Sunday, June 07, 2009

Deuss Ex Machina # 256 - Maybe It Is The End Of Time

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_256_--_Maybe It Is The End Of Time

01 Haziran 2009 Pazartesi gecesi "canlı" gerçekleştirilen programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Melodium-Lullabies For Adults (Self Released)
>1<-Melodium-Berceuse 1 (Self Released)
>2<-Melodium-Sad Machine (Self Released)
>3<-Kettel-Sentiment (Sending Orbs)
>4<-Kettel-Kingscourt Imp (Sending Orbs)
>5<-The Field-I Have The Moon, You Have The Internet (Kompakt)
>6<-The Field-Everybody´s Got To Learn Sometime (Kompakt)
>7<-Sines-Mala Suerte (Echodub)
>8<-Sines-Stills (Indigo Remix) (Echodub)
>9<-Hector & Bryant-Tension (Appleblim & Al Tourettes Remix) (Phonica Records)

Maybe It Is The End Of Time (256) - Pusun Ardından Muhakkak, Yine Güneş Doğacak, Yeniden, Yenilenerek, Gücüne Güç Katarak. Şenlik Ateşi Yavaş Yavaş Cılızlaşırken, Son Kalanlar Seslerini Yükseltecek. Güneşi Yüceltecek. Kor Bir Yerde Söndürülürken Başka Bir Yerde Yeniden Harlanacak. Taa Ki Zamanın Sonuna Kadar, Son Nefese Kadar! [Yitik10.38Yazıtı]

Kısa Not: dinamo fm 103.8'in içerisinde bulunduğu dönüşüm ve değişikliklerin, ilk elden resmi açıklamasını bekler iken bir haftalığına müsadenizi istiyoruz.

>>>>>Bildirgeç
Sürekli bir devinim halinde bulunan zamanın genişliğini, genişletilebilirliğini ortaya çıkartan bir imi muhteviyatında barındırır, masal. Gerçekliğin enikonu çetrefilleştirdiği, kötümser kıldığı anları, olgu ve düşünceleri dozunda bir eleştiriyle beraber karşımıza çıkartan, söylenmedik sözlerin zikredilebilir kılınmasına zemin sağlayan bir odağı çağrıştırır, masal. Kendimizden katmaya çabalandıklarımız ile görmek istemediğimiz çelişkilerin/imizin birbirleriyle sırt sırta verdikleri bir alandır, oyun sahasıdır. Kimseciklerin müdahil olmadığı, elini taşın altına bir türlü sokamadığı gerçek Dünya'nın huzurunda, ait olunmak, dahil olunmak istenilen, imrenilen doğruların iletimine aracı bileşendir masal. Sınırların keskinleştirildiği hatlar ve türlü çeşit cepheleşmenin, ayrımcılığın müspet olur kılındığı zamanımızda değerinin bilahare artarak,yükseldiği bir tahlil imkanı sağlar, düşüncesi olana, düşlerini ısrarla ayakta tutana. Sözün dolaştırılmadan, dosdoğru olduğu gibi iletimine de, meselenin özüne dair göndermeleri vesair ideleri ortaya çıkartılmasına imkan sağlar. İkrar edip durulan hatasız olduğumuz, noksansız tas tamamlığımızın, kendimizden ötesine vurdumduymazlığımızın, giderek daha da fazla körleşmemizin kendi kendimize gelin güveyliğimizin beraberinde getirdiklerine dair gözlemlerin canlandırıldığı bir vesikalıktır, en kral tek pozlusundan. Tek kareye, kadraja sığdırılan koskoca bir imgeler geçididir, de vesselam. Açılan her gedik, yazılmış her bi'masalda biraz da gelişmişliğimizin körlemesine ilerisinin düşünülmeden yapılandırılmasına dair vurgular kendini belli eder. Gözle görülür, ruhla hissedilir bir biçimde ayrıntılara dikkat çekme çalışması olarak da sınıflandırılabilir, masalların çözümlemelerinde karşımıza çıkan satırlar. Zaman mevhumu ilerlerken, çarklar tıngır mıngır döndürülürken bir anlık da olsa duraksamanın elzemliğidir, gereksinimidir masalların sınırsızlığında betimlenenler. Koşmaktan helak olunan hızlandırılmış çarkın dışarısında neleri kaçırdığımızı, nasıl ısrarla kendimizi kandırmak konusunda çaba sarf ettiğimizin de izleri yer alır oralarda. Kimsenin, kimsenin sözünü tam anlamıyla dinlemediği, kulak vermediği, görünürde tanımlanmış kodlara haiz olan vurgularda tepkilerini ortaya çıkarttığı ahir zamanın, tozu dumana katılmış engebeli güncesinde, yitirdiğimiz sözcüklerimizin asıl manalarının, çizmeye çalıştığımız akışın iniş ve çıkışlarını görmeye imkan sağlayan cümleler denizi ile yüz yüze kalınır. Geçer akçelerin nasıl da koskocaman boşluklar doğurduğuna, nasıl da onulmazı yücelttiğinin okumasını sağlamlaştırır. Sürek avına katılmışçasına yarınını düşünmeyen, sorumluluk söz konusu olduğunda kendisinden bile kaçarcasına uzaklaşan personanın, üstü örtülemez, belleksiz kılınamaz çelişkilerinin günyüzüne ulaştığı tek perdelik performanstır, masallar.

Yaşadığımız coğrafyada saklı bırakılanların, arkası getirilmemesi için uyarı levhaları dikilen soruları, kıyaslanmaması için gözlerden ırak tutulanları da hatra düşüren bir imgelemi ortaya çıkartıyor masal. Çekinceler yüksek yüksek yeni karşıtlıklar ortaya çıkartmaya devam ederken, suskunluğu olurundan bir yaklaşım olarak idrak ettirilme çabasının tezahürüdür, şimdilerde dinlemeye doyamadığımız avuç avuç, öbek öbek tüketmeye devam ettiğimiz kıssadan hisse masallarımız. Ekranlar aracılığıyla duhul olduğumuz, çeşitlendirme adı altında kendisinden ötekisinin farkına varmaktan bile aciz demeçlerin, sözcüklerin, sunumların bütünleştirildiği bir kara mizah örneklemesi karşımıza çıkmakta. Geçmişi ve tüm o yaşanmışlıkları öyle oldu, böyle oldu, haybeden oldu diye diye sonunda mevzunun esas kısmı karıştırılan bir seyirlik hüküm sürmekte, şimdi tam bu an. Sonuca ulaştırılabilecek ne dirayet ne çaba söz konusu. Varsa yoksa bildiğimizden şaşmadığımızın göstergesi olarak taçlandırılmaya, anlamsızca bir girdap halinde yaygınlaştırılmaya çabalanan etki alanının içerisinde tutulmaya devamlılık hükmü sürdürülmekte. Boyunduruk halini almasından çekinilmeyen, en temeli demokrasinin gerekliliği olan halkın özgürce fikrini beyan etmesinden tutunuz da, yaşanılan yaman çelişkilere dikkat çekmeye çaba sarf eden, kalem oynatanlara reva görülenlere ikaz mahiyetinde çıkartılan, söylenen ibretlik! masallar burada bahsetmeye çabaladığımız. Yadsımanın, ayrıştırmanın sözümona açılımların nasıl da punduna getirildiğinde başdöndürücü bir süratle, insanların karşısına sorun olarak çıkartıldığının belgesi haline dönüşen masallar. Ne sürüklenip bırakıldığımız noktanın ücralığının farkındayız, ne de monologların artık enikonu şirazesinden çıkmış argümanlar haline dönüşmesinin. Birbirinin ardına ortaya çıkartılan tespitler sadece kendi başlarına dahi, masalın özündeki gerçekten uzaklaşmanın, görece yapmacıklığı, oldurulabilirliğin çetin mücadeleler arkasından gerçekleştirilebileceğinin ayırdına varmadan sürmesi, temennisiyle ifa ediliyor. Her anında görev belleniyor, sırası gelenin zikredeceği biz avamın da kanıp yolumuzu değiştirmeden devam edeceğimiz bir ortaoyunu sergilenmekte. Şurası kesin ki, oyun daimi bir biçimde tek yöne, tek bakışıma, tek cephenin doğrularına göre şekillendirilmeye devam ettikçe bir kerecik olsun, doğru bir zemine ulaşamayacak olmamız bizleri bekleyen büyük dertlere kapının daim olduğu üzere açık olduğunu belirginleştirmekte. Her durumda yeni yasaklar getirmenin, durumdan da hal ve vazife çıkartma gayretinin görünümünde iki ileri birkaç adım geriye/liğe gitmenin, sözününün eyleminin de arkasında duramamanın neticelerini yaşadıkça görmeye yazılmamış daha nice masalları keşfetmeye devam edeceğimiz ise aşikar.

Kısıtlı kaldığımız, kıstırılı kaldığımız açmazların 80’den bu yana devamlılığının sağlanıyor olmasının da ayrıca düşündürücü olduğunu belirtmeliyiz. Üzerinden 29 sene geçmesine karşın etkisinin hala ve ısrarla sürdürüldüğünün farkına vardığımız, bize göre devasa bir “bigbang” masalı. Herşeyin durduğu, her türlü farklı olanın tektipleştirilmesine ilk adımın atıldığı, sesi çıkanın canı çıksın denilerek, kendi tabirleriyle hizaya getirilip, yontulduğu, adam edildiği, gözden çıkartılanların ise çoktan imha edildiği nötre bağlantılandığı bir ibretlik masal. Arkası bir türlü gelmeyen sonu gözlenemeyen bir ibretlik resm, vicdanın kanatıldığının öyküsü yer almakta bahsini kısaca ettiğimiz boyunduruğumuzda. Öyle ki, ortak noktaları silmeye ve görünmez kılmaya çabalama, üzerinde konuşmak için bahis açıldığında dahi türlü çeşit savunmalarla saklanmaya gerek duyulması, lafın dolandırılıp da hatalardan dem vurulamamasının ceremesini hala nasıl çektiğimizin örneği, geçtiğimiz hafta içerisinde yazmaya çalıştığımız ‘geçmişte azınlıklara faşizan yaklaşımlarda bulunuldu’ demecinin ardınan yazıya dökülenlerin de devamlılığında, Birgün'den Melih Altınok’un Çelişkiler Keskinleşşin Diye Böyle Mi Geçsin Ömrüm(üz) ? başlıklı makalesinden alıntı ile notumuzu tamamlayalım:


"Şimdi ortada, bu ülkenin demokratlarının, solcularının kısacası insan hakları mücadelesini önemseyen herkesin türlü çeşitli bedeller ödemeyi göze alarak dillendirdiği bir gerçeğin, resmi bir ağızdan üstelik de başbakan tarafından teyit edilmesi gibi olumlu bir gelişme var.

Peki, bu noktada yapılması gereken nedir sizce?

Türk filmlerinin o unutulmaz diyalogunda olduğu gibi, duymak istediğimizi (tabii ki bildiğimizi de)üç kez yinelemesine rağmen “Yalan! Yalan söylüyorsun” deyip, doğru söyleyeni tokatlamaya çalışmak, melankolikleşmek ve ortamı terk etmek mi? Yoksa milli görüşçü ailesinin tepkisine ve milliyetçi akrabalarından uzaklaşmak pahasına bizimle ve söylemimizle yakınlaşan kişiye, daha güzel bir gelecek için, en azından doğacak boy boy çocuklarımızın geleceği için cesaret vermek mi?

Tamam, kör değilim elbette, ben de görüyorum karşımızdakinin ne kadar tutarsız olduğunu. Daha dün kendisini meşhur edecek taliplerini etkilemek için gözümüzün içine baka baka ‘Ya sev ya Terk et’ dediğini.

Ama ne olursa olsun nikah memurunun önünde deklere etti bir kere. Onca şahit de cabası. Bize düşen, resmi tarihe en yetkili ağızca düşülen bu şerhi basamak yapmak. Bu kabulü somut kazanımlara dönüştürmek için sahiplenmek ve sık sık hatırlatmak.

Sosyalist olmadıkça ağzıyla kuş tutanı muhatap kabul etmeyiz” diyorsanız bilemeyeceğim. Ama benim demokratik mücadeleden anladığım, politik niteliği ne olursa olsun siyasal iktidarların, gerek kamuoyu baskısıyla gerekse uluslararası konjonktürün dayatmasıyla attığı ileri adımların önemsenmesi en azından reddedilmemesi. Zaten demokratik bir düzeni kuracak ve yaşatacak bireyler de onların yan yana geleceği örgütlülükler de ancak bu tarz kazanımlardan ilmik ilmik dokunacak bir atmosferde var olabilirler.

Sivil toplumun kazanımları karşısında anlaşılmaz bir inkarcı tavır takınmamıza neden olan siyasi körlüğümüzü “Sırf çelişkiler keskinleşsin, kendim için bir şey istiyorsam namerdim” diyerek gizlemeye çalışmamızı kimse yemiyor artık. Bu hepimiz için hayat memat meselesi; kuru inadınıza kurban edilecek bir mevzu değil.

Olumlu söylemleri karşı taraftan geldiği için ‘ileri bir adım’ olarak kabul etmeyi hazmediyorsak bile, işe, bu adımı muktedirlere demokratlarca attırılan ‘geri bir adım’ şeklinde okuyarak da başlayabiliriz. Yeter ki kârdan da olsa zararın zarar olduğunu bir anlayalım.

Ne olur çocuklarının gözünü korkutmak isteyen ebeveynlerin sık sık başvurduğu, İran Devrimi’nde amaç aracı haklı kılar deyip ele ele tutuştuğu nişanlısı Humeyni tarafından yüz üstü bırakılan Tudeh’in öyküsünü anlatmayın. Masal anlatın mesela; en azından eğlenceli olur.

Kimse bir kez evet dedi diye varlığını varlığına armağan edin falan da demiyor ayrıca; Katolik nikahı kıymayacaksınız ya. Yarın bir gün aldatmaya kalkarsa gereken neyse onu yaparsınız yine. Verirsiniz ağzınız payını. Herkes yoluna, herkes sağ herkes selamet." (02 Haziran 2009)


Farklı olana dair, gerçekliğin en sert noktalarında bile çıkılmaz addedilen alanlardan yönümüzü keşfe imkan sağlayan müzik, Deuss Ex Machina'nın geçtiğimiz Pazartesi akşamı Dinamo FM 103.8'de son kez gerçekleştirdiğimiz canlı yayınında da yeni sözcükleri ilinitleyebilmemizi sağladı. Sözün kaderi ve kısmetinin daraltıla daraltıla en sonunda kısıtlı bir alana mahkum kılındığı modern zamanlarda, yetkin olunabilecek, kanaat bildirilebilecek konularda fikirlerin çoğaltımına vesile teşkil etsin diyerek müziği duyumsatmaya devam ettik. Birbirlerinin en çaresiz anlarının yolunu gözlemleyen, sözden ve sesden ıradıkça, kulaklarını kendi söylemlerinin beğenisine ortak olmayanlara kapatanların muktedirliğinde, Makina gerek sözlü, gerek müzikal bağlantılarının da katkılarıyla, varedilmiş olumsuzluklardan yeni ümitleri duyurabilmenin gayretkeşliği içerisinde oldu, çaba gösterdi. Süreklilik arz eden bir biçimde baskın olanın aksi istikamette sözlerin, yaşantıların ve onların beraberinde getirmiş oldukları çoğulcu müzikal izlerin takibini örneklendirmeye, imkanlar dahilinde el verdi. Bu satırlar ile mevzuu etmeye çabaladıklarımızın pek çoğunda müziğin, aslolan hayat ilintisine dair çıkarsamalar ile sunabilmek en büyük beklentimizi oluşturmakta idi. Tümleşik katıcıl yapılandırmalar, keskin ayrıştırmalar müziğin şimdilerinde hakkaniyetle ortaya çıkartılmaya çabalanan amatör ruhun da üzerinde bir baskı unsuru oluştursa da, sözcüklerde olduğu gibi müzikte de alternatifin sesini sınırsız bir biçimde vurgulamaya devam etmekte ortaya çıkan işler ve kayıtların bağlamında. İlintilenen her çalışma ile beraber akışın dışına dair gözlem ve paylaşımlar söz konusu olmakta. Salt bir fon algısının ötesinde zaten kendinden emin seslerin yükseltildiği bir vahayı tanımlandırmakta, üzerine yoğunlaşıp aktardığımız seçkilerin de hemen tümü. Bir örnekleşmekten ise, birbirini tamamlayabilen sesler kulaklarımızda misafir olmaya, emin olamadığımız anlarımızda yeni yollar keşfedebilmemize imkan sağlayacak, şüphesiz. Klişelerin sınırsız bağımlılığında sanırız ki daha olurunda bir tercihi tanımlayacaktır, böylesi bir seçim, seçenek. 2001 yılında Active Suspension etiketinden yayınlanan ilk kaydından bu yana değişken müzikler arası bir seyyahlığın anlatıcısı, yorumcusu olagelmiş Laurent Girard ya da Melodium'u kendi imkanlarıyla yayınlamış olduğu son çalışması Lullabies For Adults'in refakatinde sizlere sunuyoruz.Melodi ve gürültü birbirlerinden ziyadesiyle uzaklıkta iki kavram. Birbirilerinin çekim alanlarına pek de dahil olmayan cinsinden iki farklı kutubu, iki ayrı bakışımı barındırmakta. Bir tanesinde naif melodilerin ortamın içerisini huşu ile doldurması saklıdır. Diğerinde hiç alışık olmadığımızı varsaydığımız ama nasıl oluyorsa yaşadığımız her günün içerisinde hemhal olmaya da devam ettiğimiz bir zorunlu birliktelikliğin zeminini barındırır. Bir tarafın sakinleştiriciliği mevcut iken, öte tarafın zihinde başka çağrışımları haber eden bir yapı söz konusudur, kendiliğinden farkındalılık sağlayıcıdır. Kulak kabartıldıkça dinlenilen sesi yakınlaştıran imgelere büründürebilen bir temsil kuvveti sağlayan melodi ile kavislerinde saklı tuttukları sözcüklerin çığlığa dönüştürüldüğü gürültü, tam da lazımgelen çözümlemeleri beraberine getirir. Her ne kadar birbirlerine yakıştırılmasa da, uygun görülmese de. Sedaya karışmış olan gizil sırların açığa çıktığı bir mizansen kotarılır, kıvamı tutturulduğunda. Ne tarifi vardır, ne belirli adımlamaları ve uygun adımı. Oluşturulan atmosferin içerisinde duyumsatılmaya çabalanan, hasılı olduğumuz güncenin yankılanması, karşılaştığımız çelişkilerin vurgulanması olduğundan dem vurmak da olası. Melodium projesinin altında imzası bulunan Laurent Girard’ın müziği bu tanımlamalardan hareketle oluşturulan bir bütünlüğü içerir. Kayıtlarının içeriğine dahil ettiği ses öbekleriyle gündelikliğin koşturmacasını duyumsatır, tükenmeyen bir telaşenin izlerine dair önermeler ortaya çıkartır. Modern müziğin sacayaklarından birisini oluşturmuş şehir imgeleminden, yaşayışlardan ve gözlemlerden fazlasıyla faydalanarak, değişkenliklere gedik açan bir müziğin mihmandarı haline dönüşür. Basite indirgenmiş seslerin ilintilendiği kompleks yapılandrma, sanatçının karakteristik vurgulamalarını daha rahat ifade edebilmemizi de sağlayacaktır. Kariyerinin de henüz başlarında Klasik Müzik ve piyano eğitimi sırasında damıttıkları ile kendi rotasını oluşturmaktan tereddüt etmeden yoluna ilerleyen bir amatör ruh karşımıza çıkartır, Laurent Girard. On seneyi aşkın bir deneme, yenileştirme, yeniden kotarmanın ardından mazhar olduklarını ve gözlemlerini kotarabildiği bir elektronik müziğin de temellerini atacaktır. Synthesizer (sentezleyici) ile klasik enstrümanların bileşkesi üzerine edinimleri bu derinlemesine ilerleyen, görece kolaylıkla dinlenebilecek bir müziğin de işlenmesi ve türetilebilmesini sağlayacaktır. Ürettiği bu kayıtları ulaştırdığı plak şirketlerinden Londra'lı 'Tugboat' etiketinin sahibi olan Glenn Johnson'ın yönlendirmesiyle Magnetéphone, ISAN, Tarentel gibi gruplara ev sahipliği yapan Static Caravan etiketiyle yolu kesişir. 1999 yılında Rhythmi ve 2000 yılında Silica 7'' plakları bu bağlamda müziğinin de ilk örnekleri olarak dinleyicilerle paylaşılır.

Derinlemesine ilerletilmeye çaba sarf edilen bu kurgu dizisinin bir sonraki durağını ise 2001'de Active Suspension etiketiyle yayınlanan beyaz 7''lik isimsiz kayıt oluşturur. Laurent Girard'ın dizilimi üzerine kafa yorduğu bileşkenin belki de can alıcı örneklerinden birisi olan kayıt içerisinde, elektronika ile avant pop deyim uygunsa lehimlenir. Alternatif ses kolajlamasının tutarlı örneklerinin işlendiği çalışmada, ses üzerine öbek öbek yoğunlaştırılmış elementlerden uzakta, tekil seslerden kotarılmış bir düşük yoğunluk, melodikası olan Gamm, plağın hem A hem de B yüzünde sürdürülmüş olan gerçekliğin gürültüsü izleri üzerinde temellendirilmiş Cyclamen 1 & 2 ile Aphex Twin'in Selected Ambient Works başyaptında da işlediği önermelere yakın duran ağıdımsı Hiko parçalarıyla Melodium'un müzikal iklimine dair önemli ayrıntıları barındıran bir kayıt ortaya çıkartılır. Disasters By Choice'den sunulmuş olan QuietNoiseArea debut albümünde bu kayıtların tümünde getirilmiş olan yapısal değerlendirmelerin bir sağlamasının yer edindiğini belirtmeliyiz. Kendi içerisinde dönüştürülebilen, kişiselleştirilebilen tıpkı üreticisinde olduğu üzere tesir alanının ve okumalarının dinleyicilere bırakıldığı geniş zamanlı bir masal, tüm yönleriyle de belirginleştirilerek sunulur. Laurent Girard'ın hayata bakışımına dair, karşılık barındıran yüzeyler, sesler ve gürültülerden mürekkep bir tasvir gerçekleştirilir. City Centre Offices gibi zamanın ilerisinde popüler olanla alternatifin tepkimesini ortaya çıkartan ortam müziğinin paralelinde, vurgulamalarıyla etkileşimli drone-pop parçası Minkowski's Mind parçası bu kayıt içerisinde yer alır. Endüstriyel technoesk kesidini birfiil deforme edilmesinden yola çıkılarak oluşturulmuş, sinematografik yansımalar barındıran Exhib-Inhib, ham halleriyle kayda geçirilmiş doğal saha kayıtlarının izleri üzerinde rotasını çizmiş olan keskin tanımların günyüzü bulduğu Something Soft And Dead gibi parçalarla bütünleştirilerek, düşüşlerin an be an yitirilişlerin, çok nadir de olsa kazanımların beraberinde getirdiği sevinçlerin müzikal tasvirlerine dair göndermeleriyle yetkin bir dinleti sağlanır. A Possible Way Of Spending Time mahlasıyla sunulan Peter I'm Flying etiketli albümde de yoğun ses işçiliğinin tamamlayıclığında ortaya çıkan büyük resmin çözümlemelerine bilahare devam edilir. Kurgulanan partisyonlarda zamanın elektronika tınılarının tüm alt disiplinleriyle ilişkilendirildiği bağlaçlarla müziğin kuvveti ve hikayelendirme gücüne göndermelerin yer aldığı, Ulrich Schnauss'dan Arovane'e ve hatta Boards Of Canada'ya kadar da müzisyen ve grupların kayıtlarıyla örtüşen nağmelere ev sahipliği gerçekleştirilir. Ağır çekime alınmış bir melodikanın zuhur eylediği, atmosferi tamamlayıcısı olarak piyano'nun tılsımlı seslerinden feyz alınarak kotarılan new age Yesterday, Japon elektronik müziğinde önemli payı olan isimlerden minimalist Taku Sugimoto, Fonica, Kazumasa Hashimoto, Secai gibi türeticilerin melodik-mekanik alaşımlarına yakın Felt/Melt, Erythree örneklemeleri gibi, sıklıkla dinlenildiğinde değişik güzergahlardan müzikal makamları ulaşılabilir kılan, denemelerle sınırları biraz daha genişletebilmeye odaklı bir kurgu çıkartılır, Laurent Girard tarafından.Başlangıcında 'fanzin' olarak yayın hayatına başlamış olan Autres Directions In Music etiketi altından sunulmuş olan ücretisiz kayıtları bir sonraki müzial evresinin temellerine ulaştırır. 2003 yılının Kasım ayında yayınlanan Parthenay kısaçaları erken dönem kayıtlarının elden geçmiş hallerinden toparlanmış bir kayıt dizini olur. 5 yaşında iken kaydetmiş olduğu bir piyano pasajını ambient formunda yeniden diriltimini işleyen, avantür gürültüler ile geçmiş zamanın akademik elektronik müziği arasında gidip gelen Ichito, düşüktempo'nun kaliteli bir örneğini tanımlayan Terminus ve Tim Hecker gibi zamanın müzikal dinamiklerine meydan okuyan, kendi formunu kotarmayı başarmış üreticinin, sadece ve sadece tüketime odaklı olarak tanımlandırılan elektronik müziğe bakışımı törpülediği, dosdoğru farklı bakışıma ulaştırdığı yüzeylerin izinde ilerletilen Pluraple gibi, değişken örneklerin ardı ardına sıralandığı bir kayıt olur, Parthenay EP. Laurent Girard'ın röportajlarında da değindiği üzere tamamıyla kişisel veri akışları barındıran, melankolik tasvirlere girişmekten de çekinilmeyen üzerine ilintilenmiş “elektronika pop” bakışından da yavaşça ıradığının, müziğini de değiştirmeye başladığının ilk örneklerini sunumlandırır. Kaydın bir diğer önemli yanını ise, solo projesininin tamamen kendi hakimiyeti altında, beğenilerine göre şekillendiren bir üreticinin ilk kez Motenai & Mimao, Dudley, Depth Affect gibi prodüktörlere parçalarının yeniden düzenlenmesine izin verdiğini belirtmeliyiz. Kimi zaman dingin, sakinleşmiş bir atmsoferi çağrıştıran, kimi zaman da hesap soran bir kıvılcımın tetiklendiği bu kayıtların, Anticon ses erimine yakın hip-hop, endüstriyellik ile buluşturulmuş melodik kesitler ve Depth Affect'in yapısında olduğu gibi 8 bit elektroniklerine kadar biçimsel değişkenliklerin ürünleri ortaya çıkartılır. Bu çalışmayı takip eden Hum Hum & Bla Bla EP'si kesitlerin daha farklı kullanıldığı, Mille Plateaux Records etiketi gibi elektronik açılımlara önayaklığı tartışmasız bir biçimde tescillenmiş odaklar altından sunulagelmiş olan tasvirlerle harman edilen yapıların da dengeli bir biçimde kotarıldığı bir kayıt olur. Klasik müziğin elektronika sınırlarında dolaşıma çıkartıldığı Toytronic Records'dan Ochre'nin minimalist vurgularında yenileştirilen Hellomusic, bir saha kaydından devamlılığı getirilmiş izlenimini daha ilk dinleyişte fark ettiren, yapılandırmalar bütünü, kaotik sesleniş Untitled 2 gibi nevi şahsına münhasır çıkarsamalarının ön planda olduğu verimli bir dinlenceliği ihtiva eder, kayıt. Kısaçaların kapanışında yer bulan Autoplate, City Centre Offices gibi plak şirketlerinden sunulmuş kayıtlarından tanıyabileceğiniz Marsen Jules'nin neofolk-ambient ağıdına dönüştürdüğü La Fin De Tout'un da düşündürücü bir kurgu olarak çalışmanın dahilinde sunulduğunu da dipnot olarak iletelim. Bütün taşların yavaş yavaş yerine oturtulduğu, sesleri ötesine vakıf olmaya çaba sarf eden bir üretim biçiminin kulağa da aşina hale gelmesinin belgeleyciliği üzerine önemli eklemeler gerçekleştirir, Laurent Girard. Tasvirler üzerine kurduğu, yakadığı melodilerin sınırlı ses kümeleriyle bütünleştirmekte olan bir prodüktörün alternatif yolları keşfetme çabası Anaemia, Flacana Flacana, Cerbero Spin (hepsi Audiodregs Records), Vilnius (CD-R), Music For Invisible People (Autres Directions In Music) albümleri boyunca da devam edecektir. Rutin yaşantılarla sarılmış, çevresi kuşatılmış insanlığa dair içsel hikayelendirmeler, başucu kayıtları gibi farklı isimler ile anılabilecek bir devamlılık ile beraber paylaşılır.Melodi ve ortam kelimelerinin izinde süregiderek çeşitlendirilmiş söze, sese büründürülmüş Melodium külliyatının şimdilik son durağı, sanatçının resmi sitesi aracılığıyla satışa sunduğu Lullabies For Adults albümü olur. Detaycıl bir müzikal form oluşturma gayesi içerisinde olmuş Laurent Girard'ın müziğinin enikonu deviniminin sürekliliğini koruduğuna işaret eden bir belgesel albüm olur Lullabies For Adults. Elektronik tınılarda duygusal akımların izinin sürüldüğü, tasvirlerin ustaca, iddiasız bir biçimde olsa da kendinden emin bir biçimde vurguları, imgeleri çağrıştırdığı adıyla müsemma bir biçimde yetişkinlere yönelik bir yapılandırma 14 parça boyunca dinleyiciyle buluşur. İletişimsizliğin çıtasının giderek daha da fazla yükseltildiği, sözün pahasının maddiyatla ölçümlendiği, kabul gördüğü bir yaşamsalda, farkında olmadan yitirilenleri ön plana çekmeye çaba sarf eden mizanseler kırksekiz dakikalık bu masalsı formu, isimsiz hikayelendirmeyi çoğaltıp yetkin kılmakta. Piyano’nun naif girişinin ardından çıkagelen elektro formlarının melankolik bir yansımayı betimlediği Berceuse 1 parçası ile albüm açılır. Kısa süresine karşı alabildiğince vurguların ön planda tutulduğu Planet Mu, Rephlex, Warp üçlüsünün melodramatik tınıları ile bağdaşık bir dinlencelik Valeglas, bir kaç haftadır üzerinden geçmeye çabaladığımız, kelamlarımızla da geri dönüşünü müjdelediğimiz braindance janrının üyesi olarak addedebileceğimiz Sad Machine işin hakkını fazlasıyla veren bir neşriyatla beraber albümdeki yerini alır. Hüzünbaz bir devinim, kaçınılmaz bibiçimde hakedilmeyen tüm yaşananları ister istemez zihnin ücra köşelerinden hatra düşürtmeyi sağlar. En başında da değindiğimiz gibi çoğunlukla kişisel olarak algılanabilecek detaylar üzerine şekillendirme , yorumlama Laurent Girard’ın müziğine daha kapsamlı bir biçimde irdelemek için zemin sunmakta. Bir yanı son derece aşina gelen melodika üzerine serpiştirilmiş technoesk döngülerin elele verdiği Florette ve Turbulette birbirlerinin sözünü tamamlayan bir ying-yangı oluşturur. Ne eksik ne fazla. Minimalist kompozisyonun afallatıcı etkisini üzerinde taşıyan Lit Paraplule, sihirli oyuncak kutusundan melodilerin hemen yanıbaşında kurgulanmış bir gece yarısı düşünü betimleyen Berceuse 2, ortam müziği ile kederli Aphex Twin döneminin parçalarını birbirlerine kattığınızda ortaya çıkanın resmedildiği Bruit De Fond ile albümün finaline ulaşırız. Sorunların bir türlü peşimizi bırakmadığı, inanmaya çalıştığımız masalların bile isteye tahrif edildiği, içinin boşaltıldığı, zaman diliminde hemen tüm seslerin de asgariye indirildiği bir veda parçası kulaklarımıza çalınır; Bonne Nuit. Laurent Girard, Melodium projesiyle on yıldır hayatı müziğin merkezine taşıyor, kurgusu dahilinde kapsadığı tüm seslerle duyumsamak istediğimiz masalları betimliyor, bir an olsun yitirmeden, hız kesmeden, süslere ve şatafata ihtiyaç duymadan...

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Çelişkiler Keskinleşşsin Diye Böyle Mi Geçsin Ömrüm(üz) - Melih ALTINOK - Birgün
Erdoğan Keklemesi - Kacakkova - Mutlak Töz
Faşizan Bir Yaklaşım - Roni MARGULIES - Taraf
Sen İşçisin İşçi Kal(ma)! - Bülent USTA - Birgün
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri

Melodium Official
Melodium At Myspace
Melodium At Blogger
Melodium At Autres Directions In Music
Melodium Review At The Milk Factory
Kettel / Myam James Part 2 Official
Kettel At Sending Orbs
Kettel At Myspace
Kettel / Myam James Part 2 Review At Pinpoint Music
The Field Official
The Field At Kompakt
The Field vs. !!! Performance At Pitchfork.Tv
Sines At Myspace
Sines At Echodub
Sines / Krunkzilla Sessions Vol.1
Hector & Bryant At Phonica Records
Hector At Myspace
Phonica Records At Myspace
Appleblim At Myspace
Al Tourettes At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-mal,Textart,Dubtronica,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Laugh Now – By Jediak3 (Alexander Konidaris)
© Jediak3 /Alexander Konidaris Flickr Page
Melodium Images;
Courtesy From Melodium’s Official Myspace Site

>>>>>Poemé
Bellum Omnium Cantra Omnes – Ataol BEHRAMOĞLU

"İnsan insanın
Kurdudur" diyor
Bir düşünür
Ve ekliyor:

"Bellum omnium cantra omnes"
Yani
Yatkındır savaşa
Birbiriyle herkes...

Şu sonuç çıkar
Bu saptamadan:
Doğası gereği
Savaşçıdır insan...

Doğruluk payı
Var mı bu görüşte?
Yanlışlık var mı?
Varsa nerde?...

İnsan insanın
Kurduydu belki
Gerçek kurttan
Yokken farkı...

Onu kurttan
Ayıran özellik
Akıl olmalı
Ve üretkenlik

Ürününü
Emeğinin
Alırsan, sevinçle
Dolar yüreğin

Ve hele ortak bir
Yaratıysa bu
Daha da büyür
Mutluluğu

Oturursun
Aynı sofraya
Emektaş olmanın
Mutluluğuyla

Şimdi sormak
Gerekir yeniden
İnsan insanın kurdu mu gerçekten?

İnsan insanın
Kurduydu belki
Gerçekten kurttan
Yokken farkı

Ama gelişen
Bir şey var onda
Sevgiye, iyiye
Doğruluğa

Yaratırken
Emeğiyle
Yaratır çünkü
Kendini de...

Soruyu yeniden
Ve şöyle sormalı:
Sevgiye, iyiye
Barışa kim karşı?

Emeğinin
Hakkını alan
Ne çıkar umar
Savaştan?

Dünyayı ortakça
Kardeşçe üreten
Ne yarar umar
Kötülükten?

Şimdi değiştirip
Bu kavramları
Yeniden ve şöyle
Söylemek olası:

Emekçi insan var, barıştan yana
Dünyayı kardeşçe yaratan, üreten..
Ve kurtlar - savaşta çıkarları...
Vurarak, kırarak, ezerek sömüren...

Kaynakça

No comments: