Saturday, May 02, 2009

Deuss Ex Machina # 252 - What You Want Isn’t What You Need

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_252_--_What You Want Isn’t What You Need

27 Nisan 2009 Pazartesi gecesi "canlı" gerçekleştirilen programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week:Boxcutter-Arecibo Message (Planet µ)
>1<-Ramadanman-Carla (Soul Jazz Records)
>2<-Jason Burns-Knuckles (Filthy Digital)
>3<-Boxcutter-Sidereal Day (Planet µ)
>4<-Radikal Guru-Conspiracy (Dubbed Out)
>5<-Distance-Traffic (Goth-Trad Remix) (Planet µ)
>6<-Bar 9-Shaolin Style (Rob Sparx Remix) (Bar 9)
>7<-Bar 9-Strung Out (Audio Freaks)
>8<-Current Value & Rodell-Corridor (Subtrakt)
>9<-Pendulum-Showdown (Excision Remix) (Ear Storm)
>10<-Balkansky-Sundown (Subtrakt)
>11<-Balkansky-Deetoreto (Subtrakt)
>12<-KJ Sawka-Subconnectors (Press & Selfsimiliar Remix) (Shift Recordings)
>13<-16 Bit-In The Death Car (Boka Records)

What You Want Isn’t What You Need (252) – Benim Yerime Düşünme, Ait Olamayanların Tesciline Girişme, İhtiyaç Anında Elini Çekeceğine, İki Satır Da Sen Söyle, Şifa Eyle, Nazar Eyleme, Karnımız Tok İken...PalaPaşa!

>>>>>Bildirgeç
Dogmalar ve kurallar, insanın doğal yetilerinin akla uygun kullanılışının ya da daha doğru bir deyişle kötüye kullanılmasının bu mekanik araçları, erginleşme ve olgunlaşma için sürekli bir ayakbağı olurlar. Immanuel Kant

Belleğe ahzedilmiş bilgilerin, çetrefilleştirildiği giderek de bir kördüğüme kavuşturulduğu, yolunun ve yordamının unutturulmaya çaba sarf edildiği bir döngü hali hazırda etrafımızı sarmalamakta. Çok yoğun bir biçimde, türlü çeşit yorumlamalarla beraberinde ortaya çıkartılan bir yabancılık vurgusunu sonuna kadar zorlayan, sabitlemeye çalışan, dayatan bir anlayışın temaşası, gündelikliğimizin sınırını yeniden belirliyor. Eski usul sessiz ve derindenin yerini şimdilerde alabildiğince çok daha gürültünün kopartıldığı, sağır sultanlara sesin ulaştırıldığı bir kakafoni ile beraber eşikler atlatılıyor. Belirsizliğin darlaştırıp, içinden çıkılmaz kıldığı yaşamın içerisinde, eksiği yokmuş gibi bir de yabancılığa vurgu, altını çizme eylemleri gerçekleştiriliyor. Kimin daha fazla hakkının geçtiğinden, kimlerin en çok bu toprağı hakettiğine, söz söylenecekse kimlerin buna hakkı olduğunun, kimlerin kimliğinin daha üstte olduğunun ve diğerlerinden ayrı olduklarının, üstün olduklarının ortaya çıkartabilme gayretkeşliğinin tezahürünü barındıran bir keşmekeşlik. Nicesinde anlamını düzgün bir biçimde okuyabilmeye ihtiyaç duyduğumuz mevzuların hemen tümünde, aidiyetlerin sorgulanması, tepkinin bizahati kendisine dahi engellemelerin konuşlandırıldığı bir bütünlük bu yabancılaştırmayı daha da manidar kılıyor. Ayrışım en başından bu yana gerçekliğimiz gibi sunumlandırılıyor. Gerekli görüldüğü için, yücelerimizin bizi layık gördükleri, uygunluğunu tasdik ettikleri biçimlerde vatandaşlar olabilmemizin şartlarından biri haline dönüştürülüyor, bu vurgu. Vicdan muhasebesine teşebbüs etmek bile enikonu, karşıtlık olarak addedilen cepheleşmenin ötekileri arasında anılabilmemize imkan sağlıyor. Sözcüklerin beraberinde olumlandırılabilir bir biçimde varolmak durur iken, ifadelerin tektipleştirildiği, gümbürtünün içinde, lâl olmanın manidar bir biçimde seçilecek 'yol' olarak sunulduğu bir yaşayışın izlerini duyumsatmak da cabası. Bileşkelerin bütünlüğünden, ortak kazanımlar elde edebilmekten olabildiğince imtina edip imkanlar dahilinde yoğunluğu arttırılan bir biçimde ayrıştırmalara devam edildikçe, özenip imrenilen değişimin de kapsamından ayrıştığımız afaki bir gerçeklik halini alıyor. Deneyimlerini paylaşamadan birbirlerine sırt çevirmeye, diş bilemeye devam edenlerin Dünyasında yepyeni sorunsallarımız bizleri karşılıyor, istemezükçülerin alkış kıyametlerinin yankılarıyla.

Birbiri ardına hatra düşenleri sözcüklere dökebilmek de bu hizalamanın sınırlarında giderek daha zor bir deneyim haline evrilmekte. Bellekte karmaşıklaştırılmış bilinenler sorguyu da zehir eyliyor. Ama, fakat, lâkin gibi takıların ortaklığında, söyleneceklerin arasında muhakkak öncül bir tedbir olarak da, bu tarz ilavelerle karşılaşmalara çıkılıyor. Mülakatlar münazara havasına, söylenceler birebir parodi kolaycılığına, iletişim ise deyim uyunsa taşlamaya dönüştürülüyor. İçerik giderek boşaltılırken sesin sözün esamesine olan kıymet dibe vuruluyor. Yadsımaya devam edildikçe ötekini bir tehdit unsuruna kapıyı açık tutarcasına, önyargılara koşulsuz teslime devam edildikçe de giderek daha sık bi'biçimde karşılaşılan bir olgu haline evriliyor, yabancılık. Yâd illerde değil, bizzat kendinizi bir parçası olarak hissedip, yaşamına ortak olma çabasında bulunduğunuz öz yurdunuzda bunların tümünün de başınıza geliyor olmasından da kötümser bir sonuç elde edilemez sanırız. Dönülen eşikler fasitdaireyi ortalığa çıkartıyor, ilerleniyor izlenimi uyandırmasına karşın olduğumuz noktada sabit kaldığımızın koskoca bir tespiti ve tüm benzeş hatalar hali hazırdaki güncemizi de tanımlandıran bir özet haline dönüşüyor. Yoktur birbirimizden pek farkımız koskocaman insanların dirayet diyerek ortalığa çıkarttıkları, irade diyerek de fazlasıyla baskıyı arttırdıkları, gereklilik olarak sözümona tedbirlerinin uygulanamazlığını görmezden gelmeleri, ötekisinden sürekli bir biçimde tehdit unsuru olarak bahsedilmesinden duyulan tanımsız kıvancın getirmiş olduğu geçici ferahfezalık, lekesizlik dışında, ötesinde. Vakıf olduğumuz, bilinmezlik değildir, bilinenlerin kendisinden duyulan derin şüphelerdir, bu ayrımı daha derinleştiren içinden çıkılmaz kılmaya sebebiyet veren belleksizliktir. İçeriğe eklenen her yeni bilgiyi de sorgusuz sualsiz biçimde kabul etmenin ve hemen ardından unutmanın ulaştırdığı odaktır, yabancılık. Kendine olan sorumluluklarını yerine getiremeyenlerin, toplumun tüm katmanlarını ilgilendiren konular dahili ortaya bir türlü çıkartamadıkları açılımlarının, sözün neresinden başlayabileceklerini kestirememeleri gibi mazeretlerle devamlı sürümcemede bırakmalarının yardımcı oyuncusudur yabancılık. El altında bulundurulduğu müddetçe kullanılabilirliğinden çekinilmeyen unsurdur, yanlışların dağlar kadar çok olmasına karşın hala düzlüğe adım atmıyor olmanın vermiş olduğu aymazlığın kendisidir, pekâla.

Önceliklere sıra gelmesine ramak kala hep bi'kusur bulunmasının da sebepleri arasında gösterilebilir iş bu yabancılık olgusundan dem vurulduğunda, bahsi açıldığında. Şiddetin görece en sert sahnelerini , attığı taşın karşılığında dipçikle terbiye edilmesi reva görülen çocuğun kendisinde görebilmek bunu ve ifade kazandırabilmek mümkün. Makamın gereğinden olan aşayişin sağlanabilirliğini uygulamak için elde edilen ilk fırsatta, daha da yabancılaştırılan çocuklar üzerinden şiddetin çözümlenebileceği, en basit tabiriyle kontrol altına alınabileceğinden dem vurabilmek ne kadar mümkündür? Sadece tek bir örnekle de sınırlı değil iken üstelik, bu durumlar ve beraberinde gelen hezeyanlar. Öldürüleceğini neredeyse kendisi dışında pek çok yetkilinin haberdar olduğu bir gazetecinin, katil zanlısının ardında saklı bırakıldığı karanlığın yanısıra, hapishane şartlarında neredeyse özenli bir biçimde de serpilmesi, beslenmesiyle neticesinde baş eğmez, lafını esirgemez bir karakter yaratımına şahitlik edilen sürecin de buna örnekliği şüphe taşımaz bir başka ayrıntıyı oluşturmakta. Münferitlerden bir diğer örneklem olarak, katili henüz bulunamayan, adalete bir şekilde teslim edilemeyen bir müteveffanın ve ailesinin eleştiriyi bizahati baş amir tarafından zikredilen acımasız ahlak zabıtalığının tasviri 'takip etselermiş kızlarını' cümlesinden gayrı yabanıl, yabancıl bir tespit daha bulunabilir mi? Pek çok konudaki doğru hizasının ötesini gösterebilen pek çok örnek ilintilenebilir. Kendiliğinden vurgulamalarla , uyarılarla yerleşikliği daha da fazlalaştırılan sizli/bizli, üstün/alçak, kıymetli/kıymetsiz, hayâlı/hayâsız vs tespit tanelerinin ortasında biten yabancılık düzeneğini yaşadığımız ülke ne zamana kadar muhafaza altına alacaktır. Sorulması, üzerinde düşünülmesi öncelikle elzem olan budur. Radikal Gazetesinden Ersin Tokgöz'ün kaleme aldığı 'Hakkâri'den Ankara'ya Devletçilik Oyunu' makalesinden alıntıyla notumuzu bitirelim:

“Tüm bayramlar çocuklara adak!
Bakmayın siz 23 Nisan’ın çocuklara, 19 Mayıs’ın gençlere, 30 Ağustos’un daha büyüklere adandığına. Tüm bayramlar çocuklara adak aslında. Çünkü bir, altıya ancak çocukların oyun dünyasında eşit ve siz bu benzeşmeyle hâlâ çocuksunuz.
Oysa az biraz büyümüş olsanız, Diyarbakır cezaevi örneğinin nasıl bir nefret tohumu ektiği nal gibi ortadayken bir de Hakkâri örneğini buna eklemezsiniz.
Ya da bazen nezaketin ve devlet ciddiyetinin çocukça kaprislerden öte olduğunu görüp kendinize hiç olmazsa bazı anlarda dur dersiniz. Üzerinizdeki üniformanın yalnızca gücünü hissedip hep şunu bunu ittirmek yerine, biraz da sorumluluk taşırsınız.
Büyümüş olsanız, iki ile ikinin toplamının dört ettiğini bilir ona göre davranırsınız.
Ama yok... İlla çocuk gerçekliğinde ısrar...
Tamam; çocuk dünyası sevimli, aksiyonu bol, daha renkli. Ama hiç olmazsa devlet aklının büyümesinin zamanı gelmedi mi?
Çünkü 86 yaşına gelen devleti de hala evcilik mantığıyla yönetirseniz, geriye bir tek “yetişkinler bizi neden hep arka sıralara oturtuyor, elimize sus payı şekerler tutuşturup,baştan savıp,ayak işlerine koşturuyor”diye hayıflanmak kalır.” (27 Nisan 2009)



Sözlerin uzun uzadıya anlattırabileceklerinden fazlasına odaklanabilme gayretinde olan programımız Deuss Ex Machina'nın geçtiğimiz Pazartesi akşamı canlı yayınlanan bölümünde fikri yabancılığı sese dökebilen müziklerden bir seçkiyi oluşturabilmeye çalıştık. Muhtelif eklentiler ile beraber türetilmiş olan seslere mana katacak çalışmalar çatımızı oluşturdu, daim olduğu üzere. Bildiklerimizden ötesini anlamlandırabilmek için kimi zaman edebi metinlere, kimi zaman somut örnekleriyle hayatı zamasız bir çerçevede durduran resimlere, fotoğraflara, kimi zamanda müziğin enginliğine sığınıp kendimize uygun çıkarımlar gerçekleştiririz. Söyleneceklerin tümünü birden tüketmemek için, tüketilmiş olanın arkasından ne zaman bu kadar çabuk bitirdik dememek için, biriktirilen düşüncelerin sonunda gerçek manasıyla ihtiyacımız olduğunda elimizin altında bulunduğuna kani olabilmek için, insan olabilmek, ihsan olabilmek için gerek duyduklarımızı şekillendiren, onlara mana katabilmemize imkan sağlayan müzik üzerine bahislerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Hiçbir şeyin kolaylıkla olmadığı, her sefer ve defasında başka başka yollar tutturmamız, sözler sarf etmemiz gerekli olan güncemizin dahilinde olabildiğince ayrıntılara odaklanan bir yapının izleri üzerinde seyrüseferimiz devam etmekte. Sesleri imkanlar dahilinde tanımlayabilmek, tanıtabilmek ve onlarla bağlantılı olarak çıkarımlar yapabilmek kısaca hayatla ilintileyebilmek bu ağ sitesi-radyo programı ikilisinin en önemli meşgalelerinden biri olarak yer almakta, haddızatında. Ön tanımlı önerilerin yerine, bütün alamet-i farikalarının ürettikleri müziklerle oluşturdukları deneysel sentezlemeler olan proje, üreticiler programın kapsamı dahilinde sizlerin beğenisine sunulmakta. Ayrıntılar ile donatılmış ses yüzeylerinin arasında, keskinleştirilmiş elektronika köprülemeleri gerçekleştiren, milenyum sonrası elektonik müziğin başat disiplini haline dönüşen dubstep'den esintiler barındıran çalışmalarıyla tanıdığımız “Barry Lynn aka Boxcutter”ı son uzunçaları olan 'Arecibo Message'ın rehberliğinde sizlerle paylaşıyoruz.Deneysellikle bağını sonuna kadar kullanan elektronik alaşımlar varedilmiş ses dehlizlerinin ötesini, merak edenler için önemli ayrıştırmaları ve çözümlemeleri de beraberinde getirir. Türetimine olanak sağlanmış olan sâfi seslerin birbiri peşisıra, uygun aralıklarla dizilimi değil, aynı zamanda kurgulanıp paylaşılan kompozisyonların hemen tümünde, zamanın çelişkilerine dair göndermeler barındıran, anı sorgulatan, düşündüren incelikli işçiliklere ev sahipliği yapan bir bütünlük yansıtılmaya çabalanır. O bir türlü tenezzül edemediğimiz sözleri hatra düşürmeyi başaran, merak ettiğimiz ayrıntıların üzerine daha fazla gidebilmemize imkan sağlayan bir ara birimdir, 'deneysel elektronikler' veya 'elektronika'. Kapsamı dahilinde onlarca farklı tanımlayış ve alt disiplinle beraber ilerleyen bu kurguyu ötekilerden ayrıştıran en önemli özellikse sürekli olarak genişleyebilen ve her yeni dönemeçte içeriğine eklenmiş paralel ses ayraçları ile beraber ufuksuzluğun imgelenmesidir. 70'li yılların erken dönem 'elektronik müziği'nden yolunu çizmeye başlayan tür, özellikle 90'lı yılların ortalarından itibaren geniş dinleyici kitleleriyle buluşan Akıllı Dans Müziği çatısının altındaki hemen tüm alt türler ile müzikal rotasında yeni keşifler gerçekleştirmeyi olası kılmıştır, elektronika. Bir yanı dans ettirir vurgular içerirken, öte tarafında durağan bir dinlenceliğin sınırlarına ulaşan bir kayıt silsilesini de kulaklara ulaştırılır. Barry Lynn’in temellerini 90ların sonunda atmış olduğu Boxcutter projesini de bu çıkarımın paralelinde bir kurgunun temsilcisi olarak değerlendirebilmek ilk elden mümkün. İlk gençlik günlerinde temin ettiği gitarıyla dönemin çeşitli gruplarında çalmış, Jimi Hendrix hayranı bir yeni yetmenin adım adım nasıl elektronik tınıları keşfettiğinin güncesidir aynı zamanda. Kendi kendine yetebilen bir enstrümanın da ötesinde pedalların yardımıyla elde edilen seslerden izler süren, yıllar içerisinde bunu örneklemelerle müziğinin altyapısında kullanabilirliğini, deneye yanıla keşfetmiş bir müzisyenin seyrüseferini içerir. 98 yılında kendi deyimiyle hip-hop etkileşimli müziği gitarıyla kotarmayı başarır. Bunun örneklemi olarak da geçtiğimiz sene içerisinde Acroplane.org net etiketinden yayınlanan 98 EP’sini paylaşmak mümkün. Uzunca bir süre kenarda kalmış electrotoxic sitesi gibi yerel kanallardan paylaşılmış şarkı ve emprovize tını kümelerinin arta kalanlarından oluşan çalışmada DJ Shadow gibi zamanın ilerisini kollamış prodüktörlerin izlerini kulaklara taşır. Gitarın kaotik aynalamasında, üzerinde serpiştirilmiş enstrümantal hip-hop nağmelerine ev sahipliği yapan Koss, Anticon ekibinin 2000’lerin ilk yarısında ortaya çıkartmış oldukları endüstriyel düzenlemelerin, minimize edilmiş, temize çekilmiş hallerinden tarif edilebilecek 98 Loop ve acid caz tılsımına sahip çıkılmış, tıpkı dönemin kayıtlarında sinmiş olan eklektik plak kayıtlarından örneklemlerle vurgunun arttırıldığı Rhodes Draft gibi parçaların tümünde, ilerisinde yayınlanacak elektronik seslerin de ilk denemelerini gerçekleştirir. Öte yandan parçalarının yapılarını oluşturmayı ve kendini geliştirmeye çabalayan Barry Lynn’in aksak ritmlerle olan temasını da bu dönemin hemen ardından dinledikleriyle şekillendirdiğini öğreniriz, Gutterbreakz’de sunulmuş olan röportajından dip not olarak.Drill'n Bass'in nev-i şahsına münhasır örneklerinin mihmandarı Squarepusher, Four Tet ve Manitoba gibi “leftfield” kuşağının yeknesaklığını, 'two step' ritmlerle zenginleştirebilmiş prodüktörler, detayı müziklerinin yapısında ön plana çekmeyi başarmış Radioactive Man, Octagon Man gibi sonikelektro mümesilleri ve dubstep'in tarz olarak tanımlanmasında emeklerini yadısyamayacağımız Darqwan aka Oris Jay, Toasty, Vex'd, Search & Destroy gibi üreteçlerin kayıtlarının izlerinde kendi müziğinin de yönünü belirginleştirmeyi başarır, Lynn. 2002-2003 yılları arasında demo olarak paylaşılmış kayıtlar dizisi boyunca bu belirginleştirici isimlerin müziklerinden feyz alınarak kotarılan, ara bağlantılarıyla beraber Acid Jungle, R & S gibi techno'nun Kıta Avrupa'sında kulak aşinalığı oluşturmuş elektronik tınılardan beslenen genişçe bir alan Barry Lynn ve Boxcutter'ın müziğini ilk kez kulak kabartacakları nelerin beklediğine dair önemli yanıtlar barındırır. Tek bir türe bağımlı kalmadan, elektronik seslerin analog enstrümanlardan da fazlasıyla faydalanılarak kotarılan bir bütünlük kayıtları boyunca değişik nükteleri beraberinde getirir. 2005 yılında Hotflush Recordings etiketinden yayınlanan “çıkış” EP'si Brood / Sunshine'ı bu bağlamda ilk örnek olarak paylaşabiliriz. Akıllı Dans Müziği döngüsü üzerine şekillendirilmiş olan yoğun 'bass' pasajlarının detaylarındaki endüstriyel aksak ritmlerle birleştirildiği vurgulamalara sahip, Brood A yüzünü tanımlar. Değişkenlerle olan haşır neşirliğini ortaya çıkartmış ve ilk dönem kayıtlarında yer bulan, örneklemlerle kazandırılmış caz serbestlemelerinin, Boxcutter'ın bakışını ortaya çıkartan, melodik kurgusu dahilinde organik ses kümelerinin yakalandığı Sunshine'ın müziğinde ulaştırmak istediklerini son derece iyi bir biçimde tanımlandıran örneklerden birisi olarak değerlendirilebilir. 2006 yılında Planet µ etiketinden yayınlanan “debut” albüm Oneiric çalışmasının yukarıda kısaca değinmeye çalıştığımız müzikal eşiklerden izler barındıran, yeraltının sesinin henüz tükenmediğine dair önermelerde bulunan bir albümolduğunu belirtmeliyiz. Melodik unsurların, taviz barındırmayan elektronik kümelerle birleştirildiği, geçmişten günümüze uzanan müziğin seyir defteri başlığında derlenip toparlanabilecek kolajların hakim kılındığı bir üretimdir, Oneiric. Aphex Twin'in sınırlı sayıda basılmış olan 'Analord' dizisinde ortaya çıkartmış olduğu elektronika sentezleri ile aynı hattın üzerinde ilerleyen, girift bir dünya imgeleminin resmedildiği, Tauhid ile kayıt açılır. Yoğunluk katılmış bass öğelerinin ön plana çıkartıldığı, senetzlendiği canlı enstrümanlarla dubstep'in surlarında yankılanan Grub, ragga'nın izleri üzerinde hip-hop'un bileşkesini barındıran UK Garage dolaylarında ilerleyen Skuff'd gibi parçalarla, yıllardır dinledikleri ve biriktirdiklerinden farklı bir bakışımı kotarır , Boxcutter. Baskın yüzeylerin hakim kılındığı Batı Londra merkezli dubstep'in karaltılarla dolu olan yüzeylerinin, kendi müziğindeki yansımasını imleyen Rikta, Hyloz gibi parçalarla deneysel vurgular ile yönünü keşfeden ara kesitler sunmayı başarır. Hali hazırda yayınlanmış çalışmalarının içerisinde de fazlasıyla elektronika sınırlarına ilintilenmesini sağlayan, özgünlüğünün tescil edilmesini olanaklı kılmış Mossy, Bad You Do ve albümün kapanışında yer bulan Chlorophyll kayıtlarıyla beraberinde, tanımlandırmaya çaba sarf ettiği yüzeysel geçişlere imkan sağlayan müzikal kolajı tanımlandırır.Bütünleştirici katmanlarıyla beraber kademe kademe ilerleyen bir dinlenceliği sağlamlaştırma çabası dahilinde bir sonraki adımı 2007 yılında yayınlanan Glyphic albümü olur, Boxcutter'ın. The Wire'da yayınlanan albüm eleştirisinde de değinildiği üzere, dubstep'in kapsamı altına aldığı müzikal derinlik potansiyelinde arada kalmış noktaları birbirine lehimleyen bir kurgu ortaya çıkartılır. Seslerin kurgu dahilinde farkılaştırılmış örnekleriyle birbirilerine ilintilendiği, Planet µ çatısından sunulmuş olanlar da dahil olmak üzere belirli açılardan alternatif elektronik müziğin genişliğini ilk elden irdelemekten yana olan bir idealistin, güzellemeleri kayıt boyunca dinleyicilere ulaştırılır. Sekiz dakikaya yaklaşan süresiyle dubstep'in caz sınırlarındaki aynalamasını gerçekleştiren, deneysel odağı daha henüz albüm başında dinleyicilerle buluşturan, Glyphic ile albüm açılır. Ağırdan alınmış ses döngüsünün, ambient formuna dub yaklaşımları altında dinlenmesi elzem olan yorumlama; Windfall, çiğ tekno seslerinden dubstep'e geçiş oluşturan Bug Octet, doygun bir dinlencelik için gereksinim duyulanları fazlasıyla da sağlar. Endüstriyel seslerle sağlamlaştırılan sinematografik yankının ev sahibi Chiral, tersine yol alan bir aksak ritm coşkunluğunun finaline doğru kaotik Aphex Twin ses iklimine dahil edildiği, albümün doruğu Kaleid, kozmik caz vokallerinin girişini müteakiben kayıda dahil edilmiş olan yüksek ritmli, UK Garage kompozisyonu Foxy ile finale ulaşılır. Elektronik müzikte emprovize yaklaşımlara bariz bir biçimde öncüllük edebilecek Fieldtrip albüm tamamlanır. Müzikal disiplinler arasında katı kural, anlayışlarının ötesinde melodik unsurlardan çiğ nağmelere kadar birbirine ters köşesini oluşturmakta olan seslerden bütünleştirilen bir modern zaman tasviri gerçekleştirir, Barry Lynn. Genel anlamıyla, hayatın rutin döngüsünün dışını arşınlama konusunda çabalarında ısrarcıl olan bir anlatıcı rolünün de karşılığını bulmasıdır, Glyphic. 2008 yılında Balancing Lakes adıyla sunulan breakcore, acid jungle, hardcore çalışmalarından oluşan Barry Lynn kaydın ardından, nihayetinde dördüncü albümü Arecibo Message, Planet µ etiketiyle Nisan ayı ortalarında yayınlanır. Dünya dışı varlıkları tespit edebilmek, onlarla iletişime geçebilmek için NASA tarafından 70'li yıllarda kurulan Seti projesi dahilinde hayata geçirilmiş ve Radyo Teleskobu aracılığıyla iletilen Arecibo mesajından yola çıkılarak kotarılan derli toplu bir konsept çalışmasının temelleri üzerinde ilerleyen bir kayıt silsilesi albümü tanımlar. Güneş sistemi şeması, DNA molekülünün kimyasal çözümlemesi, mesajın gönderildiği tarihteki Dünya'nın nüfus bilgileri, 1'den 10'a kadar rakamların ikili sisteme göre betimlemesi gibi dönemin uzaya bakışı ve insanlığın keşiflere olan merakını da gözler önüne seren bir dizi içeriğin kapsadıklarıdan türetilen müzikal yansımalar albümün içeriğinde karşımıza çıkan, sentetik elektro bağlaçlarını, ses sinyallerini , makine örneklemlerini de açıklamakta, belirginleştirmekte. Burial'ın egemen metropol yaşantısına dair iğneleyici eleştirilerini sunduğu parçalarıyla aynı damardan türetilmiş Sidetrak ile çalışma açılır. Çekimsiz drill'n bass partisyonunda gezdirilen ambient motifli vokal kesidinin duyumsattıklarıyla da beraberinde giderek farklılaşan, derinleşen bir dinlenceliğin seyrüseferine ortak oluruz. Techno'nun mahir bir biçimde geçmişin izlerini şimdiye ulaştırdığı, Arecibo mesajında iletilmiş olan zamanımız Dünyasında yavan kaçan insanı tanımlandıran bileşenlere göndermelerin bulunduğu bir ses deryasını kulaklara seren, aksak rave parça Mya Rave v2'le rehberimizin öncüllüğünde genellendirmelerin dışı, ötesinde konumlandırılan yabancılaştırmaya dair çıkarımlara da ortak oluruz. Karanlık uzayın bilinen sınırlarının ötesindekine olan merakın, yeryüzünde birbirlerine bu kadar yakınken giderek daha fazla ayrışan, ötekileşen insanlığın çelişkilerini de hatra düşüren bir kolaj olarak; Arecibo Message iminin müzikal dünyasına dahil olunur. Drexciya'nın elektro kesişimleriyle ortaya çıkarttığı teorisyen bakışı irdeleyip, şimdinin müziğine uygulayan Boxcutter'ın onunla aynı minvalde ilerleyen müzikal kolajı, zaman değişse de elektronik müziğin hala önemli ayrıntılar barındıran, sorunları dile getirebilen bir türetim, paylaşım aracı olduğunun da ispatını teşkil etmekte, Arecibo Message. Birbirini takip eden, üçleme olarak albümde yer alan Arcadia 202, Old School Academy ve A Familiar Sound parçalarını da bu çıkarımla beraber değerlendirebilmek olası. Dinlendikçe keşfedilen ayrıntıların gizli olduğu bir nevi doğaçlama damıtımın parçalar dahilinde ortaya çıkarıldığı ses yerleştirme çalışması bu üçlünün birbirlerine bağlanmasını da kolaylaştırır. Seksenli yılların elektronik müziğinde çokça karşılaşılmış, Acid-House vurgulamalarından feyz alınarak kotarılmış, baskın vuruşlarla taçlandırılmış Free House Acid, programımız dahilinde paylaştığımız “tekstep” Sidereal Day, zicirleme ironik sesler tamlaması , ismiyle müsemma Otherside Remix (Earth Is My Spaceship) çalışmasıyla albümün finaline ulaşırız. Yörüngenin dışına son bir seslenişin sahnelediği, Pharoah Sanders, John Coltrane gibi caz üstatlarını ve üretmiş oldukları sayfalar boyunca ifade edilebilecek müziğe de saygı duruşu kabilinden, kozmik caz partiküllerden derlenen A Cosmic Parent parçasıyla beraber dinlencelik nihayetlenir. Boxcutter ve / veya Barry Lynn elektronik tınıları dinlencelik sınırlarının dışında, hayata iliştiren, sorgulatmayı başaran ses işçiliğini paylaşıyor. Elektronik müziğin ana akım tınılarla harmanından bambaşka, yeni rotalar, sesler keşfetme gayretini gösteriyor. Bu zevkli dinlenceliğe sizde ortak olun...

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
10 Şehidin Verildiği Bir Gün Bir Yazar Ne Yazabilir? - Mutlu Tönbekici - Vatan
Celalettin Cerrah'ın Vermediği Hesap - Yasemin ÇONGAR - Taraf
Mevzu Bahis Vatansa, Gerisi Teferruattır - Kaçakova - Mutlak Töz
Katil ve Cerrah - Nazım ALPMAN - Birgün
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri


Boxcutter Official At Planet µ
Boxcutter At Myspace
Boxcutter At iLike
Boxcutter Interview At Gutterbreakz
Boxcutter Arecibo Message Review At Half Stereo
Ramadanman At Myspace
Ramadanman At Soul Jazz Records
Ramadanman At Electronic Explorations Show
Jason Burns At Myspace
Jason Burns Going Under Mix
Radikal Guru At Myspace
Distance At Myspace
Distance At Blogosphere
Distance Repercussions Review At Makina
Bar 9 At Myspace
Bar 9 At Love That Tune
Rob Sparx At Myspace
Current Value Official
Current Value At Myspace
Dean Rodell At Myspace
Pendulum Official
Excision At Myspace
Balkansky At Myspace
Balkansky At Last.FM
KJ Sawka At Myspace
KJ Sawka Besf Of Live Vol.1 At Dailymotion
Selfsimiliar At Myspace
Press At Myspace
Shift Recordings At Myspace
16 Bit At Myspace
Boka Records Official
Boka Records At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-mal,Textart,Dubtronica,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8

---------------------------------------------------------

>>>>>Info Go-R-Sel Med Vargar – By Ooli © Ooli’s Flickr Page
Boxcutter Images; Courtesy From Belowed Sites:
Rump Recordings’s Flickr.Page
Planet µ Website

>>>>>Poemé
Vatan Haini – Nazım Hikmet RAN

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson´un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

28.7.1962

No comments: