
Deuss_Ex_Machina_257_--_Outmospheric Arts Of The Outmosphere
15 Haziran 2009 Pazartesi gecesi "banttan" yayınlanan programın parça dizinidir.
>>>>>Musique
Album Of The Week:Ilyas Ahmed-Goner (Root Strata)
>1<-Riceboy Sleeps-Boy 1904 (Parlophone Records)
>2<-Riceboy Sleeps-Stokkseyri (Parlophone Records)
>>>>>Myspace Keşifleri / Talents From Myspace<<<<<
>3<-aAirial-Untitled #2 (Self Released)
>4<-aAirial-Poussières D'Etoiles (Self Released)
>5<-Ilyas Ahmed-As Another (Root Strata)
>6<-Ilyas Ahmed-Exit Twilight (Feat. Elizabeth Harris) (Root Strata)
>7<-Erkan Oğur & İsmail Hakkı Demircioğlu-Pencereden Kar Geliyor (Kalan Müzik)
>8<-Erkan Oğur & İsmail Hakkı Demircioğlu-Kaleden İnişmolur (Kalan Müzik)
>9<-Musa Göçmen-Ağıt (Rec By Saatchi)
>10<-Musa Göçmen-Yüzün (Rec By Saatchi)
>11<-Yaşar Kurt & Arto Tunçboyacıyan-Kendim Gibi (Arma Müzik)
>12<-Bandista-Hiçbir Şeyin Şarkısı (Self Released/Opzzz!)
Outmospheric Arts Of The Outmosphere (257) – Dışlanmış, Kapı Dışı Edilmiş Hayallere Yer Açmak Çabası Atmosfere Takılıyor. Siz / Biz / Onlar Çemberinde Tekil / Çoğul Hazımsızlıklar Yüzünden Bir Türlü Gün Yüzü Görülemiyor. Hep Beraber, Hep Beraber.
>>>>>Bildirgeç
Mesele, geçmişten tecrübe edilerek edinilenlerin, şimdilerde derinleştirilip, geleceğe aktarılabilmesidir. Bütünde işlevselliğinin de hezimete uğratılmasına fırsat verilmeden, sözleri tazeleyebilmektir. Mesele, vurgulanmaya çalışılanların öneminin imlenebilmesidir. Ayırdına varıldığında vah, tüh dememek için, deneyimleme, özümseme ve yeniden varedebilmenin yansıtılmasıdır. Farklı bileşenlerden sabit ayrılıklar ortaya çıkartmaktansa, bütün farklılıklardan yepyeni bir ortak sahanın, bilincin çabalanmasıdır, mesele. Kederli bakışımların, oluruna alışılmış hezeyanların, yetersiz söylemlerin bir daha karşılaşılmamasının sebebiyeti olarak ilintilenebilir. Mesele, boşa giden, heba edilmiş zamanda daimi bir biçimde eskilerin, söylenmişlerin tekerleme halinde tekrarlanmasının önüne geçilebilmesidir. Söylendikçe, söze değeri de katıldıkça dönüştürülebilen, nihayetinde bilinenlerin refakatinde yeni odaklar keşfedilmesidir. Çabanın tam da karşılığıdır, mesele. İdrak edilmişler ile yönlendirilmiş tenkit edilmişliğin birbirlerinden ayrışıp, ayrıştırılıp çözümlenmesidir. Kuvvetle muhtemel günün getirdiklerinin ardına da bakabilmektir pekala, çok istemsiz bir biçimde hayatlarımıza bir şekilde dahil edilmiş, sorunlarımızı da göremememize neden teşkil eden ara görüntülerden ve görünenlerden ırayabilenlerin karşılaşmasıdır mesele. Fikrin belirli bir düzlem içerisinde akışın dahilinde kendisini hissettirmesine karşılık verenlerin vicdanlarının seslenmesi, çağrısıdır mesele. Mesele, yerle yeksan olanın karmaşasında yeniden hayata tutunabilmektir. Belirsizlik bulutu dahilinde saklı tutulmaya, söze kavuşturulmamaya, üzeri kapatılmaya devam eden her bir durum, olgu ve olayda hatra düşen şüphenin diğer adıdır. Sınırlandırılmış sahaların dahilinde göstermelik izinler ve beklentisizliklerle hemhal edilmiş gerçek addedilenlerin sorgulanmasıdır mesele. Yönsüzleştirilip tek bir doğrultu üzerine, doğru olarak savlananların ne kadar yanıltıcı olabileceğinin keşfedilmesidir mesele. Nasıl olsa farkına varılmaz denilerek, ses edenimiz, karışanımız edenimiz olmaz denilerek giderek daha da fazla esasın arkasına gizlenen gerçeğin farkındalılığıdır, mesele. Çaba; ister tekil, ister daha kalabalık olsun bireylerin seslerini yükseltebilmelerinin, dayatmaların ve horgörünün tavan yaptığı zamanın hızını bir nebze olsun kesmesi, ne oluyoruz dedirtebilebilmesi de bir başka tamamlayıcısıdır, meselenin. Taraf olmanın zorunluluğudur kimi konularda, mesele. Bir tarafından tutulup peşine düşülen hayat gailesinden resmi geçitler tasavvurunda duraksamadan sözünü ifade edebilmektir mesele. Görünmüş olanların birer vakit öldürücü hezeyanlar olmasından öte, zihindeki yarıda kalmış soruların yanıtlarının tamamlayıcılığı unsurundan da dem vurulmasıdır mesele. İnsan olmanın, insani kaygılar taşımanın, kendilerini kurtarmış belleyenlerin dar bakışımlarından, adam sendeciliklerinden de uzaklaştırabilecek hareketlenmedir mesel. Kederin simsiyahlığında bambaşka renklerin varlığını kanıtlayabilmek, olurunu değil eşitlikçiliğini, hak edilebilirliğinin sınırsızlığını, sesin yankısını tanımlandırandır mesele. Yaşadığımız güncelliğin kapsamı dahilinde oldurulmaz, olumsuzluğunun yükselen eşiğini dizginleyebilmenin gerekliliğidir meselenin tam kapsayıcılığı, sözün özü.
Akıntının tersine karşı alabildiğince itikatli bir biçimde yol açabilmek, yeni eşikler ortaya çıkartabilmek, sözcüklerden edinilenlerle kelamlar ortaya sürmek da bu kapsamın dahilinde değerlendirilebilir. Mesele, varedilmiş olanın yanlışlarını tekrar etmek değildir. Eleştirilebilirliğin herkes için eşit mesafede, eşit şart ve düzeylerde gerçekleştirilebileceğini belirginleştirmektir. Bölünmelerin getirmiş olduğu ayrılıkların da nihayetinde, sorunları önünü alınamaz bir biçime evirdiğini, genişlettiğini söyleyebilmektir. Susmaların sonsuz bir döngüde kaçıyormuş hissinden ötesini sağlamadığının bilinmesidir. Durmaksızın ilerleyen an, vakit, günün ardından ümitsizliğin tepelemesine kasvetine teslimiyetçilikten ötesine vakıf olabilmektir ha keza. Hakkın kendisinin nasıl badirelerle edinilebildiğinin düşünsel bir yansımasıdır. Tepkimeleri ortaya çıkartan yegane şeyin düşünsel bir mesel ediniminden kaynaklandığı iddia edilebilir. Bunu yaşanmış olan nice toplumsal olayda imleyebilmek de ayrınıtlarıyla beraber mümkündür. Varlığı kanıtlanmış sistematik dahilinde halkın kendi kendini yönetmesi olarak tanımlandırılan demokrasinin uygulanabilirliğine dair de, takılı kalınıp da her daim en başa geri dönüşlerin hemen tümünü de bu detaylarda sabitlemek, al kalemler ile beraber kalınca çizebilmek de söz konusu. Yaşadığımız coğrafyanın da bu konularda pek mahir örnek, çıkarsamalar barındırdığını iletebiliriz. Yakın doğu komşumuz olan İran’da 12 Haziran tarihinde yapılmış olan seçimlerin ardından da ortaya çıkan karaşınlığı, sistemin nasıl kendi içerisinde bölünmez, değiştirilip geliştirilemezliğinin katıcıl bir biçimde ortaya, yine yeni yeniden çıktığının ispatı arasında ilintileyebiliriz. Kimi zaman ağır kuralların ve hükümlerin geçerlilik sağladığı, kimi zamanda umulmadık çıkışların odağa alındığı, dine dayalı bir demokrasi yorumlanmasına sahiplik yapan bir ülkede hemen hemen birbirlerinin aynısı, tamamlayıcısı hassasiyetler üzerinden hareket eden iki adayın arasında bile ne kadar büyük farklar ayrışımların da ortaya çıktığınıysa en son bir kaç gündür internet üzerinden yayınlanan görüntülerde fark etmek mümkün. Meselenin özünde ne kadar aynı olunsa da detaylar üzerinde farklı bir söylemi tutturmak, ilerletmek konusunda çabalara girişmiş olan Mir Hüseyin Musavi’nin destekçilerine reva görülenlerin tam da katıcıllığın koruma kalkanlarını nasıl da tehlike var! denildiği anda harekete geçirdiğini ortaya çıkartan bir imgelemi önümüze getirmekte. İnsanların temel hakları olan seçme özgürlüklerine bile müdahalelerin, demokratlığın bile sadece yönetimin devamlılığını sağlayacağına Din Konseyi tarafından hemfikir olunup onaylanan adaylardan Mahmut Ahmedinecad’a ve taraftarlarına hak olarak tanımlanmasının, haberleşme özgürlüğünü bile çok sert tedbirlerle beraber ulaşılmaz kılınması gibi çoğaltılabilir örneklerin gerekliliğini tanımlandırabilecek, açıklayabilecek herhangi bir argüman henüz yok. Farklılaşmanın sadece ucunun dahi gösterilmesinin, sınırlı taleb edilmesinin veyahut ismen anılmasının bile belli başlı problemlere kol kanat germekle eşdeğer olarak atandığı bir ülkenin, halkının ortaya koyduğu çabanın ne kadar önemli olduğunu açıklayacak pek çok söz edilebilir. Mesele, mümkünatlar için çaba sarf edilmesidir, mesele hak olanın da edinilebilmesine olan sebattır. Ufak bir ihtimal de olsa güneş yeniden doğduğunda nefesin daha gür, daha kendinden emin çıkabilmesidir. Gerisi laf-ı gûzaf. Sözümüzün sonuna Milliyet Gazetesi yazarlarından Ece Temelkuran’ın 17 Haziran tarihli İran yazısından yaptığımız altınıyı ekleyelim:
Tiannenmen?
Daha ilk gün, insanlar sokaklara çıkmaya başladığında, görüntüler 1979’daki Şah’a karşı ayaklanmada insanların sokaklara çıktığı günlerin arşivlerden çıkarılmış görüntülerine benziyordu. Daha ilk saatlerde bile içimden şöyle geçti:
Çünkü biliyorum, İran halkı ciddidir. Bir kere ayağa kalktılar mı...
Fena. Nitekim muhalefet lideri Musevi eğer kararlaştırılan büyük gösteriyi iptal etmeseydi ve göstericilere ‘itidal’ çağrısı yapmasaydı şimdiye kadar çoktan bir Tiannenmen görecektik.
Zira seçimlerin sadece bir gün öncesinde İran’da bir e-muhtıra olayı yaşandı. Muhtıra, kısaca ‘Öyle renkli devrim falan yapmaya kalkarsanız icabına bakarız’ diyordu. Bu uyarıya aldırmayanlar Devrim Muhafızları’yla bağlantılı askeri bir binayı kundaklamaya kalktılar.
Sonuç tuhaf...
Polis linç girişimleriyle karşılaştı. Fakat bütün bunlara rağmen İran’daki kaynaklar Ahmedinecad’ın ardındaki sistem desteğinin azaldığını söylüyor.
Ayetullah Ali Hamaney, seçimlerin incelenmesini istiyor. Haklı, zira sandık sonuçlarında hakikaten bir tuhaflık var.
Musevi’ye desteğin en yüksek olduğu yerlerde bile Ahmedinecad her nasılsa tulum çıkarmış. Öte yandan, seçim sonuçlarının açıklandığı gece İran televizyonu sonuçları bölge bölge verirken arada yirmi dakikalık bir kesinti oluyor, bambaşka şeylerden söz ediliyor ve seçim sonuçlarına geri dönüldüğünde aniden ulusal sonuçlar verilmeye başlanıyor.
---
Taraf olmak
Peki siz İran’da olsaydınız? Biliyorsunuz ki bölgede ABD tarafından istenen bir değişiklik var ve Musevi o değişikliğe tam denk düşüyor.
Sinir bozucu. Ama öte yandan, Ahmedinecad döneminde her türlü özgürlük ciddi biçimde hasar gördü ve ahlak polisi sokaklarda durmadan insanların peşinden koşturuyor. Batılı haber kanallarının ısrarla ‘devrim’ diye vermeye çalıştığı haberleri görüyorsunuz ve bunun bir devrim olmadığını biliyorsunuz ama özgürlükleriniz için sokağa çıkmak istiyorsunuz.
Halk iradesi üzerindeki dini ve siyasi vesayetin kalkmasını istiyorsunuz. Ama biliyorsunuz ki bu sizden başkalarının da işine yarayacak. İran’da siyasi denge değişirse bölgede ‘imparatorluğa’ karşı kafa tutacak kimse kalmayacak. Dışarıdan bakanların durumu olmadığı şekilde paketleyip yabancı haber bültenlerinde ülkenizin olmadığı gibi gösterilmesine, hikâyenin eksiltilmesine kızıyorsunuz ama bu ülke de böyle gitmez.
Ne çok karışıklık. Taraf olmak kesinlikle gerekli ama taraf olmak ne kadar zor. İran sokaklarından gelen görüntüleri televizyondan, internetten neredeyse saplantılı bir biçimde takip ederken bunu düşündüm. İran’da araya giden arkadaşlara selamla...
Öne sürmeye, atıfta bulunmaya, iletme gayreti içerisinde olduğumuz konularda giderek daha da fazla grileşen bir metinsellik üst çatısına ulaşmaktayız. Sözcükler, çoğu zaman keyiflendirici bir durumdan ırakta olan konuları karşımıza çıkartıyor. Hafifletme gayretkeşliği içerisinde olunsa da bir noktadan da sonrasında düşüncelerin iletimi daha önem arz eden bir kimliğe bürünüyor. Zaman mevhumu sürmekte iken, edinilen, idrak edilenler ve bilinmezlikle terbiye edilip anlaşılmaz addedilenlere dair çıkarsamalar bir şekilde bu günce aracılığıyla sizlere ulaştırılıyor. Hatalarını barındırsa da ortak sorunların herkesleri kapsayacağına, ucunun birilerine nihayetinde dokunabileceğini fark ederek, sorumluluklarımızı tekrardan hatırlatmaya çaba sarf ederek yapılandırılan bir sunum gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Hoşnutsuz gidişatta farkındalılığı sağlayacak, arttıracak yegane kaynaklardan birisi müzik. İster atonal tekniklerle tek bir tını haresinden şekillensin, ister çoklu katmanlarıyla yüzeylerine eklenmiş her bir dönemeciyle beraber çoğul bir müzikal dinlencelik sağlasın, sözcüğün ve yazınsalın tamamlayıcısı bir devinim kulaklarımıza ulaşır. Müzik, önceden hazırlanarak tüketime sunulmuş ön tanımlı bir bütünselliğinin yanında, dinleyicilerin de kendi yol haritalarını, fikriyatlarını eklemleyebilecekleri değişken bi'geniş sahayı beraberinde getirmekte. En serbest kürsüsünden. Yorumlamaya ve yorum katabilmeye de imkan sağlar bir şekilde işlenmeye hazır ve nazır bir biçimde, türlü farklı çeşitlilikte sesler bu gri güncelliğin içinde nefes alabilmemizi sağlar. Bir düşünce zincirlemesi içerisinde, tınılar kümesinden yayılan tılsımlı dinlencelikler tamamlanmayı bekleye duran dönüşümleri de sonuca ulaştırmaya vesile teşkil eder. Kümelenmiş olan kasvetin üzerinden güneşi, yeniden keşfedebilmeyi, meselelerin özüne dair yetkinliği arttırabilmeyi sağlar. Pazartesi akşamı Dinamo 103.8'den yayınlanan anonssuz, katışıksız Deuss Ex Machina, 257.bölümünde de bu bağlamda şekillenen bir müzikal kesişimi sizlerle paylaştık. Ambient müziğinden, halk müziğimizden örneklere, yenilikçi işler ve tasvirlere zemin sağlayan alternatif yorumlarla da tanmlandırılan bir kurguyu sunma gayreti içerisinde idik. Bu bağlamda gitarıyla oluşturduğu müziğinde folk disiplininden, drone elektronikalara uzanan çeşni harmanının altına ustalıkla imza atan Ilyas Ahmed'i Root Strata etiketinden yayınlanan Goner albümünün de öncüllüğünde sunuyoruz.

2005 yılında kendi imkanlarıyla, iki basımda toplam 100 adet olarak yayınlanmış olan “Between Two Skies” albümü bu deneysel dinlenceliğin ilk örneği olup sanatçının külliyatının da başlangıcını oluşturur. Yeni akım folk müziğiyle de benzeş hüzmeleri barındıran, dört kanalın dahilinde eklemlenebilecek tüm ses katkılarıyla sonuna kadar emek verilerek katık edilen kayıt dinleyicilere sunulur. Ardılı, dönemlerinde karşımıza çıkacak olan sentezlenebilir sesler dünyasından ters köşeleri imlemeye gayret gösteren, gecenin kaydı olur. Karaltılarla, sessizliğin kolkola girdiği, özellikle doğu külliyatında melanetle eşdeğer tutulan bir olguya dair bilinmeyenleri müziğinde, tasvirlerle beraber işler, Ilyas Ahmed. Melankolik akislerin ön yüzeyde gitar pasajları ile sağlandığı yaralayıcı bir derinlik kaydı olan Black Midas'la kayıt açılır. Puslu, kavetli bir yankılanma / yakarma / vokal denemesinin odağı belirlediği elektro-akustik As Those Above, hemen ardında bitiveren Night Song parçaları melodikanın kuvvetini irdeleyen birer belgesel kayıt olarak çalışma içerisinde yerlerini alır. Sözcüklerin fısıltı raddesinde düşük, bozulmuş, dönüştürülmüş halleriyle sakinliğin içerisinde dinleyiciye daima sorular sorduran, düşündüren bir kurgu iletilir. Onyedi dakikalık süresiyle beraber albümün kapsamış olduklarının özeti kabilinden bir dinlenceliği sağlayan, deneysellik vurgusunda geleneksel “Hindustani” müziğinden de etkileşimler ihtiva eden To You Soon - Silence The Night, Ilyas Ahmed'in müzikal modellemelerinden bir diğerini oluşturur. Gece kavramı üzerine kotardığı bir diğer kayıt olan “Towards The Night”çalışmasının da zemini oluşturulmaktadır bir yandan. 2008 yılı içerisinde Digitalis Recordings etiketiyle Pete Swanson tarafından yeniden derlenip toparlanarak sunulan bu iki dönemsel kayıt müzik-hayat bağlamını imlemeye gayret göstermekte olan bir aynalamayı da sağlar. Vokal kullanımının asgari seviyeye çekildiği, enstrümantal yoğunluğun arttırıldığı bir ruh dinlenceliğinin ortaya çıkartıldığından dem vurabilmek mümkün, Towards The Night kaydında. Dönüştürdüğü, müzikal eşiklerden derledikleriyle farklı olana dair yorumlamaları belirginleştirildiği sinematografik detaylardan hareketle ilerleyen bir kurgu albümün çatısını oluşturur. İnsansı kaygı ve endişelerin tavan yaptığı, ıssız gece seslerinin, karanlığın kasvetini arabeskleştirmeden işleyen bir epik yapıt olacaktır, zamanla. Bu iki meselesi ve kapsamı önceden belirlenmiş albüm dizisi. Oluşturulan şarkılar iç içe geçtikçe mekandan ve zaman mevhumundan ayrışmakta olan, kompleks birer yapılandırmaya evrilir. Görsel desteğe ihtiyaç da duyulmadan sözcükleri sıralamanıza vesile teşkil edecek kadar kendi rutininde değişkenliklerle mürekkep , tonal batı müziğiyle bağları bulunan, kuralcı, geleneksel raga ezgilerinden türetilen bir çeşitlendirmeyi içerir. Ne eksik ne fazla.


...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...
Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
İran – Ece TEMELKURAN – Milliyet
Revolutionary Road.. – Saeed VALADBAYGI – Blogger
İran Soruyor: Oyum Nereye Gitti? – Maral JEFROUDI – Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi – Birgün
İran: Sessizliğim İkrar Değil – Maral JEFROUDI – Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi – Birgün
Salome Tahran Sokaklarında – Salome – Dünya Bizim
Ayetullahları Cin Çarpacak – Ramin CIHANBEGLU – L.A. Times – Radikal
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri
Ilyas Ahmed Official
Ilyas Ahmed At Root Strata
Ilyas Ahmed At Last.FM
Ilyas Ahmed Interview At Foxy Digitalis
Ilyas Ahmed Interview At Jugaad
Riceboy Sleeps Official
Riceboy Sleeps Official Album Informative
Riceboy Sleeps At Myspace
aAirial At Myspace
aAirial Album Review At Dinleme Parkı
aAirial A Ma Muse At In The Backyard
Erkan Oğur / İsmail Hakkı Demircioğlu At Kalan Müzik
Erkan Oğur Vikipedi Sayfası
İsmail Hakkı Demircioğlu Vikipedi Sayfası
Musa Göçmen Official
Musa Göçmen At Rec By Saatchi
Yaşar Kurt – Yashar Resmi Sitesi
Yashar Nefrete ve Kine Karşı – Özlem ERTAN – Taraf
Kardeş Türküler, Tunçboyacıyan ve Kelani’yle Sahnede – Uğur BİRYOL – Bianet
Bandista Resmi Sitesi
Bandista Devrimci Müziğe Yeni Bir Ses – Fırat İLİM – Birgün
Bandista At Ekşi Sözlük
Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.
Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>>Info Go-R-Sel Free Iran – By Sardar FARROKHI
© Sardar FARROKHI’s Flickr Page
Ilyas Ahmed’s Pictures Courtesy From:
A & B C
>>>>>Poemé
Yokluğun İklimi – Odisseus ELİTİS
I
Dünyanın bütün bulutları günah çıkardı
Yerlerini tasam doldurdu
Ve saçlarımın içinde üzgün düşüverince
Pişmanlık duymayan elim
Bir acının düğümüne bağlandım.
II
Saat unuttu kendini akşam olurken
Anıdan yoksun
Ağacı sessiz
Denize doğru
Unuttu kendini akşam olurken
Kanat çırpmalardan yoksun
Yüzü kımıltısız
Denize doğru
Akşam olurken
Sevgiden yoksun
Ağzı kararlı
Denize doğru
Ve ben içinde, kendime çektiğim durgunluğun.
III
Öğle sonrası
Ve onun imparator yalnızlığı
Ve rüzgârların sevecenliği
Ve atılgan çekiciliği
Hiçbir şey gelmiyor. Hiçbir şey
gitmiyor.
Bütün alınlar çıplak
Ve duygu yerine bir duru cam.
Türkçesi: Herkül MİLLAS
© Sardar FARROKHI’s Flickr Page
Ilyas Ahmed’s Pictures Courtesy From:
A & B C
>>>>>Poemé
Yokluğun İklimi – Odisseus ELİTİS
I
Dünyanın bütün bulutları günah çıkardı
Yerlerini tasam doldurdu
Ve saçlarımın içinde üzgün düşüverince
Pişmanlık duymayan elim
Bir acının düğümüne bağlandım.
II
Saat unuttu kendini akşam olurken
Anıdan yoksun
Ağacı sessiz
Denize doğru
Unuttu kendini akşam olurken
Kanat çırpmalardan yoksun
Yüzü kımıltısız
Denize doğru
Akşam olurken
Sevgiden yoksun
Ağzı kararlı
Denize doğru
Ve ben içinde, kendime çektiğim durgunluğun.
III
Öğle sonrası
Ve onun imparator yalnızlığı
Ve rüzgârların sevecenliği
Ve atılgan çekiciliği
Hiçbir şey gelmiyor. Hiçbir şey
gitmiyor.
Bütün alınlar çıplak
Ve duygu yerine bir duru cam.
Türkçesi: Herkül MİLLAS
Comments