizde eğrelti duran bir giysi haline aldığını “metafor” olarak sunabileceğimiz bir kavramsal “barış”. Ortak çıkarımların bütünleştiriciliği yerine bireysel çıkarsamların daha fazla fişeklendiği ahir zaman güncesinde, şimdi daha fazla gözümüz kulağımız gibi üzerinde titrememiz, ön planda tutmamız gerekli olan “barış”.
Tasvirlerin ağrılıklı olarak acı hatıraları çağrıştırdığı bir yerküre içerisinde, belki de olumlu yönlerimizi derleyip toparlayan bir arabirimi temsil ediyor “barış”. İlerimizi görebilmek için, ilerleyebilmek için, fark edip de müdahil olduklarımızın peşinde daha ısrarlı durabilmemiz için, yenilir yutulur cinslere indirgenemeyecek kadar bıçağın sipsivri haliyle benzeşen içinizi karartan, gönülleri yaralayan sorunların çözümlenebilmesi için elzem olan bir takviye “barış”ı daha anlamlandırılabilir kılıyor. Birbiri ardına ilerleyen güncenin ayrıntılarını irdelediğimizde kimi zaman kulaklarımıza da çalınan, bir hayalim var imgelemini de çağrıştırıyor. Yönelip de, eskisinden de kat be kat daha geriye doğru düştüğümüz şimdinin düşününde, yaşamsallığında hep bir arka planda tutmaya çalıştıklarımıza aynayı tutmakta, “barış”. Sözlüklerin bizlere bahş ettiği manalarına dem vurmak değil burada amacımız. Açmazlarımızın iyiden iyiye çevremizi dört bir koldan sarmaladığı günümüzde biraz daha geniş bakabilmeye, hemen alevlenip çok kısa süreler sonunda tüm o dediklerimizden pişman olmamızın önüne geçebilmemiz için bir fırsat alt okumasının üzerinde durmak istiyoruz. Ahalinin de kabul ettiği, bir şekilde artık üzerine çok da kafa yormadığımız, eski zamanlardaki “sulh”un sağlanabilirliği üzerine kafa yormak asıl derdimiz. Çünkü geçtiğimiz Cumartesi akşamı yaşananlar, bir topun peşi sıra 90 dakikalık salt bir mücadeleden ibaret değildi. Yaşanmışlıklar kadar iliklerimize sinmiş olan bir ortaklığın, umarız bu sefer biraz daha uzun sürecektir hatırlanması ve üzerine eğinilmesi, gündem deyip durduğumuz geçişler seremonisi içerisinde hatrı sayılır bir biçimde zamanı yavaşlatmayı da başaracak bir ayrıntı bütünlüğünü beraberinde getiren bir deneyim olarak gerçekleşti.
Sizler ve onlar, ikilemler ve endişelerin, sadece küçük porsiyonlar halinde ısrarla kafalarına kodlanmış halleriyle düşmanlık besleyenlerin de fark edebileceği üzere (kesin olmamakla birlikte hala bir ümit) bir şeylerin “barışa” bir şans daha sağlayabilmenin zemin yoklamasıydı. Karşılıklı olarak birbirlerimize yaşattığımız sıkıntıların, aslında ve sadece kendi halinde yaşayan normal insanları etkilediğini bir kere daha gözlemleyebilme şansıydı. Mümkünlük mertebesinde derece derece. İçtenlik ile bazı şeyleri değiştirmek istediğinizde hala bazı şeyleri rayına oturtabilmek için elimizde imkanların olduğunun da canlı göstergesiydi. Alt etmemiz gereken nice problemler olmasına karşın fikir teatrisine bir oturup, iki dem, üç cümle eyleme döktüğümüz, konuştuğumuzda insanlığımızın ne kadar yakınında durduğumuza dair alametler karşılaşmasıydı. Olması gerektiği kadar naif bir biçimde, algıda tüm seçkiciliği ortaya apaçık bir biçimde seren detaylar ile dolu dolu.Gündelik yaşamın belki de en çok üzerinde durulması gerekli olan politik sıvamalardan, anlık tahlillerden arındırılmış, birebir ve doğrudan ilişkinin başlangıç noktası olarak imgelemek de bu karşılaşmayı biraz daha manidar kılıyor. Öyle ya, kimsenin kimseye edemeyeceği kötülükleri birbirimize etmekten başka şu yerkürede ne gibi faydalarınız olmuş ki? diye soracak ileriki nesillerimiz için, denemekten yılmadığımızı da gösterebilmemiz için, ve tarihe bir şerh daha atabilmemizi sağlayan bir gelişmeydi, Cumartesi gecesi hasıl olan. Çatısı altında bulunduğumuz diyarları biraz daha “barış”ın saflarına dahil edebilmek için bir başlangıç, bir deney. Ezcümle, insan olmanın zaruri gerekliklerinden birisi olan “empati” kavramının can bulmasıydı. Beyhude çabalar ile kaybedilecek zamanlarımızın çok da fazla kalmadığının ispatı. Son söz “Şu anda yarının artık bugün olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Çok geç kalmış olmak diye bir şey vardır. Sayısız uygarlığın beyazlamış kemikleri üzerinde şu acıklı sözcükler yazılı: Çok geç. Eyleme geçmezsek, merhameti olamadan güce, ahlaklı olamadan kudrete, kavrayışı olamadan kuvvete sahip olanlar için ayrılmış zaman koridorlarına sürüklenecegimiz kesin." - Martin Luther King
Deneysel izleğin yazınsal olduğu kadar işitsel çıkarsamalarına dair örneklemlerinden beslenen bir yapıyı oluşturmaya gayret eden Deuss Ex Machina’nın geçtiğimiz Pazartesi akşamı canlı olarak sizlerle buluşan Ay Tutulması bölümünde de çoğaltımlarımıza yenilerini ekleyebilme imkanına sahip olduk. Proodos güncesinden tanıdığımız Sühan Gürer’in geçtiğimiz Ağustos ayının müzikal gündeminden de kesitleri sunduğu, eleştirilerinden beslenen saatlik bir seçkiyi sizlerle paylaştık. Markus Detmer’in kurucusu olduğu avangard deneysel müzik müştemilatı; Staubgold etiketinden yayınlanan Heaven And’in Sweeter As The Years Roll By albümünden Alexander Hacke’nin vokallerde konuk olduğu art-rock “Scarlet Woman” parçası ile saydam bir art rock parçasını sizlere sunduk. Proodos güncesinin önemli bölümlerinden birisini oluşturan “Myspace Keşifleri” dizininin Ağustos ayı konuğu olan Hırvatistan’lı Ketz’in debut kaydı “Walkthrough” albümü ile sözlerinde kendini geliştirmek isteyen, bu minvalde örnek aldığı isimler arasında da U2, Leonard Cohen, Bob Dylan gibi ana akımı dize getirmeyi başarmış ikonların yollarını takip eden çalışmasından bir kesiti sizlere sunduk. Bir dönemsel kayıt olarak, müziği farklı boyutlarıyla takip etmek isteyen dinleyiciler için önemli bir kayıt olarak değerlendirebileceğimiz “What Does It All Mean 1983-2006 Retrospective” albümü ile Steve Stein aka Steinski’yi de Ay Tutulmasında sunmaya çalıştık. Modern dans müziğinden, eklektik ses kesitleri ile bugün farklı yönlerine de uzandığımız hip-hop’un, breakbeat’in hemen tüm kayıtlarına da ilham uyandıracak kadar çeşitlemelerden beslenen, cut & paste tekniğinin bu nadir işlerinden birisi olan çalışmadan, “Jazz” parçası sözlerimizden daha fazlasını sizlere sunacaktır. Programımızın finalinde ise yıllardır istikrarlı bir şekilde seslerini duyurmaya devam eden, deyim uygunsa ortalığı yıkıp geçen sahne performansları ile ortalığı şenlendiren, politik öfkeyi, öteki olmanın türlü çeşit yönelişimlerine dair aksaklıkları paydaş, paylaştıran Asian Dub Foundation’ın “Punkara” albümüne kulak kabarttık. Sözü One Day As A Lion projesi ile geri dönüş gerçekleştiren Zach De La Rocha’nın “The Mars Volta” eskisi Jon Theodore ile kurguladıkları gerçek dünya şarkısı “Last Letter” ile finale bağladık. Sizlerle bidirgeçimiz vasıtasıyla paylaşmakta olduğumuz haftalık albüm seçkimiz dizininde Doksanlı yılların sonundan bu yana faaliyetlerine devam eden Avustralya’lı grup Pivot’u henüz dumanı üzerinde tüten ilk uluslararası kayıtları olan “O Soundtrack My Heart” vasıtasıyla sizlerle paylaşıyoruz. İyi Dinlenceler.

Avustralya içerisinde hatrı sayılır bir başarı sağlayacak kadar üzerine yazılar yazılmış, ilgiyi toplamış debut kayıtta da Pivot bizahati bu eklektik yapıyı, soru ve sorun yumağına dair açılımları anlaşılabilir kılmak için gerçekleştirilmiş ortak deneyselliğin bir tezahürünü oluştururlar. Yaylıların daha çok Kuzey Avrupa gruplarından deneyimlediğimiz duygusal yönelişimlerinden beslenerek türetilen, serbest stil caz ile harmanına mesken eden Artificial Horizon, birazdan değineceğimiz “O Soundtrack Of My Heart”ın da öncülü olarak kısaca betimleyebileceğimiz akustik ile elektroniğin hemhal olduğu “Incidental Blackcloth”, belirli bir sayıklamanın kendi içerisinde dönüşmesine şahitlik eden, döngüler ile kotarılan, boşluğun son derece kıvrak bir davul partisyonu ile krautrock sınırlarına taşındığı “I May Be Gone Some Time” ile Triosk’dan aşina olunan müzikal yapılarının ileriki kademelerine de bir geçiş imkanı sağlarlar. Albümün finalinde kendine yer bulan, Four Tet, Caribou gibi müziğin melodik kurgularında dolaşan, akıllı dans müziği formundan hareketle kotarılan “”Helps None But Hurts None” gibi klasikleşmeye meyilli parçaları ile anlaşılabilir insani endişeleri de paylaşan, nihayetinde çok deneyimli olunmasına karşın bazı durumlarda kendini tekrar etmekten, insani kusurlarını da göstermekten kaçınmayan bir başlangıç kaydı gerçekleştirilir. Birbirini takip eden bir sürecin meyvesi olarak da addedebilecğeimiz “debut” kaydın ardından da grubun müzikal kimliğinin oturma sürecine dair çeşitli tasarılar ve değişkenlikler yaşanır içten içe. Şubat ayı sonlarında Warp Records’un Myspace sayfalarından ekip ile uzunca bir süreli kontrat ve albüm anlaşması imzalanması duyurusu sürecine kadar geçen sürede, Pike kardeşlerin haricinde bulunan üyeler Laptop sanatçısı Dave Miller ile bayrak değişiminde gruptan ayrılırlar. Dave Miller ile Laurence Pike’ın “Roam The Hello Clouds” projelerinin de tanışık olduklarını kısa bir dip not olarak iletebiliriz. Grubun bildiğinden emin olduğu müzikal yansılarla korunaklı sularından, hemen hemen her üyenin farklı bir tavrın yakalanmasına olanak sağlayan çeşitliliğin de bir süre sonra karmaşanın tam ortasına düşürmesi midir neden bilinmez ama, Pivot’da yaşanan bu değişimin ardından oluşan müzikal izlek değişikliği pek çok eski dinleyicisi için de değişim ve deneysellik ile bir sınavlarının da olduğunun habercisi olacaktır.


Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...
Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Pivot Official
Pivot O Download My Heart
Pivot At Myspace
Pivot O Soundtrack My Heart At Bleep
Pivot In The Blood Video At Dailymotion
Pivot O Soundtrack My Heart Review At Cyclic Defrost
Heaven And At Staubgold
Heaven And At Myspace
Opeth Official
Opeth At Myspace
Ketz At Myspace
Ketz Official Album Download
Stanton Moore Official
Stanton Moore At Myspace
Steinski Official
Steinski At Myspace
Steinski Review At Pitchforkmedia
Heartthrob At m_nus
Heartthrob At Myspace
Asian Dub Foundation Official
Asian Dub Foundation At Myspace
One Day As A Lion Official
One Day As A Lion At Myspace
Not. Parça dizininde yer alan bağlantılardan Proodos'da yayınlanmış olan incelemelere ulaşabilirsiniz.
Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.
Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Shut Me Out By Haydnseek Bill Ohl
© Haydnseek Bill Ohl
Pivot Photos Courtesy From
Warp At RCRDLBL Site
Makinations Page At Flickr
>>>>>Poemé
Varış - Nicolas Guillen
Buradayız işte!
Söz bize ıslak ulaşır ormanlardan,
ve canlı bir güneş yükselir damarlarımızda.
Yumruğumuz güçlüdür,
güçlü kavrar kürekleri.
Yayılıcı palmiyeler uyumakta gözün derinliklerinde.
Katıksız bir altın damla gibi, çığlığımız bizden uzaklaşmakta.
Ayağımız,
sert ve kocaman,
ezer ıssız yollardaki
sıralarımıza dar gelen yollardaki tozu.
Suların kaynadığı yerleri biliriz,
ve severiz suları kanolarımızı ittirdikleri için kırmızı gökler altında.
Şarkımız sade
bizim şarkımız
ruhun derisi altındaki pazuya benzer.
Sabaha sisi biz getiririz,
ve geceye ateşi,
ve bıçağı, ayın sert bir parçası gibi,
barbar derilere lâyık olanı;
bataklıktaki timsahları biz getiririz
özlemlerimizi boşaltan yayı,
tropiğin belini
ve berrak aklı biz getiririz.
Ah, yoldaşlar, buradayız işte!
Kent bekler yaban arılarının
bal petekleri kadar narin saraylarıyla;
caddeleri kuru, dağlarda yağmur yağmadığında ırmaklar nasıl kurursa,
ve evleri gözlerini diker bize korkulu pencereleriyle.
Eskil insanlar süt ve bal verecek bize
ve yeşil yapraklarla taçlandıracaklar bizleri.
Ah, yoldaşlar,buradayız işte!
Güneşin altında
terli derimiz yenilenlerin ıslak yüzlerini yansıtacak,
ve gece boyunca, yalımlarımızın ucunda yanarken yıldızlar,
kahkahamız ırmaklara ve kuşlara uyanacak.
Çeviri : Ali Cengizkan
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Shut Me Out By Haydnseek Bill Ohl
© Haydnseek Bill Ohl
Pivot Photos Courtesy From
Warp At RCRDLBL Site
Makinations Page At Flickr
>>>>>Poemé
Varış - Nicolas Guillen
Buradayız işte!
Söz bize ıslak ulaşır ormanlardan,
ve canlı bir güneş yükselir damarlarımızda.
Yumruğumuz güçlüdür,
güçlü kavrar kürekleri.
Yayılıcı palmiyeler uyumakta gözün derinliklerinde.
Katıksız bir altın damla gibi, çığlığımız bizden uzaklaşmakta.
Ayağımız,
sert ve kocaman,
ezer ıssız yollardaki
sıralarımıza dar gelen yollardaki tozu.
Suların kaynadığı yerleri biliriz,
ve severiz suları kanolarımızı ittirdikleri için kırmızı gökler altında.
Şarkımız sade
bizim şarkımız
ruhun derisi altındaki pazuya benzer.
Sabaha sisi biz getiririz,
ve geceye ateşi,
ve bıçağı, ayın sert bir parçası gibi,
barbar derilere lâyık olanı;
bataklıktaki timsahları biz getiririz
özlemlerimizi boşaltan yayı,
tropiğin belini
ve berrak aklı biz getiririz.
Ah, yoldaşlar, buradayız işte!
Kent bekler yaban arılarının
bal petekleri kadar narin saraylarıyla;
caddeleri kuru, dağlarda yağmur yağmadığında ırmaklar nasıl kurursa,
ve evleri gözlerini diker bize korkulu pencereleriyle.
Eskil insanlar süt ve bal verecek bize
ve yeşil yapraklarla taçlandıracaklar bizleri.
Ah, yoldaşlar,buradayız işte!
Güneşin altında
terli derimiz yenilenlerin ıslak yüzlerini yansıtacak,
ve gece boyunca, yalımlarımızın ucunda yanarken yıldızlar,
kahkahamız ırmaklara ve kuşlara uyanacak.
Çeviri : Ali Cengizkan
Comments
ben tesekkur ederim, vakit ayirip yaziyi okudugunuz icin, desteginiz icin de...
`pivot´ bana gore bu senenin kazananlari hanesinde yer alacak ekiplerden. gerek uretimleri, gerek duruslariyla beraber. ne guzel ki, pivot bir hayran daha kazanmis...