Sunday, October 26, 2008

Deuss Ex Machina # 229 - Omnis Motus, Quo Celerior, Ro Magis Motus

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_229_--_Omnis Motus, Quo Celerior, Ro Magis Motus

20 Ekim 2008 Pazartesi gecesi “bant kayıt” olarak gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Peter Broderick-Float (Type Records)
>1<-Machinefabriek-Dauw (Dekorder)
>2<-Machinefabriek-Fonograaf (Dekorder)
>3<-Jóhann Jóhannsson-The Great God Pan Is Dead (4AD)
>4<-Jóhann Jóhannsson-Fordlandia-Aerial View (4AD)
>5<-Peter Broderick-A Glacier (Type Records)
>6<-Peter Broderick-Something Has Changed (Type Records)
>7<-Maps And Diagrams-Back To Mono (Cactus Island Recordings)
>8<-Maps And Diagrams-Walnut Creek (Cactus Island Recordings)
>9<-Yuki Kaneko-Cu (Omoidemaigo Remix) (Magic Book Records)
>10<-Yuki Kaneko-Rut (Masaya Sasaki Remix01) (Magic Book Records)
>11<-Savina Yannatou-Sareri Hovin Mernim (ECM Records)
>12<-Savina Yannatou-Dunie-Au (ECM Records)

Omnis Motus, Quo Celerior, Ro Magis Motus Bölüm (229) – Değişmek, Zauri Olmadıkça Harekete Geçmemek, Ses Vermeden Hizada Durmak İse, Takati Kalmasın O Değişmenin. Interneti saçma sapan nedenlerle sansürlemeye devam eden zihniyete inat, Blogger’a sahip çıkın, sizde ses verin!!!. Hiçbir fikir zincirlenemez....

>>>>>Bildirgeç
Başımıza gelinceye kadar, mümkün mertebe nedensiz ve ani karşılaşmalardan uzakta durmaya çabaladığımız olguların, birbirleri peşi sıra kapılarımızı çalıp, yoklamaya tabii tuttukları hissine artık eskisinden de sık bir biçimde vâkıf oluyoruz. Karşılaşmalarımızı kendimizi daha da tekinsiz hissettiğimiz anlarımız dahilinde vuku buluyor olması da bu çemberin darlaşan, ölçüsünde ani değişimler gösterebilen bir fauna içerisinde cereyan ettiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Kanıksadığımız, tekil bir hat üzerinde ilerleyen ve değişimlerle, gelişimlerle de fazla yüz göz olmadan, rutinini sonuna kadar koruma ön tanımlı olan, hayat denilen üst yapının en tarumar edici yönlerini ortaya çıkartan deney bütününü de çağrıştırıyor tüm bu karşılaşmalar, gidiş gelişler, yoklamalar. İstemsiz bir hoşnutsuzluk belirse de, elimizde değil kabul etmeye devam edip, bir sonraki sahneyi çoktan kafamızda kurgulamaya devam ettiğimiz, ısrarcılığımızı koruduğumuz bir süreç. Düşüncelere daldıran, üzerinde kafa yorulması elzem olanların, elbette ki üstünlükleri ve sayıca çoklukları ise yadsınamaz bir gerçek. Bir tereddütten çok daha fazlasını veya belirli bir evre sonucunda ulaşılan ferahfezalığın sağlamış olduğu rahatlamanın daha karmaşığının da bir arada yaşanabileceği, deneyimlenebileceği bir yansı bütünü hâsıl olmakta, en üstünkörü bakışımla, “kuş bakışı”. Deneyim ve paylaşımların nicedir farklı yönlere doğru birbirlerinden en uzak noktalara intikal etmeye çabaladığı ahir zaman içerisinde, olguların karşımıza çıkarttığı kesişimler, yeniden kurgulanabilirliği, yeniden ama bu seferinde daha az hataya yer vermemizi sağlayacak çıkarımları tanımlamamızı, örnekleriyle beraber bizlere takdim ediyor. Gördüklerinden çıkarım yapmasını dileyene , isteyene.

Kelimeleri sadece birbiri ardına dizerek çözümlenebilecek, anlamlandırılabilecek bir durum da değildir tüm bu yaşananlar. Karşılıklı olarak “hayat” ile biriktirilen, belirli bir süreç dahilinde, kimimiz tarafından damıtılıp dikkatli bir biçimde, kimimiz tarafından da üstünkörü, hor kullanılan bir yaşamsal akittir, aynalamadır. Sığınmaya devam ettiğimiz korkularımız ve çekincelerimiz, zaruri değişkenlikler ve kişiliğimizi bulabilme sürecinin de başlangıç bileşenlerinin temellendirilmesinin sağlayıcısıdır. Feyiz alınması gerekli olanları keşfetme sürecidir de, inişleri ve çıkışlarının kesinleştirilemeyen kavislerinde. Üzerine söz söyleyebilmenin, kalem oynatıp birkaç tümceyi bir araya getirebilmenin son derece zor olduğu bir olguya, halet-i ruhiye ye değinmek istiyoruz imkanlar dahili, sözleri de bir araya getirmeye gayret ederek. Bütün bu yazınsal serzenişleri, tereddüt ve endişeleri, olması gerekmedikçe karşılaşılmak istenmemesinin haklı ve de geçerli nedenleri bulunan bir duruma: “acı”. Kelimelerin kifayetsizliğinin anlaşılabildiği, çeşitli yönlerden gerçek hayata takdim edildiğimiz bir dönemecin, tasvircisi, baş zebanisi ola gelen “acı”. Hemen hemen her şey, kurulu sandığımız düzen, alışageldiğimiz veyahut kanıksadığımız yaşam tarzı, haylazlığın bolca olduğu gençliğin, güzel günlerin, yaşam denilen yorucu maratonun daha en başında vurucu darbelerin müsebbibi, her şeylerin bir anda bal kabağına dönüştüğü vaktin “korkutucu yönetmeni” olarak atanan “acı”ya. Durmaksızın ilerleyen bir şeridin, kontrol edilememiş bir yüzeyinde aniden oluşan, bir yara gibi, acı da hüsnü kabulün dışında kalan muğlak bir durumu ortaya çıkartıyor, etki ve yoğunluğu hiç kestirilemeyecek kadar anlık değişimler göstererek, çözümlenmesi zor bir hale bütünleniyor, manidar kılınıyor.

Boşlukta beliren bembeyaz bir sayfanın tam da, orta yerine damlayan karanın karası mürekkebin ani yayılmasında olduğu gibi, acıda etkisi ve yoğunluğunu kaybetmeden, direnmeye devam eden bir süreç ortaya koyuyor, sessiz ve derinden kimi zamanda da sinsice. Ne kadar önünü almaya çabalarsanız da, kendi yolunu sizin çizip, korumaya çalıştığınız, çabaladığınız yol ile birleştirme konusunda ısrarcılığından taviz vermeden. Mürekkebin birdenbire tüm sayfada etkinliğini arttırması gibi, kafeslendiğimiz, tutsak edildiğimiz, içinden bir türlü çıkamadığımız dönemeçlerimiz dahilinde aslolanda acının giderek kanıksanması. Bazı şeyleri görmezden geldiğinizde hayatı devam ettirebilme sorununuz söz konusu olmaz iken, acıyı göz ardı edebilmek gibi bir lüksümüzün deyim uygunsa mümkün olmadığının farkına ne gibi bir hazinlikle yüz yüze kaldığımızda fark edip, işin geçmekte olduğunun bilincine varacağız? Koskocaman bir soru işareti. Acı, birey tedirgin olurken, düşüncelerin de beraberinde yeni katmanlar kazanması gibi, tek bir fazdan hareket etmeyip, derinleşen, yepyeni sorunlarla baş başa kalmamıza neden olan bir derinliği de imliyor olması, bu görmeme, duymama ve ilgilenmeme üçlüsünün normal addedilmesinden dolayı kanıksandığından ileri gelmekte tespitini takdirlerinize bırakıyoruz. Kesin olan ise hayat akışı içerisinde bir şekilde acıyla imtihanlara girmeye devam edecek olmamız geliyor. Modern zamanların su götürmez gerçekliği olarak da betimleyebileceğimiz, döngünün dahili ve harici odaklarında. Bildirgeçimizi, feylesof Friedrich Nietzche'den, şimdinin yaşayışına da etkisi devamlılık gösteren bir alıntı ile yapalım: “Çile çekmenin erdem, ikiyüzlülüğün erdem, intikamın erdem, vahşetin erdem, aklın inkarının erdem, buna karşın kendini iyi hissetmenin tehlike, öğrenme hırsının tehdit, barışın tehlike, acımanın tehlike, merhamet görmenin küfür, işin küfür, çılgınlığın tanrısallık, değişimin ahlaksızlık ve bozulma emaresi sayıldığı çağda! - Siz bunların hepsinin değiştiğini ve insanlığın böylece kendi karakterinde yanılmış olması gerektiğini mi sanıyorsunuz? Ah siz insan sarrafları, kendinizi daha iyi tanıyın!”

Teknik aksaklıklar nedeniyle iki haftalık mecburi bir aranın ardından Deuss Ex Machina geçtiğimiz Pazartesi akşamı 229. bölümüyle sizlere “bant” kayıtla ulaştı. Çözümlemeye çalıştığımız, nihai olarak olmasa bile en azından sözel belli başlı çıkarsamalar için alt yapı sağlamasına olanak sağlayacak müziklerden beslenen, tam da Nietzche’den alıntı yaptığımız söz dizininde olduğu gibi sabit fikrililiğin sonucunda bizleri nerelere taşıdığı konusundaki tespitlerine vurguyu sağlayan bir izleği paylaşmaya çalıştık. Mukavemet sağlanmasına dair örneklemelerimizi sunduk. İçinde bulunduğumuz yıl dahilinde, gün yüzü görmüş olan sınırlı sayıdaki kayıtlarından, bedelsiz olarak sunduğu ses dizilerine kadar deneysel müziğin sınırlarını genişleten Rutger Zuydervelt’in, Minimalist destekli Ambient masallarından oluşan albümü “Dauw”a kulak kabarttık. Çelişkilerle örülmüş olan gündelik yaşamın hızlıca koşturmacasından sıyrılabilmekte faydası, dinlencelikle sabit, mikro ses örnekleriyle donatılmış figürlerle bezeli “Dauw” ve “Fonograaf” ikilisi ile Dekorder etiketinden yayınlanmış “Machinefabriek” namlı kaydın heyecanını sizlere ulaştırmaya gayret ettik. Modernist klasik müziğin nev-i şahsına münhasır çalışmaları altında imzası bulunan İzlanda’lı Jóhann Jóhannsson’un beşinci albümü olarak Kasım ayı başında “4AD” etiketiyle yayınlanacak olan “Fordlandia” kaydından bir ön dinletiyi sizlerle paylaştık. Müzikal çeşitlemenin aşina gelmesine karşın, yabanıl bir form olarak soğuk iklimin tüm havasını da içeriğinde barındıran, kimi zaman kişisel, kimi zaman da genele kapıyı aralık bırakan bir çözümlemeyi sunan kayıttan, Yaylıların hakimiyetindeki “Fordlandia / Aerial View” ve salt müzikal olarak yitirilişlerin ardından yakılan ağıtlarla da benzeşlik gösteren “The Great God Pan Is Dead” parçalarıyla sonbaharın hüzünlü ama mağrur gelişini selamladık.

2001 yılından bu yana Niinu, Sound Tracks, Hut gibi farklı isimler altında kayıtlar yayınlayan, Yuki Kaneko’yu Deuss Ex Machina’ya konuk ettik. Biraz önce değindiğimiz çalışmaların elektronik yüzeylerle haşır neşir olunduğu, alışageldiğimiz deneyselliği japon enstrümantalizminden beslenerek kotarılan derin ambient rüyalara dönüştürüldüğü, Akira Kosemura, Yoshinori Sunahara ya da Ryuichi Sakamoto gibi öncüllerden de izlerini duyumsayabileceğiniz “Rut” albümünün yeni düzenlemelerininden oluşan “Hati” kaydından, doğal seslerin yankısını duyumsatan “Cu (Omoidemaigo Remix)” ve yayında da bahsettiğimiz üzere Takeshi Kitano gibi kült yönetmelerin filmlerinin fon müziği olarak tasvir etmeye çabaladığımız, Raster Noton bakışının Japonya cephesine yansıması “Rut (Masaya Sasaki Remix)” parçalarına yer verdik. Aynı müzikal izleği takip etmese de, Makedonya, Sırbistan, Bulgaristan, İtalya, Ermenistan ve Yunanistan'dan derlediği halk şarkılarını modern caz potasında harman eden Savinna Yannatou'nun ECM etiketiyle yayınlanan “Songs Of An Other” albümü ile finali gerçekleştirdik. Kostas Vomvolos'un prodüktörlüğünde gerçekleştirilen kayıt dizininden, “Sareri Hovin Mernim” ezgisine kulak kabarttık.

Birbirleriyle bütünleştikçe anlam kazanan müzikal seyrüseferden, haftalık albüm önerisi olarak sizlere geçtiğimiz günlerde “Type Records” etiketiyle yayınlanmış olan “Float” çalışmasının detaylarıyla, Peter Broderick'i sizlerin beğenilerine sunuyoruz.
Klasik müziğin modern zamanlara açılan arayüzü olarak değerlendirebileceğimiz, salt kompozisyonlarla örülü yapılar yerine, eldeki imkanlar dahilinde türlü çeşit elektronik, akustik enstrümanlarla desteklenerek, farkındalılığın önünü açmaya çabalayan kayıtlar silsilesine sahiplik eden, Modern Kompozisyonlar ve Modern Minimalizm disiplinleri sınırlarına da denk düşen, nahif kayıtlardan oluşan bir dinlencelik, Peter Broderick'in ortaya çıkarttığı sağaltımları daha kolay algılayabilmemizi sağlayacak tanım olarak ilk elden iletelim. Vurgulamaların denk düştüğü, çoğaltımlarla desteklenmiş ayrıntılamalar ile bir çeşit günce tasviri de kulaklarımıza çalınmakta. Yüzeysel kaplamalardan uzakta, olduğu gibi gündelikliğin sorunlarından beslenen bir anlatma çabasını da bu duruma ilave olarak ekleyebiliriz. Müziğin son zamanlarında unutturulmaya çalışılan, düşünsel bir platform olduğunun da hakkını veren bir kayıt bütünlüğü Peter Broderick'in solo kayıtlarında dinleyicilerle buluşmakta, ne eksik ne fazla. Alberto Iglesias, Max Richter, Jóhann Jóhannsson, Michael Nyman vd. gibi yeryüzünün tasvirlerine girişen, melodik olduğu kadar hüzünlendirici ani ses değişkenliklerine de yakın duran, klasik müziğin katıcıl, asık suratlı bir form olduğu yanılgısının üzerindeki çala kalemliği de aşmaya çaba sarf eden ses emekçilerinden birisi, Broderick.“Peter Broderick” Kuzeybatı Amerika'da yer alan Oregon eyaletinin Portland kentinden bir sanatçı. Yığın pop şarkılarının deneysel kurgu içerisinde kasıtlı deformasyonlarla, yeniden şekillendirildiği Grouper, kariyeri boyunca ağırbaşlı ve istikrarlı bir dinlencelik profili çizen M.Ward, folk müziğinin yenilikçi akımında önemli dinleyici sayısına ulaşan Horse Feathers gibi keşfedilesi cevherlerin yer aldığı kentin müzikal sahnesi tasavvur edildiğinde de Broderick'in oluşturmaya çabaladığı sentezin temel noktalarını anlamak daha kolay oluyor. Justin Ringle'ın 2004 yılında temellerini attığı, en başında bir solo kayıtlar düzeneği olarak tasarladığı folk “Horse Feathers” projesine 2005 yılında dahil olması ile Peter Broderick'in kariyerinin de başlangıcına ulaşıyoruz. Norfolk & Western topluluğu ile sahne deneyimi bulunan sanatçının, ekip içerisinde gitardan, mandoline, kemandan, viyolaya kadar çeşitli enstrümanlara olan hakimiyeti, vokallerde yakaladığı puslu havanın yarattığı atmosferle “Horse Feathers” folk'un orijinal kesitlerinden ilham alarak şekillenen, daha sonraları “yeni ucube, acayip amerikana” olarak anılacak olan janrın önemli temsilcilerinden biri olarak anılmasında katkısı yadsınamaz. Türler arası ses kolajlarına da merakını sürdüren, sanatçının bir sonraki durağı da Danimarka'nın medarı iftiharlarından, düş müziklerinin mihmandarları olagelmiş “Efterklang” ekibinin turne grubunda yer alarak kendini geliştirmeyi sürdürür. Bu çalışmalara paralel olarak da birkaç paragraf üstte son çalışması “Dauw”u takdim etmeye çalıştığımız Hollanda'lı Rutger Zuydervelt'in Machinefabrek takısıyla yayınladığı “Kruimeldief” ve “Huis” CD-R kayıtlarında, enstrümantal ses kesitleriyle konuk sanatçı olarak türlerden bağımsız iki çalışmada yer aldığının altını çizelim. Sesler arasında ufak değişkenliklerle farklı tarz ve türetimlere olanak sağlayan müzikal izleklerden damıtmış olduklarını ise Kning Disk etiketiyle yayınlanmış olan ilk solo çalışması “Docile” EP'si ile dinleyicilerle paylaşır.

Bir saatlik bir seans dahilinde ve tek oturumda kaydedilen çalışmada Broderick, ses sağlayıcısı olarak ağırlığı piyanoya atadığı bir kurguyu sunar. Atmosferik yansıları ile beraber, topyekun düşlerden beslenen, bir hesap kitap kaydı olarak da not düşülmesi gerekli olan melankolik bütünlük çalışmanın üzerinde ilginin de zamanla artmasını da sağlayan faktörlerden birisi olarak değerlendirilebilir. Durağanlaştırılıp ninni kıvamında tınılara yolu çıkartılan “Ceasefire”, gözlemlere dayanarak oluşturulmuş, ironi dolu bir kızgınlıktan tüme varan “Laden”, modern kompozitörlerin kayıtlarında oluşturdukları, düşünselliği barındıran, o izlekten hareket ederek şimdiyi savlayan “Query”, sessizliği yaran ufak tefek, ses kesitleriyle yapılandırılan, Broderick'in genç yaşına karşın, eldeki tüm imkanlarını kullanarak kotardığı benzeşsiz atmosferlere dahil edildiğimiz “Return” gibi parçalar “Docile”i birazdan değineceğimiz debut kayıt “Float”a ısınma turu olarak yeterli tatmini sağlayan bir dinlenceliği sunmayı başarır. Her iki çalışma arasında ise, yönetmenliğini Ilana Sol'un yaptığı “On Paper Wings” adındaki ve İkinci Dünya Savaşı zamanında geçen kocaları öldürülen dört Japon kadının dramını, tanıklıklarını sunan yapımın müziklerini hazırlar. Seslerin üstünkörü bir yaklaşımla fon müziği olmasından ziyadesiyle uzak, filmin de sağlamlaştırdığı savaş hallerine karşı muhalif bir eleştiriyi beraberinde sunan bir kompozisyon bütününü paylaşır. Deneysel müziğin, yaratıcılığa önem veren tüm yenilikçi müzisyenlere kapısını açan bir merkez konumlandırmasına oturtabileceğimiz, çağdaş elektronik müziğin odağı Type Records'dan yayınlanan “Float” albümüyle ilgili notlarımıza geçelim.Güzün kendini iyiden iyiye hissettirdiği günler içerisinde, derdest edilmiş, rayına türlü çeşit uğraşlara karşın bir türlü oturtulamayan, oldurulamayan yaşantıların, çektiklerini son derece rahatlıkla gözlemleyebileceğiniz, derinlemesine bir 'kayıp otoban' müzikali kulaklarımıza yayılmakta ilk elden, hemencecik. Hemen her bir yanılsamayı olasılık dışı bırakarak. Melodramatik unsurların yoğunluğunu Broderick'in Danimarka'ya taşınması gibi salt bir mekan değişikliğine bağlayan eleştiriler olmasına karşın, dinlediklerini son derece iyi bir şekilde, yeniden kotarabilen, farklılıklardan muazzam ezgiler türetebilen bir prodüktör için fazlasıyla bir ön yargı olacağını düşünmekteyiz, bu tespitin. Keza albümün açılışından sonuna kadar oluşturulan atmosfer, kullanılan ses kolajlarına dair derin açılımlar, resmin tümüne odaklandığınızda dinleyiciler için düşünselliği ön plana alan, melodramatikliği bir artı etmenden başka türlü görmememizi sağlayan bir ayrıntı haline dönüşüyor. Yükselen bir pusun ardılından başlayan piyano partisyonunun, ham bir mutluluğu filizlendirdiği, kar tanesinin hikayesini anlatan A Snowflake parçasıyla albüm açılıyor. Jóhann Jóhannsson'un klasik müziği, çeşitli elektronik enstrümanlarla aynalaması ile benzeşen, yaylıların da ana oyuncu olarak ön plana çıkartıldığı, doğanın seslerinden de fazlasıyla beslenen, sinematik Floating/Sinking çalışmasıyla kişiye özel bir günlüğün sayfaları arasında ilerlemeye devam ediyoruz. Nağmelerin dinginliğinde. Kesinleştirilmemiş bir öz tahlili hatırlatan A Simple Reminder, Rutger Zuydervelt gibi, Ambient kolajlamalarıyla da örtüştürebileceğimiz, yedi dakikalık süresi içinde, katman olarak atanan her bir enstrüman ile saydamlaştırılan, hızlı tını diziliminden, soluk alış seviyesine kadar değişen tempo dahilinde ilerleyen, banjo gibi daha öncesinden çok da fazla kullanıldığına şahit olmadığımız bir enstrümanın da kompozisyona dahil eden Stopping On The Broadway Bridge gibi, öznel tasarımlar ile karşılaşmanız da albümde mümkün.Modern Klasiğin ana yapısını oluşturan parçaların yerlerini sıklıkla değiştirebilen, ön plana çıkartılan piyanonun ses sınırlarını yeniden belirlemeye çalışan kolajlamayı da yansıtan, ismiyle müsemma Another Glacier’de Broderick’in folk kökenli vokalini de dinleyebilmeniz mümkün. Float albümün doruk noktalarından birisi olan, karanlık ve aydınlığı aynı düzlemde resmeden, gözlerin de hafif nemlenmesini sağlayacak kadar içtenlikle kotarılmış Something Has Changed, müziğin kelimelerle izah edilemeyecek yönelişimlerinde nasıl birer uhrevilik kazandığına dair önemli bir örneği teşkil ediyor. Bu doğaçlama kurgunun devamında zuhur eden, mekanik parçacıkların, vurmalılarla beraber devinime uğradığı, yer yer James Blackshaw’un Litany Of Echoes albümünde dinlediklerimiz gerçek hikayeler alt okumasına da sahip çıkan, minimalist caz deneyi Broken Patterns ile finale ulaşıyoruz. Float’un ilk şarkısı içerisinde yer bulan mutluluk formüllü tınının, ters yüz edildiği perspektiften aynı ana bu sefer başka bir haleti ruhiye içerisinde dönmeyi tasvir eyleyen, yüzünüze doğru esip gürleyen acının karşısında bir karar vermeniz gerekliliğini işaret eden An Ending, A Beginning ikilisiyle beraber Peter Broderick, simyasına aşina müziklerden, başkalaşmış modern zaman masalları ortaya çıkartıyor. Provakatif tahribatlarla dinleyiciyi, uygun gördükleri yola, hizaya çekmeye çalışan üreteçlerinin aksine, dinleyicilerin huylarına giden ses öbekleriyle verimli bir kaynak oluşturmaya çabalıyor. Hikayelerin devamı için Bella Union’dan önümüzdeki günlerde yayınlanacak olan folk katmanlı “Home” albümünü de peşinen önerelim...

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...


Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Peter Broderick Official
Peter Broderick At Myspace
Peter Broderick At Flickr
Peter Broderick At Play My Tape
Peter Broderick Float Album Review
Machinefabriek Official
Machinefabriek At Myspace
Machinefabriek Interview At Fant00m
Machinefabriek Dauw Album Review At Foxy Digitalis
Jóhann Jóhannsson Official
Jóhann Jóhannsson At Myspace
Jóhann Jóhannsson At 4AD
Jóhann Jóhannsson Fordlandia Review At 13 Melek
Maps And Diagrams Smeg At Myspace
Maps And Diagrams Hufvudskå At Youtube
Yuki Kaneko Official
Yuki Kaneko At Myspace
Yuki Kaneko Rut Album Review At The Milk Factory
Savina Yannatou Official
Savina Yannatou At Wikipedia
Savina Yannatou Interview At Roots World

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com - Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Look Both Ways Before Crossing The Street By Peter Broderick
© Peter Broderick’s Photos
Peter Broderick’s Photos Courtesy From Below Listed Site
0- Broderick's Myspace

>>>>>Poemé
Yalnızlığım – Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
(1914-2008)

Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,
Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım

Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,
Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi
Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,
Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa.

Bir camın arkasında açılıyor güllerim,
Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı.
İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı;
Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim

Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım
Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde
Belki bu mısralarım esecek gönüllerde
Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım.
Anısına Saygıyla...

No comments: