Friday, March 13, 2009

Deuss Ex Machina # 246 - A Tender History In Ambiguousness

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_246_--_A Tender History In Ambiguousness
09 Mart 2009 Pazartesi gecesi "canlı" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Tim Hecker-An Imaginary Country (Kranky)
>1<-Dead Letters Spell Out Dead Words-This Room Seems Empty Without You (When Skies Are Grey)
>2<-Dead Letters Spell Out Dead Words-What I Wouldn't Give To Feel Alive (When Skies Are Grey)
>3<-Tim Hecker-A Stop At The Chord Cascades (Kranky)
>4<-Tim Hecker-Borderlands (Kranky)
>5<-Eluvium-We Say Goodbye To Ourselves (Temporary Residence Limited)
>6<-Eluvium-Reciting The Airships (Temporary Residence Limited)
>7<-Gökhan Birben-Hey Gidi Karadeniz (Ada Müzik)
>8<-Yuri Ryadchenko-Köyde Cenaze (Ada Müzik)
>9<-Jesper Norda-Let's Go To A Place Infected With Truth And Resist With All Of Our Hearts (April Archives)
>10<-Jesper Norda-Calm (April Archives)
>11<-Arms And Sleepers -Jetty (Self Released)
>12<-Arms And Sleepers-The Motorist (Self Released)

A Tender History In Ambiguousness (246) - Sarmalın En İçinden En Dışına Kadar Olan Yörünge, Titreşimler, Somut Çağrılar, Soyut İdraklarla Beraber Karaşınlığı Görmek İsteyenlere Arz Ediyor. [Biçimsiz Efervesanlar]

>>>>>Bildirgeç
“Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz. Albert CAMUS”

Detaycıl bakışım yerini, katıcıl bir tavizsizlikle oluşturulan genellendirmelere bırakıyor. Biteviye bir çemberin, döngünün, günün tamamlanması gibi süreklilik arz eden bir biçimde, detaylandırmalara da çoktan mesafeli durmaya alışkın olunan bir durum. Karşılaşmaya çalıştığımız, karşılaştırmaya nizam gösterdiğimiz olgularda olduğu gibi, karşıt kutupluluk birbirlerini ters köşeye yatırabilmek için daha çok çaba sarf ediyor. Ortaya çıkagelen belirsizlikten de fayda sağlayarak, olması gerekenin adının da bir türlü konulamamasına neden oluyor. Sonuca bir türlü ulaşamayan bir seyirlik gibi, gündeliğimizi de işgal etmeye devam ediyor. Belirsizliğini korumaya devam ettikçe, açılım sağlayabilmek için bile önümüze sunulmuş olan, içeriğinden bi'haber kaldığımız dehlizlerden bir rota tutturmamız isteniyor. Finale varamadığı için yadırgadığımız, seyretmekten ise kaçınmadığımız sabun köpüğü dizilerinden, hayata ilintilenmiş bir seyirliğin, figürasyon kadrosuna evrilişimizi de kolaylaştırıyor. Bu ve benzeri parantezler arasında saklı tutulan, benzersiz genellendirmeler. Bilincin sağladıklarıyla uygulamaktan çekinilmeyen her yeni düzeltme girişiminde de, varlığını yeniden hatırlattıran, bu türlü bir sahteliğin içinde hayallere yer bırakılmadığını alenen afişe edildiği bir teşebbüs. Tersyüz edildikçe, doğrusunun sadece kendilerine bahşedilmiş işaret ve ayraçlardan ibaret olduğu yanılsamasına da devam edildikçe toplumsal seviye arttırma çabası da belirsiz tarihlere erteleniyor. İçerisinde çelişen, birbirinin hatasını gözetip, kollayan önemli yanıtlarını bu karşılaşmalara saklı tutmaya devam eden bir yaşamsallık öne sürülüyor. Kendinden emin olabilmeyi taraf tutmak olarak algılatan genellendirmelerde olduğu gibi, bir sonraki adımın muhakkak geri geri olmasına çaba sarf ettirilen bir eşiğin çevresinde, çerçevenin de kenar yaldızlığında hayatı idame ettirmeye devam ediyoruz. Ettiğimiz yanılsamasıyla yaşıyoruz.

Oluşturulmaya başlanan, yönlendirmelerle şekillendirilmeye, tavizsizlik önerileriyle bütünleştirilme gayretine girilen gündem içerisinde de bu ayrıntıları teyit edebilmek mümkün. Genellendirilen, tüme ulaştırılan her bir açılımsızlıkta, aynı yolun yolcusu olmalarına karşın birbirlerine söylenmedik sözü, işitilmedik hakareti reva, umulmadık tepkimleri ala görmeye devam edenleri yoğunluğunda idrak da mümkün kılınıyor, çabuklaşıyor. Olumlu anlamda hayallerin gerçeğe dönüştürülebilirliğini düşünüp icra edebilme durumundan uzaklaşılıyor. Tevazu gösterilmesi gerekli konularda nasıl çok öncesinden safların belirginleştirildiği ortaya karışık bir biçimde sergileniyor. Deyim yerindeyse kördüğüm hali, gerçekliğin üzerine gerilmiş yanılsamalar bütününün ana temasını oluşturuyor. Tükenmez kinliğimiz, uslanmaz çatışmalarımız, tekniğe, bilgiye gerek duyulmadan yapılan tenkitlerle dolu dolu sözlerimiz ile beraber uyumlu bir biçimde yolunda ilerlemeye devam eden bir süreç. Yaşatılanların kesinliğinin, değişmezliği ilkesinin çoklukla hatim ettirildiği, unutmayın demeye getirildiği bir münazara alanının yaşayanlarıyız. Her birimiz, diğerimiz için önlenemez bir genellendirmenin parçalarına dönüşüyoruz. Ortaya çıkan hilkatlığın bilinçsiz kuşatılanları haline evriliyoruz. Dile getirilenlerin ne kadar bizlerin arasında olduğu safların selametine çalıştığına dikkat ederek seçimlerimizi yapıyoruz. Dokunmayan, ilişmeyen, teğet geçen yılanların ardından derin birer oh! Çekiyoruz. Nasılsa bu seferinde de yırtmış olmanın aymaz avutuculuğuna, kendimizi daha da fazla kaptırarak çekincelerimizden ırağa düşmüş olduğumuzu varsayıyoruz. Oysa herşey o kadar birbirine yakın, birbirlerinin içerisine o kadar geçişe uygun bir biçimde, hayat akışı içerisinde yerleştirilmiş ki, sadece suflörün sahneye çağırmasının birr kısacık vakitlik de olsa yanıltıcı, pas geçildiğimizin yanıtını barındırmakta, tüm hengameyi sağaltan dizilimler. Dizi dizi inciler.

Tüm bu toplumsal değişkenliklerin yorumlayıcılarında da genellendirmelerin kıstırıcı, tavizsizliğinde , kendilerine sunulan sahalarının dışına pek çıkmadıklarını söyleyebilmek mümkün. İçerik gönderini yönsüzleştirirken, gerçekliğin üzerine az biraz örtebilmişken, mümkün olan iktidar erkini korumaya, kollamaya fazlasıyla amade olunmasının okuması olarak da değerlendirilebilir, kanıt olarak gösterile, vurgulanabilir. Ortaya atılan önermelerin, eleştirilip yerin dibine batırıla çıkarıla, manasızlaştırıldığı, anlam yoksunluğuna maruz bırakıldığı söylencelerin derinlerinde saklı bırakılanları görmezden gelip yolun tersine gidenlerin kopardıkları yaygarada bir şekilde alt edilen bizler yani halk oluyor. Anlamı kazandırılmadan, düzenlenmesi gerekli olan yanlışlar da kanıksamaya devam edildikçe, buna benzer hezimetler kaçınılmaz bir biçimde çoğalıyor. Belirsizliğin taşıyıp, sürüklediği odaklarda, 'söz' dönüp dolaşıp yaftalamaların basiretsizliğine terk ediliyor. İtham edilenlerin, söz hakları tanınmadan mutlak hatalı olarak ilan edilmelerini hızlandıran bir yapılandırma ortaya çıkartılıyor. Pusun ardına ötelenen, sözü edilmez, gidişattan duyulan hoşnutsuzluk öznesi de salt muhaliflik olarak değersizleştirilmesine uğraş verilen bir çaba haline indirgeniyor. Elde kalan, özü bozulmamış doğru tespitlerin de yeniden, yılmadan, taraf tutmadan, tanımlama teşebbüsü dahi sisteme müdahale olarak mimleniyor. Tereddüte mahal bırakmayacak bir biçimde menfiliği onaylanıyor. Ne de olsa, farklılaşmaya imkan sağlayacak ayrıntıların üzerine; kafa yoracak zamanı olmayanlar olarak en hayırlısının takdirini elinde tutan bir seçkinler zümresi, Büyük Birader gibi asgari müştereğin yok olduğu bir zemini oluşturmanın gayreti dahilinde yayılamacılığını sürdürüyor. Kesin ve net olan ise sorgulamaya çalışılan her bir problemin, nedenine vakıf olmak istenen zincirleme hata tamlamalarının ve kararların aslında halkın kendilerine bahşedilmiş haklarıyla yönetimi olan Demokrasi'ye zarar verdiği gerçeği olduğunun altını çizmeliyiz. Somut çözüm önerilerine, itinayla kulak kabartmadıkça, daimi bir ağzının payını verme gayretkeşliği zorunluluğundan da uzaklaşmadıkça, kulaktan duyduklarının kesin ve net doğru olarak tanımlanması yanlışını aşamadıkça, genellendirilmelerle şeklini sabitleyen bir belirsizlikler ortamında kalacağımız kesinlik kazanmakta son tahlilde. Ece Temelkuran'ın Milliyet Gazetesinde kaleme aldığı yazısından yapacağımız alıntıyla sözü bağlayalım:

“Tarih önünde vereceği hesap ne Türkiye’nin muhafazakârlaşmasıyla ilgili olacak, ne ekonomik krizle ne de yolsuzluklarla. İnsanları birbirlerine bu denli düşman etmekle ilgili bir hesap vermek zorunda kalacak AKP.

Çünkü başta Başbakan olmak üzere AKP politikaları bu ülkenin içinde uyuyan kötülüğü uyandırdı. Öyle bir kötülük ki bu, bir gazeteciye “Bu belgeler sende ne arıyor?” sorusunun saçmalığı üzerine yazamıyoruz.

Öyle bir kötülük ki bu herkes kendisine benzemeyenin yok olmasını istiyor. Öyle bir kötülük ki, “Demokrasi mevzu bahisse gerisi teferruattır” diyenlerle “Vatan mevzu bahisse gerisi teferruattır” diyenlerin çekiştirdiği siyasi halatlar üzerinde yürümek zorunda kalıyor kafası çalışan herkes. Cambazlık yapıyoruz.”

Deuss Ex Machina'nın geride bıraktığımız 246. bölümü dahilinde de bu okumalara zemin sağlayacak seslerin izini süremeye çalıştık. Olguların sürekli el değiştirdiği, yapılandırmaların temelsiz eğriliğini ortaya çıkartan hata tamlamalarının günyüzü bulduğu bir eşikte, varedilmiş elektronik seslerin dimağ tazeleten, düşündürücü örneklerine kulak kabartmaya çalıştık. Sadece bir eğlendirici unsur olarak da ele alınmaması gerektiği konusunda, Deuss Ex Machina'nın ilk programlarından bu yana savunmaya gayret ettiğimiz, üzerine yeni eklemeler gerçekleştirmeye çalıştığımız elektronik müziğin, 'deneysel' akımlarında, bu disturu göz önünde bulundurarak bir seçki sunmaya çalıştık. Sesin merkezine odaklı yapılar, tıpkı gündelik hayatın dahilinde duyduğumuz seslerle benzeşimlerinden hareketle deneyselin soğuk duvarlar ardında, sınırlı dinleyici kitlesine hitap etmesinden, daha fazlasını hak ettiğini ortaya çıkartmakta. Giderek grileşen bir güncenin içerisinde, fazlasıyla çelişkilere terk-i diyar eylenmişliğin sınırlarında alternatif bir gözlem bütünü sağlanmakta. Herşeyi daha net bir biçimde sorgulayabilmek için, illa bi'tarafa ait olmadan belirsizliklere karşın çekinceleri dillendirebilmek, ayırdına varabilmek, deneysel müziğin şimdisinde, bizlere lazımgelen başlangıçları da sağlamakta. Bu minvalde, türetmiş olduğu düzenekleriyle deneysel elektronik müziğin takip edilesi isimleriden olan Timothy D. Hecker ya da bilinen adıyla Tim Hecker'ı Kranky etiketiyle yayınlanan albümü “An Imaginary Country” nin detaylarıyla beraber sizlerin beğenisine sunuyoruz.Alt tanımlamalarında farklılaşan, detaylarında ayrıştırılabilecek nükteler barındıran, döngünün erkini tazeleme görevini çekincesiz sahiplenen bir müzikal izlek karşımıza çıkar, 'deneysel tını' bütününde. Yorumcunun kendisine bırakılmış olan müzikal sahanın hemen her alanında dönüştürülebilen, yeniyi kotarabilen, sesin değişkenliği üzerine zihni sorgulatan bir bütünlük bu yapının devamında karşımıza çıkar. Yüzeyler arası bağlantıyı sağlama görevini üstlenen, partisyonların da bel kemiğini oluşturan, gerçekliğin sesleri, bütüne baktığınızda, aranıp bulunamayan o sahicilik hissinin altını kalınca çizer. Kanada, Vancouver'lı Tim Hecker'in müziğinde de bu hissiyatın, yüreklice savunulmasını dinlemek mümkün. Müziğin ana akımına teşne olmuş, kolaycıl dörtlükler, biteviye tekrarlanan ritm döngüleri, dinleyiciyi tektipleştiren bakışımları tarumar eden bir yaklaşımın kurgulayıcılarındandır. Dinlendiği süre dahilinde dinleyicinin zihninde oluşabilecek soruların yanıtlarını da barındıran incelikli bir ses işçiliğinden beslendiğini ilk elden belirtmeliyiz. Kurguladığı karaltı yoğunluğu ayarlanmış parçalar, birbirilerini tamamlayan ana yapının temsili haline dönüşen albümler, içşel bir aynalamayı tümüden sağlamayı başarır. Aşina olunan ses koreografisi, ses yelpazesini manipüle ederek ortaya çıkartılmış, sanatsal değer barındıran birer metafor diziliminin takdimcisidir, Hecker. Kendi yolunda ilerlemeye çaba sarf edecek bir rock tandanslı grubun üyesi hayaline fazla yaklaşamayacağına kani olmasından sonra, edindiği samplerla elinin altında varolmayan enstrümanların seslerini oluşturma gayretkeşliği ile beraber kendi müziğinin de temellerini atmaya başlayacaktır. Kurucusu olduğu grubun davulcusu manidar bir biçimde müziği olgunlaştırmaya çaba sarf etmeyince Hecker kendi yolunu çizmeye karar vermesi bu eşiği hızlandıran en önemli etmendir. Demo kayıtlarının ilgi uyandırması üzerine, stüdyo müzisyenliğini yoğunlaştırma yolunu tercih edecektir. Bilgisayar'a aktardığı seslerin izlerinde, teknik anlamda kendini geliştirirken Hecker'ın öte taraftan da elektronik seslere olan ilgisi de artacaktır. Ses yüzeylerinin arasında kendi çizgisini de oluşturabileceği, bakışımı öne sürebileceği bir noktayı keşif eder.

Elektronik müziğin bugünkü anlamlandırmalarından farklı bir biçimde yollarını çizmiş, Aphex Twin, Autechre gibi, makinelere hakimiyet kurabilmiş, onlara nefes katmış projelerden beslenen Hecker'ın yönü de yavaş yavaş, bu deneysellik potansiyeli yüksek olan disipline doğru kısa sürede evrilir. Ses, farkılaştırılırken içeriğine dahil edilen, deforme edilip yeniden kodlanan her bir enstrümanın sağlayıp sunduğu enginliği dinleyiciyle buluşturan ilk kaydı Jetone adıyla yayınlanır. Alaşımında techno'nun sentetik bas kesitlerinden envai çeşitlilikte hızda bütünleştirilen bir yapıyı Akıllı Dans Müziği çatısı altında sunan Autumnumonia, Tim Hecker'in diskografisinde karşılaşılacağımız müziklerinin de bir nevi ön taslak çalışması olarak günyüzü bulur. 4/4'lük tını yumaklarının tersyüz edildiği, farklılaşan oynamalarla yeniden kotarıldığı, albüm geneli boyunca ilerleyen bir Ambient havasının da alttan alta iletildiği bir deneyimin odağını oluşturan çalışma, “Glitch Techno”nun ilk örneklerindendir. Ne tam kulübe uygun, ne tam ev dinlenceliğine uygun olan ikisinin de birleşiminden müreffeh bir ara geçidi sağlayan bir kesittir çalışma.Kuzey Amerika'da oluşmaya başlayan Minimal Techno çoğaltımları ile de uzak akrabalığı söz konusu olan kaydın devamında ise 2001 yılında “Haunt Me, Haunt Me, Do It Again” albümü yayınlanır. Francisco López, Daniel Menche, Mitchell Akiyama, Merzbow, Tomas Jirku gibi elektro-akustik / gürültü / deneysel eksenli müzisyenlerin kayıtlarını yayınlayan Kanada'lı Alien8 Recordings'in alt firması Substractif etiketinden yayınlanan, Hecker'in techno kayıtlarıyla da eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği yapılandırmaları barındıran bir ileteçtir çalışma. Deneysel estetiği, resmin tüm hatlarını işitmenizi sağlayacak metodolojisinde harman ederek bütünleştiren bir bakışımı sunar, vakitlice Hecker. Yalnızlığın senfonisidir çoğu zaman, gecenin bir yarısında kaybedilmiş özün seslendiricisi, kuvvetle muhtemel dayanma noktasının tespitini kolaylaştıran bir laboratuvar ortamını dinleyiciye bahşedendir.

Christian Fennesz, Janek Schaefer, Microstoria, Oren Ambarchi gibi dizüstü bilgisayar'a iade-i itibar kazandırmış, onları bir enstrüman haline dönüştürmüş deneysel müzik prodüktörlerinin sürdürükleri, açılımların paralelinde geliştirilen bir müziğin kotarımı Tim Hecker'in müziğinin önemini arttırır. Bu ilgiyi hakeden çalışmasının devamında da, şehirden uzak kalan, yaşadığı banliyöde dinlemiş olduğu, 80'li yılların Hard Rock topluluklarından Van Halen'ın parçalarının yola çıkılmış yeni yorumlardan oluşan 'My Love Is Rotten To The Core' çalışması yayınlanır. Tim Hecker çalışma dahilinde Hard Rock'ın kendine has yapısını değişkenliğe uğratarak, gürültülü kavisler ekleyerek yenilenmiş bir yorumu oluşturma gayretinin yansıtıcısı olur. Örneklenen seslerin tek tek deforme edilmesi, ton ve frekanslarının değiştirilmesi ile 'Drone' ses imi üzerinde ilerleyen bir sentez ortaya çıkartılır, sanatçı tarafından. Bu nereden bakılırsa bakılsın, debut kayıttan daha zorlayıcı, dinleyici için keyfi bir vakit öldürücüden daha çok, dinledikçe aşılabileceğini ortaya çıkartan eşikleri bir müzikal deneyimidir. Bu geçişken müzikal kolaj çalışmasının ardından da “Radio Amor” albümü Mille Plateaux etiketinden sunulur. Başkalaşmaya yüz tutmakta olan Ambient müziğinin işitsel anlamsal ilerleyişini de kulaklara duyumsatan bir başyapıttır, Radio Amor. Kısacık bir hayat öykünmesidir, anlam kazandırabilme gayesinin sunumlandırılmasıdır. Honduras'a yapmış olduğu seyahat sırasında taslakları oluşmaya başlayan bir günce kaydıdır. Denizin sesini duyabilecek kadar net bir biçimde irdeleyen kesitler, atmosferin tavizsiz bir biçimde dinginliğini ortaya çıkartan, somut önermeler bütünüyle tanımlanmış bağlaçlar, kısa dalga radyo seslerinde peydahlanan gürültü eşikleriyle sahici bir yol albümüdür, aynı zamanda. 2003 yılında müzikal eleştiri alanında, yanlarına pek az basılı yayının ulaşabildiği bir kalitenin temsilcisi olmuş The Wire tarafından, senenin önemli kayıtları arasında gösterilmesi de, yeterince iyi olan bir müziğin her ne tür altında icra edilirse edilsin teşvik edilir kılınabileceği gerçeğini ortaya çıkartır.

Sabit bir müzikal izlekten ziyade, dinleyende merak uyandıracak açılımların peşinde olan Hecker'in bir sonraki durağı ilk albümlerini yayınlamış olduğu Alien8 Recordings olur. Montreal ve Ottawa'da kaydedilen “Mirages” albümü, işlenmiş ses öğelerini belirginleştiren, gitarın sunmakta olduğu tınısal bütünlüğü mercek altına alan bir kurgulamayı derinlemesine irdeleyebilme imkanı sağlar. Bir resmin düşündürmüş olduğu kaygıların, endişelerin, düşüncelerin tümüyle, benzeştirilebilecek bir zenginliği semantik tümleyişle beraber sunumlandırır. Kaydın dahilinde bir görünüp bir kaybolan ses türeteçleri kimi zaman bir parçanın sonunda, kimi zaman da bir parçanın yükselen odağında dinleyiciyi karşılar. Melodik akıştan ziyade, elektro-akustik yansımalarla desteklenmiş ağıdımsı hava hep bu beklentisiz, durağan hatları yarmaya, yeniden kulaklarda yer etmeye odaklanır. Christof Migone ve (Le) Fly Pan Am ekibinin konuk oldukları, endüstriyel tını hüzmelerinde ağıdın çağrısını barındıran Aerial Silver bu çıkarımı kuvvetlendiren ilk örnek olarak albümde ön plana çıkar. Keza parçanın hemen bitiminde ortaya çıkan, Christian Fennesz'in Venice albümünde ortaya sürülmüş gitarlı sekansların 'minimalize' edilmiş halet-i ruhiyesini çağrıştıran Celestina parçası da bu açılımı zenginleştiren bir başka önerme olarak kayıtta yerini alır. Bütüne baktığımızda, parçaların birbirlerini tetikleyen, sonrasının zeminini, atmosferini duyumsatma gayesinde olan birer bağlaç vazifesi gösterdiğini söyleyebiliriz. İlk birkaç dinleyişin ardından da notaların kulaklara taşıdığı alt metinlerde kendine yer bulan melankoliyi his-duy-gör-/etmek/mak/mek olası bir ana fikir olarak paylaşılabilir. Fovist ressam Henri-Émile-Benoît Matisse’nin “Harmony In Red” yaptından esinlenerek kotardığı “Harmony In Ultraviolet” albümü de Tim Hecker’in müzikal seyrüseferinde değişkenliği, metafor kullanımın derinleştirildiği, dinleyiciye daha çok soru sordurmayı başartan bir dinlencelik ortaya çıkartır. Geçmişin tınıları üzerine yükselen, tekrara girmekten özellikle imtina edilen bi’deneysel müzik formu ortaya çıkartmaya çalışır, Hecker.
Değişken ruh hallerine göndermeler barındıran birbirlerinin devamlılığını sağlayan bir bütüncül kayıt sistemini denemesini de buna bağlayabiliriz. Gitar’dan yayılan sert ‘distortion’ ların pedallar aracılığı ile manipüle edilmesinin ortaya çıkarttığı çiğ gürültü, partisyonların ortasında aniden kesiliveren, sisi çağrıştıran atmosfer betimlemeleri ve illa ki ilk kayıttan bu yana süregiden bir duygusal mahmurluğu da eklediğimizde ortaya “Harmony In Ultraviolet” albümünün detaylarına vakıf olabilirsiniz. Sözsüz bir ağıdın ileticisi haline dönüşmüş, gözyaşının da vakur bir biçimde akmasına imkan sağlayabilecek kadar ayakları üzerinde duran, elektro-akustik ile ambient’ın kavuşma noktalarından Dungeoneering, yaşam ile ölümün karşılaşmasını notalara dökmüş hali olan; ‘Spring Heeled Jack Flies Tonight’, dört farklı pasajın birbiriyle ilintilenmesinden oluşan somut masal ‘Harmony In Blue’ gibi kayıtlarla Tim Hecker, yaşanmakta olan an ile geçmişin hatıralarını birbirine iliştirmeyi becerir. Çağrıyı iletecek söz barındırmamasına karşın her yeni dönemeçte kendine yer bulan ses elementleriyle beraber dolu dolu, yoğunlaştırmaya imkan da sağlayan bir devinimsel pop müziğinin icrasını ortaya çıkartır. Kuşkusuz ve tereddütsüz bir biçimde insani kaygılara göndermeler barındırır.

İzleri sürekli derinleşen, yeni eşikler ortaya çıkartabilecek detaylar barındırmaya imtina etmekte olan bir devamlılık müziğinin kuramcısı olan Tim Hecker'in son çalışması An Imaginary Country'de tıpkı Harmony In Ultraviolet gibi Kranky Records etiketinden geçtiğimiz günlerde dinleyicilere sunuldu. Üretimi, bilgisayar'ın yaygınlaşmasının ardından görece kolay olduğu yanılgısına kapı aralatan, çoğu tekrara dayalı bir atmosfer yaratımı ile varolan buhranı daha da içinden çıkılmaz kılan, kendilerince çok önemsiz addedilen ayrıntıların neredeyse tek kalemde silinip atıldığı, eleştirilenin karşısında elin iyice ayar tutmaz hallerine dönüştürülmeye çabalanan deneysel müzikte, Kranky'nin paylaşımlarının daima bir ilerisini imlemek olduğunu belirtmeden geçmemeliyiz. Textura sitesinden Simon Hampson ile yapılan röportajda Tim Hecker'in değindiği üzere; İlgilenmediği dönemsel müziklerin sunulduğu içinde çekinceler bıraktıran bir etiketle çalışamayacağının bilincinde olan bir isim. İstisna olarak öne sürdüğü, kendisine ilk şansı sunan Alien8 gibi Kranky Records'u da farklı bir odağa konulandırabilen bir prodüktör. Üretmiş olduğu kayıtlarını paylaşabileceği, açık fikirliliği sonuna kadar desteklemekte olan, müziği yenileştirirken hissiyatı ayaklar altına almayan bir düzeneğin varlığı sanırız, Hecker'ın müziğinin sınır dışılığının altını çizebilecek, Kranky Records'un yapısı hakkında da bir ön tanımlama olarak değerlendirilebilir. Klasik müziğin etkileşimci akımında, başat kompozitörlerden birisi olarak anabileceğimiz Claude Debussy'nin Müziğin İlkeleri konusunda yapmış olduğu yorumlamadan ilham edinerek yola çıktığı bir serüveni simgeliyor, An Imaginary Country albümü herşeyden önce.
Saydamlaştırılan ses sistematiği içerisinde giderek yıpratıcı bir Dünya imgeleminin gerçekliğine inat kimi zaman hayallerle belirginleştirilen, kimi zaman da olması gerekenin altını dolduran önermelerle ortaya çıkartılan bir ütopya'nın seslendirildiğini albüm boyunca belirtmek mümkün. Kaçınılmayacak bir karşılaşmanın varlığına işaret etmeye çaba sarf eden, dikkatleri dağıtmadan müziğe odaklanmayı sağlayan bir önermeler bütünlüğünde ilerleyen, Hacker'ın daha önceki çalışmalarında olduğundan da değişmiş dinginlikte parçaların da kulaklarımıza çalındığı bir seyrüsefer karşımıza çıkmakta. Alameti farikası haline dönüşen 'gürültülü ortam müziğinde' (Noisæmbient) kaideleri yıkarak hareket etmekte olan bir düzenek oluşturmakta. İçinden geldiği gibi, bir iş çıkartmaktan ziyade fazlasıyla dinleyicinin yerine önce kendisini koyabilen, etkilendiği sanatsal disiplinlerden (resim, şiir, edebi metinler) tezler ortaya çıkartmaya çalışan bir profil çizmekte, Hecker. Müziği belirli kalıplara bağımlı bırakmayacak kadar müziği şevkle icra eden, “iş” olarak görmeyen bir prodüktör. Albümün açılışından son parçaya değin süren 48 dakikalık dinlencelik boyunca ikilemlere yer bıraktırmayacak kadar açıkça kartlarını, seslerini ortaya süren, yeni yönergeler ortaya çıkartabilmeye çaba sarf eden bir bütünlük sağlamakta. Ses kesidine uygulanan deformasyonlarla beraber, glitch disiplininde yer yer karşılaştığımız nahifliği yoğunluğu arttırılmış bir Ambient seremonisiyle tümlettiği 100 Years Ago parçasıyla albüm açılıyor. Klasik müzik enstrümanlarıyla, elektronikleri kesiştiren deneyimlemenin üreticileri olagelen Jóhann Jóhannsson, Max Richter, Olafur Arnalds, Hauschka vs. gibilerin parçalarıyla da paralel bir kurguyu oluşturmaka, ilk elden. Dört dakikalık süresi boyunca zamanın belirsiz, gizin yoğun olduğu bir ortam seslendirmesi haline dönüşen, sinematografik, drone kavislerinin temsilcisi The Inner Shore, yüreğe işlenen dertlerin birer birer hafızada belirmesine sebep oluyor. Albümün, 'duygusal iletim' anlamında en kudretli parçalarından birisi olan Borderlands'de kaotizmin tavan yaptığı günümüze dair önemini arttıran bir sessizlik senfonisi haline dönüşüyor. Pitchforkmedia sitesinde yer bulan albüm kritiğinde de belirtildiği üzere, biraz sonrasında ne olacağını kestirebileceğiniz bir hazır lokmalık değil, albüm. Çoğunlukla kendi seçimlerimizle yolumuzu oluşturabileceğimiz bir mecra sağlamakta, çıkarsamanın çeşitlenmesi de cabası. Shoegaze müziğinin köklerine işlenmiş olan, yumuşatılmamış gitar akorlarını matlaştırılmış bir piyano kesidinde tepkimeye bıraktırdığı, Aidan Baker'la beraber kaydetmiş olduğu Fantasama Parastasie albümünün B-Side parçalarından birisi olabilecek Paragon Point seslerin içinde dönüştürlebilirlik açısından daha çok dinleyeceğimiz olduğunu ortaya çıkartıyor. Sadece makinelere sırtını dayayarak, kollektif bir sterillik içerisinde, matematiksel bir bütün oluşturmaktansa, gerçeğin ta kendisine müdahalelerde bulunduğu, Hecker'ın neden bu kadar önem arz ettiğinin delili olabilecek Where Shadows Make Shadows parçasıyla döngü tamamlanır. Tim Hecker, zor beğenilerle, dinleme konusunda (özellikle deneysel müzik konusunda) endişe duyanları ortak noktada buluşturabilen bir müzikal yetkinliğin mümessili. Teker teker anlatılamayacak kadar çok kelimenin seslerde karşılığını, musiki aynalamasını gerçekleştirebilen...Takdimimizdir...

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Demokratik Sıkıyönetim – Ece TEMELKURAN - Milliyet
Ilımlı Bilim! – Türker ALKAN - Radikal
İçimizdeki Kuyular – Bülent USTA – Birgün
Grev Güncesi – Sabah / ATV Emekçileri

Tim Hecker Official
Tim Hecker At Myspace
Tim Hecker Interview At Cokemachineglow
Tim Hecker At Pitchforkmedia Guestlists
Tim Hecker Album Review At Pitchforkmedia
Tim Hecker vs. ISIS Video At Myspace
Claude Debussy At Vikipedi
Kranky Records Official
Dead Letters Spell Out Dead Words Official
Dead Letters Spell Out Dead Words At Last.FM
Eluvium Official
Eluvium Unofficially Official Page At Myspace
Eluvium Review at 13Melek
Sonbahar Filmi Resmi Sitesi
Sonbahar Filmi Hakkında Ya Da Acılar Yarıştırılamaz Makalesi Adil Okay - Sendika.org
Gökhan Birben At Last.FM
Yuri Ryadchenko Official At Saf Prodüksiyon
Yuri Ryadchenko At Myspace
Jesper Norda Official
Jesper Norda At Myspace
April Archives Official
Arms And Sleepers At Myspace
Arms And Sleepers Review At Limbo Pillow

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel
Something Wicked This Way Comes – By Jan’s Cat © Jan’s Cat

Appleblim Photos Courtesy:
1-2 From Propheci’s Flick:r Page
3 From Discogs.com Database

>>>>>Poemé
Unutuş – Octavio PAZ

Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta
gözkapaklarının kırmızı yaprakları altında.

Gömül vızıldayan sesin
düşen sesin halkalarına
ve uzaklarda yankılan
dilsiz bir çağlayan gibi,
davulların çalındığı yerde.

Bırak kendini karanlığa,
kendi etine gömül,
kendi yüreğine;
kemik, o mor şimşek,
kamaştırsın gözlerini, kör etsin,
mavi göğsünü göstersin akşam ışığı
körfezler ve gölgeli koyaklar arasında.

O sıvı karanlığında uykunun
ıslat çıplaklığını;
kıyıya kimbilir kimin bıraktığı
gövdeni, o köpük danteli unut.
Sonsuz kadın, yitir kendini
kendi benliğinin sonsuzluğunda,
bir başka denizle buluşan bir deniz gibi
unut kendini, beni unut.

Dudaklar, öpüşler, aşk, her şey yeniden doğar
o ölümsüz, o yalın unutuşta:
gecenin kızlarıdır yıldızlar.

Ülkü Tamer’in Çevirisiyle

No comments: