Friday, March 06, 2009

Deuss Ex Machina # 245 - Gente Disperata Che Bisbiglia Sopra La Fauna Nebbiosa

Deuss_Ex_Machina_245_--_Gente Disperata Che Bisbiglia Sopra La Fauna Nebbiosa
02 Mart 2009 Pazartesi gecesi yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Appleblim – Various Artists Soundboy’s Gravestone Gets Desecrated By Vandals (Skull Disco)
>1<-Appleblim-Vansan (T++ Remix) (Skull Disco)
>2<-RSD-Over It (Tectonic)
>3<-Hektagon-Strange Voices (Audio Freaks)
>4<-Secret Agent Gel-Wednesday (Low Motion Records)
>5<-Cluekid-Weed Smokers (Bullfrog Beats)
>6<-Hatcha vs. Kromestar-Great Escape (Eight.FX)
>7<-Nero-Bad Trip (Audio Freaks)
>8<-Pinch-Joyride (Tectonic)
>9<-Threnody-No Sound Of Any Kind (Urban Graffiti)
>10<-TC-Where's My Money (Caspa Remix) (D-Style Recordings)
>11<-Kromestar-The Flu (Marxmen Dubs)
>12<-Killer Mike-2 Sides (MRK1 Remix) (Self Released)

Gente Disperata Che Bisbiglia Sopra La Fauna Nebbiosa (245) – Aynı şeydir yaşayan ve ölen, uyanık ve uyuyan, genç ve yaşlı. Çnükü sonrakiler öncekilerle, öncekiler sonrakilerle yer değiştirir. (Plutharkos, Consolation Ad Apollonium, 106 E) Fragmanlar – Herakletios (Kabalcı Yayınları) (Sf.211)

>>>>>Bildirgeç
Mütemadiyen devinimine devam eden, yapılandırmalar bütününün takipçileriyiz. İçeriğinde eklenip, durmaksızın değişkenliğe maruz bırakılan, farklılaştırılan bir tevatür zincirlemesinin bütüncüllüğünü fark etmekten imtina edenleriz. Dur durak bilemeden, kendi içimizde yeni ötekileştirmelere imkanlar sağlayanlarız. Bu dizin dahilinde sıklıkla bahsettiğimiz gibi konuşmuyoruz, konuşmak için çaba sarf edene de gereken hizalamayı sağlamayı kendimize görev biçiyoruz. Lafazanlığın ötesinde gerçekten de dişe dokunur çıkarımlar ortaya çıktığında da değerlerini bilmiyoruz. Nicesinden farkılaşmaya yüz tutmuş, değişkenlik arz etmiş, hiç olmaz ise niyaz etmiş teşebbüslerin heba olmasının sahiciliği şimdi altını çizmek istediğimiz. İki satır dahilinde ifadelendirmeye çabaladığımız. Gölgemizin boyutundan tutun da, ilerlemek zorunda olduğumuz kendi güvenli sınırlarımızın dışını kapsayan alanların bütünü vesair öğeleriyle beraber, korkmaktan ötesini simgeleyen bir bakışımı paydalayan susmayı mecranın tam ortasına taşımak istiyoruz. Kenardan kıyısından değil bizahati hataların çoğalmasına karşı, kendi doğrularımız olarak tutunmaya çabaladıklarımızın üzerine gidebilmemizin gereksinimini oluşturan, susmanın sağlayabileceği tek ferahlığın anlık bir bana dokunmayan yılan bir yaşasıncılık dışında da herhangi bir faydası olmadığı gerçeğinden yola çıkarak, ortalamak. Ortalamanın dışarısında kalanları her halükarda kendi beğenilerinin içerisine, kendi düşüncelerinin doğruluğuna kani etmeye çaba sarf edenlerin gün geçmez, vakit bilmez, akıl topaçlamalarının, en doğrusu bizde kampanyalarının, kimse dememiş miydi? Kraldan çok kralın kulu kölesiyizciliğin ikrarını ortaya çıkartan bir susmak. Susup, derinden bir görmezlikten, anlamamazlıktan gelmelerden alınan faydalarla iyice doruğa ulaştırılmış bir tasvir bütünlüğü, bir güncel zaman hüzünbazlığı.

Düşüncenin kendisini temellendirebilmek, başa gelenlerden farklı manalar çıkartabilmek konusunda gereksinim duyulan en birinci özne oysa; konuşmak. Bahsi açılageldiğinde, ifade etmeye çaba sarf ettiklerinizle de bir şeylere dikkatleri çekebilmek için, yadsınamayacak bir tamamlayıcılık arz eden, insani kaygıların dile getirilmesini olası kılan bir olgu, konuşmak. Sözcüklerden edinilmiş birikimin de yansıtılabilmesini sağlayan bir bağlaç. Mutlak doğruların olmadığı bir dünyada, alternatifi dillere düşürebilmenin yollarından birisi, görsel ve işitselliğin dışında. Hatlarla belirginleştirilmeye çalışılan önermelerin detaylandırılmasında vazgeçilmez br unsur haline dönüştürülebilen. Rotasını şaşırdıkça, yönünü kaybedip, geleceğini ipotek altına aldıran, susmasının bu korkutucu yönelişimde kendisini ve çevresindekileri kurtarabileceği betiğine takılı kalanların çokluğundayız. Çoğaltımlarında ötekisinin, söylemeye çalıştıklarına karşı çoktan gemileri yakmış, kulaklarını tıkalı tutmaya devam eden, hemen bir farklılık tespit edildiğinde, özgürleşmeden dem vurup en olmadık tepkimeleri makul karşılayanlar bizahati doğrusunu ortaya attığınızda suskunluğun perdelemesine saklanmayı tercih ediyorlar şimdi, tam bu noktada. Sözleşilmiş bir suskunluk, esefle karşılananın, karşısında durulması gerekli olanların dahi bir şekilde oluruna getirildiğinin, kanıksandığının cevabını barındıran bir çözümleme imkanının başyapıtı haline dönüştürülen susmak. Sözcüklerin sağlamaya çalıştığı açılımları bir kalemde silmeyi , ne derseniz, ne kadar iyi niyetli olursanız olun, bizlerden olmadığınız için konuşmalarınızın hiçbir kıymeti harbiyesi yoka ilinitilenmesi bile günümüzün şartlarını daha farklı gözlemlerle incelemeyi de gerekli kılıyor. Şartlandırmalar, ön koşullar ile beraber var edilmiş düzensizliğin, giderek ucunu da kaçırmaya başladığımız ipleri de yakalayabilmemiz için, suskunluğun yerini daha da fazla konuşarak çözümleme yolunu tercih edebiliriz. Kabaca bir güncel gazete taramasının ardından dahi sürekli bir diğerini yerden yere vurma, yıpratma, ezebilme konusuna takılı kalınan gündemin boyunduruğundan da çıkabilmenin yegane yöntemlerinden birisini sağlayabilecek olan, konuşma, olumlandırma çabası olarak da değerlendirenbiliriz.

Yoğunluğu ve harareti artan gündemin içeriği ile de uyuşan, son demlerini yaşıyoruz derken olmadık her an karşımıza çıkmaya devam eden, kendim söyledim, kendim uyguladım kolaycılığını barındıran , kararında bir müsamahanın yerini olduğu gibi farklılığı hazmetmeyen bir bakışıma terk edilmesinin yansıması olagelecek bir tanım, magandalık.Olumlandırmalar için ne kadar yol kat edebildiğimizi de etmeye gayretlik gösterdiğimizin yanıtını da barındırıyor. Punduna getirildiğinde, kulbunun takılması eylemselliğini de takip ederek, hezeyanların üzerini örtebilmek için zemin sağlamaya çabaladığımız yollardan birisini temsil etmekte son tahlilde, magandalık ve beraberinde getirdiği üslup tartışmaları. Yaptıkları sözde çözümlemelerle çelişen, çeliştikçe daha da yerin dibine batmakta aceleci davranan bir politik elitimiz olmamıştı, bu zamanın sözel saçmalarına imza atanlar kadar, kendilerinden çokça eminlikleriyle beraber. Telaffuz etmeye çaba sarf edilmesi gerekli olan açılımların bile, başlı başına birbirleri arasında bir koz olarak değerlendirilmeye alındığı, herkesin bir ötekisinden kendince önem arz eden konularına tacizinin, sahiplenmesinin, en öz kendisine ait olduğunun ispatına uğraşmasının da getirdiği bir noktayı teşkil ediyor, magandalık. Konuşabilmenin şartlarından birisi olan, avam olan bizlerin de anlayabileceği bir dilin yakalanması, anlatılanların sahiciliğinde kendimize ait belirli başlı çıkarımlar yapabilmemizi sağlayacak samimiyeti görmek isterken, git gide zigzaglar çizen bir eğrelti, yanıtsız bir hamlık ile baş başa bırakılıyoruz. Terk edilmeye müsait bir biçimde, karşılıklı tehditkarlık dozunun da sürekli arttığı, orta yol ve/veya alternatif türetimine odaklanmışların da bırakın simalarını söz ve seslerini duyurabilmelerinin imkansız bırakıldığı bir zamanda ilerliyoruz. Ötekinin mağrurluk, berikinin muktedirlik heveskarlıklarının tavan yapmasına da neden olan bir karaşınlık. Suskunluğu da kanıksatabilmenin gereklerinden birisi olarak, herşeyin en doğrusunu biz yaparız, bütün bütün açılımı , bütün bütün hak tanımlamaları, bütün bütün seçim yatırımlarını, bütün bütün laf salatalarını diyerek, halkın gerçek önceliklerini sürekli bir görmezden, duymazdan, bilmezden gelmeye çalışıldığı hakikat bahsi açmak yerine, çekişmelerin tadından yenmediği ısıtılıp ısıtılıp servis edildiği bir oyunun seyirci tarafındayız. Susup kabullendikçe, daha şevklendirdiğimiz, başkasına ne gerek var en büyük sizsinize dair mesajlarının aldatıcılığına da iyice kendimizi kaptırmamızın, en hayırlısı olduğu işaretlendiği bir eşik. Ayrıntıya odaklanabilmenin getirilerinden birisi olarak, gerçek anlamında da muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmenin yollarını arşınlayabilecek, kendi kısırlıkları ile bir filmin karakterinden dem vurup sürekli sensin hayır sensin o çekişmelerini de bir kenara bırakıp, gerçeklerin konuşulabileceği bir gündeme vakıf olmayı istemek, çok mu hainlik olarak yansıyor, yansıtılıyor. Neresinden tutulursa tutulsun elimizde kalan sessiz çığlıklar oluyor. Zamanı belirsiz, apansız hayatımıza giriveren bir türlü çıkmak bilmeyen...

Son söz kabilinden bir paylaşım yapalım: “Akıllı olan, sohbet sırasında ne hakkında konuştuğundan ziyade kiminle konuştuğunu düşünerek hareket edecektir. Bunu yaptığı takdirde sonradan pişman olacağı hiçbir şey söylemeyeceğinden emindir.” - Arthur Schopenhauer

Pazartesi akşamı sizlere sunduğumuz Deuss Ex Machina seçkisi içerisinde de, belirsizliğin yüzeyleri arasındaki değişimlerden ilham edinerek kotardığımız bir kurguyu sizlerle paylaştık. Kendiliğinde de olumlandırılamayacak bir eşik yoğunluğunda, salt bir eğlendirici işlevselliğinin dışında, türetimlerini alabildiğince geniş bir detaylandırma üzerinden şekillendiren, elektronik seslerin değişkenliğinde yol bulabilmemize imkan sağlayan seslere kulak kabarttık. Olduğumuz noktadan farklı olan bir konumun da varlığını idrak edebilmek, tıpkı hayat akışının kendisinde olduğu üzere âni değişkenliklerinden de feyz alarak kotarılan bir nüveyi ortaya çıkartmaya çalıştık. Modern elektronik müziğin alışılageldik, kanıksanmış örneklerine bağımlı kalmaktansa, ses yüzeyleri arasında farkılaşmaları da daha rahat bir biçimde duyumsayıp, özümseyebileceğimiz alaşım bu haftaki yapılandırmamızın temelini oluşturdu. Müzikal çıkarımlarda da alternatifi tanımlandırabilmenin yegane gereksinimlerinden birisi olarak da değerlendirilebilecek, gündelik seslerden beslenerek kotarılan bir deneyselliği kulaklara ulaştırabilme Deuss Ex Machina’nın 245. bölümünü tanımlandırabilir. Bu minvalde, haftanın albüm önerisi olarak da, milenyum sonrasında elektronik müziğin geçmişi ile geleceğini birbirine paydalayan, deneyselliği dinlenebilir bir kıvamda kurgulanan parçalarda işlemeyi ön planda tutan, kendi üretimleriyle varlığını sürdürmeye gayret eden bir prodüktör olan Laurie Osborne aka Appleblim’i kısa notlarımızla beraber sizlerin beğenilerine sunuyoruz. “2005 yılında Sam Shackleton ve Laurie „Appleblim” Osborne tarafında Kuzey Doğu Londra’da hayata geçirilmiş bir proje „Skull Disco“. Dub alaşımlı müzikal yansımaların jungle, drum & bass ve grime’den sonraki durağı olan dub step ses erimi etiketin müziğindeki ana ekseni oluşturuyor. Basite indirgenmiş çalışlar yerine, daha farklı metodlar ve çoğulcu perküsifler ile keskinleşen „Shackleton“ ve post hardcore dans müziğinin kıyısından esintiler barındıran „Appleblim“ gibi isimler ile Skream, Benga, Burial vd. gibi „Croydon“ çıkışlı; karaltılı ve daha eklektik dubstep üreticilerinden ayrışan bir müzik „Skull Disco“ etiketinden yayınlanmakta. Bu minvalde plak şirketinin bir farklılığına da değinmekte fayda var. Düz bir plak kapağı yerine etiketin karakteri ve kimliğini oluşturan „Kuru Kafalar“ da öznesinde hala Punk kültüründen izleri taşıyan „Kendin Pişir“ (D.I.Y.) tekniğine başvurularak tasarlanıyor. Sam Shackleton’ın Wire dergisine vermiş olduğu mülakatta belirttiği üzere : „Küçükken pek çok plağı sadece kapak tasarımlarını inceleyebilmek için satın alırdım. Bunu aynı zamanda müzik ile beraber kaşifliğin de bi parçası olarak görmekteydim. Plak şirketini oluştururken de bu fikri devam ettirebileceğimizi ve etiketi tam manasıyla tamamlayacak bir ayrıntı olarak kullanabileceğimizi düşündüm. Görsellik unsuruna esin kaynağı olan çalışmada bu fikri gerçekleştirmemizi olanaklı kıldı. Kamerun’da gerçekleştirilen ve geçmişte yitirdikleri atalarının kafa taslarını çember şeklinde dizdikten sonra ruhları için eğlenen „yerli halk“ temasının disko ilede uyumlu olabileceğini farklı bir tasvir olarak ele aldım. Aslında bir parça da School Disco’ya karşı bir kelime oyunu olarak da değerlendirebiliriz. Bu yapılandırmayı.

“Sadece 500 adet basılan ve kolleksiyon değeri taşıyan plakların takipçileri arasında Digital Mystikz ve Ricardo Villalobos gibi önemli prodüktörlerin de desteği Skull Disco’yu kült seviyesine taşımaya henüz yedinci plakta yetmiş oldu. „Aslında böyle bir beklenti içerisinde değildik. Villalobos’un bizim parçalarımızı setleri içerisinde yer vermesi bizi onurlandırmıştı. Ama dürüst olmak gerekirse hepsi buydu. Minimal Techno hakkında en ufak bir ilgim yoktu. Skull Disco formalarımız ile katılımcısı olduğumuz Bestival @ Isle Of Wright festivalinde Villalobos’u dinlemeye gittiğimizde bizi fark etmesi üzerine tanışma imkanımız oldu. O anda yanımda da „Blood On My Hands“ parçasının taslaklarının yer aldığı bir cd vardı. Sadece bir ay sonra ise remiks tarafımıza iletilmişti.“ diye açıklıyor Laurie Osborne tüm bu kesişimlerin ne kadar “sürpriz” bir biçimde gerçeleşebileceğine dair önemli bir anektot olarak Dave Stelfox’a.

Böylesine iletken bir çalışma izleğine sahip bir ekip olan ikili, Skull Disco’nun her yeni yayınında alternatif bir öğeyi daha işleyip, dinleyicilere etraflıca bir müzikal keşif imkanı tanımalarının da üzerlerindeki bu ilginin boşa olmadığının kanıtı. Shackleton’ın “Majestic Visions” parçasında Türk makamlarından ses örneklemlerine, "Soundboys Nuts Get Ground Up Proper" r&b’nin modifiye edilmiş hali pür mealine, Muslimgauze’a bir saygı duruşu olarak tanımlandırılmış “Hamas Rule”, Appleblim’in sis perdesinin ardına serpiştirilmiş bulunan old skool dub tandanslı “Fear” parçası ve nihayetinde programımız içerisinde yer vermeye çabaladığımız Shackleton’un son çalışmalarından (Clandestine Cultivations firmasından yayınlanmış) aksak döngülü başlangıçın ardında saklı, def ve zil sesine benzer enstrümanlar ile “korku” temasını taşlayan “In The Next World” dinlence listesine farklı bir şeyler eklemek isteyenler için denenebilir bir yetkinliği barındırmakta.”



Deuss Ex Machina’nın 177. bölümünde değinmeye çabaladığımız gibi, deneyselliği farklı alaşımlarla dinleyicilerle buluşturmaya gayret eden Skull Disco etiketinin içerik sorumlularından, tasvir edilenler ile beraber kapsayıcı alanını genişçe tutan müzik mihmandarı bir üretici, “Appleblim”. Birbirleriyle paralel bir akış içerisinde deneyimleme imkanı sunan, dubstep’in endüstriyel tını öbekleriyle harman edilebilirliğini de göz ardı etmeden, ürettiği kayıtların bir parçası haline dönüştürebilen bir üreticinin izleri “Appleblim” projesinin karakteristik yapısını oluşturur. York doğumlu sanatçının 1994 yılında, The Monsoon Bassoon grubunun bass çalan üyesi olarak Londra’ya taşınmasıyla müzikal kariyerinin başlangıcını oluşturur. Bütüncül ses tasarımlarıyla, deneyselliği mercek altına almaya çabalayan bir indie rock projesi olarak sanatçı tarafından tanımlanan, zamanının önemli müzik mecralarından birisi olagelmiş NME dergisinden, Simon Williams’ın yeni keşifler dizisinde haftanın kırkbeşlikleri olarak üç kez sunumu yapılmış bir projenin üyesidir. İngilitere’nin popüler müziğinde değişkenlikleri, yeni sıfatlarla tanımlanabilecek önermeleri simgeleyen, zamanımızın tüketmeye odaklı kayıtlarından farklı bir düzlemde, indie’nin deneysellikten ilham alan bir pop kolajına ev sahipliğini gerçekleştirirler. Bu başlarında çok hızlı ilerleyen, eleştirmenlerce olumlandırılan, beğeniyle karşılanan projenin sekiz yıl sonra nihayete ermesiyle, Appleblim (Laurie Osborne) kendi yolunu çizme kararını alır. Bu minvalde müzik teknolojileri üzerinde eğitim almak üzere üniversiteye kaydını gerçekleştirir. Resident Advisor sitesine verdiği röportajda da belirttiği üzere, hızlıca şekillenen bir dönemdir, müziğin de yazılımlarla entegrasyonunun başlangıcına tekabül eden günler. Dubstep ekseninde ilerleyen, ama asla tekil form olarak ilerlemeyen müziğini de üreteceği Fruity Loops programını da keşfetmesi sürecin devamını da şekillendirir.

90’lı yılların ortasında hızlıca yaygınlaşma ivmesi yakalayan Jungle, Drum’N Bass gibi rave kültürün devamlılığını oluşturan müzikal sentezlerin sıkı bir takipçisi olur. Kulüp gecelerinde dinletilen sesleri bir yandan da korsan radyoların yaygınlaşmasıyla dinleyiciyle buluşturulan ana akım müziklerden de beslenip, evrilerek değişebilen bir müzikal sentez silsilesinin açılımlarını da irdeleme imkanı yakalar. Müziğin belirli türlerine kulak kabartmaktan özellikle imtina ederek, alternatif elektonik çıkarımların tümünden edinilmiş özlerin Appleblim projesinin de kökünde yer bulduğunu belirtmeliyiz. Dubstep’i tanımlandırılmasını kolaylaştıran gecelerin icra edildiği FWD>> kulübünü 2003 yılında yakın dostu olan Necta Selecta ile keşfetmesiyle de, kendi deyimiyle şifayı kapması bir olur. Aklında tasarlayıp durduğu müzikal sentezler bütünüyle akrabalıklar barındıran, ilginç formülleri ve ritüelleriyle beraber jungle günlerinin, dinleyicinin sıtkının sıyrılmasına imkan sağladığı “grime” formunun sertleştirilmiş baslar ile harman edildiği yenileştirilmiş örneklerine ev sahipliği yapan gecelerde DJ’lik yeteneğiyle adından söz ettirmeyi başarır. Croydon çetesi olarak yukarıda kısaca değindiğimiz Digital Mystikz, Loefah, Oris Jay, Youngsta hatta Skream gibi isimlerin yükselen ritmik yoğunlukla kotardıkları seçki yanında Appleblim, House’un köklerinden Techno’nun çiğ formlarına uzanan, aksak değişkenliklerle kurgulanabilirliğini keşfettiği endüstriyel alaşımlardan, caz standartlarına kadar uzanan harmanlama yöntemiyle kısa sürede adını duyurmayı başarır. Necta Selecta ile karaşınlık dozunun çok iyi ayarlı tutulduğu bir dizi radyo programı ve kulüp performansı gerçekleştirir. Nothing Hill’de yer alan Soul & Dance Exchange plak dükkanında Sam Shackleton ile tanışmasının ardından da, prodüksiyonlarını yayınlayabileceği Skull Disco günlerine ulaşılır.

Konumlandırmasıyla techno’nun tavizsiz melodikliğini, hissiyat vurgusunu da yapmakta olan yoğun ses kompozisyonlarının arasına gizlenmiş kesitleriyle beraber değişken bir müzikal türetim noktasına tekabül eder, Sam Shackleton ile beraber yapılandırdıkları Skull Disco etiketi. Müziğin yaygın üretim şekillerinin dışında, tamamıyla sanatçıların kendi insiyatifleri ve imkanlarıyla günyüzü bulduğu, kara plakların tekrar revaç bir hale dönüşmesine de imkan sağlayan kendin türet, kendin paylaş ilkesinden hareketle açılımlar barındıran dubstep’in yönelişimleri hakkında da pek çok detayı barındıran bütünü daha rahat çözümleyebilmemize imkan sağlayan bir bakışım ortaya çıkartılır, ikili tarafından. Bu çatı altında yayınlanan ilk kayıt olan I Am Animal / Mystikal Warrior’da bu deneyselliği ilke edinen, yeni formüller ortaya çıkartma gayretinde olan bir estetikliği barındıran, siftah kayıt olarak yayınlanır. Çiğ vurmalıların, matlaştırılmış bir tekno melodikasıyla bütünlendiği dubstep’in bir adım ilerisine vurgu yapan Shackleton’ın I Am Animal’ının ters köşesini ise Appleblim oluşturur. Digital Mystikz, Vex’d gibi ikililerin, Toasty ve Skream gibi birbiri ardına üretim gerçekleştiren prodüksiyon canavarlarının çalışmalarından ilham edinerek kotarılmış bir bakışım dinleyiciye ulaştırılır. Sert endüstriyel tınılarla beraber derinlerine ilintilenmiş, ötelenmiş ses kesitinin yankılanmasıyla vuku bulan kuvvetli basların merkeze konumlandırıldığı, deneysel Mystikal Warrior parçasıyla sanatçının damıttığı müzikal izleri de duyumsayabilmek mümkün kılınır.
2006 yılının Ocak ayında yayınlanmış olan Skull Disco 002’de de Appleblim, dub müziğin egzantrik yapısını göz önünde bulundurarak, yenileştirdiği bakışımını dinleyicilere ulaştırır. Kısa kesitlerin izle bıraktırdığı vurmalıların çevresinde gelişim gösteren Detroit Techno öğeleriyle hemhal edildiği Cheat I, Londra günlerinin ardından yerleştiği Bristol’un deyim uygunsa ruhani patlayışlara imkan sağlayan havasını duyumsatan, aynen trip-hop da duyduklarınız gibi kendini hemen ele vermeyen, derinliğinde somutlaştırılmış bir dubstep dans kurgumasalı Girder ile müziğine şekil vermeye devam eder. Martyn , 2562, Pinch gibi techno’nun ruhunu dubstep ile bütünleme yolunu tercih eden prodüktörler ile aynı kulvarda yer almasını sağlayan Soundboy's Ashes Get Chopped Out And Snorted çalışması detayları dikkatle tertiplenmiş, minimalizmi kararında kullanan, Köln Ses eriminden odaklarla da benzeşen, bir prodüksiyon ile çıka gelir. Altı dakikalık süresi dahilinde, egzantrik yapılandırmasıyla bir yanı naif, öte yanı hararete her dakika açık olan bir kıvılcım hüzmesine sahip Vansan parçası kısaca değinmeye çalıştıklarımızdan çok daha fazlasını sizlere ulaştıracak bir yetkinliğe sahip olduğunu da belirtmeliyiz Dubstep’in resmi neşriyatçılarının başında gelen Mary Anne Hobbs’un BBC Radio 1’da hazırladığı Experimental programı dahilindeki Bristol Rise Up! bölümünde sunup, tanıttığı isimlerden birisi olan Tom Ford aka Peverelist ile Appleblim’in ortak çalışması olan Soundboy's Ashes Get Hacked Up & Spat Out In Disgust EP bu dönüşümü daha da hızlandıracak kayıt olarak 2008 Şubat’ında yayınlanır. Ambient seslerin aynalamalarına imkan sağlanan, technoesk vurgulamaların detaycıl bir toparlanma olarak kurguya dahil edildiği, eklektik bakışımı ile beraber dans müziğinin ruhunu da Peverlist’den edinen bir bileşke Circling ile kayıt açılır. Plağın B yüzünde yer alan Over Here çalışması da, yetkin bir ses kompozisyonu ile ağıdı çağrıştıran bir dramatikliği paydalar. Enstrümantal müziklerin sınırları dahilinde, yetkinliğini elden bırakmayan, dub-techno’ya da sınırlarını aralık bırakan bir deneyimleme ihtiva ettiğini ekleyelim. Deepchord, Echospace, Intrusion, cv313 vesair isimlerin yayınlamış olduğu dub X techno bileşkesine benzeş bir biçimde.Soundboy Punishments toplama albümün devamı olan, Skull Disco etiketiyle yayınlanan 10 plaklık serinin de sonuncu halkasını oluşturan Soundboy's Gravestone Gets Desecrated By Vandals toplama albümü de Appleblim’in muhteviyatını kararında ayarladığı, sadece plak formunda yayınlanmış kayıt dizininden derlenmiş parçaların CD formatında ulaşılabilir kılındığı bir çalışma. Shackleton’ın teknik öğelerle derleyip toparladığı, aksak ritmler dünyasına zerk ettiği sinematografik unsurlardan beslenip oluşturduğu parçalarının yanı sıra, etiketin diğer yüzünü oluşturan deneysel kıvrımlı temsili technoyu özünde elektronika’yı birbirine geçiştiren Appleblim’in gerek solo, gerekse de Peverlist ortaklığıyla sunduğu kayıtlar yer almakta. Bu çalışmanın önemini arttıran, ikinci disk içeriğini oluşturan, üç yılın üzerine eklenen birbiriyle bağlantılar kurulan elektornik müzik disiplinlerindeki yansımaları ve yeni düzenlemeler. Minimal Techno’nun tanımını kazanmasında kayıtlarıyla bütünleştiricilik vazifesinin altına imzalarını atan, Monolake ekibinde Robert Henke ile yer alan Torsten Pröfrock’un T++ nam-ı ile derinleştirdiği, programımızın açılışında paylaştığımız Vansan (Remix)’i deneyselliği ön planda tutmaya devam eden yapılandırmalardan ilki olarak çalışmada yer alır. Eklediği öğeleriyle beraber, Deep House cephesinde alternatif türetimlerin altına imzasını atan, Brendon Møller’in elinden çıkan Over Here parçasına biçilen yeni biçimlendirme yükselen ritm döngüsünde de dubstep’in birbirlerine eklemlenebileceğini ortaya çıkartan önerme olarak kayıdın ses kütüğüne eklenir. Ambient tonlaması ile detaylandırmaya çalıştığımız Circling parçasının Bass Clef’in elinden çıkan Radius düzenlemesi de, seslere ters köşe yaptırıldığı bir dinlenceliği sağlar. Sam Shackleton ile beraber Appleblim’in dub müziğinin rotasını, 90’lı yılların başlarında techno’ya adapte ederek Basic Channel, Wolfgang Voigt, Thomas Brinkmann, Stefan Betke, Robert Henke, Torsten Pröfrock gibi prodüktörlerin başardıklarını feyz alarak derinleştirdiklerini söylemek mümkün. Kısa sürede tüketilebilir etiketine haiz ‘elektronik’ etiketli çalışmalardan fersah fersah uzak bir uzun zaman dinlenceliği sağlıyorlar. Appleblim özellikle, 2008 yılında kurduğu Apple Pips etiketiyle de önermelerine, yenilikçi isimlerin çalışmalarına imkan sağlayarak olanca hızıyla devam ediyor. Dubstep’in başatlığında, elektronik müziğin geleceğine dair çıkarsamalar için bu hattan ayrılmayın!

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Ne Padişah Ne Halife Demokratik Türkiye – Altan ÖYMEN – Radikal
Bir De Başarıyla Sonuçlandırılırsa... – Yalçın ERGÜNDOĞAN – Sesonline
Grev Güncesi – Sabah / ATV Emekçileri

Appleblim At Myspace
Appleblim At Last.FM
Appleblim Interview At Fact Magazine
Appleblim At RBMA 

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
----------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Se Avesse Ragione Lui – By Icmar
© Icmar

Appleblim Photos Courtesy
1-2 From Discogs.com Database
3 Brownswood Recordings Flick:r Page

>>>>>Poemé
Anısına Saygıyla...
Nerden Bileceksiniz – Yusuf HAYALOĞLU

Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz.

Bir fidandım deriildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum çok yoruldum
Siz benim neler cektiğimi
Nerden bileceksiniz.

Taş duvarlar yıkıp geldim
Demirleri söküp geldim
Hayatımı yıkıp geldim
Siz benim neden kaçtığımı
Nerden bileceksiniz.

Gökte yıldız kayar şimdi
Annem beni anar simdi
Sevdiğim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz.

Bir pınardım kan oldum
Yol kenarı han oldum
Yanıldım ah ziyan oldum
Siz benim neden sustuğumu
Nerden bileceksiniz.

Ben ardımda yas bıraktım
Ağlayan bir eş bıraktım
Sol yanımı boş bıraktım
Siz benim kime küstüğümü
Nerden bileceksiniz.

(Almanya 13.02.2001)

No comments: