Saturday, November 01, 2008

Deuss Ex Machina # 230 - Il Censore Non Produce Mai Due Volte Lo Stesso Battimento, Esso Uccide

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_230_--_Il Censore Non Produce Mai Due Volte Lo Stesso Battimento, Esso Uccide

27 Ekim 2008 Pazartesi gecesi “bant kayıt” ile gerçekleştirilmiş programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: AGF-Dance Floor Drachen (AGF Produktion)
>1<-Fennesz-Saffron Revolution (Touch)
>2<-Aidan Baker & Tim Hecker-Hymn To The Idea Of Night (Alien8 Recordings)
>3<-Aidan Baker & Tim Hecker-Auditory Spirits (Alien8 Recordings)
>4<-Windy & Carl-Champion (Kranky)
>5<-Windy & Carl-Snow Covers Everything (Kranky)
>6<-Yair Etziony-Man-Made (Spekk)
>7<-Yair Etziony-Flawed (Spekk)
>8<-Bichi-Erobreren (Cactus Island Recordings)
>9<-Bichi-Forføreren (Cactus Island Recordings)
>10<-AGF-Slowly (AGF Produktion)
>11<-AGF-If You (AGF Produktion)

Il Censore Non Produce Mai Due Volte Lo Stesso Battimento, Esso Uccide ! Bölüm (230) – Garipsemeden İçselleştirmemiz, Bir Şekilde Sürünün Ses Çıkartmayanlarından Sayılmak İçin Suspus Kesilmemiz İçin Vesileler Aranıyor. Engelin artık aynı nokayı iki kere vurmayacağına inanmak istiyoruz.!!!

>>>>>Bildirgeç
Oluşturulmaya çabalanan sistemin, neredeyse tüm değerlerinde oynamalar gerçekleştirilerek, avamda oluşacak hemen her türlü otorite karşıtlığının bastırıldığı, sıfırlandığı, mutlak itaatin sağlandığı, düşüncenin önceden tasvir edilmiş ya da manipüle edilmiş örnekleri dışındaki her hangi bir şey aramanın sonucunun ise felaket olarak tezahürünün buyur edildiği, Parti’ye olan itaatkarlığın, yaşamak için halkına ön şart olarak koşulduğu kurallar çerçevesindeki imgelerin birbiri ardına sıralandığı, “Büyük Birader” teriminin de ilk kez kullanıldığı, George Orwell’in zamanımıza dahi yansıyan öngörülerini de işleyen, kehanetlerden mülhem ‘1984’ romanından bir alıntı yapalım. Bahsi geçen kurguda, Okyanusya’yı bir mutlak sanallıkta yönetmekte olan Partinin elini sağlamlaştırmasına da yol açan, en önemli ilkelerinden birisi olarak kendisini konumlandıran, ‘Geçmişi denetleyen geleceği de denetler, şu anı denetleyen geçmişi de denetler’ cümlesinden hareketle çıkarımlar gerçekleştirmeye çalışalım. Halkın okuduğu veya okuyabileceği yazınsal tüm kayıtların üzerinde durmaksızın bir inceleme, değiştirme, o günün şartlarına uygun olarak bir biçimde sürekliliği korunarak yapılan sansürleme ile toplumun sorgulamasının nihayetlenip dikte ettirilene sebat etmesini sağlamlaştıran bir alıntı bu.Bunu romanın içindeki basın yayın merkezi fonlu değişik alt bölümlerde, kullanılan sürükleyici pasajlardan, değişkenliğin yakıcı bir biçimde yansıtıldığı, Michael Redford tarafından da sinemaya aktarılan kurgusunda deneyimleyebilmeniz mümkün. İletilenlerin mutlak doğru olduğu sanrısına kaptırmışlığın, bir sene önce hatasız, temiz olanın, bir senenin ardından hatanın bataklığına gömülmüş azılı bir düşman olduğu evrimini inceleyebilmek bile başlı başlına halkın, “muktedir”le olan sorunlar dizisinin o zamanlardan bu zamanlara sürekliliğini koruyarak genişlediğini gösteriyor. Sorun daha en başında gizemli bir el tarafından silinen gerçekliğe tereddütsüz şartsız itaat edilmesini işaret ediyor, anılageldiği üzere hafızayı beşer nisyan ile malüldür sözünü haklı çıkartıyor.

Dış dünyaya kulakları kapalı, gözleri bağlı, bilinci enikonu zayıflatılıp seyreltilmiş, her hali ile izole edilmiş, herşeyden bihaber kalması için çaba sarf edilen bir süreci gözlemleyebilme bu alıntıdaki en önemli çıkarımı sağlıyor. Modern zamanların bireyinin bilinç sahibi olmasının önüne engel olarak çıkartılmaya yetkili olarak atanan, yönlendiricilerin elinin altında bir koz olarak bulundurulan bir olguya değinmek istiyoruz. Farklılıkların paylaşımından, doğal olarak insan hakları evrensel beyannamesi içerisinde de kendine yer bulan, herşeyden önce insani ve kanuni hakların görmezden gelinmesine, bir şekilde hizaya çekilmesine olanak sağlayanlardan “sansür”, bu bildirgeçimizin ana konusunu oluşturuyor. Kapalı devre hükümlerle, sınırlarının çok önceden belirlendiği, kimseciklere bulaşmayan ve sürekli sınırlandırmalara uygun olarak davranılması beklenen bir dizi önlemin müsebbibi olan olarak kısaltabileceğimiz sansür, şimdi eskisinden daha da artan bir ivme ile zamanımızın sınırlarını daraltmaya devam ediyor. Hükümlere uygun davranmayanlar ile sadece fikirleriyle daha farklı bir bakışı yakalamaya çalışanların da aynı kefeye konulduğu bir sorunlar yumağının genel tanımına dönüştürülmesi? 12 Eylül 1980 darbesine giden süreç içerisinde, hatta onun daha da öncesinde ülkemiz sınırlarına matbaanın geldiği zamanlarda ne hikmetse şeytan icadı olarak tanımlandırılmasından bu yana, görüşlerin yaygınlaştırılması, farklı bakış açılarının sunumlandırılmasını, kolaylaştıran yazılı materyallerde sansürün doğal bir süreçle kendini kabul ettirdiğini, yardımcı uygulama ve tedbirlerle geniş kitlelere benimsetilmeye çalışıldığını fark edebilirsiniz. Bu çaba içerisinde yasaklanan, dizgilerin arasına ‘sansür’ klişeleriyle beraber bembeyaz sayfalara terk-i diyar edilmiş kitaplardan dem vurabiliriz. Okumak için koşa koşa gidip temin ettiğiniz önemli bir kitabın, belli başlı yerlerindeki boşlukların yoğunluğunun çoğaldığı dönemlerden geçmiş bir ülkede yaşadığımızı örnekleriyle ifade edebiliriz. Ulusal medyanın olayları eleştirmesi bir yana, olduğu gibi hükmü verenlerin yanındaki tavırla sunması, pek çok olayı göz ardı etmesi (ettirilmesi), zamanımızda da kulbunu buldum mu, sündüre sündüre yola ve hizaya çekmeyi bilirizciliğin, çağdışı kalmış örnekleriyle karşı karşıya kalmamızı sağlıyor. Belirsiz bir düzlemde sürekli dozu arttırılan bir yıldırmaya binaen özgürlük kurallara bağımlı bırakılıyor. Söz dinleyenler ve arsızlık edenler olarak kamplaşmalar ortaya çıkartılıyor. Biz ve siz, onlar ve şunlar, ötekiler ve berikiler, solcular ve sağcılar, beyazlar ve siyahlar, aptallar ve yine aptallar.

Yaşadığımız zaman dilimi içerisinde basılı olan sansür ve engellemeler yerini hali hazırda herkesin bir şeyler katabildiği, bilgi alışverişinde bulunabildiği, görüşlerini paylaşabildiği, en basitinden iletişime geçebildiği internet üzerinde de, kendini unutturmamak için giderek sık aralıklarla karşılaştığımız sansür girişimlerine, engellemelere bırakıyor. Bunun en son örneği olarak geçtiğimiz Cuma günü içerisinde gerçekleştirilen ve Blogger, Blogspot ağı üzerindeki bizim de dahil olduğumuz “web-logların” topyekün erişiminin sınırlandırıldığı uygulamayı buna örnek olarak sunabiliriz. Daha öncesinde “Wordpress” gibi aynı girizgahtan yapılandırılmış blog platformlarından bir diğeri, “Youtube” gibi binlerce kullanıcının videolarını paylaştığı, eleştirilerini sunduğu “video” sitesinin ya da “Ekşi Sözlük” gibi ülkenin gündemine dair esas bilinmesi gerekenleri çoğu zaman esprili girdilerle gündeme getirildiği, interneti olan her birey için çoğaltılabilecek farklı anlamlar da barındıran bir “portal”ın karşılaştığı durumdan çok da farklı olmayan engelleme, hiçbir şeyin sınırsız olmadığının, bir şekilde zamanımızın “Büyük Biraderi” tarafından gözlemlenip hizaya çekilebileceğimizin temsilini oluşturdu. Sanallığın da bir yere kadar olduğunun farkına varmamız sağlandı, eğer yersek. Engellemenin sorumlusu olan ülkemizin sayılı dijital platformlarından birisinin, maç yayınlarına ait “Yayın” kodlarının bir şekilde adı anılan Blogger ve Blogspot üzerinde oluşturulan çeşitli sitelere iliştirilip sunulması nedeniyle engellendiği ise kısa sürede ortaya çıktı. Kanuni yönden fikri mülkiyetin gerekliliği olarak da satışından gelir elde ettiği bir mecranın paylaştırılmasına karşı, hakları saklı olan kuruluşun yurtdışında kendi domain adlarıyla yayın yapan siteleri uyarıp geri çektirmesindeki doğallığı, iş binlerce kullanıcının kişisel sitelerinin olduğu bir platformda uygulamaması ve herkesi aynı potada suçlu ilan etmesi, sorunun merkezindekilerin değil etraflıca her kullanıcıyı zan altında tutmalarını sağladı. Yasadışı olanla mücadele etmeye çalışılırken, göz ardı edilen herşeyi alt üst edebilecek, modern zamanlarda eskici anlayışlarının devamına teşebbüs olarak kısaca belirtebileceğimiz bir engelleme ile karşı karşıya kalındı.

Paylaşmış olduklarınızın önemliliği bir kenara, sadece paylaşabilmek bile başlı başına internet denen bu kutsal kaynağın bizler için değerini apaçık ortaya koymalı. Sizin için de neler ifade edebileceğine ait mesafeli saygınlık yerine bizim kurallarımız geçerlidir önermesini sonuna kadar zorlayan, baskıcılığın, sansürün, olduğu gibi yorum getirilmeden uyulması gereken bir süreç olduğu sanrısının, bu hatanın daha cüretkar bir biçimde ilerleyen günlerde içinde başka platformlar içerisinde yaşanılabileceği gerçeğini teyit etmeyi başardı. Bir irin gibi ekranlardan kullanıcının tüm yüzüne gözüne iliştirilen kırmızı harflerle ‘Bu Siteye Erişim Engellenmiştir’ ibaresi, yeni gerçekliklerimiz arasında kendine ait “yüz kızartıcı” bir yer kazımayı başardı. Eskiden kitapları yakan ve sansürleyen zihniyet şimdi de, sınırsız olduğu adledilen, bireysel olarak geliştirilebilen bir ağ yapısının üzerinde yine yeni duvarlar kurmaya, sesleri kısmaya çalışıyor. Bir arpa boyu yol bu kadar ağır alınabilir mi artık sorgulamamıza gerek yok. Öylesi bir takılı kalma ki, binlerce sitenin bilgi ihbar merkezine ulaşan şikayetler neticesinde sansüre, engellemeye uğradığı aralarında gerçekten yasadışı olanlar haricinde kaç site güme gitti kim bilir?, 5651 sayılı kanunun kapsama alanındaki belirsizlikler yüzünden, ve şu anda yasak kalkmış görünen Blogger, Blogspot engellemesinde bir ayağı engellemenin tekrarlanmasının eşiğinde beklemeye alındığı kararlarla “Erişime engelleme kararının, “eksik olan delil”lerin ulaşmasına kadar kaldırıldığı belirtiliyor. Eksik olan deliller ulaştığı zaman erişim tekrar engellenebilir.” yanıtlarıyla kendi sonuçlarınıza da ulaşabilirsiniz.Yakında bu hızlılıkla devam edecek olur ise bu engellemeler neticesinde tarayıcılarımızın açılış sayfalarında şu ibareleri de görmeye nail olacağız. “Interneti kullanmak tehlikeli ve yasaktır.” “Görüş bildirmek için önce Kimlik No’nuzu giriniz”. “Sınırsız sandığınız hayalleriniz, onları da engellemeye az kaldı”.

Deuss Ex Machina'nın geçtiğimiz Pazartesi akşamı yayınlanan bölümü içerisinde de yukarıda kısaca değinmeye çalıştığımız, sansürün yoğunlaştığı günümüze bir fon oluşturarak, çok sesli, çok fikirli, çok yüzeyli müzikal temas noktalarını sunmaya çalıştık. Sözlerin paylaşılabildiği gibi müzikal notalarların da tek bir noktaya bu vakitten sonra sabitlenmenin mümkün olmadığına imkanlar dahilinde seslendirmeye devam ettik. Programın açılışında, son albümü Venice'i beş yıl önce “Touch” etiketiyle yayınlamış olan Christian Fennesz'in uzunca bir süredir beklenmekte olan yeni çalışması “Black Sea”nin ön tanıtım parçası olan “Saffron Revolution” kaydını sunduk. Avusturya'lı sanatçının ismiyle de giderek özdeşleşen glitch tonlarıyla bezeli, saf karmaşadan dem vuran yapılandırması, Kasım ayında yayınlanacak olan çalışma ile ilgili heyecanımızı daha da arttırmayı başardı. Gelişmeler için dinlemede kalmanızı salık veririz. Bu çalışmayı takip eden dizilimde, deneysel müziği anlamlandıran isimler arasında rahatlıkla gösterebileceğimiz, tıpkı Christian Fennesz gibi türettiği somut müzikal yansılar ile paragraf paragraf yazılarla izah edilebilecek durumları müziğin kısıtlı süresi içerisinde dinleyicilerle paylaşan Kanada'lı Tim Hecker'in, Ambient'ın koyu renklerinde işler tasarlayıp türeten, "Nadja" projesinden tanıyabileceğiniz Aidan Baker'la kotardığı sınırlı sayıda yayınlanmış “Fantasma Parastasie” albümünden, Ambient'ın can yakıcı şiddetini, geceyi kendine fon olarak edinmiş “Hymn Of The Idea Of Night” ve Tim Hecker'in gitarlarla ördüğü paralel evreninden kopup gelen “Auditory Spirits” parçaların aracılığında elektronik müziğin şimdisinde bir yolculuğa çıkma şerefine nail olduk. Windy Weber ve Carl Hultgren'in 90'lardan bu yana minimalizden beslenerek kotardıkları, yer yer parçalanmış “shoegaze” sınırlarına ulaşan “drone” alaşımıyla tümledikleri “Songs For The Broken Hearted” albümüne kulak kabarttık. Tanımlandırılan ile yaşanan “aşkların” farklılıklarından dem vurdukları, kişisel tahlillerin genellendirmelere olan sirayetini irdeledikleri kayıttan, uhrevi seslerle bezedikleri “Champion”, kararlı partisyonu ile drone'un ağıt formun yaklaştırıldığı “Snow Covers Everything” parçasını paylaştık. Müzikal hatların birbirlerine paralel olarak bağlantılanabildiği deneysel seçkimizden, haftalık albüm önerisi olarak Antye Greie Fuchs'u son çalışması olan “Dance Floor Drachen”in rehberliğinde sizlerle paylaşıyoruz.Günümüzde olana bitene tepki göstermeme bir nevi nötrleşme olarak algılanır oldu. Kendi çevremizde dahil çerçeveyi ne kadar küçültürsek küçültelim bazı sorunlar karşısında tepkiye, bunu yapamıyorsak da en azından duyarlı yaklaşımlara ihtiyacımız bulunuyor. Çalıştığımız nasıl bir iş olursa olsun, nasıl bir yaşantımız bulunursa bulunsun ortak dile getirilmesi gerekli olan sorunlarımız bulunuyor. Bunlara bir örnek olarak teşkil edebilecek, küresel değişimlerle beraber ortaya çıkan doğal yıkım bunların en önemlilerinden birisi olarak sayabiliriz. Yaşam kaynaklarımızın giderek hızlı bir şekilde tükenmesi/tüketmemiz sonucu geriye pek farkında olmazsak da birkaç nesil sonrası ortaya çıkacak, şimdilerde makalelerde yer alan çıkarımlar, gerçeğimiz olarak yüzleşeceğimiz olgular haline dönüşeceği ise kesin. Farkına varamadığımız güncelimizin de sınırlarını daraltmamıza yol açan, ilişkilerimizde yaşanan ikilemler, giderek vurdumduymazlığın daha çok kabul görmesi, bir yerde kanıksanması neticesinde meydana gelen çelişkiler yumağı da tıpkı tüketilen doğa gibi belirli bir süre sonra hezeyana dönüşmesi muhtemel bir gerçeğe dönüşecek. Deneyselliği hali hazırda yayınlanmış olan son albümleri olan “Deinetwegen” kaydına kadar çeşitli müzikal alaşımlarla destekleyerek kotaran, “Laub” grubunun üyesi olarak başladığı müzik kariyerine 2001 yılında “Head Slash Bauch”le beraber solo olarak devam eden, Antye Greie Fuchs (bundan sonrası AGF) ortaya çıkartığı çalışmalar ile yaşamın tam merkezine odaklanmış sanatsal açılımlarını dinleyicilerin beğenisine sunmaya devam eden bir portre karşımıza çıkartıyor. Yarım ağız geçiştirilen bir olgu olarak yanılsanan pek çok konuda, sözcükleri ve tamamlayıcısı müziğiyle, bizi bu durumlara taşıyan nedenleri de sorgulamamıza yardımcı oluyor. Kulağa aşina hale gelmiş bir örnek seslerden örülmüş, parçalar yerine kendi deneyimlerinden/birikimlerinden derleyip, ters yüz ettiği elektronik tınıları sunan bir kayıt olur, “Head Slash Bauch”. Internet üzerinde veri paylaşımını sağlayan, kolaylaştıran HTML dilinden seçilmiş parçacıkların, yazılım kılavuzlarının elektronik şiirlere dönüştürülmesiyle, deneysel bir pop harmanı albümün genel tanımını oluşturur. İkinci çalışma olan duru, hüznü bir metafor olarak ele aldığı, Ambient Trust, Private Birds (öncesi Clicks & Cuts toplamasında yer alan Pianos), Poem Producer, Pipe Dream Voices (öncesi Politronics toplama albümünde dReamsINpipeline) gibi parçalarıyla müzikal konumunu sağlamlaştırdığı “Westernization Completed” albümünü ilkinde olduğu gibi San Francisco kökenli Joshua “Kit Clayton”ın “Orthlorng Musork” etiketinden yayınlar.

Müzikal gelişimi her yeni çalışmada daha ileriye taşıyan AGF bu kayıtlara ilaveten Vladislav Delay ile beraber remiks çalışmaları.(Bkz.Clicks & Cuts 3 Luomo-Melt (AGF/Dlay edit) ve Luomo-Tessio (AGF/Dlay Remix) ve bunları destekleyen çeşitli performanslar gerçekleştirir. 2004 yılında “Ars Electronica” Müzik Festivali kapsamında vermiş olduğu “Westernization Completed” albümü sonrası üretimlerinin,o yılki tema olan “kod”lanmış hallerini barındıran “Language Is The Most” (Quecksilber/Staubgold) albümünü yayınlar. Kendi ifadesi ile müzik aletleri ile olan haşır neşirliğinin bir üst düzeyi olan,deforme vokallerle beslenen Loading,bir başka önemli deneysel firma olan Raster-Noton’un mikro minimal kısmına tekabül edebilecek olan Salmiakki Pattern,düşük yoğunluklu Un-De-Buged gibi deneyselliğin hakkını tamamıyla vermiş kariyerindeki önemli çalışmalardan biri haline dönüşecek bir başyapıtı paylaşır.

Niteliği ve belirlenmiş amaçlarıyla da örtüşen, yeri geldi mi muhalifliğin en kuvvetli seslerini bir araya getirmeyi başaran AGF’nin yolu yeniden Vladislav Delay ile kesişir. 2004 yılında ortaklaşa türettikleri ve adı “BOX?21”olan, “Stralsund Garage 2004”de yer alan birbiri ardına yerleştirilmiş kutular ile yaşamı bir odaya doldurabilir miyiz? sorusuna dem vuran çalışma ile ,Rotterdam’da gerçekleştirdikleri eleştirel “Explode Baby” enstalasyonları için kullandıkları müzikleri de barındıran toplamında 12 parçalık “Explode” “AGF Produktion” etiketi altından yayınlanır. Minimal-Techno prodüksiyonlarının yanında abstrakt, dub, ambient ve minimalist tonlardan oluşturduğu Demo(n)Tracks gibi albümlere de imzasını atmış olan Delay “Explode” albümündeki tonal kurguyu yapılandırır. AGF ise giderek daha fazla ozan-sanatçı kademesine yönlendirilebilecek; sözleri yer yer fısıldamaya varan vokal denemeleri ile çeşitli başlıklar altındaki eleştirilerini “patlatır”.Bunları kimi zaman doğaya karşı insanlığın göstermiş olduğu yıkıcılık,bir intihar komandosunun kendisi ile beraber yaşama yeni adım atacak olan bebeğini dahi ölüme götürmesindeki keskinlik/doğal olanı yıkabilecek kadar bağların kopartılmasına giden zincirleme reaksiyon,yaşamı zorlaştıran anlamsız didişmeleri,gözetlenme merakının yol açtığı hasar,hızına yetişemediğimiz ömürlere kadar uzanan bir çizelgeyi dinleyici için açılış çalışmasından son parçaya kadar yayılmış bir yönerge içerisinde gerçekleştirmeyi de başarır.Yorumuna dahil ettiği ve hemen herkesin gördükleriyle de içselleştirebileceği soru ve sorunlar dizinine karşın alternatif bir yanıt sahasını oluşturmaya çalışır, AGF. Deneyimlenen, bilindik kılınanlara dair ne varsa yeniden gözden geçirebilmek için bir vesile teşkil eden kayıt serisinin sondan bir önceki kayıt olan “Words Are Missing” de bu minvalde sesin kaybediliği, kısılmış olan sesin izlerini de süren, sadece dinlencelik olarak tanımlanmasından imtina ederek, Janek Schaefer gibi alan kayıtlarının önemli prodüktörlerinin kayıtlarına da benzeştirebileceğimiz bir ihtisas kaydı olarak kısaca belirteceğimiz bir yapıyı sunar. Kesik kesik vokallerin derdest edilip, çeşitli elektronik yamalarla manipüle edildiği, kurgu mu gerçek mi? ikilemini fazlası ile hissedebileceğiniz bir çalışma aynı zamanda. Parçaların birbirlerine bağlantılandığında bir ana resim karşımıza çıkartmakta, AGF. Tek bir müzikal disipline bağlı kalmaktansa yer yer doğaçlamadan beslenerek değişkenlik gösteren, çözümlenebilirliği artarak, etkisi yoğunlaşan bir deneyim müziğinde ön plana çıkar. Bu çok parçalı, denklemleriyle paylaştığı albümlerinin sonuncusu olarak “Dance Floor Drachen”e ulaşıyoruz. Günümüzde üretilen müziğin bedelinin ne olduğu konusunda bir tezden yola çıkılarak uygulamaya geçilmiş sanatçının resmi sitesinde yer bulan manifestodan alıntılarsan bir “web application” olan kayıt bütününe. Tüketilebilirlik konusunda hemen tüm sanat dallarından daha kolay bir biçimde ayrıştırabileceğimiz müziğin, Radiohead ve Nine Inch Nails gibi alanlarında öncüllükleri kanıtlanmış grupların da denediği, dinlediğine pay biç ve öde sisteminden hareketle oluşturulan bir yapılandırma haddı zatında dinleyicilerle buluşturulan. Download kültürünün getirmiş olduğu tatminsizliğin karşısındaki düz hatlarla belirginleştirilen ses oyunlarından mülhem bir kayıdın ne kadar tatmin edici olup, dinleyicinin ödemeye yönlendirilebileceğinin sorusuna da yanıt arayan bir deneyimlemeyi de barındırıyor. AGF, kültürel manifestolarıyla beraber sosyal bir deviminin etkilerini de tümden dinleyicilerle beraber aramaya çıkan bir araştırmacıya dönüşüyor.Techno’nun surlarında derlenerek geliştirilen albümün mesajını da ayan beyan ileten “If You” parçası içerisinde AGF’nin dediği üzere, ürettiklerimize hürmet ederseniz, birazcık indirmeye ara verip de dinlerseniz çalışmalarımızı biz de size karşı sorumluluklarımızı yerine getireceğiz
kabilinden bir sunu ile çalışma başlıyor. 6 ses kesitinin “Radial” yazılımı içerisinde birbilerine çarpıştırıldığı, önceki parçanın kuvvetli ritmik yapısının ardından, atonal seslere bürünen bir imgeler geçidi “Consider”, ortak çalışmalara imza attığı Vladislav Delay aka Sasu Ripatti’nin Luomo adı altında yayınlamış olduğu deep-house eksenli, 2001 tarihinden kalma bir taslağın yeniden kotarıldığı “Than Reconsider” parçasıyla beraber müzikal geçişlerin değişikliklerine de vakıf olabileceğiniz, bir müzik makinesi içerisinde eğlendirici bir dolaşıma çıkartıldığınızı düşünebileceğiniz bir açılım sergilenmekte. İsimsiz bir Hollywood filminden elde edilmiş ses kesitlerinin, ki bunlar birbiri ardına dizilen silah sesleri, patlayışlar, mermi sürmek gibi metali çiğ bir biçimde paylaşan, filmin dövüş sahnelerinden elde edilmiş ses örnekleri, hızlandırılmış bir dub alt yapısıyla beraber kurgulanıp, indirdiğimiz, cd’den mp3 formatına çevrimi ironik bir dille eleştiren; “Ripping This Track”, tesadüfiliği irdeleyen, Manhattan’da gerçekleştirilip kayıt altına alınmış sokağın sesinden yayılan gürültüler ile deneyselliğin somut gerçekliğinin anlamlandırılmasını irdeleyen “For Free” parçasının finalinde alınan nefesin sadece “bedava” olduğu gerçeğine vakıf oluyoruz. 2002 tarihli ve yine Delay ortaklığı ile üretilmiş Tunesia’nın yenilenip, kasvetin kollarına teslim edildiği havanın deyim yerindeyse havada asılı kaldığı bir deneyimlemeye dönüşen “Slowly”, vücudun katmanlarının gözlemleyip, giderek güçsüzleşen bünyenin irdelendiği “Turn Impotent” aksak “glitch” kesikliklerinin üzerine bir tutam gürültü ilavesiyle servis edilen bir manfiestoya dönüşen, açmazlarımızın çokluğunu düşündüğünüzde neden artık nefesimizin yetmediğini daha rahat gözlemleyebileceğimiz bir bileşkeyi sunmayı başarıyor çalışma. 2004 tarihli “Westernization Compeleted” albümünde yer alan “youSTOP” parçasındaki ağıtımsı havanın, AGF’nin karakterisitik müzikal kompleksleri olarak da anılan, deneysel yüzeylerle içten dışa, dıştan içe doğru değişken ses kesitlerinde parçalandıkça gücü artan bir kompozisyon haline dönüşen “Reduced Beauty” ile finali gerçekleştiriyoruz. Havada asılı kalan her notanın, belirlenmiş istikametlerden dinleyiciye farklı eşikler açmasına ön ayak olmaya çabalayan bir izlek “Dance Floor Drachen”de dinleyicileri bekliyor. Umulmadık anlar dahilinde, sersemletici, düşündürücü, fikirlere gebe hale dönüştüren bir deneye ortak olmanız sağlanıyor. Dinlediğiniz seslerin belirli bir çabanın ürünü olduğunun sadece sıkıştırılarak elde edilmiş Frauhoffner standartlardında bahşedilmiş veriler olmadığının altını itinayla çizmeye çalışıyor Antye Greie Fuchs. Zamanının değerini bilerek, müziğin salt eğlendirici bir unsur olmadığının farkında olan dinleyiciler için, henüz “erişime engellenmemiş” yalın bilgilerini sunuyor.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
İncelenesi Üzerine Düşünülesi Makaleler
Serbest Yazarlar
Blog Hareketi Günü Bloguma Dokunma İmza Kampanyası
Internete Girmek Tehlikeli ve Yasaktır - Meriç Kara
Blogger.com engellemesine Yakın Plan - NTVMSNBC
Sansürü Tarihe Gömmek İçin Toplandık - M.Serdar Kuzuloğlu
Blogger Banned In Turkey Within Full Articles In English From Begin To End
-----------------------------------------------------------------
AGF Official
AGF Dance Floor Drachen Official Page
AGF DFD At Soundmuseum.FM
AGF Diary Hearts
AGF DFD Review At Cokemachineglow
AGF & SUE C Live At Sonic Acts #11 In Paradiso
Christian Fennesz Official
Christian Fennesz At Myspace
Black Sea Album Informative At Touch
Christian Fennesz Venice Review At Makina
Aidan Baker Official
Aidan Baker At Myspace
Tim Hecker Official
Tim Hecker At Myspace
Fantasma Parastasie Stream At Alien8 Recordings
Fantasma Parastasie Informative At Pitchforkmedia
Windy & Carl Official
Windy & Carl At Myspace
Songs For The Broken Hearted Review At Pitchforkmedia
Yair Etziony At Spekk
Yair Etziony At Myspace
Flawed Album Review At Cyclic Defrost Magazine
Yair Etziony's Top 10 Israeli Hits At Textura
Bichi At Myspace
Bichi At Cactus Island Recordings
Bichi At Hobby Industries

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8

---------------------------------------------------------

© Palmer Eldritch’s Photos
Antye Greie Fuchs’ Photos Courtesy From Below Listed Sites;
AGF
>>>>>Poemé
Yaşamak – Afşar TİMUÇİN

Yaşamak alışmaktır
İşportada satılan kadın geceliklerine

Alışmak manavlara doçentlik tezlerine
Alışmak yaşamaktır

Hep bu yeşilleri giy
Bu moru tak saçlarını topla da
Bunu sen de bilirsin
Alışmak yorulmaktır bakıp bakıp kendine

Yaşamak bir gün uyanmaktır
Bir gün birdenbire yalnız kalmaktır

Yaşamak alışmalardan sonra
Alıştığı her şeyle savaşmaktır

No comments: