Sunday, August 02, 2009

Deuss Ex Machina # 262 - In Fear Of The Electromagnetic Machine

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_262_--_ In Fear Of The Electromagnetic Machine

27 Temmuz 2009 Pazartesi gecesi "banttan" yayınlanmış programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week: Milanese-Lockout (Planet µ)
>1<-O2-Bass Supremer (Dub Frequency Records)
>2<-Unique 3-Take This Love (Milanese Remix) (Planet µ)
>3<-Milanese-B Sharpa (Feat. Ben Sharpa) (Reload Mix) (Planet µ)
>4<-Millie & Andrea-Temper Tantrum (Daphne)
>>>>>Myspace Keşifleri / Talents From Myspace<<<<<
>5<-Point B-Istocity Meter (Frijsfo Beats)
>6<-Point B-No Smokes (Frijsfo Beats)
>7<-Brackles-Lizards (Apple Pips)
>8<-High Rankin-Bubble & Squeak (Feat. GYTO) (Cheaper Thrills Records)
>9<-Howie B vs. Casino Royale-Royale Sound (Ramadanman Refix) (Howie’s)
>10<-Blasta-Feels So Good (Argon)
>11<-Kutz-Spaceman VIP (Sin City Recordings)
>12<-The Black Ghosts-Full Moon (Marlow Remix) (Southern Fried Records)
>13<-Subscape-Artificial Dreamer (Pitch Black)
>14<- Clubroot-Serendipity Dub (Lo Dubs)

...In Fear Of The Electromagnetic Machine (262) – Tılsımlı Cümlecikler Havayı Doldurmaktaydı. Ne Muteber, Ne De Nahif İkisinin Ortasında Kaçınılmaz Olan İteneklerin, Çekimserliklerin Konuşulur Kılınmasının Vesile Teşkil Edilme Çabasıydı. Kim Bilir Daha Ne Kadar Nereye Kadar Sürebilecek, Sürümcemede Bırakılacak! Kim Bilir? [Tedrisat Dışı Faullerde Azim İle Yol Alanlar Neşriyatçılık]

>>>>>Bildirgeç
Kollektif bilinç tarumar edilmiş olan, içten dışa, dıştan içe yörüngeler belirginleştirmek yerine daha da fazla ayrışıma vesile olan bir kümelenmeyi beraberinde getirmekte. Gerçek kılmakta. Sorgulanabilirlik sınırlarının çoktan daraltıldığı, kesinleştirmelerin müdahalede bulunulmasa bile! sisteme karşı muhalifi çoktan etkisizleştirdiği bir yapı karşımıza çıkmakta. Denilegelenlerin toz konudurulamazlığı bir yanda, değiştirilemezliği diğer yanda her daim bu keskin kümelenimin dahilinde yeni sorunlara gebe kalmakta yaşayışımız. Sürüp gittiğimiz hengamemiz. Sözün kıymetini bilmediğimizden midir bilinmez, susmayı kerhen tercih ettirilişimizin sebeplerinin arasında yüzünü gösteren deneyimimiz. Doğrusuna ulaşmanın çok kolay olduğu konularda, kendi içerisinde ayrıştırılan, tutarsızlığın türlüsünün sahne almasına çaba sarf edilen bir bütünlük. Mühim olanın bahsi açılanın çözümü değil, az biraz daha vakit kazanmak, az biraz daha sorunları ötelemek olduğu ise şüphe taşımaz bir özet kabilinden sivrilmekte, bu cenahta, bu güzergahta. Fark edilmesinin elzem olduğu yanlışların daimi bir süreklilik içerisinde durmadan ısıtılıp, ha bire yeniden peşreve buyur ettirilmesinin de yegane müsebebi arasında gösterebiliriz b'hali. Yenilen pehlivanın güreşe doymazlığını kullanarak yineleyip, sıklıkla merkeze taşıma mücadelesi. Kıstırıldığın her an daha fazla üzerine yüklenenlerin hesaplarının artık tutulamaz olmasının yarattığı ikilemin duvar olarak yükseltimi. Ayan beyan ortada olan ise kaygıların giderilmesi bir yana derinliğinin daha fazlaca çoğaltıldığı, içinden çıkılamaz kılındığı bir dönüşüm hasıl olmakta. Erk neyi işaret ediyor ise, tabanın veyahutta içinde bulunduğumuz avamın olduğu gibi, tereddütsüz bir biçimde bütün olanları sindirmesi, kabul etmesi beklenilmekte. Bellediklerimiz geleceğimizi şekillendirirken bir yandan da ayaklarımızda bağlı kalan prangaları çağrıştırmakta. Ne bir adım ilerisini atabiliyoruz, ne bir adım gerisi. Varsa yoksa hep aynı noktada sabit bir biçimde duruyoruz. Geçip giden, kaçırılıp e artık bir dahaki seferine diyerek uyumlu bir beraberlikle avunduğumuz trenlerin ardından bakakalıyoruz. Bazı veriler, değişmeyi dahası geleceğin belirli bir hatta ilerletilmesini sufle etmekteyken, tam tersinin doğru olmasından medet umup yolumuzda tozlanmaya devam ediyoruz. Eklemlendiğimizi sandığımız bütünlüğün, esasında avamın ta kendisinin oluşturduğu kütlenin karşıt koşulmaz, şart öne sürülemez, itinayla itaat edilir kavislerini tek tek arşınlamayı sürdürüyoruz. Gelsin ön yargılar, gitsin açılımlar. Kuşandığımız zaman mevhumu çok daha başkalaşmaları, hakikatli sözcüklerin tanımını sağlıyorsa da olduğumuz kısıtlılıktan memnuniyet verici hallerimizle bu “delirium”un daimi üyeleri olarak sürdürmeyi borç biliyoruz. Öncesinde, sırası dahilinde ve haddızatında belki de geleceğinde de.

İçeriği boşaltılıp, küflenmeye yüz tutulmuş yargıların, geçerliliklerini koruyor olması da, biteviye çaba ile ötekisinin de meramını dinlemeye çalışmanın hala ısrarcıl bir biçimde duyulmaz kılınmasına neden olmakta, bu kendin biç, sınırlarını kendin koy bilincin dolaylarında. Geleneksel deneysel açmazlarımız , nerede akıl ve mantık dolaylarından uzakta kalnmışlık varsa oraları şenlendirmeyi ivedilikle sağlama almakta. Gerçeklik başka doğrultuları belirgin hale evirse de aslolan, hücuma dahil olan genelin kendi kararını değil yönlendirmeleri ne kadar çabuk özümseyebileceklerine dair olan sağlam inatçılık bu tür durumların çözümsüzlüğünü sağlamakta. Nasıl olsa anonimleştirilen ve belirli bir görüşün etrafından, yola koyulan, öne sürülen önerme adı altındaki genellendirmeler bu bilinci daha kolay sağlamlaştırıp, bilince yerleştirmekte. Herşeyin nasıl olsa unutulup yitirileceğine olan sebatın da bunu geliştirdiği pek alâ ilintilenebilir. Yansıtılmakta olanların giderek açmazları büyütmesi, aradaki mesafeleri geliştirmesi dışında da kayda değer bir kazanım söz konusu değil. Bilince tahsis edilmiş olan görünenlerin, ekranla teşhir edilenlerin kimliksizleştirildiği, muhakkak ötekisinden bir demet garnitür olarak addedilmeye de çabalanıldığı bir dönüştürme, iş bu kollektif bilinci daha katıcıl kılmakta. Yerine daha iyisini önermek, yerine daha mantıklısından hiç değilse ufacık da olsa bir pay ekleyebilmek sınamalara tabii tutulan bir savaşımı getirmekte. Konuların birbiri ardına açıldığı, kapatıldığı, gündemin neredeyse her saat başına düşen oranlarda yeniden kurgulandığı bir coğrafyada farklı olanı dillendirebilmek daha çok çabalanımı gerektirmekte. Yapılan yanlışlardan çıkarsanması elzem dersler çıkartmayı da. Görmezden, bilmezden gelmenin bir süre sonra hiç kimseleri bu girdaptan kurtaramayacağının bilincinin de. Basitleştirip, söze itimam göstermenin aslında hiç de zor olmaması gerektiğinin günyüzü bulmasını sağlamakta. Enine ve boyuna ilerletilmeye çalışılan açılımların genelinden anlamlandırmaya çalıştığımız en dosdoğru hattın bu olduğunu bir kere daha belirtmeliyiz. Kişisel çabaların genelin beklentileriyle örtüştürülebilmesinde , yıllardır aynı tas ve aynı teranelerde sabitliğin, artık değiştirilmesinde herkeslerin elini taşın altına bir an evvelinden koyması gerekmekte. Sirayet edilenlerin, verilmiş beyanatların ne kadar olguların tümü üzerinde etkileşime girebileceğinden, o bahsi açılanların karşıtlaştırılmadan, koşullar sürülmeden bir an evvelinden düzlüğe çıkartılabilmesinin yegane tertibatı bu düzlemin tesisinden geçmekte. İkircikli oyanayıp, kuşatılmış zihinlerde, kendi söyledikleri yalanlara kendilerinin bile artık inanmaya şevkle ve itimatla özen gösterenlerin daralttıkları yollarda nefes alınabilmesini de ancak bu teşebbüsler sayesinde mümkün kılabileceğiz.

Zaten bitap hale düşmüş olduğumuz öteki yaratmaktan da kendimize bir türlü benzetemediğimizden de bu raddeden sonra ancak yüzleşerek düze çıkabileceğiz. Kollektif bilincin varlığını sağlamlaştırmaktan fazlasını sunmayan tabulaştırmaların, kanın ve öç almaların, ötekisinin boyunduruğuna bindirilmiş tek kazanımın daha fazla tükenmişlik olduğunun, heba edilenin insan olduğunun bilincine ulaşmaya, yolun o tarafında da bu tarafında da aynı çekimserliklerin bulunduğundan dem vurabildiğimizde bazı şeylerin değişimine zemin sağlayabileceğiz. İkrar edebildiğimizde, bu dönüşümlerde neresinde bulunduğumuzu bile tam kestiremediğimiz açmazlarımızın, açılımlara ihtiyaç dahi duymadan çözümlenebilirliğini fark edilebilir bir biçimde yaşama geçirebileceğiz. Ümit odur ki, 'halkların kardeşliği'nin söz dizilimi olarak arasıra söylenegeldiği, salt ayrışmak zorunda kalmış zümrelerin benimsediği bir kıvılcımdan da ziyade her bireyin ortaklaşa iştirak edebileceği, gönülden katılım gösterebileceği bir eşiğe varmasıdır. Halkın kendi kendini yönetebilmesinin yolu olan demokrasinin gerçek bir işlevsellik, düşünsel bir gelişmişlik gösterebilmesinin çabalanımı bunları gerektirir. Bu dahilinde değişken yüzeylerden ilintilenmiş sözleri belirli bir noktada toparlamayı, kelamlar oluşturmayı başarmış Enver Aysever'in Kürt Açılımı-Saçılımı Üstüne Deneme başlıklı makalesinden bir alıntı sözümüzü bağlasın:

AKP iktidarı kaç zamandır zikzaklı bir Kürt politikası sürdürüyor. Bölge oylarını alabilmek için, üstelik DTP’yi de kandırarak, söz de sivil bir siyaseti ortaya koydular. Tarikat, cehalet ve cinayet bataklığında savrulan bölge halkı hemen teslim oluverdi bu yeni sivil duruşa! Allah selamet versin… Uzun sürmedi, Erdoğan bey, hemen dengeledi kendini, bu kez de MİLLİYETÇİ, MİLİTARİST bir söylemle çıktı ortaya… Esasen, ne dediğini tam olarak bilmediği ve danışmanların yazıp, çizdiklerini okumaktan öte siyasi bir yetisi olmadığı için bu savrulmalar doğal!

Recep Tayyip bey’in, elindeki metinleri bırakıp, kendi görüşlerini söylemeye başladığı anlarda ortaya çıkan resimle, küresel olarak çizilen görüntü arasındaki farkı da biliyoruz artık. Şöyle desek yanlış olmaz; LAİKLİK türü konuları dışarıda bırakırsak, Tayyip bey resmi söylem için biçilmiş kaftandır! Dahası; MİLLİ GÖRÜŞ’ten döne döne, önce Liberal ve AB’ci olan Tayyip bey’in, yakın gelecekte, devletin istediği türden bir KEMALİST’e de dönüşme imkanı vardır…
Michael Jackson siyah başladığı ömrünü nasıl beyaz sonlandırdıysa, Tayyip bey’de, DİNCİ başladığı siyasi yaşamını LAİK BİTİREBİLİR!

ÇÖZÜM KİMİN?

Açık olan şudur; ABD bölgede kendi askerinin ölmesini istemiyor, bunu iç kamuoyuna açıklayamıyor. Dahası, dünyada artan ABD karşıtlığı, bu tür askeri süreçlerle daha da artıyor. Üstelik iktisadi olarak da sürdürülebilir bir durum değil bu. Artan İSLAMOFOBİ’ye karşılık, bölgemizde demokratik açılımlar sağlayarak, söz de dünya barışına katkı yapılacağına da ikna etmiş durumda bizimkileri… Esasen, kimseyi ikna etme zorunlulukları yok ya, neyse…
Yorgun, yılgın ve canı sıkkın bir ordumuz var. Yıllardır düşük düzeyde bir savaşı sürdüren askerler, hangi dava uğruna can verdiklerini bilmez haldeler. Bir türlü terör bitmiyor, toplumsal ortak dil kurulmuyor, barış sağlanamıyor. Herkes kirli işlere bulaşmış durumda. Dünya değişiyor, kan davasına dönüşen bir siyasetle bu işin içinden çıkılamayacağı da açık!
Sınırların dışındaki Kürtler Amerikancı olduklarından beri farklı bir dil, neo-liberal küresel sürece uygun YENİKÜRT oluverdiler. Varsa yoksa ABD. Artık bölgenin mazlum halkı değiller. Yeni bir sosyetik duruş geliştirmiş, araçları, elbiseleri, bölgesel etkinlikleriyle farklı bir izlenim vermekteler.
İşte ABD-TÜRKİYE-BÖLGESEL KÜRT YÖNETİMİ getirecek bu yeni güzellikleri!
....

KİM BARIŞTAN SÖZ EDERSE KULAK VERİLMELİ!
Apo, DTP, bölgesel Kürt devleti yöneticileri, her kim ki kanı durduracaksa, mutlaka dinlenmeli. Bu açık. Ancak endişem; bölge halkının yazgısını, yine küresel güçlerin belirlemesi… Sorun dışarıda değil ki! İçimizde… Sorun yeni değil ki! Çözüm çoktandır belli…
Cumhurbaşkanı “Sorunu içimizde çözmeliyiz” diyor. Doğru…
Ama Türk askerinin bölge bekçisi yapıldığı, bölgesel rant paylaşımında ABD’nin müttefiki olan bir Türkiye ne saygı görür, ne de güvenli yaşar…
Bir kere kendi insanımız için, kendi çözümümüzü sunsak ve uygulasak! Yalan da olsa, yanlış da olsa, denesek… Herkes yüreği yettiği kadar açılsa…
Anadolu bunu sağlar, merak etmeyin!” (28 Temmuz 2009)


Kelimeler kalıntıların arasında mahsur kalakaldığımız modernliğimizin hudutları dahilinde varedilmiş, canlandırılmış olguları biçimlendirebilmemizi sağlayan yegâne unsur. Çabalandığımız farklılıkların da nasıl dönemeçlerde hasıl olduğundan, genel resmin duyumsatmış olduklarını da idrak edebilmemiz söz konusu olduğunda da aynı etkide varlığını gösteren bir bileşeni sağlamakta. Sağlamlaştırmakta. Kelam, edile gelen bilindik tınlayan lafazanlıkların bir noktada sabit kalmasını olası kılmakta. Geride bırakılıp, üzerine eklemlenebilmiş her yeni ile varlığının daha da önem arz ettiği bir eşik, eşleştirme. Sunulmakta olanların niceliklerinin ve kapsamsallıklarının daha manidar kılınmasını da mümkün kılmakta. Kelime, vurgulanması elzem olanın, düşünselliği gerekli olanın, görülmesi ve bilinmesi bu vakitten sonrasında kaçırılmaması gerekli olanın resmedildiği bir metafor halini almakta. Dönüştürüldüğü her anında, kısa dahi olsa alıntılanan dizilimler, çıkarsamalar bu gerekliliği belirginleştirmekte. Kağıt üzerinde değişimi hayata geçirilebilirlik noktasında canlandırabilmek için bir vesile. Kayda almaya çabaladığımız her Deuss Ex Machina notunda belirli rotaların ve duyumsatmaların körleştiriciliğinden mümkün olduğunca uzak durarak, kelimeleri birbirleriyle ilintilemeye devam ediyoruz. Havanın kirli, kasvetli boğuculuğunun getirdiği şartlarda, mümkün olabilecek alternatifler için hemen her koşulda bir kelime eklemeye çalışıyoruz. Noksanlara takılı kalına kalına, birbirlerinin aynısı görünen ama sürekli olarak görselleştirilip, curcunalaştırılan, makyajlanan, deforme edilen, rahile düzenlemelere terk edilen örneklemlerin kıyılarından uzağa bakmaya, hatalarımızla beraber ilerletme gayretindeyiz. Öğrenildikçe her bir kelamın sağladığının, tektipleştirilmiş aynılıklardan, ötekisi kavramlarının bitap düşürücü yıkıcı vurgulamalarından, herşeyin en doğrusunun bilindiğinin sanrısından ve kutsallığından ayrıştırabilecek kadar türlü farklı yönelişimleri bu çatı altında sunabilmek en büyük gailemiz. Kısıtlı zamanlarda çıkan, kelime dizilimlerini, müzikal yansımalarıyla beraber şekillendirdiğimiz bi'haftayı daha geride bıraktık. Elektronik seslerin teğellendiği Deuss Ex Machina'nın 262. bölümünde kısım boyunca derinleştirmeye çalıştığımız kelimelerin sağaltımlarına dair göndermeleri barındıran bir seçkiyi sunduk. Seslerin belirli bir formda eğrilip bükülür, harman edilir iken kolajladıkları metinsellik rotamızı ve bu sayfanın amacı söz konusu olduğunda ortaya çıkan / çıkabilecek alt metinleri kapsamasındaki durağımız Birmingham'ı işaretlemekte. Düşük yoğunluklu lo-fi elektronik yapılandırmaların mihmandarı, kah dubstep, kah idm ve braindance'in dolaylarında tınlayan kayıtların altına imzasını atan, multi-enstrümantalist, eğitmen ve prodüktör Steve Milanese'i üçüncü uzun çaları olan Lockout'a dair detaylarla, oluşturduğu ses evrenine kısa bir bakış gerçekleştiriyoruz. Elektronik müzik şimdilerde algılanıldığı üzere 0 ve 1'lerden ibaret bir damıtım, örgüleme değil sadece alabildiğince genişletilebilecek detaylar barındıran, muhteviyatının üreticinin belirlediği hatlarda şekle kavuşturulabildiği bir disiplin. Basit bileşenlerin, analog enstrümanların bu tarzda yerlerini aldıkları konusunu da 70'li yıllarda üretilmiş olan ilk elektronik tabanlı kayıtlardan bu yana meraklılarının söz açıldığında ileri sürebilecekleri bir argümanın ev sahibi. Formlar geliştirilir iken kurguya eklemlenmiş her tını kümesinin, geleceğin müziğinin tasarlanmasında da paylarının olduğunu unutmamalıyız. 90 kuşağının tanımlandırmayı başardığı ve bir alt kültür, özel takipçilik gerektiren bir dinlencelik hüzmesi üzerinde hareketlendirilen elektronik dans müziği dinlenceliğinin de bu kavislerden, deneyselliklerden baz alınarak şekillendirilmiş örneklerini çözümleyebilmek mümkün. Amerikan menşeili Techno akışın Kıta Avrupa'sı üzerinde etkisini göstermesinin ardından ortaya çıkartılagelmiş, türetilip adları konulan her bir alt disiplinde bu bakışımı irdeleyebilmek ve farklılıklara anlam kazandırabilmek olası. Tekniği gelişime tabii tutulmuş bir odak oluşturmasında Almanya, Hollanda ve Fransa gibi ülkelerin yanında da İngiltere'nin kendi içerisinde damıtılmış olan, farklılıklara işaret eden, bir yerlerden tanıdık gelse dahi birebir benzeştirilemeyecek konumlandırmalarının, tarzların sınırlarının belirlendiği bir ülke olduğunu da belirtmeliyiz. Formüle edilemeyen bir coşkunluğun hasıl olduğu Happy Hardcore, müstehzi bir dili muhetivyatına dahil edildiği eksantrik banliyö Rap'i, Jamaika'nın ulusal müziği kıvamında tanınagelen Reggae'nin pek çok değişik elektronik ses dalgasında yeniden kurgulanmasından doğmuş Jungle Raga ve onların bir adım ötesinde onlarca değişik alt adlandırmaya ulaşmış olan Drum And Bass küllüyatını ve Akıllı Dans Müziği'nin kökenlerinin dibinde bitivermiş ilerleyen dönemde apayrı bir kulvar halinde elektronik müzik sahnesinde söz sahibi olmuş Rephlex Müziği ya da Braindance gibi değişken ama genelinde, baktığımızda sabitliklerin yersiz olduğunu imleyen çıkarsamalar İngiltere'nin ana akım tını kümesinin dışında da kayda değer bir yaratım fabrikasını çağrıştırdığından dem vurulabilmesini olası kılmakta. Geçmişin tınılarından yeniyi kotarma konusunda çabalanımların, türlerin geçişkenlikleri söz konusu olduğunda ileri sürülen hamlelerin, seslerin çeşitlendirilebilirliğinin hissiyatsız bir müzik olmasının üzerine vurgu yapılan elektronik müziği nasıl daha iyi bir konuma ulaştırdığının örneklerini keşfetmek, kelimelere bağlayabilmek mümkün. 13 yıllık eğitimi boyunca müziğin her disiplininden ve formundan birer parçayı kendisine eklemeyi başarmış, oluşturduğu ses kolajlarının ve türetimlerinin de hemen tümü için geçerli olabilecek yaratıcılık odağını bir kademe daha yükseltmiş bir prodüktör Steve Milanese. Aldığı tavırlarla beraber yer altı sesciliğinin güzergah belirleyicilerinden.

Standartların keskinleştirilmediği rave günlerinin çocuklarından bir isim Steve Milanese. Topyekün bir değişimin seslendirilmeye çabalandığı, aynalanmış ses elementlerinin, yüksek tempo ritmlerin, benzeri oranlarda da deneysel kesişimlerin birbirleriyle buluşturulduğu etkinliklerin kendi müziğinin de yapısını ve genel omurgasını oluşturmasındaki katkısını sıklıkla dile getirmekte Milanese. Spannered.org sitesi için yapılmış röportajında da değindiği gibi, Ozzric Tentacles'dan, Eat Static'e, Underworld'den, Mike P. aka Mu-Ziq'e, Bandulu'dan, Orbital'a uzanan ekiplerin ve sanatçıların 90'larda oluşturmayı başardıkları elektronik deneyselliğin, Megadog ve Megatripolis gibi Rave'lerin izlerinin, Trance Europe Express'in ilkleri barındırmış toplama albüm serisi gibi çalışmalardan yansımaları Milanese'in prodüksiyonlarında detaylandırabilmek mümkün. Bu etkileşimli müzikal seyyahlığı sırasında elindeki Jungle plaklarıyla da çeşitli eklentilerle de yer yer Acid Techno'ya uzanmış bir DJ'lik kariyerinin bulunduğunu dipnot olarak ilave edelim.2001 yılında Elektronik Müzik üzerine tahsilini gerçekleştirirken bir yanda da stüdyolarda çalışan olmaktan yana şansını deneyecektir Steve Milanese. Kings X, Kings Cross gibi stüdyolarda çalışmakta iken bir yandan kendi müzikal kayıtlarını da temellendirmeyi başaracaktır. Various Productions üyesi Adam Phillips ile ortaklaşa küçük parça kesitleri, kayıtlar, çeşitli miks prodüksiyonları ve Stella McCartney'in defilesinde kullanılmak üzere fon müzikleri tasarlar. Bir yandan ses tasarımcılığı, diğer yanda da çeşidi giderek artan müzikal kurgulamalarının ardından 2003 yılında ilk çalışması olan Cognac parçası Various Productions projesinin 7''lik kayıt dizininde “B-yüzü” olarak dinleyicilere sunulur. Brandy'nin, “What About Us?” parçasından edindiği ilham üzere yapılandırılmış bi’kolaj tefsirdir Cognac. Bu çalışmanın hemen ardılında ise Chris Clark’ın da teşvikleriyle beraber Warp Records çatısı altında geçirilecek gün ve çalışmalara ulaşılır. Warp Records’un dans müziğinin merkezinde toparlanmış külliyatların sunulup paylaşılacağı etiket olarak tasarlanmış Arcola’dan “Vanilla Monkey” kırkbeşliği yayınlanır. Bir parçanın üç farklı versiyonu dahilinde yukarıda kısaca değindiğimiz müzikal kesitlerin izlerinde dolaştırılmakta olan bir dinlencelik ortaya çıkartılır Milanese tarafından. Kuvvetli bas öğelerinin ön planda tutulduğu 4X4 vuruşlarıyla UKG-House formu orjinal verisyonu tanımlandırır. 1Up Mix’inde ritmin daha düşük, aksak hale evrilimi, son düzenleme olan Babette Mix’inde ise Dubstep’in henüz çok yeni bir alt disiplin olarak şekil bulmasını idrak ettirmeyi de kolaylaştıran bir mekaniklik kulaklarda yer edinir. Kurguları boyunca süreklilik taşıyan bir biçimde daimi bir deneyselliğin izlerini taşıması açısından önem kazanan bu çalışmanın ardından ise 2004 yılında debut mini albüm ‘1 Up’ ana çatı Warp Records’dan yayınlanır. Milanese’in elektronik dans müzikleri ile geçmişinin türlü çeşit müzikal tonlamaları arasında dengeler, köprülemeler gerçekleştirdiği bir eski okul müzik güzellemesi olur 1Up. Karakteristik özellikleriyle de 90’ların Rave etkinliklerinin müzikal bir hüzmesi kayıt boyunca sürekli olarak bir görünür, bir kayıplara karışır Milanese’in ellerinde. Bir yerde teknik olarak unutulmaya yüz tutan müziğin değerinin tekrardan verilmesinin sağlanmaya çalışıldığını da belirtmekte fayda var. Kısa süreleri dahilinde birbirlerine ilintili halde bulunan toplamda altı parçalık kayıtta en hızlı raks nağmelerinden en deneysel endüstriyel tınılara yavaş yavaş ilerleyen bir teknik derinlik, seyyahlık gerçekleştirilir. Raga Jungle vokallerinden apartılmış vokallerin üzerinde gezinedurduğu harareti yüksek bas kurgusu, UK Garage Billy Hologram’la albümün açılışı gerçekleştirilir. Dubstep nağmelerine direkt ilintilenen, somut endüstriyel kurgulaması ile beraber dans ettirir bir kurgunun nasıl olabilecğeinin ispatı; So Malleable, Drum and Bass’in efektif bir biçimde parçayı ilerlettiği halleri duyumsatmayı başartan Cowboy, giderek derinleşen katmanların sesçiliğinin de vurgulanabilir örnekleri arasında, en başında sonuna kadar bir Rephlex / AFX ses eriminin takipçisi olan geleceğin tekno-jungle parçası Iacon ile finale ulaşırız. Yüzeylerinin elektro-mekanik saydamlaştırıcılar ile b filmlerden eklenen kesitlerin birbirlerine çarpıştırıldığı bir metafor halinde ilerleyen, gerçek bir zihin jimnastiği kurgulaması Head Bocs ile tadımlık ama keyifli bir dinlenceliğin sonuna ulaşılır. Herşey buraya kadar değildir tabii ki Milanese’in seyrüseferinde. Dinleyici olarak başladığı Elektronik Müzik’te hemen bütün kalıtlardan ve dönemlerden kesitler barındıran bir tamlamaya daha girişecektir.Mike Paradinas’ın Planet µ plak şirketinden 2006’da yayınlanan ilk uzun çalar “Extend” bu önermelerin tümüne dair dinleyicinin kendince rotalar belirleyebileceği bir dinlenceliği sağlar. Bir çeşit karışık kaset edasıyla 1990’ların başından 2000’lerin başlarına kadar geçen sürede türetilmiş, sınırları çizilip, kayıtlarını dinlediğimiz alt türlerin hemen hepsinden ufak tefek detaylar barındıran bir güzellemedir “Extend”. Tarz ve türevlerin Elektronika’nın sınırsızlığında betimlenmesi, aynı zamanda bu türleri keşfetmek isteyenler için de kolay bir başlangıcı sağlayacağını belirtmekte fayda var. Endüstriyel ses eriminden yola çıkılmış, Digi Dubstep döngülerinde kendini bulan albümün en uzun parçası olan “Mr. Bad News” ile kayıt açılır. Manchester’lı Grime Kollektifi Virus Syndicate’in misafirliğinde kaydedilen, albümün hemen öncesinde de kırkbeşlik olarak yayınlanmış “Dead Man Walking” aksak ritmler diyarında beklenmedik çıkarsamaları her an dinleyebileceğimizi hatra düşüren bir örneklemi gerçekleştirir. Güçlü alt yapısı ve daha öncesinde Deuss Ex Machina’da incelemeye çalıştığımız bitmek tükenmek bilmeyen enerjilerin mümesilleri Virus Syndicate parçanın gerek dinlenebilirliğini, gerekse de altta yer bulan Grime elementlerini keşfettirebilir bir çözümlemesini dinleyicilerle paylaşılmasına vesile teşkil eder. İçeriği sertleştirilmiş Cognac yorumu olarak kısaca tanımlayabileceğimiz “Caramel Cognac” bir önceki yükselişin ardından uygun bir biçimden aksak melodilere erişimizi sağlar. Albümün daha karanlık ve koyulaştırılmış müzikal cenahlarının sahne aldığı parçalardan birisi olan “Mr. Ion” teknik jungle vuruşlarının Mike Paradinas gibi nev-i şahsına öznel kayıtlar ortaya çıkartan prodüktörlerin ilintilediği Illbient-Elektronika formlarına yakınduran bi’kurguya ev sahipliği yapar. “Sight Beyond Sight”’da da bu havanın daha keskinleştirildiği Drum And Bass vurgusu üzerinde ilerletilen, ‘Iacon’ parçasının da tersyüz edilerek yeniden tasarlandığı kesit karşımıza çıkartılır Milanese tarafından. Deneysellik, kayıdın son evrelerinde kulaklara çalınan iki farklı örnek de droney noise taslağı “One Eye” ve Ambient kesitlerinin piyano nağmelerinde bir çeşit karaşın ağıdı ilintilediği hal ve ruhiyeyi taçlandıran ya da uzun Rave’lerin ardındaki Chill Out müziklerinin farklı bir okumasının da böylesi bir aynalamasının olabileceğini düşündüren bir dinlencelik ile kayıt nihayetlendirilir. Çıkartmış olduğu ses yüzeyleri arasında daimi bir biçimde farklılaştırma ve deneyerek yeniden kotarma yolunu pür dikkat bir biçimde devam eden Steve Milanese’in bir sonraki kaydı olan “Adapt”’da bu iki albümün çatısı altına aldığı ses erimlerinin izlerinde ilerletilen, artık daha tutarlı bir biçimde motiflerin ve disiplinleri de belirginleştiği bir devam kaydı olarak tanımlayabilmek olası. Toplamda üç adet yeni-yenilenmiş parçayı ihtiva eden kayıtta, en başından bu yana sanatçıdan desteğini esirgemeyen bir başka elektronika türevleri yaratıcısı Chris Clark, Techno’nun deneyselliği üzerinde çalışmalar gerçekleştiren Wagon Repair etiketi altından sevip saydığımız nadir isimlerden Nathan Jonson aka Hrdvision ve moshstep’in kuvvetli, puslu, karaşın hatlarından sesler derleyen Greg Sanders aka DJ Distance’ın yorumları, Elektronik müziğin alıp ilerlettiği yönleşimleri, değişken ses kesitlerinin varlığını, muktedir ses formlarının damıtımının kıvamı tutturulduğunda herhangi bir başka ‘ana akım’ müziği kadar etkileyici olabileceğini kanıtlayan örnekleri barındırır. Curtis Alan Jones’un vokallerini hatırlamamızı sağlayan bezeyişlerle süslenmiş, sadık techno nağmelerinin giderek yükselen bir kompozisyonda Dubstep ile hemhal olduğu hallerde ilerletilmiş Mr. Good News ile kayıdın sınırlarına dahil olunur. Kesip biçtiği endüstriyel seslerle glitch formunu işlediği, prodüksiyonunda parçanın orjinalinde yer edinmiş Breakcore nağmelerini katmanları bol kolajlamasında işleyen Hrdvision yorumlu Sight Beyond Sight, Chris Clark’ın bir tutam ince elenmiş müzik kutusu sesi ile yüksek yoğunluklu çiğ Drill And Bass kavislerinin aynı potada karıştırıldığı, parçanın ilk halinden de neredeyse daha yoğun bir etkiyi dinleyende bıraktırmayı başaran bir kurgulama dinleyicilerle paylaşılır. Yeknesak ritmler, aksak kesişimler ve tıpkı Milanese’in büyük bir ısrarla peşinden koşturduğu deneyseli tanımlandırabilecek kadar yetkin bir odak halinde albümün de üst seviyelerinden birisinin altına imzasın atacaktır, Chris Clark. 8bit müzikleriyle eski okul Techno’nun birbirlerine çarpıştırıldığı, tavizsiz ‘angst’ step Barry Dub, Katie Kestrel’in vokallerde konuk olduğu albümün de en nahif parçalarından, çağlaması ve doğaçlama gürültü şenliğinin minimuma indirgendiği UK Garage yorumlaması Double Face’le kayıt bütün seslerin dengeli bir biçimde kullanıldığı, eksik parçaların da keşfedildiği bir retrospektif bağlantısı ve kaynağı haline dönüşür.Bu birbirleriyle ilintili olarak geliştirilen, derlenip toparlanan yeniden yorumlanan, tersyüz edilmişlikleri farklı müzikal odaklarda yeniden yorumlamaya girişilen Milanese külliyatının şimdilik son halkası olan "Lockout" albümü ile ilgili notlarımızı iletelim. Basamak basamak ilerletilen bir müzikal kalıt olduğundan dem vurmalıyız öncelikle. Milanese’in geniş zamanlı ve farklı zamanlarda yayınlanmış kayıtlarının hem kapsayıcı hem de geliştirilmiş örneklerini Lockout’da duyumsamak mümkün. Yer altı müziğinin kendi özgün ritüellerinin atlanılmadan, freni boşalmış bir biçimde, tüketilebilir addedilmiş seslere ilişilmeden de elektronik müzik türetiminin gerçekleştirilebileceğini örneklemekte, Steve Milanese. Bu kayıtta artık tek de değil üstelik, kalibresi yüksekçe tuturulmuş yer altı hip-hop müzisyeni ve prodüktörü olan Kgotso Semela aka Ben Sharpa da albümde 3 parçada vokallerde yer almakta. Keza Alman ikili Al Haca Sound System albümün açılışında yer bulan Baby Blue parçasının Milanese düzenlemesinde vokal hanesini de doldurmakta. Yoğun enerjik bas kroşelerinin, eğlendirici öznesi ön planda olan sözlerle tanımlandırılıp kurgulandığı çalışma vurgularıyla Dubstep ile Modeselektor’den aşina olduğumuz Alman ‘elektro-rock vs. Techno’ betiklerini birbirleriyle buluşturmakta. Hemen ardılına ilintilenmiş olan Wonderful World parçasının daha sertleşen sözlerle aynı kulvarın bir adım ötesini ortaya çıkarttığını vurgulamalıyız. Ses keskin bir dönüşün ilerisinde elektronik elementlerin uygun bir biçimde kullanıldığı, Rave durumunun da aleni bir biçimde ön plana çekildiği eklektik bir yapıyı barındırır. Aksak ritmlerin dubstep sularında canlandırılmasından mülhem The End, albüm dahilinde yukarıda uzunca detaylandırmaya çalıştığımızı tek bir hamlede ve yaklaşık dört dakikalık bir süreye sığdırır. Vokal kesitlerine dikkat kesilmenizi de ivedi bir biçimde salık veririz. Hemlock Recordings’in sahibi Jack Dunning aka Untold’un kurgusuyla biçimlendirilmiş Reggae tonundan eksantrik Dubstep endüstriyelliğine uzanan form albümün kapsayıcı haliyle de örtüşen bir müzikal geçidi sağlar. Breakbeat topluluğu Unique 3’nin “Invasive Signals” albümü içerisinde yer alan Take This Love parçasında Milanese tarafından yapılmış yeni düzenleme de albümün bir başka önemli kesidini sunmakta. Techno özellikle Minimal alt yapılara haiz ses erimleriyle uygunluk ve aynı hatlarda örtüşebilen Dubstep’in yakınında yer alan Breakbeat disiplinine de paralel bir kurguda yakınlaşabileceğini kanıtlanmakta. Değişken ritmler ve ses aralıklarının bir sonraki durağında yeniden Ben Sharpa’nın vokallerde yer aldığı Disclosure parçasına ulaşırız. Eleştirel sözleriyle, uyumlu bir hatta ilerleyen elektronika / enstrümantal hip hop kurgulaması fazlasıyla tatminkar bir biçimde dinleyene tüm alternatiflerin sunulduğu bir seçkinin içerisinde olduğumuzu hatırlatan bir ikaz kavisini oluşturur. Türler ve parçalar birbiri ardına ilerler iken rotamızı bu kez Danimarka’lı Booty Cologne grubunun Shake Wut Ya Mama Gave Ya parçasına düşülen Milanese imzası belirler. Kirli elektro nağmelerinin, ardı arkasına kurguya dahil edilen döngülerde grime ses eriminin sınırlarını yokladığı bir yorumlama kulaklarımızda yer edinir. Albümün finalini ise Disclosure’ın enstrümantal versiyonu gerçekleştirir. Sert ve tavizsiz bir biçem dahilinde kurgulanan albümün de genel atmosferini oluşturan karaltılı, puslu havayı ihtiva eden, eski okul technoesk formu ile dinleti tekrardan başlat tuşuna basılmasına kadar nihayetlendirilir. Steve Milanese, burada çok daha derinleştiremediğimiz, alıntılayamadığımız kadar elektronik müzik üzerine tezler üretebilen, ambalajlanmış tekdüzeliğin albenisinden ise farklı oluşturanın materyallerin kurgular dahilinde nasıl tanımlandırılması gerektiğine dair önermeler gerçekleştiren bir prodüktör. Rave günleri boyunca damıtmış olduklarının, şimdilerde dinlenilen elektronik sesleri de kapsamasının geniş bir ara parantez açılmasını sağlayabilecek kadar yetkin bir donatıcı, belgeleyici. Planet µ’dan 2009 içerisinde yayınlanmış, önem arz eden bir dinlencelik “Lockout”. Şehrin ritminin ne olması gerektiğini özenle belirginleştiren bir modelleme.

...Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam...İyi Haftalar...

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Kürt Açılımı / Saçılımı Üstüne Deneme – Enver AYSEVER – Birgün
Hükümetten İhtiyatlı Ama Olumlu Başlangıç – Hasan CEMAL – Milliyet
Yeni Kürt Sorunu ve Biz – Deniz Ülke ARIBOĞAN – Akşam
Satılmamış Solculara Dair... - Ersin TOKGÖZ – Radikal
Grev Güncesi - Sabah / ATV Emekçileri

Değerlendirilesi Güncel Makale ve Yazılar
Metalci Selami - \m/ - Blög
My Life According To Emiliana Torrini – Sheed – Numaraiki
AGF / Delay – Symptoms Albüm Eleştirisi – Fasitdaire – Nota Bene
The American Dollar – Ambient One Albüm Eleştirisi – Dream Endless – Limbo Pillow
Robot Band Plays Music, Obsesses About its Online Followers - Priya Ganapati – Gadget Lab At Wired.com

Milanese Official
Milanese At Myspace
Milanese – Breaded Meats, Shredded Beats – Interview – By Derek Szeto – Spannered.org
Milanese – Lockout Album Review At Alt.Sounds By Nat Morris
Milanese Live At BBC Proms / Peel Night 2008 On Youtube
Ben Sharpa At Myspace
O2 Aka Square Head At Myspace
Dub Frequency Records At Myspace
Unique 3 Official
Unique 3 At Myspace
Unique 3 Interview At DMC Update
Millie & Andrea At Boomkat Semi Official
Point B Official
Point B At Myspace
Point B – Lost Tapes Set – Spannered.org
Brackles At Myspace
Brackles Live At Rinse FM (30.06.2009)
Brackles Interview At Sonic Router
High Rankin At Myspace
High Rankin At Palms Out Sounds
Howie B At Resident Advisor
Howie B At XLR8R
Howie B At VH1
Ramadanman At Myspace
Blasta At Dubstepforum.com
Blasta Official Album Minimix At Argon
Kutz At Myspace
The Black Ghosts Official
The Black Ghosts At Myspace
Marlow At Myspace
Subscape At Myspace
Pitch Black At Myspace
Clubroot At Myspace
Lo Dubs At Myspace

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;
Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8
---------------------------------------------------------
>>>>Info Go-R-Sel Dream By Toni Tiller
© Toni Tiller’s Flickr Page

Milanese’ Photos Courtesy From Below Listed Site
Milanese At Myspace Photos Section

>>>>>Poemé
Tarih Kötüdür – Barış PİRHASAN

İşte gençliğimin şiirleri
İlk gençliğimin
Güzel şeyler
Deli saçmaları
Beceriksizlikler
Şehvetle titreyen parmaklarla yazmışım onları.

Bir çocuk için
En güzeli
Belki bütün yazdıklarımın en güzeli
Gövdemi ılık
Kirli
Pırıl pırıl bir havuzda düşlerdim
Göğsümde nilüferler
Su çiçekleri

Garip bir çocuk dediler bana
İçine kapalı
Güçlü
Onun koluna girerdim
Zayıflığı çekerdi beni
Acımasız pırıltısı
Geceleyin kendini sevmesi
Organları

Çocukluğumun şiirleri
Hepsinde umarsız bir çığlık
Zavallı
Traji-komik
Şanlı tarihim:
Ne zorbalar geçmiş beynimden
Ne haksız kıyımlar olmuş gövdemde
Kimler can vermiş hapishanelerde
Hangi sınıf egemen?

İlk şiirlerim
Alaycı bir göz
Kirpiklerinde tohum
Düzensiz patlamalar
Yaralı omuzlarım
Biri kavga türküsü
Acemi
Çığlık çığlığa
Yarım

Bütün bunlar şimdi geçmişte kaldı
Çocukken yazdıklarım beni yüreklendiriyor
Bir budala gibi
Yoksul bütün halklar gibi
Şaşkın bir el yazısıyla
Ayaklanmalar tasarlıyorum.

4 comments:

íí said...

bazen muzik bahane oluyor post'larda, gozum muzik tasvirlerinden once baska yerlere kayiyor. yazilarin girizgahlarindaki gundeme dair ve dair olmayan tespitler ve tavsiye edilen okuma parcalari kafamdaki izlenim kirintilarini tutkallayici bir etki yapiyor. istiyorum ki herkes en azindan yarim saat ayirsin yazdiklarina ve tavsiye ettigin okumalara.

Deuss Ex Machina said...

@íí
genellendirme ve onlarin yapitaslari olan kliselerin mazur gorulemeyecek bir bicimde olagan karsilanmasina karsi olabildigince eksik parcalari, ayrintilari ve yarim agizliliklari, tamamlamaya calisiyorum. her bahsini actigim konuda sadece ben'i degil biz ve bu topragin butunune etkisine dair orneklemler alintilamaya caba sarf ediyorum. ama bu cok buyuk bir basari olarak degerlendirilmeli mi? orasini bilemiyorum. (takip edenlere sormamiz lazim, öncelikle) kelimleri ivedi bir bicimde yan yana dizmek, anlam cikartmak, okuru meraklandirmak maharet ister, henuz bendenizde o konuda cok fazla eksigi olan bir amatorum. belki olmasi gerektigi kadar da acikca ifsaata girismedigimden, etiketlere bagli kissalar ilistirmedigimden, memnun edici ogeler barindirmadigimdan okur / takipci kisminda gunden gune, surekliligi artan bir bicimde eksilme karsima cikmakta. sen basta olmak uzere toplamda 46 kisinin (takip ettigini belirten sayfada goruntulenen 22 kayitli isim dahil) bu sayfanin ayakta kalmasi icin hemen her konuda ilettikleri benim icin yeni uyarilari, daha iyisini nasil yapmaliyim sualini beraberinde getirmekte. keskelere, amalara siginip kalmadan, dediklerim ile kurmaya calistigim tenkitsiz form ve yazimsilar buranin meramini da daha iyi anlatacaktir. elbette bu ovguler duzulmus yorumu da hak etmek var bir de. tesekkur ederim tekrar, bu sayfanin yitip gidecegi zamana kadar birseyler yapmaya caba sarf etmis oldugunu farkina vardigin icin. vakit ayirdigin ve yorum biraktigin icin. sagolasin.

íí said...

okur/takipci konusunda azalmalardan bahsetmissin. bunun olasi sebeplerini zaten sen de tespit etmissin. blog icin urettigin formatin zorlayici oldugu bir gercek. yanyana dizdigin kelimelerin arkasindaki anlamlari desifre etmek biraz emek gerektiriyor. her yonden bilgi bombardimani altinda oldugumuz su cagda okuyucularin bu emegi vermeye gonlu olmayabiliyor. insanlar daha kisa yollardan tatmin almak istiyorlar. az bir dikkat gosterme sonucu yanlarina bir seyler kar kalsin istiyorlar; bu sebepten bilgi ya da fikir kapsul kivaminda, sloganlar halinde talep ediliyor. budur belki okuyucu sayisinin dusmesinin arkasindaki sebep. bu sebebin etkenlerini kolaylikla yok edebilirsin aslinda ama o zaman da bu blog'un derinlere inmeden surekli sarki ya da album paylasan onlarca muzik blog'undan ne farki kalir, onu bilmiyorum.

Deuss Ex Machina said...

@íí
herseyden once makina'ya ozellikle vakit ayirdigin icin mutesekkirim. yorumlarin bu sahifenin amaci dogrultusunda nasil bir yol cizmesi gerektigini hat'ra getirmekte. kendi sularinda haftada bir saatlik bir radyo programinin dokusunun otesine nasil gecilir,nerelerden beslenip nasil eklentiler gerceklestirilebilir gailesiyle tek kisilik bir kadrodan ilerlemis bir gunce idi Deuss Ex Machina. Vak't oldu yazilarin ardi arkasina arkadaslarimin kisisel katkilari oldu sahife genisledi. Vak't oldu isler gucler yogunluklar derken bu yapiyi tek basina goturmem gerekliligini belledim. Elbette, herkesi memnun kilacak bir seyler ortaya cikartmak zor. Simdi bir kere daha dusununce de bu kisisel tercihimin beraber getirdigi bir akışı / doğruyu karsima cikarmakta. Hatasi ve yanlislariyla ama zamansizligin surlarinda takili kalmis tespit bocegi kivamli kestirmelere de ilismeden ilermekte, blog. Evet cok da okunmuyor, ama bu katilim gosteren, ses vermek isteyenlere de mani olmadi, insallah bundan sonra da olmayacaktir. Aslolan ortaya cikartilani bir is olarak degil, sevip desteklenmesi iki uc cumle fazlasinda farkli yorumlamalarini hep beraber kesfetmek oldugunun bilincinin yerlesmesidir. tipki senin 13melek'de, dream endless'in limbo-pillow'unda, suhan'in dinleme parki'nda, fasitdaire'nin nota-bene'sinde, kacakkova'nin mutlak töz'ündeki gibi ilerleyen bir dizinde tum gerceklestirilenleri baz aldigimizda. En azindan kendi acimdan baktigimda bu kadar emek sarf edenin oldugu bir yazinsal mecra dahilinde ne kadar cok seyin, konunun vs. bilin(e)mediginin, uzerinden hoppadanak atlanildiginin, flas flas flaslarin altinda inim inim inletildiginin, gormezden gelindiginin ayirdina
vardirmakta. Okuyucu / takipci cephesi icin verdigim rakkam benim icin cok hulyali,cok dusunulemez olani tanimlandiran bir olgu idi. Kesin ve net olan ise burayi takip etmeyi surdurenlere meramimi 'net' bir bicimde paylasabilmem. umarim bu yonde bir eksilme soz konusu olmaz. Dedigim gibi oyle bir geciyor zaman ki, hersey ayniyle vaki kalmasin cabalanimi bir fazlasini nasil yapabilirim, yapabiliriz sorularinin icerigi doldurulmayı beklemekte. Soylenmemis yeni sozleri paylasabilmek umidiyle...